Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Hak Arama

Gürsu Haber - Hak Arama haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hak Arama haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İşçiler adliye koridorlarında, sendikal kriz mahkemeye taşındı Haber

İşçiler adliye koridorlarında, sendikal kriz mahkemeye taşındı

Bursa’da enerji sektörünün en kritik şirketlerinden biri olan BursaGaz bünyesinde yaşanan işten çıkarmalar ve sendikal yetki tartışmaları, giderek sertleşen bir işçi-işveren krizine dönüşmüş durumda. Direnişin 13. gününde işçiler, hem işten çıkarmaları hem de toplu iş sözleşmesi sürecini protesto ederek hukuki ve fiili mücadelelerini sürdürdüklerini açıkladı. İşçiler ve bazı sendikal yapılar, işveren ile TES-İŞ arasında yürütülen yetki itiraz davasını “süreci uzatma ve işçi iradesini zayıflatma girişimi” olarak nitelendiriyor. Yapılan açıklamalarda, yargı sürecinin hızla sonuçlandırılabileceği halde bilinçli şekilde uzatıldığı iddia edilerek sert eleştiriler yöneltildi. “Adalet süreci bilinçli olarak mı uzatılıyor?” tartışması İşçi temsilcileri, davanın dosya üzerinden sonuçlandırılabilecek nitelikte olmasına rağmen duruşmalı şekilde ilerlemesinin “sermaye lehine zaman kazanma stratejisi” olduğunu öne sürüyor. Bu iddialar, yargı sürecinin tarafsızlığına yönelik tartışmaları da beraberinde getirdi. Öte yandan işçiler, adliye süreçlerini takip etmek üzere aileleriyle birlikte geldiklerinde güvenlik güçleriyle karşı karşıya bırakıldıklarını, adliye koridorlarında “suçlu muamelesi” gördüklerini ifade ederek duruma tepki gösterdi. Adliye önünde gergin bekleyiş Direnişin 13. gününde işçiler, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi önünde toplanarak davaları takip etti. Açıklamalarda, işten çıkarılan enerji işçilerinin işe iadesi sağlanana ve “insanca çalışma koşulları” içeren bir toplu iş sözleşmesi imzalanana kadar mücadeleden geri adım atılmayacağı vurgulandı. İşçi grupları, özellikle enerji sektöründe örgütlenme mücadelesinin baskı altına alınmaya çalışıldığını savunarak süreci “hak arama mücadelesine karşı sistematik bir engelleme” olarak tanımladı. “Baskılar bizi durduramaz” mesajı İşçi temsilcileri, tehdit ve baskı iddialarına rağmen geri adım atmayacaklarını belirterek şu mesajı verdi: mücadele sürecek, işten çıkarılan çalışanlar geri alınacak ve toplu iş sözleşmesi süreci yeniden şekillenecek. Açıklamalarda ayrıca DİSK ve Enerji-Sen destekli bir örgütlenme hattı üzerinden hareket edildiği de vurgulandı. Valilikte kritik görüşme Gelişmelere paralel olarak işçi temsilcilerinin Bursa Valiliği bünyesinde bir toplantı gerçekleştirdiği bildirildi. Görüşmenin içeriğine ilişkin resmi bir açıklama yapılmazken, sürecin ilerleyen günlerde daha da kritik bir aşamaya girmesi bekleniyor. Sürecin yönü belirsiz BursaGaz’daki işçi hareketi, yalnızca bir işten çıkarma krizi değil; aynı zamanda sendikal temsil, toplu sözleşme hakkı ve yargı sürecinin işleyişi üzerinden büyüyen çok katmanlı bir çatışmaya dönüşmüş durumda. Tarafların karşılıklı sert açıklamaları, önümüzdeki günlerde gerilimin daha da artabileceğine işaret ediyor.

“Vali Erol Ayyıldız’a Minnetle: Emanet Topraklar Kurtuldu” Haber

“Vali Erol Ayyıldız’a Minnetle: Emanet Topraklar Kurtuldu”

Karacabey Hürriyet Köyü’nde 1800 dönümlük mera için “kamu orta malı” tescili: Köylülerden sevinçli karşılamayla açıklama Bursa’nın Karacabey ilçesine bağlı Hürriyet Köyü’nde uzun süredir devam eden mera ve arazi mücadelesinde önemli bir hukuki sonuç elde edildi. Yaklaşık 1800 dönümlük mera alanının “kamu orta malı” olarak yeniden tescil edilmesi köy halkı tarafından “tarihi kazanım” olarak değerlendirildi. Süreç, köylülerin ortak kullanım alanı olarak gördüğü arazilerin statüsüne ilişkin yürütülen hukuki girişimlerin ardından netleşirken, kararın köyde geniş yankı uyandırdığı bildirildi. “Emanet topraklar yeniden köyün kullanımında” Köyde yürütülen hak arama sürecine öncülük eden Bayram Efe, alınan kararı “köylünün emeğinin ve mücadelesinin sonucu” olarak nitelendirdi. Efe, mera alanlarının yeniden kamu orta malı statüsüne alınmasının, köyün ortak kullanım haklarını güvence altına aldığını ifade etti. Açıklamalarda, söz konusu arazilerin köy halkının ortak kullanımına açık olduğu, bireysel mülkiyet ya da satışa konu edilemeyeceği vurgulandı. Köylüler, kararın uzun süredir devam eden belirsizliği ortadan kaldırdığını belirterek memnuniyetlerini dile getirdi. Devlet kurumlarına teşekkür vurgusu Süreçte destek veren kamu yetkililerine de teşekkür edildi. Özellikle Erol Ayyıldız başta olmak üzere, sürece katkı sunduğu belirtilen kurum temsilcilerine ve ilgili idari birimlere teşekkür ifadeleri yer aldı. Köylüler, sürecin hukuki çerçevede yürütülmesinin önemine dikkat çekerek, kamu kurumlarının müdahalesinin “sorunun çözümünde belirleyici rol oynadığını” ifade etti. “Mera köyün ortak yaşam alanıdır” vurgusu Köy sakinleri, meraların yalnızca bir arazi parçası değil, hayvancılık ve kırsal yaşamın sürdürülebilirliği açısından kritik bir ortak alan olduğunu belirtti. Kararın, köyde üretim faaliyetlerinin devamı ve kırsal ekonominin korunması açısından önemli olduğu ifade edildi. Tartışmalar ve beklentiler Köydeki açıklamalarda, geçmişte yaşandığı iddia edilen bazı mülkiyet ve kullanım anlaşmazlıklarına da değinilirken, bundan sonraki süreçte benzer sorunların yaşanmaması için hukuki statünün korunması gerektiği vurgulandı. Bazı köylüler, kararın yalnızca mera alanlarını değil, köydeki diğer taşınmazlara ilişkin beklentileri de yeniden gündeme getirdiğini ifade etti. Ancak yetkililer, mevcut kararın yalnızca mera alanlarının statüsüyle ilgili olduğunu hatırlattı. “Süreç hukuki zeminde devam edecek” Köydeki açıklamalarda, bundan sonraki adımların da hukuk çerçevesinde sürdürüleceği, tüm taleplerin ilgili mercilere iletilmeye devam edileceği belirtildi. Köylüler, ortak kullanım alanlarının korunması konusunda kararlılık mesajı verdi. Hürriyet Köyü’ndeki gelişme, Karacabey kırsalında uzun süredir gündemde olan arazi ve mera kullanım tartışmalarında önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirildi. “Dedelerimizin Helal Mirasını Koruduk” Mücadelenin sadece bir toprak davası olmadığını vurgulayan Bayram Efe, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: Bizim mücadelemiz, sadece bir avuç toprak mücadelesi değil sevgili dostlar… Bizim mücadelemiz; geçmişin hafızasını, geleceğin umudunu kurtarma mücadelesidir. ‘Biz hazır bir köye gelmedik; bir arazi satın aldık, alın terimizle orayı köy yaptık’ diyen dedelerimizin helal mirasını ve emanetini koruma gayretidir. Çok şükür, adalete olan inancımız ilk büyük meyvesini verdi. İnandık, hukuka güvendik ve meralarımızın bir kısmını —yaklaşık 1800 dönüm yerimizi— yeniden devletimizin eliyle ‘Kamu Orta Malı’ olarak tescillettik.” Toprak Tamamen Köylünün Kullanımındadır” Kafalardaki “Tapu kimde?” sorusuna da açıklık getiren Efe, arazilerin belediye işgalinden kurtarıldığını belirterek köylüyü bilgilendirdi: “Sevgili Hürriyet Köylüleri, meraların tapusu Hürriyet Köyü adına çıktı! Ancak bu tapu şahsi malımız gibi cebimize girmeyecek, çünkü buralar tüm köyün ortak malıdır. Devlet bu yerleri belediyenin elinden aldı ve üzerine ‘Hürriyet Köyü halkının ortak malıdır’ mührünü vurdu. Tarım İl Müdürlüğü buraları bizim adımıza koruma altına aldı. Artık Karacabey Belediyesi buraya dokunamaz, satamaz. Fiziki olarak tapu senetleri devlet arşivinde durur; ancak üzerinde bu mühür olduğu müddetçe o toprağı köylümüzden başka hiç kimse kullanamaz, çivi çakamaz. Kâğıt devlettedir ama toprağın tüm sahipliği hukuken köylüdedir. Huzurla uyusun babalarınız, annelerimiz, dedelerimiz…” Devlet Yetkililerine ve Basına Teşekkür Bu süreçte köylünün sesini duyan ve destek olan isimleri unutmayan Bayram Efe, başta Bursa Valisi Erol Ayyıldız olmak üzere tüm destekçilere teşekkürlerini sundu: “Bu haklı davada bizi yalnız bırakmayan; başta bize babalık yapan Bursa Valimiz Sayın Erol Ayyıldız’a ve değerli vali yardımcılarımıza, Ankara’da TBMM kürsülerinde sesimizi duyan kıymetli milletvekillerimize, Tarım İl Müdürümüz İbrahim Acar’a, mera komisyon müdürlerimize, sesimiz olan Bursa basınımıza ve her zaman yanımızda duran köylülerimize yürekten teşekkür ederim.” “Menzile Varana Kadar Bir Adım Geri Atmayacağız!” Zaferin bir başlangıç olduğunu ve Hürriyet Köyü’nün tüm hakları iade edilene kadar yürüyüşün süreceğini belirten Efe, birlik ve beraberlik mesajı vererek meydan okudu: “Eksiklerimizi tamamlamak için yürüyüşümüz nezaketle ve kararlılıkla devam edecektir. Kooperatif yerimizi, satılan 850 dönüm arazimizi, kahvehanemizi, köy konağımızı ve konserve fabrikamızı da hukuk çerçevesinde geri alana kadar bu haklı talebimizi sürdüreceğiz. Biz, köylerimizde kooperatifçiliğe dayalı o eski, bereketli üretim modeli yeniden filizlensin istiyoruz. Korkmadan, yılmadan, haksızlığın karşısında dimdik durarak bu yolu bizimle yürüyenler, Hürriyet Köyü’nün geleceğini inşa eden gerçek kahramanlardır. Bizimle olmayanlar kendi vefasızlıklarına üzülsün, hayıflansın! Birlik olmak yerine ayrılık tohumu ekenlere, bu onurlu vakar karşısında vefasızlığı seçenlere zul olsun! Biz inananlarla yola çıktık, inananlarla da o menzile varacağız! Yanımızda duran da, karşımızda duran da bilsin ki; Hürriyet Köyü hakkı olanı alana kadar bu davanın peşini bırakmayacaktır. O boynu bükük kalmış topraklar yeniden dikilene, sokaklarımız çocuk sesleriyle dolana kadar bu gayretimizden vazgeçmeyeceğiz.”

Hiçbir Zaman Devlete Yük Olmadık! Haber

Hiçbir Zaman Devlete Yük Olmadık!

İŞÇİDER Genel Başkanı İsmail Doru, 2008 yılında yürürlüğe giren Sosyal Güvenlik Yasası’na yönelik sert ve kapsamlı eleştirilerde bulunarak, mevcut sistemin işçi ve emekli açısından “ağır bir hak gaspı düzenine” dönüştüğünü söyledi. Doru, yaptığı açıklamada, söz konusu yasanın yıllardır milyonlarca emekçinin sırtına bindirilen bir yük haline geldiğini ifade ederek, sosyal güvenlik sisteminin köklü ve radikal bir değişime ihtiyaç duyduğunu vurguladı. Doru, “2008 yılında yürürlüğe giren SGK yasası, işçi ve emekli için adeta bir zulüm yasasına dönüşmüştür. Emeklilik yaşı uzatılmış, maaş bağlama oranları düşürülmüş, insanlar daha çok çalışıp daha az maaş almaya mahkûm edilmiştir” sözleriyle tepkisini dile getirdi. Yasanın, sosyal devlet ilkesini güçlendirmek yerine zayıflattığını savunan Doru, düzenlemenin emeği korumak yerine emeği ucuzlatan bir mekanizmaya dönüştüğünü öne sürdü. “Bu sistem alın terini değersizleştiriyor” diyen Doru, özellikle emeklilik yaşının yükseltilmesi ve maaş bağlama oranlarının düşürülmesinin, çalışanları ileri yaşlara kadar ağır koşullarda çalışmaya zorladığını belirtti. İşçilerin prim gün sayısını doldurmasına rağmen insanca yaşayabilecek bir emekli maaşına erişemediğini kaydeden Doru, mevcut yapının sosyal adalet ilkesini açıkça ihlal ettiğini ifade etti. Genel Başkan Doru, çözümün bireysel çıkışlarla değil, ortak ve örgütlü bir mücadele hattıyla mümkün olabileceğinin altını çizerek sendikalara, sivil toplum kuruluşlarına ve muhalefet partilerine açık çağrıda bulundu. “Sendikalar, sivil toplum kuruluşları ve muhalefet partileri bir araya gelmek zorundadır. Parçalı tepkilerle, bireysel çıkışlarla bu düzen değişmez. Ortak akıl, ortak mücadele ve kararlı bir duruşla bu adaletsiz sisteme karşı kalıcı çözümler üretmek zorundayız. Başka çıkar yol yok” ifadelerini kullandı. “MÜCADELEYİ GENİŞLETMEK ZORUNDAYIZ” Toplantının sonunda dernek yönetimi, önümüzdeki döneme ilişkin yol haritasını da değerlendirdi. İşçi ve emeklilerin yaşadığı ekonomik kayıpların ve sosyal hak gerilemelerinin kamuoyunun gündeminde tutulması için daha görünür ve etkili çalışmalar yürütüleceği belirtildi. Açıklamalar, ortak platformların oluşturulması, demokratik eylem biçimlerinin yaygınlaştırılması ve emek kesimlerinin daha geniş katılımlı organizasyonlarla bir araya getirilmesi yönünde kararlılık mesajı içerdi. İŞÇİDER yönetimi, işçi ve emeklinin taleplerinin görmezden gelinmesine izin vermeyeceklerini vurgulayarak, sosyal güvenlik sisteminde adaletin yeniden tesis edilmesi, insanca yaşamaya yetecek ücret ve emekli maaşı sağlanması için mücadelenin artarak süreceğini duyurdu. Yapılan değerlendirmeler, derneğin önümüzdeki süreçte daha sert, daha örgütlü ve daha geniş tabanlı bir emek mücadelesi hattı örmeye hazırlandığı şeklinde yorumlandı. Açıklamaların tonu, sosyal güvenlik politikalarına yönelik memnuniyetsizliğin yalnızca bir tepki değil, kapsamlı bir değişim talebine dönüştüğünü ortaya koyarken; İŞÇİDER’in bu süreci kitlesel bir hak arama mücadelesine dönüştürme hedefinde olduğu mesajı verildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.