Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hukukçular

Gürsu Haber - Hukukçular haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hukukçular haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Avukat Cüneyt Bülent Şeker'den "Topuk Kanı Davaları" Konusunda Uyarılar: "Hiç Kimse Bu Davaların Sonucunu Garanti Edemez" Haber

Avukat Cüneyt Bülent Şeker'den "Topuk Kanı Davaları" Konusunda Uyarılar: "Hiç Kimse Bu Davaların Sonucunu Garanti Edemez"

Topuk kanı uygulamasına ilişkin açılan davalarda ailelere hukuki destek verdiğini belirten Avukat Cüneyt Bülent Şeker, sosyal medya üzerinden yaptığı kapsamlı açıklamada hem vatandaşlara hem de meslektaşlarına önemli uyarılarda bulundu. Şeker, özellikle bu alanda "garantili sonuç" vaadiyle para talep eden kişi ve gruplara karşı dikkatli olunması gerektiğini savunurken, ücretsiz olarak paylaştığı dilekçelerin ticari amaçlarla satıldığını öne sürdü. "Garanti Sonuç" Vaadine Tepki Avukat Cüneyt Bülent Şeker, kamuoyunda "topuk kanı davaları" olarak bilinen hukuki süreçlerde bazı kişi veya grupların, belirli isimleri veya hareketleri referans göstererek davaları kesin olarak kazanabileceklerini iddia ettiğini belirtti. Şeker, vatandaşlardan bu tür söylemlere itibar etmemelerini isteyerek, hiçbir hukukçunun dava sonucunu garanti edemeyeceğini ifade etti. Kendisinin de bugüne kadar çok sayıda olumlu karar almasına rağmen hiçbir müvekkiline kesin başarı vaadinde bulunmadığını belirten Şeker, "Bu davalarda size garanti veren kişi doğru söylemiyordur ve sizi yanıltıyordur." görüşünü dile getirdi. "Ücretsiz Dilekçeler Satılıyor" İddiası Açıklamasında hazırladığı dilekçe örneklerinin tamamen ücretsiz olduğunu belirten Şeker, bu belgelerin Gıda Hareketi internet sitesinde kamuoyunun erişimine açık şekilde yayımlandığını söyledi. Bazı kişilerin söz konusu dilekçelerin yalnızca üst kısmındaki kimlik bilgilerini değiştirip özetleyerek ücret karşılığında vatandaşlara sattığını iddia eden Şeker, ailelerin bu tür girişimlere karşı dikkatli olmaları gerektiğini ifade etti. "Bu Davalar Sadece Dilekçe Meselesi Değil" Şeker'e göre topuk kanı davalarının yalnızca temel hukuki argümanlardan ibaret olmadığına dikkat çekildi. Açıklamasında, davalarda esas hukuk kadar usul hukukunun da belirleyici olduğunu savunan Şeker, her mahkemenin ve her hakimin farklı usul değerlendirmeleri yapabildiğini, bu nedenle standart bir dilekçeyle tüm davaların yürütülemeyeceğini öne sürdü. Şeker, verilen ilk derece mahkemesi kararlarına göre istinaf başvurularının da farklı şekilde hazırlanması gerektiğini belirterek, her dosyanın kendine özgü hukuki değerlendirme gerektirdiğini ifade etti. "Davaların Avukat Aracılığıyla Takip Edilmesi Faydalı Olabilir" Vatandaşlara mümkün olması halinde davalarını bir avukat aracılığıyla takip etmelerini tavsiye eden Şeker, dosyada resmi olarak görev yapan bir avukatın bulunmasının hem mahkemelerin hem de kolluk kuvvetlerinin sürece daha dikkatli yaklaşmasını sağlayabileceğini savundu. Şeker ayrıca, telefonla kendisini avukat olarak tanıtan kişilere de hemen güvenilmemesi gerektiğini belirterek, avukatın kayıtlı olduğu barodan kimlik ve iletişim bilgilerinin doğrulanmasını önerdi. Bu konuda sahtecilik girişimlerine ilişkin duyumlar aldığını da iddia eden Şeker, vatandaşların yalnızca barolar tarafından doğrulanmış iletişim bilgileri üzerinden avukatlarla görüşmelerinin daha güvenli olacağını ifade etti. "Zor Kullanılması Durumunda Avukatın Müdahalesi Hayati Önem Taşıyor" Açıklamasında özellikle kolluk kuvvetlerinin devreye girdiği durumlara da değinen Şeker, zor kullanılarak topuk kanı, test veya benzeri sağlık uygulamalarının yaptırılmaya çalışılması halinde avukat desteğinin kritik öneme sahip olduğunu ileri sürdü. Bu tür süreçlerde yalnızca hazır dilekçelerle sonuca ulaşılamayacağını savunan Şeker, hukuki müdahalenin olayın gelişimine göre yürütülmesi gerektiğini ifade etti. "Usul Hukuku Sürekli Değişen Bir Alan" Şeker, uygulamada mahkemelerin farklı kararlar verebildiğini, idarenin de zaman içerisinde yeni yöntemler geliştirdiğini öne sürdü. Kendi değerlendirmesine göre hukuki süreçlerde geliştirilen yeni usul çözümlerine karşı idarenin de farklı uygulamalar geliştirdiğini ifade eden Şeker, bu nedenle hukuki mücadelenin yalnızca standart dilekçeler üzerinden yürütülemeyeceğini savundu. Meslektaşlarına Çağrı Şeker, topuk kanı davalarıyla daha fazla avukatın ilgilenmesi gerektiğini belirterek, bu alandaki hukuki bilgi ve deneyimlerini meslektaşlarıyla paylaşmaya hazır olduğunu açıkladı. Kendisine telefon veya e-posta yoluyla ulaşan avukatlara elindeki bilgi ve belgeleri aktardığını ifade eden Şeker, bu alanda hukukçuların çoğalmasının vatandaşların hukuki haklarının korunmasına katkı sağlayacağını dile getirdi. "Davalar Hukuk ve Adalet İlkelerine Göre Yürütülmüyor" İddiası Şeker, açıklamasında davaların yürütülme biçimine ilişkin eleştiriler de yöneltti. Bazı yargı mensuplarının vicdani kanaatleri doğrultusunda karar vermeye çalıştığını ifade eden Şeker, buna karşın birçok hakimin üst mahkemelerin kararları veya sistem baskısı nedeniyle farklı hareket ettiğini iddia etti. Ayrıca bazı hakimlerin ailelere karşı suçlu muamelesi yaptığını, kolluk kuvvetlerini ailelerin adreslerine yönlendiren kararlar verdiğini öne süren Şeker, bu uygulamaları sert ifadelerle eleştirdi. "Lehe Kararlar Çoğunlukla Usul Hatalarından Kaynaklanıyor" Şeker'in değerlendirmesine göre olumlu sonuçlanan kararların önemli bir kısmı davanın esasından değil, usul eksikliklerinden kaynaklanıyor. Özellikle ailelerin yeterince dinlenmemesi, idarenin eski genelgelerine dayanılması veya çocuğun doğumundan sonra geçen süre gibi hususların istinaf mahkemelerince dikkate alınabildiğini ifade eden Şeker, bu tür bozma kararlarının zaman kazandırması bakımından önemli olduğunu söyledi. Kamuoyu Oluşturulması Çağrısı Açıklamasının sonunda çözüm önerilerine de yer veren Şeker, kalıcı değişimin yalnızca mahkeme salonlarında değil, kamuoyu nezdinde de yürütülecek çalışmalarla mümkün olacağını savundu. Şeker, yaşadıkları süreci kamuoyuyla paylaşan ailelerin, açıklama yapan hukukçuların ve sağlık çalışanlarının katkısıyla toplumsal farkındalığın artabileceğini ifade ederek, basın ve sosyal medyada mağduriyetlerin görünür hale gelmesinin önemli olduğunu dile getirdi. Tartışmalar Sürüyor Topuk kanı uygulaması ve bu uygulamaya yönelik açılan davalar son dönemde kamuoyunda farklı görüşlerin dile getirildiği başlıklar arasında yer almayı sürdürüyor. Bir tarafta uygulamanın çocuk sağlığının korunması açısından önem taşıdığını savunan görüşler bulunurken, diğer tarafta uygulamaya hukuki gerekçelerle itiraz eden aileler ve hukukçular da çeşitli davalar açmaya devam ediyor. Avukat Cüneyt Bülent Şeker'in son açıklamaları da bu tartışmalar kapsamında, özellikle hukuki süreçlerin nasıl yürütülmesi gerektiği ve vatandaşların dolandırıcılık iddialarına karşı dikkatli olması gerektiği yönündeki değerlendirmeleriyle gündeme geldi.

TÜRK KADINLAR BİRLİĞİ’NDEN MEDENİ KANUN’UN 100. YILINA DAMGA VURAN İKİ BÜYÜK ETKİNLİK Haber

TÜRK KADINLAR BİRLİĞİ’NDEN MEDENİ KANUN’UN 100. YILINA DAMGA VURAN İKİ BÜYÜK ETKİNLİK

Türkiye Cumhuriyeti’nin temel taşlarından biri olan Türk Medeni Kanunu’nun kabulünün 100. yılı, Türk Kadınlar Birliği Bursa Şubesi tarafından düzenlenen iki önemli etkinlikle kutlandı. Bursa ve Mudanya’da gerçekleşen programlar, kadınların hukuki, sosyal ve ekonomik haklarının korunması ve geliştirilmesi yönündeki farkındalığı artırmayı amaçladı. Etkinlikler, hukukçular, akademisyenler, siyasetçiler, sivil toplum temsilcileri ve geniş bir yurttaş kitlesinin yoğun ilgisiyle gerçekleşti. 10 Şubat 2026 Salı günü Mudanya Dernekler Yerleşkesi’nde düzenlenen “Geçmişten Günümüze Kadın Hukuku” söyleşisi, Türk Kadınlar Birliği Bursa Şubesi ile Demeter Eşitlikçi Kadınlar Derneği iş birliğiyle hayata geçirildi. Söyleşide, Türk Kadınlar Birliği Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Arzu Sevgel ve Yürütme Kurulu Üyesi Avukat Hanımşah Bayram, kadın hukukuna dair temel haklar ve karşılaşılan gerçek hayattaki ihtilafları interaktif bir biçimde katılımcılara aktardı. Avukatlar, örnek olaylar üzerinden konuları canlandırarak, dinleyicilerin sürece aktif katılımını sağladı; bu yöntem, katılımcılar tarafından yoğun ilgi ve takdirle karşılandı. Açılış konuşmalarında, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün “Medeni hukukta ilerlemenin tek yolu, medeniyet yoludur” sözü hatırlatılarak, Medeni Kanun’un demokrasi ve toplumsal eşitlik açısından ne denli kritik bir yapı taşı olduğu vurgulandı. 13 Şubat 2026 Cuma günü Nilüfer Karaman Dernekler Yerleşkesi’nde düzenlenen panel, Türk Kadınlar Birliği Bursa Şubesi’nin koordinasyonunda, Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Bursa Barosu, Nilüfer Belediyesi desteğiyle gerçekleşti. Panelin moderatörlüğünü Türk Kadınlar Birliği Bursa Şubesi üyesi Prof. Dr. Behçet Kemal Yeşilbursa üstlendi. Panele konuşmacı olarak katılan Dr. Öğr. Üyesi Yasemin Kurtoğlu, Doç. Dr. Ayşenur Şahin Caner ve Doç. Dr. Arb. Av. Çiğdem Mine Yılmaz, Medeni Kanun’un tarihsel gelişimi, aile hukuku, miras hukuku ve güncel uygulamalarına dair derinlemesine değerlendirmeler sundu. Etkinlikler, CHP Bursa Milletvekilleri Av. Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Hasan Öztürk, Bursa Büyükşehir Belediyesi, Nilüfer Belediyesi ve Mudanya belediye Başkan Yardımcıları, Bursa Barosu temsilcileri, akademisyenler, hukukçular, sivil toplum kuruluşları ve çok sayıda vatandaşın katılımıyla gerçekleşti. Konuşmalarda ortak vurgu, Medeni Kanun’un sadece hukuki bir belge değil, kadınların özgürleşmesinin, toplumsal eşitliğin ve çağdaş yaşamın temel güvencesi olduğu yönündeydi. Türk Kadınlar Birliği Bursa Şube Başkanı Tijen Sözeri Barın, etkinliklerin sonunda yaptığı değerlendirmede şunları belirtti: “Cumhuriyetimizin en önemli kazanımlarından biri olan Türk Medeni Kanunu, sadece bir hukuk metni değil; aynı zamanda toplumsal dönüşümün, eşit yurttaşlık anlayışının ve kadınların toplumdaki yerinin güçlendirilmesinin temel taşıdır. Çağdaş ve medeni toplumların ortak paydası, kadın-erkek eşitliğini hukukla güvence altına almalarıdır. Bizler de bu bilinçle Medeni Kanun’a sahip çıkmaya ve onu güçlendirmeye kararlılıkla devam ediyoruz.” Bursa ve Mudanya’da gerçekleştirdiğimiz bu anlamlı etkinliklerle toplumsal farkındalığı artırmayı hedefledik. Destek veren tüm kurumlara, konuşmacılarımıza ve katılımcılarımıza teşekkür ediyoruz. Medeni Kanun’un 100. yılında eşitlik ve adalet mücadelesini kararlılıkla sürdüreceğiz " Her iki etkinlikte de Mustafa Kemal Atatürk’ün çağdaşlaşma vizyonu ışığında, kadınların hukuki ve sosyal haklarının güçlendirilmesinin Türkiye’nin demokratik geleceği için vazgeçilmez olduğu vurgusu ön plana çıktı. Türk Kadınlar Birliği Bursa Şubesi, Medeni Kanun’un 100. yılı vesilesiyle düzenlediği bu çalışmalarla, Türkiye’de kadın hakları mücadelesinin devamlılığını ve hukuk sisteminin güçlendirilmesini kamuoyunun gündeminde tutmaya kararlı olduğunu gösterdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.