Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Halk Sağlığı

Gürsu Haber - Halk Sağlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Halk Sağlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Anahtar Parti’den Bursa Tarım İl Müdürlüğü’ne Şeffaflık Çağrısı Haber

Anahtar Parti’den Bursa Tarım İl Müdürlüğü’ne Şeffaflık Çağrısı

Anahtar Parti, kurulduğu ilk günden itibaren siyasi nezaket ve ahlaki değerleri ön planda tutan, popülizm yerine her zaman realist politikalar üreten bir parti olarak sorumluluk bilinciyle hareket etmektedir. ​Son iki haftadır Bursa’da süt üretici çiftlikleri üzerinden yaşanan ve kamuoyunu meşgul eden bir "kayıkçı kavgasına" şahitlik etmekteyiz. Maalesef dün sosyal medyaya ve basına yansıyan haberlerde, Bursa’da bulunan 24 adet "Hastalıktan Ari Süt Üretim Çiftliği" belgesinin iptal edildiğini büyük bir endişeyle öğrenmiş bulunmaktayız. ​Hayvanlardan insanlara geçen ve halk sağlığını ciddi şekilde tehdit eden Brusella ve Tüberküloz gibi tehlikeli hastalıklardan ari olduğu tescillenmiş bu işletmelerin; başta Bursa, İstanbul ve Sakarya olmak üzere tüm Marmara Bölgesi’ne ve geniş bir coğrafyaya süt ile süt ürünleri tedariki sağladığı bilinen bir gerçektir. ​Tarım ve Orman Bakanlığının, tarihi ari işletme sayılarını artırma yönündeki tüm teşvik ve politikalarını son derece olumlu buluyor ve destekliyoruz. Belirli bir proje dahilinde bu belgelendirmeleri yapmak ve denetimleri eksiksiz yürütmek zaten bakanlığın asli görevidir. Yalnız, yapılan bu son denetimler ve belge iptalleri sonrasında Bursa kamuoyunda ciddi bir rahatsızlık ve bilgi kirliliği oluştuğunu da belirtmek isteriz. ​Açık ve şeffaf bir iletişim yürütülmediğinde spekülasyonlar gerçeklerin önüne geçmekte, hem halk sağlığı endişesi büyümekte hem de milyarlarca liralık milli yatırımlar zan altında kalmaktadır. Bu büyük işletmelerin ticari olarak haksız yere zarar görmemesi adına, isimlerini zikretmeden, Tarım İl Müdürlüğüne ve ilgili şube müdürlüğüne kamuoyunu aydınlatması amacıyla şu realist soruları yöneltmek istiyoruz: ​Sütün Güvenliği ve Tüketim Durumu: Yaklaşık 20.000 sağmal ineğe sahip bu devasa işletmelerin ürettiği sütü vatandaşlarımız şu an tüketmeli midir, tüketmemeli midir? Bu işletmelerden çıkan çiğ sütün piyasaya arzı şu an hangi statüdedir? ​Belge İptallerinin Gerçek Sebebi Nedir?: Söz konusu 24 işletmedeki belge iptalleri, hayvanlarda aktif olarak Brusella veya Tüberküloz hastalığı tespit edilmesinden mi kaynaklanmıştır; yoksa idari, teknik veya prosedürsel (altyapı eksikliği, kayıt düzensizliği vb.) aksaklıklar sebebiyle mi bu karar alınmıştır? ​Karantina ve Takip Mekanizması: Eğer işletmelerde biyolojik bir hastalık tespit edildiyse, bu işletmeler karantinaya alınmış mıdır ve bu çiftliklerden daha önce sevk edilen ürünlerin geriye dönük izlenebilirliği sağlanmış mıdır? ​Sektörün ve Üreticinin Korunması: Marmara Bölgesi’nin süt arz güvenliğini sırtlayan bu stratejik işletmelerin rehabilitasyonu ve belgelerini yeniden kazanabilmeleri için bakanlığın nasıl bir planı vardır? ​Tüm bu soruların yanında, bir diğer kritik husus da şeffaflık ile itibar suikastı arasındaki çizginin korunmasıdır. Haklı gerekçelerle dahi olsa, Bursa süt sanayisinde devasa üretimler yapan ve kendi süt işleme fabrikaları bulunan bu işletmelerin isimlerinin liste halinde kamuoyunda paylaşılması ya da sızdırılması kesinlikle doğru bir yöntem değildir. ​Henüz hukuki süreçler ve itiraz hakları kesinleşmeden isimlerin ifşa edilmesi; telafisi imkansız ticari zararlara, binlerce kişilik istihdam kaybına, haksız rekabete ve Bursa’nın süt sanayisine telafi edilemez bir darbeye yol açar. Devletin ve ilgili müdürlüklerin görevi, halk sağlığını maksimum düzeyde korurken, milli üretimi ve sanayiciyi de popülizme kurban etmeyecek şekilde muhafaza etmektir. ​Bursa ve çevre illerdeki tüketicilerin huzursuzluğunu gidermek, spekülasyonların önüne geçmek ve sektörü korumak adına; Tarım İl Müdürlüğünün ticari sırları koruyarak, ancak net ve şeffaf bir açıklamayla kamuoyunu acilen aydınlatması elzemdir.

Saadet Partisi Nilüfer İlçe Teşkilatı, "Nilüfer'e Çöplük İstemiyoruz" Gündemiyle Gerçekleşen Belediye Meclis Toplantısını Takip Etti Haber

Saadet Partisi Nilüfer İlçe Teşkilatı, "Nilüfer'e Çöplük İstemiyoruz" Gündemiyle Gerçekleşen Belediye Meclis Toplantısını Takip Etti

Saadet Partisi Nilüfer İlçe Başkanlığı, Nilüfer Belediye Meclisi'nin Temmuz ayı ilk birleşimine teşkilatı temsilen katılım sağlayarak kamuoyunun yakından takip ettiği "Nilüfer'e Çöplük İstemiyoruz" ana gündemli oturumda yerini aldı. Çok sayıda mahalle muhtarının ve vatandaşın da katılım gösterdiği toplantıda, çevre, halk sağlığı, şehir planlaması ve gelecek nesillere bırakılacak yaşam alanlarının korunması konuları ön plana çıktı. Saadet Partisi Nilüfer İlçe Başkanlığı adına Yerel Yönetimler ve Mahalli İdareler Başkanı Mehmet Kumdereli ile Sivil Toplum Kuruluşları ve Halkla İlişkiler Başkanı Hakan Bulut'un hazır bulunduğu toplantıda, vatandaşların ve muhtarların dile getirdiği çevresel kaygılar dikkatle takip edildi. Meclis oturumunda özellikle ilçede oluşturulması planlanan atık ve depolama alanlarına ilişkin tartışmalar yoğun şekilde gündeme gelirken, mahalle muhtarları ve toplantıyı izleyen vatandaşlar "Nilüfer'e Çöplük İstemiyoruz" çağrısıyla çevresel hassasiyetlerini ortaya koydu. Katılımcılar, çevrenin korunmasının yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin yaşam hakkını da ilgilendiren temel bir sorumluluk olduğuna dikkat çekti. Toplantı süresince zaman zaman Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) meclis üyeleri arasında görüş ayrılıkları nedeniyle gergin anlar yaşandı. Farklı değerlendirmelerin sert tartışmalara dönüştüğü oturumda, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Öztürk'ün devreye girerek sağduyulu yaklaşımıyla meclis düzenini yeniden sağlaması ve oturumu sükûnet içerisinde devam ettirmesi dikkat çekti. Saadet Partisi Nilüfer İlçe Teşkilatı tarafından yapılan değerlendirmede, çevreyi ilgilendiren kararların yalnızca siyasi bakış açılarıyla değil; bilimsel veriler, şehircilik ilkeleri, çevresel sürdürülebilirlik, kamu yararı ve halkın ortak iradesi doğrultusunda ele alınmasının büyük önem taşıdığı ifade edildi. Açıklamada, yerel yönetimlerin temel görevinin vatandaşların yaşam kalitesini yükseltmek, doğal çevreyi korumak ve şehirlerin sağlıklı gelişimini güvence altına almak olduğu belirtilerek şu değerlendirmelere yer verildi: "Çevre meselesi hiçbir siyasi partinin tek başına sahiplenebileceği bir konu değildir. Temiz hava, sağlıklı su kaynakları, verimli tarım alanları ve yaşanabilir şehirler toplumun ortak değeridir. Yerel yönetimlerin alacağı her karar; yalnızca bugünü değil, çocuklarımızın ve gelecek kuşakların yaşayacağı çevreyi de doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle çevreyle ilgili tüm projelerde şeffaflık, katılımcılık ve ortak akıl esas alınmalıdır." Saadet Partisi Nilüfer İlçe Teşkilatı, mahalle muhtarlarının ve vatandaşların toplantıya yoğun katılım göstermesini yerel demokrasinin önemli bir göstergesi olarak değerlendirdi. Halkın doğrudan sürece dâhil olmasının, yerel yönetim anlayışının güçlenmesine ve alınacak kararların toplumsal meşruiyet kazanmasına katkı sağlayacağı ifade edildi. Yerel Yönetimler ve Mahalli İdareler Başkanı Mehmet Kumdereli ile Sivil Toplum Kuruluşları ve Halkla İlişkiler Başkanı Hakan Bulut, çevreyi ve halk sağlığını ilgilendiren tüm gelişmeleri yakından takip etmeye devam edeceklerini belirterek, Saadet Partisi'nin insan odaklı belediyecilik anlayışı doğrultusunda şehirlerin doğal dokusunun korunmasını, çevreye duyarlı yatırımların desteklenmesini ve vatandaşların taleplerinin karar alma süreçlerine etkin şekilde yansıtılmasını önemsediklerini ifade ettiler. Saadet Partisi Nilüfer İlçe Başkanlığı, çevreye, insan sağlığına ve şehirlerin sürdürülebilir gelişimine ilişkin her konuda yapıcı bir anlayışla çalışmalarını sürdüreceğini, kamu yararını önceleyen tüm girişimlerin yanında olmaya devam edeceğini ve Nilüfer'in doğal yapısını koruyacak politikaların takipçisi olacağını kamuoyuna saygıyla duyurdu. Toplantıya, Beşevler Mahallesi Muhtarı ve Bursa Muhtarlar Derneği Başkanı Erol Yılmazer ile Karacaoba Mahallesi Muhtarı ve Nilüfer İlçe Muhtarlar Derneği Başkanı Recep Bayraktar da katılım sağladı. Bölgedeki çok sayıda mahalle muhtarının da hazır bulunduğu oturumda, muhtarlar çevre ve halk sağlığı konusundaki hassasiyetlerini dile getiren kısa konuşmalar gerçekleştirdi. Muhtarlar, "Nilüfer'e Çöplük İstemiyoruz" yazılı pankartlarla tepkilerini demokratik ve barışçıl bir şekilde ortaya koyarken, çevreyi ilgilendiren kararların mahalle sakinlerinin görüşleri alınarak, şeffaf ve katılımcı bir anlayışla yürütülmesi gerektiğini vurguladılar. Yapılan açıklamalarda, doğal yaşam alanlarının korunmasının, tarım arazilerinin, su kaynaklarının ve yaşam kalitesinin gelecek nesillere sağlıklı biçimde aktarılmasının yerel yönetimlerin öncelikli sorumlulukları arasında yer aldığı ifade edildi. Toplantıda sergilenen bu ortak duruş, çevre konusunda siyasi görüşlerden bağımsız olarak toplumun farklı kesimlerinin aynı hassasiyet etrafında buluşabildiğini gösterirken, muhtarların ve vatandaşların katılımı da yerel demokrasinin güçlendirilmesi açısından önemli bir örnek olarak değerlendirildi.

DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler’den Çevre ve İklim Değişikliği Uyarısı: “Doğanın İhtiyaçlarını Görmezden Gelemeyiz” Haber

DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler’den Çevre ve İklim Değişikliği Uyarısı: “Doğanın İhtiyaçlarını Görmezden Gelemeyiz”

Aşırı Yaz Sıcaklıkları Ekosistemi Tehdit Ediyor DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler, son yıllarda etkisini giderek artıran aşırı sıcaklıkların doğa üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekerek çevre bilincinin artırılması ve iklim değişikliğiyle mücadele konusunda daha kararlı adımlar atılması gerektiğini vurguladı. “Doğanın İhtiyaçları” başlıklı değerlendirmesinde yaz aylarında yaşanan sıcak hava dalgalarının yalnızca insan yaşamını değil, tüm canlıları ve doğal yaşamı tehdit ettiğini belirten Genişler, özellikle su kaynakları, ormanlar, tarım alanları ve biyolojik çeşitlilik üzerindeki risklere dikkat çekti. Küresel İklim Değişikliği Yaz Aylarını Daha Tehlikeli Hale Getiriyor Dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de yaz aylarında sıcaklıkların her geçen yıl daha yüksek seviyelere ulaştığını belirten Recep Genişler, küresel iklim değişikliğinin etkilerinin artık günlük yaşamda net şekilde hissedildiğini ifade etti. Mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıkların yalnızca geçici bir hava olayı olmadığını söyleyen Genişler, bu durumun doğal dengeyi doğrudan etkileyen ciddi bir çevresel sorun haline geldiğini kaydetti. Yaz mevsiminin normal şartlarda doğanın canlandığı, tarımsal faaliyetlerin yoğunlaştığı ve insanların açık alanlarda daha fazla zaman geçirdiği bir dönem olduğunu belirten Genişler, son yıllarda yaşanan aşırı sıcaklıkların bu olumlu tabloyu tersine çevirmeye başladığını söyledi. Su Kaynaklarında Kritik Azalma Yaşanıyor Aşırı sıcakların en önemli sonuçlarından birinin su kaynaklarında meydana gelen kayıplar olduğuna dikkat çeken Genişler, göller, akarsular, barajlar ve yer altı su rezervlerinde ciddi seviyelerde azalma görüldüğünü belirtti. Hava sıcaklıklarının yükselmesiyle birlikte buharlaşmanın hızlandığını ifade eden Genişler, özellikle yaz aylarında artan tarımsal sulama ihtiyacının mevcut kaynaklar üzerindeki baskıyı daha da artırdığını söyledi. Su seviyelerindeki düşüşün yalnızca insanların kullanımını değil, su ekosistemlerinde yaşayan balıklar, amfibiler ve diğer canlı türlerinin yaşamını da tehdit ettiğini vurguladı. Uzmanların kuraklık riskine karşı sık sık uyarılarda bulunduğunu hatırlatan Genişler, su tasarrufunun artık bireysel bir tercih değil, toplumsal bir zorunluluk haline geldiğini ifade etti. Orman Yangınları Doğal Yaşamı Yok Ediyor Yüksek sıcaklıklar ve düşük nem oranlarının yaz aylarında orman yangınlarının başlıca nedenleri arasında yer aldığını belirten Recep Genişler, Türkiye’nin özellikle Akdeniz, Ege ve Marmara bölgelerinde son yıllarda çok sayıda büyük yangınla karşı karşıya kaldığını söyledi. Kuruyan bitki örtüsünün en küçük bir kıvılcımla bile tutuşabildiğini belirten Genişler, yangınların yalnızca ağaçları değil, tüm ekosistemi yok ettiğini dile getirdi. Orman yangınlarının sonuçlarına değinen Genişler şunları kaydetti: Binlerce hektarlık orman alanı yok oluyor. Yüzlerce canlı türü yaşam alanlarını kaybediyor. Toprak verimliliği azalıyor. Atmosfere büyük miktarda karbon salınıyor. Erozyon riski artıyor. Ekolojik denge uzun yıllar boyunca onarılamayacak zararlar görüyor. Yangınların ardından ortaya çıkan tahribatın yalnızca bugünü değil, gelecek nesilleri de etkilediğini ifade eden Genişler, ormanların korunmasının iklim değişikliğiyle mücadelede hayati önem taşıdığını vurguladı. Bitki Örtüsü ve Tarım Alanları Risk Altında Aşırı sıcaklıkların doğal bitki örtüsü üzerinde de ciddi olumsuz etkiler oluşturduğunu belirten Genişler, yüksek sıcaklık ve yetersiz yağış nedeniyle birçok bitki türünün su kaybına uğradığını söyledi. Fotosentez faaliyetlerinin yavaşlamasıyla birlikte bitkilerin gelişiminin olumsuz etkilendiğini belirten Genişler, bazı türlerin tamamen kuruyarak yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını ifade etti. Kuraklık nedeniyle; Çayır ve meralar verimsizleşiyor, Tarımsal ürünlerde verim kaybı yaşanıyor, Doğal bitki çeşitliliği azalıyor, Toprak yüzeyi çıplaklaşarak erozyona açık hale geliyor. Tarımsal üretimde yaşanan düşüşlerin gıda güvenliği açısından da önemli riskler oluşturduğunu belirten Genişler, çiftçilerin iklim değişikliğine uyum sağlayacak yeni yöntemlere yönlendirilmesi gerektiğini söyledi. Yaban Hayatı Sıcak Hava Dalgalarından Olumsuz Etkileniyor Recep Genişler, aşırı sıcakların yalnızca bitkileri değil, hayvan türlerini de doğrudan etkilediğini belirtti. Su kaynaklarının azalması ve besin zincirinde meydana gelen bozulmalar nedeniyle birçok hayvanın yaşam mücadelesi verdiğini ifade etti. Özellikle kuşlar, sürüngenler ve memelilerin sıcak hava dalgalarından ciddi şekilde etkilendiğini söyleyen Genişler, bazı türlerin yaşam alanlarını terk etmek zorunda kaldığını, bazılarının ise yeterli su bulamadığı için hayatını kaybettiğini dile getirdi. Bu durumun biyolojik çeşitliliği tehdit ettiğini vurgulayan Genişler, doğal yaşamın korunmasının çevre politikalarının merkezinde yer alması gerektiğini söyledi. Toprak Verimliliği Düşüyor, Çölleşme Riski Artıyor Toprağın ekosistemin temel unsurlarından biri olduğuna dikkat çeken Genişler, aşırı sıcaklıkların toprağın nemini hızla kaybetmesine neden olduğunu belirtti. Kuruyan toprakların zamanla sertleştiğini ve verimliliğini yitirdiğini ifade eden Genişler, bitki örtüsünün azalmasının da toprağı koruyan doğal yapıyı zayıflattığını söyledi. Bu süreç sonucunda; Tarımsal üretim azalıyor, Çölleşme riski yükseliyor, Toprak canlılarının yaşam alanları zarar görüyor, Ekosistemlerin sürdürülebilirliği tehlikeye giriyor. Türkiye'nin birçok bölgesinde kuraklık ve çölleşme riskinin giderek arttığını belirten Genişler, toprağın korunmasının geleceğin korunması anlamına geldiğini ifade etti. Hava Kirliliği ve Sağlık Sorunları Artıyor Aşırı sıcaklıkların hava kalitesi üzerinde de olumsuz etkiler oluşturduğunu belirten Genişler, sıcak havalarda atmosferdeki kirletici maddelerin yoğunlaştığını söyledi. Orman yangınlarından kaynaklanan yoğun dumanın da hava kirliliğini artırdığını belirten Genişler, bunun hem insan sağlığını hem de çevreyi tehdit ettiğini kaydetti. Artan hava kirliliğinin bitkilerin gelişimini olumsuz etkilediğini ve ekosistemler üzerinde ek baskılar oluşturduğunu ifade eden Genişler, çevre ve halk sağlığı politikalarının birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı. İklim Değişikliği Kısır Döngüye Dönüşüyor Aşırı sıcaklıkların hem iklim değişikliğinin sonucu hem de bu süreci hızlandıran bir etken olduğunu söyleyen Genişler, orman yangınları ve kuraklık nedeniyle doğal karbon yutaklarının zarar gördüğünü belirtti. Atmosfere daha fazla sera gazı salınmasının küresel ısınmayı artırdığını ifade eden Genişler, bunun da daha sık ve daha şiddetli sıcak hava dalgalarına yol açtığını söyledi. “İklim değişikliği ve aşırı sıcaklıklar birbirini besleyen olumsuz bir döngü oluşturuyor. Bu döngünün kırılması için yerel, ulusal ve küresel ölçekte güçlü çevre politikalarına ihtiyaç vardır” dedi. Çözüm İçin Ortak Mücadele Çağrısı Recep Genişler, doğanın korunması için bireylerden kamu kurumlarına kadar herkesin sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirterek alınabilecek önlemleri şöyle sıraladı: Su kaynakları tasarruflu kullanılmalı. Orman yangınlarına karşı toplumsal farkındalık artırılmalı. Ağaçlandırma çalışmaları yaygınlaştırılmalı. Yenilenebilir enerji yatırımları desteklenmeli. Doğal alanların korunmasına öncelik verilmeli. Modern ve tasarruflu sulama sistemleri kullanılmalı. Karbon salımını azaltacak çevreci politikalar uygulanmalı. İklim değişikliğiyle mücadelede uluslararası iş birlikleri güçlendirilmeli. “Doğayı Korumak Geleceği Korumaktır” Açıklamasının sonunda çevre duyarlılığı çağrısında bulunan DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler, doğanın korunmasının yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin de sorumluluğu olduğunu belirtti. Genişler, “Su kaynaklarının azalması, orman yangınlarının artması, biyolojik çeşitliliğin zarar görmesi ve toprak verimliliğinin düşmesi gibi sorunlar artık geleceğin değil, bugünün gerçeğidir. Doğaya karşı sorumluluğumuzu yerine getirmek zorundayız. Daha yaşanabilir bir çevre ve sürdürülebilir bir gelecek için çevre dostu uygulamaları yaygınlaştırmalı, iklim değişikliğiyle mücadeleyi kararlılıkla sürdürmeliyiz” ifadelerini kullandı.

Bursa’da peş peşe yangınlar! Denetim mi yetersiz? Haber

Bursa’da peş peşe yangınlar! Denetim mi yetersiz?

Bursa’da son haftalarda organize sanayi bölgeleri başta olmak üzere sanayi tesisleri, depolama alanları ve yerleşim yerlerine yakın bölgelerde peş peşe çıkan yangınlar endişe yarattı. Yaşanan olayların yalnızca maddi kayıplara değil, çevre ve halk sağlığı açısından da ciddi risklere yol açtığı belirtiliyor. Kimya Mühendisleri Odası Bursa Şubesi tarafından yapılan açıklamada, endüstriyel yangınların basit nedenlerle geçiştirilemeyeceği vurgulandı. Açıklamada, yangının kimyasal bir reaksiyon olduğu hatırlatılarak, bu tür olayların bilimsel ve teknik yöntemlerle analiz edilmesi gerektiği ifade edildi. Özellikle kimyasal maddelerin bulunduğu tesislerde çıkan yangınların toksik gaz ve partiküller nedeniyle geniş alanları etkileyebileceğine dikkat çekilen açıklamada, denetim mekanizmalarının bağımsız ve etkin şekilde işletilmesi çağrısı yapıldı. Ayrıca, Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması Hakkında Yönetmelik kapsamında tehlikeli kimyasallar bulunan tesislerde risk analizleri ve güvenlik raporlarının zorunlu olduğuna işaret edilerek, uygulamadaki eksikliklerin giderilmesi gerektiği belirtildi. Oda, sanayi tesislerinde kimyasal depolama, üretim ve atık yönetimi süreçlerinin bilimsel ve mesleki denetime açık olması gerektiğini vurgulayarak, yetkili kurumları sorumluluk almaya çağırdı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.