Hava Durumu

#Hukuki Güvenlik

Gürsu Haber - Hukuki Güvenlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hukuki Güvenlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İbrahim Hacıoğlu’ndan Sert Çıkış: “Vatandaş Kendi Tapulu Arsasında Ev Yaptı Diye Cezalandırılamaz” Haber

İbrahim Hacıoğlu’ndan Sert Çıkış: “Vatandaş Kendi Tapulu Arsasında Ev Yaptı Diye Cezalandırılamaz”

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Hacıoğlu, yıllardır çözülemeyen imar sorunları ve özellikle 2018 sonrası yaşanan mağduriyetlere ilişkin çok sert ifadelerle kapsamlı bir açıklama yaptı. Hacıoğlu, plansızlık ve geciken imar düzenlemelerinin bedelinin vatandaşa ödetildiğini belirterek, mevcut uygulamaların hukuki güvenlik ilkesini zedelediğini söyledi. “Yıllarca plan yapmayanlar değil, vatandaş cezalandırılıyor” Hacıoğlu, birçok bölgede yıllarca imar planı yapılmaması nedeniyle vatandaşların kendi tapulu arazilerinde barınma ihtiyacını karşılamak için yapı yapmak zorunda kaldığını vurgulayarak mevcut uygulamaların adalet duygusunu zedelediğini ifade etti. “Yıllardır yapılmayan imar planları nedeniyle vatandaş kendi tapulu arazisine ev yaptı diye cezalandırılmamalı. Asıl sorun planlama eksikliğidir. Bunun faturasını vatandaşa kesmek kabul edilemez” dedi. “Çözüm yıkım değil, kayıt altına alma ve denetim” Deprem gerçeğinin Türkiye’nin en temel gündemlerinden biri olduğuna dikkat çeken Hacıoğlu, çözümün topyekûn yıkım politikası olmadığını, bilimsel ve teknik kriterlerle ayrıştırma yapılması gerektiğini söyledi. “Deprem gerçeği ortadayken çözüm yıkım değil; sağlamı korumak, riskliyi güçlendirmektir. Akılcı olan budur. Kayıt altına alma ve etkin denetim mekanizması kurulmalıdır” ifadelerini kullandı. “Yeni yasal düzenleme şart” Hacıoğlu, özellikle 2018 İmar Barışı sonrası ortaya çıkan hukuki ve idari sorunların artık görmezden gelinemeyecek boyuta ulaştığını belirterek yeni bir yasal düzenleme çağrısında bulundu. “İmar Barışı sonrası oluşan mağduriyetlerin giderilmesi ve iptal edilen Yapı Kayıt Belgeleri için yeni bir yasal düzenleme şarttır. Vatandaş mağdur edilmemelidir” dedi. “Sağlam yapılar yıkılmasın, Bina Kimlik Belgesi ile kayıt altına alınsın” Dernek olarak somut çözüm önerileri sunduklarını belirten Hacıoğlu, teknik incelemelerle güvenli olduğu tespit edilen yapıların korunması gerektiğini vurguladı. “Sağlam yapılar yıkılmasın. Tespit edilip ‘Bina Kimlik Belgesi’ ile kayıt altına alınsın. Böylece hem ekonomi hem vatandaş kazanır. Kaynak israfı önlenir” açıklamasında bulundu. “Devletin verdiği belgeyi yıllar sonra iptal etmek güveni sarsar” Hacıoğlu, Yapı Kayıt Belgesi sürecinde devletin vatandaşlardan ücret aldığını hatırlatarak yıllar sonra gelen iptal kararlarının ciddi bir güven sorunu yarattığını söyledi. “Yapı Kayıt Belgesi verip ücret alan devlet, yıllar sonra iptal kararıyla vatandaşın güvenini sarsmamalıdır. Hukuki güvenlik istiyoruz. Devletin sürekliliği esastır” ifadelerini kullandı. “Sosyal devlet vatandaşını korur, mağdur etmez” Açıklamasının en sert bölümünde sosyal devlet vurgusu yapan Hacıoğlu, mevcut uygulamaların sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmadığını dile getirdi. “İmar Barışı’nın eksikleri düzeltilmeli, mağduriyetler giderilmeli. Sosyal devlet vatandaşını korur, mağdur etmez. İnsanların barınma hakkı idari belirsizliklere kurban edilemez” dedi. Kamuoyuna çağrı: Kalıcı ve adil çözüm beklentisi Hacıoğlu’nun açıklamaları, imar politikalarının yeniden ele alınması ve özellikle hukuki güvenlik, mülkiyet hakkı ve afet güvenliği dengesinin yeniden kurulması gerektiği yönündeki tartışmaları yeniden alevlendirdi. Dernek, kapsamlı bir düzenleme yapılana kadar konunun takipçisi olacaklarını duyurdu.

Mudanya’da Yıkım Fırtınası… Haber

Mudanya’da Yıkım Fırtınası…

İmar Yasasına Takılanlar Genel Başkan İbrahim Hacıoğlu adına yapılan sert açıklamada, Mudanya genelinde bağ evleri ve köy yerleşim alanlarını hedef alan yıkım kararlarına adeta ateş püskürüldü. Genel Başkan İbrahim Hacıoğlu, alınan kararların “hukuki değil, vicdani bir çöküş” olduğunu belirterek, “Bu kararlar halkın vicdanında hükümsüzdür” dedi. “Bu Bir İmar Meselesi Değil, Adalet Meselesidir” Açıklamada, son günlerde art arda gündeme gelen yıkım kararlarının toplumda büyük bir huzursuzluk yarattığı vurgulandı. Yıllarca emek verilerek yapılan evlerin bir gecede yıkım tehdidiyle karşı karşıya bırakılmasının kabul edilemez olduğu ifade edilirken, sorunun teknik değil doğrudan bir barınma hakkı ve adalet meselesi olduğu belirtildi. Hacıoğlu, “Bu mesele bağ evi ya da köy içi tartışması değildir. Bu mesele insanların alın terinin, yuvasının ve yaşam hakkının korunması meselesidir” diyerek uygulamalara sert tepki gösterdi. “Yıkımlar Ayrımsız Takip Edilecek” Açıklamada hiçbir mahalle ya da köyün hedef gösterilmediği özellikle vurgulanırken, Mudanya’da alınan tüm yıkım kararlarının ayrım gözetmeksizin takip edileceği belirtildi. Bağ evi, köy yerleşimi veya mücavir alan fark etmeksizin yapılan her uygulamanın eşitlik ve hukuk ilkelerine uygun olup olmadığının izleneceği ifade edildi. “Eğer bir mücadele verilecekse bu mücadele adalet için verilecektir. Eğer bir takip yapılacaksa herkes için yapılacaktır” denildi. Ramazan Ayında Yıkım Tepkisi: “Vicdani Körlük” Açıklamanın en sert bölümlerinden biri ise yıkım kararlarının Ramazan ayına denk getirilmesi oldu. Ramazan’ın sabır, merhamet ve dayanışma ayı olduğuna dikkat çekilerek bu dönemde yapılacak yıkımların: Aileleri psikolojik olarak yıpratacağı Toplumsal tepkiyi büyüteceği Kurumlara olan güveni zedeleyeceği ifade edildi. Hacıoğlu, bu durumu “idari değil vicdani körlük” olarak nitelendirdi. Belediyeye ve Siyasi Partilere Açık Soru Açıklamada doğrudan Mudanya Belediyesi yönetimine ve belediye meclisinde sessiz kalan partilere sert sorular yöneltildi: “Bugün evler yıkılırken hangi taraftasınız?” “Yarın seçim çalışmasına köylere gittiğinizde ne diyeceksiniz?” “Evlerinizi yıktık yine bizi seçin mi diyeceksiniz?” Sessiz kalan siyasi aktörlerin bu suskunluğu halka nasıl açıklayacağı soruldu. “Bu Bir Tehdit Değil Demokratik Hatırlatma” Açıklamada yaklaşan seçimlere de gönderme yapılarak, Mudanya halkının hem yıkanları hem de susanları not ettiği ifade edildi. “Bu bir tehdit değil; demokratik bir hatırlatmadır. Siyaset zor zamanda belli olur” denildi. Yapı Kayıt Belgeleri Tartışması Metinde ayrıca Yapı Kayıt Belgesi sahibi vatandaşların belge iptalleri, para cezaları ve yıkım kararlarıyla karşı karşıya bırakılmasının hukuki güvenlik ilkesine aykırı olduğu savunuldu. Belediyelerin yıllarca plan hazırlamaması, kırsal alanların plansız bırakılması ve idarenin planlama sorumluluğunu yerine getirmemesinin mağduriyetlerin temel nedeni olduğu ifade edildi. İmar Barışı düzenlemesinin bir af olmadığı, fiili durumun tespiti amacı taşıdığı hatırlatılarak geçerli belgelerin iptal edilmesinin kazanılmış haklara açık müdahale olduğu vurgulandı. “Toplumsal Bir Güven Krizi” Deprem gerçeği de hatırlatılan açıklamada, yapıların kayıt altına alınmasının kamu yararı açısından zorunlu olduğu belirtildi. Yapı kayıt mağduriyetinin bireysel değil toplumsal bir sorun olduğu ifade edilerek, vatandaşın devlete güveninin yeniden tesis edilmesi için kapsamlı bir yasal düzenleme çağrısı yapıldı. Sonuç olarak açıklama, Mudanya’da yaşanan yıkım sürecinin sadece bir imar uygulaması değil; siyasi, sosyal ve vicdani boyutları olan derin bir kriz haline geldiğini ortaya koyarken, önümüzdeki süreçte tartışmanın daha da büyüyeceğinin sinyalini verdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.