Hava Durumu

#Hukuk

Gürsu Haber - Hukuk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hukuk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

DEVA Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk: “Adalet, Siyasi Hesapların Gölgesinde Bırakılamaz” Haber

DEVA Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk: “Adalet, Siyasi Hesapların Gölgesinde Bırakılamaz”

Son günlerde yaşanan gelişmeler, Türkiye’nin adalet anlayışının ne denli zedelendiğini ve hukuk devleti ilkesinin nasıl ayaklar altına alındığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Bursa’daki siyasi atmosfer, özellikle eski Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem ile ilgili tartışmalar ve mevcut Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey hakkında alınan kararlarla daha da karmaşık bir hal almış durumda. Bu süreç, siyasi tutarlılığın ve adaletin nasıl farklı bakış açılarıyla şekillendirildiğine dair ciddi soru işaretlerini beraberinde getiriyor. Sözde Adalet, Gerçekte Siyasi Operasyonlar Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, yaşanan gelişmeleri sert bir dille eleştirerek, “Dün susanların bugün konuşması, bugün konuşanların ise dün yaşananlara sessiz kalması, toplum vicdanında derin yaralar açmaktadır. Bu tablo ne hukuka ne de demokrasiye yakışmaktadır” ifadelerini kullandı. Öztürk, toplumsal adaletin ve hukukun kişilere, koltuklara ve siyasi kimliklere göre farklı muamele görmemesi gerektiğinin altını çizdi. Öztürk, geçmişte siyasi kimliklere veya parti aidiyetine göre hareket edenlerin bugün farklı tutumlar sergileyerek aynı hassasiyeti göstermediklerini belirterek, şu soruları gündeme getirdi: “Sayın Bozbey bugün görevde olmasaydı ya da farklı bir siyasi partide olsaydı, aynı çevreler yine aynı hassasiyeti gösterecek miydi? Ya da geçmişte görev yapmış bir belediye başkanı hakkında benzer süreçler yaşandığında neden aynı sesler yükselmedi?” Adaletin Kriteri: Siyasi Hesaplar Değil, Evrensel Hukuk İlkeleri DEVA Partisi'nin Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, adaletin yalnızca kişilere göre değil, evrensel hukuk ilkelerine göre işletilmesi gerektiğine inandıklarını vurguladı. “Adalet, ne bir rövanş aracı, ne bir siyasi hesaplaşma yöntemi, ne de koltukları koruma refleksidir” diyen Öztürk, “Adalet, halkın hakkıdır ve doğru kimden gelirse gelsin yanında; yanlış kimden gelirse gelsin karşısında duracağız” şeklinde konuştu. Öztürk, bugün halkın sesinin duyulmadığını, toplumun adalet talebinin siyasi hesapların gölgesinde bırakıldığını belirtti. Bu durumun, sadece demokratik bir gerilemeye değil, aynı zamanda hukuk düzenine ve toplumsal barışa büyük zarar verdiğine dikkat çekti. “Halk, tarafsız ve bağımsız bir yargı düzenini hak etmektedir. Ancak, ne yazık ki bugün siyasal çıkarlar, adaletin önünde bir engel teşkil etmektedir” diyerek, siyasi çıkarların adaletin önüne geçmesinin büyük bir tehlike yarattığını vurguladı. Adalet, Kişilere Göre Değil, Evrensel İlkelere Göre İşlemelidir Tayfun Öztürk, DEVA Partisi olarak her zaman doğruyu ve hakkı savunacaklarını, kimden gelirse gelsin, haksızlığa karşı duracaklarını belirtti. “Adaletin evrensel ilkeler çerçevesinde, herhangi bir siyasi kimlikten bağımsız bir şekilde işlemelidir. Bizim için adalet, sadece hukuki bir mesele değil, toplumsal bir sorumluluktur” ifadelerini kullanan Öztürk, sadece bireysel çıkarların değil, tüm halkın haklarının savunulması gerektiğine işaret etti. Bugün, Türkiye'deki siyasi tabloyu gözler önüne sererek, halkın sesiyle siyasi hesapların sesinin karıştığını, bu durumun ise adaletin tecelli etmesini engellediğini söyleyen Öztürk, “Bizler her zaman doğru kimden gelirse gelsin yanında, yanlış kimden gelirse gelsin karşısında durmaya devam edeceğiz. Siyasi partilere, koltuklara veya siyasi hesaplara dayalı bir adalet anlayışının değil, halkın adalet talebine ve evrensel hukuk ilkelerine dayalı bir adalet anlayışının hâkim olması gerektiğini savunuyoruz” şeklinde konuştu. Sonuç: Hukukun ve Adaletin Gücü Sonuç olarak, Tayfun Öztürk ve DEVA Partisi, adaletin sadece bir kavram değil, her bir vatandaşın hakkı olduğunu vurgulamaya devam edecek. Toplumun vicdanını temsil etmek ve siyasi hesaplardan bağımsız olarak doğruyu savunmak, sadece bir parti için değil, tüm ülke için önemli bir sorumluluktur. Hukukun ve adaletin her alanda ve her şartta üstün olması gerektiğini belirten Öztürk, bu anlayışla hareket etmeye devam edeceklerini söyledi.

Büyükşehir’e Armağan Elçin mi Geliyor! Haber

Büyükşehir’e Armağan Elçin mi Geliyor!

Bursa Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Avukat Armağan Elçin’in Başkan Vekilliği Adaylığı, Karacabey ve Mustafakemalpaşa’da Memnuniyetle Karşılandı Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nde CHP’li Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in hukuki süreci sonrası gündeme gelen Başkan Vekilliği seçiminde, Karacabey Belediye Meclis Üyesi ve Bursa Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Avukat Armağan Elçin’in isminin adaylar arasında geçmesi, Karacabey ve Mustafakemalpaşa kamuoyunda büyük bir heyecan ve memnuniyetle karşılandı. Armağan Elçin’in Başkan Vekilliği Adaylığına Geniş Destek Karacabey ve Mustafakemalpaşa’da yerel halkın yoğun ilgisini çeken bu gelişme, Elçin’in kamuoyundaki güçlü itibarı ve belediye meclisindeki aktif rolüyle dikkat çekiyor. 2019 yılından bu yana Karacabey Belediye Meclisi’nde başarılı bir şekilde görev yapan Armağan Elçin, 2023 itibarıyla Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nde de etkili bir isim haline gelmişti. Elçin’in adaylık sürecinin, yalnızca Karacabey değil, Mustafakemalpaşa halkı tarafından da sevinçle karşılanması, onun yerel yönetimdeki tecrübelerinin ve insanlara dokunan liderlik özelliklerinin ne denli takdir edildiğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Meclis Çalışmalarındaki Etkili Performansı Armağan Elçin, iş hayatında yoğun bir temponun yanı sıra mesaisinin büyük bölümünü meclis çalışmalarına ayırarak, belediyecilik hizmetlerine katkı sağlamayı sürdürüyor. Karacabey Belediye Meclisi’nde iki dönem boyunca aktif görevlerde bulunan Elçin, sonrasında Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’ne de seçilerek daha geniş bir alanda hizmet etmeye devam etti. Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nde; İmar Komisyonu Başkanlığı, İçişleri Komisyonu Başkanlığı, Hukuk Komisyonu Başkanlığı ve Encümen üyeliği gibi kritik görevlerde bulunan Elçin, aynı zamanda Büyükşehir Başkanlık Divanı’ndaki göreviyle de dikkatleri üzerine topladı. Bu görevler, onun güçlü bir yönetici olarak hem yerel yönetimdeki hem de büyükşehirdeki çeşitli stratejik alanlardaki etkinliğini gözler önüne seriyor. Karacabey ve Mustafakemalpaşa’da Beklenti Yükseldi Armağan Elçin’in Başkan Vekilliği için adaylık sürecinin Karacabey ve Mustafakemalpaşa’da büyük bir beklenti yarattığı belirtiliyor. Elçin’in adaylığının, bölgedeki halkın, Elçin’in dürüstlüğüne ve etkin yöneticiliğine duyduğu güveni pekiştirdiği, aynı zamanda her iki ilçenin geleceği adına umut verici bir adım olarak değerlendirildiği vurgulanıyor. Toplumla Güçlü Bağlar Elçin, kamu hizmeti anlayışını yalnızca bürokratik görevler ve yasalar çerçevesinde değil, halkla güçlü iletişim kurarak da sürdürmekte. Yerel yönetim tecrübesiyle her zaman halkın yanında olmuş ve her iki ilçedeki insanlarla yakın ilişkiler kurarak onların ihtiyaçlarını dinleyip çözüm üretmeye özen göstermiştir. Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekilliği için aday gösterilmesi, Elçin’in bu halkla kurduğu güçlü bağların ve halkın güveninin bir yansıması olarak da değerlendiriliyor. Avukat Armağan Elçin’in Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekilliği adaylığı, yerel halkın desteğini arkasına alarak daha büyük bir sorumluluk üstlenmeye hazırlanıyor. Karacabey ve Mustafakemalpaşa’daki kamuoyunun Elçin’in bu yeni görevde de başarılı olacağına dair umutları oldukça yüksek.

ÇATALTEPE DOSYASI: İDDİALAR BÜYÜYOR, TEPKİLER SERTLEŞİYOR Haber

ÇATALTEPE DOSYASI: İDDİALAR BÜYÜYOR, TEPKİLER SERTLEŞİYOR

Bursa kamuoyunu yıllardır meşgul eden Çataltepe Büyük Sanayi Sitesi projesine ilişkin tartışmalar, ÇATSANDER yönetiminin sert ve kapsamlı açıklamasıyla yeniden alevlendi. Dernek Başkanı Zekai Akdoğan, Başkan Yardımcısı Mehmet Kuş ve Başkanvekili Aydın Çitil imzasıyla yapılan açıklamada, sürecin başından bu yana yaşananlar “kabul edilemez bir tablo” olarak nitelendirildi. Açıklamada en dikkat çekici vurgu, yaklaşık 3.200 Bursa esnafının mağduriyetinin uzun yıllardır giderilememesi oldu. ÇATSANDER yönetimi, bu gecikmenin ve ortaya çıkan sonuçların ardında ciddi soru işaretleri bulunduğunu dile getirerek, kamuoyunun vicdanını hedef alan sert sorular yöneltti. “PROTOKOLÜ İMZALAYANLARIN AKIBETİ DİKKAT ÇEKİYOR” 2008 yılında TOKİ, BESOB, belediye ve valilik arasında imzalanan Çataltepe Büyük Sanayi Sitesi Projesi protokolüne de dikkat çekilen açıklamada, sürece imza atan isimlerin sonrasında yaşadığı gelişmeler tek tek hatırlatıldı. Bu gelişmelerin tesadüf olup olmadığı kamuoyunun takdirine bırakılırken, sürecin şeffaflığı ciddi şekilde sorgulandı. “3 BİN ESNAFIN HAKKI NE OLDU?” İddialara göre: Proje kapsamında binlerce esnafın yer hakkı elinden çıktı Tapuların kooperatif yapısı üzerinden devredildiği öne sürüldü Bursa’daki siyasi temsilcilerin konuya sessiz kaldığı iddia edildi ÇATSANDER, özellikle Bursa milletvekillerine yönelik sert eleştirilerde bulunarak, “herkesin haberi var ama kimse konuşmuyor” diyerek tepkisini ortaya koydu. “7 BİN LİRALIK KOOPERATİFE MİLYARLIK PROJE” İDDİASI Açıklamanın en çarpıcı başlıklarından biri ise BESKOOP’un yapısına ilişkin iddialar oldu. Dernek, sermayesi yalnızca 7.000 TL olduğu öne sürülen bir kooperatifin, milyarlarca lira değerindeki sanayi arazisinin sahibi haline getirildiğini savundu. Bu durum şu ifadelerle eleştirildi: “Bu tabloyu ne hukuk açıklar ne vicdan. Bu, düpedüz bir peşkeştir.” “YENİ SUÇ DUYURULARI YOLDA” ÇATSANDER, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde yeni suç duyurularına hazırlandığını da açıkladı. Sürecin yalnızca bir kurumla sınırlı olmadığını vurgulayan dernek, ilgili tüm yapıların sorumluluğunun araştırılması gerektiğini savundu. “BU HESAP KAPANMAYACAK” Açıklamanın en sert bölümlerinden birinde ise bazı kişi ve açıklamalara doğrudan tepki gösterildi. Yapılan beyanların gerçeği yansıtmadığı iddia edilerek, tüm açıklamaların tek tek kamuoyu önünde yanıtlanacağı belirtildi. Ayrıca, sürece ilişkin haber yapan bazı medya mensupları da eleştirildi; iddiaların araştırılmadan kamuoyuna sunulduğu öne sürüldü. “ADALET MUTLAKA TECELLİ EDECEK” ÇATSANDER yönetimi, açıklamasını kararlılık vurgusuyla tamamladı: Mücadelenin süreceği Tüm iddiaların yargıya taşınacağı Kamuoyunun bilgilendirilmeye devam edileceği ifade edildi Çataltepe sürecine ilişkin bu ağır iddialar ve sert çıkışlar sonrası gözler, hem yargı sürecine hem de adı geçen taraflardan gelecek açıklamalara çevrildi. Bursa kamuoyu ise yıllardır süren bu dosyada artık net ve şeffaf bir sonuç bekliyor.

DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk: “Adalet Yoksa Hiçbir Şey Yoktur” Haber

DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk: “Adalet Yoksa Hiçbir Şey Yoktur”

Bursa’da adalet tartışmaları sürerken, DEVA Partisi İl Başkanı Tayfun Öztürk, yargı ve hukukun bağımsızlığı konusundaki sert ve net duruşunu ortaya koydu. Öztürk, adaletin sadece bir kişi ya da makam için değil, herkes için, her koşulda ve hiçbir ayrım gözetmeden korunması gereken en temel değer olduğunu vurguladı. “Yargının Bağımsız Olmadığı Yerde Güven Olmaz” Öztürk, “Yargının bağımsız olmadığı bir yerde güven olmaz. Güvenin olmadığı yerde ne ekonomi büyür ne toplum huzur bulur” diyerek, hukukun siyasetin gölgesinde kalmasının toplumsal ve ekonomik felaketlere yol açacağını açıkça belirtti. DEVA Partisi olarak hiçbir güdümlü sürecin ve siyasi müdahalenin yargının üzerine düşmesini kabul etmediklerini söyleyen Öztürk, meseleyi kişisel ya da makam odaklı değil, hukukun siyasete göre şekillenip şekillenmediği meselesi olarak tanımladı. Siyasi Operasyonlara Net Tepki Öztürk, siyasi operasyon görüntüsü veren her adımın toplumun devlete olan inancını zedelediğini vurguladı. DEVA Partisi’nin duruşu nettir: Müdahalesiz, bağımsız ve tarafsız yargı Vicdanı hür hakimler ve savcılar Hukukun üstünlüğü Kim olursa olsun, hakkın ve hukukun dışında atılan her adımın karşısında duracaklarını kaydeden Öztürk, “Çünkü biliyoruz ki; adalet yoksa, hiçbir şey yoktur” diyerek sert ve meydan okuyan mesajını sonlandırdı. DEVA Partisi Bursa İl Başkanlığı’nın açıklaması, hukukun siyasete kurban edilmesine karşı sert bir duruş niteliğinde. Öztürk’ün mesajı, yalnızca siyasi tartışmalara değil, Türkiye’nin gelecekteki hukuk ve demokrasi yoluna dair net ve meydan okuyan bir uyarı olarak öne çıkıyor.

CHP Bursa: Bursalıların iradesine darbe Haber

CHP Bursa: Bursalıların iradesine darbe

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in sabah saatlerinde gözaltına alınmasına CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş’tan sert tepki geldi. Yeşiltaş, operasyonu “Cumhuriyet Halk Partili belediyelere yönelik siyasi operasyonların yeni bir halkası” olarak nitelendirerek, sürecin sandık iradesine açık bir müdahale olduğunu savundu. Yeşiltaş, yazılı açıklamasında Marmara Belediyeler Birliği Başkanı ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in gözaltına alınmasını, “doğrudan Bursalıların iradesine, demokrasiye ve hukuk devletine yönelik açık bir müdahale” olarak değerlendirdi. Sandıkta tecelli eden millet iradesini hiçe sayan bu yaklaşımın asla kabul edilemez olduğunu vurgulayan Yeşiltaş, “Unutulmamalıdır ki milletin iradesi yok sayılamaz” ifadelerini kullandı. Açıklamada, Bozbey hakkında yürütülen sürecin 10 yıl öncesine ait olduğu iddia edilen bir dosyayla ilişkilendirilerek yıllar sonra gündeme getirilmesinin hukukun temel ilkeleriyle bağdaşmadığı belirtildi. Yeşiltaş, “Hukuk, siyaseti dizayn etmenin bir aracı haline getirilemez. Bu tür uygulamalar, adalet duygusunu zedelediği gibi halkın hukuka olan güvenini de derinden sarsmaktadır” dedi. “31 Mart’ın ikinci yıl dönümünde şafak operasyonu” Yeşiltaş, operasyonun zamanlamasına da dikkat çekerek, Bozbey’in tam da Bursa halkının iradesiyle seçildiği gün olan 31 Mart’ın ikinci yıl dönümünde bir şafak operasyonuyla gözaltına alınmasının asla kabul edilemez olduğunu vurguladı. Kaçma şüphesi bulunmayan, çağrılsa ifadeye gidebilecek olan Bozbey’in halkın arasında çalışan bir belediye başkanı olduğunu belirten Yeşiltaş, “Bu operasyonun hukuki değil, tamamen siyasi olduğu apaçık ortadadır” ifadelerini kullandı. “Saat 19.00’da belediye binası önünde buluşuyoruz” CHP’li isim, halkın iradesini yok sayan her türlü girişimin karşısında durmaya devam edeceklerini belirterek, Bozbey’in bir an önce serbest bırakılarak görevinin başına dönmesinin vicdan sahibi her yurttaşın en temel beklentisi olduğunu söyledi. Yeşiltaş, bu doğrultuda halkın iradesinin gasp edilmesine itiraz eden herkesi saat 19.00’da Bursa Büyükşehir Belediye Binası (Ankara Yolu) önüne beklediklerini duyurdu. Açıklamasını “Hiçbir güç, halkın iradesinden üstün değildir” sözleriyle tamamlayan Yeşiltaş, demokrasiye, hukuka ve adalete olan inançlarıyla Bursa halkının seçilmiş iradesine sahip çıkmayı sürdüreceklerini kaydetti. “31 Mart’ın ikinci yıl dönümünde şafak operasyonu” Yeşiltaş, operasyonun zamanlamasına da dikkat çekerek, Bozbey’in tam da Bursa halkının iradesiyle seçildiği gün olan 31 Mart’ın ikinci yıl dönümünde bir şafak operasyonuyla gözaltına alınmasının asla kabul edilemez olduğunu vurguladı. Kaçma şüphesi bulunmayan, çağrılsa ifadeye gidebilecek olan Bozbey’in halkın arasında çalışan bir belediye başkanı olduğunu belirten Yeşiltaş, “Bu operasyonun hukuki değil, tamamen siyasi olduğu apaçık ortadadır” ifadelerini kullandı. “Saat 19.00’da belediye binası önünde buluşuyoruz” CHP’li isim, halkın iradesini yok sayan her türlü girişimin karşısında durmaya devam edeceklerini belirterek, Bozbey’in bir an önce serbest bırakılarak görevinin başına dönmesinin vicdan sahibi her yurttaşın en temel beklentisi olduğunu söyledi. Yeşiltaş, bu doğrultuda halkın iradesinin gasp edilmesine itiraz eden herkesi saat 19.00’da Bursa Büyükşehir Belediye Binası (Ankara Yolu) önüne beklediklerini duyurdu. Açıklamasını “Hiçbir güç, halkın iradesinden üstün değildir” sözleriyle tamamlayan Yeşiltaş, demokrasiye, hukuka ve adalete olan inançlarıyla Bursa halkının seçilmiş iradesine sahip çıkmayı sürdüreceklerini kaydetti.

Bursa’da Devlet Hastanesi ve Diş Hastanesinde Skandal İddialar: “Temizlik Kadrosu Sekreterlik Yapıyor, Kim Göz Yumuyor?” Haber

Bursa’da Devlet Hastanesi ve Diş Hastanesinde Skandal İddialar: “Temizlik Kadrosu Sekreterlik Yapıyor, Kim Göz Yumuyor?”

Bursa’da Devlet Hastanesi ve Diş Hastanesinde Skandal İddialar: “Temizlik Kadrosu Sekreterlik Yapıyor, Kim Göz Yumuyor?” Bursa’daki kamu sağlık kurumlarında ortaya atılan iddialar, sağlık sisteminde görev tanımı ve liyakat tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Aydınlık Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı İrfan Özen, devlet hastanesi ve ağız-diş sağlığı merkezlerinde yaşandığı öne sürülen uygulamalara sert sözlerle tepki gösterdi. Özen, kamuoyuna yansıyan şikayetlere dikkat çekerek, temizlik personeli kadrosunda bulunan bazı çalışanların tıbbi sekreterlik görevini fiilen yürüttüğü, buna karşın asli görevlerini yerine getirmediği yönünde ciddi iddialar bulunduğunu vurguladı. Bu durumun yalnızca bir görev ihlali değil, aynı zamanda kamu kaynaklarının yanlış kullanımı anlamına geldiğini belirten Özen, “Bu açık bir sistem zaafıdır” dedi. “Kim bu görevlendirmeleri yapıyor, kimler göz yumuyor?” sorusunu yönelten Özen, iddiaların yalnızca idari bir hata olarak geçiştirilemeyeceğini ifade etti. Sağlık kurumlarında görev dağılımının keyfi şekilde değiştirildiği yönündeki söylemlerin araştırılması gerektiğini belirten Özen, “Bu işin arkasında bir talimat zinciri vardır. Sorumlular ortaya çıkarılmalıdır” diye konuştu. Ayrıca söz konusu uygulamaların siyasi referanslarla mı gerçekleştiği sorusunun da kamuoyunda yüksek sesle dile getirildiğini kaydeden Özen, liyakat ilkesinin hiçe sayıldığı iddialarının görmezden gelinemeyeceğini ifade etti. “Eğer burada bir kayırmacılık varsa, bu sadece kurumsal değil, aynı zamanda vicdani bir çöküştür” sözleriyle tepkisini daha da sertleştirdi. Sağlık hizmetlerinin doğrudan insan hayatını ilgilendirdiğini hatırlatan Özen, görev tanımı dışında yapılan uygulamaların hem hizmet kalitesini düşüreceğini hem de sistemde ciddi aksamalara yol açacağını söyledi. “Temizlik personelini sekreterlik yaptırarak neyi çözüyorsunuz? Eğitim almamış personelle sağlık sistemi mi yönetilir?” ifadeleriyle eleştirilerini sürdürdü. Aydınlık Gelecek Partisi olarak konunun takipçisi olacaklarını vurgulayan Özen, yetkililere açık çağrıda bulundu: “Bu iddialar derhal soruşturulmalı, görev tanımı dışına çıkan uygulamalara son verilmelidir. Kamu görevinde keyfiyet değil, hukuk ve liyakat esastır. Bu düzen böyle devam edemez.” Bursa’daki sağlık kurumlarına ilişkin bu çarpıcı iddiaların ardından gözler şimdi yetkili mercilere çevrilmiş durumda. Kamuoyu ise tek bir sorunun yanıtını bekliyor: Bu düzeni kim kurdu ve neden hâlâ sürdürülüyor?

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu’ndan Sert Açıklamalar: Kırsal Mahallelerde Yıkım Kararlarına Karşı Mücadele Başlatıldı! Haber

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu’ndan Sert Açıklamalar: Kırsal Mahallelerde Yıkım Kararlarına Karşı Mücadele Başlatıldı!

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu, yapı güvenliğini artırmak ve özellikle yangın güvenliğini ön planda tutarak, yapıların izlenmesini savunarak kritik bir çağrıda bulundu. Yapı güvenliği ve denetim süreçlerinin gücünün artırılması gerektiğini vurgulayan Hacıoğlu, inşaat sürecindeki tüm aktörlerin görev, yetki ve sorumluluklarının net bir şekilde tanımlanmasını içeren yaklaşımını son derece değerli bulduğunu belirtti. Ancak, söz konusu yaklaşımın sadece planlama ve denetimle sınırlı kalmaması, aynı zamanda sahada karşılaşılan yapısal sorunların çözümüne yönelik somut adımlar atılmasının gerektiğini ifade etti. "Bu Sorunların Çözümü, Mağduriyetleri Giderecektir" Hacıoğlu, "Eğer bu yaklaşım sahada ciddi şekilde uygulanırsa, uzun yıllardır devam eden mağduriyetler de ortadan kalkacaktır" diyerek, kırsal mahallelerde imar planlarının yapılmaması ve 2018 İmar Barışı sürecinde yaşanan mağduriyetlerin acil çözüm bekleyen başlıca problemler arasında yer aldığını ifade etti. 2014 yılında yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun ile ülke genelinde 17.000 köyün mahalle statüsüne dönüştüğüne dikkat çeken Hacıoğlu, bu süreçte belediyelere verilen imar planı yapma sorumluluğunun büyük bir hayal kırıklığına yol açtığını belirtti. "Yasaya göre, imar planlarının iki yıl içinde yapılması gerekiyordu ama üzerinden 12 yıl geçmesine rağmen, birçok bölgede imar planları hâlâ yapılmamış durumda" dedi. Ruhsatsız Yapılar ve Ağır Mağduriyetler Hacıoğlu, belediyelerin yerine getirmediği yükümlülükler nedeniyle söz konusu alanlarda yapılarının ruhsatsız ve kaçak durumuna düştüğünü, vatandaşların ruhsat almak için başvuruda bulundukları halde sonuç alamadıklarını belirterek, "Bu eksiklik, vatandaşları büyük mağduriyetlere uğratmış ve tamamen idarenin ihmalinden kaynaklanmıştır" dedi. İmar Barışı Mağduriyetleri 2018’de hayata geçirilen İmar Barışı düzenlemesiyle yapılan başvuruların çoğunun, süreçten yaklaşık iki yıl sonra iptal edilmeye başlandığını ifade eden Hacıoğlu, bu iptallerin gerekçe olarak sunulan uydu görüntülerinin güncel olmaması ve başvuru aşamasında etkin denetim yapılmaması sebebiyle büyük bir mağduriyet yaşandığını söyledi. "Bu süreç, denetim kriterlerinin ve uygulama yönetmeliğinin vatandaşlara doğru bir şekilde aktarılmaması sonucu, telafisi güç hak kayıplarına yol açmıştır." Mudanya'da Yıkım Kararları ve Ailelerin Geleceği Özellikle Bursa Mudanya Belediyesi tarafından alınan 2.000’in üzerinde yıkım kararına dikkat çeken Hacıoğlu, bu yapıların çoğunun kırsal alanlarda bulunan, az katlı, basit yapılar olduğunu, genellikle güvenli ve kullanımda olan yapılar olduğunu belirterek, "Bu binaların yıkılması, sadece bireysel ve milli servetin yok edilmesine yol açmakla kalmaz, binlerce ailenin barınma hakkını da zedeler" dedi. Hacıoğlu, bu durumun sosyal ve ekonomik sorunları daha da derinleştireceği konusunda uyarılarda bulundu. Talepler: Yapıların Güvenliğini Sağlamak ve Sosyal Adaletin Önünü Açmak İbrahim Hacıoğlu, çözüm önerilerini ise net bir şekilde sıraladı: Kırsal Mahallelerde Yıkımların Durması: İmar planları yapılıncaya kadar kırsal mahallelerde alınan yıkım kararlarının durdurulması gerektiğini vurguladı. Güvenli Yapıların Kayıt Altına Alınması: Yapıların afet risk analizlerinin yapılarak güvenli olanların kayıt altına alınmasını talep etti. Riskli Yapıların Güçlendirilmesi veya Dönüşümü: Riskli yapılar için güçlendirme ve dönüşüm süreçlerinin başlatılması gerektiğine dikkat çekti. Ekonomiye Katkı: Güvenli yapılar, devlet hazinesi ve belediye bütçelerine katkı sağlayacak şekilde ekonomiye kazandırılmalıdır. Hacıoğlu, "Bu mesele, siyasi bir tartışma konusu değildir; hukuk, vicdan, sosyal adalet ve kamu yararı çerçevesinde ele alınması gereken bir toplumsal sorundur" dedi. İmar planları tamamlanana ve hukuki belirsizlikler giderilene kadar, yıkım kararlarının durdurulması için gereğinin yapılması gerektiğini ifade etti. "Hukuk ve Adaletin Yanındayız" Hacıoğlu, konuşmasını şu şekilde sonlandırdı: "İmar planlarının bir an önce yapılması, inşaat süreçlerinin denetiminin güçlendirilmesi ve bu konuda mağduriyet yaşayan vatandaşlarımıza çözüm bulunması, hepimizin ortak sorumluluğudur. Bizler, yapının güvenliğini esas alan ve kamu yararını gözeten bir yaklaşımı savunuyoruz ve bu noktada ne olursa olsun mücadelemizi sürdüreceğiz." Hacıoğlu’nun açıklamaları, sadece yerel yönetimlere değil, aynı zamanda tüm kamuoyuna önemli bir sorumluluk çağrısı olarak yankı buldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.