Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Çiftçi

Gürsu Haber - Çiftçi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çiftçi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Anahtar Parti Lideri Ağıralioğlu: Razı değiliz! Haber

Anahtar Parti Lideri Ağıralioğlu: Razı değiliz!

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, partisinin Niğde halk buluşmasına katıldı. Vatandaşın yaşadığı sorunlara ‘razı değiliz’ diyerek itiraz eden Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu, özetle şunları söyledi: “Bizler parti değil devlet, oy değil millet demeye karar vermiş bir hareketiz. O yüzden AK Parti’ye düşmana ya da hasıma bakar gibi bakmıyoruz; adeta aynaya bakar gibi bakıyoruz. O aynada neyin iyi, neyin kötü olduğunu; ne yapılınca memleketin abad, ne yapılınca berbat olduğunu görerek, bunun derin muhasebesini yaparak yürüyoruz. Anahtar Parti olarak, geride kalan 24 yılın muhasebesini yapıyor ve gür bir sesle haykırıyoruz: 2026 yılında biz bu emekli ücretine razı değiliz! Biz bu asgari ücrete razı değiliz! Çocuklarımıza reva görülen bu yarım yamalak eğitime, evlatlarımızın işsizliğine ve mesleksiz kalmasına razı değiliz! Tarımdaki bu plansızlığa, çiftçimizin omuzlarına yüklediğiniz ağır yüklere razı değiliz! Bu dağınıklık yüzünden ürünün tarlada çürümesine sebep olan savurganlığınıza, programsızlığınıza razı değiliz! Yüksek faize, bu ağır enflasyona razı değiliz! Adaletin bu denli siyasallaşmasına, mülakat adaletsizliklerine, torpile ve yoksulluğa asla razı değiliz! Bizler bir zamanlar emekli ikramiyemizle bir ev, bir araba alabiliyorduk; şimdi ise o ikramiyeyle bir koltuk takımı dahi alınamıyor. Biz bu düzene razı değiliz! Biz bu memleketi bu hale getiren sizin dağınıklığınızdan, plansızlığınızdan, israfınızdan ve hesapsız harcamalarınızdan bizim hissemize düşen bu fakirliğe razı değiliz! Size bu memleketi yönetin diye vekalet verdik. Biz sizin asiliniz, siz bizim vekilimiz olmanıza rağmen, elinizdeki devlet gücüyle bizleri korkutmaya çalışmanıza razı değiliz! Sizin artık bir patatesi bile yönetemeyecek durumda olduğunuzu görüyoruz ve size razı değiliz! Her gün bir dediğinizin ertesi gün tersini söylüyorsunuz, razı değiliz. Her yaptığınızın mutlak doğru olduğuna inanıyor, insanların dinini, imanını, vatan ve millet sevgisini sorgulama hakkını kendinizde görüyorsunuz; bu saygısızlığınıza razı değiliz! Bir gün Öcalan’a sövüp oy toplamanıza, ertesi gün Öcalan ile yol yürümeye kalkmanıza razı değiliz! Bu kadar varlığı, imkanı olan bir memleketi bu büyük darlığa düşürmenize razı değiliz! Biz bugün doğru soruları soruyoruz. Peki, bu gidişata sadece razı olmamakla mı kalacağız? Elbette hayır. Anahtar Parti, bu düzene razı olmayanların ve ‘tüm bu saydıklarımızı düzeltecek imkân da akıl da bu devlette var’ diyenlerin partisidir. Dolayısıyla biz; eksiklerin yerine halkı aşa ve işe kavuşturan, finansal istikrarı sağlamış, enflasyonsuz ve faizsiz bir ülkeyi inşa edecek olan iradeyiz. Liyakati kurumsallaştıracak, mülakatı tamamen kaldıracak, çocuklarımıza dünya standartlarında bir eğitim verip bu eğitimi istihdamla birleştirecek olan biziz. Tarımı ve tarladaki ürünü planlayacak; çiftçi ekerken maliyetine ortak olup, biçerken harmanda bereketi büyütecek olan kadroyuz. Biz bu memleketi ayağa kaldıracak olan tarafı temsil ediyoruz. Biz, sermayenin korkup kaçtığı değil, güven duyup gelebildiği bir ülkeyi organize edeceğiz. Paranın hangi ülkeye, neden gittiğini sizler de gayet iyi biliyorsunuz; çünkü bu memleketten kazandığınız paraları bizzat kendiniz nerelere götürüyorsanız, hukuk ve güven ortamı tam olarak oralarda yatıyor. Anahtar Parti olarak bizler, Türk siyasetinde nezaketin, mesuliyetin, terbiyenin ve devlet ciddiyetinin adresiyiz. Sayın Cumhurbaşkanı bugüne kadar karşısına çıkan pek çok rakibi kolayca yendi, hiçbirini dişine göre bulmadı ve bu kadar soruna rağmen o rakipleri yenmenin konforunu yaşadı. İşte Anahtar Parti, Reis Bey’in bu siyasi konforunu bozmak ve siyasete gerçek bir kalite getirmek için kurulmuştur. Tayyip Bey’in dilinden düşürmediği bir söz var: ‘Yahu bu yalan dünyada bir dişimize göre muhalefet bulamadık.’ Sayın Cumhurbaşkanım, biz tam dişinize göre bir hareketiz; siz şimdiden o dişlerinizi bir kontrol ettirin! Bizler sadece kuru bir iktidar koltuğu için değil, bu aziz milleti hak ettiği zenginlikle buluşturmak ve elinizde mağdur olmuş halkımızla kenetlenmek için geliyoruz. Bu yüzden bizim işimiz kolay. Neden mi kolay? Çünkü zor olanı bugüne kadar onlar yaptılar. Bu kadar yetişmiş insan gücü olan, bu kadar birikimi, imkânı ve potansiyeli bulunan muazzam bir memleketi bu darlığa, bu zorluğa düşürmek gerçekten büyük bir beceriksizlik isterdi; onlar işte bu zoru başardılar! Toprağınız olmasa, suyunuz olmasa, ekecek çiftçiniz, üretecek girişimciniz, satacak tüccarınız, projeyi yapacak mühendisiniz ya da dünyanın her yerine koşacak enerjiniz olmasa, dersiniz ki ‘ne yapalım, imkâanımız yok.’ Ama bu kadar varlığı olan bir memleketi siz yokluğa mahkum ettiniz. ANAHTAR PARTİ GELİNCE NE OLACAK? Biz gelince ne mi olacak? Biz gelince şu olacak: Bu partili cumhurbaşkanlığı işi devletimizi de milletimizi de çok yordu. Anahtar Parti iktidarında kesinlikle partili cumhurbaşkanlığı uygulaması olmayacak. Cumhurbaşkanı herkesin, 85 milyonun cumhurbaşkanı olacak. Kendi partisine yaslanıp diğer partilere öfke kusan bir figür yerine; her partiyi, her vatandaşı bu devletin öz evladı gibi gören kapsayıcı bir cumhurbaşkanlığı makamı tesis edilecek. Anahtar Parti iktidara geldiğinde, ilk ve en mühim adalet şemsiyesi bizzat cumhurbaşkanlığı makamından aşağıya doğru açılacak. Devletin başı, milletin de gerçek başı olacak; cumhurun başı, cumhurun tamamını kucaklayacak. Bizim iktidarımızda teröristler asla meclise giremeyecek. Anahtar Parti iş başına geldiğinde, kırk yıldır aziz milletimizin ümit şafaklarına kabus gibi çöken, yüreklere hüzün düşüren bu bölücü terör örgütlerini övenler, devletin tek bir kuruşuna dahi el süremeyecekler. Çocuklarımızın katiline meclis kürsülerinden övgüler dizip, bir de üstüne devletten maaş alma dönemi tamamen son bulacak. Bizim iktidarımızda teröriste terörist, terör örgütüne terör örgütü denir. Teröristlere ‘umut hakkı’ falan tanınmayacak, hainlerin adı dahi anılmayacak. Onların isimleri bir umutla değil, hak ettikleri en ağır cezalarla tarihin kara sayfalarına gömülecek. Kendilerine infaz edilmesi için verilen o cezaları son gününe kadar çekecek ve kirlettikleri bu dünyadan defolup gidecekler. Bizim, teröristlerin isimleriyle kirletilecek bir meclisimiz yoktur. Teröristler bizim devlet iktidarımızda asla ‘kurucu önder’ olarak kabul edilemez, edilmeyecektir. Hainler muhatap alınmayacak, önlerine mikrofonlar konulmayacak, prompter cihazları gönderilmeyecek ve onlarla asla kirli pazarlıklar, hediyeleşmeler yapılmayacaktır. Siyaset her şeyden önce ilkeli ve öngörülebilir olacak; milletimiz nihayet terbiyeli, seviyeli bir siyasete şahitlik edecek. Millet siyasetçilerden korkmayacak; aksine siyasetçiler milletten, milletin sandıktaki iradesinden korkacak. Bizim iktidarımızla birlikte; ‘Milletime verdiğim sözü tutamazsam, ben bir daha halkımın huzuruna çıkamam’ diyen edep sahibi siyasetçilerin dönemi başlayacak. Bugün seçip meclise gönderdiğimiz vekillerin, yarın bize ne yapacaklarını düşünmekten ödümüz patlıyor. Oysa onlar bizim vekilimiz, onları seçen asıl biziz. Bizler kadrolarımızı kurarken asla partili atamayacağız, partili kartviziti aramayacağız; sadece bileni arayacak, işin uzmanını bulacağız. O liyakatli isim bizim partimizden olmasa bile gözümüzü kırpmadan göreve getireceğiz. Çünkü bizim tek şiarımız liyakattir; biz liyakatin yanında, liyakat de bizim yanımızda olacak. Biz bu memleketi gençlerle ve kadınlarla birlikte omuz omuza vererek ayağa kaldıracağız. Bu ülkenin bütün yükünü şimdiye kadar hep birlikte çekmiş olduğumuz için önümüzde duran kalan yük, geçmişte göğüslediklerimizden asla daha fazla değildir. O yüzden inancınız tam olsun, memleketi ayağa kaldırmak çok kolaydır. TOPYEKÛN BİR SEFERBERLİK İLAN EDİLDİ Bugünden itibaren artık net bir şekilde seçim sathına girmiş bulunuyoruz. Anahtar Parti’yi önümüzdeki dönemde iktidar yapacaksak, bugünden tezi yok topyekûn bir seferberlik ilan ediyoruz. Biz sadece kürsülerden konuşan bir hareket değiliz. Türkiye’nin her bir köşesinde açtığımız bu teşkilatları; herkesin kendi helal alın terinden, zamanından, eşinden, işinden ve sevdiklerinden fedakarlık ede ede, gece gündüz emek vererek kurduk. Halısını omuzunda taşıyan, boyasını kendi elleriyle yapan, kirasını cebinden veren, evinde eşine yemeğini yaptırıp kermesine koşan, anasının hayır duasını alıp, babasını o kalabalığa omuz versin diye faaliyetlere çağıran, evlatlarına ‘Biz sizlerin geleceği için çalışıyoruz’ diyerek onları bu kutlu organizasyonlara katan koca bir neferiz biz. Bir milletin omuzlarına yeni bir yük düşmesin diye bunca meşakkati omuzlayıp, sadece bir yıl içinde 800 teşkilatı birden açan bu tertemiz partiye ve kadrolara hiçbir mecrada hakaret ettirmem, nezaketsizlik yapılmasına asla müsaade etmem; bunu herkes böyle bilsin!”

Hürriyetçi Tarım ve Orman Sen Genel Başkanı Muzaffer Genç’ten Dünya Çiftçiler Günü Mesajı “Çiftçi Üretiyor, Değeri Başkaları Paylaşıyor” Haber

Hürriyetçi Tarım ve Orman Sen Genel Başkanı Muzaffer Genç’ten Dünya Çiftçiler Günü Mesajı “Çiftçi Üretiyor, Değeri Başkaları Paylaşıyor”

Hürriyetçi Tarım ve Orman Sen Genel Başkanı Muzaffer Genç, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla yayımladığı kapsamlı açıklamada Türkiye’de tarım sektörünün karşı karşıya bulunduğu sorunlara dikkat çekti. Çiftçinin üretmeye devam ettiğini ancak emeğinin karşılığını almakta zorlandığını belirten Genç, “Çiftçi üretiyor ama oluşan değerin büyük bölümünü başkaları paylaşıyor” diyerek mevcut tarım politikalarının yeniden ele alınması gerektiğini vurguladı. Muzaffer Genç açıklamasında, Dünya Çiftçiler Günü’nün yalnızca bir kutlama günü olmadığını; Türkiye’nin üretim gücünü, gıda güvenliğini ve tarımın geleceğini yeniden değerlendirme fırsatı olduğunu ifade etti. “Çiftçi Bu Ülkenin Üretim Gücüdür” Çiftçinin yalnızca toprağı işleyen kişi olmadığını belirten Genç, üreticinin aynı zamanda ülkenin ekonomik bağımsızlığının ve gıda güvenliğinin temel taşı olduğunu söyledi. Genç açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Çiftçi; emeğin, sabrın, üretimin ve milli bağımsızlığın temsilcisidir. Türkiye’nin dört bir yanında milyonlarca üreticimiz tüm zorluklara rağmen toprağını terk etmiyor, üretmeye devam ediyor. Bu fedakârlık, ülkemizin geleceği açısından son derece değerlidir.” Artan Maliyetler Çiftçiyi Zorluyor Tarım sektöründe yaşanan en büyük sorunlardan birinin üretim maliyetlerindeki hızlı artış olduğuna dikkat çeken Muzaffer Genç, mazot, gübre, yem, enerji ve tohum fiyatlarının çiftçiyi ciddi baskı altında bıraktığını söyledi. Özellikle küçük ve orta ölçekli üreticilerin ekonomik açıdan ayakta kalmakta zorlandığını belirten Genç: “Üretici çoğu zaman emeğinin karşılığını alamıyor. Çiftçimiz büyük risk alıyor, üretim yapıyor ancak gelir dengesi giderek bozuluyor. Artan maliyetler nedeniyle üretim planlaması yapmak her geçen gün daha da zor hale geliyor.” dedi. “Kırsal Genç Nüfus Azalıyor” Açıklamada tarımın geleceği açısından en kritik sorunlardan birinin kırsaldaki genç nüfusun azalması olduğuna da dikkat çekildi. Gençler için üretimin cazibesini kaybetmeye başladığını ifade eden Muzaffer Genç, bunun uzun vadede Türkiye’nin üretim kapasitesini tehdit ettiğini belirtti. “Gençler üretmekten kaçmıyor. Ancak emeğinin karşılığını alabildiği, geleceğini güvenle planlayabildiği bir sistem görmek istiyor. Köylerin yaşlanması ve üretici yaş ortalamasının yükselmesi, geleceğimiz adına ciddi bir uyarıdır.” ifadelerini kullandı. “Üretici En Düşük Payı Alıyor” Tarım sektöründeki gelir dağılımı sorununa da dikkat çeken Hürriyetçi Tarım ve Orman Sen Genel Başkanı Muzaffer Genç, üretim zincirinde en düşük payı çoğu zaman çiftçinin aldığını söyledi. Tarladan çıkan ürün ile market fiyatları arasındaki farkın giderek büyüdüğünü vurgulayan Genç: “Çiftçi üretmeye, risk almaya ve ülkesine katkı sunmaya devam ediyor. Ancak ürün tüketiciye ulaşana kadar fiyatlar katlanıyor. Bu süreçte aracılar ve büyük market zincirleri daha fazla kazanırken üretici hak ettiği gelir seviyesine ulaşamıyor. Bu tablo hem çiftçiyi hem tüketiciyi mağdur ediyor.” şeklinde konuştu. “Türkiye Tarımda Çok Daha Güçlü Olabilir” Türkiye’nin sahip olduğu verimli topraklar, üretim kültürü ve insan kaynağı sayesinde tarımda çok daha güçlü bir noktaya ulaşabilecek potansiyele sahip olduğunu belirten Genç, bunun ancak uzun vadeli politikalarla mümkün olabileceğini ifade etti. “Tarım sektörü günü kurtaran uygulamalarla değil; öngörülebilir, sürdürülebilir ve üreticiyi merkeze alan bir vizyonla yönetilmelidir.” diyen Genç, kalıcı çözümlerin önemine dikkat çekti. Hürriyetçi Tarım ve Orman Sen’den Çözüm Önerileri Muzaffer Genç açıklamasında sendika olarak tarım sektörüne yönelik çözüm önerilerini de sıraladı. Buna göre: Üretim maliyetlerini azaltacak kalıcı adımlar atılmalı, Destekleme modelleri gerçek saha koşullarına göre yeniden düzenlenmeli, Çiftçinin finansmana erişimi kolaylaştırılmalı, Planlı üretim modeli bürokratik engeller oluşturmadan uygulanmalı, Kooperatifçilik sistemi güçlendirilmeli, Üreticinin pazardaki rekabet gücü artırılmalı, Aracı yapıların fiyat oluşumundaki etkisi denetlenmeli, Tarımda teknoloji ve verimli üretim modelleri yaygınlaştırılmalı, Genç çiftçilere özel destek programları geliştirilmelidir. “Tarım Stratejik Bir Güçtür” Tarımın yalnızca ekonomik değil aynı zamanda stratejik bir alan olduğunu vurgulayan Genç, kriz dönemlerinde kendi üreticisini koruyan ülkelerin daha güçlü kaldığını söyledi. “Kendi çiftçisini güçlü tutan ülkeler kriz dönemlerinde daha dirençli olur. Üreten toplumlar ekonomik bağımsızlığını korur. Toprağına sahip çıkan milletler geleceğine de sahip çıkar.” ifadelerini kullandı. “Çiftçi Kazanırsa Türkiye Kazanır” Dünya Çiftçiler Günü’nde çiftçilere yalnızca sözlü destek verilmesinin yeterli olmayacağını belirten Muzaffer Genç, üreticinin güçlü politikalarla desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Açıklamasının sonunda tüm çiftçilerin ve tarım çalışanlarının gününü kutlayan Genç şu mesajı verdi: “Bugün yapılması gereken; çiftçimizi yalnızca sözle değil, sürdürülebilir çözümlerle desteklemektir. Çünkü çiftçi kazanırsa Türkiye kazanır. Üretim güçlenirse ülke güçlenir. Hürriyetçi Tarım ve Orman Sen olarak emeğin, üretimin ve alın terinin yanında olmaya devam edeceğiz.” Muzaffer Genç, başta çiftçiler olmak üzere tarım ve ormancılık sektöründe emek veren tüm çalışanların 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nü kutlayarak bereketli, huzurlu ve umut dolu yarınlar temennisinde bulundu.

Ümit Özdağ’dan İlçe İlçe Yoğun Program, Temas Trafiği ve Halk Buluşmaları Haber

Ümit Özdağ’dan İlçe İlçe Yoğun Program, Temas Trafiği ve Halk Buluşmaları

Türk siyasetinin dikkatle takip edilen isimlerinden Ümit Özdağ, 16-19 Nisan 2026 tarihleri arasında gerçekleştireceği Bursa programıyla kentin siyasi gündemine damga vurmaya hazırlanıyor. Dört güne yayılan kapsamlı ziyaret takviminde esnaf buluşmalarından sanayi odası temaslarına, sivil toplum kuruluşları görüşmelerinden gençlik programlarına, ilçe kongrelerinden vatandaş ziyaretlerine kadar geniş yelpazede temaslar yer alıyor. Bursa’nın merkezinden ilçelerine uzanan program, yalnızca parti çalışması değil; aynı zamanda ekonomi, toplumsal meseleler, yerel sorunlar, gençlik politikaları, göç, üretim ve sivil toplum başlıklarında yoğun bir saha mesaisi olarak değerlendiriliyor. Özdağ’ın Bursa turunun, kentte siyasi hareketliliği artırması bekleniyor. İlk Durak İnegöl: Esnaf, Sanayi ve Vatandaş Teması Programın ilk günü olan 16 Nisan Perşembe’de İnegöl ilçesi ziyaret edilecek. Bursa’nın üretim gücü yüksek, ticaret hacmi geniş ve siyasi açıdan kritik ilçelerinden biri olan İnegöl’de gün boyu yoğun temaslar gerçekleştirilecek. Saat 12.30’da Genel Başkan’ın karşılanmasıyla başlayacak program kapsamında Perşembe Pazarı gezisi yapılacak. Bölgenin en yoğun alışveriş noktalarından biri olan pazar yerinde vatandaşlarla bir araya gelinmesi, esnafın ekonomik beklentilerinin dinlenmesi ve saha gözlemleri yapılması bekleniyor. Öğle yemeği arasının ardından saat 14.15’te İnegöl Ticaret ve Sanayi Odası ziyareti gerçekleştirilecek. Sanayiciler, üreticiler ve iş dünyası temsilcileriyle yapılacak görüşmede ihracat, üretim maliyetleri, yatırım ortamı, istihdam ve sanayinin geleceği gibi başlıkların ele alınması öngörülüyor. Saat 15.00 ile 17.00 arasında çarşı yürüyüşü ve fuar alanı ziyareti planlanırken, saat 17.00’de basın toplantısı düzenlenecek. Günün son programı ise saat 20.00’de Sani Konukoğlu Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilecek konferans ve soru-cevap paneli olacak. Bu programda Özdağ’ın hem ulusal gündeme hem de Bursa özelindeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulunması bekleniyor. Bursa Merkezde Yoğun Diplomasi Trafiği 17 Nisan Cuma günü programın merkezi Bursa olacak. Kent merkezinde yapılacak ziyaretlerde ekonomi, ticaret, sivil toplum ve toplumsal uzlaşı başlıkları ön plana çıkıyor. Saat 11.00’de Esnaf ve Sanatkarlar Odası ziyaretiyle başlayacak temaslarda küçük işletmelerin yaşadığı ekonomik sıkıntılar, finansmana erişim, kira baskısı ve ticari daralma gibi konuların gündeme gelmesi bekleniyor. Saat 13.00’te tarihi Ulu Camii’nde Cuma namazına katılım planlanıyor. Ardından saat 15.00’te RUMELİSİAD ziyareti gerçekleştirilecek. Rumeli kökenli iş insanlarının oluşturduğu yapıyla yapılacak görüşmede bölgesel kalkınma, yatırım iklimi ve göçmen topluluklarının ekonomik katkısı gibi konular öne çıkabilir. Saat 16.00 ile 16.30 arasında Bursa Ticaret ve Sanayi Odası ziyareti yer alıyor. Kent ekonomisinin ana aktörlerinden biri olan BTSO ile yapılacak temas, programın dikkat çeken duraklarından biri olarak görülüyor. Akşam saat 19.00’da ise Demokrasi Platformu buluşması gerçekleştirilecek. Çeşitli sivil toplum kuruluşları ve farklı görüşlerden katılımcıların yer alacağı toplantının, diyalog ve fikir alışverişi açısından önem taşıdığı değerlendiriliyor. Cumartesi Günü: Göçmen Dernekleri, Açılış Töreni ve Gençlik Buluşması 18 Nisan Cumartesi günü program sosyal tabanı genişleten ziyaretlerle devam edecek. Günün ilk durağı saat 11.00’de BALGÖÇ olacak. Balkan göçmeni vatandaşların temsil edildiği önemli yapılardan biri olan BALGÖÇ ziyareti, Bursa’nın demografik ve kültürel yapısı açısından dikkat çekici başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. Saat 13.00’te Yıldırım İlçe Başkanlığı binasının açılışı yapılacak. Parti teşkilatlanması açısından önem taşıyan açılış töreninin yoğun katılımla gerçekleşmesi bekleniyor. Saat 15.00’te Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde kitap imza programı ve Genel Başkan sempozyumu düzenlenecek. Bu etkinlikte Özdağ’ın siyasi vizyonunu, güncel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerini ve düşünsel perspektifini paylaşması bekleniyor. Günün finali ise saat 19.00’da Görükle’de yapılacak gençlik buluşması ve esnaf ziyaretiyle gerçekleşecek. Üniversite öğrencileri ve genç seçmenlerin yoğun bulunduğu bölgede düzenlenecek etkinlik, gençlik politikaları açısından önem taşıyor. Son Gün: Aile Ziyareti, İnanç Kurumları, Çiftçi Teması ve Kongre 19 Nisan Pazar günü programın en dikkat çeken başlıklarından biri, saat 11.00’de trafik kazası mağduru olarak belirtilen Zeynep Nas Sarıkaya ailesine yapılacak ziyaret olacak. Sosyal dayanışma ve toplumsal duyarlılık mesajı taşıyan bu temasın kamuoyunda yankı uyandırması bekleniyor. Saat 13.00’te Orhangazi Cemevi ziyareti gerçekleştirilecek. Farklı inanç kesimleriyle temas açısından önemli görülen program, toplumsal birliktelik mesajı niteliği taşıyor. Saat 13.45’te Orhangazi Ziraat Odası ziyareti yapılacak. Tarım, üretim maliyetleri, çiftçi sorunları, su kaynakları ve kırsal kalkınma başlıklarının burada gündeme gelmesi bekleniyor. Saat 14.45’te Orhangazi Rumeli Göçmenleri Derneği ziyareti ve STK Sohbet Platformu gerçekleştirilecek. Bölgesel dayanışma, göçmen kimliği ve yerel kalkınma meseleleri toplantının ana başlıkları arasında yer alabilir. Programın finalinde ise saat 17.00’de Kestel İlçe Kongresi yapılacak. 500 kişilik salonda gerçekleşecek kongrenin, teşkilat açısından önemli kararların alınacağı ve geniş katılımın beklendiği bir organizasyon olması öngörülüyor. Kongrenin ardından Genel Başkan uğurlanacak. Bursa’da Siyasi Nabız Yükselecek Dört gün sürecek yoğun program, Bursa’da siyasetin nabzını yükseltecek önemli bir ziyaret trafiği olarak görülüyor. İlçelere yayılan temaslar, farklı toplumsal kesimlerle kurulacak diyaloglar ve ekonomik başlıklara odaklanan görüşmeler, programın yalnızca rutin bir gezi değil; kapsamlı bir saha çalışması niteliği taşıdığını ortaya koyuyor. Esnaftan sanayiciye, gençlerden çiftçilere, sivil toplumdan inanç temsilcilerine kadar geniş kesimlerle buluşacak olan Ümit Özdağ’ın Bursa ziyareti, kent siyasetinde uzun süre konuşulacak başlıklardan biri olmaya aday görünüyor.

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Başkanı İbrahim Hacıoğlu’ndan Fırtına Gibi Tepki: “Saçmalık! Hobi Bahçelerine Saldırıyorlar!” Haber

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Başkanı İbrahim Hacıoğlu’ndan Fırtına Gibi Tepki: “Saçmalık! Hobi Bahçelerine Saldırıyorlar!”

Türkiye’de tarım ve şehir yaşamı arasındaki en küçük insani alanlar bile artık devletin ağır cezalarıyla tehdit altında. İmar Yasasına Takılanlar Derneği (İYT) Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu, hobi bahçeleri ve küçük kulübeleri hedef alan yeni yasa teklifine sert tepki gösterdi: “Saçmalık! İnsanlar boğucu şehir hayatından kaçıp 300-500 m²’lik bahçelerinde nefes alıyor, toprakla temas ediyor. Şimdi bu küçük kulübeler, konteynırlar, 20-30 m²’lik yapılar bile ağır cezalarla tehdit ediliyor!” “Lüks villaya dönüştürenlere hayır, 30 m²’lik kulübeye ceza mı?” Hacıoğlu, yeni yasa teklifinin akıl almaz olduğunu vurguladı: “Tamam, kulübesini lüks villaya çevirenlere izin verme. Ama küçük, toprağa dokunulan, emekli insanların nefes aldığı kulübelere neden saldırıyorsunuz? Deprem olsa başını sokacak yeri olsun diye yapılan kulübe bile hedef!” Yeni Yasa Teklifi: Felaketin Detayları TBMM Tarım Orman Komisyonu’nda kabul edilen ve yakında Genel Kurul’da görüşülecek yasa teklifine göre: Tarlalara yapılmış tüm yapılar yıkım kapsamına alınacak, elektriği, suyu, doğalgazı kesilecek. Bahçe sahiplerine metrekare başına 2.500₺ ceza kesilecek; 500 m²’de 1 milyon 200 bin₺, 1 dönümde 2,5 milyon₺ demek. Cezayı ödeseniz de 2 ay içinde tüm yapıları yıkıp yeniden tarlaya dönüştürmek zorundasınız. Yıkım yapılmazsa m² başına 7.500₺ ceza; dönüm başına 7,5 milyon₺. Üstelik devlet yıkımı yapacak, masraflar bahçe sahibinden alınacak. Yapının malzemesi fark etmiyor; beton, ahşap, fark etmez, önemli olan tarımsal amaç. Listede 11 bini aşkın hobi bahçesi var. “Toplumla İnatlaşmanın Yeni Yolu” Hacıoğlu’nun yorumu net: “Neresinden bakarsanız bakın, bu toplumla inatlaşmaktan başka hiçbir işe yaramayan bir adım! Muhalefet iktidarla millet arasındaki makası açarken şapkadan tavşan çıkarırsa ancak bu tür uygulamaları çıkarabilirler.” İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun sözlerini hatırlatan Hacıoğlu: “Bugün benim 35 yıl önceki diplomama çöken kişi, yarın sizin 40 yıllık tapularınıza, bankadaki paranıza çöker!” diyerek, tehlikenin boyutunu gözler önüne serdi. “Devlet Tarımı Korumuyor, İnsanlara Düşman Oluyor” Hacıoğlu, devletin yaklaşımını eleştirerek, gerçek çözümün Anadolu’daki atıl arazileri tarıma kazandırmak olduğunu vurguladı: “Devlet şehir çeperlerindeki küçük bahçeleri yok etmeye çalışıyor, ama yıllardır ekilmeyen yüzbinlerce dönüm araziler boş duruyor. Çiftçi para kazanamadığı için ekmiyor, devlet boş yere insanların 500 m²’lik bahçelerine göz dikiyor. Ne akıl ama!” “Emekli İnsanların Nefesine Bile Tahammül Yok!” Hacıoğlu, emekli vatandaşların, gençlerin ve şehirden kaçan insanların küçük bahçelerde nefes almasına bile tahammül olmadığını belirtti: “Adam 1 dönüm tarlasına 2 göz oda kurmuş, sebzesini ekiyor, hayatına değer katıyor. Tarıma zarar vermiyor, fayda sağlıyor. Ama devletin gözünde suçlu. Milleti beton bloklara hapsettik, yetmedi mi artık?” Sonuç: Hobi Bahçeleri Üzerinden Toplumsal Çöküş Hobi bahçelerine yönelik bu yeni düzenleme, Türkiye’de şehirli ile devlet arasındaki gerilimi doruğa çıkarıyor. İbrahim Hacıoğlu’nun mesajı net: Bu yasayla ne amaçlanıyor olursa olsun, toplumla inatlaşmaktan başka bir sonucu yok ve felaket boyutunda mali yükler yaratacak. Hacıoğlu’nun Uyarısı: “Bu, sadece sebze yetiştiren küçük bir vatandaşın değil, toplumun sağduyusuna, nefesine ve vicdanına yapılmış bir saldırıdır. Hobi bahçelerine dokunmak, halkın yaşam alanına dokunmaktır. Yazık, çok yazık!”

“TARIMDA DIŞA BAĞIMLILIK KISKACI: BURSA’DAN TÜRKİYE’YE UZANAN KRİZ DERİNLEŞİYOR” Haber

“TARIMDA DIŞA BAĞIMLILIK KISKACI: BURSA’DAN TÜRKİYE’YE UZANAN KRİZ DERİNLEŞİYOR”

“TARIMDA DIŞA BAĞIMLILIK KISKACI: BURSA’DAN TÜRKİYE’YE UZANAN KRİZ DERİNLEŞİYOR” Mahmut Fuat Kadıoğlu, tarım ve hayvancılıkta giderek artan dışa bağımlılığa sert sözlerle yüklendi. Kadıoğlu, sadece bugünün değil, son 20 yılın yanlış politikalarının Türkiye’yi üretimde dışa bağımlı, çiftçiyi ise borç batağında bıraktığını ifade ederek, “Bu tablo bir tesadüf değil, bilinçli tercihlerle getirildiğimiz bir çıkmazdır” dedi. “GİRDİ İTHAL, FATURA ÇİFTÇİYE: BU DÜZEN SÜRDÜRÜLEMEZ” Tarımın bel kemiğini oluşturan gübre, yem, mazot ve tarım ilaçlarında ithalata dayalı yapının artık alarm verdiğini vurgulayan Kadıoğlu, sert bir dille şunları söyledi: “Döviz yükseldikçe maliyet katlanıyor, maliyet arttıkça üretici eziliyor. Bugün Türkiye’de çiftçi toprağını değil, döviz kurunu takip etmek zorunda bırakılmıştır. İthal girdilerle üretim yapan bir sistem, çiftçiyi uluslararası piyasaların insafına terk etmek demektir. Bunun bedelini de en ağır şekilde Anadolu’nun üreticisi, Bayburtlu çiftçi ödüyor.” GEÇMİŞTEN BUGÜNE: ÜRETEN TÜRKİYE’DEN İTHALAT BAĞIMLISI TÜRKİYE’YE Kadıoğlu, Türkiye’nin geçmişte kendi kendine yetebilen sayılı ülkeler arasında olduğunu hatırlatarak, bugün gelinen noktayı “politik iflas” olarak nitelendirdi: “Bir zamanlar kendi tohumunu üreten, hayvanını kendi besleyen bir Türkiye vardı. Bugün ise samanı bile ithal eden bir ülke haline getirildik. Tarımda planlama terk edildi, üretici yalnız bırakıldı, destekler yetersiz kaldı. Sonuç ortada: Üretim düşüyor, maliyet artıyor, ithalat büyüyor.” “BU SADECE EKONOMİ DEĞİL, MİLLİ GÜVENLİK MESELESİDİR” Dışa bağımlılığın yalnızca ekonomik bir sorun olmadığını vurgulayan Kadıoğlu, konunun doğrudan gıda güvenliğiyle ilgili olduğunu belirtti: “Kendi gübresini, yemini, tohumunu üretemeyen bir ülke bağımsız karar alamaz. Tarımda dışa bağımlılık demek, sofradaki ekmeğin bile başka ülkelerin kontrolüne girmesi demektir. Bu durum açıkça arz güvenliğini tehdit eder, fiyat istikrarını bozar ve toplumsal refahı zedeler.” “YERLİ ÜRETİM ARTIK BİR TERCİH DEĞİL, ZORUNLULUKTUR” Çözümün açık olduğunu belirten Kadıoğlu, hükümete çağrısını da sert bir şekilde dile getirdi: “Tarım girdilerinde yerli üretim acilen artırılmalıdır. Gübre fabrikaları, yem üretim tesisleri ve tohum geliştirme merkezleri kamu öncülüğünde yeniden ayağa kaldırılmalıdır. Çiftçiye doğrudan ve yeterli destek verilmeden bu kriz aşılmaz. Dışa bağımlılığı azaltmadan ne üreticiyi kurtarabilirsiniz ne de vatandaşı ucuz gıdayla buluşturabilirsiniz.” “TARIMDA TAM BAĞIMSIZLIK ERTELENEMEZ” Son olarak Bursa başta olmak üzere Anadolu’nun üretim gücüne dikkat çeken Kadıoğlu, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Bu topraklar üretir, yeter ki doğru politikalar uygulansın. Türkiye’nin tarımda yeniden ayağa kalkması mümkündür. Ancak bunun için ithalata dayalı günü kurtarma politikaları terk edilmeli, üretim odaklı köklü bir dönüşüm başlatılmalıdır. Tarımda tam bağımsızlık artık bir hedef değil, ertelenemez bir zorunluluktur.”

BURSA ALARM VERİYOR: “BU ŞEHİR SAHİPSİZ DEĞİL!” Haber

BURSA ALARM VERİYOR: “BU ŞEHİR SAHİPSİZ DEĞİL!”

Cumhuriyetçi Milletin Partisi Bursa İl Başkanı Aynur Akgün, Bursa’nın kronikleşen sorunlarına ilişkin sert ve tavizsiz bir açıklama yaparak, kentin yıllardır biriken problemlerine karşı adeta isyan bayrağı açtı. Açıklamada, Bursa’nın kaderine terk edildiği vurgulanırken, sorumlulara yönelik çok ağır ifadeler kullanıldı. İl Başkanı Akgün’e açıklamasında; Parti Meclisi Üyesi Cevdet Şen, Karacabey İlçe Başkanı Buket Sarıbal, Orhangazi İlçe Başkanı Orhan Şener, Nilüfer İlçe Başkanı Seher Kartal, Osmangazi İlçe Başkanı Cüneyt Çalılık, Yıldırım İlçe Başkanı Ünsal Dilli ve Gemlik İlçe Başkanı Levent Leblebicioğlu ile birlikte MYK Üyesi Mustafa Yılmaz ve Kurucular Kurulu Üyesi Turgut Ferik de destek verdi. “BURSA ÇÜRÜYOR, YÖNETENLER SEYREDİYOR!” Akgün, Bursa’nın artık günü kurtaran politikalarla yönetilemeyeceğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Bursa bugün trafikle kilitlenmiş, altyapısı çökmüş, havası zehirlenmiş bir şehir haline getirilmiştir! Sanayi plansız büyümüş, tarım göz göre göre bitirilmiş, şehir kimliğini kaybetmiştir. Bu tablo bir beceriksizlik değil, düpedüz ihmaldir!” TRAFİK, BETON VE İHANET ÜÇGENİ Açıklamada Bursa’nın en yakıcı sorunları tek tek sıralandı. Özellikle ulaşım krizine dikkat çeken Akgün, her gün saatlerce trafikte çile çeken vatandaşların kaderine terk edildiğini söyledi: “Bu şehirde insanlar işe gitmek için ömür tüketiyor! Alternatif yol yok, plan yok, vizyon yok! Beton dökerek şehir yönetilmez! Bursa nefes alamıyor, bunu görmeyenler ya bu şehirde yaşamıyor ya da umursamıyor!” TARIM BİTTİ, SANAYİ KONTROLDEN ÇIKTI Karacabey ve çevresindeki verimli tarım arazilerinin ranta kurban edildiğini vurgulayan heyet, Bursa’nın üretim gücünün bilinçli şekilde yok edildiğini savundu: “Karacabey ovası göz göre göre elden gidiyor! Çiftçi borç içinde, üretici yalnız bırakılmış! Sanayi büyüyor ama Bursa küçülüyor! Bu nasıl bir kalkınma anlayışıdır?” “BU SESSİZLİK SUÇA ORTAKLIKTIR!” Akgün, yalnızca yönetenleri değil, suskun kalan tüm kesimleri de hedef aldı: “Bu tablo karşısında susan herkes bu çöküşün ortağıdır! Bursa’nın geleceği birkaç rant projesine kurban edilemez! Bu şehir sahipsiz değildir, bu millet bunu affetmez!” “MÜCADELE BUGÜN BAŞLIYOR!” Cumhuriyetçi Milletin Partisi Bursa teşkilatının geri adım atmayacağını vurgulayan açıklama, sert bir çağrıyla sona erdi: “Bugün susarsak yarın konuşacak şehir bulamayacağız! Bursa için mücadele bugün başlıyor! Kimse rahat olmasın, kimse dokunulmaz değil! Bu düzen değişecek!” Açıklama, Bursa siyasetinde yeni bir gerilim hattının oluştuğuna işaret ederken, önümüzdeki günlerde tartışmaların daha da alevleneceği yorumlarına neden oldu.

“Türk Çiftçisi Göz Göre Göre Tasfiye Ediliyor” Haber

“Türk Çiftçisi Göz Göre Göre Tasfiye Ediliyor”

DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk’ten Tarım Politikalarına Sert Tepki… Tayfun Öztürk, Türkiye’de uygulanan tarım politikalarına çok sert sözlerle tepki gösterdi. Yerli üreticinin ağır maliyetler, düşük alım fiyatları ve yetersiz destekler nedeniyle üretimden çekildiğini belirten Öztürk, iktidarın yanlış politikalarının Türk tarımını her geçen gün daha da zayıflattığını söyledi. Yazılı bir açıklama yapan Öztürk, Türkiye’de çiftçilerin artık emeğinin karşılığını alamadığını, bunun sonucunda tarlaların boş kaldığını ve üreticinin toprağını terk etmek zorunda kaldığını ifade etti. “Bugün Anadolu’nun dört bir yanında çiftçi para kazanamadığı için tarlasını ekmiyor, yıllarca emek verdiği bahçeleri söküyor, üretimden vazgeçiyor. Mazot, gübre, ilaç ve işçilik maliyetleri katlanarak artarken üreticinin ürününe verilen fiyat maliyeti bile karşılamıyor. Bu tablo bir ekonomik sorun değil, doğrudan doğruya bir tarım politikası iflasıdır,” dedi. Öztürk, devletin tarımı koruması gerekirken üreticiyi yalnız bıraktığını vurgulayarak, alınan kararların Türk çiftçisini değil yabancı üreticileri koruduğunu savundu. “Türkiye’nin çiftçisi ayakta kalma mücadelesi verirken iktidarın attığı adımlar yerli üreticiyi güçlendirmek yerine dışarıdan gelen ürünlerin önünü açıyor. Oysa devletin görevi kendi üreticisini korumaktır. Türk çiftçisi üretimden koparılırsa bunun bedelini yarın 85 milyon vatandaş daha pahalı gıda ile ödeyecektir,” ifadelerini kullandı. Tarımın stratejik bir alan olduğuna dikkat çeken Öztürk, üretimin bilinçli şekilde zayıflatıldığını ve bunun ülkeyi giderek daha fazla dışa bağımlı hale getirdiğini söyledi. “Bugün çiftçi borç içinde, üretim maliyetleri kontrolsüz şekilde artıyor, destekler yetersiz kalıyor. Çiftçi ayakta kalamazken ithalat politikalarıyla yabancı üreticiler destekleniyor. Bu anlayış sürdüğü sürece Türkiye kendi toprağında üretmeyen, dışarıdan gıda almak zorunda kalan bir ülkeye dönüşür,” dedi. İktidarın “yerli ve milli” söylemlerinin tarım politikalarıyla çeliştiğini belirten Öztürk açıklamasını; “Eğer gerçekten yerli ve milli bir politika izleniyor olsaydı, bugün Türk çiftçisi üretimden kaçmazdı. Çiftçinin emeği korunur, üretim desteklenir, tarlalar boş kalmazdı. Ama görüyoruz ki söylem başka, uygulama bambaşka. Türk çiftçisi göz göre göre yalnız bırakılıyor.” dedi. Öztürk: “Bursa’nın bereketli tarlaları birer birer boş kalıyor” Tayfun Öztürk, Bursa’da son yıllarda hızla artan üretim maliyetleri ve yetersiz destekler nedeniyle çiftçilerin birçok üründen vazgeçmek zorunda kaldığını belirterek iktidarın tarım politikalarına sert tepki gösterdi. Öztürk, bir zamanlar Türkiye’nin en verimli üretim merkezlerinden biri olan Bursa’da bugün çiftçinin üretimden çekildiğini söyledi. Yazılı bir açıklama yapan Öztürk, özellikle son yıllarda Bursa Ovası ve ilçelerinde birçok üreticinin domates, biber, şeftali, armut, zeytin ve mısır gibi ürünlerde ekim alanlarını daralttığını, bazı çiftçilerin ise tamamen üretimden çekildiğini vurguladı. “Bursa yıllarca Türkiye’nin sebze ve meyve deposu oldu. Karacabey Ovası’nda domates, Yenişehir ve Mustafakemalpaşa’da biber ve sebze üretimi, İznik ve Orhangazi’de zeytin, Gürsu ve Kestel’de armut ve şeftali üretimi ülkenin gıda güvenliği açısından kritik öneme sahipti. Bugün gelinen noktada ise çiftçi maliyetleri karşılayamadığı için bu ürünlerin bir kısmından vazgeçmek zorunda kalıyor,” dedi. Öztürk, mazot, gübre, sulama ve işçilik maliyetlerinin katlanarak artmasının çiftçiyi üretimden uzaklaştırdığını belirterek özellikle İznik ve Orhangazi bölgelerinde su sorunu ve kuraklığın da üretimi ciddi şekilde tehdit ettiğini söyledi. “Çiftçi artık hesap yapıyor: Ektiği ürün zarar ettiriyorsa o tarlayı boş bırakıyor. Bursa gibi verimli topraklara sahip bir şehirde bile tarlaların boş kalmaya başlaması, tarımda yaşanan krizin ne kadar derin olduğunu gösteriyor,” ifadelerini kullandı. Öztürk, Bursa çiftçisinin sadece ekonomik baskı altında olmadığını, aynı zamanda plansız tarım politikalarının da üreticiyi çaresiz bıraktığını dile getirdi. “Bugün Karacabey’de üretici domates ekmekten vazgeçiyor, Yenişehir’de sebze üreticisi zarar ettiği için ekim alanını daraltıyor, İznik’te zeytin üreticisi su ve maliyet baskısıyla mücadele ediyor. Bursa çiftçisi üretimden çekilirken ülkenin gıda güvenliği de tehlikeye giriyor,” dedi. Tarımın stratejik bir alan olduğuna dikkat çeken Öztürk, Türkiye’nin en verimli ovalarından birine sahip Bursa’da bile üretimin azalmasının alarm niteliğinde olduğunu belirtti. “Bursa’nın bereketli toprakları Türkiye’yi doyuruyordu. Bugün çiftçi toprağını terk ediyorsa bunun tek nedeni yanlış tarım politikalarıdır. Üreticiyi desteklemek yerine ithalatı kolaylaştıran anlayış devam ettiği sürece Türk çiftçisi ayakta kalamaz,” ifadelerini kullandı. Öztürk açıklamasını şu sert sözlerle tamamladı: “Bursa çiftçisi yıllardır alın teriyle üretim yapıyor. Ama bugün geldiğimiz noktada çiftçiye verilen mesaj açık: Üretme, ithal ederiz. Eğer bu anlayış değişmezse sadece Bursa değil, Türkiye’nin tarımı da göz göre göre küçülecek.”

Gelecek Parti Bursa İl Başkanı Mahmut Fuat Kadıoğlu’ndan Kritik Uyarı: “Toprağımıza Küsersek, Aç Kalırız” Haber

Gelecek Parti Bursa İl Başkanı Mahmut Fuat Kadıoğlu’ndan Kritik Uyarı: “Toprağımıza Küsersek, Aç Kalırız”

Bursa, 11 Mart 2026 – Gelecek Parti Bursa İl Başkanı Mahmut Fuat Kadıoğlu, tarım, hayvancılık ve orman alanlarındaki çarpıcı gelişmeler üzerine yaptığı sert ve kapsamlı açıklamada, yerel yönetimler, Tarım ve Orman Müdürlükleri ve belediyeleri uyararak “Ova kuruyor, ağaçlar yanıyor, hayvanlar azalıyor, üretim kayboluyor” mesajını verdi. Başkan Kadıoğlu, özellikle Bursa’nın tarımsal potansiyeline dikkat çekti: “Bursa toprağı, hem şehrimizi hem de çevresini besleyebilecek kapasiteye sahiptir. Ancak son yıllarda yanlış politikalar, ihmaller ve desteğin yetersizliği üreticiyi üretimden uzaklaştırmaktadır. Eğer çiftçi toprağa küserse, hepimiz aç kalacağız” dedi. Üretimde Dramatik Düşüş Kadıoğlu açıklamasında, Bursa’da büyükbaş, küçükbaş ve kanatlı hayvan varlığındaki çarpıcı düşüşe dikkat çekti: “Besi hayvanlarımız 25 yılda yüzde 320 artması gerekirken, bugün yüzde 80 oranında ciddi bir azalma yaşanıyor. Üretimde ise geçen yıllardan bu yıla yüzde 11’lik küçülme kaydedildi. Bu tablo, hem şehir ekonomisini hem de halkımızın gıda güvenliğini tehdit ediyor.” Ova Kuruyor, Ağaçlar Kül Oluyor Başkan Kadıoğlu, doğal alanlardaki tahribata da sert tepki gösterdi: “Belediyeler ve Tarım-Orman birimleri, yanlış planlamalarla ova kuruyor. Bu sırada ağaçlarımız yangınlarla kül oluyor, doğal denge bozuluyor. Ormanlarımızı ve su kaynaklarımızı korumak artık sadece bir sorumluluk değil, hayatî bir zorunluluk.” Girdi Maliyetleri ve Üretici Krizi Kadıoğlu, üreticinin mali sıkıntılarını vurguladı: “İran’daki gerginlik ve küresel enerji piyasalarındaki artış akaryakıt fiyatlarını katladı. Çiftçimiz artık mazottan uzak durmak zorunda, gübre, tohum ve ilaç desteği ise yetersiz. Üretim için gerekli temel girdiler sağlanmazsa, hem Bursa hem de ülke ciddi bir gıda krizinin eşiğine gelir.” Başkan, belediyeler ve devlet kurumlarına da sert uyarılarda bulundu: “Toprakla ilgilenmezsek, hayvan sayısını artırmaz, ormanlarımızı korumazsak, tarımda küçülme kaçınılmazdır. Bursa, kendi toprağından doymalı. Gıda ve tarım politikalarında acilen stratejik planlama ve destek mekanizmaları devreye alınmalıdır.” Kapsamlı Çözüm Çağrısı Mahmut Fuat Kadıoğlu, açıklamasını güçlü bir çağrı ile tamamladı: “Üretici toprağa küsmesin, çiftçi üretimden uzaklaşmasın. Belediyeler, Tarım ve Orman Müdürlükleri ve tüm ilgili birimler acilen harekete geçmeli. Bu ülkenin, bu şehrin geleceği toprağımızda, hayvanlarımızda ve çiftçimizin emeğindedir. Gerekli tedbirler alınmazsa, sadece Bursa değil, Türkiye açlık ve kıtlık riski ile karşı karşıya kalacaktır.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.