Hava Durumu

#Dava

Gürsu Haber - Dava haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dava haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

'Yusuf Yüzlüler' Muhsin Yazıcıoğlu'nu dualarla andı Haber

'Yusuf Yüzlüler' Muhsin Yazıcıoğlu'nu dualarla andı

Dernek merkezinde gerçekleşen programa Yusuf Yüzlüler Derneği Başkanı ve Muhsin Yazıcıoğlu'nun avukatı Veysel Aşkın, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan ile yönetim kurulu üyeleri, ANDA Arama Kurtarma gönüllüleri ve Şehit Yazıcıoğlu'nun siyasi yol arkadaşları ve gönül bağı bulunan çok sayıda vatandaş katıldı. "DUYGU DOLU ANLAR YAŞANDI" Orhan Camii Emekli İmamı Orhan Demiraslan'ın ağzından Kur'an-ı Kerim tilaveti gerçekleşirken Dernek Başkanı ve Muhsin Yazıcıoğlu'nun avukatı Veysel Aşkın, Yazıcıoğlu'nun, 'Barajı geçeceğime sıratı geçerim' sözlerini hatırlattı. Akabinde hayatından önemli kesitler paylaştı. Bu sırada salonu dolduran kalabalık duygu dolu anlar yaşadı. "TBMM SİGORTASINI KAYBETTİ" Yazıcıoğlu'nun hayatını kaybettiği helikopter kazası ile ilgili herhangi gerçek bir dava açılmadığını vurgulayan Aşkın, şehadetinden sonra rakip siyasilerin, 'TBMM sigortasını kaybetti' sözlerine atıfta bulunarak acı kaybın ülke genelinde yaşattığı boşluğa dikkat çekti. Daha sonra söz alan Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan, Muhsin Yazıcıoğlu ile birlikte siyaset yaptığı dönemlerden anılar paylaştı. "SIRA BİZE GELİRSE DİZLERİNİN ÜSTÜNDE OTURAMAYACAKLAR" Yazıcıoğlu'nun, 'Seçim kazanamasakta doğruları söylemekle mükellef bir hareketiz' sözlerini hatırlatan Aslan, Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu'nun, 'Devleti yönetme yetkisi kendilerine geçerse, bu davada ismi geçen kimse dizlerinin üzerinde rahat oturamayacak' sözlerini dile getirdi. "YUTKUNARAK SABREDİYORUZ" Şu anda parti olarak Muhsin Yazıcıoğlu'nun davasına yutkunarak sabrettiklerini söyleyen Aslan, bir gün muhakkak davadaki perdeyi kaldıracaklarını vurguladı. "17 YILDIR NEYİ SAKLIYORSUNUZ?" İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Türkoğlu, "TBMM'de 17 yıldır neyi saklıyorsunuz?" diyerek davanın sürüncemede kalmasını eleştirmişti. Burada yaptığı konuşmada Yazıcıoğlu'na Allah'tan rahmet dileyen Türkoğlu, ABD- İsrail'i kınamayam hükümetin, İran'ı körfez devletleriyle bir bildiriyle hedef göstermiş olmasının akıl tutulması olduğu iletti.

Muhsin Yazıcıoğlu’nun Bursa Vasiyetini Gerçekleştireceğiz! Haber

Muhsin Yazıcıoğlu’nun Bursa Vasiyetini Gerçekleştireceğiz!

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Alfatlı, merhum BBP Kurucu Genel Başkanı Şehit Muhsin Yazıcıoğlu’nun fikir dünyasını, siyasi mücadelesini ve özellikle Bursa’ya atfettiği anlamı detaylı şekilde anlattı. Alfatlı, “Onun kutlu davasını yaşatmaya, emanetine sahip çıkmaya kararlılıkla devam edeceğiz” diyerek, Yazıcıoğlu’nun bıraktığı mirasın yalnızca bir siyasi çizgi değil, aynı zamanda bir duruş ve ahlak meselesi olduğunu vurguladı. Ekrem Alfatlı, Muhsin Yazıcıoğlu’nun Türk siyasetinde “ilkeli duruşun, tavizsiz mücadelenin ve millet merkezli anlayışın sembol isimlerinden biri” olduğunu belirterek, onun hayatı boyunca hiçbir şartta inandığı değerlerden geri adım atmadığını ifade etti. Yazıcıoğlu’nun siyaset anlayışının makam, mevki ya da güç odaklı değil; doğrudan milletin inancı, kültürü ve geleceği üzerine kurulu olduğunu dile getiren Alfatlı, “O, siyaseti bir kariyer alanı değil, bir dava ve adanmışlık meselesi olarak görüyordu” dedi. Açıklamasında Yazıcıoğlu’nun şehirler üzerinden kurduğu stratejik ve kültürel bakış açısına da değinen Alfatlı, Bursa’nın bu perspektifte özel bir yere sahip olduğunu söyledi. Muhsin Yazıcıoğlu’nun Bursa’yı yalnızca bir sanayi kenti olarak değil, aynı zamanda Osmanlı’nın kuruluş ruhunu taşıyan, Türk-İslam medeniyetinin temel taşlarından biri olarak değerlendirdiğini belirten Alfatlı, “Bursa, onun nazarında sıradan bir şehir değil; milli kimliğin güçlendiği, tarihi ve manevi mirasın canlı tutulduğu bir merkezdi” ifadelerini kullandı. Yazıcıoğlu’nun Bursa’ya bakışını üç temel başlık altında değerlendiren Alfatlı, ilk olarak şehrin tarihi ve manevi kimliğine dikkat çekti. “Merhum liderimiz, Bursa’yı Osmanlı’nın mayalandığı, bir cihan devletinin temellerinin atıldığı kutlu bir şehir olarak görürdü. Bu yüzden Bursa’nın her sokağında, her eserinde bir medeniyet idrakinin yaşatılması gerektiğine inanırdı” dedi. İkinci olarak “milli duruş” vurgusuna değinen Alfatlı, Yazıcıoğlu’nun Bursa’daki milliyetçi-ülkücü hareketi son derece önemsediğini belirtti. “Onun için Bursa, yalnızca geçmişin hatıralarını taşıyan bir şehir değil, aynı zamanda geleceğin inşa edileceği stratejik bir merkezdi. Türk-İslam dünyası açısından güçlü bir duruşun sergilendiği bir kale olarak görürdü” şeklinde konuştu. Üçüncü olarak ise Bursa’nın kültürel ve sosyal yapısına dikkat çeken Alfatlı, Yazıcıoğlu’nun şehirdeki hemşehri dayanışmasına ve sivil toplum yapılanmalarına özel önem verdiğini ifade etti. “Bursa’daki Sivaslılar başta olmak üzere farklı şehirlerden gelen vatandaşlarımızın oluşturduğu dernekler, onun gözünde birlik ve beraberliğin en somut örnekleriydi. Bu yapıların korunması ve güçlendirilmesi gerektiğini her fırsatta dile getirirdi” dedi. Alfatlı, Muhsin Yazıcıoğlu’nun “koca reis” olarak anılmasının da yalnızca bir hitap biçimi olmadığını, bunun onun liderlik anlayışının ve millet nezdindeki karşılığının bir göstergesi olduğunu vurguladı. “O, milletin içinden çıkan, milletle yürüyen ve millet için mücadele eden bir liderdi. Bu yüzden bıraktığı iz hâlâ silinmemiştir ve silinmeyecektir” ifadelerini kullandı. Açıklamasının sonunda güçlü bir mesaj veren Alfatlı, BBP kadrolarının Yazıcıoğlu’nun emanetine sahip çıkmaya devam edeceğini belirterek şunları söyledi: “Bizler, Muhsin Yazıcıoğlu’nun yol arkadaşları olarak onun bize bıraktığı kutlu davayı sadece hatırlamakla yetinmeyeceğiz; yaşayacak ve yaşatacağız. Onun ilkelerini, onun duruşunu, onun ahlakını siyasetimizin merkezinde tutmaya devam edeceğiz. Bursa başta olmak üzere ülkemizin her köşesinde bu anlayışı diri tutacak, milli ve manevi değerlerimizi aynı kararlılıkla savunmayı sürdüreceğiz.”

CHP kurultay davası ertelendi! Mahkemeden "İBB dosyasıyla birleşsin" talebi Haber

CHP kurultay davası ertelendi! Mahkemeden "İBB dosyasıyla birleşsin" talebi

Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) 38'inci Olağan Kurultayı'nda usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla açılan ceza davası ertelendi. Üçüncü celsesi bugün Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada Ekrem İmamoğlu, Özgür Çelik, Cemil Tugay ve Rıza Akpolat'ın da aralarında olduğu 12 kişi yargılanıyor. İddianamede eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu mağdur, İmamoğlu müdafi, eski CHP Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş müşteki olarak yer alıyor. "KURULTAY DELEGELERİNE ÇEŞİTLİ VAATLER VERİYORLARDI" Duruşmaya; sanıklardan İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ile taraf avukatları katıldı. Söz konusu dönemin bazı delegeleri, tanık olarak dinlendi. Dönemin İzmir delegesi H.K., kurultay öncesi bazı isimlerin kendisiyle görüşmek istediğini öne sürerek, "Ankara'ya gittik. Kurultay delegelerinin kaldığı otele yerleştik. Mehmet Kılıçarslan eski Mardin İl Başkanı geldi. Cemil Tugay, Mehmet Kılıçarslan, Özgür Çelik, Buğra Gökçe, Özkan Tice bunlar hepsi organize bir şekilde çalışıyorlardı. Kurultay delegelerine çeşitli vaatler veriyorlardı. İş vaadi, belediye meclis üyeliği vaadi. İsteklerini, taleplerini alıyorlardı. Ona göre değerlendiriyorlardı. Mehmet Kılıçarslan, 'Seninle Özgür Özel'le görüşelim' dedi. Ben kabul etmedim" dedi. "İMZA ATTIK, BİN DOLAR VERDİ" Tanık dönemin Erzurum delegesi Y.G. ise il başkanının para dağıttığını iddia ederek, "Erzurum kongresinden sonra il başkanlığı binasında delegeler ile toplantı yaptı il başkanı. İl başkanı Ankara'ya gidip, en çok parayı verene oy verileceğine ilişkin pazarlık yapacağını söyledi. Ankara'ya gidip döndü. Tekrar toplandık. İl başkanı, hepimize 50'şer euro dağıttı. Ankara'da kurultay gecesi son bir yemeğe gittik. Oradan da pavyona geçtik. İl başkanı beni dışarı çıkarıp, 4 imzaya ihtiyacı olduğunu söyledi. İmza attık ve bin dolar para verdi. Abdulkadir Ş. parayı kabul etmedi, 'Sen beni parayla satın alamazsın' dedi. İl başkanı daha sonra herkesin attığı oyu WhatsApp'tan kendisine gönderilmesini söyledi. İl başkanının İstanbul ekibinden 300 bin dolar aldığını biliyorum. İl başkanının para aldığını net şekilde biliyorum" diye konuştu. "KILIÇDAROĞLU'NA OY VERDİM, İHRAÇ EDİLDİM" Tanık dönemin Batman delegesi Y.Ö. de oy yönlendirmesi yapıldığını ileri sürerek, "Kurultay akşamı biz bir otelde konakladık. İl başkanımız lobiye çağırdı, oylarımızı Özgür Özel'e vermemizi istedi. Buna rağmen Kemal Kılıçdaroğlu'na oy verdim. Sonrasında partiden çıkartıldım, ihraç edildim. Kurultay sonrasında Y.'nin oğlu, meclis üyesi seçildi. Bu yükün altında kalmamak için kurultayın iptali için dava açtım" dedi. "300 MÜ İSTİYORSUN, 500 MÜ" Tanık dönemin Bursa delegesi S.T. ise kurultaya ilişkin, "Kaldığımınız otelin lobisinin ön tarafında Genel Başkan Özgür Özel'in broşürlerinin bulunduğu bir stant vardı. Orada kurultay delegelerine, imza atanlara bir deri çanta veriliyordu. Ancak para değildi, kesinlikle para yoktu. Oylama salonuna geldiğimizde, salonun çeşitli yerlerinde cep telefonu kutuları vardı. Yerlerde kutular vardı. Yolda giderken bilmediğim, telefonumda kayıtlı olmayan bir numaradan arandım. 12 kurultay delegesini ikna etmem karşılığında '300 mü istiyorsun, 500 mü istiyorsun?' şeklinde ucu açık bir teklif sundu. Bunun TL, dolar ya da euro olabileceğini söyledi. 300 TL olmadığı açıktı. Ben de 14 Mayıs seçimlerinde zor bir sürece girdiğimizi, madem partinin böyle büyük paraları varsa neden o dönemde kullanılmadığını söyledim" diye konuştu. "TANIK OLMAMAM İÇİN PARA TEKLİF EDİLDİ" Tanık T.E. ise kendisine söz konusu davada tanık olmaması için 500 bin euro para teklif edildiğini iddia ederek, "2005'ten beri parti üyesiyim. Birilerinin iddia ettiği gibi çevrem yok, 3 yıllık gazeteciyim. Bunlara şahit olunca ilk günden beri kendimi anlatmak için vazife ettim. Mustafa Kemal'in partisinde bunların olamayacağını düşündüm" dedi. GÖZLER İSTANBUL'DA Savunmaların ardından, davanın duruşması 1 Nisan'a ertelendi. Mahkeme, davanın İstanbul 40. Ağır Ceza'daki İBB dosyasıyla birleştirilmesini talep etti. Gözler İstanbul'daki mahkemenin vereceği kararda. NE OLMUŞTU? Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Kasım 2023'te yapılan CHP'nin 38'inci Olağan Kurultayı'na ilişkin iddialarla ilgili yürütülen soruşturma sonunda dava açılmıştı. İddianamede; İmamoğlu'nun divan başkanı olduğu CHP 38'inci Olağan Kurultayı'nda, bazı delegelere para verildiği, adaylık ve iş vaadinde bulunulduğu, market kartı dağıtıldığı, oy pusulası fotoğraflarının istendiği, ikinci turun geciktirilerek yanlış bilgilendirme yapıldığı ve bu yollarla Özgür Özel'in kazanması için delegelerin iradelerinin yönlendirildiği iddia edilerek, tüm sanıkların 'Seçim Kanunu'na muhalefet' suçundan 3'er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edilmişti.

KİRA ARTIŞI GÜNDEMİNDE DEPOZİTO TARTIŞMASI: “20 BİN TL VERDİM, 20 BİN TL Mİ ALACAĞIM?” Haber

KİRA ARTIŞI GÜNDEMİNDE DEPOZİTO TARTIŞMASI: “20 BİN TL VERDİM, 20 BİN TL Mİ ALACAĞIM?”

Son yıllarda artan kira bedelleriyle birlikte kiracı–ev sahibi ilişkilerinde yeni bir tartışma başlığı daha gündeme geldi: Depozito iadesi. Özellikle yüksek enflasyon ve fahiş kira artışları sonrası taşınma sürecine giren birçok kiracı, yıllar önce verdiği depozitonun bugünkü değerinin ne olacağı sorusuyla karşı karşıya kalıyor. Eve taşındığında aylık kira bedeli 20 bin TL olan ve aynı tutarda depozito ödeyen bir kiracının yaşadığı durum, sorunun boyutunu gözler önüne seriyor. Aradan geçen süreçte kira bedeli 50 bin TL’ye yükselirken, taşınma aşamasında ev sahibinin depozitoyu hâlâ 20 bin TL olarak iade edeceğini belirtmesi tartışmayı alevlendirdi. Peki bu uygulama hukuken doğru mu? Depozito Nedir, Nasıl İade Edilmelidir? Türk Borçlar Kanunu’na göre depozito (güvence bedeli), kiracının kira sözleşmesinden doğabilecek borçlarına karşılık alınan bir teminat niteliği taşıyor. Kanun, depozitonun en fazla üç aylık kira bedeli kadar olabileceğini düzenliyor. Kiracının kira borcu bulunmaması ve taşınmazda olağan kullanım dışında bir hasar bırakmaması hâlinde depozitonun iade edilmesi gerekiyor. Ancak günümüzde asıl tartışma, depozitonun hangi değer üzerinden iade edileceği noktasında yoğunlaşıyor. Enflasyon Gerçeği ve “Reel Değer” Meselesi Ekonomik koşulların hızla değiştiği, kira bedellerinin birkaç yıl içinde katlandığı bir ortamda, yıllar önce verilen bir tutarın aynı nominal rakamla geri ödenmesi ciddi bir değer kaybı anlamına geliyor. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, depozito iadesinde paranın satın alma gücünün korunması gerektiği belirtiliyor. Başka bir ifadeyle, depozito yalnızca “rakam” olarak değil, reel değeriyle değerlendirilmek zorunda. Bu yaklaşım çerçevesinde mahkemeler; Enflasyon oranlarını, Döviz veya altın karşılığını, Paranın güncel satın alma gücünü dikkate alarak hesaplama yapılabileceğine hükmedebiliyor. Dolayısıyla birkaç yıl önce 20 bin TL olarak verilen depozitonun, bugün aynı alım gücünü taşımadığı açıkken, aynen 20 bin TL olarak iade edilmesi hukuki açıdan tartışmalı bir durum oluşturuyor. Kira 2,5 Kat Arttıysa Depozito Ne Olacak? Örnekte olduğu gibi kira bedelinin 20 bin TL’den 50 bin TL’ye çıkması, aradaki ekonomik değişimi somut biçimde ortaya koyuyor. Her ne kadar depozitonun otomatik olarak güncel kira tutarına eşitlenmesi gibi bir kural bulunmasa da, paranın değer kaybının tamamen kiracıya yüklenmesi de hukuken kabul görmüyor. Uzmanlar, taraflar arasında anlaşma sağlanamaması hâlinde konunun arabuluculuk ve dava yoluyla çözülebileceğini belirtiyor. 2023 itibarıyla kira uyuşmazlıklarında arabuluculuk zorunlu hâle getirilmiş durumda. Taraflar burada uzlaşamazsa süreç mahkemeye taşınabiliyor. Bankada Tutulması Gereken Depozito Uygulaması Kanuna göre depozitonun vadeli bir banka hesabında tutulması ve iki tarafın rızası olmadan çekilememesi esası bulunuyor. Ancak uygulamada çoğu depozito elden veya doğrudan ev sahibine verilmiş şekilde gerçekleşiyor. Bu durum da iade sürecinde ayrı uyuşmazlıklara yol açabiliyor. Artan Uyuşmazlıklar Gayrimenkul piyasasında yaşanan dalgalanmalar, kira tespit davaları, tahliye davaları ve depozito iadesi konularını son dönemin en yoğun hukuki başlıkları arasına taşıdı. Özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde depozitonun “nominal mi yoksa reel değerle mi” iade edileceği meselesi kiracı–ev sahibi ilişkilerinde yeni bir kırılma noktası oluşturuyor. Uzmanların Değerlendirmesi Hukukçular, kiracıların taşınma sürecinde depozito iadesi konusunda yazılı talepte bulunmalarını, mümkünse süreci resmi kanallar üzerinden yürütmelerini öneriyor. Tarafların karşılıklı anlaşması her zaman en sağlıklı çözüm olarak görülse de, hukuken paranın değer kaybının tamamen görmezden gelinmesinin hakkaniyetle bağdaşmadığı ifade ediliyor. Sonuç olarak; yıllar önce 20 bin TL olarak verilen bir depozitonun, aradan geçen sürede yaşanan yüksek enflasyon ve kira artışlarına rağmen aynen 20 bin TL olarak iade edilmesi “alışılagelmiş” bir uygulama olsa da, hukuki açıdan tartışmaya açık bir durum olarak değerlendiriliyor. Artan ekonomik dalgalanmalar, kira hukukunda depozito konusunu önümüzdeki dönemde de gündemde tutmaya devam edecek gibi görünüyor.

Yenidoğan savcısı Yavuz Engin'e tehdit davasında karar Haber

Yenidoğan savcısı Yavuz Engin'e tehdit davasında karar

Dava, Bakırköy 21. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Tutuklu sanık Mustafa Kemal Zengin ile başka bir dosyadan tutuklu bulunan Muhammed Emin Orhan duruşmaya SEGBİS aracılığıyla katılırken, tutuksuz sanık Aylin Arslantatar ile birlikte bazı sanıklar, müşteki Beyda Nur Danış ve avukatlar salonda hazır bulundu. “Yavuz benim arkadaşım” savunması Tutuksuz sanık Aylin Arslantatar savunmasında, savcı Yavuz Engin’i korumak amacıyla uyardığını öne sürerek, “Yavuz benim arkadaşım. Ona zarar gelmemesi için konuştum. İşlemediğim bir suç nedeniyle yargılanıyorum” dedi. Tutuklu sanık Mustafa Kemal Zengin ise suçlamaları reddederek, savcının yanına haksızlığa uğradığını düşündüğü bir konu nedeniyle gittiğini savundu ve beraatini talep etti. Mahkemeden hapis cezası kararı Mahkeme heyeti, Mustafa Kemal Zengin’i “görevi yaptırmamak için direnme” suçundan 3 yıl 6 ay, müşteki Halil Emre Yılmaz’a yönelik “kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme” suçundan ise 2 yıl hapis cezasına çarptırdı. Böylece Zengin hakkında toplam 5 yıl 6 ay hapis cezası verildi ve tutukluluk halinin devamına hükmedildi. Tutuksuz sanık Aylin Arslantatar ise “kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme” suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. Ancak mahkeme, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi. Öte yandan davada yargılanan diğer 11 sanık ise tüm suçlamalardan beraat etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.