Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hilmi Şanlı

Gürsu Haber - Hilmi Şanlı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hilmi Şanlı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

HİLMİ ŞANLI: “2026 YAZ KUR’AN KURSLARI, MİLLETİMİZİN MANEVİ GELECEĞİNE YAPILAN EN KIYMETLİ YATIRIMLARDAN BİRİDİR” Haber

HİLMİ ŞANLI: “2026 YAZ KUR’AN KURSLARI, MİLLETİMİZİN MANEVİ GELECEĞİNE YAPILAN EN KIYMETLİ YATIRIMLARDAN BİRİDİR”

Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Sekreteri Hilmi Şanlı, 6 Temmuz 2026 tarihinde başlayan 2026 Yaz Kur’an Kursları dolayısıyla yayımladığı kapsamlı basın açıklamasında, yaz Kur’an kurslarının yalnızca dini eğitim verilen mekânlar olmadığını, aynı zamanda milli ve manevi değerlerin, ahlaki erdemlerin ve toplumsal birlik ruhunun gelecek nesillere aktarıldığı en önemli eğitim merkezlerinden biri olduğunu vurguladı. Açıklamasına Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (S.A.V.) “Sizin en hayırlınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” hadis-i şerifiyle başlayan Şanlı, yaz mevsiminin Türkiye'nin dört bir yanında manevi bir iklim oluşturduğunu belirterek, milyonlarca çocuğun Kur’an-ı Kerim öğrenmek için camilere ve Kur’an kurslarına yönelmesinin toplum adına büyük bir umut kaynağı olduğunu ifade etti. "CAMİLERİMİZ ÇOCUKLARIMIZIN SESLERİYLE ŞENLENECEK" Hilmi Şanlı, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Türkiye'nin dört bir yanında ve yurt dışındaki teşkilatlarda düzenlenen 2026 Yaz Kur’an Kurslarının bugün itibarıyla başladığını belirterek şunları söyledi: "Bir yaz mevsimine daha gönülleri Kur’an’ın nuruyla buluşturacak kutlu bir başlangıcın heyecanıyla giriyoruz. Yurt içinde ve yurt dışında camilerimizde, Kur’an kurslarımızda ve gençlik merkezlerimizde gerçekleştirilecek Yaz Kur’an Kursları, milyonlarca evladımıza rahmet kapılarını aralayacaktır. Her yaz olduğu gibi bu yaz da minarelerimizin gölgesinde yükselen çocuk sesleri yalnızca camilerimizi değil, milletimizin geleceğini de şenlendirecektir. Çünkü Kur’an’ın öğretildiği her mekân; ahlakın, merhametin, paylaşmanın, kardeşliğin, vatan sevgisinin, milli şuurun ve medeniyet tasavvurunun filizlendiği bir irfan mektebidir." "BUGÜN CAMİYE KOŞAN ÇOCUKLAR, YARININ GÜÇLÜ TÜRKİYE'SİNİ İNŞA EDECEK" Şanlı, yaz tatilinin önemli bir bölümünü Kur’an öğrenmeye ayıran çocukların geleceğin ilim sahibi, ahlaklı ve sorumluluk sahibi bireyleri olacağını belirterek şu değerlendirmede bulundu: "Bugün yaz tatilinden fedakârlık ederek Kur’an öğrenmek için camilere koşan yavrularımız, yarının ilim sahibi, vicdan sahibi, milletine ve devletine sadakatle bağlı bireyleri olacaktır. Onların gönüllerine düşen her Kur’an harfi, birlik ve beraberliğimizin, toplumsal huzurumuzun ve güçlü Türkiye idealimizin en sağlam teminatıdır." "DİN GÖREVLİLERİMİZ VE KUR’AN KURSU ÖĞRETİCİLERİMİZ GÖNÜL MİMARIDIR" Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Sekreteri Hilmi Şanlı, Yaz Kur’an Kurslarının başarısındaki en büyük payın din görevlileri ve Kur’an kursu öğreticilerine ait olduğunu belirterek onların özverili çalışmalarına dikkat çekti. Şanlı açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Bu kutlu hizmetin isimsiz kahramanları olan din görevlilerimiz ve Kur’an kursu öğreticilerimiz her türlü zorluğa rağmen büyük bir adanmışlık ruhuyla görev yapmaktadır. Onlar yalnızca Kur’an öğretmiyor; gönül inşa ediyor, karakter yetiştiriyor, milletimizin manevi istikbalini emanet edeceğimiz nesilleri şekillendiriyorlar. Gösterdikleri fedakârlık ve özveri her türlü takdirin üzerindedir." "MANEVİ KALKINMA OLMADAN GÜÇLÜ DEVLET OLMAK MÜMKÜN DEĞİLDİR" Açıklamasında milli ve manevi eğitimin önemine de dikkat çeken Şanlı, güçlü devlet anlayışının yalnızca ekonomik ve teknolojik gelişmeyle sınırlı olmadığını ifade etti. "Türk Diyanet Vakıf-Sen olarak inanıyoruz ki güçlü devletlerin temeli sadece ekonomik büyüklükle, teknolojik gelişmişlikle ya da fiziki yatırımlarla atılmaz. Asıl güç; köklerine bağlı, inancını yaşayan, milli ve manevi değerlerine sahip çıkan sağlam nesillerle mümkündür. Yaz Kur’an Kursları işte bu büyük yürüyüşün en önemli eğitim merkezlerinden biridir. Burada yetişen çocuklarımız hem iyi bir insan hem de iyi bir vatandaş olma bilincini kazanacaktır." AİLELERE VE EĞİTİMCİLERE TEŞEKKÜR Hilmi Şanlı, çocuklarını gönül rahatlığıyla Yaz Kur’an Kurslarına gönderen ailelere de teşekkür ederek şöyle konuştu: "Evlatlarını büyük bir güvenle Kur’an kurslarına emanet eden kıymetli anne ve babalarımıza şükranlarımı sunuyorum. Aynı şekilde yurdumuzun dört bir yanında ve gönül coğrafyamızda büyük fedakârlıkla görev yapan bütün din görevlilerimize, Kur’an kursu öğreticilerimize ve Kur’an aşkıyla camilerimizi dolduran yavrularımıza en kalbi teşekkürlerimi ifade ediyorum." "RABBİMİZ NESLİMİZİ KUR’AN'IN REHBERLİĞİNDE YETİŞTİRSİN" Açıklamasını dua ve temennilerle tamamlayan Şanlı, şu ifadeleri kullandı: "Yüce Rabbimizden niyazımız; Kur’an’ın rehberliğinde yetişen nesillerimizi dinine, devletine, milletine ve bütün insanlığa faydalı bireyler eylemesidir. Cenab-ı Hak Kur’an’a hizmet eden bütün hocalarımızın gayretlerini bereketlendirsin. Evlatlarımızı ilim, irfan, hikmet ve güzel ahlak üzere daim eylesin. Kur’an’ın sesi yeryüzünden eksik olmasın. Ezanlarımız ebediyen semalarımızda yankılansın. Al bayrağımız kıyamete kadar hür ve nazlı dalgalansın. Devletimiz payidar, milletimiz bahtiyar olsun." Şanlı, açıklamasının sonunda 2026 Yaz Kur’an Kurslarının başta Türkiye olmak üzere gönül coğrafyasındaki bütün Müslümanlara hayırlar getirmesini temenni ederek, kursların çocukların hem dini hem de ahlaki gelişimlerine önemli katkılar sağlayacağına olan inancını dile getirdi.

Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Sekreteri Hilmi Şanlı: “Görme engelli kardeşlerimizin Kur’an öğrenme azmi takdire şayandır” Haber

Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Sekreteri Hilmi Şanlı: “Görme engelli kardeşlerimizin Kur’an öğrenme azmi takdire şayandır”

Bursa’da görme engelli vatandaşlara yönelik yürütülen Kur’an-ı Kerim eğitim faaliyetleri dikkat çekmeye devam ediyor. Bu kapsamda Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Sekreteri Hilmi Şanlı, beraberinde Türk Diyanet Vakıf-Sen Bursa Şube Başkan Yardımcısı Recep Kasım ve Nilüfer İlçe Temsilcisi Abdusselam Bayraktar ile birlikte Nilüfer Konak Mahallesi Kur’an Kursu’nu ziyaret ederek yürütülen eğitim çalışmalarını yerinde inceledi. Ziyaret kapsamında kurs yönetimi ve öğreticilerden yürütülen çalışmalar hakkında detaylı bilgi alan heyet, kursiyerlerle de bir araya gelerek sohbet etti ve eğitim sürecini yakından gözlemledi. Görme engelli bireylerin Kur’an-ı Kerim öğrenme süreçlerine ilişkin kullanılan özel eğitim yöntemleri, materyaller ve çevrim içi eğitim imkanları hakkında değerlendirmelerde bulunuldu. Görme Engelli Kursiyerlerin Azmi Takdir Topladı Ziyaret sırasında görme engelli kursiyerlerin Kur’an öğrenme konusundaki azim ve gayretleri heyetin takdirini topladı. Kursiyerlerle tek tek sohbet eden Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Sekreteri Hilmi Şanlı, onların öğrenme isteğinin ve manevi bağlılığının son derece etkileyici olduğunu ifade etti. Ziyaretin ardından açıklamalarda bulunan Şanlı, Nilüfer Konak Mahallesi Kur’an Kursu’nda yürütülen eğitim faaliyetlerinin hem sosyal hem de manevi açıdan son derece kıymetli bir hizmet olduğunu belirtti. Şanlı, “Nilüfer Konak Mahallesi Kur’an Kursu’nda yürütülen bu anlamlı eğitim faaliyetini yerinde görmekten büyük memnuniyet duyduk. Görme engelli kardeşlerimizin Kur’an-ı Kerim öğrenme azmi ve gayreti gerçekten takdire şayandır. Bu kurslarda görev yapan öğreticilerimiz de sabır, özveri ve özel eğitim yöntemleriyle son derece önemli bir hizmet yürütmektedir” dedi. Türkiye’nin Farklı Şehirlerinden Çevrim İçi Katılım Kursun yalnızca Bursa’daki kursiyerlere değil, Türkiye’nin farklı şehirlerinden katılım sağlayan görme engelli bireylere de eğitim imkânı sunduğunu ifade eden Şanlı, dijital eğitim imkânlarının bu alandaki hizmetleri daha geniş kitlelere ulaştırdığını söyledi. Şanlı, ziyaret sırasında elde ettikleri gözlemlere değinerek şu değerlendirmelerde bulundu: “Ziyaretimiz sırasında gördük ki yalnızca Bursa’dan değil, Türkiye’nin muhtelif şehirlerinden görme engelli kardeşlerimiz de derslere çevrim içi olarak katılmakta, Kur’an öğrenme heyecanını kilometrelerce uzaktan dahi canlı tutmaktadır. Bu durum, milletimizin Kur’an-ı Kerim’e olan bağlılığının ve manevi değerlerimize olan sadakatinin en güzel göstergelerinden biridir.” Kurumsal Desteklerin Artırılması Gerektiğine Dikkat Çekildi Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Sekreteri Hilmi Şanlı, bu tür eğitim faaliyetlerinin daha güçlü ve sürdürülebilir şekilde devam edebilmesi için kurumsal desteklerin artırılması gerektiğini de vurguladı. Özellikle görme engelli bireylere yönelik Kur’an eğitiminin özel eğitim yöntemleri ve materyaller gerektirdiğini ifade eden Şanlı, Braille alfabesiyle hazırlanmış Kur’an-ı Kerim ve eğitim materyallerinin yaygınlaştırılmasının büyük önem taşıdığını dile getirdi. Şanlı, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı: “Bu hizmetin daha güçlü bir şekilde sürdürülebilmesi için kurumsal desteklerin artırılması, kadrolu personel istihdamının sağlanması ve eğitim materyallerinin çoğaltılması büyük önem taşımaktadır. Özellikle Braille alfabesiyle hazırlanmış Kur’an-ı Kerim ve eğitim materyallerinin yaygınlaştırılması, uygun eğitim ortamlarının oluşturulması ve bu alanda uzmanlaşmış öğreticilerin desteklenmesi gerekmektedir.” Öğreticilerin Kadrolu İstihdamı Vurgulandı Görme engelli bireylere yönelik eğitim faaliyetlerinde görev yapan öğreticilerin önemli bir sorumluluk üstlendiğine dikkat çeken Şanlı, bu alanda görev yapan eğitimcilerin kadrolu olarak istihdam edilmesinin hizmet kalitesini artıracağını belirtti. Şanlı, açıklamasında şu değerlendirmeye yer verdi: “Halihazırda bu eğitimi büyük bir özveriyle sürdüren öğreticilerimizin özel yetenek sınavı ile kadrolu olarak istihdam edilmesi, hem hizmetin kalitesini artıracak hem de bu alanda oluşmuş tecrübenin kurumsal olarak devamlılığını sağlayacaktır.” “Bu Hizmet Toplumsal Bir Sorumluluktur” Görme engelli bireylerin din hizmetlerinden en iyi şekilde faydalanabilmesinin sosyal devlet anlayışının önemli bir gereği olduğunu ifade eden Şanlı, bu alandaki çalışmaların yaygınlaştırılması gerektiğini vurguladı. Şanlı, “Unutulmamalıdır ki görme engelli kardeşlerimizin Kur’an öğrenme aşkı asla söndürülmemelidir. Bu aşkı büyütmek, onların Kur’an-ı Kerim ile buluşmasını kolaylaştırmak ve önlerindeki engelleri kaldırmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Sosyal devlet anlayışının bir gereği olarak görme engelli vatandaşlarımızın din hizmetlerinden en iyi şekilde faydalanabilmesi için gerekli adımların atılması büyük bir ihtiyaçtır” ifadelerini kullandı. Sendikadan Destek Mesajı Türk Diyanet Vakıf-Sen olarak bu alanda yürütülen tüm çalışmalara destek vermeye hazır olduklarını belirten Şanlı, görme engelli bireylerin Kur’an eğitimine erişimini kolaylaştıracak her türlü girişimin yanında olacaklarını söyledi. Şanlı, “Türk Diyanet Vakıf-Sen olarak bu alanda yürütülen her türlü hayırlı çalışmaya destek vermeye hazır olduğumuzu özellikle ifade etmek isteriz. Görme engelli kardeşlerimizin Kur’an eğitimine erişimini kolaylaştıracak her girişimin yanında olmayı görev biliyoruz” dedi. Kurs Yöneticisi ve Öğreticilere Teşekkür Ziyaretin sonunda Nilüfer Konak Mahallesi Kur’an Kursu’nda yürütülen eğitim faaliyetlerinde emeği geçenlere teşekkür eden Şanlı, kurs yöneticisi ve öğreticilerin fedakârca yürüttüğü çalışmaları takdir ettiklerini ifade etti. Şanlı, “Bu vesileyle Nilüfer Konak Mahallesi Kur’an Kursu Yöneticisi Meryem Demirel’e ve fedakârca görev yapan tüm öğreticilerimize, görme engelli kardeşlerimizin Kur’an-ı Kerim öğrenmesine vesile olan gayretleri ve emekleri için gönülden teşekkür ediyoruz” diye konuştu. Şanlı ayrıca, bu anlamlı hizmetin yaygınlaştırılmasının hem toplumsal bir sorumluluk hem de önemli bir manevi görev olduğunu vurgulayarak, bu alandaki çalışmaların artarak devam etmesi temennisinde bulundu.

“Vesayete Karşı Onurlu Duruşumuz Tarihe Not Düştü” Haber

“Vesayete Karşı Onurlu Duruşumuz Tarihe Not Düştü”

Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Sekreteri Hilmi Şanlı, 28 Şubat sürecinin yıl dönümünde yaptığı kapsamlı açıklamada, 1997’de yaşanan müdahalenin demokrasi tarihine “kara bir vesayet dönemi” olarak geçtiğini belirterek, o gün sergilenen sendikal direnişin milli iradeye sahip çıkma iradesi olduğunu vurguladı. “Postmodern” Denilerek Hafifletilemez 28 Şubat 1997’de toplanan Millî Güvenlik Kurulu kararlarıyla başlayan sürecin, seçilmiş hükümeti baskı altına alan sistematik bir müdahale olduğunu ifade eden Şanlı, kamuoyunda “postmodern darbe” olarak anılan bu dönemin özünde demokrasiye vurulmuş ağır bir darbe niteliği taşıdığını söyledi. Tankların yürütüldüğü, medya manşetleriyle kamuoyu algısının şekillendirildiği, yargı ve bürokrasinin brifinglerle yönlendirildiği bir iklim oluşturulduğunu belirten Şanlı, “Bu süreç, yalnızca bir siyasi müdahale değil; millet iradesini tahkim etmeye çalışan bir vesayet düzeninin açık tezahürüydü” dedi. “Kesintisiz Eğitim”e Karşı “Kesintisiz Demokrasi” Şanlı, o dönemde kamuoyuna sunulan “kesintisiz eğitim” söyleminin, toplumu tek tip bir anlayışa yönlendirme çabasının parçası olduğunu savunarak, Türkiye Kamu-Sen’in bu dayatmaya karşı “kesintisiz demokrasi” ilkesini savunduğunu ifade etti. “Bizim için mesele pedagojik bir tartışma değildi; mesele doğrudan doğruya millet iradesinin tasfiyesine karşı durmaktı” diyen Şanlı, sendikal mücadelenin sınırlarını aşan bir tavır ortaya koyduklarını kaydetti. Demokrasi Nöbeti: Kokartlı Direniş Başta Türkiye Kamu-Sen olmak üzere bağlı sendikaların süreç boyunca geri adım atmadığını belirten Şanlı, bir hafta süren kitlesel eylemleri hatırlattı: İş yerlerinde kokart takılarak sembolik ve görünür bir duruş sergilendi. Kitlesel basın açıklamalarıyla kamuoyu bilgilendirildi. Meydanlarda açıklamalar yapıldı. Bildiriler dağıtılarak taban mobilize edildi. Şanlı, “O gün adeta demokrasi nöbeti tutuldu. Bu, sendikal tarihimize düşülmüş şerefli bir kayıttır” ifadelerini kullandı. “Susmak Vesayeti Kabullenmekti” Süreçte geri çekilmenin ve sessiz kalmanın daha güvenli bir tercih olabileceğini, ancak bunun vesayeti meşrulaştırmak anlamına geleceğini vurgulayan Şanlı, şu değerlendirmede bulundu: “Susmak kolaydı; ancak susmak vesayeti kabullenmek demekti. Biz milletin emanetine sahip çıkmayı sorumluluk bildik. Sergilenen tavır, yalnızca sendikal değil, milli bir duruştu.” 28 Şubat döneminin; fişlemelerin, yasakların, ayrımcılığın ve inanç temelli baskıların sıradanlaştırıldığı bir süreç olarak hafızalarda yer ettiğini belirten Şanlı, buna rağmen demokrasiye inananların cesaretinin karanlığı dağıtan bir ışık olduğunu söyledi. “Haklı Olan Kazandı, Vesayet Çöktü” Aradan geçen yıllar içinde vesayet düzenlerinin çöktüğünü ve darbe heveslilerinin tarihin karanlık sayfalarına mahkûm edildiğini dile getiren Şanlı, millet iradesinin nihayetinde galip geldiğini ifade etti. Ancak hafızanın diri tutulması gerektiğini vurgulayan Şanlı, “Unutulan darbeler, yeniden cesaret bulabilir. Bu nedenle 28 Şubat yalnızca bir anma değil, bir bilinç muhasebesidir” dedi. “Hangi Ad Altında Gelirse Gelsin…” Hilmi Şanlı açıklamasının sonunda, dün olduğu gibi bugün de hukukun üstünlüğünü, milli iradeyi ve demokrasiyi savunmaya devam edeceklerini belirterek şu mesajı verdi: “Hangi ad altında gelirse gelsin, millet iradesine yönelik her türlü müdahalenin karşısında duracağız. 28 Şubat’ı unutmadık, unutturmayacağız. Demokrasiye sahip çıkmak bizim için bir tercih değil, bir şeref meselesidir.” Türk sendikal hareketinin yakın tarihindeki kritik dönemeçlerden biri olarak değerlendirilen 28 Şubat süreci, yapılan bu açıklamayla bir kez daha hatırlatılırken; vesayet tartışmaları ve demokratik kazanımların korunması meselesi yeniden kamuoyu gündemine taşınmış oldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.