Hava Durumu

#Çözüm

Gürsu Haber - Çözüm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çözüm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yıldırım’da Trafik ve Güvenlik Tartışması: Ziraat Bankası Yerleşimi Tepki Çekiyor Haber

Yıldırım’da Trafik ve Güvenlik Tartışması: Ziraat Bankası Yerleşimi Tepki Çekiyor

Bursa’nın Yıldırım ilçesinde, Erikli Caddesi üzerinde dört yol ağzında bulunan Ziraat Bankası şubesi ve ATM noktalarının konumu, bölge sakinlerinin tepkisine neden oluyor. Özellikle bankanın girişinin ve ATM’lerin doğrudan cadde kenarında yer alması, hem trafik akışını olumsuz etkiliyor hem de çevrede yaşayan vatandaşlar açısından güvenlik riskleri oluşturuyor. Bölge halkının aktardığına göre, bankacılık işlemleri için gelen bazı sürücüler araçlarını düzensiz ve gelişigüzel şekilde park ederek cadde üzerinde ciddi bir yoğunluğa yol açıyor. Bu durum, hem araç trafiğinin aksamasına hem de zaman zaman sürücüler ile yayalar arasında tartışmalara varan gerginliklerin yaşanmasına neden oluyor. Özellikle yoğun saatlerde söz konusu noktanın adeta bir karmaşa alanına dönüştüğü ifade ediliyor. Vatandaşlar, yaşanan sorunun yalnızca bireysel duyarsızlıktan kaynaklanmadığını, asıl problemin banka şubesinin ve ATM’lerin konumlandırılma biçimi olduğunu dile getiriyor. ATM’lerin doğrudan ana cadde üzerinde, üstelik yol ağzına yakın bir noktada bulunması; hem yaya hareketliliğini zorlaştırıyor hem de araçların kısa süreli dur-kalk yapmasına neden olarak trafik güvenliğini riske atıyor. Ayrıca, yoğunluk nedeniyle yayaların kaldırımlarda rahat hareket edemediği, bazı durumlarda yola inmek zorunda kaldığı ve bunun da olası kazalara davetiye çıkardığı belirtiliyor. Bu durumun özellikle yaşlılar, çocuklar ve engelli bireyler için daha büyük riskler barındırdığına dikkat çekiliyor. Bölge sakinleri, çözüm olarak ATM’lerin ana cadde yerine daha uygun bir yan sokağa taşınmasını öneriyor. Bu tür bir düzenlemenin hem trafik yoğunluğunu azaltacağı hem de yaya güvenliğini artıracağı ifade ediliyor. Aynı zamanda, banka girişinin de daha kontrollü bir alana yönlendirilmesinin, yaşanan sorunların önemli ölçüde önüne geçebileceği değerlendiriliyor. Yetkililere çağrıda bulunan vatandaşlar, sorunun büyümeden çözüme kavuşturulmasını ve hem trafik düzeni hem de kamu güvenliği açısından gerekli adımların atılmasını talep ediyor.

Büyükşehir’e Armağan Elçin mi Geliyor! Haber

Büyükşehir’e Armağan Elçin mi Geliyor!

Bursa Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Avukat Armağan Elçin’in Başkan Vekilliği Adaylığı, Karacabey ve Mustafakemalpaşa’da Memnuniyetle Karşılandı Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nde CHP’li Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in hukuki süreci sonrası gündeme gelen Başkan Vekilliği seçiminde, Karacabey Belediye Meclis Üyesi ve Bursa Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Avukat Armağan Elçin’in isminin adaylar arasında geçmesi, Karacabey ve Mustafakemalpaşa kamuoyunda büyük bir heyecan ve memnuniyetle karşılandı. Armağan Elçin’in Başkan Vekilliği Adaylığına Geniş Destek Karacabey ve Mustafakemalpaşa’da yerel halkın yoğun ilgisini çeken bu gelişme, Elçin’in kamuoyundaki güçlü itibarı ve belediye meclisindeki aktif rolüyle dikkat çekiyor. 2019 yılından bu yana Karacabey Belediye Meclisi’nde başarılı bir şekilde görev yapan Armağan Elçin, 2023 itibarıyla Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nde de etkili bir isim haline gelmişti. Elçin’in adaylık sürecinin, yalnızca Karacabey değil, Mustafakemalpaşa halkı tarafından da sevinçle karşılanması, onun yerel yönetimdeki tecrübelerinin ve insanlara dokunan liderlik özelliklerinin ne denli takdir edildiğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Meclis Çalışmalarındaki Etkili Performansı Armağan Elçin, iş hayatında yoğun bir temponun yanı sıra mesaisinin büyük bölümünü meclis çalışmalarına ayırarak, belediyecilik hizmetlerine katkı sağlamayı sürdürüyor. Karacabey Belediye Meclisi’nde iki dönem boyunca aktif görevlerde bulunan Elçin, sonrasında Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’ne de seçilerek daha geniş bir alanda hizmet etmeye devam etti. Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nde; İmar Komisyonu Başkanlığı, İçişleri Komisyonu Başkanlığı, Hukuk Komisyonu Başkanlığı ve Encümen üyeliği gibi kritik görevlerde bulunan Elçin, aynı zamanda Büyükşehir Başkanlık Divanı’ndaki göreviyle de dikkatleri üzerine topladı. Bu görevler, onun güçlü bir yönetici olarak hem yerel yönetimdeki hem de büyükşehirdeki çeşitli stratejik alanlardaki etkinliğini gözler önüne seriyor. Karacabey ve Mustafakemalpaşa’da Beklenti Yükseldi Armağan Elçin’in Başkan Vekilliği için adaylık sürecinin Karacabey ve Mustafakemalpaşa’da büyük bir beklenti yarattığı belirtiliyor. Elçin’in adaylığının, bölgedeki halkın, Elçin’in dürüstlüğüne ve etkin yöneticiliğine duyduğu güveni pekiştirdiği, aynı zamanda her iki ilçenin geleceği adına umut verici bir adım olarak değerlendirildiği vurgulanıyor. Toplumla Güçlü Bağlar Elçin, kamu hizmeti anlayışını yalnızca bürokratik görevler ve yasalar çerçevesinde değil, halkla güçlü iletişim kurarak da sürdürmekte. Yerel yönetim tecrübesiyle her zaman halkın yanında olmuş ve her iki ilçedeki insanlarla yakın ilişkiler kurarak onların ihtiyaçlarını dinleyip çözüm üretmeye özen göstermiştir. Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekilliği için aday gösterilmesi, Elçin’in bu halkla kurduğu güçlü bağların ve halkın güveninin bir yansıması olarak da değerlendiriliyor. Avukat Armağan Elçin’in Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekilliği adaylığı, yerel halkın desteğini arkasına alarak daha büyük bir sorumluluk üstlenmeye hazırlanıyor. Karacabey ve Mustafakemalpaşa’daki kamuoyunun Elçin’in bu yeni görevde de başarılı olacağına dair umutları oldukça yüksek.

Kumla’daki Park Geliri Tartışması Büyüyor: İYİ Parti’den Sert Tepki Haber

Kumla’daki Park Geliri Tartışması Büyüyor: İYİ Parti’den Sert Tepki

Bursa’nın Gemlik ilçesine bağlı Kumla Mahallesi’nde yeni açılan park alanından elde edilecek gelirin kullanımına ilişkin tartışmalar kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, İYİ Parti Gemlik İlçe Başkanlığı konuyla ilgili dikkat çeken bir açıklama yaptı. İlçe Başkanı Orhan Karaduman imzasıyla yayımlanan açıklamada, söz konusu gelirin Gemlik Belediyespor’a aktarılacağı yönündeki iddialara sert tepki gösterildi. İYİ Parti Gemlik İlçe Başkanlığı, daha önce de konuya ilişkin net bir duruş sergilediklerini hatırlatarak, park gelirinin öncelikle Kumla Mahallesi’nin ihtiyaçları ve Kumlaspor için kullanılması gerektiğini güçlü bir şekilde dile getirdiklerini vurguladı. “Açıklama beklentileri karşılamadı” Tartışmaların odağındaki konuya ilişkin Gemlik Belediyespor Yönetim Kurulu tarafından yapılan son açıklamanın kamuoyunda oluşan soru işaretlerini gidermediği belirtilen açıklamada, spora yapılan katkıların detaylı şekilde sıralanmasına rağmen asıl soruya yanıt verilmediği ifade edildi. Açıklamada, “Kumla’daki park gelirinin nereye aktarılacağı” sorusunun yanıtsız bırakıldığına dikkat çekilerek, bu yaklaşımın çözüm üretmekten ziyade konuyu dağıtma ve belirsizleştirme çabası olarak değerlendirildiği kaydedildi. “Kumla’nın hakkı Kumla’ya aittir” İYİ Parti Gemlik İlçe Başkanlığı, açıklamasında en net mesajını ise şu ifadelerle verdi: “Kumla’nın hakkı Kumla’ya aittir.” Mahalle sınırları içerisinde oluşturulan bir ekonomik değerin, o bölgenin ihtiyaçları göz ardı edilerek başka alanlara yönlendirilmesinin adalet, hakkaniyet ve vicdan ilkeleriyle bağdaşmadığı vurgulandı. Kumla halkının beklentisinin açık ve net olduğu belirtilerek, bu talebin yok sayılmasının kabul edilemez olduğu ifade edildi. “Geri adım atılmıyor, ancak biz de atmayacağız” Gelinen süreçte karar alıcıların geri adım atmamakta ısrarcı olduğunun gözlemlendiği belirtilen açıklamada, İYİ Parti Gemlik İlçe Başkanlığı’nın da bu karara karşı mücadelesini sürdüreceği ifade edildi. Açıklamada, “Bu yanlışın karşısında geri adım atmayacağız” denilerek, sürecin sonuna kadar takipçisi olunacağı vurgulandı. “Mücadelemiz sürecek” İlçe Başkanı Orhan Karaduman, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: İYİ Parti Gemlik İlçe Başkanlığı olarak; Kumla halkının hakkını savunmaya, Yerelin hakkını yerelde bırakmaya, Adaletli ve vicdanlı bir yönetim anlayışı için mücadele etmeye kararlılıkla devam edeceklerini belirtti. Açıklamada ayrıca, söz konusu karar geri çekilene kadar sürecin yakından takip edileceği ve kamuoyunun bilgilendirilmeye devam edileceği ifade edildi. Kumla Mahallesi’ndeki park geliri üzerinden başlayan bu tartışmanın önümüzdeki günlerde de yerel siyasetin önemli gündem maddelerinden biri olmaya devam etmesi bekleniyor.

“Köylünün Evine Kepçe, Şehre Beton: Bu Nasıl Adalet?” Haber

“Köylünün Evine Kepçe, Şehre Beton: Bu Nasıl Adalet?”

İbrahim Hacıoğlu Sert Çıktı: “Vatandaşın Barakasını Yıkıp Plansızlığı Gizleyemezsiniz!” İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu, Bursa ve çevresinde köy statüsünden mahalleye dönüşen alanlarda yaşanan yıkımlara sert sözlerle tepki gösterdi. Mudanya başta olmak üzere Bursa’nın 5 ilçesinde kırsal alanlarda bulunan tek katlı yapılar ve barakaların yıkılmaya devam ettiğini belirten Hacıoğlu, “Devlet vatandaşına çözüm üretmek yerine kepçe gönderiyor” diyerek adeta ateş püskürdü. Son dönemde yürürlüğe giren sıkı denetimler ve imar kuralları, kırsalda kendi toprağına küçük bir yapı yapmak isteyen vatandaş için neredeyse imkânsız hale geldi. Yeni düzenlemelere göre artık bir tarlaya yapı yapılabilmesi için: Minimum 5.000 metrekare arsa Yola cephe zorunluluğu Maksimum %5 yapılaşma ve 250 m² sınırı En fazla 2 kat ve 6.5 metre yükseklik Parsel sınırına 5 metre, yola 10 metre mesafe Ruhsat ve zemin etüdü zorunluluğu gibi ağır şartlar aranıyor. Üstelik bu kurallar prefabrik ve tiny house dahil tüm yapılar için geçerli. Hacıoğlu bu tabloyu şu sözlerle hedef aldı: “Vatandaşın üç kuruşluk tarlasına koyduğu tiny house’a bile tahammül edemeyen bir sistemle karşı karşıyayız. ‘Kimse karışmaz’ denilen dönem bitti, şimdi herkesin kapısında yıkım tehdidi var.” “Sorunun Kaynağı Vatandaş Değil, Plansızlık!” 2014 yılında yürürlüğe giren 6360 Sayılı Büyükşehir Yasası ile köylerin mahalleye dönüştürüldüğünü hatırlatan Hacıoğlu, asıl sorunun bu dönüşüm sonrası yapılmayan planlamalar olduğunun altını çizdi: “Köylerin tüzel kişiliğini kaldırdınız, yetkileri belediyelere devrettiniz ama gerekli imar planlarını yapmadınız. Şimdi bunun faturasını vatandaşa kesiyorsunuz. Bu kabul edilemez.” Türkiye genelinde hâlâ tamamlanmayan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planlarının büyük bir boşluk yarattığını vurgulayan Hacıoğlu, tarım alanları ve kırsal yerleşimlerin plansız bırakıldığını ve bu nedenle milyonlarca yapının “kaçak” durumuna düştüğünü söyledi. Lavc59.13.101 “İmar Barışıyla Para Topladılar, Şimdi Belgeleri İptal Ediyorlar!” 2018’de çıkarılan İmar Barışı kapsamında milyonlarca vatandaşın devlete başvurarak Yapı Kayıt Belgesi aldığını hatırlatan Hacıoğlu, bugün gelinen noktayı “büyük bir güven krizi” olarak tanımladı: “Vatandaş devlete güvendi, parasını ödedi, yapısını kayıt altına aldı. Şimdi dönüp o belgeleri iptal etmeye başlıyorsunuz. Bu düpedüz kazanılmış hakkın gaspıdır.” “Yıkılan Sadece Ev Değil, Bir Hayat!” Pandemi sonrası kırsala yönelen vatandaşların kendi arazilerinde yaşam kurmaya çalıştığını belirten Hacıoğlu, yapılan yıkımların sadece fiziki değil, insani bir yıkım olduğunu vurguladı: “Bugün yıkılan sadece dört duvar değil. Bir ailenin emeği, hayali, geleceği yerle bir ediliyor. İnsanları borca sokup sonra evlerini başlarına yıkıyorsunuz.” “11 Milyon Yapı Çözüm Bekliyor!” Sorunun artık bireysel değil, toplumsal bir krize dönüştüğünü belirten Hacıoğlu, Türkiye genelinde yaklaşık 11 milyon bağımsız birimin yeni bir yapı kayıt düzenlemesi beklediğini açıkladı. “TBMM Derhal Harekete Geçmeli!” Hacıoğlu, başta Türkiye Büyük Millet Meclisi olmak üzere tüm yetkili kurumlara çağrıda bulunarak şu ifadeleri kullandı: “Bu mesele artık görmezden gelinecek bir konu değil. TBMM, ilgili komisyonlar, akademisyenler ve şehircilik uzmanları derhal harekete geçmeli. Yıkım politikalarıyla bir yere varamazsınız.” “Çözüm Yıkım Değil, Yeni Yapı Kayıt Düzenlemesi!” Hacıoğlu’na göre çözüm açık: yeni bir yapı kayıt düzenlemesi. Bu düzenleme ile: Devlet milyarlarca lira gelir elde edecek Belediyeler vergi ve harç kazanacak Vatandaşın evi yıkılmadan kayıt altına alınacak Plansızlık yerine denetimli sistem kurulacak Devlet-vatandaş güveni yeniden sağlanacak “VATANDAŞA KEFEN DEĞİL, ÇÖZÜM VERİN!” İbrahim Hacıoğlu açıklamasını sert bir mesajla noktaladı: “Vatandaşın evine kepçe göndermek kolay. Zor olan adil bir sistem kurmak. Eğer gerçekten çözüm istiyorsanız, yıkımı durdurun ve insanların yaşam hakkına saygı gösterin. Bu ülkenin insanı kendi toprağında kaçak değil, ev sahibi olmak istiyor!”

Bursa Pazarcılarından Yerel Yönetimlere Net Mesaj: “Söz Değil, Somut Adım İstiyoruz!” Haber

Bursa Pazarcılarından Yerel Yönetimlere Net Mesaj: “Söz Değil, Somut Adım İstiyoruz!”

Bursa Pazarcılarından Yerel Yönetimlere Net Mesaj: “Söz Değil, Somut Adım İstiyoruz!” Bursa’da semt pazarlarının nabzını tutan Bursa Pazarcılar Odası, artan maliyetler, altyapı sorunları ve denetim eksiklikleri nedeniyle yerel yönetimlere yönelik taleplerini sert bir dille kamuoyuna duyurdu. Oda Başkanı Refik Aksu, başta Bursa Büyükşehir Belediyesi olmak üzere ilçe belediyelerine açık çağrı yaptı: “Pazarcı esnafı ayakta kalma mücadelesi veriyor. Artık oyalama değil, çözüm zamanı!” Aksu, pazarcı esnafının yalnız bırakıldığını belirterek, mevcut şartların sürdürülemez hale geldiğini vurguladı. “Elektrik, nakliye, kira ve işçilik maliyetleri katlanmış durumda. Buna rağmen pazarcı esnafı hâlâ dar gelirli vatandaşa en uygun fiyatla ürün ulaştırmaya çalışıyor. Ancak bu yük artık taşınamaz noktaya geldi” dedi. “Pazar Yerleri Çağın Gerisinde Kaldı” Bursa genelindeki birçok semt pazarında altyapı eksikliklerinin kronik hale geldiğini dile getiren Aksu, özellikle kapalı pazar alanlarının yetersizliği, yağmur ve kış şartlarında yaşanan mağduriyetler ile hijyen sorunlarına dikkat çekti. “Modern şehir diyoruz ama pazarcı çamurun içinde satış yapıyor. Üstü akıyor, altı batıyor. Bu tablo Bursa’ya yakışmıyor” ifadelerini kullandı. Somut Talepler Tek Tek Sıralandı Aksu’nun açıklamalarında öne çıkan başlıca talepler şöyle: Modern kapalı pazar alanları: Her ilçede, standartlara uygun, altyapısı tamamlanmış pazar yerleri Elektrik ve su desteği: Artan giderler karşısında belediye katkısı Ulaşım ve lojistik kolaylığı: Pazar alanlarına giriş-çıkışların düzenlenmesi Denetimlerin adil yapılması: Kayıt dışı satışın önlenmesi Esnaf için sosyal destekler: Zor durumda olan pazarcıya özel destek paketleri “Kayıt Dışı Satışa Göz Yumuluyor” Aksu’nun en sert çıkışlarından biri de denetim mekanizmasına yönelik oldu. Kayıt dışı satış yapanlara göz yumulduğunu iddia eden Aksu, “Vergisini veren, kirasını ödeyen esnaf cezalandırılıyor; kaçak satış yapan görmezden geliniyor. Bu adaletsizliktir” dedi. “Belediyeler Seyirci Kalamaz” Yerel yönetimlerin pazar yerlerine yönelik politikalarının yetersiz kaldığını savunan Aksu, “Pazarlar bu şehrin gerçeğidir. Hem üreticinin hem tüketicinin can damarıdır. Belediyeler bu alanı görmezden gelemez. Seyirci kalma lüksleri yok” şeklinde konuştu. “Takipçisi Olacağız” Açıklamasının sonunda net bir duruş sergileyen Aksu, taleplerin karşılık bulmaması halinde konuyu daha üst mercilere taşıyacaklarını belirtti: “Biz çözüm istiyoruz, kavga değil. Ama görmezden gelinirsek susmayız. Pazarcı esnafının hakkını sonuna kadar savunacağız. Bu işin takipçisi olacağız.” Bursa’da binlerce esnafı ve yüz binlerce vatandaşı doğrudan ilgilendiren bu çıkışın ardından gözler şimdi yerel yönetimlere çevrildi. Pazarcı esnafı ise tek bir şey bekliyor: Söz değil, icraat.

Emek Cephesinden Güçlü Mesaj: “Ortak Mücadele Kaçınılmaz” Haber

Emek Cephesinden Güçlü Mesaj: “Ortak Mücadele Kaçınılmaz”

Bursa’da emek ve sendika dünyasının önemli isimlerini bir araya getiren dikkat çekici bir buluşma, işçi hakları ve toplumsal dayanışma ekseninde güçlü mesajların verilmesine sahne oldu. Önceki dönem sendikacılığın duayen isimlerinden, Kazım Sarnık, UKDER Başkanı Ersin Ayar ve İŞÇİDER Genel Başkanı İsmail Doru, dernek merkezinde bir araya geldi. Bayramlaşma vesilesiyle gerçekleşen ziyarette, Türkiye’nin içinden geçtiği ekonomik ve sosyal süreçler başta olmak üzere işçilerin, emeklilerin ve memurların karşı karşıya kaldığı sorunlar kapsamlı şekilde ele alındı. Görüşmelerde, emek kesimlerinin yaşadığı zorlukların giderek derinleştiğine dikkat çekilirken, çözümün ortak mücadele ve dayanışmadan geçtiği vurgulandı. “Sendikal Mücadele Yeni Bir Eşiğe Geldi” Toplantıda söz alan Kazım Sarnık, sendikal hareketin geçmişten bugüne geçirdiği dönüşümü kapsamlı bir perspektifle değerlendirerek, emek mücadelesinin artık yeni bir eşiğe geldiğini ifade etti. Sarnık, işçi, memur ve emekli kesimlerin ayrı ayrı değil, ortak bir zeminde buluşmasının zorunlu hale geldiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Ülkemizin mevcut koşulları, emek kesimlerinin birlikte hareket etmesini bir tercih olmaktan çıkarıp zorunluluk haline getirmiştir. Artık ortak bir ses, ortak bir irade ortaya koyulmadan kalıcı çözümler üretmek mümkün değildir.” Sarnık ayrıca, nazik ev sahiplikleri dolayısıyla İŞÇİDER yönetimine teşekkür etti. “Emekçinin Birliği Kaçınılmaz” Ersin Ayar da konuşmasında, temsil ettikleri kitlenin yalnızca işçilerle sınırlı olmadığını; köylü, emekli ve memurların da bu mücadelenin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı. Ayar, emek eksenli örgütlenmenin geniş bir toplumsal tabana dayandığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Üyelerimiz işçi, köylü, emekli ve memurlardan oluşuyor. Bu geniş kesimlere hizmet etmek ve haklarını korumak için birlikte mücadele etmekten başka bir yol yoktur.” Ayar da ev sahipliği dolayısıyla İŞÇİDER yönetimine teşekkürlerini iletti. “Sorunları Biliyoruz, Çözüm İçin Mücadele Ediyoruz” Toplantının ev sahibi İsmail Doru ise konuşmasına misafirlerine teşekkür ederek başladı. İşçi hakları konusunda yürüttükleri çalışmalar hakkında bilgi veren Doru, mevcut sorunların farkında olduklarını ve çözüm yollarını kararlılıkla gündeme taşıdıklarını ifade etti. Doru, açıklamasında şu vurguları yaptı: “Yaşanan sorunları biliyoruz. Bu sorunların çözüm yollarını da en güçlü şekilde siyasi otoriteye duyurmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Görmeyen gözlere göstermek, duymayan kulaklara duyurmak için mücadelemizi sürdürüyoruz. Amacımız bağcıyı dövmek değil, üzüm yemek; yani yapıcı ve sonuç odaklı bir anlayışla hareket ediyoruz.” Ortak Payda: Dayanışma ve Mücadele Gerçekleştirilen buluşma, farklı emek örgütlerinin ortak bir zeminde buluşarak sorunlara birlikte çözüm arama iradesini ortaya koyması açısından önemli bir adım olarak değerlendirildi. Toplantıda verilen mesajlar, Türkiye’de emek kesimlerinin önümüzdeki süreçte daha güçlü bir dayanışma ve koordinasyon içinde hareket edebileceğine işaret etti. Emek dünyasının önde gelen temsilcilerinin aynı masa etrafında buluşması, yalnızca mevcut sorunların tespiti açısından değil, aynı zamanda ortak bir mücadele hattının inşası bakımından da dikkat çekici bir gelişme olarak öne çıktı.

Milyonlar Görmezden Geliniyor Haber

Milyonlar Görmezden Geliniyor

Milyonlar Görmezden Geliniyor Yapı Kayıt Belgesi Talebi Patlama Noktasında İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu, milyonlarca vatandaşı ilgilendiren yapı kayıt ve mülkiyet krizine ilişkin çok sert açıklamalarda bulundu. Hacıoğlu, 31.12.2025 tarihinden önce yapılmış yapılar için acil şekilde Yapı Kayıt Belgesi düzenlemesi yapılmasını talep ederken, mevcut uygulamaların açık bir adaletsizlik yarattığını vurguladı. “Bu artık bir imar meselesi değil, doğrudan bir hayat meselesidir” diyen Hacıoğlu, devletin yıllardır görmezden geldiği sorunun artık sürdürülemez bir noktaya geldiğini ifade etti. “Biz Kaçakçı Değil, Kendi Toprağında Yaşayan İnsanlarız” Açıklamada en dikkat çeken vurgu, vatandaşların durumuna ilişkin oldu: “Bizler köylüyüz, çiftçiyiz. Kendi tapulu arazimize ev yaptık, ahır yaptık, barınak yaptık. Tarlamızda, kendi mülkümüzde yaşamak için yapı inşa ettik. Amaç belliydi: barınmak ve üretmek.” Bu sözlerle milyonlarca insanın “kaçak yapı sahibi” gibi gösterilmesine sert tepki gösterildi. “Aynı Durum, Farklı Muamele: Bu Açık Bir Adaletsizliktir” Türkiye genelinde milyonlarca vatandaşın aynı sorunu yaşadığına dikkat çekilen açıklamada, çözüm üretimindeki çifte standart sert şekilde eleştirildi: Bir kesime çözüm sunulurken diğerine “bekleyin” denilmesi Aynı şartlarda yapılaşan vatandaşlar arasında ayrım yapılması Fiili yerleşim alanlarının görmezden gelinmesi “Bu kabul edilemez. Bu adil değildir. Bu sürdürülemez.” Devlete Güvenen Vatandaş Cezalandırılıyor 2018 yılında verilen Yapı Kayıt Belgelerine güvenerek hareket eden vatandaşların bugün büyük bir belirsizlik içinde bırakıldığına dikkat çekildi. “Devlete güvenerek belge aldık. Şimdi yıkım tehdidi altındayız. Bu, yalnızca bir idari sorun değil; doğrudan doğruya güven krizidir.” Hacıoğlu, bu durumun vatandaş-devlet ilişkisini zedelediğini açıkça ifade etti: “Bu güven boşa çıkarsa, bunun bedeli çok ağır olur.” 2B Var, Diğerleri Yok: Sorunun Kalbi Burada Açıklamada en sert eleştirilerden biri de 2B kapsamındaki düzenlemelere yönelik oldu: 2B arazilerine çözüm üretilirken Aynı şekilde fiilen yerleşime dönüşmüş alanların kapsam dışı bırakılması “Bu nasıl bir hukuk anlayışıdır?” sorusunu gündeme getirdi. “Aynı ihtiyaç, aynı yapılaşma, aynı gerçeklik… Ama farklı muamele. İşte sorun tam olarak burada.” “Bu Bir Kaçak Yapı Meselesi Değil” Hacıoğlu’nun en net mesajlarından biri ise şu oldu: “Bu mesele kaçak yapı meselesi değildir.” Bu durumun: Barınma hakkı Mülkiyet hakkı Yaşam güvenliği ile doğrudan ilgili olduğu vurgulandı. “Devlet Bedel Ödetemez, Çözüm Üretmek Zorundadır” Açıklamada devletin sorumluluğuna da dikkat çekildi: “Geçmişteki planlama eksikliklerinin bedeli vatandaşa yüklenemez. Devletin görevi cezalandırmak değil, çözüm üretmektir.” Bu sözler, mevcut politikalara yönelik en sert eleştirilerden biri olarak öne çıktı. TBMM’ye Açık Çağrı: “Artık Oyalamayın” İmar Yasasına Takılanlar Derneği, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne net ve sert bir çağrıda bulundu: 31.12.2025 öncesi yapılar için Yapı Kayıt Belgesi verilmelidir Mevcut yapıların hukuki statüsü acilen netleştirilmelidir Mülkiyet hakkını güvence altına alan kalıcı yasal düzenleme yapılmalıdır Aynı durumdaki vatandaşlar arasında ayrımcılık derhal sona erdirilmelidir “Bu Öfke Büyüyor” Açıklamanın en çarpıcı bölümü ise uyarı niteliğindeki ifadeler oldu: “Milyonlarca insan görmezden geliniyor” “Sorun büyüyor, sabır tükeniyor” “Toplumsal vicdan bu adaletsizliği kabul etmiyor” “Bugün çözülmeyen bu sorun, yarın çok daha büyük bir sosyal krize dönüşecektir.” “Bu Siyasi Değil, Milli Bir Meseledir” Son olarak tüm siyasi partilere çağrı yapıldı: “Bu mesele siyasi değil; insani, toplumsal ve milli bir meseledir. Herkes sorumluluk almak zorundadır.” “Görün Bizi!” İbrahim Hacıoğlu; “Görün bizi! Çözüm var ama herkese yok. İşte itirazımız tam da buna. Ya adalet herkese olacak, ya da bu sorun büyüyerek devam edecek.”

Bursa Büyükşehir Meclisi’nde “Su Faturası” Krizi: Tartışma Kavgaya Dönüştü, Gözler Yönetimde Haber

Bursa Büyükşehir Meclisi’nde “Su Faturası” Krizi: Tartışma Kavgaya Dönüştü, Gözler Yönetimde

Bursa’da artan su faturaları ve kalem kalem şişirilen bedeller, Bursa Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nde sert tartışmalara yol açtı. Evsel atık toplama bedeli, katı atık bertaraf bedeli ve çöp vergisinin faturalar üzerinden vatandaşa yansıtılmasıyla birlikte büyüyen tepkiler, meclis kürsüsünden taşarak fiziki gerilime kadar ulaştı. Tartışmaların kısa sürede kavgaya dönüşmesi, kentteki yönetim krizini bir kez daha gözler önüne serdi. Yaşanan gelişmelere ilişkin çok sert bir açıklama yapan emekli TSK personeli Sadettin Uzluk, yaşananları “yönetim zaafının kaçınılmaz sonucu” olarak nitelendirdi. Uzluk, artan maliyetlerin temelinde plansızlık ve çözüm üretmeyen anlayışın yattığını belirterek, doğrudan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’e yüklendi. “Faturayı Şişiren Sizsiniz, Bedelini Vatandaş Ödüyor” Uzluk, su faturalarının yalnızca tüketim bedelinden ibaret olmadığını, içerisine eklenen çok sayıda kalemin fiyatları katladığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Evsel atık toplama, katı atık bertaraf ve çöp vergisi adı altında kalem kalem yük bindiriyorsunuz. İlçe belediyeleri üzerinden vatandaşa uzatılan bu fatura, artık tahammül sınırlarını aşmıştır. Mecliste çıkan kavga da bunun sonucudur. Sorunun kaynağı sizsiniz.” “Bir Yıl Oyaladınız, Tek Bir Adım Atmadınız” Uzluk, 12 Nisan 2025 tarihinde düzenlenen büyük çiftçi buluşmasında bizzat teslim ettiği “Proliz Katı Atık Bertaraf Projesi”ni gündeme getirerek belediye yönetimini sert sözlerle eleştirdi. Söz konusu projenin tamamen yerli ve milli imkanlarla, belediye bütçesinden tek kuruş çıkmadan “yap-işlet-devret” modeliyle hayata geçirilebileceğini belirten Uzluk, sürecin bilinçli şekilde sürüncemede bırakıldığını ifade etti: “Sayın Başkan, projeyi size elden teslim ettim. ‘İlgileneceğiz’ dediniz. Ardından yardımcılarınızla görüştük, söz verdiler. Ama aradan neredeyse bir yıl geçti. Ne ikinci bir toplantı var, ne bir geri dönüş. Bu, ihmal değil; açık bir ilgisizliktir.” “Bursa Çöpe, Kokuya ve İsrafa Mahkûm Ediliyor” Uzluk’un açıklamalarında en dikkat çeken başlıklardan biri ise Bursa’nın çöp yönetimi oldu. Mevcut sistemin hem çevresel hem ekonomik açıdan büyük bir yük oluşturduğunu belirten Uzluk, özellikle Hamitler bölgesine dikkat çekti: “Bahar geliyor. Hamitler çöplüğü dolmak üzere. Yine kokular yayılacak. Emek, Bağlarbaşı, Yunuseli, Akpınar, Balat… Hepsi bu çilenin bedelini ödeyecek. Bu mu sizin çevre yönetiminiz?” Her gün binlerce kamyon çöpün İnegöl’deki vahşi depolama sahasına taşındığını hatırlatan Uzluk, bu sürecin ciddi bir yakıt israfına yol açtığını ve bu maliyetin dolaylı olarak yine vatandaşa yüklendiğini vurguladı. “Çözüm Masadaydı Ama Görmezden Gelindi” Uzluk, Proliz projesinin hayata geçirilmesi durumunda Bursa’nın hem ekonomik hem çevresel açıdan büyük kazanımlar elde edeceğini belirtti. Projenin sağlayacağı faydaları ise şu sözlerle sıraladı: Çöpün İnegöl’e taşınmasına gerek kalmayacak, lojistik maliyetler düşecekti. Atıklardan elektrik enerjisi üretilecek ve satılarak belediyeye gelir sağlanacaktı. Ortaya çıkan kül, gübreye dönüştürülerek çiftçiye ücretsiz verilebilecekti. Kanalizasyon arıtma çamurları aynı sistemle bertaraf edilerek çevre yükü azaltılacaktı. “Bu proje hayal değil, gerçeğin ta kendisidir” diyen Uzluk, belediye yönetiminin yerli çözümler yerine yönünü başka arayışlara çevirdiğini ima ederek şu sert çıkışı yaptı: “Yurt dışında çözüm aramayı bırakın. Bu milletin evlatlarının ürettiği projeye dönüp bakın. Ama siz bakmadınız. Bakmadığınız için bugün mecliste kavga var, sokakta tepki var, faturada zulüm var.” “Bu Kavga Tesadüf Değil, Yönetim Krizinin Sonucu” Mecliste yaşanan fiziki gerilimi de değerlendiren Uzluk, bunun münferit bir olay olmadığını, aksine biriken sorunların patlaması olduğunu ifade etti: “Dün mecliste kapıştılar. Çünkü sorun büyüdü, çözüm yok. Yönetim yok. Plan yok. Vizyon yok. Sonuç: kavga, gürültü ve faturayı ödeyen bir halk.” “Bursa Sahipsiz Değil” Açıklamasının sonunda Bursa kamuoyuna seslenen Uzluk, bu sürecin takipçisi olacağını vurgulayarak sert mesajını şu sözlerle noktaladı: “Bu şehir sahipsiz değil. Bursa’yı çöpe, kokuya ve pahalı faturaya mahkûm eden anlayışla mücadele edeceğiz. Görmezden geldiğiniz her proje, büyüttüğünüz her sorun olarak karşınıza çıkmaya devam edecek.”

Başkan Mustafa Işık’tan Su Faturalarına Tepki: “Bu Artışın İzahı Yapılmalı” Haber

Başkan Mustafa Işık’tan Su Faturalarına Tepki: “Bu Artışın İzahı Yapılmalı”

Başkan Mustafa Işık’tan Su Faturalarına Tepki: “Bu Artışın İzahı Yapılmalı” Bursa’nın Gürsu ilçesinde son dönemde vatandaşlara ulaşan yüksek su faturaları tepkilere neden olurken, Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık’tan dikkat çeken bir açıklama geldi. Başkan Işık, 2.000 TL’ye ulaşan bir su faturasının yalnızca 100 TL’sinin belediyeye ait çöp ve hizmet bedeli olduğunu vurgulayarak, asıl artışın kaynağına dikkat çekti. “Bir hanenin su tüketimi artmamışken faturadaki 1.900 TL’lik farkın sebebi nedir?” diye soran Işık, bu artışın kamuoyuna açık bir şekilde anlatılması gerektiğini ifade etti. Açıklamasında sert ifadeler kullanan Başkan Işık, yetkililere seslenerek, “Bu fahiş artışın gerekçesi neden gizleniyor? Vatandaşın cebine yansıyan bu yükün izahı yapılmalıdır” dedi. Daha önce yaşanan su kesintilerini de hatırlatan Işık, plansız ve öngörüsüz yönetim anlayışının bu noktaya gelinmesinde etkili olduğunu belirtti. “Aylar önce uyarmıştık. Bu anlayış devam ederse su faturalarının doğalgaz ve elektrik faturalarıyla yarışacağını söylemiştik. Ne yazık ki bugün o noktaya gelindi” ifadelerini kullandı. Başkan Işık, yaşanan durumun en büyük mağdurunun vatandaşlar olduğunu belirterek, yetkilileri şeffaf olmaya ve çözüm üretmeye davet etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.