Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hak Kaybı

Gürsu Haber - Hak Kaybı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hak Kaybı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Ankara’ya Yürüyor Haber

Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Ankara’ya Yürüyor

“Sosyal Güvenlikte Eşitlik” Sloganı Başkentte Yankılanacak Türkiye genelinde milyonlarca vatandaşın emeklilik hakkını doğrudan etkileyen staj ve çıraklık sigortası mağduriyeti, Federasyon Başkanı Murat Aydın öncülüğünde 10 Mayıs Pazar günü Ankara Ulus Meydanı’nda düzenlenecek dev mitingle bir kez daha gündeme taşınıyor. “Sosyal güvenlikte eşitlik” sloganıyla yola çıkan mağdurlar, çocuk yaşta başlayan emeklerini yasal güvence altına almak için başkentte tek ses olacak. Bursa’dan Tam Kadro Katılım Bursa Çıraklık ve Staj Sigortası Mağdurları Derneği, federasyonun çağrısı üzerine Ankara’daki büyük buluşmaya tam kadro destek verecek. Dernek yönetimi, Bursalı mağdurların sesini başkente taşımak için hazırlıklarını tamamladı ve etkinliğin bir dönüm noktası olacağını vurguladı. Dernek yetkilileri, “Bursa’dan yoğun bir katılım bekliyoruz. Üyelerimiz, ellerindeki tüm demokratik hakları sonuna kadar kullanacak” dedi. Yeni Liderlik, Güçlü Yol Haritası Federasyon Başkanlığı görevine atanan Murat Aydın, staj ve çıraklık sigortası mağdurlarının taleplerini daha yüksek bir sesle savunmak için kararlı bir yol haritası belirlediklerini açıkladı. Aydın, geçmişte fiilen çalışılan dönemlerin emeklilik hesaplamalarına dahil edilmemesini “büyük bir hak kaybı” olarak nitelendirerek, mücadeleyi örgütlü ve görünür kılma kararlılığı vurguladı. Sosyal Güvenlikte Kronik Hak Kaybı Sosyal güvenlik uzmanları, genç yaşta fiilen çalışmaya başlayan çırak ve stajyerlerin sigorta girişlerinin sadece kısa vadeli sigorta kollarını kapsamasının, hem prim günlerini hem de emeklilik yaşını doğrudan etkilediğini belirtiyor. Sigorta başlangıç tarihlerinin emeklilik hesaplamalarında esas alınmaması, bireylerin akranlarına kıyasla yıllarca daha geç emekli olmalarına yol açıyor ve ciddi bir eşitsizlik yaratıyor. “Artık İzleme Değil, Ses Verme Zamanı” 10 Mayıs Pazar günü Ankara Ulus Meydanı’nda gerçekleşecek buluşma, mağdurlar için yalnızca bir protesto değil; yıllardır süren sessiz çığlığın görünür hâle gelmesi anlamına geliyor. Federasyon bileşenleri, bu etkinliğin siyasi karar alıcılar üzerinde somut bir etki yaratmasını ve staj ile çıraklık dönemindeki çalışmaların borçlanma yoluyla veya doğrudan uzun vadeli sigorta başlangıcı sayılması için gereken adımların atılmasını hedefliyor. Milyonlarca vatandaşın yıllardır hakkını aradığı bu mücadele, başkent Ankara’da düzenlenecek büyük mitingle bir kez daha ulusal gündemin odağına taşınacak. Murat Aydın ve federasyon ekibi, Türkiye genelinde örgütlenen derneklerin katılımıyla sosyal güvenlikte adalet talebini bir kez daha yüksek sesle haykıracak.

Yeşil Sol Parti Bursa İl Örgütü’nden 1 Mayıs Çağrısı: “Emek, Barış ve Demokrasi Mücadelesi Ortaklaştırılmalı” Haber

Yeşil Sol Parti Bursa İl Örgütü’nden 1 Mayıs Çağrısı: “Emek, Barış ve Demokrasi Mücadelesi Ortaklaştırılmalı”

Yeşil Sol Parti Bursa İl Örgütü, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla kapsamlı bir yazılı açıklama yayımladı. İl eş sözcüleri İlminur Yiğitoğlu ve Sayım Gültekin imzasını taşıyan açıklamada, 2026 yılı 1 Mayıs’ının yalnızca bir anma günü değil, aynı zamanda emek, demokrasi, barış ve ekoloji mücadelesinin güçlendirileceği tarihsel bir dönemeç olması gerektiği vurgulandı. Açıklamada, toplumsal muhalefetin ortak bir zeminde buluşmasının önemine dikkat çekilerek, tüm yurttaşlara birlikte mücadele çağrısı yapıldı. “Dünya ve Türkiye derin bir krizden geçiyor” Açıklamada, küresel ölçekte artan eşitsizlikler, yaygınlaşan savaşlar ve güçlenen otoriter yönetimlerin emekçiler üzerindeki etkilerine değinildi. Bu sürecin, işçi sınıfı açısından daha fazla yoksulluk, güvencesizlik ve hak kaybı anlamına geldiği ifade edildi. Türkiye’de de benzer bir tablonun yaşandığı belirtilerek, geniş halk kesimlerinin ağır bir geçim kriziyle karşı karşıya bırakıldığı kaydedildi. 2026 1 Mayıs’ının, bu koşullar altında emekçilerin taleplerini daha güçlü dile getirdiği ve ortak mücadele iradesini pekiştirdiği kritik bir eşik olduğu ifade edildi. “Asgari ücret açlık sınırının altında, emekliler yoksullukla karşı karşıya” Metinde, Türkiye’de emek sömürüsünün yapısal bir nitelik kazandığına dikkat çekildi. Asgari ücretin milyonlarca çalışan için ortalama ücret haline geldiği ve bu ücretin açlık sınırının altında kaldığı belirtilirken, emeklilerin de insanca yaşam koşullarından uzaklaştığı ifade edildi. Kayıt dışı çalışan işçilerin ise denetimsizlik, güvencesizlik ve düşük ücret sarmalında ağır bir sömürüye maruz kaldığı vurgulandı. Ayrıca esnek çalışma modelleri, taşeronlaşma ve dijital platformlar üzerinden yürüyen “platform ekonomisi”nin emek yapısını parçaladığı ve ortak hak mücadelesini zayıflattığı değerlendirmesi yapıldı. “Yeni örgütlenme modelleri şart” İşçi sınıfının yapısal dönüşüm geçirdiği belirtilen açıklamada, geçmişte daha örgütlü ve kolektif olan yapının yerini bugün daha dağınık ve güvencesiz çalışma biçimlerinin aldığı ifade edildi. Bu durumun sınıf dayanışmasını zayıflattığı ve sermaye lehine bir tablo yarattığı belirtildi. Bu nedenle mevcut örgütlenme biçimlerinin yetersiz kaldığına dikkat çekilen açıklamada, kayıt dışı çalışanlar, platform işçileri, göçmen emekçiler ve güvencesiz tüm kesimleri kapsayan yeni bir sendikal yaklaşımın geliştirilmesi gerektiği vurgulandı. “Savaş politikaları emekçileri doğrudan etkiliyor” Açıklamada küresel ölçekte artan savaş riskine de geniş yer verildi. Savaşların, enerji kaynakları ve doğal varlıklar üzerindeki emperyalist rekabetten beslendiği belirtilerek, bu politikaların emekçiler için daha fazla yoksulluk, baskı ve sömürü anlamına geldiği ifade edildi. Emperyalist politikalara karşı mücadelenin, barış ve demokrasi talepleriyle birlikte ele alınması gerektiği kaydedildi. “Emek, demokrasi ve barış birbirinden ayrı düşünülemez” Yeşil Sol Parti, demokratik hakların güvence altına alınmadığı bir ortamda emekçilerin kazanımlarını koruyamayacağını vurguladı. Aynı şekilde savaş politikalarının sürdüğü bir düzende toplumsal refahın ve adaletin sağlanamayacağı ifade edildi. Bu nedenle mücadelenin hem emek sömürüsüne hem de otoriterleşme ve savaş politikalarına karşı bütünlüklü bir hat üzerinden yürütülmesi gerektiği belirtildi. “1 Mayıs ortak mücadelenin büyütülmesi için fırsat” Açıklamanın sonunda, 2026 1 Mayıs’ının emekçilerin birliğini güçlendiren, toplumsal muhalefetin ortaklaştığı bir zemin haline getirilmesi gerektiği ifade edildi. Yeşil Sol Parti, tüm emekçileri, emeklileri, gençleri ve halk kesimlerini; emeğin haklarını, demokratik bir toplumsal düzeni ve kalıcı barışı birlikte savunmaya çağırdı. “Emek, demokrasi, barış ve ekolojik bir yaşam için mücadeleyi birlikte büyüteceğiz” denilen açıklama, “Yaşasın 1 Mayıs” sloganıyla son buldu.

“Hakkımız Gasbedildi, 35 Aydır Sistematik Mağduriyet Yaşıyoruz” Haber

“Hakkımız Gasbedildi, 35 Aydır Sistematik Mağduriyet Yaşıyoruz”

Türkiye’de milyonlarca memur emeklisini ilgilendiren maaş ve özlük hakları tartışması, son dönemde giderek sertleşen açıklamalarla yeniden gündemin üst sıralarına taşındı. Memur emeklileri, özellikle seyyanen zam uygulaması ve maaş bağlama oranlarındaki düşüş üzerinden iktidara, muhalefete, sendikalara ve kamuoyuna yönelik çok yönlü bir eleştiri dalgası başlattı. “Maaş Bağlama Oranları Düşürüldü” İddiası Tartışmanın merkezinde, son yıllarda yapılan yasal düzenlemelerle memur emeklilerinin maaş bağlama oranlarının ciddi şekilde gerilediği iddiası yer alıyor. Emekli temsilcileri, bu oranın yüzde 50 seviyelerinden yüzde 38’lere kadar düştüğünü öne sürerek, bunun “hukuki bir düzenleme değil, hak kaybı yaratan bir müdahale” olduğunu savunuyor. Bu çerçevede yapılan değerlendirmelerde, torba yasalar aracılığıyla gerçekleştirilen değişikliklerin şeffaflıktan uzak olduğu ve emeklilerin aleyhine sonuçlar doğurduğu ileri sürülüyor. “Memur ile Emeklisi Aynı Statüdedir” Memur emeklileri tarafından dile getirilen en temel hukuki argümanlardan biri ise statü meselesi. Buna göre: Memurlar ve memur emeklileri aynı hukuki statünün devamı olarak görülmeli Emeklilik sonrası haklar, görevdeki memurun haklarından türetilmeli Bu nedenle ücret ve zam politikalarında keskin ayrımlar yapılmamalı Bu yaklaşımı savunan emekliler, çalışan memurlara verilen seyyanen zamların emeklilere yansıtılmamasını “eşitlik ilkesine aykırı” olarak nitelendiriyor. Seyyanen Zam Tartışması: “Her Ay 22 Bin TL Kayıp” En dikkat çekici iddialardan biri ise seyyanen zam kaynaklı gelir kaybı. Memur emeklileri, 14 Temmuz 2023’ten bu yana geçen yaklaşık 35 aylık süreçte: Her ay ortalama 22.157 TL kayıp yaşandığını Toplam kaybın kişi başı 775 bin TL seviyesine ulaştığını öne sürüyor. Bu rakamlar bağımsız kaynaklarca doğrulanmış resmi veriler olmamakla birlikte, sahadaki memur emeklilerinin tepkisinin boyutunu göstermesi açısından önemli bir gösterge olarak değerlendiriliyor. “İktidar, Muhalefet ve Sendikalar Sessiz” Eleştirisi Açıklamalarda yalnızca iktidar değil, muhalefet partileri, sendikalar ve sivil toplum kuruluşları da eleştirilerin hedefinde. Memur emeklileri: İktidarın “hukuksuz düzenlemeleri kalıcı hale getirdiğini” Muhalefetin konuyu yeterince gündeme taşımadığını Sendikaların ve konfederasyonların etkisiz kaldığını iddia ediyor. Bu durum, yaklaşık 2,5 milyon memur emeklisinin kendisini “siyasi ve kurumsal olarak yalnız bırakılmış” hissetmesine yol açıyor. Sosyal ve Ekonomik Etkiler Uzmanlara göre, maaş politikaları ve alım gücündeki düşüş yalnızca bireysel değil, toplumsal sonuçlar da doğuruyor. Özellikle: Emekli maaşlarının açlık sınırına yaklaşması Sabit gelirli kesimlerde yoksullaşmanın derinleşmesi Sosyal adalet algısının zedelenmesi gibi başlıklar, tartışmanın ekonomik boyutunu güçlendiriyor. Hukuki Süreç ve Beklentiler Memur emeklileri, yaşanan durumun Anayasa’nın eşitlik ve kazanılmış haklar ilkesiyle çeliştiğini savunarak yargı yollarına da işaret ediyor. Anayasa Mahkemesi’ne yönelik çağrılar ve hukuki mücadele vurgusu, sürecin yalnızca siyasi değil aynı zamanda yargısal bir boyut kazandığını gösteriyor. “Bu Süreç Unutulmayacak” Memur emeklilerinin açıklamalarında en dikkat çeken unsurlardan biri de kullanılan dilin sertliği ve kararlılık vurgusu. “Hak kaybı”, “gasp”, “adaletsizlik” gibi ifadeler öne çıkarken, sürecin ilerleyen dönemde siyasi sonuçlar doğurabileceği mesajı da veriliyor. Çözüm Arayışı Derinleşiyor Memur emeklilerinin talepleri üç ana başlıkta toplanıyor: Seyyanen zamların emeklilere de yansıtılması Maaş bağlama oranlarının yeniden düzenlenmesi Geçmiş kayıpların telafi edilmesi Önümüzdeki süreçte hükümetin bu taleplere nasıl yanıt vereceği, muhalefetin konuyu ne ölçüde sahiplenebileceği ve yargıdan çıkacak olası kararlar, milyonlarca emeklinin ekonomik geleceğini doğrudan etkileyecek. Ancak mevcut tabloya bakıldığında, memur emeklileri açısından tartışmanın kısa vadede sona ermesinden ziyade daha da büyüyerek devam etmesi bekleniyor.

Bursa’da Emeklilik Mücadelesine Destek Çağrısı: “Mezarda Emekliliğe Hayır” Haber

Bursa’da Emeklilik Mücadelesine Destek Çağrısı: “Mezarda Emekliliğe Hayır”

Emekli ve emekçilerin hak mücadelesine dikkat çekmek amacıyla Bursa’da düzenlenecek basın açıklaması öncesinde önemli bir çağrı yapıldı. Emekli ve Emekçi Dernekleri Federasyonu (EMEDFED) Genel Başkan Yardımcısı Alper Özüpak, tüm emekli ve emekçi kesimleri yarın gerçekleştirilecek buluşmaya davet etti. Özüpak, organizasyona öncülük eden Mihriban Uğurlu’ya teşekkür ederek, emeklilikte yaşanan sorunların kamuoyuna daha güçlü bir şekilde duyurulması gerektiğini vurguladı. Açıklamada, özellikle Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) düzenlemesinin ardından ortaya çıkan yeni mağduriyetlere dikkat çekildi. “EYT düzenlemesi sonrasında emeklilik hakkı hâlâ tam anlamıyla sağlanmış değildir” diyen Özüpak, birçok çalışanın emeklilik için uzun yıllar daha beklemek zorunda bırakıldığını ifade etti. Bu durumun sosyal adalet ve eşitlik ilkeleriyle bağdaşmadığını belirten Özüpak, “1 dakika, 1 saat, 1 gün farkla insanlara 17-20 yıl ek süre yüklenmesi kabul edilemez” sözleriyle tepkisini dile getirdi. Basın açıklamasında, emeklilik sistemindeki adaletsizliklere karşı ortak bir duruş sergilenmesi hedefleniyor. “Mezarda emekliliğe hayır” sloganıyla yapılacak buluşmada, hak kaybı yaşayan vatandaşların sesini duyurması bekleniyor. Özüpak ayrıca, yalnızca kendi hakları için değil, gelecek nesillerin sosyal güvencesi için de mücadele ettiklerini belirterek, tüm emekçileri dayanışmaya çağırdı. “Hakkını arayan, ‘hak ettiğim emekliliği istiyorum’ diyen herkesle Bursa’da buluşacağız” ifadelerini kullandı. Gönül başkanın da katılım sağlayacağı basın açıklamasının, emeklilik sistemiyle ilgili taleplerin kamuoyuna taşınmasında önemli bir adım olması bekleniyor. Yetkililere çağrıda bulunan EMEDFED temsilcileri, emeklilikte yaşanan sorunların kalıcı ve adil çözümlerle giderilmesini talep ederken, Bursa’daki buluşmanın bu mücadelenin önemli bir parçası olacağını vurguladı.

“Memur Emeklisi İsyanda: ‘Hakkımız Olan Maaşın Yarısını Alıyoruz!’” Haber

“Memur Emeklisi İsyanda: ‘Hakkımız Olan Maaşın Yarısını Alıyoruz!’”

Seyyanen Zam Krizi Büyüyor: Hukuk, Sistem ve Gerçekler Karşı Karşıya Türkiye’de milyonlarca memur emeklisini ilgilendiren maaş tartışması giderek daha sert bir zemine kayıyor. Özellikle “seyyanen zam”ın emekli maaşlarına yansıtılmaması, sosyal medyada büyüyen bir hak arayışına dönüşürken; konu artık sadece ekonomik değil, aynı zamanda hukuki ve sistemsel bir kriz olarak değerlendiriliyor. Memur emeklileri, kazanılmış haklarının yok sayıldığını savunurken; bazı uzmanlar ise mevcut sistemin zaten bu şekilde işlediğini ve yapılan itirazların hukuki zemininin tartışmalı olduğunu dile getiriyor. “Kanun Açık” Diyenler: ‘Memura Ne Veriliyorsa Emekliye de Verilmeli’ Hak arayışında olan emekliler, dayanak olarak Anayasa ve ilgili mevzuatı gösteriyor. Özellikle: 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu çerçevesinde, memura yapılan artışların emekliye de yansıtılması gerektiği savunuluyor. Emekliler bu durumu şu sözlerle özetliyor: “Biz ayrıcalık değil, kanunun bize verdiği hakkı istiyoruz. İkramiye değil, sadaka değil; alın terimizin karşılığını talep ediyoruz.” Karşı Görüş: “Sistem Baştan Böyle Kuruldu” Ancak bu iddialara karşı çıkan ve kendisi de emekli olduğunu belirten kesimler, tartışmaya farklı bir boyut getiriyor. Bu görüşe göre: Emekli maaşları doğrudan hükümet tarafından değil, SGK ve Emekli Sandığı sistemi üzerinden belirleniyor. Maaşlar, memurun görevdeyken sahip olduğu unvan ve keseneğe tabi gelirleri üzerinden hesaplanıyor. Tazminat, ek ödeme ve seyyanen zam gibi kalemler keseneğe tabi olmadığı için emekli maaşına yansımıyor. Bu görüşü savunanlar net konuşuyor: “Bugün tartışılan şey yeni değil. Bu sistem yıllardır böyle işliyor. Değişmesini istiyorsanız yeni yasa gerekir.” Oran Tartışması: Gerçekten Kayıp mı Var? Tartışmanın bir diğer boyutu ise maaş bağlama oranları. Geçmişte %75 seviyelerinde olan aylık bağlama oranlarının bugün %50’lere kadar gerilediği eleştirisi yapılırken, karşı görüş bunun eksik bir değerlendirme olduğunu savunuyor: “Bugünkü oranlar tek başına kıyaslanamaz. Memur maaş yapısı değişti. Bazı kalemler artırıldı ama keseneğe dahil edilmedi. Bu da emekli maaşını etkiledi.” “Ek Ödeme Var” Argümanı Sistemi savunanlara göre emeklilere zaten çeşitli ek ödemeler yapılıyor: %4 oranındaki eski vergi iadesi sistemi %6 oranındaki ilave ödeme Toplamda yaklaşık %10’luk bir ek ödemenin hâlâ emekli maaşlarına yansıdığı ve bunun e-Devlet sisteminde görülebildiği ifade ediliyor. Emekliler Ne Diyor? “Bu Teknik Açıklamalar Açlığı Durdurmuyor” Ancak sahadaki emekli için bu teknik detayların pek bir anlamı yok. Artan hayat pahalılığı karşısında maaşların eridiğini belirten emekliler, durumu çok daha sert ifadelerle dile getiriyor: “Sistem böyleydi demek çözüm değil. Biz bugün geçinemiyoruz. Maaşımız yarıya düştü. Her yerden darbe yiyoruz.” “Domino Etkisi” Uyarısı: Sistem Çöküyor mu? Seyyanen zamın emeklilere yansıtılmaması, bazı kesimler tarafından “domino etkisi” olarak tanımlanıyor. İddiaya göre: Aktif memur ile emekli arasındaki maaş farkı açılıyor Sistem içindeki denge bozuluyor Emeklilik cazibesini kaybediyor Kamu personel rejimi uzun vadede zarar görüyor Bu görüşü savunanlar oldukça sert: “Bu sadece bir maaş meselesi değil. Bu, sistemin çöküşüdür.” Siyasi Eleştiri: “Sorun Biliniyor Ama Çözüm Yok” Tartışma giderek siyasi bir boyut da kazanıyor. Emekliler, iktidarın sorunu görmesine rağmen çözüm üretmediğini iddia ediyor: “Mesele bilinmiyor değil. Ama tercih edilmiyor. Çünkü emekliden tasarruf ediliyor.” Daha Derin Sorun: “Adalet ve Liyakat” Konu yalnızca maaş tartışmasıyla sınırlı kalmıyor. Sisteme yönelik güven kaybı da açık şekilde dile getiriliyor: Atamalarda liyakat tartışmaları Gençlerin geleceğe dair kaygıları Kamu sistemine olan güvenin zayıflaması Bu noktada eleştiriler daha da sertleşiyor: “Adalet ve liyakat olmadan hiçbir hak iadesi olmaz. Sorun maaş değil, sistem sorunu.” ÇÖZÜM NEREDE? Ortaya çıkan tablo net: Emekliler hak kaybı yaşadığını düşünüyor Sistem savunucuları mevcut yapının hukuka uygun olduğunu söylüyor Çözüm ise ancak yeni bir yasal düzenleme ile mümkün görünüyor “Bu Tartışma Daha Büyüyecek” Memur emeklisinin maaş meselesi artık bireysel bir serzeniş olmaktan çıkmış durumda. Ekonomik krizle birleşen bu sorun, önümüzdeki süreçte hem hukuki hem de siyasi açıdan daha büyük bir tartışmanın fitilini ateşleyecek gibi görünüyor. Çünkü mesele sadece maaş değil; güven, adalet ve gelecek meselesi.

MEMUR EMEKLİLERİNDEN SERT TEPKİ: “HAKKIMIZI VERİN, SADAKA DEĞİL ADALET İSTİYORUZ” Haber

MEMUR EMEKLİLERİNDEN SERT TEPKİ: “HAKKIMIZI VERİN, SADAKA DEĞİL ADALET İSTİYORUZ”

Türkiye’de yaklaşık 2,5 milyon memur emeklisi, 2023 yılı Temmuz ayında memurlara verilen seyyanen ilave ödemenin emekli maaşlarına yansıtılmaması nedeniyle büyük bir mağduriyet yaşadıklarını belirterek hükümete sert tepki gösteriyor. Memur emeklileri, söz konusu düzenlemenin yalnızca çalışan memurlara uygulanmasının hukuka, sosyal güvenlik sisteminin temel mantığına ve seçim öncesi verilen sözlere aykırı olduğunu savunuyor. Memur emeklileri tarafından sosyal medyada başlatılan #MemurEmeklisineAdalet etiketi kısa sürede geniş destek bulurken, emekliler yıllardır süren hak kaybının artık dayanılmaz bir noktaya ulaştığını ifade ediyor. “SEYYANEN ZAM MEMUR EMEKLİSİNE DE YANSIMALIYDI” Emekliler, 2023 Temmuz ayında memurlara verilen seyyanen ilave ödemenin, mevcut mevzuat ve sosyal güvenlik sistemi gereği memur emeklilerinin maaşlarına da otomatik olarak yansıtılması gerektiğini vurguluyor. Memur emeklilerine göre memur maaşları ile memur emeklisi aylıkları arasında doğrudan ve doğal bir bağ bulunuyor. Çünkü emekli maaşları, aktif görevdeki memurların maaş sistemine bağlı olarak belirleniyor. Bu nedenle memurlara yapılan artışların emeklilere yansımaması, emeklilere göre: Sosyal güvenlik sisteminin temel mantığını bozuyor Memur ve memur emeklileri arasındaki bağı koparıyor Emeklileri sistematik olarak yoksullaştırıyor Emekliler ayrıca, bu durumun anayasal mülkiyet hakkının ihlali anlamına geldiğini de dile getiriyor. “34 AYDIR HER AY BÜYÜYEN HAK KAYBI” Memur emeklilerinin hesaplamalarına göre, seyyanen artışın emekli maaşlarına yansıtılmaması nedeniyle yaklaşık 34 aydır her ay ortalama 22 bin TL civarında bir gelir kaybı oluştuğu iddia ediliyor. Bu durumun toplamda yüz binlerce lirayı bulan bir hak kaybına dönüştüğünü ifade eden emekliler, yaşanan tabloyu şu sözlerle özetliyor: “Bu bir zam talebi değildir. Bu, zaten verilmesi gereken bir hakkın gasp edilmesidir.” SEÇİM ÖNCESİ VERİLEN SÖZLER GÜNDEME GELDİ Memur emeklilerinin tepkisinin merkezinde ise 2023 seçimleri öncesinde yapılan açıklamalar yer alıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 11 Mayıs 2023 tarihinde yaptığı konuşmada memurlara yapılacak artışların memur emeklilerinin aylıklarına da yansıtılacağını ifade etmişti. Ancak emekliler, Temmuz ayında yürürlüğe giren düzenlemede seyyanen artışın yalnızca çalışan memurlara uygulanmasının bu sözlerle çeliştiğini savunuyor. Bu nedenle emekliler, verilen sözlerin yerine getirilmesini talep ediyor. “SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİ SADAKA DAĞITMA YERİ DEĞİLDİR” Memur emeklileri yaptıkları açıklamalarda sosyal güvenlik sisteminin yardım veya bağış sistemi değil, prim esasına dayanan bir hak sistemi olduğunu vurguluyor. Emeklilere göre: Emekli maaşı sosyal yardım değildir Emeklilik bir lütuf değil kazanılmış bir haktır Emeklilik sistemi siyasi tercihlere göre değiştirilemez Emekliler, sosyal güvenlik sisteminin; prim gün sayısı hizmet süresi kesenek oranı çalışma statüsü yaş ve eğitim gibi somut ve yazılı kriterlere dayandığını, bu nedenle sistemin siyasi popülizm uğruna değiştirilemeyeceğini ifade ediyor. “20 MİLYONLUK SEÇMEN GÜCÜ” Memur emeklileri ayrıca siyasi açıdan da güçlü bir seçmen kitlesi olduklarını hatırlatıyor. Yapılan değerlendirmelere göre: 2,5 milyon memur emeklisi yaklaşık 4 milyon aktif memur aileleriyle birlikte yaklaşık 20 milyonluk bir seçmen kitlesi bu sorunun doğrudan muhatabı durumunda. Bu nedenle memur emeklileri yaklaşan seçim süreçlerinde bu konunun sandıkta karşılık bulacağını belirtiyor. “SESSİZ KALMAYACAĞIZ” Memur emeklileri, sosyal medya üzerinden yaptıkları çağrılarda mücadelelerini sürdüreceklerini belirterek şu mesajı veriyor: “Biz yardım istemiyoruz. Sadaka istemiyoruz. Fitre istemiyoruz. Biz sadece anayasal hakkımız olan gerçek maaşımızı istiyoruz. Memur emeklisine adalet sağlanana kadar susmayacağız.”

Emekli Memurlardan Hak Arayışında Yeni Perde! Haber

Emekli Memurlardan Hak Arayışında Yeni Perde!

Emekli memurlar öncülüğünde emekli memurların gündeme taşıdığı “seyyanen ilave ödeme” tartışması, sosyal güvenlik sistemine yönelik en sert çıkışlardan birine dönüştü. Emek örgütleri, seyyanen artışın bir lütuf değil, Anayasa ve kanunlarla güvence altına alınmış kazanılmış hak olduğunu vurgulayarak, 34 aydır ödenmeyen tutarların açık bir hak kaybı olduğunu savundu. Emekli memurlar adına yapılan açıklamalarda, “Seyyanen ilave ödeme emekli memurun müktesep hakkıdır. Anayasaya ve kanunlara aykırı uygulamalarla hukuksuzca el konulamaz” denildi. Açıklamada, söz konusu ödemenin ötelenmesinin ya da görmezden gelinmesinin yalnızca idari bir tasarruf değil, doğrudan kul hakkı ihlali olduğu ifade edildi. “EN BÜYÜK KAMU HABERİ: 35 AYDIR ÖDENMEYEN HAK” Emekli memurların temsilcileri, 35 aydır hak ettikleri ödemeyi alamadıklarını ve bazı emekli memur maaşlarının asgari ücretin altında kaldığını belirterek durumu “vahim ve kabul edilemez” olarak nitelendirdi. Açıklamada, “Bu konuyu teğet geçenin ya dünyadan haberi yoktur ya da bir kasıt vardır. Ortası yok” ifadeleriyle kamuoyuna ve yetkililere sert mesaj verildi. Sosyal güvenlik sisteminde 2008 öncesi ve sonrası ayrımına da dikkat çekilen değerlendirmelerde, her iki grubun da haklarının yasalarla belirlendiği, ancak kanun dışı uygulamalarla ortaya çıkan hak kayıplarının kabul edilmeyeceği dile getirildi. “Kanunlar dışındaki hak kayıplarını kabullenmemiz mümkün değildir” denildi. “SSK YARDIM KURULUŞU DEĞİLDİR” Açıklamada, sosyal güvenlik sisteminin temel mantığına da vurgu yapıldı: “SSK bir yardım kuruluşu değildir. Emekli, primleri karşılığı maaş alır.” Emekliliğin bir sosyal yardım değil, yıllarca ödenmiş primlerin karşılığı olduğu hatırlatılarak, seyyanen ilave ödemenin de bu çerçevede yasal bir hak olduğu belirtildi. Emekli memurlar, “En düşük emekli” tanımına da tepki göstererek, her emeklinin bağlı bulunduğu yasa çerçevesinde maaş aldığını, keyfi sınıflandırmalarla haklarının budanamayacağını ifade etti. “En düşük diye bir emekli yoktur” denilen açıklamada, maaşların yetersizliğinin sistemsel bir adaletsizlik olduğu savunuldu. “MÜCADELE DAHA DA BÜYÜYECEK” Emek örgütleri, emekli memurların ayrımcı politikalara kurban edildiğini öne sürerek, bu durum karşısında sessiz kalmayacaklarını duyurdu. Sosyal medya üzerinden yürütülen #MemurEmeklisineAdalet ve #EmekliMemur etiketli kampanyaların büyütüleceği, demokratik ve hukuki tüm yolların sonuna kadar kullanılacağı belirtildi. Yapılan değerlendirmelerde, emeklilerin hayatlarının son döneminde geçim derdiyle baş başa bırakılmasının sosyal devlet ilkesine ağır darbe olduğu vurgulanarak, “Yapacak, oyalanacak hiçbir şey bırakmadılar hayatımızın son deminde” sözleriyle yaşanan mağduriyetin boyutu ortaya kondu. Emekli memurların çağrısı net: Seyyanen ilave ödeme derhal ve eksiksiz biçimde hayata geçirilmeli, 34 aylık kayıp telafi edilmeli ve sosyal güvenlikte adalet gecikmeden sağlanmalı. Aksi halde, yükselen tepkinin daha geniş ve daha örgütlü bir hak arama mücadelesine dönüşeceği mesajı verildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.