Hava Durumu

#Güvensizlik

Gürsu Haber - Güvensizlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Güvensizlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU: ANAHTAR PARTİ ÇOK BÜYÜK SÜRPRİZ YAPACAK! Haber

YAVUZ AĞIRALİOĞLU: ANAHTAR PARTİ ÇOK BÜYÜK SÜRPRİZ YAPACAK!

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Medyascope’ta gazeteci Ruşen Çakır’ın konuğu oldu. Ağıralioğlu, “Ben anket şirketlerinin ortalamalarına bakıyorum, yüzde 4-5 bandında çıkarıyorlar. Bir de bizim şehir ziyaretlerinde gördüğümüz var. Saha 2002 yılındaki havaya benziyor. Bizim çok büyük sürpriz yapacağımıza şahit olacaksınız!” dedi. Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, gazeteci Ruşen Çakır’ın Medyascope’taki yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ağıralioğlu, medyanın Anahtar Parti’ye ilgisinin artmaya başladığını ancak il binası açılışlarının millet tarafından yakından takip edildiğini belirterek, “Memleketin umudunu ayağa kaldırdığımız bir hareket oluştu. Ama medya görmedi bunu. Millet gördü ama medya görmedi!” dedi. Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu, özetle şunları söyledi: “Makulü; yeniden daha fazlasını yapabilir miyiz iddiasını, bu alışılmış siyasi kamplaşmaların dışında bir merkez bulabilme hedefini denemek zorunda olduğumuzu, Türk milleti için bir yolun, bu tahterevalli siyasetinin, yani AK Parti ve CHP arasına sıkışmanın yahut 50 artı 1’in dayattığı bir siyasal kamplaşmanın dışında da başka bir makulün inşa edilebileceğini arkadaşlarımızla istişare ettik ve buna ‘bir yol var’ dedik. TEŞKİLATLANMA TAMAM; SEÇİME GİRME HAKKI KAZANILDI Artık teşkilatlanma fiziken tamamlandı. Seçime girme hakkı kazanıldı. Kongreler, kurultaylar yapıldı. 161. parti olarak kurulmuştuk. Şu anda anket ortalamalarında 4. ve 5. parti sıralarına gelindi. Baraj sınırına Anahtar Parti yaslandı. Yani öngördüğümüz her şey oldu. Ama baraj problemi yaşamayacağız. ÇOK BÜYÜK SÜRPRİZ YAPACAĞIZ Ben anket şirketlerinin ortalamalarına bakıyorum, yüzde 4-5 bandında çıkarıyorlar. Saha 2002 yılındaki havaya benziyor. Bizim çok büyük sürpriz yapacağımıza şahit olacaksınız. Maalesef medya henüz ilgili olamadı. İl açılışlarımızın mitinge dönüşünü kaçırdınız. 8-10 bin kişilik kalabalıklarla, binlerce araçlık konvoylarla açılışlar yaptık. Ortada seçim yokken bu coşku oluştu. Ama medya görmedi, millet gördü. Siyasetin şu anda önümüze düşürdüğü kulvarda hem iktidara hem muhalefete karşı güvensizlik var. Bu kadar sorunu olan memlekette çözümün iktidar olamamasına kahırlı bir seçmen var. Muhalif seçmende de ciddi bir hayal kırıklığı var. TRAVMA YAŞATAN SİYASET VE ANAHTAR PARTİ Mesela İYİ Parti ile ilgili bir sendrom yaşanmış, hayal kırıklığı anlamında; Sinan Oğan ile ilgili bir durum yaşanmış; DEVA ve Gelecek tecrübesinin iki tarafta oluşturduğu bir travma var. AK Parti tabanının nankörlükle suçladığı bir alan, muhalif seçmenin ilkesizlikle suçladığı bir alan oluşmuş. Dolayısıyla seçmen partilere bakarak travma yaşamış. Bu 24 yıllık uzun iktidarın ortaya çıkardığı bir gerçek var: İktidar, kalabilmek için sürekli partner değiştirmiş. Söyleyip tersini yapmadıkları, beraber olup karşısına geçmedikleri kimse kalmamış. Bu durum siyasetin kulvarlarını ihlal etmiş, sistemi enfekte etmiş. Yani sistem bozulmuş, aidiyet alanları bozulmuş, referans setleri bozulmuş, değer yargıları bozulmuş; her şey bozulmuş. Bu ortamda umutlar da hayal kırıklığına dönüşmüş. Anahtar Parti, “ne o ne bu” diyen siyaset yerine “hem o hem bu” diyerek yeni bir yol açmayı tercih etmiştir. GEÇMİŞİN MUHASEBESİ, GELECEĞİN İNŞASI Bizim partimiz bir parti hevesinden çok, Türkiye’nin geçmişini doğru muhasebe edip Türk milletine yol bulmak, 86 milyona bir gelecek kurmak iddiasındadır. Hepimizin hataları olabilir. Ama artık “daha iyisi mümkündür” diyebileceğimiz bir alan vardır. Geçmişte nerede durduğumuzdan çok, gelecekte ne yapacağımızın bizi bir araya getirmesi gerektiğine inanıyorum. Bu topraklara ait herkesle birlikte ortak bir gelecek inşa etmek istiyoruz. ÇATIŞMIYORUM, KAVGA ETMİYORUM Bir parti tarif etmeye çalışmıyoruz. O yüzden çatışmıyorum, kavga etmiyorum. Siyaseti kamplaşma üzerinden değil, ortak akıl üzerinden kurmak zorundayız. Biz 86 milyonluk büyük bir aileyiz. Türkiye’nin yetişmiş insan gücünü bir araya getirerek daha yüksek standartlı bir gelecek kurabiliriz. Kimlik tartışmalarıyla değil, yönetim kalitesiyle ilerlemeliyiz. Ben buna inanıyorum ve Türk milletinin vicdanında bunun karşılık bulacağına da inanıyorum.”

Orhangazi’de Terminal Üzerinden Yeni Cephe! Haber

Orhangazi’de Terminal Üzerinden Yeni Cephe!

Demokrat Parti’nin Bursa teşkilatından, Büyükşehir Belediyesi’nin Orhangazi’de yürüttüğü uygulamalara yönelik sert bir çıkış geldi. İlçe Başkanı Baki Bekar ve İl Başkanı Ali Kamil Goral, özellikle Orhangazi Terminali üzerinden yürütülen süreci “plansızlık, öngörüsüzlük ve sürekli değişen kararlar zinciri” olarak nitelendirerek, Büyükşehir bürokratlarını ağır sözlerle eleştirdi. “Orhangazi yazboz tahtasına çevrildi” İlçe Başkanı Baki Bekar, Orhangazi’de hayata geçirilen projelerde istikrar sorunu yaşandığını savunarak, özellikle terminal projesinin yıllardır netlik kazanamamasını sert ifadelerle eleştirdi. Bekar, “Orhangazi adeta bir yazboz tahtasına çevrildi. Her gelen bürokrat, her değişen yönetim anlayışıyla birlikte yeni bir plan ortaya koyuyor, ancak hiçbiri kalıcı ve sürdürülebilir olmuyor. Bunun en somut örneği ise terminal meselesidir” dedi. Terminalin konumu, kapasitesi ve kullanım modeliyle ilgili defalarca farklı senaryoların gündeme getirildiğini belirten Bekar, bu durumun hem vatandaşta hem de esnafta ciddi bir güvensizlik yarattığını ifade etti. “Bir gün başka bir proje açıklanıyor, birkaç ay sonra tamamen farklı bir planla karşılaşıyoruz. Bu kadar yüksek dozda bir ‘yap-boz yönetimi’ kabul edilemez” sözleriyle tepkisini dile getirdi. “Bürokratlar sahadan kopuk” Bekar, eleştirilerinin odağında Büyükşehir Belediyesi bürokratlarının olduğunu açıkça belirterek, alınan kararların yerel dinamiklerden uzak olduğunu savundu. “Masada çizilen projelerle bu şehir yönetilemez. Orhangazi’nin gerçek ihtiyaçlarını bilmeden, esnafın, vatandaşın beklentisini dinlemeden yapılan her plan başarısız olmaya mahkûmdur” dedi. Terminalin sadece bir ulaşım noktası olmadığını, aynı zamanda ilçe ekonomisi için kritik bir merkez olduğunu vurgulayan Bekar, yanlış planlamaların ticari hayatı da olumsuz etkilediğini söyledi. İl Başkanı Goral: “Bu anlayışla çözüm üretilemez” Demokrat Parti İl Başkanı Ali Kamil Goral da konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Büyükşehir yönetimine yönelik eleştirilerin dozunu daha da yükseltti. Goral, Orhangazi’deki terminal sürecinin Bursa genelindeki yönetim anlayışının bir yansıması olduğunu savunarak, “Bugün Orhangazi’de yaşananlar, aslında Büyükşehir’in genel yönetim zaafının bir sonucudur. Sürekli değişen projeler, belirsizlikler ve plansızlık artık kronik hale gelmiştir” ifadelerini kullandı. Goral, kamu kaynaklarının etkin kullanılmadığını da öne sürerek, “Her yeni plan, beraberinde yeni bir maliyet getiriyor. Bu da doğrudan vatandaşın cebinden çıkan paranın heba edilmesi anlamına geliyor. Bu savurganlığa kimse sessiz kalmamalı” dedi. “Terminal meselesi çözümsüz bırakılıyor” Her iki isim de Orhangazi Terminali’nin yıllardır çözüme kavuşturulamamasının kabul edilemez olduğunu vurguladı. Terminalin modernize edilmesi ya da yeniden konumlandırılması konusunda net ve kararlı bir adım atılması gerektiğini belirten Demokrat Parti temsilcileri, mevcut belirsizliğin hem ulaşım hizmetlerini aksattığını hem de ilçe imajına zarar verdiğini ifade etti. “Orhangazi sahipsiz değil” Açıklamalarının sonunda hem Bekar hem de Goral, Orhangazi’nin sahipsiz olmadığını ve sürecin takipçisi olacaklarını belirtti. Yetkililere çağrıda bulunan parti yöneticileri, “Artık laf değil, icraat zamanı. Orhangazi halkı netlik istiyor, çözüm istiyor. Bürokratik karmaşayla vakit kaybedecek sabrımız kalmadı” diyerek tepkilerini dile getirdi. Demokrat Parti cephesinden gelen bu sert açıklamaların ardından, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin konuya ilişkin nasıl bir yanıt vereceği merak konusu oldu.

“Sınav Güvenliği mi, Eğitim Emekçisine Eziyet mi?” Haber

“Sınav Güvenliği mi, Eğitim Emekçisine Eziyet mi?”

Eğitim-Sen Bursa İl Başkanı Derviş Erdem’den MEB’e Sert Tepki Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) Bursa İl Başkanı Derviş Erdem, 14 Mart 2026 Cumartesi günü gerçekleştirilen Milli Eğitim Bakanlığı Açık Öğretim Kurumları sınavlarında görev yapan eğitim emekçilerinin maruz kaldığı uygulamalara sert tepki gösterdi. Erdem, sınav güvenliği adı altında öğretmen ve eğitim çalışanlarının adeta “potansiyel suçlu” muamelesi gördüğünü belirterek, yaşananları “kabul edilemez bir güvensizlik ve itibarsızlaştırma politikası” olarak nitelendirdi. Erdem, sınav görevlisi olarak okullara giden öğretmenlerin kapılarda polis kontrolünden geçirilerek didik didik arandığını, üzerlerinde bulunan en basit kişisel eşyaların dahi içeri sokulmasına izin verilmediğini ifade etti. “Anahtar, Cüzdan, Saat Bile Yasaklandı” Eğitim-Sen Bursa İl Başkanı Erdem, yaşanan uygulamanın sınav güvenliği ile açıklanamayacak ölçüde abartılı olduğunu belirterek şu değerlendirmelerde bulundu: “14 Mart 2026 tarihinde yapılan Açık Öğretim Kurumları sınavlarında görevli olan eğitim emekçisi arkadaşlarımız, görevli oldukları sınav merkezlerine gittiklerinde kapılarda polis kontrolü ile karşılaşmıştır. Arkadaşlarımız adeta suçluymuş gibi didik didik aranmış, üzerlerinde bulunan saat, cüzdan, boncuklu bileklik, anahtar, anahtarlık, çakmak, bozuk para gibi en basit kişisel eşyalarını dahi dışarıda bırakmaları istenmiştir.” Erdem, teknolojik cihazlara yönelik güvenlik tedbirlerinin anlaşılabilir olduğunu belirterek cep telefonu, akıllı saat ve benzeri elektronik cihazların sınav güvenliği kapsamında yasaklanmasının makul karşılanabileceğini söyledi. Ancak anahtar, cüzdan veya bozuk para gibi gündelik eşyaların yasaklanmasının hiçbir mantıklı açıklamasının bulunmadığını vurguladı. “Bu Uygulama Güvenlik Değil, Açıkça Güvensizliktir” Erdem, öğretmenlere yönelik bu yaklaşımın sadece bir güvenlik önlemi değil, aynı zamanda eğitim emekçilerine duyulan güvensizliğin açık bir göstergesi olduğunu ifade ederek sert ifadeler kullandı. “Sınav güvenliği elbette bizim için de önemlidir. Ancak anahtarın, cüzdanın ya da bozuk paranın sınav güvenliğini tehdit eden bir unsur gibi gösterilmesi kabul edilemez. Bu yaklaşım, eğitim emekçisine güvenmeyen, onu potansiyel suçlu gibi gören bir anlayışın ürünüdür.” Erdem’e göre bu uygulama, son yıllarda öğretmenlerin ve eğitim çalışanlarının mesleki saygınlığını aşındıran politikaların yeni bir örneğidir. “Eğitim Emekçisinin İtibarı Sistemli Biçimde Zedeleniyor” Derviş Erdem açıklamasında özellikle eğitim çalışanlarının kamusal alandaki itibarının giderek zayıflatıldığına dikkat çekti. Erdem’e göre: Öğretmenler sürekli denetim ve güvensizlik politikalarıyla karşı karşıya bırakılıyor. Eğitim emekçileri bürokratik baskı ve gereksiz uygulamalarla yıldırılıyor. Mesleğin saygınlığı giderek aşındırılıyor. Erdem, bu durumun sadece öğretmenleri değil, doğrudan eğitim sistemini de olumsuz etkilediğini vurguladı. “Mesleğimizi her geçen gün itibarsızlaştıran bu anlayıştan vazgeçilmelidir. Öğretmenleri sürekli kontrol edilmesi gereken kişiler gibi görmek, eğitim sistemine yapılabilecek en büyük kötülüklerden biridir.” “Sınav Görevlisi Bulamayacaksınız” Erdem, mevcut uygulamaların devam etmesi halinde sınav organizasyonlarının ciddi bir insan kaynağı krizi yaşayabileceğini de belirtti. Sınav görevi için gönüllü olan öğretmenlerin bu tür uygulamalar nedeniyle görev almak istemeyebileceğini ifade eden Erdem şu uyarıyı yaptı: “Sınav görevi için gelen arkadaşımız anahtarını, cüzdanını, kişisel eşyalarını nereye bırakacak? Okul girişinde emanete bırakabileceği bir sistem yok. Bu şartlar altında öğretmenlerden fedakârlık beklemek gerçekçi değildir. Bu şekilde devam ederseniz çok yakında sınavlarda görev alacak personel bulamayacaksın… Eğitim-Sen’den MEB’e Çağrı Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası Bursa İl Başkanı Derviş Erdem, açıklamasının sonunda Milli Eğitim Bakanlığı’na çağrıda bulunarak sınav güvenliği uygulamalarının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi. Erdem, sınav güvenliği ile eğitim emekçilerinin onurunun karşı karşıya getirilmemesi gerektiğini belirterek şu mesajı verdi: “Güvenliği sağlamak elbette önemlidir. Ancak güvenliği sağlama adı altında eğitim emekçisini aşağılayan, onu küçük düşüren uygulamalar kabul edilemez. Eğitim emekçisine saygı duyulmayan bir yerde sağlıklı bir eğitim sisteminden söz etmek mümkün değildir.” Eğitim-Sen, yaşanan uygulamanın takipçisi olacaklarını ve eğitim emekçilerinin haklarını savunmaya devam edeceklerini duyurdu.

Saadet Partisi Bursa İl Kadın Kolları’ndan Çarpıcı Uyarı: “Toplumsal Çürüme Derinleşiyor, Ahlak ve Adalet Yeniden İnşa Edilmeli” Haber

Saadet Partisi Bursa İl Kadın Kolları’ndan Çarpıcı Uyarı: “Toplumsal Çürüme Derinleşiyor, Ahlak ve Adalet Yeniden İnşa Edilmeli”

Bursa’da Saadet Partisi İl Kadın Kolları, toplumsal ve siyasal yapıya ilişkin dikkat çeken bir değerlendirme yaparak ahlak, adalet ve maneviyat ekseninde güçlü bir uyarıda bulundu. İl Kadın Kolları Başkan Yardımcısı Betül Arakız, yaptığı kapsamlı açıklamada Türkiye’nin karşı karşıya olduğu sorunların yalnızca ekonomik ya da siyasi krizlerle açıklanamayacağını belirterek, asıl meselenin insan, toplum, siyaset ve kurumların birlikte aşındığı derin bir çürüme süreci olduğunu vurguladı. “Sorunlar Yapısal Bir Çözülmenin Sonucu” Arakız, yaptığı açıklamada bugün Türkiye’de ekonomiden güvenliğe, siyasetten sosyal hayata kadar pek çok başlığın tartışıldığını ancak sorunların kalıcı hâle gelmesinin temel nedeninin daha derin bir yapısal çözülme olduğunu ifade etti. Bu sürecin ani ortaya çıkan bir kriz olmadığını belirten Arakız, uzun yıllar içinde biriken ve hayatın her alanına yayılan bir çözülmeden söz ettiklerini dile getirdi. Açıklamada, bireyden başlayarak topluma ve kurumlara uzanan bu aşınmanın giderek daha görünür hâle geldiği kaydedildi. “Çözülme Önce Bireyin İçinde Başlıyor” Arakız’a göre toplumsal çürümenin ilk halkası bireyin iç dünyasında başlıyor. İnsan hayatını anlamla ilişkilendiremediğinde sorumluluk duygusunun zayıfladığını ifade eden Arakız, yaşamın emanet bilinci yerine kazanç ve tüketim odaklı bir anlayışla şekillenmeye başladığını söyledi. Günümüzde birçok alanda “Doğru mu?” sorusunun geri planda kaldığını belirten Arakız, “Bana ne kazandırır?” yaklaşımının öne çıktığını ifade ederek bunun iş hayatında hak ihlallerini, kamuda torpilin normalleşmesini ve günlük hayatta yalanın sıradanlaşmasını beraberinde getirdiğini dile getirdi. Toplumsal Bağlar Zayıflıyor, Aile Kurumu Baskı Altında Bireysel düzeyde başlayan çözülmenin kısa sürede toplumsal bağları zayıflattığını belirten Arakız, bunun en somut sonucunun aile kurumunda görüldüğünü ifade etti. Ailenin değerlerin öğrenildiği ilk ve en temel yapı olduğuna dikkat çeken Arakız, bugün ailelerin ekonomik baskılar, iletişimsizlik ve güvensizlik gibi çok yönlü sorunlarla ayakta kalmaya çalıştığını söyledi. “Aile Yılı İlanı Beklentileri Karşılamadı” Hükümetin 2025 yılını “Aile Yılı” ilan ettiğini hatırlatan Arakız, buna rağmen toplumun temel taşı olarak görülen ailelerin ekonomik ve sosyal haklar açısından ciddi kayıplar yaşadığı bir dönemin ortaya çıktığını savundu. Açıklamada, aile kurumunun desteklenmesi gerekirken toplumun kendi başının çaresine bakmak zorunda bırakıldığı yönünde eleştiriler yer aldı. Ahlak, Adalet ve Maneviyat Vurgusu Saadet Partisi Bursa İl Kadın Kolları’nın açıklamasında çözümün yalnızca ekonomik tedbirlerle sınırlı kalamayacağı, toplumsal iyileşmenin ahlak, adalet ve maneviyat ekseninde mümkün olacağı ifade edildi. Arakız, toplumun yeniden güçlü bir değer zemini üzerinde yükselmesi gerektiğini belirterek, bireyden başlayarak kurumlara kadar uzanan kapsamlı bir zihniyet değişimine ihtiyaç olduğunu vurguladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.