Hava Durumu

#Ekonomik Kriz

Gürsu Haber - Ekonomik Kriz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekonomik Kriz haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP Bursa: Milletten korkanlar kaybedecek Haber

CHP Bursa: Milletten korkanlar kaybedecek

CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, 19 Mart'ın 1. yıl dönümünde bir açıklama yaparak, yaşanan süreci “millet iradesini savunma mücadelesi” olarak nitelendirdi. ↵ İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, Cumhuriyet Halk Partisi’nin adil ve demokratik bir Türkiye hedefi doğrultusunda mücadele verdiğini belirterek, “Bu mücadele; adaletsizliğe karşı hukuku, yalana karşı gerçeği savunmanın ve seçimlerde yenilmekten korktukları için darbe yapmaya çalışanlara karşı millet iradesini korumanın mücadelesidir” dedi. ↵ Yeşiltaş'ın açıklaması şu şekilde: ↵ “Cumhuriyet Halk Partisi, umudun, azmin, adil ve demokratik bir Türkiye’ye olan inancının partisi olarak büyük bir mücadele vermeye devam etmektedir. ↵ Bu mücadele adaletsizliğe karşı hukuku, yalana karşı gerçeği ve seçimlerde yenilmekten korktukları için darbe yapmaya çalışanlara karşı millet iradesini savunmanın mücadelesidir. ↵ Cumhuriyet Halk Partisi, 2019 yılında Ankara ve İstanbul dahil olmak üzere ülkemizin birçok büyükşehir belediyesini yönetmeye hak kazanmış, 2024 yerel seçimlerinde bu başarısını katlamış, Türkiye’nin birinci partisi olmuştur. 6 Mayıs 2019’da yine yalan, iftira ve hukuk mühendisliğiyle İstanbul seçimlerini iptal edenler, Cumhuriyet Halk Partisi’nin yürüyüşünü durdurmak için bu tarihten itibaren sürekli yargı tacizleri ve siyasetin emriyle düzenlenen yargı süreçlerini uygulamaya koymuştur. ↵ Belediyelerimizin önüne idari ve mali engeller konulmuş, fakat halkçılığın kaleleri haline gelen belediyelerimiz bütün imkanlarıyla millete hizmete koşmuştur. Karalamalar, iftiralar ve kumpaslarla yıpratmaya çalıştıkları CHP belediyeciliği, kötü söze kulak asmamış, milletin gözündeki umuda layık olabilmek için var gücüyle çalışmıştır. ↵ Milletin teveccühüne layık olmak, Türkiye’yi içine düşürüldüğü ekonomik kriz, adaletsizlik ve siyasi istikrarsızlıktan kurtarmak için iktidara yürüyen partimiz, bu yolda çok önemli bir adım atmış ve “önce CHP’de, sonra Türkiye’de değişim” yolunu açmıştır. ↵ Değişim yolunun ilk zaferi olan 2024 yerel seçimlerinde milletimiz, Cumhuriyet Halk Partisi’ni Türkiye’nin birinci partisi mertebesine yükseltmiş ve iktidara güçlü bir uyarıda bulunmuştur. Fakat ne yazık ki bugün gelinen noktada, milletin uyarılarını dinleyen değil, onları susturmaya çalışan bir yapıyla karşı karşıyayız. ↵ Partimizin ön seçimlerinde 15,5 milyon insanımızın iradesiyle Cumhurbaşkanı adayımız olan Sayın Ekrem İmamoğlu ve beraberindeki birçok seçilmiş belediye başkanımız, partili yol arkadaşlarımız ve çalışma arkadaşlarımız hukuksuzca kurgulanan bir muhalefeti yok etme kumpası sebebiyle bugün cezaevlerindedir. ↵ Milletin yürüyüşünden, CHP’nin mücadelesinden, Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun halktaki karşılığından çekinenler; başlığı Ekrem İmamoğlu’nu hapse atmak, içeriği CHP’yi durdurmak, özü ise millete karşı baş kaldırmak olan operasyonlar silsilesi ile darbe girişimi niteliğinde bir garabeti Türkiye’ye yaşatmıştır. ↵ Aylar boyunca medyada asılsız iddialarla karalama kampanyaları yapılmış, dava kapsamında tutuklu olan bazı kişiler tehdit ve şantaj ile iftiracı olmaya zorlanmış, “görmüştüm, duymuştum”, şeklindeki ifadelerle delilden yoksun bir iddianame oluşturulmuştur. Bu kumpas, yalan ve iftira sürecini yürüten kişiye ödül olarak bu devletin Adalet Bakanlığı makamı verilmiş, adalet ve kamu düzeni yerle bir edilmiştir. ↵ Milletin ve muhalefetin bu hukuksuzluğa dair sorularına ve sorgulamalarına hiçbir iktidar mensubu cevap verememiş, “yaptım, oldu” zihniyetiyle Cumhuriyet’i kuran partiyi durdurabileceklerini zannetmişlerdir. ↵ 9 Mart’tan beri devam eden duruşmalarda ise asıl niyetin adil bir yargılama yapmak değil, milletin Cumhurbaşkanlığı görevini tevdi etmek için gün saydığı Sayın Ekrem İmamoğlu’nun gelişini geciktirmek, suyu bulandırmak ve algı oluşturmak olduğunu tüm Türkiye görmüştür. ↵ Türkiye için artık buradan geri dönüş yoktur. Milletten korkanlar kaybedecek, millete koşanlar kazanacaktır. Biz bugün geldiğimiz noktada, dünden bile daha cesur, daha çalışkan ve daha umutluyuz. ↵ Hukuka aykırı olarak düzenlenen CHP’yi durdurma, muhalefeti yok etme ve Sayın Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığını engelleme kumpasına karşı canla başla mücadele etmeye devam edeceğiz. ↵ İktidara hazırlığımızı hız kesmeden sürdürecek, milletin dertlerine, devletin ihtiyaçlarına ve geleceğimiz için yapmamız gerekenlere var gücümüzle odaklanarak milletin iktidarının yolunu açacağız. ↵ Durmayacağız, susmayacağız, bir an bile yorulmayacağız! Yalan ve iftirayla nice vatan evladını ailesinden uzak, özgürlüğünden mahrum bırakanların kumpasına karşı hukukun ve gerçeklerin yanında duracağız. Türkiye’ye sürekli olarak kaos, kriz ve istikrarsızlık yaşatanları durduracağız. ↵ Halkın iradesiyle belirlenen iktidarı kuracağız. ↵ Adaleti, demokrasiyi ve bizlere Atatürk’ün emaneti Cumhuriyeti son nefesimizi verene kadar koruyacağız! ↵

İşçi Haklarını Her Yerde Sadece O Savunuyor! Haber

İşçi Haklarını Her Yerde Sadece O Savunuyor!

Türkiye’de derinleşen ekonomik kriz, artan güvencesizlik ve işçi sınıfının yıllardır biriken öfkesi, bu kez Bursa’nın Keles ilçesine bağlı Başak Mahallesi için kurulan iftar sofrasında sert bir dille dışa vuruldu. Başaklı gençlerin organize ettiği program, sıradan bir dayanışma yemeğinin çok ötesine geçerek, mevcut düzene yönelik açık bir hesaplaşma kürsüsüne dönüştü. İşçi Haklarını Koruma Derneği (İŞCİDER) Genel Başkanı İsmail Doru ve Genel Sekreter Ekrem Aplay’ın katılımıyla gerçekleşen buluşmada, işçi haklarının gasp edilmesine, sosyal adaletsizliğe ve siyasi temsil krizine yönelik sert eleştiriler peş peşe sıralandı. “Bu düzen işçiyi eziyor, gençliği susturmak istiyor” Kürsüye çıkan İsmail Doru, konuşmasına alışılmışın dışında sert bir tonla başladı: “Gençlik varsa gelecek vardır ama bu düzen gençliği ya işsizliğe ya da sessizliğe mahkûm etmek istiyor” diyerek mevcut tabloya meydan okudu. İşçi sınıfının bugün sahip olduğu hakların masa başında değil, sokakta, bedel ödenerek kazanıldığını vurgulayan Doru, “Bugün bize ‘verilmiş’ gibi gösterilen haklar, aslında söke söke alınmıştır. Ama aynı haklar bugün parça parça geri alınıyor” ifadeleriyle tepki gösterdi. 2008 yasasına sert çıkış: “Bu bir miras değil, açık bir yük” Doru’nun hedefinde özellikle 2008’de yürürlüğe giren sosyal güvenlik düzenlemeleri vardı. Bu yasayı açık bir şekilde eleştiren Doru, “Bu yasa işçi sınıfına bırakılmış bir miras değil, sırtına yüklenmiş bir yüktür. Açıkça söylüyorum: Bu bir zulüm düzenlemesidir” dedi. Geçmişte bu düzenlemeye karşı yeterince güçlü bir direniş sergilenemediğini kabul eden Doru, “Belki bize kızacaksınız ama gerçek bu. Ancak bugün susma lüksümüz yok. Bu düzenle hesaplaşmak zorundayız” diyerek mücadele çağrısını sertleştirdi. “Kendi ipimizi kendimiz çekiyoruz” Türkiye’deki siyasal yapıyı da doğrudan hedef alan Doru, doğuda feodal ilişkilerin, batıda ise sermaye odaklarının siyaseti belirlediğini dile getirerek şu ifadeleri kullandı: “Meclise gönderilenlerin kimlerin işaret ettiği ortada. Doğuda ağalar, batıda kapitalistler… Biz ise sadece izliyoruz. Açık konuşayım: Kendi ipimizi kendimiz çekiyoruz.” “Artık seyirci değil, aktör olma zamanı” Doru’nun en dikkat çekici çıkışı ise siyasi temsil çağrısı oldu. “Yönetilen değil yöneten olmak zorundayız. Bu böyle gitmez” diyen Doru, Bursa’dan başlayarak Türkiye genelinde bağımsız milletvekili hareketi başlatılması gerektiğini savundu: “Her ilden bir bağımsız aday çıkararak bu düzene ‘biz de varız’ demek zorundayız. Yoksa bu çark hepimizi ezecek.” Yerelden yükselen destek: “Gençliğin arkasındayız” Programda söz alan Başak Derneği Başkanı Adem Ağlan, organizasyona katılanlara teşekkür ederken birlik mesajı verdi. Başak Mahallesi Muhtarı Alihsan Kaymaz ise gençlere açık destek vererek, “Bu gençlik yalnız değil. Ne yaparlarsa yapsınlar, sonuna kadar yanlarındayız” dedi. Gençlik Başkanı H. İbrahim Kaymaz da konuşmasında faaliyetlerini sıralarken, köy girişine büyük bir Türk bayrağı asacaklarını açıklayarak kararlılık mesajı verdi. Bu çıkış, katılımcılar tarafından güçlü alkışlarla karşılandı. İftar değil, açık bir mücadele çağrısı Gece boyunca verilen mesajlar, klasik bir iftar programının sınırlarını aşarak açık bir toplumsal uyarıya dönüştü. İşçi haklarının geriletilmesine, gençliğin geleceksizliğe itilmesine ve halkın siyaset dışına itildiği düzene karşı sert bir duruş sergilendi. Başak Mahallesi’nden yükselen bu sert ses, sadece yerel bir etkinlik olarak kalmadı; işçi sınıfının biriken öfkesinin ve değişim talebinin yüksek perdeden dile getirildiği bir çıkış olarak kayıtlara geçti.

İŞÇİDER Toplantısında Sert Çıkış Haber

İŞÇİDER Toplantısında Sert Çıkış

İşçi Haklarını Koruma ve Dayanışma Derneği (İŞÇİDER), haftalık olağan toplantısını Bursa’nın Osmangazi ilçesi Soğanlı Mahallesi’nde, Yönetim Kurulu Üyesi Besim Özdemir’in ev sahipliğinde gerçekleştirdi. Toplantıya Bursa’nın tanınmış esnaflarından Ahmet Kırcıman da konuk olarak katıldı. Ekonomik kriz, emekli maaşları, asgari ücretteki erime, küçük esnafın içinde bulunduğu çıkmaz ve kıdem tazminatı tartışmalarının masaya yatırıldığı toplantıda, İŞÇİDER Genel Başkanı İsmail Doru’nun açıklamaları dikkat çekti. Doru, ekonomik tabloya ilişkin değerlendirmesinde sert ifadeler kullanarak, “Sorun işçide değil, patronlar doymuyor” dedi. “Emeklinin 12 Bin Lirası Buhar Oldu” Toplantıda söz alan yöneticiler, emeklilerin bayram ikramiyelerinin yıllar içinde ciddi değer kaybına uğradığını vurguladı. 2018 yılında 1000 TL olarak verilen bayram ikramiyesinin alım gücü üzerinden değerlendirme yapan İsmail Doru, çarpıcı bir hesaplama ortaya koydu: “2018’de 1000 TL alan emekli, bugünün ekonomik şartlarında en az 17 bin TL almalıydı. Ancak bugün 5 bin TL verileceği konuşuluyor. Aradaki 12 bin TL emeklinin cebinden buhar olup uçtu. Bu açık bir hak kaybıdır.” Doru, emeklilerin yıllarca çalışarak ülke ekonomisine katkı sunduğunu, ancak bugün yaşam mücadelesi vermek zorunda bırakıldığını belirterek, “Emekli sadaka değil, hakkını istiyor” ifadelerini kullandı. “Asgari Ücret Daha Şubat’ta Yüzde 30 Eriydi” Toplantıda en çok üzerinde durulan başlıklardan biri de asgari ücretteki alım gücü kaybı oldu. Yıl başında yapılan artışın daha Şubat ayına gelmeden büyük ölçüde eridiğini söyleyen Doru, yüksek enflasyon karşısında maaşların hızla değer kaybettiğini ifade etti. “Henüz yılın ikinci ayındayız. Asgari ücret yüzde 30 değer kaybetti. Maaşlar eridi. İşçi daha cebine girmeden kaybediyor. Bu tablo sürdürülebilir değil.” Doru, asgari ücretlinin temel gıda ve barınma giderlerini karşılamakta zorlandığını belirterek, “Asgari ücretli açlıkla imtihan ediliyor” dedi. Küçük Esnaf Alarm Veriyor: “Batıyoruz, Kimse Duymuyor” Toplantıya katılan Bursa’nın sevilen esnaflarından Ahmet Kırcıman da küçük esnafın yaşadığı sıkıntılara dikkat çekti. Artan maliyetler, düşen alım gücü ve kredi yükü nedeniyle esnafın ayakta kalmakta zorlandığını belirten Kırcıman, şu ifadeleri kullandı: “Küçük esnaf olarak batıyoruz. Tek tek yok oluyoruz. Yöneticiler batmamızı izliyor. Hiçbir şekilde çözümle ilgili adım atılmıyor.” Esnafın artan kira, enerji ve vergi yükü altında ezildiğini ifade eden Kırcıman, piyasanın daraldığını ve ticaretin ciddi biçimde yavaşladığını söyledi. İsmail Doru ise küçük esnafın sistem içinde “yok hükmünde” görüldüğünü savunarak, “Esnaf da işçi de aynı girdabın içinde” dedi. “Bu Kriz Değil, Tercih” Bursa özelinde değerlendirmelerde bulunan Doru, özellikle tekstil ve inşaat sektörlerinde yaşanan daralmaya dikkat çekti. “Tekstil Bursa’da bilerek çökertildi. İnşaat sektörü kontrollü biçimde daraltıldı. Bunun adı kriz değil, tercihtir. Sonuç: işsizlik, güvencesizlik ve ucuz iş gücü cenneti.” Doru, üretim merkezlerinin zayıflatılmasının binlerce kişiyi işsizliğe ittiğini ve kayıt dışı, düşük ücretli çalışma koşullarının yaygınlaştığını savundu. “Kıdem Tazminatı İşçinin Son Kalesidir” Toplantının en sert başlıklarından biri kıdem tazminatı oldu. Son dönemde yeniden gündeme gelen “kıdem tazminatının fona devredilmesi” tartışmalarına net bir şekilde karşı çıkan Doru, geri adım atmayacaklarını söyledi. “Kıdem tazminatı işçinin son güvencesidir, son kalesidir. Fonlara devredilemez. Bu konu tartışmaya bile kapalıdır.” Doru, kıdem tazminatının işçinin yıllar süren emeğinin teminatı olduğunu belirterek, “Bu hak zayıflatılırsa işçinin elinde hiçbir güvence kalmaz” dedi. “Sorun Fakirde Değil, Azgın Kapitalistlerde” Toplantının sonunda ekonomik düzeni sert sözlerle eleştiren Doru, gelir dağılımındaki adaletsizliğe dikkat çekti. “Sorunlar çözümsüz değil. Fakirlerde bir sıkıntı yok. Zenginler doymak bilmeyen azgın kapitalistler gibi vahşice saldırıyor. İşçinin, emeklinin, esnafın sırtından daha ne kadar yük bindirilecek?” Doru, işçilerin ve emeklilerin tarihin hiçbir döneminde bu denli ağır bir ekonomik baskı altında kalmadığını savunarak, mücadele mesajı verdi. “Mücadele Sürecek” Toplantı, emekli, işçi ve küçük esnafın ortak sorunlarına karşı dayanışmanın artırılması ve hak arama mücadelesinin sürdürülmesi yönünde kararlılık mesajıyla sona erdi. İŞÇİDER yönetimi, ekonomik adaletsizliğe karşı seslerini yükseltmeye devam edeceklerini belirtirken, özellikle kıdem tazminatı ve ücret politikaları konusunda geri adım atılmayacağını vurguladı. Bursa’da yapılan bu toplantı, yalnızca yerel bir buluşma değil; artan geçim sıkıntısına karşı yükselen toplumsal itirazın bir yansıması olarak değerlendiriliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.