Hava Durumu

#Devlet

Gürsu Haber - Devlet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Devlet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU: TUTARLI OLACAKSINIZ; BİR GÜN ÖYLE, BİR GÜN BÖYLE OLMAYACAKSINIZ! Haber

YAVUZ AĞIRALİOĞLU: TUTARLI OLACAKSINIZ; BİR GÜN ÖYLE, BİR GÜN BÖYLE OLMAYACAKSINIZ!

Kırıkkale’de düzenlenen Halk Buluşması programına katılan Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, “Alparslan Türkeş’i anıyorsanız, pazarlık kabul etmeyen bir devlet iradesi taşıyacaksınız. Muhsin Yazıcıoğlu diyorsanız, ahlaklı ve tutarlı olacaksınız; bir gün öyle, bir gün böyle olmayacaksınız” dedi. Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, partisinin Kırıkkale İl Başkanlığı açılışı öncesinde düzenlenen Halk Buluşması programına katıldı. Ağıralioğlu, “Atatürk’ün kabrine gidiyorsanız, devletin ve milletin düşmanlarıyla yol yürümeyeceksiniz. Erbakan Hoca’yı anıyorsanız, onun bölgeye dair uyarılarını duyacaksınız. Alparslan Türkeş’i anıyorsanız, pazarlık kabul etmeyen bir devlet iradesi taşıyacaksınız. Muhsin Yazıcıoğlu diyorsanız, ahlaklı ve tutarlı olacaksınız; bir gün öyle, bir gün böyle olmayacaksınız” diye konuştu. Yavuz Ağıralioğlu, konuşmasında özetle şunları söyledi: “Memleket zor zamanlara düştüğünde, arkamızda bulunan fotoğrafa bakar, talip olduğumuz mesuliyeti oradan alırız. Arkamda kalpaklı bir Mustafa Kemal Atatürk fotoğrafı var. Devlet zor durumdaysa, millet dara düşmüşse; bu millet başına kalpağını geçirir, iradesini milletine adar. 2026 yılında omuzlarımıza düşen sorumluluk da budur. Ay yıldızlı al bayrağın altında, kalpaklı Atatürk’ün önünde Türk milletinin istikbaline yürümeye söz verilir. Bugün aynı zamanda, ömrünü devleti güçlü, milleti kudretli kılmaya adamış, çileli bir mücadele vermiş Alparslan Türkeş’in vefat yıl dönümü. Zindanlarla, idam sehpalarıyla sınanmış bir iradenin sahibine rahmet olsun. MUHSİN YAZICIOĞLU HER EVDEN BİR FATİHA ALDI! Yakın zamanda kaybettiğimiz Muhsin Yazıcıoğlu… Her evden oy alamamış olabilir ama her evden bir Fatiha almış bir memleket evladıdır. Ona da rahmet olsun. Çünkü memleket zordadır, dardadır. Bu memleketin ufkuna bela düşmesin diye yıllar önce uyaran, ‘Suriye düşerse Irak gider, Irak yıkılırsa İran hedef olur, sıra Türkiye’ye gelir’ diyen Necmettin Erbakan’ı da bugün hatırlıyoruz. Siyaset bazen eskiyi anar, ‘eskiden böyleydi’ diye konuşur. Nezaketi, siyasi terbiyeyi hatırlar. Aynı kürsülerde rakip olup memleket meselelerini konuşabilen liderleri hatırlar. Bülent Ecevit’i, Süleyman Demirel’i bu yönleriyle anar. Ama ben bunları sadece rahmet dilemek için söylemiyorum. Ölenlerin büyük, kalanların küçük olduğu bir millet olamayız. Aksi halde bu topraklarda tutunamayız. Rahmet dilediğimiz insanların ahlakına, cesaretine, ikazlarına sırt dönerek siyaset yapamayız. Bugün kime rahmet diliyorsak, onun temsil ettiği iradeyi taşımak zorundayız. TERÖRİSTLERLE YAN YANA DURAMAYIZ! Dün ‘kibar’ dediklerimizi anıp bugün kaba olamayız. Dün ‘inançlı’ dediklerimizi anıp bugün inançsız davranamayız. Dün ‘cesur’ dediklerimizi anıp bugün korkak olamayız. Dün ‘ilkeli’ dediklerimizi anıp bugün ilkesiz olamayız. Dün devleti ve milleti korumak için terörle mücadele edenleri överken, bugün teröristlerle yan yana duramayız. Dün ‘aman ha’ diye uyaranları unutup Amerika’nın azgınlığına da, İsrail’in şımarıklığına da sessiz kalamayız. Eğer mezarlara gitmeye hakkımız olsun istiyorsak, o mezarların önünde hangi hakikatle durmamız gerektiğini unutmamalıyız. Atatürk’ün kabrine gidiyorsanız, devletin ve milletin düşmanlarıyla yol yürümeyeceksiniz. Erbakan Hoca’yı anıyorsanız, onun bölgeye dair uyarılarını duyacaksınız. Alparslan Türkeş’i anıyorsanız, pazarlık kabul etmeyen bir devlet iradesi taşıyacaksınız. Muhsin Yazıcıoğlu diyorsanız, ahlaklı ve tutarlı olacaksınız; bir gün öyle, bir gün böyle olmayacaksınız. YAŞADIĞIMIZ HİÇBİR SORUN FAİLİ MEÇHUL DEĞİL! Türkiye’nin ekonomik ve kurumsal sorunları ortadadır. İşsizlik var, enflasyon var, yüksek faiz var. Eğitimde kalite kaybı var, liyakat eksikliği var. Bugün yaşadığımız hiçbir sorun faili meçhul değildir. Yanlış ekonomi politikaları ve plansız yönetim bu memleketi bu hale getirmiştir. Ama bu milletin gücü vardır. Bu milletin toprağı var, suyu var, yetişmiş insanı var. Doğru planlama yapılırsa bu ülke yeniden ayağa kalkar. Millete umut olmanız için size yetki verildi. Ama siz millete umut olmak yerine kabus oldunuz. Millet size umut olun diye yetki verdi; bugün çıkıp terörle ilgili söylem değiştiriyorsunuz. Bu kabul edilemez. TÜRKİYE AYAĞA KALKMAK ZORUNDADIR! Biz bir parti hevesiyle yola çıkmadık. Biz millet iddiasıyla yola çıktık. Bu memlekette millete yük olan değil, millete omuz veren bir siyaset kuracağız. Bu ülkeye aidiyet hisseden, bu bayrağın altında kendini ait hisseden herkes bu yürüyüşün parçasıdır. Türkiye ayağa kalkmak zorundadır. İçinde bulunduğumuz şartlar bunu bir tercih olmaktan çıkarmıştır. Güçlü bir devlet ve planlı bir gelecek artık zorunluluktur. Biz bu yola şerefli bir mücadele için çıktık. Başarırsak da şeref, yolda kalırsak da şeref. Ama bu millet için yürümekten asla vazgeçmeyeceğiz.”

Yıkmayı Değil İmar’ı Düşünün! Haber

Yıkmayı Değil İmar’ı Düşünün!

Yıkmayı Değil İmar’ı Düşünün! İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu’ndan Çarpıcı Açıklamalar.. Devlet Hepimizin, Ama Yöneticiler Geçici… Son yıllarda sıkça tartışılan hobi bahçeleri ve imar barışı konusu, Türkiye’deki binlerce vatandaşı mağdur etmeye devam ederken, İbrahim Hacıoğlu da bu duruma sert tepki gösterdi. İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı olarak açıklama yapan Hacıoğlu, devletin uzun yıllardır göz yumduğu sorunları çözmek yerine, yapıcı bir yaklaşım sergilememesini eleştirdi. Devlet Hepimizin, Yöneticiler Geçici Hacıoğlu, devletin “hepimizin” olduğunu, ancak yöneticilerin geçici olduğunu belirterek, yöneticilere yönelik tepkisini dile getirdi. “Devlet hepimizin… Paidardır… Ama yöneticiler… İşte onlar gelip geçici… onların evi başına yıkılsın!” diyerek, sorunları çözme sorumluluğunun devletin üstünde olduğunu vurguladı. Hacıoğlu’nun bu sözleri, devletin sürekli ve kalıcı sorumluluğunun altını çizerken, yöneticilerin dönemsel olarak sorumluluk taşıdığını, dolayısıyla onların yaptıkları hataların daha uzun süreli etkiler yaratmaması gerektiğini dile getirdi. Tarım Arazilerinin Korunması ve Hobi Bahçelerindeki Çelişki Hacıoğlu, devletin tarım arazilerini koruma çabalarını desteklese de, geçmişte verdiği izinler ve göz yummalar nedeniyle ciddi çelişkiler oluşturduğunu belirtti. Tarım arazilerinin korunması gerektiğini söyleyen Hacıoğlu, “Ama bugüne kadar kooperatif adı altında tarım arazilerini bölüp ranta çevirenlere tapuda zorluk çıkarmayan yine bu devlet…” diyerek eleştirilerde bulundu. Devletin verdiği İmar Barışı ile hobi bahçesi sahiplerinin yıllardır para ödeyerek bu alanları edindiklerini ve altyapı hizmetlerinden faydalandıklarını ifade etti. İmar Barışı ve Hobi Bahçelerine Yapılan Yatırımın Göz Ardı Edilmesi Hacıoğlu, 2018’deki İmar Barışı ile hobi bahçesi sahiplerinin “yapılaşma izni” alarak yatırımlar yaptıklarını ancak şimdi devletin “evini yıkacağım” demesinin büyük bir haksızlık olduğunu vurguladı. “Hobi bahçelerini kimse bedavaya almadı. Üstüne bir de tonla para ödedi” diyerek, vatandaşların bu süreçte mağdur olduğunu belirtti. Hacıoğlu, “Parası olsa, Bodrum’dan, Marmaris’ten, Çeşme’den bahçeli ev alır” diyerek hobi bahçesi sahiplerinin ekonomik durumlarını daha iyi bir şekilde ortaya koydu. Yıkım Değil, Yapıcı Çözüm İstedi Hacıoğlu, “Yıkmak kolay, ama sorunu yapıcı bir şekilde çözmek zor” diyerek, devletin önceki hatalarına dikkat çekti. “Hobi bahçeleri standartlarının ötesine geçmiş yapılara, tek su ve elektrik aboneliğiyle 30-40 parçaya bölünmüş kooperatiflere izin verilmesin” diyen Hacıoğlu, İmar Barışı’ndan faydalanmış, altyapı hizmetlerine sahip hobi bahçelerinin sahiplerinin haklarının korunması gerektiğini ifade etti. Yeni Yönetmelikteki İhbar Düzenlemesi ve Tehditler Yeni düzenlemelerle birlikte hobi bahçelerinin ihbar edilebileceğini belirten Hacıoğlu, “Hobi bahçenize ihbar yağabilir” diyerek vatandaşları uyardı. Valiliklere yapılan her ihbarın ciddiye alınacağını ve denetimlerin başlatılacağını belirterek, bu durumun vatandaşı daha da mağdur edeceğini ifade etti. Hacıoğlu, insanların yıllarca yatırım yaptıkları bahçeleri, “evini yıkacağım” diyen bir devlet yaklaşımı ile kaybetmelerinin büyük bir yanlış olduğunu belirtti. Devletin Sorumsuzluğu ve Çözüm Önerisi Hacıoğlu, devletin hobi bahçeleri ve imar barışı konusunda geçmişteki sorumsuzluğunu sorgularken, bundan sonraki süreçte bu tür sorunların çözülmesi için adım atılmasını talep etti. “Vatandaş ağacını dikmiş, bahçesini ekmiş, yıllar sonra gelip ‘evini yıkacağım’ demek büyük yanlış!” diyerek, devletin yapması gereken şeyin yıkım değil, yapıcı bir çözüm bulmak olduğunu belirtti. Sonuç Olarak: “Evin Başına Yıkılsın!” Hacıoğlu’nun sert açıklamaları, devletin geçmişteki hatalarının ve yöneticilerin geçici sorumluluklarıyla ilişkilendirilen güncel mağduriyetlerin çözülmesi gerektiğini vurguladı. “Evin başına yıkılsın” diyerek, yöneticilerin hatalarını doğrudan yüklenmesini isteyen Hacıoğlu, devletin yapması gerekenin vatandaşları mağdur etmemek olduğunu söyledi. “Devlet hepimizin… Paidardır… Ama yöneticiler… İşte onlar gelip geçicidir… onların evi başına yıkılsın!” diyerek, vatandaşın haklarını korumanın devletin asli sorumluluğu olduğunu bir kez daha dile getirdi. İbrahim Hacıoğlu, İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı olarak, devletin son yıllarda izlediği tarım arazileri koruma politikasını eleştirerek önemli açıklamalarda bulundu. Hacıoğlu, devletin bu sorunu çözme çabalarını “haksız” ve “adilsiz” bulduğunu ifade ederek, bu durumu “Evin başına yıkılsındır” şeklinde nitelendirdi. Tarım Arazilerinin Korunması Amaçlanırken Yapılan Hatalar Hacıoğlu, devletin tarım arazilerini korumak adına doğru bir adım attığını, ancak yıllardır göz yumduğu ve ses çıkarmadığı konularda sorun yaratmış olduğuna dikkat çekti. “Kooperatif adı altında tarım arazilerini bölüp ranta çevirenlere tapuda zorluk çıkarmayan yine bu devlet…” diyen Hacıoğlu, devletin geçmişte yaptığı bu hatalar yüzünden bugün mağduriyet yaşandığını ifade etti. İmar Barışı ve Hobi Bahçeleri Üzerindeki Eleştiriler 2018’de çıkarılan “İmar Barışı” düzenlemesiyle hobi bahçesi sahiplerinden para alınıp, “yapılaşma izni” verildiğini belirten Hacıoğlu, devletin bu sürecin sonunda bugün, yıllardır bedel ödeyen vatandaşlara “evini yıkacağım” diyerek sorun çıkardığını söyledi. “Hobi bahçeleri kimse bedavaya almadı. Üstüne bir de tonla para ödedi” diyerek, hobi bahçesi alan insanların çoğunun zengin olmadığını belirtti. Hacıoğlu, “Parası olsa gider Bodrum’dan, Marmaris’ten, Çeşme’den bahçeli ev alır” diyerek hobi bahçeleri sahiplerinin durumunu daha iyi bir şekilde açıkladı. Çözüm Önerileri: Yapıcı Bir Adım Hacıoğlu, yıkmanın kolay, sorunu yapıcı bir şekilde çözmenin ise daha adil olacağını belirterek, “Bir kere hobi bahçesi standartlarının ötesine geçmiş yapılara, tek su ve elektrik aboneliğiyle 30-40 parçaya bölünmüş kooperatiflere izin verilmesin” diye konuştu. İmar Barışı çerçevesinde devletin kendi çıkardığı kanunu uygulayarak, hobi bahçelerinin altyapı hizmetlerinin sağlandığı yerlerde özel düzenlemeler yapılması gerektiğini savundu. Hacıoğlu, “Vatandaş mağdur edilmesin. Devlet yine bir bedel alarak bu insanlara bir hak tanısın” şeklinde konuştu. Devletin Sorumluluğu ve Geçmişteki Hatalar Hacıoğlu, devletin bugüne kadar bu duruma göz yummasının, “işin bu noktaya gelmesine sessiz kalmasının” ve hatta teşvik etmesinin büyük bir hata olduğunu belirtti. “İnsanların evi başına yıkılmasın. APP plaka meselesinde olduğu gibi milletle-devlet karşı karşıya gelmesin” diyerek devletin önceki hatalarına dikkat çekti. Yeni Yönetmelik ve İhbar Düzenlemesi Son olarak, yeni yönetmelikte yapılan düzenleme ile birlikte hobi bahçelerinin ihbar yoluyla yıkılabileceği duyuruldu. Bu düzenleme, “toprak koruma kurulu üyeleri ve sivil toplum kuruluşlarının ihbar yapabileceği” bir sistem getirdi. Hacıoğlu, bu durumun vatandaşlar için daha da büyük bir tehdit oluşturduğunu belirterek, “Hobi bahçenize ‘ihbar’ yağabilir” şeklinde uyarıda bulundu. Yeni yönetmeliğe göre, ihbar edilen hobi bahçeleri valilikler tarafından denetlenecek ve ihbar edilen yerler için ceza kesilip, yıkım işlemi başlatılacak. Hacıoğlu, “Vatandaş ağacını dikmiş, bahçesini ekmiş; yıllar sonra gelip ‘evini yıkacağım’ demek büyük yanlış!” diyerek, uygulamanın vatandaşlar için büyük bir mağduriyet yaratacağına işaret etti. İbrahim Hacıoğlu, devletin hobi bahçeleri ve imar barışı konusunda yaptığı hataları bir an önce düzeltmesi gerektiğini ve vatandaşların mağduriyetinin giderilmesi için adım atılması gerektiğini belirtti. “Evin başına yıkılsındır” diyerek devletin yaklaşımını eleştiren Hacıoğlu, “Çözüm, bundan sonra kesinlikle izin vermemek” diyerek, gelecekte benzer sorunların yaşanmaması için daha dikkatli ve yapıcı adımlar atılması gerektiğini vurguladı.

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Başkanı İbrahim Hacıoğlu’ndan Fırtına Gibi Tepki: “Saçmalık! Hobi Bahçelerine Saldırıyorlar!” Haber

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Başkanı İbrahim Hacıoğlu’ndan Fırtına Gibi Tepki: “Saçmalık! Hobi Bahçelerine Saldırıyorlar!”

Türkiye’de tarım ve şehir yaşamı arasındaki en küçük insani alanlar bile artık devletin ağır cezalarıyla tehdit altında. İmar Yasasına Takılanlar Derneği (İYT) Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu, hobi bahçeleri ve küçük kulübeleri hedef alan yeni yasa teklifine sert tepki gösterdi: “Saçmalık! İnsanlar boğucu şehir hayatından kaçıp 300-500 m²’lik bahçelerinde nefes alıyor, toprakla temas ediyor. Şimdi bu küçük kulübeler, konteynırlar, 20-30 m²’lik yapılar bile ağır cezalarla tehdit ediliyor!” “Lüks villaya dönüştürenlere hayır, 30 m²’lik kulübeye ceza mı?” Hacıoğlu, yeni yasa teklifinin akıl almaz olduğunu vurguladı: “Tamam, kulübesini lüks villaya çevirenlere izin verme. Ama küçük, toprağa dokunulan, emekli insanların nefes aldığı kulübelere neden saldırıyorsunuz? Deprem olsa başını sokacak yeri olsun diye yapılan kulübe bile hedef!” Yeni Yasa Teklifi: Felaketin Detayları TBMM Tarım Orman Komisyonu’nda kabul edilen ve yakında Genel Kurul’da görüşülecek yasa teklifine göre: Tarlalara yapılmış tüm yapılar yıkım kapsamına alınacak, elektriği, suyu, doğalgazı kesilecek. Bahçe sahiplerine metrekare başına 2.500₺ ceza kesilecek; 500 m²’de 1 milyon 200 bin₺, 1 dönümde 2,5 milyon₺ demek. Cezayı ödeseniz de 2 ay içinde tüm yapıları yıkıp yeniden tarlaya dönüştürmek zorundasınız. Yıkım yapılmazsa m² başına 7.500₺ ceza; dönüm başına 7,5 milyon₺. Üstelik devlet yıkımı yapacak, masraflar bahçe sahibinden alınacak. Yapının malzemesi fark etmiyor; beton, ahşap, fark etmez, önemli olan tarımsal amaç. Listede 11 bini aşkın hobi bahçesi var. “Toplumla İnatlaşmanın Yeni Yolu” Hacıoğlu’nun yorumu net: “Neresinden bakarsanız bakın, bu toplumla inatlaşmaktan başka hiçbir işe yaramayan bir adım! Muhalefet iktidarla millet arasındaki makası açarken şapkadan tavşan çıkarırsa ancak bu tür uygulamaları çıkarabilirler.” İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun sözlerini hatırlatan Hacıoğlu: “Bugün benim 35 yıl önceki diplomama çöken kişi, yarın sizin 40 yıllık tapularınıza, bankadaki paranıza çöker!” diyerek, tehlikenin boyutunu gözler önüne serdi. “Devlet Tarımı Korumuyor, İnsanlara Düşman Oluyor” Hacıoğlu, devletin yaklaşımını eleştirerek, gerçek çözümün Anadolu’daki atıl arazileri tarıma kazandırmak olduğunu vurguladı: “Devlet şehir çeperlerindeki küçük bahçeleri yok etmeye çalışıyor, ama yıllardır ekilmeyen yüzbinlerce dönüm araziler boş duruyor. Çiftçi para kazanamadığı için ekmiyor, devlet boş yere insanların 500 m²’lik bahçelerine göz dikiyor. Ne akıl ama!” “Emekli İnsanların Nefesine Bile Tahammül Yok!” Hacıoğlu, emekli vatandaşların, gençlerin ve şehirden kaçan insanların küçük bahçelerde nefes almasına bile tahammül olmadığını belirtti: “Adam 1 dönüm tarlasına 2 göz oda kurmuş, sebzesini ekiyor, hayatına değer katıyor. Tarıma zarar vermiyor, fayda sağlıyor. Ama devletin gözünde suçlu. Milleti beton bloklara hapsettik, yetmedi mi artık?” Sonuç: Hobi Bahçeleri Üzerinden Toplumsal Çöküş Hobi bahçelerine yönelik bu yeni düzenleme, Türkiye’de şehirli ile devlet arasındaki gerilimi doruğa çıkarıyor. İbrahim Hacıoğlu’nun mesajı net: Bu yasayla ne amaçlanıyor olursa olsun, toplumla inatlaşmaktan başka bir sonucu yok ve felaket boyutunda mali yükler yaratacak. Hacıoğlu’nun Uyarısı: “Bu, sadece sebze yetiştiren küçük bir vatandaşın değil, toplumun sağduyusuna, nefesine ve vicdanına yapılmış bir saldırıdır. Hobi bahçelerine dokunmak, halkın yaşam alanına dokunmaktır. Yazık, çok yazık!”

“Köylünün Evine Kepçe, Şehre Beton: Bu Nasıl Adalet?” Haber

“Köylünün Evine Kepçe, Şehre Beton: Bu Nasıl Adalet?”

İbrahim Hacıoğlu Sert Çıktı: “Vatandaşın Barakasını Yıkıp Plansızlığı Gizleyemezsiniz!” İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu, Bursa ve çevresinde köy statüsünden mahalleye dönüşen alanlarda yaşanan yıkımlara sert sözlerle tepki gösterdi. Mudanya başta olmak üzere Bursa’nın 5 ilçesinde kırsal alanlarda bulunan tek katlı yapılar ve barakaların yıkılmaya devam ettiğini belirten Hacıoğlu, “Devlet vatandaşına çözüm üretmek yerine kepçe gönderiyor” diyerek adeta ateş püskürdü. Son dönemde yürürlüğe giren sıkı denetimler ve imar kuralları, kırsalda kendi toprağına küçük bir yapı yapmak isteyen vatandaş için neredeyse imkânsız hale geldi. Yeni düzenlemelere göre artık bir tarlaya yapı yapılabilmesi için: Minimum 5.000 metrekare arsa Yola cephe zorunluluğu Maksimum %5 yapılaşma ve 250 m² sınırı En fazla 2 kat ve 6.5 metre yükseklik Parsel sınırına 5 metre, yola 10 metre mesafe Ruhsat ve zemin etüdü zorunluluğu gibi ağır şartlar aranıyor. Üstelik bu kurallar prefabrik ve tiny house dahil tüm yapılar için geçerli. Hacıoğlu bu tabloyu şu sözlerle hedef aldı: “Vatandaşın üç kuruşluk tarlasına koyduğu tiny house’a bile tahammül edemeyen bir sistemle karşı karşıyayız. ‘Kimse karışmaz’ denilen dönem bitti, şimdi herkesin kapısında yıkım tehdidi var.” “Sorunun Kaynağı Vatandaş Değil, Plansızlık!” 2014 yılında yürürlüğe giren 6360 Sayılı Büyükşehir Yasası ile köylerin mahalleye dönüştürüldüğünü hatırlatan Hacıoğlu, asıl sorunun bu dönüşüm sonrası yapılmayan planlamalar olduğunun altını çizdi: “Köylerin tüzel kişiliğini kaldırdınız, yetkileri belediyelere devrettiniz ama gerekli imar planlarını yapmadınız. Şimdi bunun faturasını vatandaşa kesiyorsunuz. Bu kabul edilemez.” Türkiye genelinde hâlâ tamamlanmayan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planlarının büyük bir boşluk yarattığını vurgulayan Hacıoğlu, tarım alanları ve kırsal yerleşimlerin plansız bırakıldığını ve bu nedenle milyonlarca yapının “kaçak” durumuna düştüğünü söyledi. Lavc59.13.101 “İmar Barışıyla Para Topladılar, Şimdi Belgeleri İptal Ediyorlar!” 2018’de çıkarılan İmar Barışı kapsamında milyonlarca vatandaşın devlete başvurarak Yapı Kayıt Belgesi aldığını hatırlatan Hacıoğlu, bugün gelinen noktayı “büyük bir güven krizi” olarak tanımladı: “Vatandaş devlete güvendi, parasını ödedi, yapısını kayıt altına aldı. Şimdi dönüp o belgeleri iptal etmeye başlıyorsunuz. Bu düpedüz kazanılmış hakkın gaspıdır.” “Yıkılan Sadece Ev Değil, Bir Hayat!” Pandemi sonrası kırsala yönelen vatandaşların kendi arazilerinde yaşam kurmaya çalıştığını belirten Hacıoğlu, yapılan yıkımların sadece fiziki değil, insani bir yıkım olduğunu vurguladı: “Bugün yıkılan sadece dört duvar değil. Bir ailenin emeği, hayali, geleceği yerle bir ediliyor. İnsanları borca sokup sonra evlerini başlarına yıkıyorsunuz.” “11 Milyon Yapı Çözüm Bekliyor!” Sorunun artık bireysel değil, toplumsal bir krize dönüştüğünü belirten Hacıoğlu, Türkiye genelinde yaklaşık 11 milyon bağımsız birimin yeni bir yapı kayıt düzenlemesi beklediğini açıkladı. “TBMM Derhal Harekete Geçmeli!” Hacıoğlu, başta Türkiye Büyük Millet Meclisi olmak üzere tüm yetkili kurumlara çağrıda bulunarak şu ifadeleri kullandı: “Bu mesele artık görmezden gelinecek bir konu değil. TBMM, ilgili komisyonlar, akademisyenler ve şehircilik uzmanları derhal harekete geçmeli. Yıkım politikalarıyla bir yere varamazsınız.” “Çözüm Yıkım Değil, Yeni Yapı Kayıt Düzenlemesi!” Hacıoğlu’na göre çözüm açık: yeni bir yapı kayıt düzenlemesi. Bu düzenleme ile: Devlet milyarlarca lira gelir elde edecek Belediyeler vergi ve harç kazanacak Vatandaşın evi yıkılmadan kayıt altına alınacak Plansızlık yerine denetimli sistem kurulacak Devlet-vatandaş güveni yeniden sağlanacak “VATANDAŞA KEFEN DEĞİL, ÇÖZÜM VERİN!” İbrahim Hacıoğlu açıklamasını sert bir mesajla noktaladı: “Vatandaşın evine kepçe göndermek kolay. Zor olan adil bir sistem kurmak. Eğer gerçekten çözüm istiyorsanız, yıkımı durdurun ve insanların yaşam hakkına saygı gösterin. Bu ülkenin insanı kendi toprağında kaçak değil, ev sahibi olmak istiyor!”

Anahtar Partili Tanrıöver: Kürd’ü PKK’ya değdirmek cinnettir Haber

Anahtar Partili Tanrıöver: Kürd’ü PKK’ya değdirmek cinnettir

Tanrıöver, politikada bazı kavramların ve söylemlerin anlamının çarpıtıldığını belirterek, “Politikanın hikmeti her zaman hesaba kitaba sığmayabilir. Ancak her nefeste bir ‘cinayet şebekesinin’ başına ‘kurucu önderlik’ demek, varlığımızı yok saymanın başka bir ifadesidir. Bunun sebebini anlamakta zorlanıyoruz” ifadelerini kullandı. “Kürd’ü PKK ile ilişkilendirmek cinnettir” Terör örgütü ile bir halkın özdeşleştirilmesinin büyük bir hata olduğunu vurgulayan Tanrıöver, şu değerlendirmede bulundu: “Kürd’ü PKK’ya değdirmek cinnettir. Bir devlet kendi insanını tek bir referansla tanımlayabilir; o da vatandaşlıktır. Vatandaşlarımızın bugün en büyük derdi, sebep olunan yoksulluktur. Durup durup insanları azınlık gibi göstermek, bu yoksulluğa çare değildir.” “Kürt annesinin feryadı görülmedi” Tanrıöver, Diyarbakır’da DEM Parti binası önünde çocuklarının terör örgütüne katılmasına tepki gösteren anneleri de hatırlatarak, bu feryadın yeterince anlaşılmadığını söyledi. “Diyarbakır’da bir Kürt annesinin ‘Yere batsın sizin PKK davanız’ diye haykırışını bile anlayamamışsanız, toplumun gerçek duygusunu okuyamıyorsunuz demektir” dedi. Nurettin Topçu hatırlatması Açıklamasında düşünür Nurettin Topçu’ya yapılan atıflara da değinen Tanrıöver, bazı yorumların yanlış olduğunu savundu. “Merhum Nurettin Topçu’dan referanslar veriliyor. Ancak burada da bir yanlışlık var; Topçu profesör değildi. Türk Milliyetçiler Derneği adına yaptığı açıklamada, zulme karşı verilen mücadelenin tarihsel ve ahlaki temellerini açıkça ortaya koymuştur” ifadelerini kullandı. Tanrıöver, Topçu’nun sözlerine atıf yaparak, inanç ve değerler uğruna verilen mücadelenin önemine dikkat çekti ve “Bu mirası siyasi hesaplarla karıştırmamak gerekir” dedi. “Vatandaşlık temeldir” Tanrıöver açıklamasını, devlet ile toplum arasındaki en güçlü bağın vatandaşlık olduğunu vurgulayarak tamamladı. “Bu ülkenin insanını ayrıştırmadan, tek bir ortak paydada buluşturmak zorundayız. O payda vatandaşlıktır” diyen Tanrıöver, mesajını “#VatandaşlıkTemeldir” etiketiyle paylaştı.

Anahtar Gençlik Bursa’dan haklı isyan: CV yerine üyelik kaydı istiyorlar Haber

Anahtar Gençlik Bursa’dan haklı isyan: CV yerine üyelik kaydı istiyorlar

Sezgin, yaptığı yazılı açıklamada, gençlerin iş bulma umuduyla resmî kurumlar yerine siyasi partilerin kapısını aşındırmak zorunda bırakıldığını belirtti. “Maalesef siyasi partilerin il ve ilçe başkanlıkları adeta birer İŞKUR merkezine dönüştü” diyen Sezgin, eleştirilerini şöyle sürdürdü: “Gençlerden CV yerine üyelik kaydı istendiği, mülakatlarda yeteneğin değil tabiri caizse ‘arkandaki dayının’ sorulduğu bir düzen asla kabul edilemez. ‘Dayın kadar konuş’ devri, bu ülkenin evlatlarına yapılan en büyük haksızlıktır.” “Eğitimle işsizlik erteleniyor” Hükümetin eğitim politikalarını da eleştiren Sezgin, plansızca açılan üniversitelerin gençleri “diplomalı işsiz” haline getirdiğini ifade etti. Sezgin, “Eğitim ile istihdamın ayarını yapamayanlar, her ile üniversite açarak işsizliği 3-5 yıl erteleme hesabı yapıyorlar. Gençliğin hayallerini her ile ve ilçeye açılan tabela üniversiteleriyle erteleyemezsiniz. Gençlere mezun oldukları bölümlerle ilgili hayal kurma alanı bırakmadılar. Üniversiteye gidiş amacı tahsilden ziyade diploma alma meselesine dönüştü.” İfadelerini kullandı. Anayasa’nın 58. maddesine vurgu Devletin gençleri koruma ödevini hatırlatan Sezgin, Anayasa’nın 58. maddesine dikkat çekerek kumar ve bahis tehlikesine işaret etti. Anayasanın 58. Maddesine atıfta bulunan Anahtar Parti Bursa İl Gençlik Kolları Başkanı, “Devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden… kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan korumak için gerekli tedbirleri alır.’ Ancak biz ne görüyoruz? Yasal siteler üzerinden bahis adeta teşvik ediliyor. İşsizlik ve liyakatsizlik kıskacındaki gençlik, kumar ve kolay yoldan para kazanma tuzağına itiliyor sanki” diye konuştu. “Gençler hak ettiği yere gelmeli” Gençlerin heyecanı, emeği ve alın teriyle hak ettikleri yere geleceklerine inancını paylaşan Sezgin, Anahtar Parti olarak bu düzeni değiştirmeye kararlı olduklarını vurguladı. “Biz, gençlerin ‘dayı-adam’ bulmak zorunda kalıp iş bulduğu, siyasetin referans kağıtlarını ve 'hamili kart yakınımdır’ anlayışını esas alan değil, gençlerin diplomalarını ve yeteneklerini değerli kılan yönetimle gençlerin buluşturulması gerektiğine inanıyoruz” diyen Sezgin, Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu’nun öncülüğünde çalışmalarını sürdüreceklerini sözlerine ekledi.

İYİ Parti Mudanya İlçe Başkanı Ersin Erdönmez’den İmar Barışı Mağduriyetine Dair Kapsamlı Açıklama: “Vatandaş Yıkım Değil Çözüm Bekliyor” Haber

İYİ Parti Mudanya İlçe Başkanı Ersin Erdönmez’den İmar Barışı Mağduriyetine Dair Kapsamlı Açıklama: “Vatandaş Yıkım Değil Çözüm Bekliyor”

Bursa’nın Mudanya ilçesine bağlı Trilye ile Karacabey sahili arasında kalan geniş kıyı hattında, imar barışı kapsamında yapı kayıt belgesi almış olmasına rağmen hakkında yıkım kararı verilen binlerce yapı, bölgede ciddi bir toplumsal mağduriyetin doğmasına neden olmuştur. Konuya ilişkin kapsamlı bir değerlendirmede bulunan İYİ Parti Mudanya İlçe Başkanı Ersin Erdönmez, yaşanan sürecin yalnızca hukuki bir mesele değil, aynı zamanda sosyal ve insani bir sorun olduğunu vurgulayarak devlet ile vatandaş arasında güven ilişkisini zedeleyecek uygulamalardan kaçınılması gerektiğini ifade etti. Erdönmez açıklamasında, söz konusu yapıların önemli bir bölümünün uzun yıllardır kullanılan, ailelerin birikimleriyle inşa edilmiş, kimi zaman da kuşaktan kuşağa aktarılan yaşam alanları olduğunu belirterek şu değerlendirmelerde bulundu: “Bugün Trilye’den Karacabey sahiline uzanan bölgede binlerce yapı için alınan yıkım kararları yalnızca beton ve tuğladan ibaret değildir. Bu yapılar, insanların hayat birikimini, anılarını, umutlarını ve gelecek planlarını barındıran yaşam alanlarıdır. Her yıkım kararı yalnızca bir yapıyı ortadan kaldırmaz; aynı zamanda bir ailenin hayatında derin bir yara açar. Bu yaralar büyümeden, toplumsal travmaya dönüşmeden çözüm bulunması devletimizin sorumluluğudur.” “Vatandaş Devletiyle Kavga Etmek İstemiyor” İYİ Parti Mudanya İlçe Başkanı Erdönmez, bölgede yaşayan vatandaşların devlete karşı bir tavır içinde olmadığını özellikle vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Vatandaş devletiyle kavga etmek istemiyor. İnsanlarımız devletiyle karşı karşıya gelmek değil, devletine güvenerek evinde huzur içinde yaşamak istiyor. Bugün yaşanan mağduriyet, vatandaş ile devlet arasında kurulmuş olan güven köprüsünü zedeleme riskini taşıyor. Oysa devletin asli görevi vatandaşını cezalandırmak değil, sorunlarına çözüm üretmektir.” Erdönmez’e göre Türkiye genelinde milyonlarca insanı ilgilendiren yapı kayıt belgesi ve imar barışı süreci, artık görmezden gelinemeyecek boyutlara ulaşmış durumda. “Türkiye’de yapı kayıt mağduriyeti artık görmezden gelinemeyecek kadar büyümüştür. İnsanlara geçmişte bir çözüm umudu olarak sunulan düzenlemelerin bugün yeni mağduriyetlere dönüşmesi kabul edilemez. Vatandaşın beklentisi nettir: Yıkım değil çözüm. Ceza değil adalet.” “Çözümün Adresi Meclis’tir” Erdönmez, sorunun çözümünün yerel tartışmalarla değil, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılacak kapsamlı bir düzenleme ile mümkün olabileceğini belirtti. “Bu mesele yalnızca Mudanya’nın ya da Bursa’nın meselesi değildir. Türkiye’nin birçok kıyı bölgesinde, kırsal yerleşimlerinde ve küçük yerleşim alanlarında benzer sorunlar yaşanmaktadır. Dolayısıyla çözüm de bireysel değil, sistematik olmalıdır. Bu sorunun kalıcı çözümü Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılacak kapsamlı bir yasal düzenlemeden geçmektedir.” “Kırsalda Yaşam Teşvik Edilirken Köy Evlerinin Yıkılması Çelişkidir” Kırsal kalkınma politikaları ile mevcut uygulamalar arasındaki çelişkiye de dikkat çeken Erdönmez, özellikle köy statüsündeki bölgelerde yaşanan yıkım kararlarının ciddi bir politika tutarsızlığı yarattığını söyledi. “Türkiye’de son yıllarda kırsalda yaşamı teşvik eden politikalar sıkça dile getirilmektedir. Tarımın güçlendirilmesi, köylerin yeniden canlandırılması ve şehirlerden kırsala dönüş gibi hedefler açıklanmaktadır. Ancak aynı dönemde köy evlerinin, kırsal yaşam alanlarının yıkılması yönünde kararlar alınması büyük bir çelişkidir. İnsanları köylere dönmeye teşvik ederken, mevcut köy evlerini ortadan kaldırmak sağlıklı bir yaklaşım değildir.” “Alternatif Yaşam Modelleri Değerlendirilebilir” Erdönmez açıklamasında, hukuki süreçler tamamlanana kadar vatandaşların mağduriyetini azaltacak geçici ve alternatif yaşam çözümlerinin de değerlendirilebileceğini ifade etti. “Temennimiz elbette ki yıkımla gelen kayıpların telafi edilmesi ve vatandaşlarımızın mağdur edilmemesidir. Ancak süreç uzarsa vatandaşlarımızın yaşamlarını sürdürebilmeleri için alternatif çözümler de düşünülmelidir. Bu noktada son yıllarda dünyada da giderek yaygınlaşan çekme belgeli mobil yapılar, karavanlar ve taşınabilir ahşap evler önemli bir seçenek olarak karşımıza çıkmaktadır.” Erdönmez, bu yapıların özellikle hukuki açıdan sağladığı esnekliğe dikkat çekerek şu bilgileri paylaştı: “Ahşap evler ve karavan tipi taşınabilir yapılar son yıllarda oldukça popüler hale gelmiştir. Bu yapıların en önemli avantajı, çekme belgeli olmaları sayesinde klasik yapı ruhsatı zorunluluğuna tabi olmamalarıdır. Altı tekerlekli, lastikli taşıyıcı sistemler üzerine kurulan bu yapılar taşınabilir niteliktedir. Bu nedenle yatırımcıya ve kullanıcıya önemli bir esneklik ve özgürlük sağlamaktadır.” “Ama Asıl Hedef Kalıcı Çözüm Olmalıdır” Erdönmez, mobil yapıların yalnızca geçici bir çözüm olarak görülmesi gerektiğini vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı: “Karavan ve taşınabilir yapılar elbette vatandaşlarımız için bir alternatif olabilir. Ancak bu tür çözümler kalıcı çözüm değildir. Devlet ile vatandaş arasında güveni yeniden tesis edecek olan şey, adil ve sürdürülebilir bir imar politikasıdır. İnsanların bir gecede yuvalarını kaybetmediği, hukuki belirsizliklerin ortadan kaldırıldığı bir düzenleme şarttır.” Son olarak tüm siyasi partilere ve yetkililere çağrıda bulunan Erdönmez, şu ifadeleri kullandı: “Bu mesele siyasi tartışmaların ötesinde, insani bir meseledir. Binlerce ailenin geleceğini ilgilendiren bu sorunun çözümü için tüm siyasi aktörlerin ortak akıl üretmesi gerekmektedir. Çünkü vatandaşın beklentisi çok açık ve nettir: Yıkım değil çözüm, ceza değil adalet.” İYİ Parti Mudanya İlçe Başkanı Ersin Erdönmez’in açıklaması, Trilye’den Karacabey sahiline uzanan bölgede yaşayan binlerce vatandaşın yaşadığı belirsizlik ve mağduriyetin çözümü için kapsamlı bir yasal düzenleme beklentisini bir kez daha gündeme taşıdı.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU: ANAHTAR PARTİ TÜRK SİYASETİNİN YENİ UMUDU Haber

YAVUZ AĞIRALİOĞLU: ANAHTAR PARTİ TÜRK SİYASETİNİN YENİ UMUDU

Konya’da düzenlenen iftar programına katılan Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, “Anahtar Parti, Türk siyasetinin yeni umudu. Alevinin de partisi, Sünninin de partisi. Dindarın partisi, modernin partisi. Kürt’ün, Türkmen’in; koca bir memleketin umut partisidir Anahtar Parti” diye konuştu. Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, partisinin Konya İl Başkanlığı tarafından organize edilen iftar programına katıldı. Konyalılarla sohbet eden ve dertlerini dinleyen Ağıralioğlu, “Anahtar Parti, Türk siyasetinin yeni umudu. Kırmadan, dökmeden 86 milyonu ailesi gibi sarıp sarmalayacak bir hareket. Alevinin de partisi, Sünninin de partisi. Dindarın partisi, modernin partisi; memleketine bağlı sağcının, solcunun partisi. Kısaca ‘Bu topraklara aitim’ diyen herkesin partisi” dedi. Ağıralioğlu, yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi: “Önümüzdeki dönemin siyasi mesuliyetini, önümüzdeki dönem Türk milletinin yönetimini, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin hizmetini görmek için çıktığımız yola her geçen gün kuvvetlene kuvvetlene, her geçen gün bir önceki günden daha ümitli olarak yürüyerek; bazen adımlarımızı hızlı atarak, bazen koşarak Türk milletinin istikbaline bileyleniyoruz. Siyaset yordu memleketi. Siyasetçiler yorgunluk sebebi oldu memlekette. Bereket olsunlar diye desteklediklerimiz bereketimizi kaçırdılar. Umut olsun diye beklediklerimiz umudumuzu kırdılar. Huzurumuzu, güvenliğimizi sağlasınlar diye desteklediklerimiz bizi huzursuz ve güvenliksiz bıraktılar. “ANAHTAR PARTİ NE YAPACAĞINI BİLENLERİN PARTİSİDİR” Cumhurbaşkanımıza Mevlana diyarından sesleneyim… Yaptıklarınızı beğenmiyoruz ama “Devletimizin başı soframıza buyursun” desek, devletimizin başı “Onlar muhalefettedir” diye bizim soframıza gelmez. O yüzden biz devletimizin başını partili-partisiz ayırırken görmek istemiyoruz. İstiyoruz ki Cumhurbaşkanımız; cumhurun başı olarak burada kendisine oy vermemiş olsalar da, yaptıklarına itiraz ediyor olsalar da, daha iyisini yapacağız diye parti kurup rekabet ediyor olsalar da başı olduğu cumhurla buluşsun. Devlet Bey’imiz Türk milletinin bilge lideri… Türk milleti burada. Bilge lideri olduğunuz Türk milletinin evlatlarıyla burada buluşabilirsiniz. Muhalefet-iktidar demeden gelip burada sizin yaptıklarınızı hedef koyup ulaşamadıklarınızı, vaat edip yapamadıklarınızı kendileri için mesuliyet bilen kardeşleriniz var. Onların sofralarına gelip onları dinleseniz mesela ne kaybedersiniz? Zaman zaman siyasetin ihtiyaçlarını toplumun talepleri belirliyor. Mesela bu ara rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun adı çok anılıyor. İlkeli siyaset deyince Muhsin Yazıcıoğlu’nu anıyorsanız… Bir gün öyle, bir gün böyle siyaset yormuş milleti. “Recep Yazıcıoğlu diye iyi bir vali vardı” deniliyor. Duyardı, dinlerdi, giderdi. Protokol demezdi. Herkese dokunabilirdi. Özlenen vali profili demek ki… Yine diyorlar ki eskiden siyasetçiler, liderler ekranlarda oturup birbirleriyle kırıp dökmeden konuşurlardı. Erbakan Hoca’nın nezaketini anıyorlar. En sert muhalefeti bile tebessümle söyleyebilen siyaseti özlüyor millet. Milletiniz size diyor ki: “Yahu kardeşim, birbirinize muhalefet edin ama hakaret etmeyin. Hakaret etmeden konuşamıyor musunuz?” Dolayısıyla toplum; ilke sahibi, duyabilen, dinleyebilen, anlayabilen, birbirine nezaket gösterebilen, devleti devlet, milleti millet gibi sayabilen bir siyaset özlüyor. İşte biz bu yüzden Anahtar Parti’yi kurduk. Anahtar Parti ne yapacağını bilenlerin partisidir. Memleketi kendinin zanneden, kendini memleketin sahibi zanneden siyasetten yoruldu millet. Memleketi emanet bilen, mukaddes bir emanet gibi muhafaza etmeyi milletine borç sayan siyaset geliyor. Anahtar Parti geliyor. “SİYASETİ İLKELİ İNSANLAR YAPMALI” Ben bir gün devletin düşmanlarına gülmedim. Onlarla yolumu kesiştirmedim. Devletin, milletin düşmanlarıyla bir gün bir köşede hasbihal etmedim. Ağırlamadım, uğurlamadım. Devletine, milletine kötülük etmiş hiç kimseye müsamahalı davranmadım, yurt dışından iktidar dilenmedim. Devletimi yurt dışına şikâyet etmedim. Edeni meşru görmedim! Ay yıldızlı al bayrağın altında yaşamayı kendime şeref bildim. Başka bir bayrağın altında gölgelenmedim. Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni ay yıldızlı al bayrağın altında bir ve beraber yaşatmayı ülkeme, ülküme, bize bu vatanı bırakıp giden şehitlerime borç bildim. Bu hattan hiç değişmedim. 35 yıldır cemiyetçilik yapıyorum. 35 sene daha yaşarsam, 35 sene önce dediğim her şeyi şimdi dediğim gibi ölene kadar söyleyeceğim. Öcalan o zaman da teröristti, şimdi de terörist. PKK o zaman da terör örgütüydü, şimdi de terör örgütü. Adalet yolun başındayken de adaletti, şimdi de adalet. Siyaset o zaman da nezaketle yapılması gerekiyordu, şimdi de nezaketle yapılması gerekiyor. Siyaset her zaman ilkeli insanların yapması gereken bir şeydi. Ben hâlâ ilkeli insanların yapması gereken bir şey olduğuna inanıyorum. Bugün öyle, bugün böyle, yarın başka türlü olan siyasetin memleketin kaderi olmadığına inanıyorum. O yüzden Anahtar Parti pırıl pırıl bir parti. “BAYRAK ADALETLE, BEREKETLE DALGALANIR…” Rahmetli Muhsin Başkan’ın güzel bir konuşması vardı; Türk ezansız olmaz, Türk bayraksız olmaz… Cumhurbaşkanımız da grup toplantısında güzel bir konuşma yapmış; zaten biz Cumhurbaşkanının güzel konuşmasını eleştirmiyoruz, konuştuklarını yapamamasını eleştiriyoruz. Ama Cumhurbaşkanımızın bir şey bilmesi lazım. Bayrağın dalgalanmasının sebebi rüzgâr değildir. Bayrak adaletle bir ülkenin üstünde dalgalanabilir. Ağzına kadar dolu bir hazine bayrağın rüzgârıdır. Bayrak dalgalansın istiyorsanız; paranızın değeri bayrağınızı dalgalandırır. Bayrak inmez, bayrak mahzun olmaz, bayrak dalgalansın diyorsanız ticaretin bereketi olması lazım. Ticaretinizin bereketi gitmişse, çocuklarınız madde bağımlılığının pençesindeyse, esnafınız batma kuyusuna girmişse, iş adamlarınız konkordato sırasında ise, hazineniz faize teslim edilmişse, siz yurt dışı borçlanmalarınızın faizini bile ödeyemez hâle gelmişseniz, emeklileriniz bu paralarla, asgari ücretlileriniz şu paralarla yaşıyorsa, insanlar evlatlarını evlendiremez, çocuklarına yuva kuramaz hâle gelmişse, babalar evlatlarına harçlık veremediği için utanç duyuyorsa, evlatlar babalarından harçlık alıyorlar diye mahcup oluyorsa, bayrağınız mahzundur, Türk milletini esaret şartlarında yaşatıyorsunuz demektir. “ALEVİNİN DE SÜNNİNİN DE PARTİSİ ANAHTAR PARTİ” Anahtar Parti, Türk siyasetinin yeni umudu, Türk siyasetinin yeni yönetim merkezi. Kırmadan, dökmeden 86 milyonu ailesi gibi sarıp sarmalayacak bir hareket. Alevinin de partisi, Sünninin de partisi. Dindarın partisi, modernin partisi; memleketine bağlı sağcının, solcunun partisi. Kısaca “Bu topraklara aitim” diyen herkesin partisi. O mezhepten, bu meşrepten; Kürt’ün, Türkmen’in, Alevinin, Sünninin neyi varsa koca bir memleketin umut partisidir Anahtar Parti. Umudunuzla yaşayın, umudunuzla milletinize kuvvet olun inşallah.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.