Hava Durumu

#Gazze

Gürsu Haber - Gazze haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gazze haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Netanyahu'dan İspanya'ya tehdit! Haber

Netanyahu'dan İspanya'ya tehdit!

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İspanya’nın birçok kez Tel Aviv'in karşısında yer aldığını iddia ederek, ABD'nin Gazze anlaşmasını denetlemek için ülkenin güneyindeki Kiryat Gat'ta kurduğu askeri üste bulunan Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi'nden (CMCC) Madrid'i çıkarma kararı aldığını belirtti. İspanya'nın İsrail ordusunu karaladığını öne süren Netanyahu, "Bu nedenle, İspanya'nın defalarca İsrail'in karşısında yer almayı seçmesi üzerine, bugün İspanya temsilcilerinin Kiryat Gat'taki koordinasyon merkezinden çıkarılması talimatını verdim" açıklamasını yaptı. "İSPANYA'NIN TUTUMU DÜŞMANLIK" Netanyahu, İspanya'nın tutumunu "düşmanlık" olarak nitelendirerek, hiçbir ülkenin, İsrail'e karşı "diplomatik bir savaş yürütmesine izin vermeyeceği" değerlendirmesinde bulundu. Netanyahu, "Bize karşı olanlar bölgede ortağımız olamaz" ifadelerini kullandı. İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar da bugün yaptığı açıklamada, İspanya hükümetinin "İsrail karşıtı tutumu" nedeniyle söz konusu kararın alındığını ifade etti. Kiryat Gat'taki Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi, 20 maddelik Gazze barış planının bir parçası olarak Ekim 2025'te ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından kurulmuştu. İSRAİL-İSPANYA GERGİNLİĞİ İspanya'nın ABD ile İran arasındaki geçici ateşkes sonrasında Tahran Büyükelçiliğini hemen açma kararı İsrail ile yeni bir polemik başlamasına neden olmuştu. İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares, Tahran Büyükelçiliğini derhal açma kararını "ABD ile İran arasında varılan iki haftalık ateşkes ışığında ve bu barış çabasını her iki taraftan da teşvik etme amacıyla" aldıklarını ifade ederken, İsrail Dışişleri Bakanı Saar ise bu kararı sert bir dille eleştirmişti. İspanya hükümetinin Filistin Devleti'ni tanıma kararı ve Gazze'ye verdiği desteklerle ilgili İsrail ile yaşanan diplomatik kriz bağlamında İsrail, Mayıs 2024'te Madrid Büyükelçisi'ni, İspanya da Eylül 2025'te Tel Aviv Büyükelçisi'ni geri çağırmıştı. İki ülke arasında mevcut durumda en üst diplomatik temsilcilik maslahatgüzar seviyesinde bulunuyor.

Bursa'da Filistin için güçlü mesaj: Boyun eğmeyeceğiz Haber

Bursa'da Filistin için güçlü mesaj: Boyun eğmeyeceğiz

Bursa’da Filistin’e destek amacıyla gerçekleştirilen basın açıklamasında, İsrail’in Gazze başta olmak üzere bölgede gerçekleştirdiği saldırılara tepki gösterildi. Yoğun katılımın olduğu programda, Filistin’e Destek Platformu Bursa Başkanı Ramazan Acar’ın selamlama konuşmasının ardından Filistin’e Destek Platformu tarafından hazırlanan metin kamuoyuyla paylaşıldı. “İNSANLIK REHİN ALINMIŞTIR” Filistin’e Destek Platformu Gençlik Temsilcisi Yahya Çerkez, Platform adına yaptığı basın açıklamasında şu ifadeleri kullandı: Gözü dönmüş, azgın bir grup Siyonist tarafından planlanmış ve ne yazık ki uygulamaya konulmuş, akıl almaz bir dönemi yaşamaktayız. Tüm değerlerin yok sayıldığı, çiğnendiği bir zaman diliminden geçmekteyiz. İnsanlık adeta azgın ve sapkın bir ideoloji tarafından ne yazık ki rehin alınmıştır. Biz esir değiliz! Bu esaret girişimine karşı kayıtsız kalacakta değiliz! Siyonist rejim şunu bilsin ki; zalimlerin topuna, canımızla başımızla, elimizle aşımızla, varımızla yoğumuzla direneceğiz. “GAZZE’NİN ACISI TAZE, YENİ VAHŞETLER YAŞANIYOR” Kıymetli Filistin Sevdalıları, Siyonist İsrail rejimi tarafından, Gazze’de işlenen soykırımın kahredici acısı vicdanlarda canlı dururken, Lübnan’da ve İran’da ortaya konan yeni vahşetler insanlığı bir kez daha derinden sarsmaktadır. 165 İranlı öğrencinin, Siyonist rejim tarafından okul sıralarında katledilmesi ve bu katliamın küresel vicdanda yeteri kadar yer bulmaması bizleri derinden sarssa da, bugün burada olduğu gibi dünyanın dört bir yanından yükselen itiraz sesleri bir nebze olsun umudumuzu yeşertmektedir. “İDAM KARARI AÇIK BİR HUKUK İHLALİDİR” Açıkça ifade etmek gerekir ki; İsrail’in Filistinlilere karşı idamı yasallaştırması tam bir vahşet, açık bir hukuk ihlalidir… İşgal ettikleri toprakların gerçek sahiplerini ipe götürmeye cüret etmek demek, kendi ipini çekmekten, terör devletinin kaçınılmaz sonunu hazırlamaktan başka bir şey değildir. Bu adımın Nazi zulmünden hiçbir farkı yoktur. Bu zulme imza atanlar ve her şey olurken sessiz kalanlar muhakkak ki, Hitler ile aynı akibeti yaşayacaktır. “MESCİD-İ AKSA’YA YÖNELİK ADIMLAR KABUL EDİLEMEZ” Yine; Mescid-i Aksa’nın ibadete kapatılması İslam’ın ve Müslümanların izzetine yapılmış bir saldırıdır. Ortaya konulan bu cürümlere karşı mücadelemiz kıyamete kadar devam edecektir. Filistin mücadelemizde önden gidenlere selam olsun. Şeyh Ahmet Yasin’e, Haniye’ye, Ebu Daif’e, son şanlı şehit Yahya Sinvar’a selam olsun. Bir Yahya’nın şehit oluşu binlerce genci hay kılacak diri kılacaktır. Her doğan Yahya sancağı daha ileri taşıyacaktır. “ZALİMLER HESAP VERECEK” Gözü dönmüş Netanyahu’un yargılanacağı ve hak ettiği cezayı çekeceği günlerin yakınlığı bizzat kendisi tarafından da bilinmektedir. Gün gelecek zalimler hak ettikleri muameleye maruz bırakılacaktır. Gün gelecek akan her göz yaşının, dökülen her kanın ve yetim bırakılan her canın hesabı sorulacaktır. Ve zalimler için cehennem daima yaşayacaktır. SUMUD FİLO’SUNA DESTEK MESAJI Bizler Filistin’e Destek Platformu olarak; meşrep, mezhep, siyasi görüş, din ve dil ayrımı yapmaksızın küresel bir direniş hareketi başlatmakta her yönden ve her husus da zalim Siyonist rejim ile mücadele etmekte kararlıyız. Bu bağlamda ikinci kez yola iki yüzü aşkın gemiyle çıkacak Sumud Filo’suna tam desteğimizi ilan etmek istiyoruz. Bugün 81 ilimizde yaptığımız basın açıklamasıyla bunu bir kez daha teyit ediyor, katılımlarınızdan dolayı Filistin’e Destek Platformu adına sizlere teşekkürlerimizi sunuyoruz. Basın açıklamasının ardından Eyüp Sevinç’in yaptırdığı dua ile program son buldu.

Amsterdam Dam Meydanı’ndan Gazze İçin Güçlü Mesaj Haber

Amsterdam Dam Meydanı’ndan Gazze İçin Güçlü Mesaj

BBP Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Alfatlı: “Mazlumların Sesi Olmaya Devam Edeceğiz” Hollanda’nın başkenti Amsterdam’da bulunan Dam Meydanı, Gazze’de yaşanan insani krize dikkat çekmek amacıyla düzenlenen anlamlı bir buluşmaya sahne oldu. Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Alfatlı’nın da katıldığı programda, Filistin halkının yaşadığı dram uluslararası kamuoyuna bir kez daha hatırlatıldı. Programda konuşan Alfatlı, Gazze’de yaşanan olaylara sessiz kalmanın insanlık vicdanıyla bağdaşmadığını belirterek, yaşananların sadece bölgesel bir kriz değil, küresel ölçekte bir insanlık meselesi olduğunu vurguladı. Dam Meydanı’nda yapılan açıklamada, sivillerin hedef alınmasının kabul edilemez olduğu ifade edilirken, uluslararası toplumun daha etkin ve somut adımlar atması gerektiğine dikkat çekildi. Ekrem Alfatlı, yaptığı açıklamada, “Amsterdam Dam Meydanı’ndan tüm dünyaya sesleniyoruz; Gazze’de yaşanan insanlık dramına sessiz kalmayacağız. Masum sivillerin hayatını kaybettiği bu trajedi karşısında susmak, bu acıya ortak olmaktır” ifadelerini kullandı. Açıklamada ayrıca, Filistin halkının yaşadığı zorlukların görmezden gelinmemesi gerektiği belirtilerek, insani yardımların artırılması ve kalıcı bir barış için uluslararası mekanizmaların devreye alınması çağrısında bulunuldu. Farklı ülkelerden katılımcıların da destek verdiği etkinlikte, Gazze’de yaşananlara dikkat çekmek amacıyla çeşitli pankartlar taşındı ve sloganlar atıldı. Program, küresel ölçekte farkındalık oluşturma çağrısıyla sona erdi. BBP Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Alfatlı, konuşmasının sonunda mazlum coğrafyalarda yaşanan acılara karşı durmaya devam edeceklerini belirterek, “Nerede bir haksızlık, nerede bir zulüm varsa, orada olmaya ve mazlumların sesi olmaya devam edeceğiz” dedi.

Şehreküstü Meydanı’nda Sert Mesajlar: “Zalimlere Lanet, Mazlumlara Destek” Haber

Şehreküstü Meydanı’nda Sert Mesajlar: “Zalimlere Lanet, Mazlumlara Destek”

Bursa’da Şehreküstü Meydanı, Saadet Partisi’nin düzenlediği basın açıklamasına sahne oldu. İl Başkanı Hamza Gürsel öncülüğünde gerçekleştirilen programda, Gazze’deki gelişmeler ve bölgesel gerilimler sert ifadelerle eleştirildi. Açıklamaya Bursa Milletvekili Mehmet Atmaca da katılarak destek verdi. “Gazze İnsanlık Onurunun Simgesidir” Saadet Partisi Bursa İl Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları “tarihin en vahşi katliamlarından biri” olarak nitelendirildi. İl Başkanı Hamza Gürsel, Gazze’nin yalnızca bir coğrafi alan değil, aynı zamanda insanlık onurunun sembolü olduğunu vurguladı. Kudüs ve Mescid-i Aksa Vurgusu Açıklamada, Mescid-i Aksa’nın işgal altında olduğu ifade edilerek, Kudüs’ün özgürlüğünün İslam dünyası açısından hayati öneme sahip olduğu belirtildi. “Kudüs özgürleşmeden dünya huzura kavuşamaz” sözleri, açıklamanın en dikkat çeken mesajları arasında yer aldı. Bölgesel Gerilim Uyarısı Basın açıklamasında yalnızca Gazze değil, bölgedeki genel güvenlik durumu da ele alındı. İran’a yönelik saldırılar ve Lübnan’daki sivil kayıpların, Orta Doğu’da daha geniş çaplı bir çatışma riskini artırdığı ifade edildi. Açıklamada, küresel güçlerin bölge üzerindeki politikalarının istikrarsızlığı derinleştirdiği savunuldu. “Türkiye Somut Adım Atmalı” Saadet Partisi yetkilileri, Türkiye’ye yönelik çağrılarında yalnızca kınama mesajlarıyla yetinilmemesi gerektiğini belirtti. Siyasi, ekonomik ve diplomatik adımların atılması gerektiği ifade edilerek, “İsrail ancak güçten anlar” vurgusu yapıldı. Sloganlarla Sona Erdi Programa katılan Bursa Milletvekili Mehmet Atmaca da partililerle birlikte meydanda yer aldı. Açıklama, “Zulüm ile abad olanın ahiri berbat olur” mesajıyla tamamlanırken, toplanan kalabalık sloganlar eşliğinde alandan ayrıldı. Bursa’da Şehreküstü Meydanı, Saadet Partisi’nin öncülüğünde düzenlenen ve Gazze ile Orta Doğu’daki gelişmelerin merkez alındığı kapsamlı bir basın açıklamasına sahne oldu. Açıklamada, Hamza Gürsel ve Mehmet Atmaca birlikte yer alarak bölgedeki insan hakları ihlallerine ve Türkiye’nin uluslararası rolüne dair güçlü mesajlar verdi. Gazze’ye “Tarihin En Vahşi Katliamı” Tepkisi İl Başkanı Hamza Gürsel, açıklamasında Gazze’de yaşanan saldırıları sert biçimde ele aldı. Gürsel, “Gazze sadece bir coğrafya değil, insanlık onurunun simgesidir. Tarihin en vahşi katliamlarından birinin yaşandığı bu bölgede, masum insanların hayatları hiçe sayılmaktadır” dedi. Saldırılarda özellikle çocukların ve sivillerin hedef alındığını vurgulayan Gürsel, bölgedeki trajedinin uluslararası toplum tarafından ciddiyetle ele alınması gerektiğini ifade etti. Kudüs ve Mescid-i Aksa Mesajı Gürsel, açıklamasında Mescid-i Aksa ve Kudüs’ün önemine de dikkat çekti. İl Başkanı, “Mescid-i Aksa işgal altındadır. Kudüs’ün özgürlüğü tüm İslam dünyası için hayati öneme sahiptir. Kudüs özgürleşmeden dünya huzura kavuşamaz” sözleriyle, Türkiye ve Müslüman ülkelerin ortak duyarlılığına çağrı yaptı. Bölgesel Gerilime ve İran’a Dair Uyarılar Basın açıklamasında Orta Doğu’daki genel güvenlik tablosuna da dikkat çekildi. Özellikle İran’a yönelik saldırılar ve Lübnan’daki sivil kayıpların bölgeyi daha büyük bir çatışmaya sürükleyebileceği ifade edildi. Gürsel, emperyalist müdahalelerin istikrarı bozduğunu ve bölge halklarının mağduriyetini artırdığını belirtti. Türkiye’ye Somut Adım Çağrısı Açıklamada, Türkiye’nin yalnızca kınama mesajlarıyla yetinmemesi gerektiği vurgulandı. Gürsel, “Siyasi, ekonomik ve diplomatik adımlar atılmalı, İsrail ve diğer güçler karşısında güçlü durulmalıdır. İsrail ancak güçten anlar” ifadelerini kullandı. Milletvekili Mehmet Atmaca da açıklamada partililerle birlikte yer aldı. Atmaca, bölgedeki zulümlere karşı Türkiye’nin insani ve diplomatik sorumluluklarını hatırlatarak, Türkiye’nin vicdanının bölgedeki mazlumlar için harekete geçirilmesi gerektiğini vurguladı. “Zulüm ile Abad Olanın Ahiri Berbat Olur” Basın açıklaması, Gürsel ve Atmaca’nın yaptığı konuşmaların ardından katılımcılar tarafından “Zulüm ile abad olanın ahiri berbat olur” sloganlarıyla sona erdi. Toplanan kalabalık, meydanda güçlü bir dayanışma mesajı verdi. Gazze ve Orta Doğu’da Adalet Vurgusu Etkinlik boyunca, Saadet Partisi Bursa İl Başkanlığı, Gazze’deki sivillere yönelik şiddetin durdurulması, Kudüs’ün özgürlüğünün güvence altına alınması ve bölgesel barış için Türkiye’nin daha aktif bir diplomasi yürütmesi gerektiğini belirtti. İl Başkanı Hamza Gürsel ve Milletvekili Mehmet Atmaca, katılımcılara bölgedeki insani krize karşı Türkiye’nin sorumluluklarının altını çizerek, Saadet Partisi’nin bu konuda net bir duruş sergilediğini vurguladı. Bu etkinlik, Bursa’da Saadet Partisi’nin hem yurttaşlara hem de bölgesel sorunlara ilişkin duyarlılığını gösteren önemli bir sosyal ve siyasi mesaj olarak kayıtlara geçti.

Babacan: Türkiye’de gıda enflasyonu 5 yılda yüzde 700’e ulaştı Haber

Babacan: Türkiye’de gıda enflasyonu 5 yılda yüzde 700’e ulaştı

İftar programı, DEVA Partisi Bursa İl Teşkilatı tarafından Liya Davet’te düzenlendi. Programa Saadet Partisi Bursa Milletvekili Mehmet Atmaca, DEVA Partisi GMYK Üyesi Yasin Gök, Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, Nilüfer İlçe Başkanı Fatih Kayıkçı, İYİ Parti Bursa İl Başkanı İsmail Kaya, Anahtar Parti Nilüfer İlçe Başkanı Öner Şahin ve Bursa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Yıldız ile çok sayıda partili ve davetli katıldı. “Türkiye’nin yarınlarını Bursa’dan başlayarak inşa ediyoruz” DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk ise iftar buluşmasının yalnızca bir yemek organizasyonu olmadığını, aynı zamanda siyasi ve toplumsal dayanışmanın da göstergesi olduğunu söyledi. Öztürk, Babacan’ın Bursa ziyaretinin kentte yaşayan birçok kişi için umut olduğunu belirterek, “Bu sofrada Türkiye’nin yarınlarını Bursa’dan başlayarak yeniden inşa ediyoruz” ifadelerini kullandı. Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Öztürk, yüksek vergi yükünün vatandaşın alım gücünü ciddi şekilde düşürdüğünü savundu. Bir otomobilin ham değerinin 1 milyon lira olmasına rağmen vergilerle birlikte yaklaşık 2,5 milyon liraya ulaştığını belirten Öztürk, bu tabloyu “ekonomik sistemdeki yanlışlığın göstergesi” olarak nitelendirdi. “Milyonlarca insan harcamadan önce cüzdanına bakıyor” Programda konuşan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ise Türkiye’de artan hayat pahalılığına dikkat çekti. Babacan, milyonlarca insanın artık her harcamadan önce cebindeki parayı kontrol etmek zorunda kaldığını belirterek ekonomik tablonun toplumun geniş kesimlerini zorladığını söyledi. Ekonomiye ilişkin değerlendirmesinde OECD verilerine değinen Babacan, Türkiye’nin yüksek enflasyonla mücadele eden ülkelerin başında geldiğini savundu. Son beş yıldaki gıda fiyatlarına dikkat çeken Babacan, “Dünyada son beş yılda gıda enflasyonu ortalama yüzde 40 civarında kaldı. Türkiye’de ise bu oran yüzde 700’e ulaştı. Bunun tek açıklaması kötü yönetimdir” dedi. “Çocuklar yoksulluk riski altında büyüyor” Babacan, ekonomik krizin özellikle çocuklar üzerinde ciddi etkiler yarattığını ifade ederek, ailelerin yalnızca gıda değil kira, enerji, eğitim ve sağlık harcamalarıyla da mücadele ettiğini söyledi. “Hiçbir çocuk yatağa aç girmemeli, hiçbir anne mutfakta çaresiz kalmamalı, hiçbir baba evladına karşı boynu bükük durmamalı” diyen Babacan, ekonomide adalet ve hakkaniyetin sağlanması gerektiğini Gazze ve İran mesajı Babacan konuşmasında dış politikaya da değinerek Gazze’de yaşananların unutulmaması gerektiğini söyledi. Ateşkese rağmen sivillerin hayatını kaybetmeye devam ettiğini belirten Babacan, uluslararası toplumun daha etkin bir tavır alması gerektiğini ifade etti. İsrail’in ABD ile birlikte İran’a yönelik saldırılarını da değerlendiren Babacan, bu müdahalenin uluslararası hukuka aykırı olduğunu savunarak, “İran’a karşı başlatılan saldırıları şiddetle kınıyoruz. Ancak İran’ın Körfez’de bazı ülkeleri hedef almasını da doğru bulmuyoruz” dedi. “Önce diplomasi” Türkiye’nin bölgesel krizlerde dengeli bir politika izlemesi gerektiğini belirten Babacan, sorunların çözümünde diplomasi ve uluslararası hukukun temel alınması gerektiğini söyledi. Babacan, “Türkiye gerektiğinde caydırıcı güce sahip olmalı ancak kalıcı barış askeri güçten çok diplomasi, hukuk ve sağduyu ile sağlanır” ifadelerini kullandı.

Davutoğlu Bursa’da Konuştu: “Dünya Yeni Bir Kırılmanın Eşiğinde, Üçüncü Dünya Savaşı Fiilen Başlamıştır” Haber

Davutoğlu Bursa’da Konuştu: “Dünya Yeni Bir Kırılmanın Eşiğinde, Üçüncü Dünya Savaşı Fiilen Başlamıştır”

Eski Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı ve Ahmet Davutoğlu, Gelecek Partisi Bursa İl Başkanlığı tarafından düzenlenen iftar programında gündeme ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Bursa’daki Podyum Park’ta gerçekleştirilen programda konuşan Davutoğlu, hem küresel gelişmeler hem de Türkiye’nin iç politikası ve ekonomik durumu hakkında kapsamlı değerlendirmeler yaptı. Davutoğlu’nun konuşmasında özellikle küresel güvenlik dengeleri, Ortadoğu’daki gelişmeler, Türkiye’nin dış politika pozisyonu, savunma stratejileri ve ekonomide yaşanan sıkıntılar öne çıktı. “Dünya düzeni sarsılıyor” diyen Davutoğlu, küresel sistemin ciddi bir kırılma sürecine girdiğini savunarak “Üçüncü Dünya Savaşı fiilen başlamıştır” ifadelerini kullandı. Bursa’nın Tarihi Mirasına Vurgu: “Bu Şehir Bir Medeniyet Projesidir” Programda konuşmasına Bursa’nın tarihsel ve kültürel kimliğine değinerek başlayan Davutoğlu, şehrin yalnızca bir yerleşim alanı olarak değil, aynı zamanda bir medeniyet tasavvurunun önemli merkezlerinden biri olarak görülmesi gerektiğini ifade etti. Bursa’nın Osmanlı’dan günümüze uzanan köklü geçmişine dikkat çeken Davutoğlu, özellikle genç kuşakların bu tarihsel birikimi tanımasının büyük önem taşıdığını belirtti. Davutoğlu konuşmasında şu değerlendirmeyi yaptı: “Bursa sadece yaşanılan bir şehir değildir. Bursa, yaşamın nasıl olması gerektiğini gösteren bir projedir. Bu şehirde tarih, kültür, mimari ve insan ilişkileri bir medeniyet anlayışının izlerini taşır.” Bir devletin ve medeniyetin güçlü olabilmesi için üç temel unsurun hayati olduğunu söyleyen Davutoğlu, bunları ahlak, hukuk ve gelenek olarak sıraladı. Bu üç unsurun bir araya gelmediği toplumlarda kalıcı devlet düzeninin kurulamayacağını vurguladı. Gazze Tepkisi: “İnsanlık Dramı Canlı Yayın Gibi İzleniyor” Konuşmasının önemli bir bölümünü Ortadoğu’daki gelişmelere ayıran Davutoğlu, özellikle Gazze’de yaşanan insani krize dikkat çekti. Gazze’de yaşananların dünya kamuoyu tarafından adeta bir ekran başından izlenen trajediye dönüştüğünü belirten Davutoğlu, uluslararası toplumun ve özellikle İslam dünyasının yeterli sorumluluk almadığını söyledi. Gazze’ye insani yardımın girişinin engellendiğini savunan Davutoğlu, Refah Sınır Kapısı’nın kapalı tutulmasını eleştirerek şöyle konuştu: “Orada yaşanan dram karşısında dünya sadece izliyor. İnsani yardımların girişinin engellendiği bir ortamda insanlar çaresiz bırakılıyor.” “Türkiye’nin İsrail’le Aynı Fotoğrafta Olmasını Kabul Edemem” Davutoğlu, ABD’de eski başkan Donald Trump döneminde gündeme gelen bazı diplomatik girişimlere de değinerek Türkiye’nin İsrail ile aynı siyasi pozisyonda gösterilmesine sert tepki gösterdi. Türkiye’nin bölgesel politikalarda bağımsız ve onurlu bir duruş sergilemesi gerektiğini vurgulayan Davutoğlu şu ifadeleri kullandı: “Trump’ın sözde barış kurulunun içinde İsrail’in yanında Türkiye’nin bulunmasını ne midem kaldırır ne de yüreğim kaldırır. Böyle bir şey kabul edilemez.” Filistin meselesinde Türkiye’nin yalnızca söylemde değil, diplomatik ve siyasi düzeyde de güçlü bir tavır ortaya koyması gerektiğini belirten Davutoğlu, Filistin’e destek politikalarının onur ve ilke temelinde yürütülmesi gerektiğini dile getirdi. “Üçüncü Dünya Savaşı Başladı” Konuşmasının en dikkat çekici bölümü ise küresel güvenlik dengelerine ilişkin değerlendirmeleri oldu. Davutoğlu, mevcut uluslararası sistemin büyük bir çözülme sürecinden geçtiğini savundu. Bugünkü çatışmaların klasik anlamdaki dünya savaşlarından farklı bir yapıya sahip olduğunu ifade eden Davutoğlu, dünyada birbirinden kopuk gibi görünen çatışmaların aslında aynı büyük krizin parçaları olduğunu söyledi. Davutoğlu bu durumu şöyle özetledi: “Bugün Ukrayna’da, Ortadoğu’da ve farklı bölgelerde gördüğümüz çatışmalar aslında büyük bir kırılmanın fragmanlarıdır. Üçüncü Dünya Savaşı fiilen başlamıştır. Herkes kendini buna göre hazırlamalıdır.” Davutoğlu’na göre küresel düzenin temel kurumları da ciddi bir sarsıntı geçiriyor. Özellikle uluslararası sistemin önemli aktörlerinden olan Birleşmiş Milletler başta olmak üzere küresel kurumların etkinliği zayıflamış durumda. Uluslararası ticaret düzeninin ve küresel sağlık sisteminin de aynı kırılganlığın etkisi altında olduğunu belirten Davutoğlu, dünyada yeni bir güç dengesi arayışının başladığını ifade etti. “İncirlik ve Kürecik Üsleri İsrail İçin Kullanılamaz” Türkiye’nin savunma kapasitesinin güçlendirilmesi gerektiğini söyleyen Davutoğlu, askeri caydırıcılığın önemine dikkat çekti. Türkiye’nin savunma sanayisinde üretim kapasitesini artırması gerektiğini belirten Davutoğlu, özellikle modern silah sistemleri ve insansız hava araçlarının önemine değindi. Ancak Türkiye topraklarının başka ülkelerin askeri operasyonları için kullanılmasına kesinlikle izin verilmemesi gerektiğini vurguladı. Davutoğlu bu konuda açık bir uyarıda bulunarak şu ifadeleri kullandı: “İncirlik Üssü’nün ya da Kürecik Üssü’nün Amerikalılar tarafından İsrail adına İran’a karşı kullanılmasına izin vermeyiz.” Türkiye’nin komşu ülkelere karşı gerçekleştirilecek askeri operasyonlarda bir üs konumuna düşmemesi gerektiğini belirten Davutoğlu, bunun hem diplomatik hem de ahlaki açıdan kabul edilemez olduğunu söyledi. Türkiye-İran Gerilimi İddialarına Tepki Son günlerde Türkiye’ye yönelik füze iddialarına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Davutoğlu, bazı uluslararası medya organlarının bu olayı Türkiye ile İran arasında gerilim yaratacak şekilde sunduğunu öne sürdü. Davutoğlu, konuyla ilgili olarak Türkiye’nin resmi açıklamalarına dikkat çekerek söz konusu füzenin doğrudan Türkiye’yi hedef aldığına dair kesin bir bulgu bulunmadığını belirtti. Olası hedefin Irak-Suriye hattı üzerinden Güney Kıbrıs’taki İngiliz üsleri olabileceği değerlendirmesini paylaşan Davutoğlu, İran Genelkurmayı’nın da Türkiye ile herhangi bir sorun bulunmadığını açıkladığını hatırlattı. Davutoğlu özellikle ABD medyasındaki yayınlara dikkat çekerek şöyle konuştu: “Dün Amerikan kanallarını izledim. Hepsi ağız birliği etmişçesine ‘İran Türkiye’ye saldırdı’ diyor. Niye söylüyorlar? Türkiye ile İran’ı çatıştırmak için.” Davutoğlu, Türkiye’nin mezhep temelli bir çatışmanın parçası olmayacağını da vurgulayarak Sünni-Şii geriliminin bölgeyi daha büyük bir kaosa sürükleyeceği uyarısında bulundu. “Türkiye’yi Savaşın Parçası Yapmak İstiyorlar” Davutoğlu, Türkiye’nin bölgesel çatışmaların içine çekilmek istendiğini savunarak hem siyasi hem de askeri karar alıcıların dikkatli davranması gerektiğini ifade etti. Türkiye ile İran arasında yüzyıllardır doğrudan bir savaş yaşanmadığını hatırlatan Davutoğlu, iki ülkenin rekabet edebileceğini ancak doğrudan çatışma içine girmesinin bölge için yıkıcı sonuçlar doğuracağını söyledi. Davutoğlu, Türkiye’nin bağımsız bir dış politika çizgisini koruması gerektiğini belirterek şu çağrıda bulundu: “Türkiye’yi savaşın parçası haline getirecek adımlara izin verilmemelidir.” Ekonomi Eleştirisi: “Faizci-Rantiyeci Kazanıyor” Davutoğlu konuşmasında Türkiye ekonomisine de geniş yer ayırdı. Mevcut ekonomik düzenin üretimden ziyade rant ve finans kazançlarını öne çıkardığını savunan Davutoğlu, sanayicilerin ciddi sıkıntılar yaşadığını dile getirdi. Türkiye’de enflasyonun çok yüksek seviyelerde olduğunu belirten Davutoğlu, özellikle akaryakıt fiyatlarının üretim maliyetlerini artırdığını söyledi. “Dünyanın en yüksek enflasyon oranlarından birine sahibiz. Mazot fiyatı en pahalı ülkelerden biri haline geldik. Zam üstüne zam geliyor.” Davutoğlu’na göre bu tablo sanayi üretimini doğrudan etkiliyor ve üretim kapasitesinin daralmasına neden oluyor. Hasanağa OSB Eleştirisi: “Yolu Görünce Utandım” Davutoğlu’nun Bursa programı kapsamında gün içinde sanayi bölgelerinde de temaslarda bulunduğu öğrenildi. Hasanağa Organize Sanayi Bölgesi’ni ziyaret ettiğini belirten Davutoğlu, bölgenin altyapı sorunlarına dikkat çekti. Otobandan sanayi bölgesine uzanan yolun durumunu eleştiren Davutoğlu, bu tablo karşısında utanç duyduğunu söyledi. “Otobandan Hasanağa OSB’ye giden yolu gördüm ve utandım. Burası 30 yıllık bir organize sanayi bölgesi.” Bölgede Japon ve Alman firmaları gibi çok uluslu şirketlerin faaliyet gösterdiğini hatırlatan Davutoğlu, böylesi bir sanayi merkezinin altyapı sorunlarıyla anılmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti. Davutoğlu, Bursa’daki sanayicilerin ve vatandaşların bu sorunların çözümü için yerel yöneticiler üzerinde daha fazla baskı kurması gerektiğini de sözlerine ekledi. Program Yoğun Katılımla Gerçekleşti Gelecek Partisi Bursa İl Başkanlığı’nın düzenlediği iftar programına parti yöneticileri, sivil toplum temsilcileri, iş insanları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Program, Ramazan ayının birlik ve dayanışma mesajlarıyla tamamlanırken Davutoğlu’nun küresel gelişmelere ilişkin yaptığı “Üçüncü Dünya Savaşı başladı” değerlendirmesi geceye damga vuran açıklama olarak öne çıktı.

Davutoğlu: 3. Dünya Savaşı başladı Haber

Davutoğlu: 3. Dünya Savaşı başladı

Eski Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Gelecek Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, Gelecek Partisi Bursa İl Başkanlığı tarafından Podyum Park'ta düzenlenen buluşmada gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Davutoğlu, Bursa'daki buluşmada kentin tarihsel birikimine ve şehir kültürüne vurgu yaptı. Bursa'nın sadece bir yaşam alanı değil, yaşam için bir proje olarak görülmesi gerektiğini dile getiren Davutoğlu, özellikle gençlere kentin kültürünü tanımaları çağrısında bulundu. Devlet olmanın ve bir medeniyet kurmanın "ahlak, hukuk ve gelenekle" mümkün olabileceğini ifade eden Davutoğlu, Bursa'nın tarihsel dokusunun bu anlamda güçlü bir örnek taşıdığını belirtti. Davutoğlu, İslam dünyası liderleri başta olmak üzere uluslararası toplumun Gazze'de yaşananlara karşı yeterli sorumluluk almadığını savundu. Refah kapısının kapalı tutulduğunu, insani yardımın girişinin engellendiğini ve bunun uzun süredir canlı yayın izlenir gibi sürdüğünü belirtti. Türkiye'nin uluslararası platformlarda İsrail'le aynı çizgide görünmesine yönelik sert bir itiraz dile getirdi. Davutoğlu, "Trump'ın sözde barış kurulunun içinde İsrail'in yanında Türkiye'nin olmasını ne midem kaldırıyor ne yüreğim kaldırır. Olmaz. Olmaz" ifadelerini kullandı. Davutoğlu, Filistin'e yardım söyleminin ancak onur ve ile ile anlam kazanabileceğini vurguladı. "ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI FİİLEN BAŞLAMIŞTIR" Davutoğlu, küresel düzenin kırılganlığına ilişkin değerlendirmelerinde ise, dünyanın bir düzen yıkımı sürecinden geçtiğine dikkat çekti. Bu sürecin tek bir cephede başlayıp biten klasik savaşlara benzemeyeceğini dile getiren Davutoğlu, Ukrayna-Rusya savaşı, ABD-İsrail-İran gerilimi ve farklı bölgelerdeki çatışmaları "fragmanlar" olarak niteledi. Bu noktada, küresel ölçekte daha geniş bir kırılmanın başladığını ifade eden Davutoğlu, "Üçüncü Dünya Savaşı fiilen başlamıştır. Herkes kendini alıştırsın" ifadelerini kullandı. Birleşmiş Milletler sistemi, uluslararası ticaret ve sağlık düzeni gibi yapıların sarsıldığını savunan Davutoğlu, Trump dönemindeki politikaların "var olan düzeni yıkan" etkiler ürettiğini söyledi. "İNCİRLİK VE KÜRECİK'İN İSRAİL ADINA KULLANILMASINA İZİN VERMEYİZ" Davutoğlu, Türkiye'nin savunmasını güçlendirmesi gerektiğini belirterek, "Toplarınızı, dronelarınızın sayısını artıracaksınız; stokta yeteri kadar olacak” değerlendirmesinde bulundu. Ancak bunun, Türkiye topraklarının başka bir ülkenin komşu ülkeye saldırısı için üs gibi kullanılmasını meşrulaştırmayacağını vurgulayan Davutoğlu, "İncirlik Üssü'nün ya da Kürecik Üssü'nün Amerikalılar tarafından İsrail adına İran'a karşı kullanılmasına izin vermeyiz" sözleriyle tepki gösterdi. Türkiye'nin "komşu ülkeye saldırı için kullanılan üs mantığına" kapı açmaması gerektiğini söyleyen Davutoğlu, bu yaklaşımın şehitlerin hatırasına da aykırı olduğunu dile getirdi. "TÜRKİYE-İRAN'I ÇATIŞTIRMAK İÇİN ‘TÜRKİYE'YE SALDIRDI" DİYORLAR" Davutoğlu, Türkiye atıldığı öne sürülen bir füze haberinin ardından yapılan değerlendirmelere dikkat çekerek, Türkiye'nin doğrudan hedef alındığı yönündeki yorumların kasıtlı biçimde dolaşıma sokulabileceğini ifade etti. Milli Savunma Bakanlığı'nın açıklamasının da bu yönde olduğunu hatırlatan Davutoğlu, olayın Türkiye'ye yönelmiş bir saldırıdan ziyade Irak-Suriye hattı üzerinden Güney Kıbrıs'taki İngiliz üslerine dönük bir hedefleme ihtimali taşıdığı değerlendirmesini aktardı. İran Genelkurmayı'nın da "Türkiye'yle herhangi bir sorun yok" yönünde açıklama yaptığını söyleyen Davutoğlu, ABD medyasındaki bazı yayınlara işaret ederek, "Dün CNN dahil Amerikan kanallarını izledim; hepsi ağız birliği etmişçesine 'İran Türkiye'ye saldırdı' diyor. Niye söylüyorlar? Türkiye'yle İran'ı çatıştırmak için" ifadelerini kullandı. Davutoğlu, Türkiye'nin bölgesel bir çatışmanın içine çekilmek istendiğini belirterek, tarihsel bir hatırlatmada bulundu ve Türkiye ile İran arasında yüzyıllardır savaş yaşanmadığını söyledi. Türkiye'nin İran'la rekabet edebileceğini ancak mezhep ekseninde bir gerilimin parçası olmayacağını vurgulayan Davutoğlu, "El ele Sünni-Şii çatışmasının parçası olmayız" değerlendirmesinde bulundu. Davutoğlu, "Türkiye'yi savaşın parçası kılacak şekilde Amerikalıların ya da İsraillilerin bir adım atmasına izin vermeyin" çağrısını dile getirdi. "FAİZCİ-RANTİYECİ KAZANIYOR, SANAYİ DURMA NOKTASINDA" Davutoğlu, "faizci-rantiyeci" olarak tanımladığı bir kesimin güçlendiğini savunarak, sahada sanayicilerin ciddi sıkıntı yaşadığını söyledi. Enflasyon, yakıt fiyatları ve vergi yüküne dikkat çeken Davutoğlu, "Dünyanın en yüksek enflasyonlarından biri… En pahalı mazot bizde. Zam geldi" değerlendirmesinde bulundu. Davutoğlu, vatandaşın yükünün hafiflemediğini savunarak, gelir uçurumunun büyüdüğü bir tabloda sanayinin durma noktasına geldiğini dile getirdi. "HASANAĞA OSB'NİN YOLUNU GÖRÜNCE UTANDIM" Davutoğlu, gün içinde Hasanağa Organize Sanayi Bölgesi'ni ziyaret ettiğini belirterek, altyapı sorunlarını örnek gösterdi. Otobandan OSB'ye uzanan güzergaha ilişkin gözlemini paylaşan Davutoğlu, "Yolu gördüm, utandım" sözleriyle tepki gösterdi. Bölgede Japon ve Alman gibi çok uluslu şirketlerin de bulunduğunu aktaran Davutoğlu, "30 yıllık bir organize sanayi sitesinden bahsediyoruz" diyerek altyapı ve kamu hizmetlerinin geldiği noktayı eleştirdi; Bursalıların da mevcut yöneticiler üzerinde baskı kurması gerektiğini söyledi

HALUK LEVENT GAZZE İÇİN SÖZÜNÜ TUTTU BM KÜRSÜSÜNDE AYAKTA ALKIŞLANDI Haber

HALUK LEVENT GAZZE İÇİN SÖZÜNÜ TUTTU BM KÜRSÜSÜNDE AYAKTA ALKIŞLANDI

BM KÜRSÜSÜNDE AYAKTA ALKIŞLANDI Türk müziğinin sevilen ismi, Anadolu rock’ın güçlü sesi Haluk Levent, Gazze için verdiği sözü yerine getirerek uluslararası arenada önemli bir dayanışma örneğine imza attı. Daha önce Birleşmiş Milletler (BM) kürsüsünden yaptığı konuşmada konser gelirlerini Filistinli çocuklara bağışlayacağını açıklayan Levent, taahhüdünü yerine getirerek bağışı Birleşmiş Milletler aracılığıyla ihtiyaç sahiplerine ulaştırdı. New York’ta gerçekleşen temaslar kapsamında, Haluk Levent’in insani yardım çalışmaları BM yetkilileri tarafından da takdirle karşılandı. Ramazan ayı vesilesiyle gerçekleştirilen destek, Gazze’deki çocuklar için umut olurken, sanatın evrensel gücünü bir kez daha gözler önüne serdi. BM’den Açıklama: “Daha Yapacak Çok İşimiz Var” Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Yardımcısı Joyce Msuya, Haluk Levent ile gerçekleştirilen görüşmenin ardından yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: “Haluk Levent ile daha çok işlere imza atacağız.” Bu açıklama, sanatçı ile BM arasında gelecekte yeni insani yardım projeleri ve iş birliklerinin gündeme gelebileceğine işaret etti. Sivil inisiyatifin ve sanatın küresel diplomasiye katkısı açısından dikkat çeken bu gelişme, uluslararası kamuoyunda da yankı buldu. Sanatın İyileştirici Gücü Küresel Sahada Haluk Levent, yalnızca müziğiyle değil, kurucusu olduğu Ahbap Derneği aracılığıyla yürüttüğü sosyal sorumluluk projeleriyle de uzun yıllardır dikkat çekiyor. Deprem, afet ve insani kriz dönemlerinde hızlı organizasyon kabiliyetiyle öne çıkan Levent, bu kez dayanışma çağrısını Gazze’deki çocuklar için yaptı. Ramazan ayında ulaştırılan bağış, hem zamanlaması hem de kapsamı açısından sembolik bir anlam taşıdı. Konser gelirlerinin ihtiyaç sahiplerine yönlendirilmesi, sanatın yalnızca kültürel değil, insani bir misyon da taşıdığını gösterdi. Anadolu’dan BM Kürsüsüne Bir Anadolu rock sanatçısının Birleşmiş Milletler kürsüsünden dünyaya seslenmesi ve verdiği sözü yerine getirerek uluslararası bir insani yardım sürecine katkı sunması, Türkiye adına da önemli bir temsil örneği olarak değerlendiriliyor. Haluk Levent’in BM ile gerçekleştirdiği bu temas, sanatçı kimliğinin ötesinde bir sosyal liderlik örneği olarak görülüyor. Küresel insani yardım mekanizmaları ile sivil toplum girişimlerinin buluşması, kriz bölgelerine yönelik desteklerin daha organize ve sürdürülebilir şekilde yürütülmesine katkı sağlıyor. Küresel İş Birliği Mesajı BM Genel Sekreter Yardımcısı Joyce Msuya’nın “Gelecekte daha çok iş birliği yapacağız” vurgusu, Haluk Levent’in uluslararası düzeyde sosyal etki alanını genişletebileceğinin sinyali olarak yorumlandı. Gazze’deki çocuklara ulaştırılan bu destek, yalnızca maddi bir yardım değil; aynı zamanda dayanışma, vicdan ve insanlık adına verilen güçlü bir mesaj olarak kayıtlara geçti. Haluk Levent’in bu adımı, sanatın sınırları aşan gücünü ve bireysel sorumluluğun küresel ölçekte nasıl bir etki yaratabileceğini bir kez daha ortaya koydu.

Bahçeli'den "Terörsüz Türkiye" süreciyle ilgili net mesaj! Haber

Bahçeli'den "Terörsüz Türkiye" süreciyle ilgili net mesaj!

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin verdiği mesajında, "Terörsüz Türkiye sürecini sekteye uğratmak isteyenler, Türkiye'nin hasımlarıdır. İhanetlere karşı dikkatli olalım. Terörsüz Türkiye, Türk milletinin kaderine aracısız sahip çıkma hamlesidir." ifadelerini kullandı. BAHÇELİ'DEN TERÖRSÜZ TÜRKİYE MESAJI MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Terörsüz Türkiye süreci ile Suriye'de yaşanan gelişmelere ilişkin dikkat çeken mesajlar verdi. Terörsüz Türkiye sürecini sekteye uğratmak isteyenlerin olduğunu belirten Bahçeli, bunların ihanetlerine karşı dikkatli olunmasını gerektiğinin altını çizdi. Bahçeli, şunları söyledi: "Milletimiz ve devletimiz tarihin pek çok virajında uçurumun kenarına itilmiş, ancak feraseti, cesareti ve kimliğinin gücüyle her seferinde insanlık tarihindeki yolculuğunu kuvvetlenerek sürdürmeyi bilmiştir. Ne zaman ve ne şekilde olursa olsun Türk milletini yok etmeye çalışanların ensesinde bozkurtun nefesini her daim hissettirmeye yeminliyiz. "GÜNÜMÜZDE SAVAŞLAR DAHA ÇETREFİLLİDİR" Günümüzdeki savaş ve oyunlar insanlık tarihi boyunca görülen örneklerinden çok daha çetin ve çetrefillidir. Nitekim Türkiye bir yandan terör örgütleri eliyle yıpratılmaya çalışılmış, bir yandan da uluslararası yaptırımlar devreye girmiştir. Dış destekli demokrasi dışı girişimlerle istikrarsızlık oluşturulmuştur. Türkiye'nin şahlanışı her seferinde türlü oyunlarla engellenmeye çalışılmıştır. Partimiz Türk siyasi hayatında yer aldığı dönemde gayri millî her türlü unsurun, Türk ve Türkiye düşmanlarının daima korkulu rüyası olmuştur. Büyük Türk milletini ve devletini yok etmek isteyen dahili veya harici mahfillerin karşısında en önemli caydırıcı güç olarak hep milliyetçi-ülkücü hareket durmuştur. Bu şuurla Partimiz kökeni, anasının dili, mezhebi, meşrebi ne olursa olsun muhterem vatandaşlarımızı hedef alan her türlü tehdit ve tehlike karşısında milletçe bir ve beraber olabilmek için siyasi mücadelesini sürdürmektedir. "MİLLİ BİRLİĞİ KUVVETLENMİŞ BİR TÜRKİYE, DAHA KOLAY KALKINACAK" Muradımız milli birliğimizi güçlendirmektir. Türkiye'nin ve Türk milletinin ayağındaki tüm prangaları söküp atmaktır. Bin yıllık kardeşliğimizden aldığımız ilhamla bu topraklarda barış ve huzuru baki kılmaktır. Türkiye'yi tehdit eden gelişmelere karşı daha güçlü mukabele edebilmek, hep birlikte Türkiye olabilmektir. Terörsüz Türkiye derken kastettiğimiz budur. Milli birliğini kuvvetlendirmiş bir Türkiye, ekonomik ve sosyal kalkınmasını elbette daha kolay bir şekilde gerçekleştirecektir. Bu cümleden olarak Türkiye'mizin geçtiği tarihi eşik hepimize, ihmal edilemez sorumluluklar yüklemektedir. Geleceğimize sahip çıkmak elimizdedir. "TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİNİ SEKTEYE UĞRATMAK İSTEYENLER MİLLETİN HASIMLARIDIR" "Terörsüz Türkiye", "Terörsüz, İstikrarlı Bölge" hedefleri Türk milletinin kaderine aracısız sahip çıkma hamlesidir. Kim veya kimler bu hedefleri engellemek istiyorsa maksatlıdır. "Terörsüz Türkiye" ve "Terörsüz Bölge" hedeflerini sekteye uğratmayı amaçlayanlar Türkiye ve Türk milletinin hasımları yahut onların işbirlikçileridir. Bunlar ülke, millet hatta insanlık için faydalı işleri itibarsızlaştırma, toplumsal güveni aşındırma ve devlet kapasitesini zayıflatmaya memur edilmiş tiplerdir. "TERÖRSÜZ TÜRKİYE'YE ŞAŞI BAKANLAR AÇIĞA DÜŞTÜ" Türkiye'nin bağımsız, kendi ayakları üzerinde duran, kurumsal olarak güçlenmiş, küresel ölçekte söz sahibi bir aktör hâline gelmesini hazmedemeyen zavallılardır.Ancak terörsüz Türkiye yolunda bir bir aşılan engeller sonucu alınan mesafe karşısında Terörsüz Türkiye'ye şaşı bakanlar, milli birliği sabote etmek için el ovuşturanlar ve İsrail'e kukla olanlar hepsi birden açığa düşmüştür. "SURİYE'DE TERÖRÜN TASALLUTU SONA ERDİ" Kırılganlıklar devam etse de artık Suriye terörden tamamen arındırılma aşamasına gelmiştir. Suriye Cumhuriyeti'nde üniter, tek Suriye yolunda yeni bir denklem, yeni bir yapı oluşmuştur. Terörün tasallutu sona ermiş, Suriye ikinci defa özgürleşmiş, bunun kazananı da tüm Suriye halkı olmuştur. "BARIŞ ORTAMINDA HERKES KAZANACAK" Zira barış ve huzur ortamında herkes kazanacaktır. Suriye'de yaşanan son gelişmeler, Türkiye'nin milli huzur ve güvenliği, "terörsüz Türkiye" hedefi ve bölgesel istikrarın tesisi açısından kritik bir eşik teşkil etmektedir. Bu bağlamda, kapsayıcı, toplumsal uzlaşıyı önceleyen ve terör örgütlerinden arındırılmış "tek Suriye"nin inşası, söz konusu hedeflere doğrudan hizmet edecek stratejik bir zorunluluk olarak öne çıkmaktadır. Partimizin kuruluşunun 57'nci yıl dönümü de "terörsüz Türkiye" hedefinin somutlaştığı, bölgesel istikrarın milli güvenlikle bütünleştiği hayırlı bir döneme rastlamıştır. "BÖLGEMİZ YENİ ÇATIŞMALARA GEBE" Suriye'de olumlu gelişmeler yaşanırken Dünya huzursuz, başta İran olmak üzere bölgemiz yeni çatışmalara gebedir. Küresel sistem, son yıllarda eş zamanlı ve çok katmanlı krizlerin belirlediği istikrarsızlık sürecinden geçmektedir. Benzer şekilde, Ukrayna–Rusya savaşı başta Türkiye'nin çabaları olmak üzere askeri ve diplomatik tüm girişimlere rağmen kalıcı bir barışla sonuçlandırılamamış, Avrupa güvenlik mimarisinde uzun vadeli belirsizlikleri derinleştirmiştir. "GAZZE'DE İNSANİ KRİZ SÜRÜYOR" Gazze'de ilan edilen ateşkese karşın, sivil halkın beslenme, barınma ve temel insani ihtiyaçlara erişiminde yaşanan ciddi yetersizlikler, insani krizin yapısal niteliğini sürdürdüğünü göstermektedir. Küresel adalet yerlerde sürünmekte, mazlumların feryatları her coğrafyadan duyulmaktadır. Türkiye, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde yeni bir çatışma iklimi oluşmaması için tüm insani ve diplomatik çabayı iyi niyetle ortaya koymaktadır. Bu yönüyle Türkiye diplomasinin önemli merkezlerinden birisi haline de gelmiştir. Dileğimiz aklın, izanın ve sağduyunun hâkim olması, bölgemizde huzurun ve barışın tesis edilmesidir. "UZUN VADELİ STRATEJİK HEDEFİMİZ TÜRKİYE YÜZYILI'NI İNŞA ETMEK" Milliyetçi Hareket Partisi Türkiye'yi ve Türk milletini güvenli müreffeh bir geleceğe taşımaya yeminlidir. Uzun vadeli stratejik hedefimiz Türk ve Türkiye yüzyılını adım adım inşa ederek İstanbul'un fethinin 600. Yıldönümü olan 2053 yılında Türkiye'nin Dünyada süper güç ve lider ülke haline gelmesini sağlamaktır. Bu amaçla 2053 yılına kadar olan "27 yıllık dönem dokuzar yıllık üç aşamalı" bir stratejik planlamayla ihya edilmelidir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak 2053 yılına kadar küresel alanda güç merkezi haline gelmiş bir Türkiye'yi oluşturmaya kararlıyız. Bu doğrultuda küresel liderlik için bir yol haritası ortaya konulmalıdır. Bize göre "2053 Küresel Liderlik Yol Haritası" üç dönem halinde şu şekilde planlanmalıdır. "BİRİNCİ DÖNEM KALKINMA HAMLESİ DÖİNEM" Birinci dokuz yıllık dönem 2026–2035 yıllarını kapsayan "Milli Birlik, Devlet kapasitesinde Stratejik Dönüşüm ve Kalkınma Hamlesi Dönemi"dir. Bu dönem, demokratik hukuk devleti ilkelerinin güçlendiği, Türkiye'nin sosyo-ekonomik sorunlarının çözüldüğü, sürdürülebilir bir ekonomik büyüme ile sosyal gelişmenin sağlandığı, milli bütünleşme ve kaynaşmanın tesis edildiği bir dönem olacaktır. Türkiye tüm vatandaşları ile "birlikte yaşama arzusunu" güçlendirerek bütün enerjisini Türkiye'nin kalkınmasına yöneltme başarısını bu dönemde gösterecektir. Bu dönem, ülkemizin milletler camiasında saygınlığı artarken toplumdaki yozlaşmanın önüne geçilerek ahlaki ve iktisadi temelde kalkınma hamleleriyle Türkiye sıçrama yapacaktır. "İKİNCİ DÖNEM MERKEZ ÜLKE TÜRKİYE DÖNEMİ" İkinci dönem 2036–2044 yıllarını kapsayan "Merkez Ülke Türkiye Dönemi"dir. Bu dönem ekonomik ve sosyal kalkınmasında hamle yapmış, küresel rekabette ön almış, hem doğuya hem batıya bakan Selçuklu kartalı anlayışında kutupbaşı olmuş bir Türkiye dönemi olacaktır. Türkiye hem doğu ve batı arasında merkezi güç, hem de tüm jeopolitik ve ekonomik kuşakların merkezinde yer alan bir "merkez ülke" olacaktır. "ÜÇÜNCÜ DÖNEM KÜRESEL LİDERLİK VE MEDENİYET İNŞA DÖNEMİ" Üçüncü dönem 2045–2053 yıllarını kapsayan, "Küresel Liderlik ve Medeniyet İnşa Dönemi" olacaktır. 2053 yılını hedefleyen uzun vadeli stratejimizin temel amacı; ülkemizin, çağdaş dünyayı Türkçe algılama ve değerlendirme yeteneğine sahip, küresel düzeyde etkili ve ekonomide dünyanın ilk sıralarında yer alan ülkelerinden biri olan "lider ülke" konumuna yükseltilmesidir. Böylesi bir Türkiye adalet ve ahlak temelinde insanlığın huzurunu sağlamaya dönük medeniyet telakkisini hayata geçirme imkanı da bulacaktır. Bu stratejik uzun vadeli hedeflerle birlikte güncel meselelere yönelik çalışmalar yapıyor, projeler geliştiriyoruz. Geleceğin Türkiye'sini inşa ediyoruz. 2071 yılında cihan ve uzay hakimiyeti ülkümüzü inşallah gerçekleştireceğiz. Ekonomisiyle, güvenliğiyle, göç ve sosyal politikalarıyla; Türk kuşağı stratejisiyle, Türkiye merkezli bir medeniyet anlayışıyla insanlığın en çok ihtiyaç duyduğu huzuru hem içeride hem de dışarıda tesis etmeye çalışıyoruz. Önümüzdeki dönemde Türk ve Türkiye Yüzyılı'nı inşa etmek için kararlılıkla çalışacak milli birlikle gücümüze güç katacağız. Türkiye, bir kutup başı gibi sivrilirken küresel sistemde belirleyici bir aktör haline gelecektir. "CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİYLE UYUMLU HALE GETİRİLECEK DÜZENLEMELER YAPILMALI" Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin kurumsal yapısını güçlendirmek, devlete kattığı değeri daha ileri taşımak zorundayız. Bu çerçevede demokratik hukuk devleti güçlendirilmeli, devlet ve toplum düzenini Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'yle bütünüyle uyumlu hale getirecek yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Ekonomik ve sosyal politikalar dar gelirli vatandaşlarımızı koruyacak şekilde belirlenmeli ve uygulanmalıdır. Devlete yuvalanarak varlığımızı ve birliğimizi riske atan, hala aktif olan kripto damar FETÖ ile benzeri her türlü yapının kararlılıkla üzerine gidilmelidir. "İHANETLERE KARŞI DİKKATLİ OLMALIYIZ" İhanetlere karşı dikkatli olmalı, zalimlere karşı mazlumların safında buluşmalı, yanlışa karşı doğrunun şemsiyesi altında toplanmalıyız. Amacımız; refahı artıran, ahlak ve istikrar temelli, katılımcı ve kapsayıcı bir kalkınma modelini hayata geçirmektir. Zira Türk siyasetinin bir ahlak reformuna, yeni bir kalkınma hamlesine, istikametini milletimizin hedef ve özlemlerinden alan muhtevalı bir toparlanmaya ihtiyacı vardır."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.