Hava Durumu

#Ekrem İmamoğlu

Gürsu Haber - Ekrem İmamoğlu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekrem İmamoğlu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bozbey soruşturmasında flaş gelişme! Skandal yazışmalar... Haber

Bozbey soruşturmasında flaş gelişme! Skandal yazışmalar...

Gazeteci Pınar Aydın’ın 'X' hesabından paylaştığı ve soruşturma dosyasından alındığı öne sürülen yazışmada, Alper B. rumuzlu bir şüphelinin “a..k o….ları gümüştepede villalara geçtiler memurken” ifadesine yer verildi. Bu mesaja, Ersel Ç. rumuzlu bir başka şüphelinin “Aynen götüren götürmüş” şeklinde yanıt verdiği aktarıldı. Aydın, paylaşımında bu diyaloğu Mustafa Bozbey soruşturmasıyla ilişkilendirdi. Soruşturmanın Arka Planı Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, 31 Mart 2026 sabahı gözaltına alınmıştı . Soruşturma, Bozbey’in 1999-2019 yılları arasında Nilüfer Belediye Başkanlığı yaptığı döneme dayanıyor . Başsavcılık tarafından yapılan açıklamada, şüphelilerin inşaat projelerinde rüşvet karşılığında usulsüz emsal artışları yaparak kendilerine ve proje sahiplerine maddi menfaat sağladığının tespit edildiği iddia edildi . Bursa merkezli 5 ilde eş zamanlı düzenlenen operasyonlarda, Bozbey’in eşi, kızı ve kardeşlerinin de aralarında bulunduğu toplam 57 şüpheli gözaltına alındı . Soruşturma kapsamında şüphelilerle bağlantılı olduğu belirtilen 7 şirkete TMSF tarafından kayyım atandı . Savcılık, soruşturmaya konu haksız kazancın 15 milyar lirayı aştığını kaydetti . Bozbey’den İlk Açıklama Gözaltına alınmasının ardından avukatı aracılığıyla bir mesaj paylaşan Mustafa Bozbey, sürecin siyasi olduğunu öne sürdü. Bozbey mesajında, "Çağırsalardı gelirdim. Şafak baskınıyla bu şekilde, çağırılmadan, davet edilmeden, sanki bir şey yapmışız gibi buralara getirmek doğru değil" ifadelerini kullandı . Suçlamaların 10-15 yıl öncesine dayandığını belirten Bozbey, Ekrem İmamoğlu’nun sürecinden sonra bu suçlamaların gündeme geldiğini iddia etti

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Başkanı İbrahim Hacıoğlu’ndan Fırtına Gibi Tepki: “Saçmalık! Hobi Bahçelerine Saldırıyorlar!” Haber

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Başkanı İbrahim Hacıoğlu’ndan Fırtına Gibi Tepki: “Saçmalık! Hobi Bahçelerine Saldırıyorlar!”

Türkiye’de tarım ve şehir yaşamı arasındaki en küçük insani alanlar bile artık devletin ağır cezalarıyla tehdit altında. İmar Yasasına Takılanlar Derneği (İYT) Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu, hobi bahçeleri ve küçük kulübeleri hedef alan yeni yasa teklifine sert tepki gösterdi: “Saçmalık! İnsanlar boğucu şehir hayatından kaçıp 300-500 m²’lik bahçelerinde nefes alıyor, toprakla temas ediyor. Şimdi bu küçük kulübeler, konteynırlar, 20-30 m²’lik yapılar bile ağır cezalarla tehdit ediliyor!” “Lüks villaya dönüştürenlere hayır, 30 m²’lik kulübeye ceza mı?” Hacıoğlu, yeni yasa teklifinin akıl almaz olduğunu vurguladı: “Tamam, kulübesini lüks villaya çevirenlere izin verme. Ama küçük, toprağa dokunulan, emekli insanların nefes aldığı kulübelere neden saldırıyorsunuz? Deprem olsa başını sokacak yeri olsun diye yapılan kulübe bile hedef!” Yeni Yasa Teklifi: Felaketin Detayları TBMM Tarım Orman Komisyonu’nda kabul edilen ve yakında Genel Kurul’da görüşülecek yasa teklifine göre: Tarlalara yapılmış tüm yapılar yıkım kapsamına alınacak, elektriği, suyu, doğalgazı kesilecek. Bahçe sahiplerine metrekare başına 2.500₺ ceza kesilecek; 500 m²’de 1 milyon 200 bin₺, 1 dönümde 2,5 milyon₺ demek. Cezayı ödeseniz de 2 ay içinde tüm yapıları yıkıp yeniden tarlaya dönüştürmek zorundasınız. Yıkım yapılmazsa m² başına 7.500₺ ceza; dönüm başına 7,5 milyon₺. Üstelik devlet yıkımı yapacak, masraflar bahçe sahibinden alınacak. Yapının malzemesi fark etmiyor; beton, ahşap, fark etmez, önemli olan tarımsal amaç. Listede 11 bini aşkın hobi bahçesi var. “Toplumla İnatlaşmanın Yeni Yolu” Hacıoğlu’nun yorumu net: “Neresinden bakarsanız bakın, bu toplumla inatlaşmaktan başka hiçbir işe yaramayan bir adım! Muhalefet iktidarla millet arasındaki makası açarken şapkadan tavşan çıkarırsa ancak bu tür uygulamaları çıkarabilirler.” İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun sözlerini hatırlatan Hacıoğlu: “Bugün benim 35 yıl önceki diplomama çöken kişi, yarın sizin 40 yıllık tapularınıza, bankadaki paranıza çöker!” diyerek, tehlikenin boyutunu gözler önüne serdi. “Devlet Tarımı Korumuyor, İnsanlara Düşman Oluyor” Hacıoğlu, devletin yaklaşımını eleştirerek, gerçek çözümün Anadolu’daki atıl arazileri tarıma kazandırmak olduğunu vurguladı: “Devlet şehir çeperlerindeki küçük bahçeleri yok etmeye çalışıyor, ama yıllardır ekilmeyen yüzbinlerce dönüm araziler boş duruyor. Çiftçi para kazanamadığı için ekmiyor, devlet boş yere insanların 500 m²’lik bahçelerine göz dikiyor. Ne akıl ama!” “Emekli İnsanların Nefesine Bile Tahammül Yok!” Hacıoğlu, emekli vatandaşların, gençlerin ve şehirden kaçan insanların küçük bahçelerde nefes almasına bile tahammül olmadığını belirtti: “Adam 1 dönüm tarlasına 2 göz oda kurmuş, sebzesini ekiyor, hayatına değer katıyor. Tarıma zarar vermiyor, fayda sağlıyor. Ama devletin gözünde suçlu. Milleti beton bloklara hapsettik, yetmedi mi artık?” Sonuç: Hobi Bahçeleri Üzerinden Toplumsal Çöküş Hobi bahçelerine yönelik bu yeni düzenleme, Türkiye’de şehirli ile devlet arasındaki gerilimi doruğa çıkarıyor. İbrahim Hacıoğlu’nun mesajı net: Bu yasayla ne amaçlanıyor olursa olsun, toplumla inatlaşmaktan başka bir sonucu yok ve felaket boyutunda mali yükler yaratacak. Hacıoğlu’nun Uyarısı: “Bu, sadece sebze yetiştiren küçük bir vatandaşın değil, toplumun sağduyusuna, nefesine ve vicdanına yapılmış bir saldırıdır. Hobi bahçelerine dokunmak, halkın yaşam alanına dokunmaktır. Yazık, çok yazık!”

CHP Bursa: Milletten korkanlar kaybedecek Haber

CHP Bursa: Milletten korkanlar kaybedecek

CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, 19 Mart'ın 1. yıl dönümünde bir açıklama yaparak, yaşanan süreci “millet iradesini savunma mücadelesi” olarak nitelendirdi. ↵ İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, Cumhuriyet Halk Partisi’nin adil ve demokratik bir Türkiye hedefi doğrultusunda mücadele verdiğini belirterek, “Bu mücadele; adaletsizliğe karşı hukuku, yalana karşı gerçeği savunmanın ve seçimlerde yenilmekten korktukları için darbe yapmaya çalışanlara karşı millet iradesini korumanın mücadelesidir” dedi. ↵ Yeşiltaş'ın açıklaması şu şekilde: ↵ “Cumhuriyet Halk Partisi, umudun, azmin, adil ve demokratik bir Türkiye’ye olan inancının partisi olarak büyük bir mücadele vermeye devam etmektedir. ↵ Bu mücadele adaletsizliğe karşı hukuku, yalana karşı gerçeği ve seçimlerde yenilmekten korktukları için darbe yapmaya çalışanlara karşı millet iradesini savunmanın mücadelesidir. ↵ Cumhuriyet Halk Partisi, 2019 yılında Ankara ve İstanbul dahil olmak üzere ülkemizin birçok büyükşehir belediyesini yönetmeye hak kazanmış, 2024 yerel seçimlerinde bu başarısını katlamış, Türkiye’nin birinci partisi olmuştur. 6 Mayıs 2019’da yine yalan, iftira ve hukuk mühendisliğiyle İstanbul seçimlerini iptal edenler, Cumhuriyet Halk Partisi’nin yürüyüşünü durdurmak için bu tarihten itibaren sürekli yargı tacizleri ve siyasetin emriyle düzenlenen yargı süreçlerini uygulamaya koymuştur. ↵ Belediyelerimizin önüne idari ve mali engeller konulmuş, fakat halkçılığın kaleleri haline gelen belediyelerimiz bütün imkanlarıyla millete hizmete koşmuştur. Karalamalar, iftiralar ve kumpaslarla yıpratmaya çalıştıkları CHP belediyeciliği, kötü söze kulak asmamış, milletin gözündeki umuda layık olabilmek için var gücüyle çalışmıştır. ↵ Milletin teveccühüne layık olmak, Türkiye’yi içine düşürüldüğü ekonomik kriz, adaletsizlik ve siyasi istikrarsızlıktan kurtarmak için iktidara yürüyen partimiz, bu yolda çok önemli bir adım atmış ve “önce CHP’de, sonra Türkiye’de değişim” yolunu açmıştır. ↵ Değişim yolunun ilk zaferi olan 2024 yerel seçimlerinde milletimiz, Cumhuriyet Halk Partisi’ni Türkiye’nin birinci partisi mertebesine yükseltmiş ve iktidara güçlü bir uyarıda bulunmuştur. Fakat ne yazık ki bugün gelinen noktada, milletin uyarılarını dinleyen değil, onları susturmaya çalışan bir yapıyla karşı karşıyayız. ↵ Partimizin ön seçimlerinde 15,5 milyon insanımızın iradesiyle Cumhurbaşkanı adayımız olan Sayın Ekrem İmamoğlu ve beraberindeki birçok seçilmiş belediye başkanımız, partili yol arkadaşlarımız ve çalışma arkadaşlarımız hukuksuzca kurgulanan bir muhalefeti yok etme kumpası sebebiyle bugün cezaevlerindedir. ↵ Milletin yürüyüşünden, CHP’nin mücadelesinden, Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun halktaki karşılığından çekinenler; başlığı Ekrem İmamoğlu’nu hapse atmak, içeriği CHP’yi durdurmak, özü ise millete karşı baş kaldırmak olan operasyonlar silsilesi ile darbe girişimi niteliğinde bir garabeti Türkiye’ye yaşatmıştır. ↵ Aylar boyunca medyada asılsız iddialarla karalama kampanyaları yapılmış, dava kapsamında tutuklu olan bazı kişiler tehdit ve şantaj ile iftiracı olmaya zorlanmış, “görmüştüm, duymuştum”, şeklindeki ifadelerle delilden yoksun bir iddianame oluşturulmuştur. Bu kumpas, yalan ve iftira sürecini yürüten kişiye ödül olarak bu devletin Adalet Bakanlığı makamı verilmiş, adalet ve kamu düzeni yerle bir edilmiştir. ↵ Milletin ve muhalefetin bu hukuksuzluğa dair sorularına ve sorgulamalarına hiçbir iktidar mensubu cevap verememiş, “yaptım, oldu” zihniyetiyle Cumhuriyet’i kuran partiyi durdurabileceklerini zannetmişlerdir. ↵ 9 Mart’tan beri devam eden duruşmalarda ise asıl niyetin adil bir yargılama yapmak değil, milletin Cumhurbaşkanlığı görevini tevdi etmek için gün saydığı Sayın Ekrem İmamoğlu’nun gelişini geciktirmek, suyu bulandırmak ve algı oluşturmak olduğunu tüm Türkiye görmüştür. ↵ Türkiye için artık buradan geri dönüş yoktur. Milletten korkanlar kaybedecek, millete koşanlar kazanacaktır. Biz bugün geldiğimiz noktada, dünden bile daha cesur, daha çalışkan ve daha umutluyuz. ↵ Hukuka aykırı olarak düzenlenen CHP’yi durdurma, muhalefeti yok etme ve Sayın Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığını engelleme kumpasına karşı canla başla mücadele etmeye devam edeceğiz. ↵ İktidara hazırlığımızı hız kesmeden sürdürecek, milletin dertlerine, devletin ihtiyaçlarına ve geleceğimiz için yapmamız gerekenlere var gücümüzle odaklanarak milletin iktidarının yolunu açacağız. ↵ Durmayacağız, susmayacağız, bir an bile yorulmayacağız! Yalan ve iftirayla nice vatan evladını ailesinden uzak, özgürlüğünden mahrum bırakanların kumpasına karşı hukukun ve gerçeklerin yanında duracağız. Türkiye’ye sürekli olarak kaos, kriz ve istikrarsızlık yaşatanları durduracağız. ↵ Halkın iradesiyle belirlenen iktidarı kuracağız. ↵ Adaleti, demokrasiyi ve bizlere Atatürk’ün emaneti Cumhuriyeti son nefesimizi verene kadar koruyacağız! ↵

Bursa’da Ekrem İmamoğlu’nun mektubu okundu: Yazanı, yöneteni belli bir müsamere sergileyecekler Haber

Bursa’da Ekrem İmamoğlu’nun mektubu okundu: Yazanı, yöneteni belli bir müsamere sergileyecekler

Cumhuriyet Halk Partisi’nin tutuklu Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun Aile Dayanışma Ağı'nın buluşmasına gönderdiği mektup Bursa’da okundu. 9 Mart'ta başlayacak İBB davası ile ilgili mesaj veren İmamoğlu, "Bizleri siyasi esaret altına alanların yeni bir kumpası da 9 Mart’ta başlıyor. Önümüzdeki günlerde ‘dava’ dedikleri, ‘mahkeme’ dedikleri; yazanı, yöneteni belli bir ‘müsamere’ sergileyecekler" dedi. Aile Dayanışma Ağı’nın (ADA) 27. buluşması Türkiye’nin 81 ilinde aynı anda gerçekleştirildi. Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, Kent Meydanı’nda Parti Meclisi Üyesi Canan Taşer, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç ve çok sayıda vatandaşın katılımıyla gerçekleştirilen buluşmada, Ekrem İmamoğlu’nun mektubunu kamuoyuyla paylaştı. Yeşiltaş mektup öncesinde, “Kıymetli aileler, sevgili Bursalılar; tam 26 hafta oldu. 26 haftadır yol arkadaşlarımız, haksız ve hukuksuz bir sürece maruz bırakıldılar. Aileler, her cuma günü, Aile Dayanışma çatısı altında, burada, Saraçhane'de bir araya geliyorlar. Yaşadıkları adaletsizlikleri, acıları paylaşarak dayanışmayı büyütüyorlar. Birbirlerine güç veriyorlar, omuz veriyorlar. Bir yıldır evlerde acı, gözlerde hasret var. 19 Mart tutsaklarının aileleri, babaları, eşleri, çocukları, aileleri bir yıldır adaletsizliğe son vermek için seslerini yükseltiyorlar. Yaşanan bu büyük haksızlığa yalnızca Saraçhane'den değil, Türkiye'nin 81 ilinden aynı haykırış, aynı ses yükseliyor: Bu hukuksuzluk son bulmalıdır. Bu bir adalet ve hürriyet meselesidir. Bu memleket meselesidir. Bu ‘Her şey çok güzel olacak’ diyen güzel yüreklerin, omuz omuza direndiği bir mücadelenin sesidir. Şimdi sizlere Silivri Zindanı'ndan milletin refahı için, hukuk için, demokrasi ve adalet için mücadele eden cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'nun mektubunu okuyoruz” açıklamasını yaptı. İmamoğlu, Yeşiltaş ve 80 il başkanı tarafından okunan mektubunda şunları söyledi: "Tam 26 hafta oldu. Aile dayanışma ağı çatısı altında haksız ve hukuksuz bir sürece maruz kalan aileler her Cuma Saraçhane'de bir araya geliyor. Yaşadıkları adaletsizlikleri ve acıları paylaşarak dayanışmayı büyütüyor. Birbirlerine güç veriyorlar Bir yıldır evlerde acı, gözlerde hasret var. 19 Mart tutsaklarının anneleri, babaları, eşleri, çocukları, aileleri adaletsizliğe son vermek için seslerini yükseltiyorlar. Yaşanan bu büyük haksızlığa yalnızca Saraçhane'den değil Türkiye'nin 81 ilinden aynı haykırış yükseliyor. Bu hukuksuzluk son bulsun. Bu bir adalet ve hürriyet meselesidir. Bu memleket meselesidir. Her şey çok güzel olacak diyen güzel yüreklerin omuz omuza direndiği bir mücadelenin sesidir. Şimdi sizleri Silivri Zindanı'ndan Milletin refahı için, hukuk, demokrasi ve adalet için mücadele eden cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu'nun mektubunu okuyoruz. Değerli yol arkadaşlarım. Yol arkadaşlarımın çok kıymetli aileleri, benim değerli kardeşlerim. Her birinizi Sevgiyle, dostlukla, hasretle kucaklıyorum. Bizlere karşı eşi benzeri görülmemiş zalimlikte bir siyasi operasyon yürütülmesinin bir yılı doluyor. Bu bir yılda vicdanını kaybetmiş, kötü bir aklın ürünü olan iftiralarla dolu soruşturmaların haksız dava ardı arkası kesilmedi. Dur durak bilmeyen bu büyük kötülük şimdi de kirli yüzünü kıymetli başkanım Bolu'nun değerli insanı Tanju Özcan'ı tutuklayarak gösterdi. Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin milletin dertlerine derman olan icraatlarını içine sindiremeyen bir avuç insanın ne söylediğinin hiçbir önemi yoktur. Tanju Özcan, Bolu'nun gururudur. İftiralarla, şantajlarla, kumpaslarla anneler çocuklarından, babalar oğullarından ayrı kaldı. Geçen bir yılda çocuklarımız bir yaş daha büyüdü. Bizleri siyasi esaret alanların yeni bir kumpası da 9 Mart'ta başlıyor. Önümüzdeki günlerde dava dedikleri, mahkeme dedikleri yazını, yöneteni belli bir müsamere sergileyecekler. Benim yol arkadaşlarımın her biri iyi yetişmiş, ülkesini ve milletini seven, millete hizmet aşkıyla dolu Sorumluluklarını her koşulda en iyi biçimde yerine getirmeye çalışan yurtseverlerdir. Tüm Cumhuriyet Halk Partililer böyledir. Dürüsttürler, çalışkandırlar. Onların şehirlerimizin, ülkemizin bugüne ve geleceğine ilişkin yaptıkları katkılar çok önemli, çok değerlidir Her birinden en az kendimden emin olduğum kadar eminim. O nedenle içiniz ferah, moraliniz yüksek olsun. Bizim tek davamız bu ülkedir, bu millettir. Bizi zindanlarda tutmalarının en büyük sebebi de budur. Bu vatana hizmet ettiğimiz 86 milyonu ayırmadığımız hiçbir çocuk yatağa aç girmesin diye çabaladığımız için bizi karalamaya çalışıyorlar. Bu mübarek günlerde ailelerimizden uzak kalmak, sevdiklerimizle birlikte iftar edip sahura kalkamamak hepimizi derinden yaralıyor. Ama mücadelemiz hakkın ve halkın rızası içindir. Aramıza bu duvarları örenler parmaklıkları dikenler yılacağımızı ve geri adım atacağımızı sanıyorlar. Yanılıyorlar. Gösterdiğimiz dirayet 12 metrekarelik hücremde bana yaşama sevinci veriyor. Bu onurlu yaşama dayanışmanız cesur mücadeleniz benimle aynı kaderi paylaşan çalışma arkadaşlarımın demokrasi tutsaklarının direnme arzusunu körüklüyor. Hukuksuzluğun hükmü elbette sona erecek. Tutuklamayı keyfi bir keyfi bir cezalandırma yöntemine dönüştürenler kaybedecek. Çünkü Karşılarında sizler varsınız. Hayatını bu vatana adamış, dürüst, yurtsever, cumhuriyet aşkıyla dolu kadınlar, erkekler, gençler var. Güzel yüzlü çocuklar var. Bizi cesaretinizle mücadelenizle, dayanışmanızla umut oluyor, güç veriyorsunuz. Bu zor günleri el ele, kol omuz omuza açacağız. Kurulan oyunları, kumpasları birlikte bozacağız. İnandık ve başaracağız. Her şey çok güzel olacak."

CHP kurultay davası ertelendi! Mahkemeden "İBB dosyasıyla birleşsin" talebi Haber

CHP kurultay davası ertelendi! Mahkemeden "İBB dosyasıyla birleşsin" talebi

Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) 38'inci Olağan Kurultayı'nda usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla açılan ceza davası ertelendi. Üçüncü celsesi bugün Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada Ekrem İmamoğlu, Özgür Çelik, Cemil Tugay ve Rıza Akpolat'ın da aralarında olduğu 12 kişi yargılanıyor. İddianamede eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu mağdur, İmamoğlu müdafi, eski CHP Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş müşteki olarak yer alıyor. "KURULTAY DELEGELERİNE ÇEŞİTLİ VAATLER VERİYORLARDI" Duruşmaya; sanıklardan İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ile taraf avukatları katıldı. Söz konusu dönemin bazı delegeleri, tanık olarak dinlendi. Dönemin İzmir delegesi H.K., kurultay öncesi bazı isimlerin kendisiyle görüşmek istediğini öne sürerek, "Ankara'ya gittik. Kurultay delegelerinin kaldığı otele yerleştik. Mehmet Kılıçarslan eski Mardin İl Başkanı geldi. Cemil Tugay, Mehmet Kılıçarslan, Özgür Çelik, Buğra Gökçe, Özkan Tice bunlar hepsi organize bir şekilde çalışıyorlardı. Kurultay delegelerine çeşitli vaatler veriyorlardı. İş vaadi, belediye meclis üyeliği vaadi. İsteklerini, taleplerini alıyorlardı. Ona göre değerlendiriyorlardı. Mehmet Kılıçarslan, 'Seninle Özgür Özel'le görüşelim' dedi. Ben kabul etmedim" dedi. "İMZA ATTIK, BİN DOLAR VERDİ" Tanık dönemin Erzurum delegesi Y.G. ise il başkanının para dağıttığını iddia ederek, "Erzurum kongresinden sonra il başkanlığı binasında delegeler ile toplantı yaptı il başkanı. İl başkanı Ankara'ya gidip, en çok parayı verene oy verileceğine ilişkin pazarlık yapacağını söyledi. Ankara'ya gidip döndü. Tekrar toplandık. İl başkanı, hepimize 50'şer euro dağıttı. Ankara'da kurultay gecesi son bir yemeğe gittik. Oradan da pavyona geçtik. İl başkanı beni dışarı çıkarıp, 4 imzaya ihtiyacı olduğunu söyledi. İmza attık ve bin dolar para verdi. Abdulkadir Ş. parayı kabul etmedi, 'Sen beni parayla satın alamazsın' dedi. İl başkanı daha sonra herkesin attığı oyu WhatsApp'tan kendisine gönderilmesini söyledi. İl başkanının İstanbul ekibinden 300 bin dolar aldığını biliyorum. İl başkanının para aldığını net şekilde biliyorum" diye konuştu. "KILIÇDAROĞLU'NA OY VERDİM, İHRAÇ EDİLDİM" Tanık dönemin Batman delegesi Y.Ö. de oy yönlendirmesi yapıldığını ileri sürerek, "Kurultay akşamı biz bir otelde konakladık. İl başkanımız lobiye çağırdı, oylarımızı Özgür Özel'e vermemizi istedi. Buna rağmen Kemal Kılıçdaroğlu'na oy verdim. Sonrasında partiden çıkartıldım, ihraç edildim. Kurultay sonrasında Y.'nin oğlu, meclis üyesi seçildi. Bu yükün altında kalmamak için kurultayın iptali için dava açtım" dedi. "300 MÜ İSTİYORSUN, 500 MÜ" Tanık dönemin Bursa delegesi S.T. ise kurultaya ilişkin, "Kaldığımınız otelin lobisinin ön tarafında Genel Başkan Özgür Özel'in broşürlerinin bulunduğu bir stant vardı. Orada kurultay delegelerine, imza atanlara bir deri çanta veriliyordu. Ancak para değildi, kesinlikle para yoktu. Oylama salonuna geldiğimizde, salonun çeşitli yerlerinde cep telefonu kutuları vardı. Yerlerde kutular vardı. Yolda giderken bilmediğim, telefonumda kayıtlı olmayan bir numaradan arandım. 12 kurultay delegesini ikna etmem karşılığında '300 mü istiyorsun, 500 mü istiyorsun?' şeklinde ucu açık bir teklif sundu. Bunun TL, dolar ya da euro olabileceğini söyledi. 300 TL olmadığı açıktı. Ben de 14 Mayıs seçimlerinde zor bir sürece girdiğimizi, madem partinin böyle büyük paraları varsa neden o dönemde kullanılmadığını söyledim" diye konuştu. "TANIK OLMAMAM İÇİN PARA TEKLİF EDİLDİ" Tanık T.E. ise kendisine söz konusu davada tanık olmaması için 500 bin euro para teklif edildiğini iddia ederek, "2005'ten beri parti üyesiyim. Birilerinin iddia ettiği gibi çevrem yok, 3 yıllık gazeteciyim. Bunlara şahit olunca ilk günden beri kendimi anlatmak için vazife ettim. Mustafa Kemal'in partisinde bunların olamayacağını düşündüm" dedi. GÖZLER İSTANBUL'DA Savunmaların ardından, davanın duruşması 1 Nisan'a ertelendi. Mahkeme, davanın İstanbul 40. Ağır Ceza'daki İBB dosyasıyla birleştirilmesini talep etti. Gözler İstanbul'daki mahkemenin vereceği kararda. NE OLMUŞTU? Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Kasım 2023'te yapılan CHP'nin 38'inci Olağan Kurultayı'na ilişkin iddialarla ilgili yürütülen soruşturma sonunda dava açılmıştı. İddianamede; İmamoğlu'nun divan başkanı olduğu CHP 38'inci Olağan Kurultayı'nda, bazı delegelere para verildiği, adaylık ve iş vaadinde bulunulduğu, market kartı dağıtıldığı, oy pusulası fotoğraflarının istendiği, ikinci turun geciktirilerek yanlış bilgilendirme yapıldığı ve bu yollarla Özgür Özel'in kazanması için delegelerin iradelerinin yönlendirildiği iddia edilerek, tüm sanıkların 'Seçim Kanunu'na muhalefet' suçundan 3'er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edilmişti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.