Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Emekliler

Gürsu Haber - Emekliler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Emekliler haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yeni Sendika Bursa Şube Başkanı Salih Bayram'dan Haziran Enflasyonuna Sert Tepki Haber

Yeni Sendika Bursa Şube Başkanı Salih Bayram'dan Haziran Enflasyonuna Sert Tepki

Haziran ayı enflasyon verilerinin açıklanmasının ardından kamu çalışanlarının maaşlarına yapılacak zam oranının belli olması, memur ve emekliler arasında hayal kırıklığı yarattı. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yeni Sendika Bursa Şube Başkanı Salih Bayram, açıklanan artışların kamu çalışanlarının yaşadığı ekonomik sıkıntıları karşılamaktan çok uzak olduğunu belirtti. Bayram, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan maaş artışına ilişkin genelge, kamu çalışanlarının içinde bulunduğu ekonomik gerçekliği ne yazık ki görmezden gelmektedir. Her geçen gün artan enflasyon, yükselen kira bedelleri, ulaşım giderleri, temel ihtiyaçlar ve çocuklarımızın eğitim masrafları karşısında açıklanan maaş artışları, çalışanlarımızın geçim sıkıntısını hafifletmeye yetmemektedir. Yetkiyi yalnızca üye sayısıyla övünmek için kullananlar, çalışanların yaşadığı mağduriyeti, alın terinin değer kaybetmesini ve emeğin her geçen gün daha da yoksullaşmasını görmek zorundadır. Yeni Sendika olarak kamu çalışanlarının haklı taleplerini her platformda dile getirmeye, enflasyon karşısında eriyen maaşlara dikkat çekmeye, adil ücret, refah payı ve insanca yaşam mücadelesini kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz. Sessiz kalmayacağız, geri adım atmayacağız. Çünkü emeğin hakkını savunmak bizim en temel sorumluluğumuzdur." Bayram, kamu çalışanlarının alım gücünün korunması için yalnızca enflasyon farkının yeterli olmadığını, kalıcı refah sağlayacak düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Türk Sağlık-Sen Bursa Şube Başkanı Sabit Karabayır: “Kamu Çalışanlarının Alım Gücü Bir Kez Daha Geriledi” Haber

Türk Sağlık-Sen Bursa Şube Başkanı Sabit Karabayır: “Kamu Çalışanlarının Alım Gücü Bir Kez Daha Geriledi”

Türk Sağlık-Sen Bursa Şube Başkanı Sabit Karabayır, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Haziran ayı enflasyon verilerine ilişkin değerlendirmede bulundu. Karabayır, kamu görevlileri ve emeklilerin yılın ilk altı ayında bir kez daha ciddi oranda alım gücü kaybı yaşadığını belirtti. Haziran ayında enflasyonun %0,99, yılın ilk altı ayındaki toplam enflasyonun ise %17,76 olarak gerçekleştiğini hatırlatan Karabayır, kamu çalışanlarına Ocak ayında verilen %11’lik maaş artışının bu süreçte yetersiz kaldığını ifade etti. Bu tabloya göre maaşların enflasyon karşısında %6,09 oranında eridiğini söyledi. “Maaş artışları kaybı telafi etmiyor” Karabayır, Temmuz ayında yapılacak %7 oranındaki ikinci dönem artışıyla birlikte maaşlarda kısmi bir yükseliş yaşanacağını belirterek, buna rağmen alım gücündeki kaybın telafi edilemediğini vurguladı. Açıklamasında memur maaşlarına ilişkin hesaplamalara da yer veren Karabayır, en düşük dereceli bekâr memur maaşının 56 bin 731 liradan 64 bin 367 liraya, ortalama memur maaşının ise 68 bin 460 liradan 77 bin 715 liraya yükseleceğini ifade etti. Bu artışların sırasıyla 7 bin 636 lira ve 9 bin 255 lira seviyesinde olduğunu belirtti. Evli ve eşi çalışmayan kamu çalışanlarına verilen 3 bin 581 TL eş yardımı ile çocuk yardımlarının da dikkate alınması gerektiğini söyleyen Karabayır, bu kalemlerin de mevcut ekonomik tabloyu değiştirmeye yetmediğini dile getirdi. “Refah değil, erime yaşanıyor” Kamu görevlilerinin gelir artışlarının refah düzeyini yükseltmekten uzak olduğunu ifade eden Karabayır, mevcut sistemin çalışanların alım gücünü koruyamadığını söyledi. “Bu rakamlar refah seviyesinin yükseldiğini değil, alım gücünün eridiğini göstermektedir. Kamu çalışanlarımızın altı ay boyunca geçimini sağlaması bu şartlarda mümkün değildir.” Karabayır, enflasyona endeksli maaş artış sisteminin yapısal bir sorun oluşturduğunu belirterek, “önce eriyen maaşların sonra zam olarak geri verilmesi” anlayışının sürdürülemez olduğunu ifade etti. “Gerçek hayat pahalılığı ile resmi enflasyon arasında fark var” Açıklamasında resmi enflasyon verileri ile vatandaşın günlük yaşamda karşılaştığı fiyat artışları arasındaki farka da dikkat çeken Karabayır, özellikle kira, gıda, enerji, eğitim ve ulaşım giderlerindeki artışların kamu çalışanlarının bütçesini ciddi şekilde zorladığını söyledi. Türkiye ekonomisinin büyüdüğünü, milli gelirin arttığını ve ihracatın yükseldiğini hatırlatan Karabayır, buna rağmen kamu çalışanları ve emeklilerin bu büyümeden yeterli payı alamadığını ifade etti. Talepler: “İlave zam ve yapısal düzenleme şart” Türk Sağlık-Sen Bursa Şube Başkanı Sabit Karabayır, kamu çalışanları ve emekliler adına şu talepleri dile getirdi: Temmuz ayında maaşlara ilave zam yapılması Refah payı uygulamasının hayata geçirilmesi Eşel mobil sistemine geçilmesi Toplu sözleşme sisteminin enflasyonu öngören yapıya kavuşturulması Emekli maaşları ile görev maaşları arasındaki farkın giderilmesi Emeklilikte gelir kaybına yol açan düzenlemelerin revize edilmesi Karabayır, mevcut sistemin kamu çalışanlarını her altı ayda bir aynı ekonomik döngüye mahkûm ettiğini belirterek, kalıcı bir çözüm çağrısında bulundu. “Mücadele kararlılıkla sürecek” Kamu çalışanlarının sadece enflasyon oranında değil, refah artışıyla birlikte gelir elde etmesi gerektiğini vurgulayan Karabayır, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Kamu görevlileri enflasyonun gerisinden gelen maaş artışlarını değil, enflasyonun önünde giden bir ücret politikası istemektedir. Mücadelemiz, bu adaletsiz ücret yapısı değişene kadar kararlılıkla sürecektir.”

İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis: “Sosyal Belediyecilik Masalı Çöktü, Yıldırım’da Vatandaşın Hakkı Gasp Edildi” Haber

İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis: “Sosyal Belediyecilik Masalı Çöktü, Yıldırım’da Vatandaşın Hakkı Gasp Edildi”

Yıldırım’da yıllardır sıkça dile getirilen “sosyal belediyecilik” söylemi, İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis’e göre artık sadece bir masaldan ibaret. Seyis, Yıldırım Belediyesi’nin tam 30 milyon liralık sosyal yardım bütçesini iptal etmesini, dar gelirli vatandaşların ve ihtiyaç sahiplerinin haklarının gasp edilmesi olarak nitelendirdi. Seyis, yaptığı sert açıklamada, “Yıldırım’da reklam ve gösterişe para var; ama ihtiyaç sahibine gelince bütçe yok” diyerek belediye yönetimini topa tuttu. Başkan Seyis, alınan kararın sadece bütçe tasarrufu olmadığını, emeklinin, öğrencinin, yetimin ve dar gelirli ailelerin yaşam desteğinin elinden alındığını vurguladı. İptal edilen 30 milyon liralık bütçe, Seyis’in hesaplamalarına göre: 5 bin aileye altı ay boyunca düzenli gıda desteği sağlanabilir, 2 bin ailenin kira yükü hafifletilebilir, 3 bin öğrenciye eğitim desteği verilebilir, 1.500 yaşlı vatandaşın temel ihtiyaçları karşılanabilirdi. Ancak bu kaynakların hiçbirinin ihtiyaç sahiplerine ulaşmadığını belirten Seyis, “Ekonomik kriz derinleşirken emekliler geçim mücadelesi veriyor, gençler eğitim masraflarını karşılayamaz hale geliyor, aileler eksik torbalarla evine dönmek zorunda kalıyor. Bu koşullarda sosyal yardım bütçesinin iptal edilmesi vicdanlarda kabul görmemiştir” dedi. Başkan Seyis, sahadan aktardığı gözlemleri de şöyle özetledi: “Mahalle mahalle geziyoruz, vatandaşın kapısını çalıyoruz, esnafın derdini dinliyoruz. Emeklinin, işsizin, öğrencinin feryadına kulak veriyoruz. Yıldırım’da ihtiyaç her geçen gün artarken sosyal destekler azaltılıyor.” Seyis, sosyal belediyecilik anlayışının reklam, afiş, gösterişli organizasyon veya pembe tablolarla değil, vatandaşın zor gününde yanında olmak olduğunu vurguladı: “Sosyal belediyecilik; aç kalan çocuğun sofrasına ekmek götürmektir. Kira ödeyemeyen aileye destek olmaktır. Öğrencinin eğitimine katkı sunmaktır. Yaşlıyı, engelliyi, dar gelirliyi korumaktır.” İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı, belediye yönetiminin önceliğinin insan değil, algı ve gösteriş olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Öncelik ihtiyaç sahibi değil, algı yönetimi olmuştur. Öncelik sosyal destek değil, vitrin siyaseti olmuştur. Bizler Yıldırım halkının hakkının sonuna kadar takipçisi olacağız. İptal edilen her kuruşun hesabını soracağız. Vatandaşın vergisinin nereye harcandığını sorgulamaya devam edeceğiz.” Seyis, belediyenin algı operasyonları ve pembe tablolarla gerçekleri gizleyemeyeceğini de sözlerine ekledi. İYİ Parti olarak garibanın, emeklinin, öğrencinin, işsizin ve dar gelirlinin hakkını koruyacaklarını dile getiren Seyis, sosyal yardımların lütuf değil, sosyal devlet ve sosyal belediyecilik anlayışının bir gereği olduğunu belirtti. Başkan Seyis’in açıklaması, Yıldırım’da sosyal yardımların iptal edilmesi ve belediye yönetiminin önceliklerini sert bir dille gündeme taşıdı. Seyis, vatandaşın mağduriyetine karşı mücadelelerini sürdürme kararlılığını vurguladı ve “Yıldırım’da israfın değil hizmetin, gösterişin değil vatandaşın, algının değil hakikatin kazanacağı günler mutlaka gelecektir” mesajını verdi.

Bursa’da Emekli İsyanı: “Bu Düzen Emekliyi Açlığa, Hastalığa ve Sessiz Ölüme Mahkûm Ediyor” Haber

Bursa’da Emekli İsyanı: “Bu Düzen Emekliyi Açlığa, Hastalığa ve Sessiz Ölüme Mahkûm Ediyor”

Bursa’da düzenlenen basın açıklamasında Devrimci Emekliler Sendikası Bursa Şubesi, emeklilerin yaşadığı ağır ekonomik ve sosyal yıkımı sert sözlerle gündeme taşıdı. Şube Sekreteri Sürmeli Selçuk Söğüt tarafından yapılan açıklamada, mevcut ekonomik düzenin milyonlarca emekliyi “insanca yaşamdan kopardığı” vurgulanırken, iktidarın uyguladığı politikalar “organize bir yoksullaştırma sistemi” olarak nitelendirildi. Sendika açıklaması, yalnızca maaş taleplerinin dile getirildiği sıradan bir protesto olmaktan öte, Türkiye’de emeklilerin içine sürüklendiği yaşam koşullarına yönelik çok sert bir toplumsal itiraz niteliği taşıdı. Açıklamada kullanılan ifadeler, emeklilerin artık yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda insani ve psikolojik bir çöküşle karşı karşıya olduğunu gözler önüne serdi. “Emeklilik Dinlenme Dönemi Değil, Hayatta Kalma Savaşına Dönüştü” Basın açıklamasında konuşan Sürmeli Selçuk Söğüt, yıllarca ülkenin üretim gücünü omuzlayan emeklilerin bugün “devletin sırtında yük” gibi gösterildiğini belirterek sert tepki gösterdi. Açıklamada, fabrikalardan hastanelere, okullardan tarlalara kadar ülkenin her alanında yıllarca emek veren milyonlarca yurttaşın bugün açlık sınırının altında yaşamaya zorlandığı ifade edildi. Emekliliğin artık huzurlu bir yaşam evresi olmaktan çıktığı belirtilirken, mevcut ekonomik sistemin emeklileri doğrudan “sefalet rejimi” içine ittiği savunuldu. Sendika yönetimi, özellikle son yıllarda hızla artan hayat pahalılığı karşısında emekli maaşlarının eridiğini, milyonlarca insanın temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geldiğini belirterek, “iktidarın emekliyi görünmez hale getirmeye çalıştığını” öne sürdü. Sağlık Sistemine Ağır Eleştiri: “Randevu Almak Milli Piyango Gibi” Açıklamanın en dikkat çeken bölümlerinden biri sağlık sistemine yönelik sert eleştiriler oldu. Emeklilerin ilerleyen yaşları nedeniyle sağlık hizmetlerine daha fazla ihtiyaç duyduğuna dikkat çeken Söğüt, bugün kamusal sağlık sisteminin emekliler açısından erişilemez hale geldiğini ifade etti. Özellikle Merkezi Hekim Randevu Sistemi üzerinden uzman doktora ulaşmanın neredeyse imkânsız hale geldiği belirtilirken, göz, kardiyoloji, nöroloji ve ortopedi gibi kritik branşlarda aylar sonrasına randevu verildiği vurgulandı. Açıklamada, “Bizlerin o süreyi bekleyecek zamanı, sağlığı ya da ömrü olup olmadığı kimsenin umurunda değil” ifadeleri kullanılırken, kamu hastanelerindeki yoğunluk ve sağlık sistemindeki tıkanıklığın, dar gelirli yurttaşları özel hastanelere mecbur bıraktığı savunuldu. Muayene ücretleri, ilaç katkı payları ve sürekli artan fark ücretlerinin de emekli maaşlarını daha cebe girmeden erittiği belirtilirken, mevcut sistem “hastaları enkaz altında bırakan bir sağlık çöküşü” olarak tanımlandı. “İktidar Emeklinin Sofrasına Kadar Müdahale Ediyor” Devrimci Emekliler Sendikası’nın açıklamasında ekonomik kriz ve hayat pahalılığına ilişkin kullanılan ifadeler ise dikkat çekici sertlikteydi. Türkiye’de açlık sınırının 30 bin lirayı, yoksulluk sınırının ise 115 bin lirayı aştığı belirtilirken, milyonlarca emeklinin 20 bin lira seviyesindeki maaşlarla yaşam mücadelesi verdiği ifade edildi. Eskiden temel tüketim ürünü olan et, peynir ve süt ürünlerinin artık emekliler için ulaşılması zor lüksler haline geldiği vurgulanırken, açıklamada şu dikkat çekici değerlendirmelere yer verildi: “İktidar artık emeklinin ne yiyeceğine, ne kadar protein tüketebileceğine, hangi saatte ucuz ekmek kuyruğuna gireceğine kadar karar veren bir noktaya gelmiştir.” Açıklamada Avrupa’daki emeklilerin sosyal yaşam ve tatil imkanlarına dikkat çekilirken, Türkiye’de milyonlarca emeklinin yaşam alanının “mutfak ile oturma odası arasındaki dar koridora sıkıştığı” ifade edildi. Bayram İkramiyesi Tepkisi: “İkramiye Değil, Sus Payı” Sendika yönetimi, yıllardır tartışma konusu olan bayram ikramiyelerine ilişkin de çok sert ifadeler kullandı. Kamuoyuna “müjde” olarak sunulan 4 bin liralık bayram ikramiyesinin gerçek yaşam koşulları karşısında hiçbir anlam taşımadığı belirtilirken, bu rakamla bırakın kurbanlık almayı, temel market ihtiyaçlarının dahi karşılanamadığı vurgulandı. Torunlara bayram harçlığı vermenin bile lüks haline geldiği ifade edilen açıklamada, mevcut ikramiye tutarının emeklilere verilen değeri gösterdiği savunularak, “Bu ödeme artık bir bayram ikramiyesi değil, açıkça bir sus payıdır” denildi. Seyyanen Zam Tartışması: “Emekliye Açık Ayrımcılık” Basın açıklamasında memur emeklilerine yönelik seyyanen zam düzenlemesi de hedef alındı. Aktif görevdeki memurlara verilen seyyanen artışın emekli memurların maaşlarına yansıtılmamasının büyük bir adaletsizlik olduğu belirtildi. Aynı kurumlarda yıllarca çalışan insanların emekli olduktan sonra ciddi gelir kaybına uğradığı ifade edilirken, bu uygulamanın “emekliliği cezaya dönüştürdüğü” savunuldu. Sendika, emekliler ile aktif çalışanlar arasındaki maaş farkının her geçen gün daha da büyüdüğünü belirterek, bunun sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmadığını vurguladı. “Sadaka Değil, Hakkımızı İstiyoruz” Açıklamanın sonunda Devrimci Emekliler Sendikası, taleplerini kamuoyuna net maddeler halinde duyurdu. Sendika; En düşük emekli maaşının insanca yaşam seviyesine çıkarılmasını, Sağlıkta alınan tüm katkı paylarının kaldırılmasını, Emeklilere ücretsiz ve öncelikli sağlık hizmeti sağlanmasını, Bayram ikramiyelerinin en az bir asgari ücret düzeyine yükseltilmesini, Sendikal örgütlenme üzerindeki baskıların kaldırılmasını, DİSK Dev Emekli-Sen’in toplu sözleşme süreçlerinde meşru taraf olarak kabul edilmesini talep etti. Açıklama, meydanda atılan sert sloganlarla sona erdi: “Evlerimize hapsedilmeyeceğiz! Gasp edilen haklarımızı alana kadar alanlardayız, sokaklardayız, omuz omuzayız!” Meydanda sık sık: “Yaşasın DİSK!” “Yaşasın DEV Emekli-Sen!” “Yaşasın örgütlü mücadelemiz!” sloganları yükselirken, emeklilerin önümüzdeki süreçte daha geniş katılımlı eylemler düzenlemeye hazırlandığı mesajı verildi.

Yeşil Sol Parti Bursa İl Örgütü’nden 1 Mayıs Çağrısı: “Emek, Barış ve Demokrasi Mücadelesi Ortaklaştırılmalı” Haber

Yeşil Sol Parti Bursa İl Örgütü’nden 1 Mayıs Çağrısı: “Emek, Barış ve Demokrasi Mücadelesi Ortaklaştırılmalı”

Yeşil Sol Parti Bursa İl Örgütü, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla kapsamlı bir yazılı açıklama yayımladı. İl eş sözcüleri İlminur Yiğitoğlu ve Sayım Gültekin imzasını taşıyan açıklamada, 2026 yılı 1 Mayıs’ının yalnızca bir anma günü değil, aynı zamanda emek, demokrasi, barış ve ekoloji mücadelesinin güçlendirileceği tarihsel bir dönemeç olması gerektiği vurgulandı. Açıklamada, toplumsal muhalefetin ortak bir zeminde buluşmasının önemine dikkat çekilerek, tüm yurttaşlara birlikte mücadele çağrısı yapıldı. “Dünya ve Türkiye derin bir krizden geçiyor” Açıklamada, küresel ölçekte artan eşitsizlikler, yaygınlaşan savaşlar ve güçlenen otoriter yönetimlerin emekçiler üzerindeki etkilerine değinildi. Bu sürecin, işçi sınıfı açısından daha fazla yoksulluk, güvencesizlik ve hak kaybı anlamına geldiği ifade edildi. Türkiye’de de benzer bir tablonun yaşandığı belirtilerek, geniş halk kesimlerinin ağır bir geçim kriziyle karşı karşıya bırakıldığı kaydedildi. 2026 1 Mayıs’ının, bu koşullar altında emekçilerin taleplerini daha güçlü dile getirdiği ve ortak mücadele iradesini pekiştirdiği kritik bir eşik olduğu ifade edildi. “Asgari ücret açlık sınırının altında, emekliler yoksullukla karşı karşıya” Metinde, Türkiye’de emek sömürüsünün yapısal bir nitelik kazandığına dikkat çekildi. Asgari ücretin milyonlarca çalışan için ortalama ücret haline geldiği ve bu ücretin açlık sınırının altında kaldığı belirtilirken, emeklilerin de insanca yaşam koşullarından uzaklaştığı ifade edildi. Kayıt dışı çalışan işçilerin ise denetimsizlik, güvencesizlik ve düşük ücret sarmalında ağır bir sömürüye maruz kaldığı vurgulandı. Ayrıca esnek çalışma modelleri, taşeronlaşma ve dijital platformlar üzerinden yürüyen “platform ekonomisi”nin emek yapısını parçaladığı ve ortak hak mücadelesini zayıflattığı değerlendirmesi yapıldı. “Yeni örgütlenme modelleri şart” İşçi sınıfının yapısal dönüşüm geçirdiği belirtilen açıklamada, geçmişte daha örgütlü ve kolektif olan yapının yerini bugün daha dağınık ve güvencesiz çalışma biçimlerinin aldığı ifade edildi. Bu durumun sınıf dayanışmasını zayıflattığı ve sermaye lehine bir tablo yarattığı belirtildi. Bu nedenle mevcut örgütlenme biçimlerinin yetersiz kaldığına dikkat çekilen açıklamada, kayıt dışı çalışanlar, platform işçileri, göçmen emekçiler ve güvencesiz tüm kesimleri kapsayan yeni bir sendikal yaklaşımın geliştirilmesi gerektiği vurgulandı. “Savaş politikaları emekçileri doğrudan etkiliyor” Açıklamada küresel ölçekte artan savaş riskine de geniş yer verildi. Savaşların, enerji kaynakları ve doğal varlıklar üzerindeki emperyalist rekabetten beslendiği belirtilerek, bu politikaların emekçiler için daha fazla yoksulluk, baskı ve sömürü anlamına geldiği ifade edildi. Emperyalist politikalara karşı mücadelenin, barış ve demokrasi talepleriyle birlikte ele alınması gerektiği kaydedildi. “Emek, demokrasi ve barış birbirinden ayrı düşünülemez” Yeşil Sol Parti, demokratik hakların güvence altına alınmadığı bir ortamda emekçilerin kazanımlarını koruyamayacağını vurguladı. Aynı şekilde savaş politikalarının sürdüğü bir düzende toplumsal refahın ve adaletin sağlanamayacağı ifade edildi. Bu nedenle mücadelenin hem emek sömürüsüne hem de otoriterleşme ve savaş politikalarına karşı bütünlüklü bir hat üzerinden yürütülmesi gerektiği belirtildi. “1 Mayıs ortak mücadelenin büyütülmesi için fırsat” Açıklamanın sonunda, 2026 1 Mayıs’ının emekçilerin birliğini güçlendiren, toplumsal muhalefetin ortaklaştığı bir zemin haline getirilmesi gerektiği ifade edildi. Yeşil Sol Parti, tüm emekçileri, emeklileri, gençleri ve halk kesimlerini; emeğin haklarını, demokratik bir toplumsal düzeni ve kalıcı barışı birlikte savunmaya çağırdı. “Emek, demokrasi, barış ve ekolojik bir yaşam için mücadeleyi birlikte büyüteceğiz” denilen açıklama, “Yaşasın 1 Mayıs” sloganıyla son buldu.

Zafer Partisi Lideri Özdağ: Emekliler 12 ay oruç tutuyor Haber

Zafer Partisi Lideri Özdağ: Emekliler 12 ay oruç tutuyor

Özdağ, açıklamasının başında bayramın anlamının yoksulluk ve geçim sıkıntısı nedeniyle kaybolduğunu vurguladı: “Evet, bir ay sürer Ramazan ayı ve oruç tutarız. Ama AK Parti iktidarının ekonomik politikaları milleti 12 ay oruç tutmaya zorluyor. 32 bin TL açlık sınırının altında 20 bin lira maaşla geçinmeye çalışan milyonlarca insan yaşıyor. 17 milyon emekli, dul ve yetim 20 bin lira ve altında maaşla geçinmeye çalışıyor ve bu insanlara bayram harçlığı olarak 4 bin lira öneriliyor.” Özdağ, emeklilerin bayram harçlığına muhtaç edilmemesi gerektiğini belirterek, “Aslında harçlığı alması gerekenler bütün ömürleri boyunca yasalara saygılı, topluma katkı verecek şekilde çalışan emekliler değil. Emekliler bu harçlığı kendi çocuklarına ve torunlarına verebilecek durumda olmalılar” dedi. “Şehitlik önünden geçebiliyorlar mı?” Bayramın ikinci günü Cebeci Şehitliği’ni ziyaret ettiğini belirten Özdağ, şehit yakınlarının yaşadığı acıya dikkat çekti. Terörle müzakere sürecini yürütenleri hedef alan Özdağ, şu soruyu yöneltti: “Çok merak ediyorum, o gün şehitlikten de sordum, ‘Terörsüz Türkiye’ diyerek terör örgütüyle müzakere yapanlar, terör örgütünün kurucu lider, önder olarak gösterilenler acaba şehitliklerin önünden geçebiliyorlar mı, şehit yakınlarıyla, gazilerimizle bayramlaşabiliyorlar mı, konuşabiliyorlar mı? Orada evladının mezarının başında herhalde yiyebileceğiniz en acı şekeri veya çikolatayı gelenlere ikram eden annelerin yanına gidip baş sağlığı dileyebiliyorlar mı? Hiç zannetmiyorum. Ancak meydanı boş, memleketi de sahipsiz zannetmemeleri lazım.” Nevruz tartışması: “Bölücü ihanet yaygarası” Özdağ, son Nevruz kutlamalarında yaşananları sert sözlerle eleştirdi. Terör örgütü yandaşlarının Nevruz’u bir propaganda aracına dönüştürdüğünü savunan Özdağ, “Bu Nevruz’da gördük, iktidarın politikalarından cesaret alan bölücü örgüt yandaşları Türkiye’nin her yanında Nevruz’u değil, terör örgütünün ve terör örgütünün elebaşının Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne ve iktidara dayatmış olduğu şartların kabulünün kutlamasını yaptılar” dedi. Nevruz alanlarında Türk bayrağının bulunmadığını, bölücü flamaların ve Öcalan posterlerinin asıldığını belirten Özdağ, “Sizin terörsüz Türkiye’niz böyle mi kurulacak? Bizim terörsüz Türkiye’den anladığımız, terörün ortadan kalktığı bir Türkiye, sizin terörsüz Türkiye’den anladığınız, dağlarda yok edilen terör örgütünün şimdi şehirlerde, meydanda ve mecliste hâkim hale gelmesi anlaşılan” ifadelerini kullandı. “Üniversiteli gençlere ters kelepçe, PKK’lılara şefkat” İktidarın terör örgütü yandaşlarına gösterdiği müsamahayla, hukuk devleti talebiyle yürüyen gençlere yönelik tutum arasındaki çelişkiye dikkat çeken Özdağ, şöyle konuştu: “Üniversiteli gençler ‘Anayasa, hukuk devleti ve demokrasi’ diyerek Türk bayraklarıyla yola çıktıklarında bunları yakalıyorsunuz, ters kelepçeyle gözaltına alıyorsunuz, gözlerine gaz sıktırıyorsunuz ve mahkemeye sevk ediyorsunuz da bu PKK yandaşlarına, terör sevicilere gösterilen şefkat nereden geliyor?” Kara Harp Okulu teğmenleri ve Ebru Eroğlu davası Özdağ, 30 Ağustos 2024’te Kara Harp Okulu mezuniyet töreninde “Mustafa Kemal’in askeriyiz” diyen 5 teğmenin TSK’dan ihraç edilmesini de gündeme taşıdı. Dönem birincisi Topçu Teğmen Ebru Eroğlu’nun davasının reddedildiğini, kararın 13 Mart’ta açıklanmasını “garip bir tesadüf” olarak nitelendirdi: “13 Mart’ın özelliği nedir? 13 Mart’ın özelliği, Mustafa Kemal’in Harbiye’ye giriş tarihi ve Harbiyelilerin geleneksel yoklamada ‘1283 içimizde’ diyerek haykırdıkları gün olmasıdır. Tabii ki 1283 sadece Harbiyelilerin içinde değil arkadaşlar. 1283 bütün Zafer Partililerinin içinde. 1283 bütün büyük Türk milletinin içindedir.” Özdağ, Ebru Teğmen’in mahkemede yaptığı konuşmadan bir bölümü paylaşarak, “Bu subaylarımızın da genç kardeşlerimizin de merak etmemesini istiyorum. Hak ettikleri üniformaya bir gün Türk adaleti aracılığıyla muhakkak kavuşacaklardır” dedi. Dış politika ve füze savunması: “İncirlik neden Patriot’la korunuyor?” Özdağ, ABD-İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrası Türkiye’nin füze savunma kapasitesine ilişkin sorularını da yineledi. Türkiye’nin yüksek irtifa füze savunmasını sadece NATO’ya mı ihale ettiğini sorgulayan Özdağ, şu soruları sıraladı: “Balistik ve hipersonik füzeleri görecek, tespit edecek, izleyecek son teknoloji ürünü radar sistemlerimiz hangileridir? Bu radar sistemlerimiz Türkiye’nin hava sahasını aktif olarak kontrol etmekte midir? Balistik ve hipersonik füzeleri önleyecek milli füze savar bataryalarımız var mı ve kullanıyor muyuz? Eğer var ve kullanımda ise İncirlik ve Kürecik için NATO ülkelerinden neden patriot füzeleri getiriliyor? Neden bizim milli füze savunma sistemlerimiz İncirlik’i ve Kürecik’i korumuyor?” Özdağ ayrıca, Yunanistan’ın Semadirek Adası’na Patriot sistemleri yerleştirmesinin Balıkesir, Bandırma ve Eskişehir’deki hava üslerini tehdit ettiğini belirterek, hükümetin bu konuda bir adım atıp atmadığını sordu. Karadeniz’de tanker saldırısı ve gazetecilere gözaltı Özdağ, İstanbul Boğazı’na 26 kilometre kala bir tankere düzenlenen saldırıya ilişkin de değerlendirmede bulundu. Saldırının İran’la ilgisinin olmadığından emin olduklarını belirten Özdağ, “Eğer önümüzdeki saatlerde birileri çıkıp bir provokasyon girişimi olarak böyle bir haber sunarsa içeriden veya dışarıdan Türk milleti buna inanmaz” dedi. Saldırının daha önce Türk Akım’ına saldıran güçler tarafından gerçekleştirilmiş olabileceğini ifade etti. Son dönemde gazetecilere yönelik gözaltı ve tutuklamaları da eleştiren Özdağ, “Türkiye’de artık bağımsız bir yargı yok. Bağımsız bir yargı olmadığı için de iktidarın bazı yargı organlarını çok etkili bir şekilde muhalefeti kontrol altına almak, baskı altında tutmak için kullandığına şahit oluyoruz” dedi. ABD Büyükelçisi Barrack ve tapu iddiaları ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın aynı zamanda Suriye Özel Temsilcisi olarak atanmasını “vahim” olarak nitelendiren Özdağ, “Washington’un Afganistan-Pakistan’a baktığı gibi Türkiye-Suriye’ye baktığının en somut göstergesidir” yorumunu yaptı. Adalet Bakanı Akın Gürlek’le ilgili tapu iddialarına ilişkin ise Özdağ, iddiaları ciddi bulduğunu ve konunun mahkemeye taşınmasını olumlu karşıladığını söyledi. “Zafer Partisi iktidarı Türk milletinin iktidarı olacak” Açıklamasının sonunda Zafer Partisi’nin iktidar hedefini yineleyen Özdağ, “Terörle müzakere değil, kesin sonuçlu mücadele gerçekleştireceğiz, huzur ve güvenliği sağlayacağız, birlik ve beraberliğimizi de pekiştireceğiz. Zafer iktidarı Türk milletinin iktidarı olacak” ifadelerini kullandı.

Yeniden Refah'tan 'emekli ikramiyesi 20 bin lira olsun' diye yasa teklifi! Haber

Yeniden Refah'tan 'emekli ikramiyesi 20 bin lira olsun' diye yasa teklifi!

Ramazan Bayramı’nın yaklaşmasıyla milyonlarca emeklinin gözü verilecek bayram ikramiyesinde. Özellikle en düşük maaş alan emekliler rakamın ne olacağını merakla beklerken Meclis’e kanun teklifi sunuldu. TBMM Başkanlığı'na sunulan kanun teklifinde, bayram ikramiyesinin emekliler, sosyal güvenlik sisteminden gelir ve aylık alan hak sahiplerinin yanı sıra, engelli, 65 yaş üstü ve evde bakıma muhtaç vatandaşların da yararlandırılmasını sağlayacak şekilde en düşük SSK ve BAĞ-KUR emekli aylığı olan 20 bin TL'ye çıkarılması öngörülüyor. "ALIM GÜCÜNÜ KAYBETTİ" "Emeklilere bayram ikramiyesi verilmeye başlandığı zaman asgari ücret bin 603 TL sınırında ve emeklilere verilen bayram ikramiyesi ise bin TL olarak belirlenmiştir. O gün için emeklilerimize verilen bayram ikramiyesi asgari ücretin yüzde 62’sine karşılık gelirken bugün verilen ikramiye asgari ücretin sadece yüzde 14’üne karşılık gelmektedir. Geçmiş yıllarda bayram ikramiyesinde yapılan artışlar emeklimizin talebini karşılamadığı gibi artan enflasyon karşısında alım gücünü kaybetmiş olduğu çok açık ortadadır.” “PAHALILIK KARŞISINDA YETERSİZ KALDI” “Ülkemizde günümüz ekonomik koşulları, enflasyon oranları ve yaşam maliyetindeki artışlar, emeklilerimizin alım gücünü olumsuz etkilemektedir. Özellikle bayram dönemlerinde verilen bayram ikramiyeleri, emeklilerimiz için önemli bir destek unsuru oluşturuyordu. Fakat bayram ikramiyesi miktarı, yıllar içerisinde artan hayat pahalılığı karşısında yetersiz kalmış ve emeklilerin bayram dönemlerinde ekonomik olarak daha rahat bir süreç geçirmeleri için miktarın güncellenmesi ihtiyacı oluşmaktadır.” Yeniden Refah Partisi tarafından kanun teklifinde “Bu kapsamda bayram ikramiyesinin 2025 yılında en düşük SSK ve BAĞ-KUR emekli maaşı olan 20 bin TL’ye çıkarılması gerekmektedir" ifadeleri kullanıldı.

EMEDFED Heyeti İYİ Parti’nin İftar Programına Katıldı: Birlik ve Dayanışma Mesajları Öne Çıktı Haber

EMEDFED Heyeti İYİ Parti’nin İftar Programına Katıldı: Birlik ve Dayanışma Mesajları Öne Çıktı

Emekliler ve emek kesiminin temsilcilerini bir araya getiren önemli bir buluşma Ramazan ayının manevi atmosferinde gerçekleşti. Emekliler ve Emekçiler Dernekleri Federasyonu (EMEDFED) yöneticileri ve üyeleri, İYİ Parti İl Başkanlığı tarafından düzenlenen iftar programına katılım sağladı. Programa, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu da teşrif etti. Federasyon adına İl Başkan Yardımcısı Kemal Şaban Saimler ile İl Sekreteri Ahmet Aşık ve federasyon üyeleri davet üzerine programda yer aldı. Geniş Katılımla Gerçekleşti İftar programı, Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi fuar alanında yoğun katılımla düzenlendi. Vatandaşlar, sivil toplum kuruluşları temsilcileri, sendikalar, parti üyeleri ve çok sayıda davetli aynı sofrada buluşarak Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ruhunu birlikte yaşadı. Salonun tamamen dolduğu programda farklı kesimlerden katılımcıların bir araya gelmesi, birlik ve beraberlik mesajlarının güçlü şekilde verilmesine zemin hazırladı. Gündem Ekonomi ve Emek Kesiminin Sorunları Oldu Program kapsamında söz alan milletvekilleri ile il ve ilçe yöneticileri, ülke gündemine dair değerlendirmelerde bulundu. Yapılan konuşmalarda ekonomik şartlar, emeklilerin ve emekçilerin yaşadığı zorluklar ile çözüm önerileri üzerinde duruldu. Konuşmalarda özellikle toplumsal dayanışmanın güçlendirilmesi, adaletli gelir dağılımının sağlanması ve emek kesiminin hak ettiği yaşam standartlarına ulaşmasının önemine vurgu yapıldı. Dayanışma ve Kardeşlik Vurgusu Ramazan ayının manevi iklimine uygun şekilde gerçekleşen program, farklı görüş ve kesimlerden insanları aynı çatı altında buluşturdu. Paylaşma kültürünün ve toplumsal kaynaşmanın ön plana çıktığı buluşmada birlik, beraberlik ve kardeşlik mesajları öne çıktı. Teşekkür Mesajı Programın sonunda EMEDFED heyeti, başta İYİ Parti İl Başkanlığı olmak üzere organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ederek bu tür buluşmaların toplumsal birlikteliğe katkı sunmaya devam etmesi temennisinde bulundu. Yoğun katılım ve düzenli organizasyonuyla dikkat çeken iftar programı, Ramazan ayının dayanışma ruhunu yansıtan önemli bir buluşma olarak değerlendirildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.