Hava Durumu

#İhmal

Gürsu Haber - İhmal haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İhmal haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Osmangazi'de A Harekat! Anahtar Parti Osmangazi İlçe Başkanı İsmail Demir Haber

Osmangazi'de A Harekat! Anahtar Parti Osmangazi İlçe Başkanı İsmail Demir

Osmangazi’nin yıllardır çözülemeyen ve giderek derinleşen sorunlarına ilişkin çok sert ve kapsamlı bir açıklama yaparak hem Osmangazi Belediyesi’ni hem de Bursa Büyükşehir Belediyesi’ni ağır bir dille eleştirdi. Demir, ilçenin adeta kaderine terk edildiğini savunarak, “Osmangazi sahipsiz değildir, ama yöneticiler ne yazık ki sorumluluklarının tamamen uzağındadır” ifadelerini kullandı. Demir, açıklamasında Osmangazi’nin artık “yönetilemeyen bir ilçe” haline geldiğini belirterek, plansız büyümenin, çarpık kentleşmenin ve ihmalkârlığın ilçeyi içinden çıkılmaz bir noktaya sürüklediğini söyledi. “Bugün Osmangazi’de yaşanan tablo bir beceriksizlik değil, doğrudan doğruya bir yönetememe krizidir. Bu kadar uzun süre çözülemeyen sorunlar artık ihmal değil, bilinçli görmezden gelmedir” diyerek yerel yönetimlere yüklendi. İlçede altyapı sorunlarının yıllardır çözülmediğini ve her yağmurda aynı manzaraların yaşandığını hatırlatan Demir, “21. yüzyılda hâlâ su baskınları, kanalizasyon taşmaları konuşuluyorsa burada ciddi bir çöküş vardır. Vatandaş her yağmurda tedirgin oluyorsa, bu yönetim sınıfta kalmıştır” dedi. Mahalleler arasında hizmet eşitsizliğinin açıkça görüldüğünü de vurgulayan Demir, bazı bölgelerin adeta unutulduğunu ifade etti. Ulaşım konusuna ayrı bir başlık açan Demir, Bursa Büyükşehir Belediyesi’ni hedef alarak sert ifadeler kullandı: “Bursa’da ulaşım artık bir çileye dönüşmüştür. Plansızlık, vizyonsuzluk ve günü kurtarma politikaları yüzünden insanlar ömrünü trafikte tüketiyor. Her geçen gün artan nüfusa rağmen tek bir kalıcı çözüm üretemeyen bir anlayış, başarısızlığını reklamla örtmeye çalışmaktadır. Bu, vatandaşın aklıyla alay etmektir.” Kentsel dönüşüm konusundaki tabloyu ise “vahim” olarak nitelendiren Demir, deprem gerçeğine rağmen atılan adımların yetersiz ve ağır olduğunu söyledi. “Osmangazi’de binlerce insan riskli yapılarda yaşam mücadelesi veriyor. Ama ortada ne hız var ne plan var ne de samimiyet. İnsanların can güvenliği bu kadar ucuz olamaz. Bu vurdumduymazlık kabul edilemez” diyerek tepkisini dile getirdi. Yerel yönetimlerin önceliklerinin tamamen yanlış olduğunu savunan Demir, “Vatandaşın temel sorunları ortadayken vitrin projeleriyle algı yönetimi yapmak, bu şehre yapılabilecek en büyük saygısızlıktır” dedi. Belediyelerin artık mazeret üretmeyi bırakması gerektiğini belirten Demir, “Sorumluluk makamında olanlar ya görevlerini layıkıyla yapacak ya da o koltukları işgal etmeyi bırakacak” ifadeleriyle eleştirilerini daha da sertleştirdi. Açıklamasının sonunda kararlı bir duruş sergileyen Demir, şunları söyledi: “Osmangazi halkı yıllardır sabrediyor ama bu sabrın bir sınırı var. Biz Anahtar Parti olarak bu düzenin karşısında durmaya, bu ihmalleri her platformda ifşa etmeye devam edeceğiz. Kimse kusura bakmasın; bu saatten sonra susmayacağız, geri adım atmayacağız ve bu kötü yönetimin hesabını sormaktan asla vazgeçmeyeceğiz.”

SKANDAL İDDİALAR! Bursa’da Hayvan Hastanesinde Dehşet Süreç Haber

SKANDAL İDDİALAR! Bursa’da Hayvan Hastanesinde Dehşet Süreç

Bursa’nın Nilüfer ilçesinde bir hayvan hastanesinde yaşandığı iddia edilen olay, hem hayvan hakları hem de meslek etiği açısından büyük bir skandal tartışmasını beraberinde getirdi. Yaralı bir kediyi yaşatmak için mücadele eden bir vatandaşın yaşadıkları, sağlık hizmetinde etik sınırların ihlal edildiği iddialarını gündeme taşıdı. Sokakta yaralı halde bulduğu bir kediyi yaşatmak için mücadele eden Ayşenur Sevim’in anlattıkları, hayvan hakları ve meslek etiği konusunda ciddi soru işaretlerini beraberinde getirdi. “Tedavi İçin Değil, Adeta Pazarlık İçin Karşılandım” Ayşenur Sevim, yaralı kediyi acil müdahale amacıyla götürdüğü hayvan hastanesinde daha ilk anda maddiyat odaklı bir yaklaşım ile karşılaştığını belirtti. Tedavi süreci için belirlenen 5.000 TL’yi peşin ödemesine rağmen henüz ikinci gün ek ücret talep edildiğini söyleyen Sevim, itiraz etmesi sonrası ortamın gerildiğini ifade etti. İddialar; maddiyat odaklı yaklaşım, haksız kazanç talebi, tehdit, zorla belge imzalatma girişimi ve ihmaller zinciri sonucu bir canın hayatını kaybetmesi gibi son derece ağır suçlamaları içeriyor. İLK KARŞILAMA İDDİASI: “PARAN VARSA BAKARIZ” Olayın merkezindeki iddiaya göre, sokakta yaralı halde bulunan kedi acil müdahale amacıyla özel bir hayvan hastanesine götürüldü. Ancak daha ilk anda “paranız varsa bakarız” şeklinde bir yaklaşım sergilendiği öne sürüldü. Tedavi için belirlenen 5.000 TL tutarındaki ücretin peşin olarak ödenmesine rağmen, henüz ikinci gün yeni ücret taleplerinin gündeme geldiği ve bunun hasta yakını tarafından açıkça “haksız kazanç girişimi” olarak değerlendirildiği ifade edildi. ORTAM GERİLDİ: TEHDİT VE FİZİKSEL BASKI İDDİASI Ek ücret talebine itiraz edilmesiyle birlikte ortamın hızla gerildiği iddia edildi. Şikayetçi, hastane yetkilileri tarafından sözlü baskıya maruz kaldığını, üzerlerine yürünerek korkutulmaya çalışıldığını öne sürdü. Olayın büyümesi üzerine polis ekiplerinin çağrıldığı ve yaşanan gerginliğin sağlık hizmeti verilen bir ortamdan çok uzak bir tablo ortaya koyduğu ifade edildi. EN AĞIR İDDİALARDAN BİRİ: ZORLA “TEDAVİ REDDİ” BELGESİ Yaşanan sürecin en çarpıcı başlıklarından biri ise şikayetçiye zorla “tedavi reddi” içerikli bir belge imzalatılmak istendiği iddiası oldu. Şikayetçi, bunun sorumluluktan kaçma girişimi olduğunu savunurken, yaşananların hem hukuki hem de etik açıdan kabul edilemez olduğunu dile getirdi. KAOTİK ORTAM VE İHMAL ZİNCİRİ: KEDİ HAYATINI KAYBETTİ Tüm bu gerilim ve tartışmaların ortasında tedavi sürecinin aksadığı, gerekli müdahalelerin zamanında ve sağlıklı şekilde yapılmadığı iddiaları gündeme geldi. Sürecin sonunda yaralı kedi hayatını kaybetti. Olay, yalnızca bireysel bir mağduriyet değil, hayvan sağlığı hizmetlerinin güvenilirliği konusunda ciddi bir tartışmayı da beraberinde getirdi. “BU SADECE BENİM DEĞİL, TOPLUMUN VİCDAN YARASIDIR” Şikayetçi yaptığı açıklamada yaşadığı süreci sert sözlerle değerlendirdi: Bu olayın bir para meselesi değil, vicdan meselesi olduğunu belirten şikayetçi, bir canı yaşatmak için tüm imkânlarını kullandığını ancak karşılığında baskı ve tehdit gördüğünü ifade etti. Süreci sonuna kadar takip edeceğini ve başka hayvanların zarar görmemesi için hukuk mücadelesini sürdüreceğini vurguladı. HUKUKİ SÜREÇ BAŞLADI: ÇOK YÖNLÜ İNCELEME BEKLENTİSİ Olay sonrası ilgili kurumlara resmi başvuruların yapıldığı ve sürecin hukuki boyuta taşındığı öğrenildi. Başvuruların; Meslek etiği ihlali Haksız kazanç iddiası Tehdit ve psikolojik baskı Hizmet kusuru başlıklarını kapsadığı belirtiliyor. HAYVAN HAKLARI SAVUNUCULARI AYAKTA Olayın kamuoyuna yansımasının ardından hayvan hakları savunucuları, veterinerlik hizmetlerinde denetimlerin artırılması gerektiğini vurguladı. Uzmanlar, sağlık hizmetlerinde güven ortamının zedelenmesinin yalnızca bireysel değil toplumsal bir sorun olduğuna dikkat çekiyor. TOPLUMSAL TEPKİ BÜYÜYOR: “CAN YAŞATMA TİCARETİN ÜSTÜNDEDİR” Yaşanan iddialar, hayvan sağlığı hizmetlerinde ticari kaygıların sınırı ve etik sorumluluklar konusunu yeniden gündeme taşıdı. Kamuoyunda birçok kesim, olayın şeffaf şekilde soruşturulması ve sorumluların ortaya çıkarılması gerektiğini savunuyor. GÖZLER SORUŞTURMA SÜRECİNDE Yetkili kurumların inceleme başlatması beklenirken, olayın hem hukuki hem idari boyutunun nasıl sonuçlanacağı merak konusu olmaya devam ediyor. Sürecin, hayvan hakları ve veterinerlik hizmetlerinde etik standartlar açısından emsal teşkil edebileceği değerlendiriliyor. “Bu Bir Vicdan Meselesidir” Ayşenur Sevim yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Ben üzerime düşeni yaptım. Ona kucak açtım, imkânlarımı zorladım. Ama yaşananlar sadece benim değil, tüm hayvan severlerin vicdanını yaralayan bir tablo ortaya çıkardı. Bu bir kişisel mesele değil, vicdan meselesidir. Başka canlar yanmasın diye hukuk mücadelemi sonuna kadar sürdüreceğim.”

Hürriyet Pazarı’nda “Facia Geliyorum Diyor” Haber

Hürriyet Pazarı’nda “Facia Geliyorum Diyor”

Bursa’da Hürriyet Pazarı ile ilgili dile getirilen ciddi güvenlik iddiaları kamuoyunda endişe yarattı. Yağışlı havalarda oluşabilecek elektrik kaçağı riskine dikkat çeken açıklamalarda, gerekli önlemlerin alınmaması halinde olası bir facianın yaşanabileceği uyarısı yapılırken, eleştirilerin odağında Osmangazi Belediyesi ve Belediye Başkanı Erkan Aydın yer aldı. “İhmal Devam Ediyor” İddiası Kamuoyuna yansıyan değerlendirmelerde, pazarda uzun süredir dile getirilen sorunların çözüme kavuşturulmadığı öne sürüldü. Özellikle yağmurlu havalarda oluşabilecek elektrik kaçağı riskinin ciddi bir can güvenliği tehdidi oluşturduğu belirtilerek, ilgisizlik ve duyarsızlık nedeniyle istenmeyen sonuçların yaşanabileceği ifade edildi. Açıklamalarda, olası bir ölümlü olay yaşanması durumunda sorumluluğun kimde olacağı sorusu gündeme getirilirken, yetkililerin derhal harekete geçmesi gerektiği vurgulandı. Türkiye’de geçmişte yaşanan benzer elektrik kaçağı kaynaklı ölümlü olaylar hatırlatılarak riskin küçümsenmemesi gerektiği dile getirildi. “Öncelik Reklam mı, Can Güvenliği mi?” Tartışması Yapılan değerlendirmelerde belediyenin güvenlik önlemleri konusunda yetersiz kaldığı iddia edilirken, sosyal etkinlik ve tanıtım faaliyetlerinin ön planda tutulduğu eleştirisi yöneltildi. Can güvenliği riskinin bulunduğu bir ortamda gerekli tedbirlerin alınmamasının kabul edilemez olduğu belirtilerek önceliklerin yeniden gözden geçirilmesi çağrısı yapıldı. Etkinlikler Sürerken Eleştiriler Artıyor Öte yandan Osmangazi Belediyesi’nin kültür ve sanat etkinliklerini yoğun şekilde sürdürdüğü görülüyor. Belediye duyurularında Şubat ayı boyunca çeşitli programların düzenlendiği belirtilirken, “Birlikte Söylenen Ayrılık Türküleri” temalı etkinlik kapsamında sanatçı Nida Ateş konserinin Osmangazi Gösteri Merkezi’nde gerçekleştirildiği ifade edildi. Ramazan ayı dolayısıyla kent genelinde hazırlanan etkinlik ve mesajlar kamuoyuna duyurulurken, altyapı ve güvenlik iddialarıyla ilgili tartışmaların gölgesinde belediyeden yapılacak olası açıklama merak konusu oldu. Kamuoyunda Endişe Hakim Yerel gündemde geniş yankı uyandıran iddialar sonrası vatandaşlar, özellikle açık alan pazar yerlerinde elektrik ve altyapı denetimlerinin artırılması gerektiğini dile getiriyor. Uzmanlar ise yağışlı havalarda elektrik tesisatının düzenli kontrol edilmesinin hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor. Tartışmanın önümüzdeki günlerde daha da büyümesi beklenirken, kamuoyu olası risklere karşı somut adım atılıp atılmayacağını yakından takip ediyor.

Bursa Zümrütevler Çiçek Caddesi’nde PES DEDİRTEN ÇUKUR YOLLAR Haber

Bursa Zümrütevler Çiçek Caddesi’nde PES DEDİRTEN ÇUKUR YOLLAR

ARAÇ SAHİPLERİNE “PES” DEDİRTEN ÇUKUR YOLLAR Zümrütevler Çiçek Caddesi’nde Haftalardır Süren Skandal İhmal Bursa’da sürücüler adeta isyan noktasında. Bursa Zümrütevler Mahallesi Çiçek Caddesi ana yol üzerinde kazılıp kaderine terk edilen asfalt, hem trafiği felç etti hem de araç sahiplerini maddi zararla karşı karşıya bıraktı. Bir haftadır çözülemeyen sorun, vatandaşın sabrını taşırdı. Büyükşehir Belediyesi’ne yapılan başvurulara rağmen ne gelen var ne giden. Sürücüler, “Bu artık ihmal değil, açıkça sorumsuzluk” diyerek tepkilerini dile getiriyor. Ana Yol Kazıldı, Ortada Kaldı Kaplıkaya istikametine doğru ilerlerken, Çiçek Caddesi 13 numaralı otobüs durağını geçer geçmez yolun ortasında devasa bir çukur sürücüleri karşılıyor. Asfalt kazılmış, ancak ne geçici dolgu yapılmış ne de güvenli bir önlem alınmış. Ortaya çıkan manzara tam anlamıyla bir şehir içi ulaşım skandalı. Araçlar çukura düşmemek için ani manevralar yapmak zorunda kalıyor, trafik akışı neredeyse tamamen kilitlenmiş durumda. Özellikle yoğun saatlerde cadde üzerinde uzun araç kuyrukları oluşuyor. Sürücüler, oluşan çukurun araç alt takımlarına ciddi zarar verdiğini, lastik patlamalarına ve süspansiyon hasarlarına yol açtığını belirtiyor. “Bu yoldan geçen her araç risk altında. Bir gün burada ciddi bir kaza olursa bunun hesabını kim verecek?” sorusu ise herkesin dilinde. Büyükşehir’e Bildirildi, Sonuç Yok Mağduriyet yaşayan vatandaşlardan Yunus Kondum, durumu derhal Bursa Büyükşehir Belediyesi WhatsApp hattına bildirdi. Gelen otomatik mesajda şu ifadeler yer aldı: “Sayın Yunus Kondum; 318347 numaralı talebiniz işleme alınmış olup gerekli kontroller yapıldıktan sonra tarafınıza geri dönüş sağlanacaktır.” Aynı içerikte ikinci bir bilgilendirme mesajı daha iletildi ve 444 16 00 numaralı çağrı merkezine yönlendirme yapıldı. Ancak aradan tam bir hafta geçmesine rağmen ne bir ekip sahaya geldi ne de somut bir adım atıldı. Vatandaş bununla da yetinmedi; belediye zabıtasını aradı, yetkililerle görüştü. Aldığı cevap yine aynıydı: “Tamam beyefendi, gelip yapacağız.” Ama gelen olmadı. Yapılan olmadı. İhmal mi, Umursamazlık mı? Ortada açık bir kamu hizmeti eksikliği var. Ana arter niteliğindeki bir yol kazılıyor ve ardından kaderine terk ediliyor. Geçici bir dolgu yapılması dahi bu kadar mı zor? Bir kamyon asfalt ya da en azından stabilize malzeme dökmek için daha ne bekleniyor? Bu tablo artık basit bir gecikme değil; vatandaşın can ve mal güvenliğini hiçe sayan ağır bir yönetim zaafı olarak değerlendiriliyor. Sürücüler haklı olarak soruyor: Şehir içindeki ana yol haftalarca bu halde nasıl bırakılır? Trafik güvenliği neden bu kadar göz ardı edilir? Vatandaşın yaptığı resmi başvurular neden sonuçsuz kalır? Trafik Kilitlendi, Sabır Tükendi Çiçek Caddesi üzerinde oluşan dev çukur nedeniyle trafik adeta yürümüyor. Özellikle Kaplıkaya yönüne giden sürücüler büyük sıkıntı yaşıyor. Araçlar ya çukura girmek zorunda kalıyor ya da karşı şeride kayarak riskli manevralar yapıyor. Bu durum yalnızca maddi hasar değil, olası kazalar açısından da ciddi bir tehlike oluşturuyor. Her geçen gün risk büyüyor, öfke artıyor. Vatandaşlar artık net konuşuyor: “Bu yol hemen, şimdi, acilen asfaltlanmalı. En azından geçici dolgu yapılmalı. Araçlar geçemiyor. Daha ne olması bekleniyor?” Kamu Hizmeti Ciddiyet İster Belediyecilik yalnızca büyük projelerle, görkemli açılışlarla ölçülmez. Asıl ölçü, vatandaşın günlük hayatını doğrudan etkileyen sorunlara ne kadar hızlı ve etkili müdahale edildiğidir. Bir ana yolun bir haftadan fazla süredir çukur halde bırakılması; Şikâyet kayıtlarının yalnızca otomatik mesajla geçiştirilmesi; “Geleceğiz” denilip gelinmemesi… Bunlar kabul edilebilir değildir. Zümrütevler Çiçek Caddesi’ndeki bu çukur artık sadece bir yol sorunu değil; kamu yönetiminde ciddiyet, takip ve sorumluluk meselesidir. Acil Müdahale Bekleniyor Vatandaşlar yetkililere açık çağrıda bulunuyor: Çukur derhal asfalt veya geçici dolgu ile kapatılmalı. Trafik güvenliği için acil önlem alınmalı. Başvurulara somut ve hızlı dönüş sağlanmalı. Bir şehir, ihmaller zinciriyle yönetilemez. Bu sorun bugün çözülmezse yarın daha büyük bir kazanın, daha ağır bir mağduriyetin kapısını aralayabilir. Sürücüler artık söz değil, icraat bekliyor. Ve bu beklenti, en doğal hakları.

Zafer Partisi Kestel’den hava kirliliği tepkisi! Haber

Zafer Partisi Kestel’den hava kirliliği tepkisi!

Zafer Partisi Kestel İlçe Teşkilatı, İl Başkanı Cihat Gazi, Kadın Kolları Politikaları Başkanı Nazan Yılmaz, İl Yönetim Kurulu üyeleri, Kestel İlçe Yönetimi ve parti üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen Genişletilmiş İstişare Toplantısı’nda, Kestel’in içine sürüklendiği tabloya karşı adeta isyan bayrağını çekti. Toplantıda yapılan konuşmalar, alışılmış siyasi nezaket kalıplarının çok ötesine geçerek, mevcut yerel yönetimlere doğrudan ve sert bir hesaplaşma çağrısı niteliği taşıdı. “Bugün Burada Kahvaltı Yapmıyoruz, Hesap Soruyoruz!” Toplantının açılışında yapılan konuşmada, bu buluşmanın bir rutin toplantı değil, Kestel’in gasp edilen geleceğini geri alma kararlılığının ilanı olduğu vurgulandı: Zafer Partisi Kestel İlçe Başkanı Kazım Özçar “Bugün burada kahvaltı yapmak için değil, Kestel’in çalınan havasını, gasp edilen toprağını ve yok sayılan insanını geri almak için bir aradayız. Sayın İl Başkanımızın Kestel’e gelerek bu pis tabloyu yerinde görmesi, mücadelemizi daha da büyütmüştür.” “Bu Bir Çevre Sorunu Değil, Açıkça Bir İHMAL VE VİCDANSIZLIK SUÇUDUR!” Zafer Partisi Kestel İlçe Teşkilatı, Kestel’de yıllardır süren hava kirliliğini bir ihmal değil, bilinçli bir yönetim zaafı olarak tanımladı. Yapılan açıklamalarda kullanılan ifadeler, bugüne kadar Kestel’de duyulmuş en sert siyasi eleştiriler arasında yer aldı. Kazım Özçar “Kestel’in havası kirli değil, zehirli! Ve bu zehir solunurken yetkililer koltuklarında keyif sürüyor. Mevcut Belediye Başkanı, masasında kanser, KOAH ve astım hastalarının listesinin olduğunu söylüyor. Bu bir itiraf değil de nedir? İnsanların hastalık listesini tutan ama zehir saçan bacalara dokunamayan bir yönetim anlayışıyla karşı karşıyayız.” Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik eleştiriler ise daha da sertleşti: Kazım Özçar “Büyükşehir Belediye Başkanı çıkıp ‘Kestellilere maske takmayı önerebiliriz’ diyor. Bu akıl tutulmasıdır! Siz maske tavsiye eden bir sağlık danışmanı değilsiniz; denetim yapmak, filtre taktırmak ve halkı korumakla yükümlü yöneticilersiniz.” “Kestel Halkı Size Maske Takmak İçin Değil, Bacalara Filtre Taktırmak İçin Yetki Verdi!” Konuşmalarda, halk sağlığının göz göre göre hiçe sayıldığı vurgulanarak, mevcut yönetimlerin Kestel’i sanayi artığı bir arka bahçeye çevirdiği ifade edildi. Kazım Özçar “Çocuklarımız nefes alamazken, siz tutanak tutuyorsunuz. İnsanlar hasta olurken, siz liste yapıyorsunuz. Bu düpedüz beceriksizlik değil, görev ihmalidir!” Trafik Felci: “Bu İlçeyi Yönetemiyorsunuz!” Toplantıda Kestel’in kronikleşmiş trafik sorunu da ağır sözlerle ele alındı. Zafer Partisi’nin somut çözüm önerilerinin bilinçli şekilde görmezden gelindiği ifade edildi. Kazım Özçar “Metro son durağından ilçe merkezine araç girişi değil, çıkışı verilmesini önerdik. Bu kadar basit bir çözümü bile hayata geçiremeyen bir yönetim var. ‘Bu bizim yetkimiz değil’ diyerek sorumluluktan kaçtılar. Kestel’i yönetemeyenler, topu birbirine atarak koltuklarını korumaya çalışıyor.” Zafer Partisi, Kestel’in hakkını Büyükşehir karşısında savunamayan yönetimi “iradesiz ve teslimiyetçi” olmakla suçladı. Kırsal Mahalleler: “Toprak Var, Hizmet Yok!” Kırsal mahalleler konusunda ise açıklamalar adeta bir rant suçlamasına dönüştü: Kazım Özçar “Konu rant olunca köylünün toprağına çökenler, konu hizmet olunca köylüyü yok sayıyor. Meralar elden gidiyor, taşınmazlar satılıyor ama köylünün yoluna, suyuna, üretimine tek kuruş harcanmıyor.” Zafer Partisi, mevcut bütçe anlayışını ‘yandaşa çalışan belediyecilik’ olarak nitelendirerek, kendi belediyecilik anlayışlarının tamamen farklı olacağını ilan etti. Kazım Özçar “Bizim belediyeciliğimizde bütçe; yandaş müteahhitlere değil, Kestel’in toprağına, çiftçisine ve emekçisine akacaktır.” “Bu Düzen Değişecek, Hesap Sorulacak!” Toplantının finalinde verilen mesaj net, sert ve tartışmaya kapalıydı: Kazım Özçar “Kestel sahipsiz değil. Bu ilçeyi zehirleyen, kilitleyen ve kaderine terk eden bu düzen değişecek. Zafer Partisi olarak susmayacağız, geri adım atmayacağız ve günü geldiğinde bu halka hesap soramayanlardan hesabı biz soracağız.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.