Hava Durumu

#Enerji

Gürsu Haber - Enerji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enerji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sedat Yalçın:Türkiye’nin sorunu yanlış üretim modeli Haber

Sedat Yalçın:Türkiye’nin sorunu yanlış üretim modeli

Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı, Kalkınma Politikaları Başkanı Yeminli Mali Müşavir Sedat Yalçın, para politikalarının enflasyonu başlatan ve şiddetlendiren unsurları kontrol edebileceğini ancak kalıcı çözümün üretim sisteminin yeniden yapılandırılmasından geçtiğini vurguladı. Merkez Bankası’nın faiz, döviz kuru, kredi genişlemesi ve tasarruf–yatırım dengesi üzerinden enflasyonu yönetebileceğini ifade eden Yalçın, buna rağmen sorunun sadece para politikasıyla çözülemeyeceğini söyledi. “Yapısal sorunlar ekonomiyi kilitliyor” Türkiye’de üretim sisteminin uzun yıllardır biriken yapısal sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirten Yalçın, eğitim sistemi ile iş gücü verimliliği arasındaki kopukluğun üretim kalitesini düşürdüğünü dile getirdi. Mesleki eğitim ile mühendislik alanları arasındaki uyumsuzluk da ekonominin rekabet gücünü zayıflatan faktörler arasında gösterildi. Enerji ve ara malında dışa bağımlılığın Türkiye ekonomisini kırılgan hale getirdiğini belirten Yalçın, bu durumun cari açık riskini artırdığı gibi maliyet enflasyonunu da tetiklediğini ifade etti. Sanayi ve tarımda verimlilik sorunu Sanayi ve tarımda küçük ölçekli ve parçalı işletme yapısının verimliliği sınırladığını belirten Yalçın, sanayinin uzun vadeli finansman bulmakta zorlandığını söyledi. Kalkınma ölçeğinde planlama eksikliğine de dikkat çeken Yalçın, organize sanayi bölgelerinin demiryolu ve liman bağlantılarındaki yetersizliğin lojistik maliyetlerini artırdığını ifade etti. “Yüksek teknoloji üretimine geçmek zorundayız” Yalçın, Türkiye’nin küresel rekabette geri kalmaması için yüksek teknolojiye dayalı üretimmodeline geçmesi gerektiğini vurgulayarak, dijital ve yeşil dönüşümünü tamamlamış bir üretim ekosisteminin oluşturulmasının şart olduğunu söyledi. Güçlü lojistik altyapı, mekânsal entegrasyon ve ihracatta yüksek teknoloji payının artırılmasının kalkınma politikalarının temel hedefleri arasında yer aldığını belirten Yalçın, “Türkiye’nin üretimsistemi kapsamlı bir reformdan geçmeden ekonomik sorunların kalıcı şekilde çözülmesi mümkün değil” ifadelerini kullandı.

Tarımda Türkiye Yüzyılı Zirvesi gerçekleşti Haber

Tarımda Türkiye Yüzyılı Zirvesi gerçekleşti

Albayrak Medya, 2023 yılından bu yana “Türkiye Yüzyılı Zirveleri” ana başlığı altında, Bakanlıklarla geliştirdiği iş birlikleriyle; enerji, ihracat, ulaşım, altyapı, tarım, ticaret ve finans gibi stratejik alanlarda düzenlediği zirvelerle Türkiye Yüzyılı vizyonunun şekillenmesine yön veren başlıca platformlardan biri haline geldi. 2026 yılında da yeni zirvelerle bu etki alanını genişleterek sürdürüyor. 27 Mart Cuma günü İstanbul Finans Merkezi’nde gerçekleşen son zirvede ise Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın katılımıyla özel bir oturum düzenlendi. Yeni Şafak Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Likoğlu, Z Raporu Genel Yayın Yönetmeni Semra Karabaş ve TVNET Genel Yayın Yönetmeni Serhat İbrahimoğlu’nun moderasyonunda gerçekleşen oturumda; tarım verimliliği, gıda arz güvenliği, sürdürülebilirlik politikaları ve sektörün geleceğine ilişkin stratejik başlıklar ele alındı. Tarım ve Orman Bakanlığı ve Albayrak Medya iş birliğiyle düzenlenen zirvede, birbirinden deneyimli konuşmacılar Türkiye’nin tarım alanında hayata geçirdiği projeleri değerlendirdi. Modern ve sürdürülebilir projelerin, gıda arz güvenliğinin ve uluslararası gelişmelerin merkeze alındığı zirveye; Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Albayrak Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Albayrak, Albayrak Grubu Yönetim Kurulu Başkan Vekili Nuri Albayrak, Albayrak Grubu Yönetim Kurulu Üyeleri, Albayrak Grubu Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Nurettin Canikli, Ziraat Bankası Genel Müdürü ve Türkiye Bankalar Birliği Başkanı Alpaslan Çakar ve Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mehmet Tütüncü başta olmak üzere çok sayıda davetli katıldı. Tarsim, Trendyol, Türk Hava Yolları, Türk Telekom, VakıfBank ve Ziraat Bankası’nın sponsorluğunda gerçekleşen zirvede, tarım sektörünün kritik başlıkları kapsamlı şekilde ele alındı.

Prof. Dr. Selma Yel, İran savaşının Türkiye için riskini açıkladı Haber

Prof. Dr. Selma Yel, İran savaşının Türkiye için riskini açıkladı

Haber: Ercan Çalışır Prof. Dr. Selma Yel, kaleme aldığı analizde Türkiye’nin enerji görünümüne dair çarpıcı veriler paylaştı. Yel’in değerlendirmesine göre, Karadeniz Sakarya Gaz Sahası’nda bulunan yaklaşık 710 milyar m³’lük doğalgaz rezervi teorik olarak 10-12 yıllık bir imkân sunsa da üretimin henüz tam kapasiteye ulaşmaması nedeniyle kısa vadede dışa bağımlılık devam ediyor. Mevcut doğalgaz depolama kapasitesinin yıllık tüketimin yalnızca %10’una karşılık geldiğini hatırlatan Yel, “Bu da muhtemel kriz durumlarında sınırlı bir güvence oluşturmaktadır” uyarısında bulundu. Yıllık doğalgaz tüketiminin 50-60 milyar m³ seviyesine ulaştığı Türkiye’nin büyük ölçüde enerji ithalatçısı olduğuna dikkat çeken Yel, şu ifadeleri kullandı: “Ekonomik olarak zaten zorda olan ülkemiz adına riskli bir sürece girildiğini söylemek mümkündür. Mevcut gelişmeler, Türkiye’de doğalgaz ve elektrik fiyatlarının artacağını, sanayi üretiminin pahalanacağını ve enflasyonun daha da yükselebileceğini işaret etmektedir.” “Türkiye siyasi ve jeopolitik tavizlere zorlanabilir” Prof. Dr. Yel, sürecin yalnızca fiyat artışıyla sınırlı kalmayacağını, enerji tedariki üzerinden yürütülen pazarlıkların Türkiye’yi siyasi ve jeopolitik tavizlere zorlayan bir baskı aracına dönüşebileceğini belirtti. Bu durumun ülkeyi daha kırılgan bir zemine sürükleyebileceğini ifade eden Yel, “Velhasıl Türkiye için enerji krizi artık kapıda değil, içerde ve geleceğimizdedir” değerlendirmesinde bulundu. “Alternatif kaynaklar zamanında geliştirilebilseydi” Türkiye’nin zamanında alternatif kaynaklar, güçlü depolama ve alternatif yeni hatları yeterince geliştiremediğini vurgulayan Yel, “Bu olumsuzlukların çok daha hafif hissedilmesi mümkün olabilirdi. Umarız hâlâ geç kalınmamıştır” ifadelerini kullandı. Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının ardından Brent petrolün varil fiyatı 100 euro barajını geçti. Söz konusu dalgalanma nedeniyle Türkiye'de akaryakıt fiyatlarına rekor zamlar geldi. Savaşın devam etmesi halinde fiyat istikrarsızlığının artarak devam edeceği değerlendirildi.

Bursa Su Kolektifi ve Genç Çevrecilerden Milli Parklar Kanunu tepkisi! Haber

Bursa Su Kolektifi ve Genç Çevrecilerden Milli Parklar Kanunu tepkisi!

Bursa Su Kolektifi üyeleri, Milli Parklar Kanunu’nda yapılması planlanan değişikliklerin milli parkların doğal yapısını tehdit ettiğini belirtti. Açıklamada, teklif ile ulaşım, enerji, maden, turizm ve altyapı projelerinin milli parklarda uygulanmasının önünün açılabileceği ifade edilerek, bu durumun ekosistemlere ciddi zarar vereceği kaydedildi. Kolektif, özellikle Uludağ Milli Parkı’nda daha önce yapılan düzenlemelerin yapılaşma ve turizm baskısını artırdığını hatırlatarak, yeni teklifin doğa koruma anlayışını zayıflatacağını savundu. Milli parkların gelecek kuşakların ortak mirası olduğu vurgulanarak, yasa teklifinin geri çekilmesi çağrısında bulunuldu. Z Doğa Derneği Bursa Temsilcisi Zeynep Göksu İnayet Genç çevrecilerden Uludağ uyarısı Kanun değişikliğine bir tepki de Z Doğa Derneği Bursa temsilciliğinden geldi. Dernek adına açıklama yapan Zeynep Göksu İnayet, milli parkların yalnızca doğal alanlar değil, aynı zamanda su kaynakları ve biyolojik çeşitlilik açısından kritik öneme sahip olduğunu söyledi. İnayet, özellikle Uludağ Milli Parkı’nın Marmara Bölgesi’nin en önemli su havzalarından biri olduğunu belirterek, “Koruma statüsünde yapılacak her gevşeme habitat kaybına, su krizlerine ve iklim risklerinin artmasına neden olabilir” dedi. “Koruma değil, kullanım baskısı artacak” Çevreciler, yasa teklifinin koruma yerine kullanım odaklı bir yaklaşım getirdiğini savunarak, milli parkların ekonomik projelere açılmasının uzun vadede doğa tahribatına yol açacağı uyarısında bulundu. Açıklamada, karar süreçlerinin bilimsel, şeffaf ve katılımcı şekilde yürütülmesi gerektiği vurgulanırken, kamuoyuna milli parkların korunması için duyarlılık çağrısı yapıldı.

İŞÇİDER Toplantısında Sert Çıkış Haber

İŞÇİDER Toplantısında Sert Çıkış

İşçi Haklarını Koruma ve Dayanışma Derneği (İŞÇİDER), haftalık olağan toplantısını Bursa’nın Osmangazi ilçesi Soğanlı Mahallesi’nde, Yönetim Kurulu Üyesi Besim Özdemir’in ev sahipliğinde gerçekleştirdi. Toplantıya Bursa’nın tanınmış esnaflarından Ahmet Kırcıman da konuk olarak katıldı. Ekonomik kriz, emekli maaşları, asgari ücretteki erime, küçük esnafın içinde bulunduğu çıkmaz ve kıdem tazminatı tartışmalarının masaya yatırıldığı toplantıda, İŞÇİDER Genel Başkanı İsmail Doru’nun açıklamaları dikkat çekti. Doru, ekonomik tabloya ilişkin değerlendirmesinde sert ifadeler kullanarak, “Sorun işçide değil, patronlar doymuyor” dedi. “Emeklinin 12 Bin Lirası Buhar Oldu” Toplantıda söz alan yöneticiler, emeklilerin bayram ikramiyelerinin yıllar içinde ciddi değer kaybına uğradığını vurguladı. 2018 yılında 1000 TL olarak verilen bayram ikramiyesinin alım gücü üzerinden değerlendirme yapan İsmail Doru, çarpıcı bir hesaplama ortaya koydu: “2018’de 1000 TL alan emekli, bugünün ekonomik şartlarında en az 17 bin TL almalıydı. Ancak bugün 5 bin TL verileceği konuşuluyor. Aradaki 12 bin TL emeklinin cebinden buhar olup uçtu. Bu açık bir hak kaybıdır.” Doru, emeklilerin yıllarca çalışarak ülke ekonomisine katkı sunduğunu, ancak bugün yaşam mücadelesi vermek zorunda bırakıldığını belirterek, “Emekli sadaka değil, hakkını istiyor” ifadelerini kullandı. “Asgari Ücret Daha Şubat’ta Yüzde 30 Eriydi” Toplantıda en çok üzerinde durulan başlıklardan biri de asgari ücretteki alım gücü kaybı oldu. Yıl başında yapılan artışın daha Şubat ayına gelmeden büyük ölçüde eridiğini söyleyen Doru, yüksek enflasyon karşısında maaşların hızla değer kaybettiğini ifade etti. “Henüz yılın ikinci ayındayız. Asgari ücret yüzde 30 değer kaybetti. Maaşlar eridi. İşçi daha cebine girmeden kaybediyor. Bu tablo sürdürülebilir değil.” Doru, asgari ücretlinin temel gıda ve barınma giderlerini karşılamakta zorlandığını belirterek, “Asgari ücretli açlıkla imtihan ediliyor” dedi. Küçük Esnaf Alarm Veriyor: “Batıyoruz, Kimse Duymuyor” Toplantıya katılan Bursa’nın sevilen esnaflarından Ahmet Kırcıman da küçük esnafın yaşadığı sıkıntılara dikkat çekti. Artan maliyetler, düşen alım gücü ve kredi yükü nedeniyle esnafın ayakta kalmakta zorlandığını belirten Kırcıman, şu ifadeleri kullandı: “Küçük esnaf olarak batıyoruz. Tek tek yok oluyoruz. Yöneticiler batmamızı izliyor. Hiçbir şekilde çözümle ilgili adım atılmıyor.” Esnafın artan kira, enerji ve vergi yükü altında ezildiğini ifade eden Kırcıman, piyasanın daraldığını ve ticaretin ciddi biçimde yavaşladığını söyledi. İsmail Doru ise küçük esnafın sistem içinde “yok hükmünde” görüldüğünü savunarak, “Esnaf da işçi de aynı girdabın içinde” dedi. “Bu Kriz Değil, Tercih” Bursa özelinde değerlendirmelerde bulunan Doru, özellikle tekstil ve inşaat sektörlerinde yaşanan daralmaya dikkat çekti. “Tekstil Bursa’da bilerek çökertildi. İnşaat sektörü kontrollü biçimde daraltıldı. Bunun adı kriz değil, tercihtir. Sonuç: işsizlik, güvencesizlik ve ucuz iş gücü cenneti.” Doru, üretim merkezlerinin zayıflatılmasının binlerce kişiyi işsizliğe ittiğini ve kayıt dışı, düşük ücretli çalışma koşullarının yaygınlaştığını savundu. “Kıdem Tazminatı İşçinin Son Kalesidir” Toplantının en sert başlıklarından biri kıdem tazminatı oldu. Son dönemde yeniden gündeme gelen “kıdem tazminatının fona devredilmesi” tartışmalarına net bir şekilde karşı çıkan Doru, geri adım atmayacaklarını söyledi. “Kıdem tazminatı işçinin son güvencesidir, son kalesidir. Fonlara devredilemez. Bu konu tartışmaya bile kapalıdır.” Doru, kıdem tazminatının işçinin yıllar süren emeğinin teminatı olduğunu belirterek, “Bu hak zayıflatılırsa işçinin elinde hiçbir güvence kalmaz” dedi. “Sorun Fakirde Değil, Azgın Kapitalistlerde” Toplantının sonunda ekonomik düzeni sert sözlerle eleştiren Doru, gelir dağılımındaki adaletsizliğe dikkat çekti. “Sorunlar çözümsüz değil. Fakirlerde bir sıkıntı yok. Zenginler doymak bilmeyen azgın kapitalistler gibi vahşice saldırıyor. İşçinin, emeklinin, esnafın sırtından daha ne kadar yük bindirilecek?” Doru, işçilerin ve emeklilerin tarihin hiçbir döneminde bu denli ağır bir ekonomik baskı altında kalmadığını savunarak, mücadele mesajı verdi. “Mücadele Sürecek” Toplantı, emekli, işçi ve küçük esnafın ortak sorunlarına karşı dayanışmanın artırılması ve hak arama mücadelesinin sürdürülmesi yönünde kararlılık mesajıyla sona erdi. İŞÇİDER yönetimi, ekonomik adaletsizliğe karşı seslerini yükseltmeye devam edeceklerini belirtirken, özellikle kıdem tazminatı ve ücret politikaları konusunda geri adım atılmayacağını vurguladı. Bursa’da yapılan bu toplantı, yalnızca yerel bir buluşma değil; artan geçim sıkıntısına karşı yükselen toplumsal itirazın bir yansıması olarak değerlendiriliyor.

Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan: “Bor Türkiye’nin Stratejik Kalkanıdır Haber

Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan: “Bor Türkiye’nin Stratejik Kalkanıdır

Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan, bor madeninin Türkiye için yalnızca bir yeraltı kaynağı değil, yüksek teknoloji, enerji güvenliği ve savunma sanayii açısından stratejik bir güç olduğunu belirterek, “Bor üzerinden katma değeri artırmak, Türkiye’nin refahını ve rekabet gücünü belirleyecek milli bir meseledir” dedi. Türkiye’nin bor rezervleri açısından dünyada lider konumda olduğuna dikkat çeken Aslan, dünya bor rezervlerinin yaklaşık yüzde 73’ünün Türkiye’de bulunduğunu ifade etti. Borun doğada boraks, üleksit ve kolemanit gibi borat mineralleri halinde bulunduğunu belirten Aslan, Türkiye’de üretimin ağırlıklı olarak Balıkesir Bigadiç, Kütahya Emet, Eskişehir Kırka ve Bursa Kestelek sahalarında gerçekleştirildiğini söyledi. Türkiye’nin yıllık yaklaşık 2,6 milyon ton bor üretimi yaptığını belirten Aslan, üretimin büyük bölümünün ham veya düşük katma değerli ürün olarak ihraç edildiğini vurguladı. Aslan, “Bor yaklaşık 250 farklı alanda kullanılmasına rağmen üretimin sadece yüzde 5’i yurt içinde değerlendiriliyor, yüzde 95’i ihraç ediliyor. 2022 yılında bor ürünlerinden yaklaşık 1,3 milyar dolar gelir elde edildi. Ancak boru ileri teknoloji ürünlerine dönüştürerek bu geliri katlamak mümkündür” diye konuştu. Borun ferrobor, bor karbür, ileri seramikler ve enerji depolama teknolojileri gibi alanlarda yüksek katma değer oluşturduğunu belirten Aslan, özellikle temiz enerji alanında hidrojen depolama teknolojilerinde borun önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti. Aslan, “Bor teknolojisine yatırım yapan ülkeler enerji ve savunma alanında stratejik avantaj elde edecektir. Türkiye bu fırsatı kaçırmamalıdır” dedi. Anahtar Parti olarak borun ham madde olarak ihraç edilmesi yerine ileri teknoloji ürünlerine dönüştürülmesi gerektiğini savunduklarını belirten Aslan, madencilikte şeffaf veri sistemi kurulması, rezerv raporlama standartlarının güçlendirilmesi ve bor teknolojilerine yönelik Ar-Ge ve üretim yatırımlarının artırılması gerektiğini söyledi. Aslan açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Bor gibi stratejik bir kaynağı yalnızca cevher olarak ihraç etmek yerine, yüksek katma değerli ürünlere dönüştürmek zorundayız. Bor teknolojisini erken kazanan ülkeler, küresel rekabette öne çıkacaktır. Türkiye bu avantajını güçlü bir sanayi hamlesine dönüştürmelidir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Değişimden korkmamalıyız Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Değişimden korkmamalıyız

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gençlerin Türkiye'nin istikbali olduğunu söyledi. Boğaziçi Üniversitesi'ndeki yurt açılışında konuşan Erdoğan, yurt sorununu çözdüklerini ifade etti. Boğaziçi Üniversitesi Erkek ve Kız Öğrenci Yurtları, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla açıldı. "DEĞİŞİMDEN ASLA KORKMAMALIYIZ" "Gençlerimizin çehresindeki aydınlığı gördükçe bizler her seferinde güç ve enerji tazeliyoruz." diyen Erdoğan, Boğaziçi Üniversitesi Geliştirme Vakfı'nı kuruluşundan bu güne geçen üç yılda gerçekleştirdiği faaliyetler için tebrik etti. Üniversitelerin bilginin üretim ve işleme merkezleri olduğunu kaydeden Erdoğan, "Dünya hızla değişirken yıldızı parlayan bir Türkiye'de üniversiteler de kendini yenilemeli. Değişimden ve dönüşümden asla korkmamalıyız." şeklinde konuştu. "YURT SORUNUNU ÇÖZDÜK" "Üniversiteleri birer mevzi olarak gören sözde özgürlükçü fakat özde baskıcı zihniyete rağmen hedeflerimize doğru yürüyoruz." ifadelerini kullanan Erdoğan, şöyle devam etti: "Türkiye'nin kaptan köşküne geçtiğimiz günden beri her zaman eğitim önceliğimiz oldu. İmkanlarımızı seferber ettik. Üniversite sayımızı 76'dan 208'e çıkardık. Yurt sorununu çözüme kavuşturduk. 2002'de 190 olan yurt sayımızı bugün 880'e çıkardık." Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'de üniversitelerin kendini yenilemesi gerektiğini belirterek, değişimden korkulmaması çağrısında bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şöyle: "- Gençlerimizin çehresindeki aydınlığı gördükçe bizler her seferinde güç ve enerji tazeliyoruz. Geleceğe olan inancımızı, güçlü Türkiye'ye olan sevdamızı, tutkumuzu, sizlere baktıkça inanın daha da perçinliyoruz. Gençler, ülkemizin istikbali. - Araştırma faaliyetlerinden inovasyon teşviklerine, uluslararası işbirliklerinden akademik destek programlarına oldukça geniş bir yelpazede Boğaziçi Üniversitesi Geliştirme Vakfı'nın kuruluşundan itibaren üç yıllık süreçte aldığı mesafe takdire şayandır. "IŞIK UZUN YILLAR DOĞUDAN YÜKSELDİ" - Bizim için üniversite bilginin üretim ve işleme merkezidir. Öğrenci ise ilmi talep ettiği için bilgiye talip olduğu için talebedir. Bu topraklar asırlar boyu dünyanın dört bir yanından öğrencileri, hocaları ağırladı. Bilim insanlarımız ilmin ve sanatın her başlığında dünyaya kıymetli katkılar yaptı. İnsanlığın yolunu aydınlatan ışık, uzun yıllar doğudan yükseldi. Özellikle İstanbul, ilmin ve bilimin yuvası oldu. Her alanda bir merkez oldu. Geçmişle gelecek arasındaki bağ aksayan yönleri olsa da bir şekilde sağlandı. "İMTİYAZLARINI KAYBETMEK İSTEMİYORLAR" - Dünya hızla değişirken yıldızı parlayan bir Türkiye'de üniversiteler de kendini yenilemeli. Değişimden ve dönüşümden asla korkmamalıyız. Bir yerde hareket varsa, orada bereket ve başarı olur. Tersi durumda ise gerileme kaçınılmaz hale gelir. Duran pas tutar, yosun bağlar. Biz Boğaziçi dahil tüm üniversitelere böyle bakıyoruz. Bu süreçte önümüzü kesenler oluyor. Özellikle üniversiteleri ideolojilerinin arka bahçesi olarak görenler doğrusunu söylemek gerekirse imtiyazlarını kaybetmek istemiyor. "BOĞAZİÇİ TERSİNE BEYİN GÖÇÜNE LİDERLİK EDİYOR" - Üniversiteleri birer mevzi olarak gören sözde özgürlükçü fakat özde baskıcı zihniyete rağmen hedeflerimize doğru yürüyoruz. İnşallah menzile varana kadar durmadan ilerlemeye devam edeceğiz. Üniversite yönetimimize, Boğaziçi mezunu arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Üniversitemizin dünyanın önde gelen eğitim kurumlarında eğitim görmüş genç akademisyenleri kadrosuna katarak tersine beyin göçüne liderlik etmesi kayda değerdir. "EĞİTİM ÖNCELİĞİMİZ OLDU" - Türkiye'nin kaptan köşküne geçtiğimiz günden beri her zaman eğitim önceliğimiz oldu. İmknalarımızı seferber ettik. Üniversite sayımızı 76'dan 208'e çıkardık. Yurt sorununu çözüme kavuşturduk. 2002'de 190 olan yurt sayımızı bugün 880'e çıkardık. BOĞAZİÇİ'NE YENİ KÜTÜPHANE VE LABARATUVAR YAPILACAK - Geçen yıl depreme dayanıksız olduğu için yıkılan Boğaziçi Üniversitesi Kütüphanesi çok yakında yeniden inşa edilecek. 2 milyar lira yatırım değeri olan yeni kütüphanemiz öğrencilerimiz için şimdiden hayırlı olsun. Önümüzdeki sene ise 3 milyar liralık bir yatırımla Boğaziçi Üniversitesi'ne modern bir laboratuvar kazandıracağız. Şimdiden hayırlı olsun."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.