Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hayat Pahalılığı

Gürsu Haber - Hayat Pahalılığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hayat Pahalılığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

"Makamda Oturan Değil, Sahada Mücadele Eden Bir Siyaset Anlayışı" Haber

"Makamda Oturan Değil, Sahada Mücadele Eden Bir Siyaset Anlayışı"

İYİ Parti Gemlik İlçe Başkanı Orhan Karaduman, son günlerde kamuoyunda kendisine yönelik artan ilgi üzerine yaşam öyküsünü ve siyasi mücadelesini kamuoyuyla paylaşırken, Gemlik'in yıllardır çözülemeyen sorunlarına ilişkin de dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Karaduman, makam odalarında siyaset üretmek yerine vatandaşın arasında olmayı tercih ettiğini belirterek, "Siyaset koltukta oturmak değil, milletin derdine ortak olmaktır." mesajını verdi. Gemlik'te vatandaşlardan "Orhan Karaduman kimdir?" sorusunu sıkça aldıklarını belirten Karaduman, hem siyasi geçmişini hem de bugüne kadar sürdürdüğü hizmet anlayışını paylaşma gereği duyduğunu ifade etti. Cumhuriyet Mübadillerinin Torunu Ailesinin köklerinin Selanik'in Vodina bölgesine dayandığını belirten Karaduman, dedelerinin 1923 Lozan Mübadelesi sonrasında Gemlik'e yerleştiğini ve yaklaşık bir asırdır ilçenin yeniden imarında, gelişiminde ve sosyal hayatında yer aldığını söyledi. 9 Temmuz 1961 tarihinde Gemlik'in Orhaniye Mahallesi'nde dünyaya gelen Karaduman, eğitim hayatına Atatürk İlkokulu'nda başladı. Daha sonra Şükrü Şenol İlkokulu'nda öğrenim gören Karaduman, ailesinin İstanbul'a taşınmasıyla eğitimine burada devam etti. Askerlik görevini tamamladıktan sonra evlilik nedeniyle İsviçre'ye yerleşen Karaduman, burada uzun yıllar hem iş hayatında hem de Türk toplumunun örgütlenmesi adına önemli görevler üstlendi. Avrupa'da Sivil Toplum ve Teşkilatçılık Deneyimi İsviçre'de bulunduğu yıllarda Avrupa Türk Federasyonu'na bağlı İsviçre Türk Federasyonu'nda iki dönem Genel Başkan Yardımcılığı ve Teşkilat Başkanlığı görevlerini üstlenen Karaduman, Baden Türk İslam Kültür Ocağı'nın da kurucu başkanlığını yaptı. Yaklaşık 12 yıl işçi olarak çalıştıktan sonra ticaret hayatına atılan Karaduman, gastronomi sektöründe 15 yılı aşkın girişimcilik deneyimi kazandı. Ayrıca Türk-İsviçre Down Sendrom Derneği, MİSİAD İsviçre ve İYİSİAD İsviçre gibi çok sayıda sivil toplum kuruluşunun kuruluşunda aktif rol alarak kurucu başkanlık görevlerinde bulundu. İYİ Parti'nin Kuruluşundan Bu Yana Görev Aldı Karaduman, siyasi hayatında da İYİ Parti'nin kuruluş sürecinden itibaren aktif görev üstlendi. 2018 yılında İYİ Parti İsviçre Dış Temsilciliği Kurucu Başkanlığı görevine getirilen Karaduman, altı yıl boyunca bu görevi sürdürdü. Bu süreçte dönemin Türk Dünyası ve Yurt Dışı Türklerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcıları ile milletvekilleri Buğra Kavuncu, Ahmet Erozan, Rıdvan Uz, Yavuz Ağıralioğlu ve Ayyüce Türkeş Taş ile birlikte çalıştığını ifade etti. "Emekli Olur Olmaz Memleketime Hizmet İçin Döndüm" 2024 yılında İsviçre'den emekli olarak kesin dönüş yapan Karaduman, doğup büyüdüğü Gemlik'e hizmet etmek amacıyla İYİ Parti Gemlik İlçe Teşkilatı'nda göreve başladığını belirtti. İlk olarak Halis Çelik yönetiminde Teşkilat Başkanı olarak görev yapan Karaduman, daha sonra gerçekleştirilen kongrede delegelerin oylarıyla İlçe Başkanlığı görevine seçildi. "Gemlik'i Yönetemeyenler Hesap Vermeli" Göreve geldiği günden itibaren klasik siyasi anlayışı reddettiğini belirten Karaduman, yıllardır Gemlik'in kronikleşen sorunlarının çözülemediğini savundu. İlçede altyapıdan ulaşıma, çevreden sosyal yaşama kadar birçok alanda vatandaşların aynı sorunları konuşmaya devam ettiğini dile getiren Karaduman, "Seçim dönemlerinde verilen sözlerin büyük bölümü unutuluyor. Vatandaş ise her geçen gün artan hayat pahalılığı, ekonomik sıkıntılar ve yerel sorunlarla baş başa bırakılıyor." değerlendirmesinde bulundu. Karaduman, siyasetin yalnızca seçimden seçime hatırlanan bir faaliyet haline gelmesini eleştirerek, halkın sorunlarının ancak sürekli sahada olunarak çözülebileceğini ifade etti. "Biz Makamda Değil, Sokaktayız" İlçe başkanlığı görevini devraldığı günden bu yana makam odasında siyaset yapmayı tercih etmediğini belirten Karaduman, gününün büyük bölümünü esnaf ziyaretleri, mahalle buluşmaları, dernek toplantıları ve vatandaşlarla birebir görüşmelerle geçirdiğini söyledi. Gemlik'in gerçek gündeminin resmi toplantı salonlarında değil, çarşıda, pazarda, kahvehanelerde ve sokaklarda olduğunu belirten Karaduman, "Vatandaşın yaşadığı sıkıntıyı yerinde dinlemeden çözüm üretilemez." ifadelerini kullandı. "Temiz ve Dürüst Siyasetten Taviz Vermeyeceğiz" Siyasetin kişisel çıkar, makam ve koltuk mücadelesine dönüştürülmesini doğru bulmadığını dile getiren Karaduman, görev süresi boyunca şeffaflık, dürüstlük ve hesap verebilirlik ilkelerinden taviz vermeyeceğini söyledi. Gemlik'te kutuplaştırıcı değil, birleştirici bir siyaset anlayışı oluşturmayı hedeflediklerini belirten Karaduman, ortak aklı önceleyen, çözüm odaklı ve vatandaş merkezli bir yönetim anlayışını savunduklarını ifade etti. Karaduman, "Bizim mücadelemiz makam sahibi olmak için değil, Gemlik'in sorunlarını çözmek içindir. Siyaseti bir kariyer planı değil, millete hizmet etmenin en önemli araçlarından biri olarak görüyoruz. En büyük makam da milletimizin gönlünde yer edinebilmektir." dedi. İYİ Parti Gemlik İlçe Başkanı Orhan Karaduman, önümüzdeki süreçte de vatandaşlarla iç içe olmaya, ilçenin sorunlarını gündeme taşımaya ve çözüm önerileri üretmeye devam edeceklerini belirterek, "Gemlik'in sesi olmaya, halkımızın hakkını her platformda savunmaya kararlıyız." ifadeleriyle açıklamasını tamamladı.

"Servet belirli kesimlerde toplanırken milyonlar geçim savaşı veriyor" Haber

"Servet belirli kesimlerde toplanırken milyonlar geçim savaşı veriyor"

Saadet Partisi Bursa İl Başkan Yardımcısı Nebi Yurtsever, gelir dağılımındaki bozulma ve artan hayat pahalılığına ilişkin yaptığı kapsamlı basın açıklamasında iktidarın ekonomi politikalarını sert sözlerle eleştirdi. Türkiye'de ekonomik büyümenin toplumun geniş kesimlerine yansımadığını savunan Yurtsever, "Bir tarafta servet ve gelir belirli kesimlerde yoğunlaşırken, diğer tarafta milyonlarca vatandaş temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çekiyor. Bu tablo sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmıyor." ifadelerini kullandı. Saadet Partisi Bursa İl Başkan Yardımcısı Nebi Yurtsever, kamuoyuyla paylaştığı yazılı açıklamada Türkiye ekonomisinde yaşanan gelir adaletsizliğinin her geçen gün daha da derinleştiğini öne sürdü. Yurtsever, yüksek enflasyon, hayat pahalılığı ve alım gücündeki gerilemenin toplumun geniş kesimlerini yoksullaştırdığını savunarak, mevcut ekonomi yönetimini sert sözlerle eleştirdi. Ekonomik büyümenin yalnızca makro ekonomik verilerle değerlendirilemeyeceğini ifade eden Yurtsever, büyümenin anlamlı olabilmesi için toplumun tamamının refah seviyesinin yükselmesi gerektiğini söyledi. "Rakamlar büyüyor, vatandaş fakirleşiyor" Türkiye'de açıklanan büyüme verilerinin vatandaşın günlük yaşamına olumlu yansımadığını ileri süren Yurtsever, üretilen zenginliğin adil paylaşılmadığını savundu. "Eğer ekonomik büyüme milyonlarca insanın mutfağına, sofrasına ve cebine yansımıyorsa, bu büyümenin toplum açısından bir anlamı kalmaz." diyen Yurtsever, emeğin karşılığının alınamadığı bir ekonomik düzende gerçek kalkınmadan söz edilemeyeceğini ifade etti. Yurtsever'e göre bugün Türkiye'nin en önemli ekonomik sorunlarının başında gelir dağılımındaki bozulma geliyor. Özellikle son yıllarda yaşanan yüksek enflasyonun ve artan yaşam maliyetlerinin en büyük yükünü dar ve sabit gelirli vatandaşların taşıdığını belirten Yurtsever, çalışanların, emeklilerin, çiftçilerin, küçük esnafın ve gençlerin her geçen gün daha ağır ekonomik koşullarla karşı karşıya kaldığını dile getirdi. "Servet belirli kesimlerde toplanıyor" Açıklamasında gelir dağılımındaki bozulmanın yalnızca ekonomik değil aynı zamanda sosyal bir kriz haline geldiğini savunan Yurtsever, mevcut tablonun toplumsal dengeleri de olumsuz etkilediğini ifade etti. "Bir tarafta servet ve gelir belirli kesimlerde yoğunlaşırken, diğer tarafta milyonlarca vatandaşımız temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çekmektedir." diyen Yurtsever, bu durumun sosyal adaleti, fırsat eşitliğini ve toplumsal huzuru zedelediğini öne sürdü. Gelir adaletsizliğinin aile yapısından eğitime kadar birçok alanda olumsuz sonuçlar doğurduğunu ifade eden Yurtsever, yoksulluğun yaygınlaşmasının çocukların eğitim imkânlarını sınırladığını, gençlerin ise gelecek kaygısıyla yaşamaya mecbur bırakıldığını savundu. "Hayat pahalılığı milyonları yoksullaştırıyor" Yurtsever, artan kira fiyatları, gıda maliyetleri, enerji giderleri ve temel tüketim harcamalarının vatandaşın bütçesini her geçen gün daha fazla zorladığını belirtti. Dar gelirli ailelerin ay sonunu getirebilmek için borçlanmak zorunda kaldığını ifade eden Yurtsever, emeklilerin maaşlarının temel ihtiyaçları karşılamakta yetersiz kaldığını, çalışanların ücretlerinin ise yüksek enflasyon karşısında hızla eridiğini ileri sürdü. Çiftçilerin artan üretim maliyetleri nedeniyle üretmekte zorlandığını, küçük esnafın ise düşen alım gücü nedeniyle ayakta kalma mücadelesi verdiğini dile getiren Yurtsever, ekonomik sorunların artık toplumun her kesimini etkileyen yapısal bir krize dönüştüğünü savundu. "Ekonominin merkezinde insan olmalı" Saadet Partisi olarak ekonomik kalkınmanın yalnızca büyüme rakamlarıyla değil, vatandaşın yaşam kalitesiyle ölçülmesi gerektiğini belirten Yurtsever, ekonominin merkezinde insanın yer aldığı bir model önerdiklerini ifade etti. Üretimin desteklendiği, emeğin karşılığını aldığı ve herkesin insanca yaşayabileceği bir ekonomik düzenin mümkün olduğunu savunan Yurtsever, ekonomik politikaların belirli kesimlerin değil toplumun tamamının refahını artırmayı hedeflemesi gerektiğini söyledi. "Faiz ve rant ekonomisi yerine üretim ekonomisi" Milli Görüş hareketinin yıllardır "Adil Düzen" anlayışını savunduğunu hatırlatan Yurtsever, mevcut ekonomik sistemin üretim yerine rantı teşvik ettiğini öne sürdü. Yurtsever, "Ekonomi belirli bir kesimin daha fazla zenginleşmesine değil, milletin tamamının refahına hizmet etmelidir. Üretimin, istihdamın ve paylaşımın esas alındığı; faiz, rant ve spekülasyon yerine yatırımın, sanayinin, tarımın ve emeğin desteklendiği bir ekonomik model Türkiye'nin ihtiyacıdır." ifadelerini kullandı. "Türkiye'nin günü kurtaran değil kalıcı politikalara ihtiyacı var" Ekonomik sorunların geçici tedbirlerle çözülemeyeceğini savunan Yurtsever, üretimi artıracak, istihdamı güçlendirecek ve vergi sisteminde adaleti sağlayacak yapısal reformların hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti. Çiftçinin üretmeye, sanayicinin yatırım yapmaya, esnafın ayakta kalmaya ve gençlerin umutla geleceğe bakmaya ihtiyaç duyduğunu söyleyen Yurtsever, sosyal devlet anlayışının güçlendirilmesi gerektiğini dile getirdi. "Güçlü devlet ancak güçlü milletle mümkündür" Açıklamasının sonunda sosyal adalet vurgusu yapan Yurtsever, güçlü bir devletin ancak ekonomik olarak güçlü bir toplumla mümkün olacağını ifade etti. Gelir adaletinin sağlandığı, emeğin değer gördüğü ve herkesin alın terinin karşılığını alabildiği bir Türkiye'nin mümkün olduğunu belirten Yurtsever, Milli Görüş'ün "Adil Düzen" vizyonunu savunmaya devam edeceklerini söyledi. Yurtsever, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Biz, Milli Görüş'ün Adil Düzen vizyonuyla; üreten, paylaşan ve adaleti esas alan bir ekonomik anlayışın ülkemizi daha güçlü yarınlara taşıyacağına inanıyoruz. Gelirde adaletin sağlandığı, yoksulluğun değil refahın paylaşıldığı bir Türkiye için çalışmaya ve çözüm üretmeye kararlılıkla devam edeceğiz."

Türk Sağlık-Sen Bursa Şube Başkanı Sabit Karabayır: “Kamu Çalışanlarının Alım Gücü Bir Kez Daha Geriledi” Haber

Türk Sağlık-Sen Bursa Şube Başkanı Sabit Karabayır: “Kamu Çalışanlarının Alım Gücü Bir Kez Daha Geriledi”

Türk Sağlık-Sen Bursa Şube Başkanı Sabit Karabayır, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Haziran ayı enflasyon verilerine ilişkin değerlendirmede bulundu. Karabayır, kamu görevlileri ve emeklilerin yılın ilk altı ayında bir kez daha ciddi oranda alım gücü kaybı yaşadığını belirtti. Haziran ayında enflasyonun %0,99, yılın ilk altı ayındaki toplam enflasyonun ise %17,76 olarak gerçekleştiğini hatırlatan Karabayır, kamu çalışanlarına Ocak ayında verilen %11’lik maaş artışının bu süreçte yetersiz kaldığını ifade etti. Bu tabloya göre maaşların enflasyon karşısında %6,09 oranında eridiğini söyledi. “Maaş artışları kaybı telafi etmiyor” Karabayır, Temmuz ayında yapılacak %7 oranındaki ikinci dönem artışıyla birlikte maaşlarda kısmi bir yükseliş yaşanacağını belirterek, buna rağmen alım gücündeki kaybın telafi edilemediğini vurguladı. Açıklamasında memur maaşlarına ilişkin hesaplamalara da yer veren Karabayır, en düşük dereceli bekâr memur maaşının 56 bin 731 liradan 64 bin 367 liraya, ortalama memur maaşının ise 68 bin 460 liradan 77 bin 715 liraya yükseleceğini ifade etti. Bu artışların sırasıyla 7 bin 636 lira ve 9 bin 255 lira seviyesinde olduğunu belirtti. Evli ve eşi çalışmayan kamu çalışanlarına verilen 3 bin 581 TL eş yardımı ile çocuk yardımlarının da dikkate alınması gerektiğini söyleyen Karabayır, bu kalemlerin de mevcut ekonomik tabloyu değiştirmeye yetmediğini dile getirdi. “Refah değil, erime yaşanıyor” Kamu görevlilerinin gelir artışlarının refah düzeyini yükseltmekten uzak olduğunu ifade eden Karabayır, mevcut sistemin çalışanların alım gücünü koruyamadığını söyledi. “Bu rakamlar refah seviyesinin yükseldiğini değil, alım gücünün eridiğini göstermektedir. Kamu çalışanlarımızın altı ay boyunca geçimini sağlaması bu şartlarda mümkün değildir.” Karabayır, enflasyona endeksli maaş artış sisteminin yapısal bir sorun oluşturduğunu belirterek, “önce eriyen maaşların sonra zam olarak geri verilmesi” anlayışının sürdürülemez olduğunu ifade etti. “Gerçek hayat pahalılığı ile resmi enflasyon arasında fark var” Açıklamasında resmi enflasyon verileri ile vatandaşın günlük yaşamda karşılaştığı fiyat artışları arasındaki farka da dikkat çeken Karabayır, özellikle kira, gıda, enerji, eğitim ve ulaşım giderlerindeki artışların kamu çalışanlarının bütçesini ciddi şekilde zorladığını söyledi. Türkiye ekonomisinin büyüdüğünü, milli gelirin arttığını ve ihracatın yükseldiğini hatırlatan Karabayır, buna rağmen kamu çalışanları ve emeklilerin bu büyümeden yeterli payı alamadığını ifade etti. Talepler: “İlave zam ve yapısal düzenleme şart” Türk Sağlık-Sen Bursa Şube Başkanı Sabit Karabayır, kamu çalışanları ve emekliler adına şu talepleri dile getirdi: Temmuz ayında maaşlara ilave zam yapılması Refah payı uygulamasının hayata geçirilmesi Eşel mobil sistemine geçilmesi Toplu sözleşme sisteminin enflasyonu öngören yapıya kavuşturulması Emekli maaşları ile görev maaşları arasındaki farkın giderilmesi Emeklilikte gelir kaybına yol açan düzenlemelerin revize edilmesi Karabayır, mevcut sistemin kamu çalışanlarını her altı ayda bir aynı ekonomik döngüye mahkûm ettiğini belirterek, kalıcı bir çözüm çağrısında bulundu. “Mücadele kararlılıkla sürecek” Kamu çalışanlarının sadece enflasyon oranında değil, refah artışıyla birlikte gelir elde etmesi gerektiğini vurgulayan Karabayır, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Kamu görevlileri enflasyonun gerisinden gelen maaş artışlarını değil, enflasyonun önünde giden bir ücret politikası istemektedir. Mücadelemiz, bu adaletsiz ücret yapısı değişene kadar kararlılıkla sürecektir.”

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Türkoğlu'ndan Bursa'dan Ankara'ya Güçlü Çağrı: “Meydan Boş Değil, Bayrak Haber

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Türkoğlu'ndan Bursa'dan Ankara'ya Güçlü Çağrı: “Meydan Boş Değil, Bayrak

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, Bursa'da gerçekleştirilen Aşure Günü programında birlik ve beraberlik mesajları verirken, 28 Haziran'da Ankara Tandoğan Meydanı'nda düzenlenecek “Bayrak Açıyoruz” buluşmasına da güçlü bir çağrıda bulundu. Osmangazi İlçe Teşkilatı tarafından düzenlenen aşure dağıtımı programında vatandaşlarla bir araya gelen Türkoğlu, Türkiye'nin geleceğine sahip çıkmak isteyen herkesi Ankara'da buluşmaya davet etti. Aşure Kazanının Başında Birlik ve Beraberlik Mesajı Birlik, dayanışma ve paylaşmanın simgesi olan Aşure Günü dolayısıyla Osmangazi İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen programa yoğun katılım sağlandı. Programa İYİ Parti Bursa İl Başkanı İsmail Kaya, Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis, teşkilat yöneticileri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Vatandaşlara aşure ikram eden Türkoğlu, toplumsal dayanışmanın önemine vurgu yaparak, Türkiye'nin her zamankinden daha fazla birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyduğunu söyledi. Program boyunca vatandaşlarla sohbet eden partililer, hem Aşure Günü'nün manevi anlamını paylaştı hem de Ankara'da gerçekleştirilecek büyük buluşmanın davetini yaptı. “Ankara'da Milletin Bayrağını Hep Birlikte Açacağız” Şehreküstü Meydanı'nda kurulan davet standında açıklamalarda bulunan Türkoğlu, Ankara Tandoğan Meydanı'nda gerçekleştirilecek programın sıradan bir siyasi etkinlik olmadığını belirtti. Türkiye'nin kritik bir süreçten geçtiğini ifade eden Türkoğlu, Cumhuriyet'in temel değerlerine, milli birlik anlayışına ve üniter devlet yapısına sahip çıkmak amacıyla Ankara'da olacaklarını söyledi. “Bizler Ankara'ya yalnızca bir miting yapmak için gitmiyoruz. Cumhuriyetimizin temel değerlerine, milletimizin ortak geleceğine ve Türkiye Cumhuriyeti'nin bölünmez bütünlüğüne sahip çıkmak için gidiyoruz. Bayrağımızla, inancımızla ve kararlılığımızla Tandoğan Meydanı'nda olacağız” dedi. “Meydan Boş Değil, Türkiye Sahipsiz Değil” Ankara'da verilecek mesajın yalnızca bugünün değil, Türkiye'nin geleceğinin de mesajı olacağını ifade eden Türkoğlu, vatandaşların ülkenin yaşadığı gelişmeleri yakından takip ettiğini söyledi. “Milletimiz yaşananları görüyor, değerlendiriyor ve geleceği için endişe duyuyor. Bizler de bu endişeleri dile getirmek, milletimizin sesi olmak ve Cumhuriyet'in kazanımlarına sahip çıkmak için Ankara'da buluşacağız. Meydan boş değil. Türkiye sahipsiz değil. Bayrak açıyoruz ve millet iradesini bir kez daha güçlü şekilde ortaya koyuyoruz” ifadelerini kullandı. “Ekonomik Sıkıntılara ve Adaletsizliklere Karşı da Ses Vereceğiz” Türkoğlu, Ankara'daki buluşmanın yalnızca milli birlik ve beraberlik vurgusuyla sınırlı olmayacağını belirterek, vatandaşların yaşadığı ekonomik sıkıntıların da gündeme taşınacağını söyledi. Artan hayat pahalılığı, geçim sıkıntısı, gençlerin gelecek kaygısı ve toplumda hissedilen adalet taleplerinin meydanda güçlü şekilde dile getirileceğini belirten Türkoğlu, vatandaşların sesinin duyulması gerektiğini ifade etti. “Bugün emekliden işçiye, çiftçiden esnafa kadar herkes geçim mücadelesi veriyor. Gençlerimiz gelecek kaygısı taşıyor. Vatandaşlarımız adalet ve liyakat beklentilerini her fırsatta dile getiriyor. Ankara'da bu sesleri de hep birlikte yükselteceğiz.” Bursa Teşkilatları Ankara İçin Hazır İYİ Parti Bursa teşkilatlarının günlerdir Ankara programı için yoğun çalışma yürüttüğünü belirten Türkoğlu, ilçe teşkilatlarının vatandaşlarla birebir temas kurarak davet çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi. Şehreküstü Meydanı'nda kurulan bilgilendirme standının yoğun ilgi gördüğünü ifade eden Türkoğlu, Bursa'nın Ankara buluşmasına güçlü katılım sağlayacağını kaydetti. Bursa'nın farklı ilçelerinden çok sayıda vatandaşın otobüslerle Ankara'ya hareket edeceğini belirten Türkoğlu, “Tandoğan Meydanı'nda Bursa'nın güçlü sesini duyuracağız” dedi. Teşekkür Mesajı Aşure programının organizasyonunda emeği geçen Osmangazi İlçe Başkanı Mehmet Koçer ve yönetimine teşekkür eden Türkoğlu, teşkilatların sahadaki çalışmalarından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. “Birlik ve beraberliğin en güzel örneklerinden birini yaşadığımız bu anlamlı organizasyonda emeği bulunan Osmangazi İlçe Başkanımız Sayın Mehmet Koçer'e ve kıymetli yönetimine gönülden teşekkür ediyorum. Milletimizle aynı sofrada buluşmaya, aynı heyecanı paylaşmaya ve Türkiye'nin geleceği için birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz.” “Tüm Bursalıları Ankara'ya Davet Ediyoruz” Açıklamasının sonunda çağrısını yineleyen Türkoğlu, Türkiye'nin geleceğine, Cumhuriyet'in temel değerlerine ve milli birlik ruhuna sahip çıkmak isteyen tüm vatandaşları Ankara Tandoğan Meydanı'na davet etti. “Bayrağımızın gölgesinde, Cumhuriyetimizin değerleri etrafında kenetlenmek isteyen tüm hemşehrilerimizi Ankara'ya davet ediyoruz. Birlikte olacağız, birlikte ses vereceğiz ve Türkiye'nin yarınlarına hep birlikte sahip çıkacağız.”

Saadet Partisi’nden İktidara Kamu İhaleleri Üzerinden Sert Eleştiri: “Milletin Parası Belirli Çevrelere Aktarılamaz” Haber

Saadet Partisi’nden İktidara Kamu İhaleleri Üzerinden Sert Eleştiri: “Milletin Parası Belirli Çevrelere Aktarılamaz”

BURSA – Saadet Partisi Sosyal İşlerden Sorumlu Bursa İl Başkan Yardımcısı Nebi Yurtsever, kamu alımları ve ihale sistemine ilişkin yaptığı açıklamada, Türkiye’de kamu kaynaklarının kullanımına yönelik mevcut anlayışı sert sözlerle eleştirdi. Kamu alımlarında şeffaflığın giderek ortadan kalktığını, rekabetin zayıfladığını ve istisnai uygulamaların olağan hale getirildiğini savunan Yurtsever, “Milletin alın teriyle oluşan kaynaklar üzerinde hiç kimsenin sınırsız tasarruf hakkı yoktur” dedi. Türkiye’nin ağır ekonomik şartlardan geçtiğini belirten Yurtsever, milyonlarca vatandaşın hayat pahalılığı, yüksek enflasyon ve artan yaşam maliyetiyle mücadele ettiği bir dönemde kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığının her zamankinden daha önemli hale geldiğini ifade etti. Vatandaşın temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını söyleyen Yurtsever, buna karşın kamu harcamalarındaki tartışmaların toplum vicdanında ciddi soru işaretleri oluşturduğunu kaydetti. “Kamu alımları sistemi yıllar içerisinde yapılan düzenlemelerle asli yapısından uzaklaştırılmıştır” diyen Yurtsever, açık rekabeti esas alan ihale anlayışının yerini giderek daha kapalı ve denetlenmesi zor yöntemlere bıraktığını savundu. “İstisnalar Kural Haline Getirildi” Açıklamasında kamu alımlarındaki istisna uygulamalarına dikkat çeken Yurtsever, şu değerlendirmelerde bulundu: “Bir ülkede istisnalar çoğaldıkça şeffaflık azalır, şeffaflık azaldıkça da milletin devlete olan güveni zarar görür. Kamu alımlarında açık ihale yöntemi temel kural olması gerekirken, bugün istisnai yöntemlerin giderek yaygınlaşması kamuoyunda ciddi tartışmalara neden olmaktadır. Devletin kasasından çıkan her kuruşun hesabı millete verilmelidir.” Yurtsever, kamu yönetiminde hesap verebilirliğin zayıflamasının yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda demokratik bir sorun olduğunu belirterek, kamu kaynaklarının kullanımında toplumun bilgi alma hakkının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. “86 Milyonun Hakkı Korunmalıdır” Saadet Partisi olarak kamu malını bir emanet olarak gördüklerini vurgulayan Yurtsever, kamu kaynaklarının belli kesimlerin değil bütün vatandaşların ortak değeri olduğunu ifade etti. “Bu kaynaklar herhangi bir grubun, çevrenin veya ayrıcalıklı kesimin değil; 86 milyon vatandaşımızın ortak hakkıdır. Milletin vergileriyle oluşan bütçe üzerinde tasarruf yapılırken öncelik her zaman kamu yararı olmalıdır. Kamu kaynakları siyasi, bürokratik veya ekonomik güç odaklarının değil, milletin emanetidir” dedi. “Türkiye İsrafı Değil Tasarrufu Konuşmalıdır” Türkiye’nin ekonomik gerçekleri ortadayken kamu yönetiminde tasarruf kültürünün güçlendirilmesi gerektiğini belirten Yurtsever, kamu harcamalarında verimlilik ve denetimin artırılmasının zorunlu olduğunu ifade etti. “Bugün vatandaş pazarda, markette ve faturalarında ağır bir yük hissederken devlet yönetiminde en küçük israfın bile kabul edilmesi mümkün değildir. Türkiye’nin ihtiyacı kamu kaynaklarını hoyratça tüketen anlayışlar değil, tasarrufu esas alan, adaleti önceleyen ve milletin emanetine sahip çıkan bir yönetim anlayışıdır” diye konuştu. “Her Kuruşun Hesabı Sorulmalıdır” Açıklamasının sonunda kamu yönetiminde şeffaflık ve dürüstlük çağrısını yineleyen Yurtsever, devletin harcadığı her kuruşun kamuoyu tarafından denetlenebilir olması gerektiğini belirtti. “Millet fedakârlık yaparken kamu yönetiminin de aynı hassasiyeti göstermesi gerekir. Her kuruşun hesabının verildiği, ihalelerin şeffaf biçimde yürütüldüğü, denetim mekanizmalarının güçlü çalıştığı bir sistem hem ekonomik kayıpları önleyecek hem de devlete duyulan güveni artıracaktır. Kamu malına emanet gözüyle bakılmadıkça ne israf önlenebilir ne de adalet tesis edilebilir.” Saadet Partili Yurtsever’in açıklamaları, kamu ihaleleri, kamu harcamaları ve devlet yönetiminde şeffaflık tartışmalarının yeniden gündemde olduğu bir dönemde dikkat çeken eleştiriler arasında yer aldı.

Bursa’da Emekli İsyanı: “Bu Düzen Emekliyi Açlığa, Hastalığa ve Sessiz Ölüme Mahkûm Ediyor” Haber

Bursa’da Emekli İsyanı: “Bu Düzen Emekliyi Açlığa, Hastalığa ve Sessiz Ölüme Mahkûm Ediyor”

Bursa’da düzenlenen basın açıklamasında Devrimci Emekliler Sendikası Bursa Şubesi, emeklilerin yaşadığı ağır ekonomik ve sosyal yıkımı sert sözlerle gündeme taşıdı. Şube Sekreteri Sürmeli Selçuk Söğüt tarafından yapılan açıklamada, mevcut ekonomik düzenin milyonlarca emekliyi “insanca yaşamdan kopardığı” vurgulanırken, iktidarın uyguladığı politikalar “organize bir yoksullaştırma sistemi” olarak nitelendirildi. Sendika açıklaması, yalnızca maaş taleplerinin dile getirildiği sıradan bir protesto olmaktan öte, Türkiye’de emeklilerin içine sürüklendiği yaşam koşullarına yönelik çok sert bir toplumsal itiraz niteliği taşıdı. Açıklamada kullanılan ifadeler, emeklilerin artık yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda insani ve psikolojik bir çöküşle karşı karşıya olduğunu gözler önüne serdi. “Emeklilik Dinlenme Dönemi Değil, Hayatta Kalma Savaşına Dönüştü” Basın açıklamasında konuşan Sürmeli Selçuk Söğüt, yıllarca ülkenin üretim gücünü omuzlayan emeklilerin bugün “devletin sırtında yük” gibi gösterildiğini belirterek sert tepki gösterdi. Açıklamada, fabrikalardan hastanelere, okullardan tarlalara kadar ülkenin her alanında yıllarca emek veren milyonlarca yurttaşın bugün açlık sınırının altında yaşamaya zorlandığı ifade edildi. Emekliliğin artık huzurlu bir yaşam evresi olmaktan çıktığı belirtilirken, mevcut ekonomik sistemin emeklileri doğrudan “sefalet rejimi” içine ittiği savunuldu. Sendika yönetimi, özellikle son yıllarda hızla artan hayat pahalılığı karşısında emekli maaşlarının eridiğini, milyonlarca insanın temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geldiğini belirterek, “iktidarın emekliyi görünmez hale getirmeye çalıştığını” öne sürdü. Sağlık Sistemine Ağır Eleştiri: “Randevu Almak Milli Piyango Gibi” Açıklamanın en dikkat çeken bölümlerinden biri sağlık sistemine yönelik sert eleştiriler oldu. Emeklilerin ilerleyen yaşları nedeniyle sağlık hizmetlerine daha fazla ihtiyaç duyduğuna dikkat çeken Söğüt, bugün kamusal sağlık sisteminin emekliler açısından erişilemez hale geldiğini ifade etti. Özellikle Merkezi Hekim Randevu Sistemi üzerinden uzman doktora ulaşmanın neredeyse imkânsız hale geldiği belirtilirken, göz, kardiyoloji, nöroloji ve ortopedi gibi kritik branşlarda aylar sonrasına randevu verildiği vurgulandı. Açıklamada, “Bizlerin o süreyi bekleyecek zamanı, sağlığı ya da ömrü olup olmadığı kimsenin umurunda değil” ifadeleri kullanılırken, kamu hastanelerindeki yoğunluk ve sağlık sistemindeki tıkanıklığın, dar gelirli yurttaşları özel hastanelere mecbur bıraktığı savunuldu. Muayene ücretleri, ilaç katkı payları ve sürekli artan fark ücretlerinin de emekli maaşlarını daha cebe girmeden erittiği belirtilirken, mevcut sistem “hastaları enkaz altında bırakan bir sağlık çöküşü” olarak tanımlandı. “İktidar Emeklinin Sofrasına Kadar Müdahale Ediyor” Devrimci Emekliler Sendikası’nın açıklamasında ekonomik kriz ve hayat pahalılığına ilişkin kullanılan ifadeler ise dikkat çekici sertlikteydi. Türkiye’de açlık sınırının 30 bin lirayı, yoksulluk sınırının ise 115 bin lirayı aştığı belirtilirken, milyonlarca emeklinin 20 bin lira seviyesindeki maaşlarla yaşam mücadelesi verdiği ifade edildi. Eskiden temel tüketim ürünü olan et, peynir ve süt ürünlerinin artık emekliler için ulaşılması zor lüksler haline geldiği vurgulanırken, açıklamada şu dikkat çekici değerlendirmelere yer verildi: “İktidar artık emeklinin ne yiyeceğine, ne kadar protein tüketebileceğine, hangi saatte ucuz ekmek kuyruğuna gireceğine kadar karar veren bir noktaya gelmiştir.” Açıklamada Avrupa’daki emeklilerin sosyal yaşam ve tatil imkanlarına dikkat çekilirken, Türkiye’de milyonlarca emeklinin yaşam alanının “mutfak ile oturma odası arasındaki dar koridora sıkıştığı” ifade edildi. Bayram İkramiyesi Tepkisi: “İkramiye Değil, Sus Payı” Sendika yönetimi, yıllardır tartışma konusu olan bayram ikramiyelerine ilişkin de çok sert ifadeler kullandı. Kamuoyuna “müjde” olarak sunulan 4 bin liralık bayram ikramiyesinin gerçek yaşam koşulları karşısında hiçbir anlam taşımadığı belirtilirken, bu rakamla bırakın kurbanlık almayı, temel market ihtiyaçlarının dahi karşılanamadığı vurgulandı. Torunlara bayram harçlığı vermenin bile lüks haline geldiği ifade edilen açıklamada, mevcut ikramiye tutarının emeklilere verilen değeri gösterdiği savunularak, “Bu ödeme artık bir bayram ikramiyesi değil, açıkça bir sus payıdır” denildi. Seyyanen Zam Tartışması: “Emekliye Açık Ayrımcılık” Basın açıklamasında memur emeklilerine yönelik seyyanen zam düzenlemesi de hedef alındı. Aktif görevdeki memurlara verilen seyyanen artışın emekli memurların maaşlarına yansıtılmamasının büyük bir adaletsizlik olduğu belirtildi. Aynı kurumlarda yıllarca çalışan insanların emekli olduktan sonra ciddi gelir kaybına uğradığı ifade edilirken, bu uygulamanın “emekliliği cezaya dönüştürdüğü” savunuldu. Sendika, emekliler ile aktif çalışanlar arasındaki maaş farkının her geçen gün daha da büyüdüğünü belirterek, bunun sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmadığını vurguladı. “Sadaka Değil, Hakkımızı İstiyoruz” Açıklamanın sonunda Devrimci Emekliler Sendikası, taleplerini kamuoyuna net maddeler halinde duyurdu. Sendika; En düşük emekli maaşının insanca yaşam seviyesine çıkarılmasını, Sağlıkta alınan tüm katkı paylarının kaldırılmasını, Emeklilere ücretsiz ve öncelikli sağlık hizmeti sağlanmasını, Bayram ikramiyelerinin en az bir asgari ücret düzeyine yükseltilmesini, Sendikal örgütlenme üzerindeki baskıların kaldırılmasını, DİSK Dev Emekli-Sen’in toplu sözleşme süreçlerinde meşru taraf olarak kabul edilmesini talep etti. Açıklama, meydanda atılan sert sloganlarla sona erdi: “Evlerimize hapsedilmeyeceğiz! Gasp edilen haklarımızı alana kadar alanlardayız, sokaklardayız, omuz omuzayız!” Meydanda sık sık: “Yaşasın DİSK!” “Yaşasın DEV Emekli-Sen!” “Yaşasın örgütlü mücadelemiz!” sloganları yükselirken, emeklilerin önümüzdeki süreçte daha geniş katılımlı eylemler düzenlemeye hazırlandığı mesajı verildi.

Baki Bekar’dan Sert Çıkış: “Söz Verdiniz, Zamla Geldiniz!” Haber

Baki Bekar’dan Sert Çıkış: “Söz Verdiniz, Zamla Geldiniz!”

Orhangazi kamuoyunda yankı uyandıran su tarifesi tartışmaları, Demokrat Parti cephesinden gelen çok sert açıklamayla yeni bir boyut kazandı. Demokrat Parti Orhangazi İlçe Başkanı Baki Bekar, seçim öncesi verilen vaatlerin tam tersine hareket edildiğini belirterek, yerel yönetimi ağır sözlerle eleştirdi. Bekar, yaptığı kapsamlı açıklamada özellikle Mustafa Bozbey üzerinden yürüyen süreçte kamuoyuna sunulan “indirim” söylemlerinin gerçeği yansıtmadığını savundu. Seçim döneminde vatandaşın ekonomik yükünü hafifletme vaadiyle oy talep edildiğini hatırlatan Bekar, şu ifadelerle tepki gösterdi: “Ne oldu o vaatlere? Hani suya indirim yapılacaktı? Hani vatandaşın cebine nefes aldırılacaktı? Daha koltuğa oturur oturmaz yüzde 16 zamla karşı karşıya bırakılan bir halk var! Bu mudur sosyal belediyecilik, bu mudur verilen sözlerin karşılığı?” Bekar, açıklamasında zam kararının yalnızca ekonomik bir düzenleme değil, aynı zamanda siyasi bir güven erozyonu anlamına geldiğini vurguladı. Vatandaşın artan hayat pahalılığı altında ezildiğini belirten Bekar, su gibi temel bir ihtiyaç üzerinden yapılan artışların kabul edilemez olduğunu dile getirdi. “Bugün Orhangazi’de yaşayan her bir vatandaş, faturalarına baktığında verilen sözlerle karşılaştığı gerçek arasındaki uçurumu net şekilde görüyor. Bu zam, sadece bir fiyat artışı değil; aynı zamanda seçmene karşı açık bir hayal kırıklığıdır. Seçim meydanlarında alkış almak kolay, ama o sözlerin arkasında durmak sorumluluk ister.” Demokrat Parti İlçe Başkanı, yerel yönetimi şeffaflıktan uzak olmakla da eleştirerek, alınan kararların gerekçelerinin kamuoyuna açık ve net bir şekilde anlatılması gerektiğini ifade etti. Bekar, belediye yönetiminin halktan kopuk bir anlayış sergilediğini öne sürerek, şu sert sözlerle açıklamasını sürdürdü: “Vatandaşın sırtına yük bindirerek yönetim olmaz! Bu anlayış, milletin aklıyla alay etmektir. Eğer gerçekten halkçı bir belediyecilik iddiası varsa, önce verilen sözler tutulur, sonra yeni adımlar atılır. Ama görüyoruz ki, sözler bir kenara bırakılmış, zamlar hız kesmeden devam ediyor.” Açıklamasının sonunda yetkililere çağrıda bulunan Bekar, zam kararının yeniden gözden geçirilmesini talep etti ve şu ifadelerle sözlerini tamamladı: “Orhangazi halkı bunu hak etmiyor. Bu yanlıştan derhal dönülmeli, verilen sözlerin gereği yapılmalıdır. Aksi halde bu güven kaybının siyasi bedeli ağır olacaktır.” Bu sert açıklama, Orhangazi’de su tarifeleri üzerinden büyüyen tartışmanın önümüzdeki günlerde daha da alevleneceğine işaret ediyor.

İŞÇİDER’den İftar Programında İşçi Hakları Vurgusu: “Emekçinin Alım Gücü Yaşam Mücadelesinin Gerisinde” Haber

İŞÇİDER’den İftar Programında İşçi Hakları Vurgusu: “Emekçinin Alım Gücü Yaşam Mücadelesinin Gerisinde”

İşçi haklarının korunması ve geliştirilmesi amacıyla faaliyet gösteren İŞÇİDER (İşçi Haklarını Koruma Derneği), anlamlı bir iftar programına ev sahipliği yaptı. Dernek üyeleri ile birlikte şehit işçilerin ailelerinin de katıldığı programda, çalışma hayatında yaşanan sorunlar, işçi güvenliği, asgari ücret ve emekli aylıklarının yetersizliği gibi konular kapsamlı şekilde ele alındı. İŞÇİDER Genel Başkanı İsmail Doru, programda yaptığı konuşmada Türkiye’de emekçilerin karşı karşıya kaldığı ekonomik ve sosyal sorunlara dikkat çekerek, özellikle son yıllarda artan hayat pahalılığı karşısında işçilerin alım gücünün ciddi şekilde zayıfladığını vurguladı. Doru, mevcut asgari ücret ve emekli maaşlarının çalışanların ve emeklilerin temel yaşam ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kaldığını ifade etti. “Emekçinin Geliri Hayata Tutunmaya Yetmiyor” Konuşmasında işçilerin günlük yaşamda karşılaştığı ekonomik zorlukları detaylandıran Doru, ücret politikalarının yeniden ele alınması gerektiğini belirtti. Asgari ücretin yalnızca bir geçim ücreti değil, aynı zamanda insan onuruna yakışır bir yaşam standardını garanti altına alması gerektiğini dile getiren Doru, mevcut şartlarda çalışanların büyük bölümünün geçim mücadelesi verdiğini söyledi. Doru, “Bugün birçok emekçi, aldığı ücretle ay sonunu getirebilmenin mücadelesini veriyor. Asgari ücret ve emekli aylıkları, artan yaşam maliyetleri karşısında ne yazık ki hayata tutunmaya yetmiyor. Bu durum, yalnızca ekonomik bir mesele değil; aynı zamanda sosyal adalet ve insan onuru meselesidir” ifadelerini kullandı. İş Kazalarına ve İşçi Güvenliğine Dikkat Çekildi İftar programının önemli başlıklarından biri de iş kazaları ve iş güvenliği konusu oldu. Türkiye’de her yıl çok sayıda işçinin iş kazaları nedeniyle hayatını kaybettiğine dikkat çeken Doru, bu kayıpların yalnızca istatistiklerden ibaret olmadığını, her birinin geride acı ve sorumluluk bırakan insan hikâyeleri olduğunu söyledi. “Her Kaybın Ardında Bir Emanet Var” Şehit işçilerin ailelerinin programa katılımının, iş kazalarının toplum üzerindeki derin etkisini bir kez daha hatırlattığını belirten Doru, işçi ölümlerinin önlenmesi için daha güçlü denetim mekanizmaları ve etkin iş güvenliği politikalarının hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Doru, konuşmasında şu değerlendirmelerde bulundu: “İş kazalarında hayatını kaybeden her bir emekçi, geride bir aile, bir umut ve bir emanet bırakıyor. Bizler, o emanetlere sahip çıkmayı yalnızca bir sorumluluk değil, aynı zamanda vicdani bir görev olarak görüyoruz. İşçi sağlığı ve iş güvenliği alanında atılacak her adım, aslında bir hayatın kurtarılması anlamına gelir.” Dayanışma ve Sosyal Adalet Mesajı İŞÇİDER’in düzenlediği iftar programı, yalnızca bir buluşma değil aynı zamanda dayanışma ve farkındalık platformu olarak da dikkat çekti. Katılımcılar, çalışma hayatında daha adil koşulların sağlanması, işçi haklarının güçlendirilmesi ve iş güvenliği standartlarının yükseltilmesi gerektiği konusunda ortak görüş bildirdi. Program, şehit işçilerin aileleriyle yapılan sohbetler ve dayanışma mesajlarıyla sona ererken, İŞÇİDER yönetimi işçi hakları mücadelesinin kararlılıkla sürdürüleceğini ve emekçilerin sesi olmaya devam edeceklerini vurguladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.