Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hesap Verebilirlik

Gürsu Haber - Hesap Verebilirlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hesap Verebilirlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

DUACINARI PROJESİ ÜZERİNDEKİ TARTIŞMALAR BÜYÜYOR: “KÜLTÜR VE YAŞAM MERKEZİ Mİ, TİCARET VE RANT MERKEZİ Mİ?” Haber

DUACINARI PROJESİ ÜZERİNDEKİ TARTIŞMALAR BÜYÜYOR: “KÜLTÜR VE YAŞAM MERKEZİ Mİ, TİCARET VE RANT MERKEZİ Mİ?”

Bursa'nın en yoğun nüfuslu ilçelerinden biri olan Yıldırım'da yapımı devam eden Duacınarı Kültür ve Yaşam Merkezi Projesi, kamuoyunda tartışmaların odağı haline gelmeye devam ediyor. İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis'in yaptığı sert açıklamalar ve kamuoyuna sunduğu eleştiriler, proje hakkında yeni soru işaretlerini gündeme taşıdı. Seyis, projenin başlangıcından itibaren şeffaflıktan uzak bir süreç işletildiğini iddia ederek, Yıldırım halkının bilgilendirilmediğini, bölge sakinlerinin görüşlerinin alınmadığını ve kamu kaynaklarıyla yürütülen bir yatırımın detaylarının kamuoyundan gizlendiğini öne sürdü. Yıldırım kamuoyunda giderek büyüyen tartışmanın merkezinde ise şu soru yer alıyor: "Duacınarı Kültür ve Yaşam Merkezi mi yapılıyor, yoksa yeni bir ticaret ve rant merkezi mi oluşturuluyor?" "YILDIRIM HALKI BİLGİLENDİRİLMİYOR" İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis, yaptığı değerlendirmede projenin yalnızca bir bina inşaatı olmadığını, doğrudan Yıldırım'ın geleceğini ilgilendiren önemli bir yatırım olduğunu belirtti. Seyis'e göre böylesine büyük bir proje hazırlanırken mahalle sakinleri, muhtarlar, esnaf odaları, sivil toplum kuruluşları, şehir plancıları ve bölge uzmanlarıyla kapsamlı istişare yapılması gerekiyordu. Ancak iddialara göre süreç tam tersine işletildi. Projenin hangi ihtiyaç analizine göre hazırlandığı, hangi kriterlerle şekillendirildiği ve nihai kullanım amacının ne olduğu konusunda kamuoyuna yeterli açıklama yapılmadığı ileri sürülüyor. İsmail Seyis, "Yıldırım halkının geleceğini ilgilendiren bir projede halkın söz hakkı yok sayılmıştır" görüşünü savundu. "İHALE SÜRECİ NEDEN TAM OLARAK AÇIKLANMIYOR?" Tartışmaların en önemli başlıklarından birini ise ihale süreci oluşturuyor. Muhalefet cephesi, projenin maliyetinin, ihale detaylarının, yüklenici firmaların, sözleşme şartlarının ve proje kapsamının ayrıntılı şekilde kamuoyuna açıklanması gerektiğini belirtiyor. Kamu kaynakları kullanılarak gerçekleştirilen her yatırımın şeffaflık ilkesi doğrultusunda yürütülmesi gerektiğini ifade eden Seyis, şu soruları gündeme taşıdı: Projenin toplam maliyeti nedir? İhale hangi şartlarda yapılmıştır? Katılan firmalar kimlerdir? Teknik şartnameler kamuoyuna neden detaylı şekilde açıklanmamaktadır? Projenin nihai kullanım planı nedir? Kültürel alanların oranı ne kadardır? Ticari alanların büyüklüğü nedir? Bu soruların cevaplarının verilmesi gerektiğini savunan Seyis, "Şeffaf yönetim anlayışı bunu gerektirir" dedi. "KÜLTÜR ADI ALTINDA TİCARİ PROJE Mİ?" Yıldırım kamuoyunda en fazla konuşulan konulardan biri de projenin kullanım amacı. Projenin adında "Kültür ve Yaşam Merkezi" ifadesi bulunmasına rağmen, ilerleyen süreçte ticari alanların ağırlık kazanacağı yönünde çeşitli iddialar gündeme geliyor. Vatandaşlar arasında; "Bu proje gerçekten kültürel faaliyetler için mi yapılıyor?" "Yoksa zamanla ticari işletmelerin ağırlıklı olduğu yeni bir rant alanına mı dönüşecek?" soruları sıkça sorulmaya başlandı. Muhalefet temsilcileri, kültür merkezlerinin toplumun ortak kullanım alanları olması gerektiğini belirtirken, ticari fonksiyonların ön plana çıkmasının kamu yararını ikinci plana itebileceğini savunuyor. "MİLYONLARCA LİRALIK YATIRIM KİMİN İHTİYACINI KARŞILAYACAK?" Projeye ayrılan bütçenin büyüklüğü de tartışma konusu olmaya devam ediyor. Yıldırım'ın; Trafik, Kentsel dönüşüm, Otopark, Gençlik merkezleri, Spor alanları, Sosyal destek projeleri, Yeşil alan eksikliği, Deprem hazırlıkları, gibi çok sayıda öncelikli sorunu bulunduğunu belirten eleştiriler, milyonlarca liralık yatırımın gerçekten halkın öncelikli ihtiyaçlarına cevap verip vermediğinin açıklanmasını talep ediyor. "Öncelik gösterişli binalar mı, yoksa vatandaşın günlük yaşamını kolaylaştıracak hizmetler mi?" sorusu da kamuoyunda tartışılıyor. "DUACINARI HALKINDIR" İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis, açıklamasında Duacınarı'nın yalnızca belirli çevrelerin değil, tüm Yıldırım halkının ortak değeri olduğunu vurguladı. Seyis'e göre kamuya ait alanlar üzerinde gerçekleştirilen her yatırımın temel amacı vatandaşın yararı olmalı. Bu nedenle projenin tüm ayrıntılarının açıklanması, karar süreçlerinin şeffaf şekilde paylaşılması ve bölge halkının görüşlerinin alınması gerektiği ifade edildi. "KARARI YILDIRIM HALKI VERECEK" Duacınarı Kültür ve Yaşam Merkezi etrafında oluşan tartışmaların önümüzdeki dönemde daha da büyümesi beklenirken, kamuoyunun beklentisi projenin tüm yönleriyle şeffaf biçimde ortaya konulması yönünde. Yıldırım'da vatandaşlar şimdi şu soruların cevabını arıyor: Duacınarı Kültür ve Yaşam Merkezi gerçekten kültür ve yaşam merkezi olarak mı hizmet verecek? Duacınarı Kültür ve Ticaret Merkezi'ne mi dönüşecek? Yoksa kamu kaynaklarıyla oluşturulan yeni bir rant alanı mı ortaya çıkacak? Bu soruların yanıtını verecek olan ise yalnızca siyasi açıklamalar değil; projenin tamamlandığında ortaya koyacağı somut sonuçlar ve Yıldırım halkının vereceği nihai değerlendirme olacak. Tartışmalar sürerken bir gerçek değişmiyor: Yıldırım halkı, kamu kaynaklarıyla yapılan her yatırımda daha fazla şeffaflık, daha fazla katılımcılık ve daha fazla hesap verebilirlik talep ediyor.

"Makamda Oturan Değil, Sahada Mücadele Eden Bir Siyaset Anlayışı" Haber

"Makamda Oturan Değil, Sahada Mücadele Eden Bir Siyaset Anlayışı"

İYİ Parti Gemlik İlçe Başkanı Orhan Karaduman, son günlerde kamuoyunda kendisine yönelik artan ilgi üzerine yaşam öyküsünü ve siyasi mücadelesini kamuoyuyla paylaşırken, Gemlik'in yıllardır çözülemeyen sorunlarına ilişkin de dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Karaduman, makam odalarında siyaset üretmek yerine vatandaşın arasında olmayı tercih ettiğini belirterek, "Siyaset koltukta oturmak değil, milletin derdine ortak olmaktır." mesajını verdi. Gemlik'te vatandaşlardan "Orhan Karaduman kimdir?" sorusunu sıkça aldıklarını belirten Karaduman, hem siyasi geçmişini hem de bugüne kadar sürdürdüğü hizmet anlayışını paylaşma gereği duyduğunu ifade etti. Cumhuriyet Mübadillerinin Torunu Ailesinin köklerinin Selanik'in Vodina bölgesine dayandığını belirten Karaduman, dedelerinin 1923 Lozan Mübadelesi sonrasında Gemlik'e yerleştiğini ve yaklaşık bir asırdır ilçenin yeniden imarında, gelişiminde ve sosyal hayatında yer aldığını söyledi. 9 Temmuz 1961 tarihinde Gemlik'in Orhaniye Mahallesi'nde dünyaya gelen Karaduman, eğitim hayatına Atatürk İlkokulu'nda başladı. Daha sonra Şükrü Şenol İlkokulu'nda öğrenim gören Karaduman, ailesinin İstanbul'a taşınmasıyla eğitimine burada devam etti. Askerlik görevini tamamladıktan sonra evlilik nedeniyle İsviçre'ye yerleşen Karaduman, burada uzun yıllar hem iş hayatında hem de Türk toplumunun örgütlenmesi adına önemli görevler üstlendi. Avrupa'da Sivil Toplum ve Teşkilatçılık Deneyimi İsviçre'de bulunduğu yıllarda Avrupa Türk Federasyonu'na bağlı İsviçre Türk Federasyonu'nda iki dönem Genel Başkan Yardımcılığı ve Teşkilat Başkanlığı görevlerini üstlenen Karaduman, Baden Türk İslam Kültür Ocağı'nın da kurucu başkanlığını yaptı. Yaklaşık 12 yıl işçi olarak çalıştıktan sonra ticaret hayatına atılan Karaduman, gastronomi sektöründe 15 yılı aşkın girişimcilik deneyimi kazandı. Ayrıca Türk-İsviçre Down Sendrom Derneği, MİSİAD İsviçre ve İYİSİAD İsviçre gibi çok sayıda sivil toplum kuruluşunun kuruluşunda aktif rol alarak kurucu başkanlık görevlerinde bulundu. İYİ Parti'nin Kuruluşundan Bu Yana Görev Aldı Karaduman, siyasi hayatında da İYİ Parti'nin kuruluş sürecinden itibaren aktif görev üstlendi. 2018 yılında İYİ Parti İsviçre Dış Temsilciliği Kurucu Başkanlığı görevine getirilen Karaduman, altı yıl boyunca bu görevi sürdürdü. Bu süreçte dönemin Türk Dünyası ve Yurt Dışı Türklerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcıları ile milletvekilleri Buğra Kavuncu, Ahmet Erozan, Rıdvan Uz, Yavuz Ağıralioğlu ve Ayyüce Türkeş Taş ile birlikte çalıştığını ifade etti. "Emekli Olur Olmaz Memleketime Hizmet İçin Döndüm" 2024 yılında İsviçre'den emekli olarak kesin dönüş yapan Karaduman, doğup büyüdüğü Gemlik'e hizmet etmek amacıyla İYİ Parti Gemlik İlçe Teşkilatı'nda göreve başladığını belirtti. İlk olarak Halis Çelik yönetiminde Teşkilat Başkanı olarak görev yapan Karaduman, daha sonra gerçekleştirilen kongrede delegelerin oylarıyla İlçe Başkanlığı görevine seçildi. "Gemlik'i Yönetemeyenler Hesap Vermeli" Göreve geldiği günden itibaren klasik siyasi anlayışı reddettiğini belirten Karaduman, yıllardır Gemlik'in kronikleşen sorunlarının çözülemediğini savundu. İlçede altyapıdan ulaşıma, çevreden sosyal yaşama kadar birçok alanda vatandaşların aynı sorunları konuşmaya devam ettiğini dile getiren Karaduman, "Seçim dönemlerinde verilen sözlerin büyük bölümü unutuluyor. Vatandaş ise her geçen gün artan hayat pahalılığı, ekonomik sıkıntılar ve yerel sorunlarla baş başa bırakılıyor." değerlendirmesinde bulundu. Karaduman, siyasetin yalnızca seçimden seçime hatırlanan bir faaliyet haline gelmesini eleştirerek, halkın sorunlarının ancak sürekli sahada olunarak çözülebileceğini ifade etti. "Biz Makamda Değil, Sokaktayız" İlçe başkanlığı görevini devraldığı günden bu yana makam odasında siyaset yapmayı tercih etmediğini belirten Karaduman, gününün büyük bölümünü esnaf ziyaretleri, mahalle buluşmaları, dernek toplantıları ve vatandaşlarla birebir görüşmelerle geçirdiğini söyledi. Gemlik'in gerçek gündeminin resmi toplantı salonlarında değil, çarşıda, pazarda, kahvehanelerde ve sokaklarda olduğunu belirten Karaduman, "Vatandaşın yaşadığı sıkıntıyı yerinde dinlemeden çözüm üretilemez." ifadelerini kullandı. "Temiz ve Dürüst Siyasetten Taviz Vermeyeceğiz" Siyasetin kişisel çıkar, makam ve koltuk mücadelesine dönüştürülmesini doğru bulmadığını dile getiren Karaduman, görev süresi boyunca şeffaflık, dürüstlük ve hesap verebilirlik ilkelerinden taviz vermeyeceğini söyledi. Gemlik'te kutuplaştırıcı değil, birleştirici bir siyaset anlayışı oluşturmayı hedeflediklerini belirten Karaduman, ortak aklı önceleyen, çözüm odaklı ve vatandaş merkezli bir yönetim anlayışını savunduklarını ifade etti. Karaduman, "Bizim mücadelemiz makam sahibi olmak için değil, Gemlik'in sorunlarını çözmek içindir. Siyaseti bir kariyer planı değil, millete hizmet etmenin en önemli araçlarından biri olarak görüyoruz. En büyük makam da milletimizin gönlünde yer edinebilmektir." dedi. İYİ Parti Gemlik İlçe Başkanı Orhan Karaduman, önümüzdeki süreçte de vatandaşlarla iç içe olmaya, ilçenin sorunlarını gündeme taşımaya ve çözüm önerileri üretmeye devam edeceklerini belirterek, "Gemlik'in sesi olmaya, halkımızın hakkını her platformda savunmaya kararlıyız." ifadeleriyle açıklamasını tamamladı.

Anahtar Parti Ferizli’den yerel yönetime sert sorular! Haber

Anahtar Parti Ferizli’den yerel yönetime sert sorular!

Açıklamada, TÜİK verilerine göre Ferizli’nin Türkiye’nin en hızlı büyüyen ilçeleri arasında yer aldığı belirtilerek, Organize Sanayi Bölgesi’ne yapılan yatırımlar sayesinde mevcut 36-40 bin civarındaki nüfusa önümüzdeki yıllarda yaklaşık 40 bin kişinin daha eklenmesinin beklendiği ifade edildi. Bu büyüme karşısında ilçenin geleceğine yönelik somut projelerin ortaya konulmadığını savunan Anahtar Parti Ferizli İlçe Başkanı İsmaik Kuduı, belediye yönetimine şu soruları yöneltti: “Bugüne kadar ne kadar alan imara açıldı? Kaç yeni cadde ve sokak açıldı? Kaç kilometre yeni yol yapıldı? Nüfusun iki katına yaklaşacağı öngörülürken altyapı ve üstyapı planlamaları hazırlandı mı? İlçeyi sıkışmış yapılaşmadan kurtaracak projeler nelerdir?” Açıklamada ayrıca, belediyenin sosyal medya gündemini takip etmek yerine ilçenin geleceğini planlaması gerektiği vurgulanırken, çevre belediyelerin borçlarını azaltmasına rağmen Ferizli Belediyesi’nde sürekli borçların gündeme gelmesinin dikkat çekici olduğu belirtildi. Vatandaşların hizmet eksikliklerinden şikâyetçi olduğunun ifade edildiği açıklamada, “2026 yılında hâlâ yol sorunları için toplantılar yapılıyorsa, hâlâ doğalgaz hizmetleriyle ilgili görüşmeler sürüyorsa ve sosyal yaşam alanları konusunda çözüm arayışları devam ediyorsa bunun sorumlusu kimdir?” sorusu yöneltildi. Seçimlerin üzerinden 25 ay geçtiğine dikkat çekilen açıklamada, belediye yönetiminden bu süreçte ilçeye kazandırılan yeni imar alanları, açılan cadde ve yollar ile hayata geçirilen büyüme projeleri konusunda kamuoyuna açıklama yapılması istendi. Anahtar Parti Ferizli İlçe Başkanı İsmail Kudu, Ferizli’nin geleceğinin günü kurtaran çalışmalarla değil, uzun vadeli ve vizyoner projelerle şekillendirilebileceğini belirterek, belediye yönetimini şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri doğrultusunda vatandaşları bilgilendirmeye davet etti. Kamuoyuna yapılan çağrıda, hızla büyüyen Ferizli’nin geleceğinin bugünden planlanmasının bir tercih değil, zorunluluk olduğu vurgulandı.

Demokrat Parti Bursa İl Başkanı Ali Kamil Göral: “Sorunları Konuşmakla Yetinmeyeceğiz, Çözüm Üreten Bir Mekanizma Kuruyoruz” Haber

Demokrat Parti Bursa İl Başkanı Ali Kamil Göral: “Sorunları Konuşmakla Yetinmeyeceğiz, Çözüm Üreten Bir Mekanizma Kuruyoruz”

Demokrat Parti Bursa İl Başkanı Ali Kamil Göral, kentin kronikleşen sorunlarının daha yakından takip edilmesi, çözüm yollarının somutlaştırılması ve kamuoyunda güçlü bir farkındalık oluşturulması amacıyla kapsamlı bir adım attıklarını duyurdu. Göral, Bursa’nın farklı alanlardaki ihtiyaçlarına doğrudan temas edecek şekilde 12 ayrı ihtisas komisyonu kurulacağını açıkladı. Yaptığı değerlendirmede mevcut sorunların artık ertelenemez bir noktaya geldiğine dikkat çeken Göral, “Bursa’nın meseleleri günübirlik yaklaşımlarla çözülemez. Eğer sorunları doğru tespit etmez ve kalıcı çözümler üretmezsek, yarın çok daha ağır bedellerle karşı karşıya kalırız” ifadelerini kullandı. Bu kapsamda oluşturulacak komisyonların yalnızca rapor hazırlayan yapılar olmayacağını vurgulayan Göral, sahadan veri toplayan, vatandaşla doğrudan temas kuran ve çözüm önerilerini ilgili kurumlara taşıyan aktif bir yapı hedeflediklerini belirtti. Kurulacak 12 ihtisas komisyonunun; ekonomi, sanayi, tarım, eğitim, sağlık, çevre, ulaşım, kentsel dönüşüm, sosyal politikalar, gençlik ve spor, kadın ve aile ile yerel yönetimler gibi Bursa’nın temel dinamiklerini kapsayacağını ifade eden Göral, her bir komisyonun alanında uzman isimlerden oluşacağını söyledi. Göral, “Artık sorunları uzaktan izleyen değil, sahaya inen ve çözüm üreten bir anlayışı hayata geçiriyoruz” dedi. Vatandaşların sürece aktif katılımının önemine de değinen Göral, bu komisyonların toplumla güçlü bir etkileşim içinde çalışacağını belirtti. Amaçlarının yalnızca sorunları tespit etmek değil, aynı zamanda bu sorunların kamuoyunda daha fazla görünür olmasını sağlamak olduğunu ifade eden Göral, “Bir sorun konuşulmuyorsa, çözümü de gecikir. Biz Bursa’nın gerçek gündemini görünür kılmakta kararlıyız” şeklinde konuştu. Açıklamasında uyarıcı mesajlara da yer veren Göral, özellikle plansız şehirleşme, çevresel riskler ve ekonomik daralma gibi başlıklarda gerekli önlemler alınmadığı takdirde Bursa’nın geleceğinin ciddi tehdit altında olabileceğini dile getirdi. “Bugün görmezden gelinen her sorun, yarının daha büyük krizlerine dönüşür. Bu nedenle tüm kurumları ve yetkilileri sorumluluk almaya davet ediyoruz” diyen Göral, iş birliği çağrısında bulundu. Komisyonların hazırlayacağı raporların düzenli olarak kamuoyu ile paylaşılacağını da açıklayan Göral, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerinin ön planda tutulacağını vurguladı. Ayrıca bu çalışmaların yalnızca siyasi bir faaliyet olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, “Bu bir Bursa meselesidir. Kim taşın altına elini koyarsa, biz onunla birlikte çalışmaya hazırız” dedi. Son olarak Bursa halkına seslenen Göral, “Şehrimizin sorunlarını birlikte konuşacak, birlikte çözeceğiz. Sessiz kalmak, sorunları büyütmekten başka bir işe yaramaz. Herkesi bu sürecin parçası olmaya davet ediyorum” ifadeleriyle açıklamasını tamamladı.

CHP Yıldırım Meclis Sözcüsü Nimet Yıldız’dan Sert Çıkış: “Bu Rapor Hizmetin Değil, Algı Yönetiminin Belgesidir” Haber

CHP Yıldırım Meclis Sözcüsü Nimet Yıldız’dan Sert Çıkış: “Bu Rapor Hizmetin Değil, Algı Yönetiminin Belgesidir”

Yıldırım Belediye Meclisi’nde görüşülen 2025 Yılı Faaliyet Raporu, sert tartışmalara sahne oldu. Cumhuriyet Halk Partisi Yıldırım Meclis Sözcüsü Nimet Yıldız, belediye yönetimine yönelik kapsamlı ve dikkat çeken eleştirilerde bulundu. Rapora ilişkin konuşmasında şeffaflık, bütçe yönetimi, öncelik hataları ve tamamlanamayan projeler üzerinden yönetime yüklenen Yıldız, faaliyet raporunu reddettiklerini açıkladı. “Rapor Görsellerle Dolu, İçeriği Eksik” Konuşmasına tüm meclis üyelerini selamlayarak başlayan Yıldız, Yıldırım için yapılan her hizmetin değerli olduğunu vurguladı. Ancak hazırlanan faaliyet raporunun yasal çerçevede olması gereken açıklık, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerine uymadığını ifade etti. Yıldız, raporun bol görsellerle süslendiğini ancak içerik bakımından yetersiz bırakıldığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Birim faaliyetleri ve maliyetleri açık şekilde ortaya konmamıştır. 2025 yılı içinde yapılan ihalelerin hangi bedelle ve hangi firmalara verildiğini bu raporda görmek isterdik. Talep etmemize rağmen bu bilgiler raporda yer almıyor. Şeffaflık diyorsunuz ama en temel veriler bile yok.” “Her Yıl Aynı Uyarıları Yapıyoruz” Muhalefet olarak yıllardır aynı sorunlara dikkat çektiklerini söyleyen Yıldız, eleştirilerin dikkate alınmadığını savundu. “Bu artık tesadüf değil, yönetim tercihidir. Sorun değişmiyorsa söz de değişmez.” Gelir Hedefi Tutmadı, Reklam Harcaması Zirve Yaptı Yıldız’ın en sert eleştirilerinden biri belediyenin mali tablosuna yönelik oldu. 2025 yılı için 5 milyar 760 milyon TL gelir ve gider bütçesi öngörüldüğünü hatırlatan Yıldız, yıl sonunda gelir gerçekleşme oranının yalnızca %56,18 seviyesinde kaldığını söyledi. Mal ve hizmet alım giderlerinin yaklaşık 3 milyar 280 milyon TL ile toplam giderlerin büyük bölümünü oluşturduğunu ifade eden Yıldız, bu hizmetlerin önemli kısmının taşeron ve dış kaynak yoluyla yürütüldüğünü kaydetti. Buna karşılık basın ve yayın harcamalarındaki artışa dikkat çekti: Basın ve yayın bütçesi: 22,5 milyon TL’den 55 milyon TL’ye çıkarıldı Harcanan tutar: 53 milyon TL Faiz giderleri: 75 milyon TL’den 105 milyon TL’ye yükseldi “Reklama 55 Milyon, Afete 2 Milyon” Deprem ve iklim krizinin gölgesinde afet hazırlıklarına ayrılan bütçeyi de eleştiren Yıldız, Afet İşleri Müdürlüğü’ne yalnızca 10 milyon TL ayrıldığını, bunun da sadece 2 milyon TL’sinin kullanıldığını söyledi. Bu tabloyu sert sözlerle eleştiren Yıldız: “Sayın Başkan, Allah muhafaza deprem gibi bir afet durumunda sizin reklamınızı paylaşırız artık, ne diyelim!” dedi. Yıldız, bütçe önceliklerinin halk güvenliği açısından ciddi risk taşıdığını vurguladı. “Gelir Tahsilatında Büyük Başarısızlık” Teşebbüs ve mülkiyet gelirlerinde de ciddi sapma olduğunu belirten Yıldız, 891 milyon 840 bin TL olarak öngörülen gelirin yıl sonunda yalnızca 149 milyon 505 bin TL olarak tahsil edildiğini açıkladı. Gerçekleşme oranının yalnızca %16,76 olduğunu belirten Yıldız: “Bir yandan reklama milyonlar harcayıp, diğer yandan kendi gelirini tahsil edemeyen bir belediye yönetimi ile karşı karşıyayız.” ifadelerini kullandı. Savunma Hizmetleri Bütçesi Neden Düştü? Raporda yer alan “02 kodlu Savunma Hizmetleri” kalemine de dikkat çeken Yıldız, bu bütçenin 2024 yılında 3 milyon 753 bin TL iken 2025’te 2 milyon 664 bin TL’ye düşürüldüğünü belirtti. Bu kodun hangi birime ait olduğunun açıklanmadığını ifade eden Yıldız, düşüşün gerekçesini sordu. “Belediyecilik Reklam Yapmak Değil, Kenti Geleceğe Hazırlamaktır” Bütçe sapmaları ve yıl içindeki sürekli aktarmaların plansız yönetimi gösterdiğini söyleyen CHP Sözcüsü, deprem riski varken tanıtım bütçelerinin neredeyse tamamen kullanılmasını kabul edilemez bulduklarını ifade etti. “Belediyecilik; reklam yapmak değil, kenti geleceğe hazırlamaktır.” Binek Araç Sayısı 9’dan 15’e Çıktı Taşıt ve iş makineleri bölümünü de eleştiren Yıldız, geçen yıl 9 olan binek otomobil sayısının bu yıl 15’e yükseldiğini söyledi. “Ambulans, cenaze aracı, otobüs ve iş makineleri gibi gerçek ihtiyaçlar varken bu kadar çok binek araç alınması ciddi bir öncelik hatasıdır. Bu araçlar kimlere tahsis edildi?” diye sordu. Yıllardır Bitmeyen Projeler Konuşmada belediyenin yıllardır tamamlayamadığı projeler de gündeme geldi: Yavuzselim Kapalı Pazar Alanı – 2023’ten beri devam ediyor, tamamlanma %28 Duaçınarı Kültür Merkezi – 7 yılda bitmedi Engelli Yaşam Merkezi – 7. yılında hâlâ tamamlanmadı Afet Acil Durum Merkezi – Hedef %50, gerçekleşme %30 Değirmenönü Orman Parkı – Hedef %50, gerçekleşme %10 İmar ve Kentsel Dönüşüm Hedefleri de Tutmadı Yıldız, 2025 yılı imar uygulama hedefinin 360 hektar olduğunu ancak 300 hektarda kaldığını söyledi. Yıkımı hedeflenen ruhsatsız ve metruk yapı sayısının 1.250 adet olarak belirlendiğini, gerçekleşmenin ise 992 adet olduğunu ifade etti. Çevre ve Kültür Projelerinde de Geride Kalındı Faaliyet raporundaki çevre ve kültür projelerine ilişkin de dikkat çekici rakamlar paylaşıldı: Sıfır Atık ve Enerji Verimliliği Ofisi: Hedef %40, gerçekleşme %20 Toplanan Ambalaj Atığı: Hedef 7100 ton, gerçekleşme 5316 ton Yıldırım Külliyesi: Hedef %50, gerçekleşme %25 Cumalıkızık Çarşısı: Hedef %50, gerçekleşme %10 Yıldırım Sanat Galerisi: Hedef %50, gerçekleşme %30 Yıldırım Tiyatro Otobüsü: Hedef %100, gerçekleşme sıfır Yıldız, bu tabloyu değerlendirirken: “Bu da sanat ve tiyatroya ne kadar önem verildiğinin göstergesidir.” dedi. “Tapu Sayısı Artıyor Ama Şeffaflık Artmıyor” Arabayatağı, Çınarönü, Hacivat, Ulus, Mevlana ve Yavuz Selim mahallelerinde binlerce tapu dağıtıldığını hatırlatan Yıldız, asıl meselenin sayı değil dağıtımın adil ve şeffaf olup olmadığı olduğunu vurguladı. “Kime verildi? Hangi kritere göre verildi? Vatandaşın eski hakkı korundu mu? Bunların hiçbirine dair somut veri yok. Rakam artıyor ama şeffaflık artmıyor.” “Faaliyet Raporu Reklam Broşürü Değildir” Raporda sayfalar dolusu fotoğraf, kroki ve “çalışma başladı”, “askı süreci devam ediyor” gibi muğlak ifadeler yer aldığını belirten Yıldız, somut sonuçların açıklanmadığını savundu. “Fotoğraf yayınlamak hizmet üretildiği anlamına gelmez. Önemli olan planların sahadaki karşılığıdır. Önümüze konulan rapor, rakamdan çok görsel, sonuçtan çok niyet içermektedir.” “Bu Raporu Kabul Etmiyoruz” Konuşmasının sonunda faaliyet raporunu sert sözlerle değerlendiren CHP’li Yıldız şunları söyledi: “Bu faaliyet raporu; şeffaflıktan uzak, hesap verebilirlikten kaçan ve gerçekleri gizleyen bir anlayışın ürünüdür. Yıldırım halkının iradesi; reklamla, algıyla değil, şeffaflıkla ve gerçek hizmetle yönetilmeyi hak etmektedir. Bu nedenle bu faaliyet raporunu kabul etmiyoruz.”

“GÜÇLÜ DEĞİL, GÜVEN VEREN YÖNETİMLER İÇİN YOLA ÇIKTIK” Haber

“GÜÇLÜ DEĞİL, GÜVEN VEREN YÖNETİMLER İÇİN YOLA ÇIKTIK”

Bursa Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği (BESOB) başkan adaylığı sürecine ilişkin yapılan açıklamada, yönetim anlayışının temelinde sorumluluk, şeffaflık ve adaletin yer aldığı vurgulandı. Açıklamada, destek mesajı verilen Sadi Aydın için güçlü bir duruş sergilendi. “Makam Değil, Sorumluluk Talibiyiz” Açıklamada, yönetime talip olmanın yalnızca bir görev üstlenmek değil, aynı zamanda büyük bir sorumluluk ve vicdani yük anlamına geldiği ifade edildi. Makamların, hesap verebilirlik bilinciyle hareket edenlerin omuzlarında yükseleceği belirtilerek şu ifadelere yer verildi: “Bizler makama talip olurken sadece bir göreve değil; bir sorumluluğa, bir vebale talip oluyoruz. Çünkü biliyoruz ki makamlar, hesap vermeyi bilenlerin omuzlarında yükselir.” Liyakat ve Şeffaflık Vurgusu Açıklamada, yönetim anlayışının temel ilkeleri açık şekilde ortaya konuldu. Adam kayırmacılığa karşı net bir duruş sergilendiği belirtilirken, liyakat esaslı bir sistemin benimseneceği vurgulandı. “Bizim yolumuz; adam kayırmanın değil, liyakatin yoludur. Şeffaflıktan korkanların değil, hesap vermekten çekinmeyenlerin yeridir orası.” “Ortak Akıl ve Ortak Fayda Esas Olacak” Yönetim anlayışında bireysel çıkarların değil, ortak aklın ve esnafın menfaatinin esas alınacağı ifade edildi. Makamın kişisel kazanç aracı olarak değil, hizmet aracı olarak görüleceği belirtildi. “Makamı şahsi menfaat için değil, ortak akıl ve ortak fayda için kullanacağız.” “Güven Veren Yönetimler Kalıcıdır” Açıklamada, kalıcı başarının güçlü görünmekten değil, güven vermekten geçtiğine dikkat çekildi: “Güçlü yönetimler değil, güven veren yönetimler kalıcıdır. Koltuklar insanı büyütmez; insan, karakteriyle koltuğa değer katar.” Net Mesaj: “Adalet, Cesaret ve Duruş” Destek mesajında, çözüm üretmeyen, sorunları biriktiren yönetim anlayışlarına karşı duruş sergilenirken; adaletli, cesur ve kararlı bir yönetim anlayışının desteklendiği belirtildi. Tehdit ve kumpasla koltuk koruyanlara karşı Çıkar ve menfaat teklif edenlere karşı Çözümsüzlük üreten anlayışlara karşı net bir tavır ortaya konulduğu ifade edildi. “Doğru Yolda Birlikteyiz” Açıklamanın sonunda, Sadi Aydın’a açık destek verilerek şu sözlerle mesaj tamamlandı: “Sadi Aydın başkan yanındayız, arkandayız. Seninle doğru yoldayız.” Bu açıklama, BESOB seçim sürecinde şeffaflık, adalet ve liyakat vurgusunun ön planda olacağı yeni bir yönetim anlayışının işareti olarak değerlendiriliyor.

Saadet Partisi Bursa İl Başkanı Hamza Gürsel, Bursa’nın Güncel Sorunlarını Detaylı Bir Şekilde Genel Merkezle Paylaştı Haber

Saadet Partisi Bursa İl Başkanı Hamza Gürsel, Bursa’nın Güncel Sorunlarını Detaylı Bir Şekilde Genel Merkezle Paylaştı

Saadet Partisi Bursa İl Başkanı Hamza Gürsel, Genel Başkan Mahmut Arıkan ve Genel Merkez yöneticileriyle kapsamlı bir görüşme gerçekleştirerek, Bursa’nın mevcut yerel yönetim ve hukuk süreçlerine dair ayrıntılı bilgiler aktardı. Görüşme, hem şehrin kronikleşmiş sorunlarının hem de bu sorunlara yönelik çözüm önerilerinin masaya yatırıldığı yapıcı bir toplantı niteliği taşıdı. Hukuk Süreci ve Belediye Yönetimi Toplantının en önemli gündem maddelerinden biri, Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in tutuklanmasına kadar geçen süreç oldu. Hamza Gürsel, hukukun işletilmesi ve karar süreçlerinde yaşanan aksaklıkları, şeffaflık eksikliklerini ve kamuoyuna yansıyan süreçleri detaylı bir şekilde anlattı. Bu kapsamlı değerlendirme, Genel Merkez yetkililerinin Bursa özelinde hukuki ve idari durum hakkında net bir tabloya sahip olmasını sağladı. Bursa’nın Kronikleşmiş ve Kangren Sorunları Hamza Gürsel, toplantıda şehrin yıllardır çözülemeyen ve kronikleşmiş sorunlarını detaylı olarak aktardı. Özellikle şu başlıklar üzerinde duruldu: Altyapı ve Ulaşım Sorunları: Trafik yoğunluğu ve şehir içi ulaşımın yetersizliği Toplu taşıma sisteminin verimsizliği ve erişilebilirlik eksiklikleri Yol bakım ve yenileme çalışmalarındaki aksaklıklar Çevre ve Su Yönetimi: Nilüfer ve diğer akarsulardaki kirlilik ve kaçak deşarj sorunları Atık su ve arıtma tesislerindeki kapasite yetersizlikleri Yeşil alanların korunması ve çevre yönetiminde planlama eksiklikleri Yerel Yönetimde Şeffaflık ve Hesap Verebilirlik: Belediye faaliyetlerinin kamuoyuna yansıtılmasında yetersizlikler Karar alma süreçlerinde şeffaflık eksikliği Belediye kaynaklarının etkin kullanımı ve denetim eksiklikleri Hukuk Süreçleri ve Yerel Yönetim Uygulamaları: Belediyeler ve ilgili kamu kurumları arasındaki koordinasyon eksiklikleri Yasal süreçlerin uygulanmasında yaşanan gecikmeler Vatandaşın haklarına erişim ve şikâyet mekanizmalarının yetersizliği Çözüm Önerileri ve Uygulanabilir Projeler Görüşmede Hamza Gürsel, her sorun için somut çözüm önerilerini de Genel Merkez temsilcilerine sundu. Özellikle altyapı projelerinin planlanması, toplu taşımada modernizasyon ve çevre yönetimi stratejilerinin uygulanması gibi konular detaylı şekilde tartışıldı. Gürsel, “Bursa’nın kronikleşmiş sorunlarını ve çözüm önerilerimizi Genel Merkez ile paylaşmak, şehrimiz için ortak akıl ile hareket etmenin önünü açacaktır. Hedefimiz, Bursa’yı yaşanabilir ve kalkınan bir şehir haline getirecek adımların atılmasıdır” ifadelerini kullandı. Toplantıya Katılım ve Geri Bildirim Toplantıya Saadet Partisi Genel Merkezi’nin üst düzey yöneticileri de katıldı. Katılımcılar, Bursa’nın yerel yönetim ve hukuk süreçlerine dair kapsamlı bilgilere sahip olurken, şehrin sorunlarına yönelik çözüm yolları üzerinde fikir alışverişinde bulunuldu. Bu görüşmelerin, ilerleyen süreçte Bursa’nın yönetiminde reform niteliğinde adımlar atılmasına katkı sağlaması hedefleniyor. Hamza Gürsel’in aktardığı detaylı rapor ve öneriler, Bursa özelinde hem yerel yönetim politikaları hem de genel şehir yönetimi stratejilerinin yeniden ele alınması için önemli bir referans niteliği taşıyor.

Saadet’ten İktidara Sert Yükleniş: “Adalet Çöküyorsa Devlet Alarm Veriyor!” Haber

Saadet’ten İktidara Sert Yükleniş: “Adalet Çöküyorsa Devlet Alarm Veriyor!”

Türkiye’de hukuk devleti tartışmaları giderek büyürken, Saadet Partisi Bursa İl Başkan Yardımcısı Ensari Altınışık’tan iktidara yönelik çok sert ve dikkat çeken açıklamalar geldi. Altınışık, adalet sisteminde yaşanan sorunların artık toplumsal güven krizine dönüştüğünü belirterek, “Adalet, devletin varlık sebebi ve medeniyetimizin temelidir” sözleriyle mevcut tabloya ağır eleştiriler yöneltti. Altınışık’ın açıklamaları, yalnızca bir siyasi değerlendirme değil, Türkiye’de hukuk düzeninin geldiği noktaya ilişkin kapsamlı bir uyarı ve sert bir sistem eleştirisi olarak değerlendiriliyor. “Adalet Zayıflıyorsa Devletin Temelleri Sarsılıyor” Altınışık, hukukun üstünlüğünün sadece teorik bir kavram değil, devletin meşruiyetinin ana dayanağı olduğunu vurgulayarak, adaletin zedelendiği bir ortamda toplumsal huzurun sürdürülemeyeceğini ifade etti. Açıklamasında, adaletin yalnızca mahkeme salonlarında değil, hayatın tüm alanlarında hissedilmesi gereken bir temel değer olduğunu belirtti. Toplumda adalet duygusunun zayıflamasının devlet ile millet arasındaki güven bağını koparma noktasına getirdiğini savunan Altınışık, son yıllarda hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı ve temel haklar alanında yaşanan sorunların ciddi bir güven erozyonuna yol açtığını söyledi. “Hukuk Devleti İlkesi Alarm Veriyor” Altınışık, mevcut yönetim anlayışına yönelik eleştirilerinde hukukun sınırlandırıcı rolünün zayıfladığını ima ederek, devlet gücünün hukukla dengelenmesi gerektiğini vurguladı. Adaletin olmadığı bir ortamda ne gerçek kalkınmanın mümkün olacağını ne de toplumsal barışın sağlanabileceğini belirtti. “Güçlünün değil haklının üstün olduğu bir düzen kurmak siyaset anlayışımızın özüdür” ifadelerini kullanan Altınışık, Türkiye’nin acilen hukuk devleti standartlarını güçlendirmesi gerektiğini söyledi. Yargı Bağımsızlığı ve Kurumsal Güven Vurgusu Açıklamada en dikkat çeken başlıklardan biri de yargı bağımsızlığı oldu. Altınışık, yargının tam bağımsız ve tarafsız işlemesinin demokratik sistemin vazgeçilmez şartı olduğunu belirterek kuvvetler ayrılığı ilkesinin sağlıklı şekilde korunması gerektiğini dile getirdi. Temel hak ve özgürlüklerin güçlü bir hukuki güvence altında olması gerektiğini ifade eden Altınışık, adalet sisteminin hızlı, erişilebilir ve güven veren bir yapıya kavuşmasının hem toplumsal huzur hem de ekonomik istikrar açısından kritik olduğunu söyledi. “Keyfî Değil Şeffaf Yönetim” Çağrısı Altınışık, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu yönetim modelinin ayrıştırıcı değil birleştirici olması gerektiğini belirterek, baskıcı değil hak temelli bir yönetim anlayışına geçilmesi gerektiğini savundu. Açıklamada şeffaflık, hesap verebilirlik ve liyakat vurgusu öne çıktı. Kamu yönetiminde güçlü denetim mekanizmalarının kurulmasının devlet-millet ilişkisini güçlendireceğini ifade eden Altınışık, yolsuzlukla etkin mücadele ve adil gelir dağılımının hem hukuki hem ahlaki bir zorunluluk olduğunu söyledi. Saadet’in Net Mesajı: “Adalet Yeniden Devletin Temeli Olmalı” Saadet Partisi’nin yaklaşımını açık ve net ifadelerle ortaya koyan Altınışık, adaletin yeniden devlet yönetiminin merkezine yerleştirilmesi gerektiğini belirtti. Açıklamasında şu başlıklar öne çıktı: Adalet yeniden devletin temeli yapılmalı Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı tam anlamıyla sağlanmalı Temel hak ve özgürlükler yüksek hukuk standartlarında korunmalı Kamu yönetiminde şeffaflık, liyakat ve hesap verebilirlik esas olmalı Toplumsal barışı güçlendiren adil bir düzen kurulmalı “Adalet Olmadan Kalkınma da Barış da Olmaz” Altınışık, “Önce ahlak ve maneviyat” anlayışının ancak adaletle anlam kazanacağını belirterek adaletin olmadığı bir sistemde ekonomik büyümenin de sürdürülebilir olmayacağını ifade etti. Açıklamada, güçlü kurumlar ve sağlam hukuk düzeni olmadan kalıcı refahın mümkün olmadığı vurgulandı. Saadet’in Türkiye Vizyonu Altınışık, Saadet iktidarı hedefi doğrultusunda Türkiye’nin adaletin hâkim olduğu, hukukun üstünlüğünün eksiksiz uygulandığı bir ülke haline geleceğini belirtti. Güçlü ekonomi, sağlam kurumlar ve huzurlu toplum hedefinin ancak adil bir yönetim anlayışıyla mümkün olacağını ifade etti. Siyasi Atmosferde Yeni Tartışma Başlığı Altınışık’ın açıklamaları, Türkiye’de son dönemde yoğunlaşan hukuk devleti ve yargı bağımsızlığı tartışmalarına yeni bir boyut kazandırdı. Siyasi kulislerde bu çıkışın önümüzdeki süreçte muhalefet söylemlerinde daha sert bir tonun habercisi olabileceği değerlendiriliyor.

KESTEL'de“Çataltepe Tsunamisi” Haber

KESTEL'de“Çataltepe Tsunamisi”

18 Yıllık Bekleyiş, 3.200 Esnaf ve Bitmeyen Hesaplaşma Bursa Kestel Çataltepe Sanayi Sitesi Projesi, 2008 yılında büyük vaatlerle duyuruldu. Aradan geçen 18 yıla rağmen, projede yer aldığı belirtilen 3.200 Bursa esnafının mağduriyet iddiaları kamuoyunda sert tartışmaların odağında kalmaya devam ediyor. Söz konusu proje, yıllar içinde umut, belirsizlik, devir süreçleri ve karşılıklı suçlamalarla anılır hale gelirken; esnaf temsilcileri artık sabrın tükendiğini söylüyor. 2008 Müjdesi, 18 Yıllık Bekleyiş Projenin temeli 2008 yılında atıldı. O dönem kamuoyuna sunulan açıklamalarda Çataltepe’de modern bir sanayi sitesi kurulacağı, Bursa esnafının daha güçlü bir üretim altyapısına kavuşacağı ifade edildi. Ancak aradan geçen yıllara rağmen projenin tamamlanmaması, ödeme yaptığı belirtilen binlerce esnafın beklentilerinin karşılanmaması ve devir süreçlerine ilişkin tartışmalar, konuyu Bursa gündeminin en sert başlıklarından biri haline getirdi. Esnaf temsilcileri, “18 senedir bir yetkilinin ağzından tatmin edici bir açıklama duyamadık” diyerek tepkilerini dile getiriyor. Devir Süreci Tartışması: 2018–2019 Kırılma Noktası Tartışmaların merkezinde, 2018 ve 2019 yıllarında gerçekleştiği belirtilen devir işlemleri yer alıyor. İddialara göre: 26 Eylül 2018 tarihinde projenin, BESOB tarafından kurdurulduğu belirtilen BESKOOP adlı kooperatife devredildiği, 2 Nisan 2019 tarihinde ise TOKİ ile yapılan 7 nolu mutabakat kapsamında sürecin resmiyet kazandığı, Bu işlemlerin projede ödeme yaptığı belirtilen 3.200 esnafın bilgisi dışında, “oldu bitti” şeklinde gerçekleştirildiği öne sürülüyor. Bu iddialar, projenin hukuki ve idari boyutunu daha da karmaşık hale getirirken; taraflar arasında ciddi güven krizine yol açtı. “Cumhuriyet Tarihinin En Büyük Peşkeşi” İddiası Esnaf temsilcileri süreci yalnızca bir gecikme değil, “Cumhuriyet tarihinin en büyük peşkeşi” olarak nitelendiriyor. Yapılan açıklamalarda, projede varlık gösterip ödeme yaptığı belirtilen 3.200 esnafın 18 yıllık mağduriyet konumuna düşürüldüğü savunuluyor. Söz konusu açıklamalarda sorumluların hem siyasi hem de hukuki zeminde hesap vermesi gerektiği vurgulanıyor. Sert ifadelerin yer aldığı açıklamalarda şu mesaj öne çıkıyor: “Görevler gelir geçer. Asıl hesap Rabbimizin huzurunda başlar. Koltuğun hakkını veremeyenler, yaşattıkları mağduriyetin hesabını hem vicdanen hem hukuken vermelidir.” ÇATSANDER: “Sürecin Takipçisiyiz” Bursa’daki Çataltepe mağdurlarının resmi ve gönüllü temsilcisi olduğunu belirten ÇATSANDER, 3.200 esnafın haklarını korumak için mücadeleye devam edeceğini açıkladı. Dernekten yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Hiç kimseye eyvallahı olmayan, ama herkese adalet borcu olan bir anlayışla yürüyoruz.” “Adam kayırmanın değil, liyakatin yolundayız.” “Günü kurtarmanın değil, geleceği inşa etmenin mücadelesini veriyoruz.” “Hizmetin önünde engel olanlarla değil, hizmeti adaletle dağıtacak olanlarla yolumuz birdir.” Açıklamada ayrıca, sürecin yalnızca başkanlık koltuklarıyla sınırlı kalmayacağı; hukuki yolların sonuna kadar kullanılacağı ifade edildi. “Çataltepe Tsunamisi Devam Ediyor” Esnaf cephesi, yaşananları “Çataltepe tsunamisi” olarak tanımlıyor. Bu ifadenin arkasında, yıllara yayılan ekonomik kayıp, belirsizlik, psikolojik yıpranma ve güven kaybı yatıyor. Proje kapsamında ödeme yaptığı belirtilen esnafın bir kısmının, uzun yıllar boyunca hem finansal yük taşıdığı hem de beklenen sanayi alanına kavuşamadığı dile getiriliyor. Tepkiler yalnızca ekonomik değil; aynı zamanda temsil ve sorumluluk meselesine de odaklanıyor. “Bizi Ankara’da temsil edeceklerdi, sonuç ortada” diyen mağdur esnaf, seçilmiş yöneticilerin kamuoyuna açık ve şeffaf açıklama yapmasını talep ediyor. Hukuk ve Vicdan Vurgusu Açıklamalarda dini ve vicdani referansların da sıkça kullanılması dikkat çekiyor. “Adalet eninde sonunda tecelli edecektir” ifadesi, hem dünyevi hukuk sürecine hem de ilahi hesap gününe gönderme olarak yorumlanıyor. ÇATSANDER yetkilileri, sürecin yalnızca siyasi polemik düzeyinde kalmayacağını; sorumluluğu bulunduğu iddia edilen kişi ve kurumlar hakkında hukuki girişimlerin sürdürüleceğini belirtiyor. Sonuç: Bursa Esnafı Cevap Bekliyor 18 yılın ardından Çataltepe Projesi, yalnızca bir sanayi sitesi yatırımı değil; güven, temsil, sorumluluk ve hesap verebilirlik tartışmasına dönüşmüş durumda. 3.200 esnafın mağduriyet iddiası, Bursa kamuoyunda yankı bulmaya devam ederken; gözler hem idari açıklamalara hem de olası yargı süreçlerine çevrilmiş durumda. Çataltepe dosyası kapanmış değil. Ve görünen o ki, bu tartışma daha uzun süre Bursa gündeminde kalacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.