Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Can Güvenliği

Gürsu Haber - Can Güvenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Can Güvenliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

EBS BURSA’DAN ŞİDDET OLAYLARINA KARŞI MİLLİ SEFERBERLİK ÇAĞRISI Haber

EBS BURSA’DAN ŞİDDET OLAYLARINA KARŞI MİLLİ SEFERBERLİK ÇAĞRISI

Memur-Sen Bursa İl Temsilcisi, Eğitim-Bir-Sen Bursa 1 No’lu Şube Başkanı Ramazan Acar, Siverek ve Kahramanmaraş’ta yaşanan saldırılara ilişkin, “Bu şiddet sarmalı bir milli güvenlik meselesi olarak görülmeli ve nesillerin geleceği için milli bir seferberlik başlatılmalıdır” dedi.Bursa Ulu Cami’de Cuma namazını müteakip, Siverek ve Kahramanmaraş’ta yaşanan saldırılarda hayatını kaybeden öğretmen ve öğrenciler için gıyabi cenaze namazı kılındı, namazı Ali İhsan Çınar Hoca kıldırdı. Programa çok sayıda eğitimci ve vatandaş katıldı. Memur-Sen Bursa İl Temsilcisi, Eğitim-Bir-Sen Bursa 1 No’lu Şube Başkanı Ramazan Acar, gerçekleştirdiği basın açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Siverek'te yaşanan şiddetin şokunu henüz atlatamamışken, Kahramanmaraş Ayser Çalık Ortaokulu'na düzenlenen saldırıda hayatını kaybeden öğretmenimiz ve öğrencilerimizin acısı yüreğimize bir kez daha kor ateş düşürmüştür. Öğrencilerimizi, eğitimcilerimizi ve eğitim kurumlarımızı hedef alan menfur saldırıları lanetliyoruz. Saldırılarda hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencilerimize Allah'tan rahmet, kederli ailelerine sabır, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Milletimizin başı sağolsun.”“DİJİTAL TERÖR TEHDİDİNE DİKKAT”Acar, açıklamasının devamında şunları kaydetti: “İnsanlığa, milletine, ailesine faydalı olsun diye gece gündüz demeden çalışıp emek harcadığımız çocuklar sanal dünyaya sızmış dijital terör tarafından öğretmenlerine, arkadaşlarına eğitim kurumlarına yönelen bir saldırgana dönüştürülmektedir. Eğitim çalışanları olarak dijital dünyada çocuklarımızı hedef alan, kötü emellerine alet eden kirli şebekelerin farkındayız. Dijital terörün karşısında çocuklarımızı yalnız bırakmayacağız. Soruna dikkat çekmek ve işimizi yapabilmek için iş bıraktık. Sanal dünyadaki kirli oyunların yönlendirdiği saldırılar karşısında herkesi çocuklarımıza, okullarımıza ve eğitim çalışanlarımıza sahip çıkmaya davet ediyoruz. Velilerimizi çocuklarını sanal tuzaklardan korumaya, yetkilileri ise okul ve güvenlik kavramını yeniden ele almaya davet ediyoruz. Bu doğrultuda kirli mahfiller deşifre olurken müdahaleler de başlamıştır.”koşan felaket tellallarına ise fırsat vermeyeceğiz. Eğitim-Bir-Sen olarak, yaşadığımız bu feci hadiseleri milletimiz için beka sorunu olarak görüyoruz. Milletimizin bekası, gençlerimizin geleceği, çocuklarımızın ve eğitim çalışanlarının can güvenliği bütün mülahazaların üzerindedir. Bu nedenlerle ortak tavır almayı vatani bir görev, ahlaki bir sorumluluk olarak değerlendiriyoruz. Eğitim kurumlarına saldırılarda hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencilerimize Allah’tan rahmet yakınlarına sabır diliyoruz. Milletimizin başı sağ olsun. Kılınan gıyabi cenaze namazı, basın açıklamamız ve dua programımıza katılımlarınızdan dolayı her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyoruz.”diye konuştu.

Eğitim Bir-Sen'den okul saldırılarına sert tepki! Haber

Eğitim Bir-Sen'den okul saldırılarına sert tepki!

Memur-Sen Bursa İl Temsilcisi ve Eğitim-Bir-Sen Bursa 1 No’lu Şube Başkanı Ramazan Acar, Siverek Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde yaşanan saldırıya ilişkin Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde gerçekleştirdiği açıklamasında, eğitim kurumlarında artan şiddet olaylarına dikkat çekti. “ŞİDDET OLAYLARI, TOPLUMSAL SORUN HALİNE GELMİŞTİR” Memur-Sen Bursa İl Temsilcisi ve Eğitim-Bir-Sen Bursa 1 No’lu Şube Başkanı Ramazan Acar, “Bugün buraya Siverek Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde, eski bir öğrenci tarafından gerçekleştirilen menfur saldırıyı protesto etmek üzere toplanmış bulunuyoruz. Bir kez daha görülmüştür ki; okullarımızda eğitimcilerimize ve öğrencilerimize yönelen şiddet olayları münferit eylemler olmaktan çıkmış, yaygın bir toplumsal sorun haline gelmiş, toplumsal çürümeyi gün yüzüne çıkarmıştır” dedi. “ÇÖZÜM ÜRETMEKTE İSTEKSİZ DAVRANILIYOR” Eğitim sistemimizin en önemli paydaşlarından biri olarak; daha iyi bir eğitim, daha iyi bir müfredat, pedagojik yöntemler, daha ileri amaçlar üzerine kafa yormamız gerekirken eğitim kurumlarında yaşanan şiddet olaylarını konuşmak durumunda kaldıklarını belirten Acar, hal böyle iken yetkililerin çözüm üretmekte yetersiz kaldığını veya isteksiz davrandığını söyledi. “CAN GÜVENLİĞİ, EĞİTİM-ÖĞRETİMİN ÖNÜNE GEÇTİ” Eğitimciye yönelen şiddetin vaka-i adiyeden bir hale geldiğini ifade eden Acar, eğitim çağındaki çocukların şiddete başvurduğu, silaha kolayca ulaşarak pervasızca suç işlediği bir zaman diliminde olunduğunu belirtti. Aklına esenin, aklı kesenin ya da aklı başında olmayanın öğretmene, okul yöneticisine, eğitim çalışanına, öğrenciye şiddet uyguladığı, can güvenliğinin eğitim-öğretimin önüne geçtiği bir zemine doğru hızla yol alındığını ifade eden Acar, eğitimciye şiddetin bireysel suç vakaları olmaktan çıkarak eğitim, aile ve toplum politikalarının sorgulanmasını gerektiren bir iş güvenliği sorununa dönüştüğünü söyledi. “GEREKLİ TEDBİRLER ALINMALI” Evrensel hukuk ve anayasada ifadesini bulan hayat hakkı ve can güvenliği ilkesi çerçevesinde devletin ölüme, yaralanmaya ve zarara sebebiyet verilmesini önleme yükümlülüğü olduğunu ifade eden Acar, devletin vatandaşlarını korumak için gerekli tedbirleri almak zorunda olduğunu söyledi. Aynı şekilde devletin okullarda güvenli ve huzurlu bir çalışma ve eğitim-öğretim ortamı tesis etmek durumunda olduğunu belirten Acar, MEB’in birinci önceliğinin eğitim kurumlarında güvenlik olması gerektiğini vurguladı. Acar, eğitim kurumlarında yaşanan şiddet olaylarının yalnızca güvenlik boyutuyla değil; sosyal, psikolojik, eğitsel ve değerler yönleriyle birlikte ele alınması gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Okulların temizlik ve güvenlik personeli ihtiyacı karşılanmalı.Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri daha etkin ve daha erişilebilir hale getirilmeli, öğrenci sayısına bakılmaksızın her okula rehber öğretmen verilmeli, riskli okulların rehber öğretmen normu artırılmalı.Okul-aile iş birliği, okul güvenliği ekseninde yeniden ele alınmalı.Riskli durumların erken tespiti ve önlenmesine yönelik mekanizmalar, daha işlevsel hale getirilmeli.Öğretmene saygıyı yeniden tesis etmek için hem millî-manevî değerlerimizden, köklü geleneklerimizden hem de dünyadaki örnek uygulamalardan faydalanmalıyız.Öğretmenliğin itibar kazanması ve eğitim sistemimizin istendik seviyeye gelmesi için öğretmenlik mesleğinin öncelikle tercih edilmesini sağlayacak maddî-manevî koşulları oluşturmalı, millî-manevî eğitime önem vermeliyiz.Eğitim süreçlerinde öğrencilerin yalnızca akademik değil; sosyal, duygusal ve psikolojik gelişimlerini de destekleyen bütüncül bir yaklaşıma daha fazla ağırlık verilmeli.Okula aidiyet duygusunu geliştirecek, insana saygıyı artıracak tedbirler alınmalı.Emniyet iş birliği ile okul giriş ve çıkışlarında ve okul çevresinde daha etkin denetimler yapılmalı.MEB’in merkez ve taşra teşkilatında okul güvenliği ile alakalı ayrı bir birim kurulmalı.Tüm okul türlerinde disiplin mevzuatı okul güvenliği ekseninde yeniden ele alınmalı.Cezai ehliyet yaşı düşürülmeli.” “SALDIRIYI BİR KEZ DAHA LANETLİYORUZ” Acar, Siverek’te yaşanan menfur olayın eğitim çalışanlarına yönelik şiddetin son örneği olması gerektiğini belirterek, eğitimcilerin her türlü şiddet ve saldırı karşısında savunmasız bırakılmaması gerektiğini ifade etti. Acar, “Eğitimciye yönelik şiddeti protesto ettiğimiz, yetkilileri daha etkin tedbirler almaya davet ettiğimiz açıklamamız burada sona ermiştir. Siverek’te, menfur saldırıda yaralanan 16 canımıza Cenab-ı Allah’tan acil şifalar diliyor, menfur saldırıyı bir kez daha lanetliyor, eğitimde şiddetin takipçisi olmaya devam edeceğimizi ilan ediyoruz” dedi.

İmar Yasasına Takılanlar Derneği’nden Mudanya Belediyesi’ne Sert Tepki: “Çözüm Yıkım Değil, Adil Düzenlemedir” Haber

İmar Yasasına Takılanlar Derneği’nden Mudanya Belediyesi’ne Sert Tepki: “Çözüm Yıkım Değil, Adil Düzenlemedir”

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu, Bursa’nın Mudanya ilçesinde kırsal mahallelerde alınan yıkım kararlarına çok sert sözlerle tepki gösterdi. Hacıoğlu, belediyenin Ramazan ayı öncesi, Ramazan süreci ve bayram sonrasını kapsayan dönemde vatandaşlara gönderdiği yıkım tebligatlarının toplumda büyük bir huzursuzluk ve mağduriyet yarattığını belirterek, bu yaklaşımın kabul edilemez olduğunu söyledi. Mudanya Belediyesi’nin kırsal mahallelerdeki yapılaşmaya yönelik yıkım kararlarının bölge halkını ciddi şekilde tedirgin ettiğini ifade eden Hacıoğlu, vatandaşların yıllardır planlama eksikliği nedeniyle mağdur edildiğini, bugün ise aynı vatandaşların “kaçak yapı” suçlamasıyla karşı karşıya bırakıldığını dile getirdi. “Sorunun Kaynağı Vatandaş Değil, Planlama Eksikliğidir” İbrahim Hacıoğlu, yaptığı açıklamada Büyükşehir Yasası sonrası köy statüsünden mahalle statüsüne geçirilen birçok yerleşim alanında uzun yıllardır imar planlarının yapılmadığını hatırlatarak şu değerlendirmede bulundu: “Büyükşehir Yasası ile köyler mahalleye dönüştürüldü. Ancak aradan on yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen birçok bölgede imar planları yapılmadı, ruhsat mekanizmaları işletilmedi. Vatandaş kendi barınma ihtiyacını karşılamak için düşük katlı, müstakil yapılar inşa etti. Bugün ise aynı insanlar ‘kaçak yapı’ suçlamasıyla karşı karşıya bırakılıyor. Bu durum açıkça planlama eksikliğinin bir sonucudur.” Hacıoğlu, yıllarca herhangi bir yatırım yapılmayan, altyapı ve planlama konusunda adeta unutulmuş bölgelerde yaşayan vatandaşların şimdi yıkım tehdidiyle karşı karşıya bırakılmasının adalet duygusunu zedelediğini ifade etti. “Can Güvenliği Önemli Ama Ruhsat Tek Başına Güvenlik Demek Değil” Mudanya Belediyesi’nin yıkım kararlarını “can güvenliği” gerekçesiyle savunduğuna dikkat çeken Hacıoğlu, güvenlik kavramının yalnızca ruhsat meselesine indirgenemeyeceğini vurguladı. 6 Şubat depremlerini örnek gösteren Hacıoğlu şu ifadeleri kullandı: “Can güvenliği elbette hepimiz için birinci önceliktir. Ancak güvenliği yalnızca ruhsat kavramıyla açıklamak gerçeği eksik anlatmaktır. 6 Şubat depreminde ruhsatlı birçok bina yıkılırken bazı ruhsatsız müstakil yapılar ayakta kaldı. Bu durum bize şunu gösteriyor: Sorunun çözümü körü körüne yıkım değil, etkin denetim ve doğru düzenlemedir.” “Ramazan Ayında Vatandaşa Yıkım Tebligatı Gönderilmesi Vicdani Değildir” Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç’a da doğrudan çağrıda bulunan Hacıoğlu, özellikle Ramazan ayı gibi toplumsal hassasiyetlerin yüksek olduğu bir dönemde vatandaşlara yıkım tebligatları gönderilmesini eleştirdi. Hacıoğlu, “Ramazan ayı öncesinde, Ramazan boyunca ve bayram sonrasında vatandaşların adreslerine yıkım tebligatlarının gönderildiği anlaşılıyor. İnsanların evleriyle ilgili böyle bir tehditle karşı karşıya bırakılması bu mübarek günlerin ruhuna da aykırıdır. Dileriz belediye başkanı kendi bölgesinde yaşayan insanlara bu şekilde buruk ve endişeli bir Ramazan yaşatmaz” dedi. Mudanyalılar Daha Önce de Protesto Etmişti Öte yandan söz konusu yıkım kararlarına karşı tepkilerin daha önce de kamuoyuna yansıdığı biliniyor. Mudanyalı vatandaşlar Bursa’daki 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda bir araya gelerek yıkım kararlarını protesto etmiş ve basın açıklaması yapmıştı. Vatandaşlar, kırsal mahallelerde yaşayan insanların barınma haklarının korunmasını ve soruna kalıcı bir çözüm üretilmesini talep etmişti. “Yıkım Kararı Sorumluluktan Kaçmanın Yoludur” Hacıoğlu, bazı yetkililerin dile getirdiği “yapıyı yapan sorumludur” yaklaşımının da gerçeği tam olarak yansıtmadığını belirterek şu sözlerle tepki gösterdi: “‘Yıkım kararı belediyenin değil, yapıyı yapanın kararıdır’ demek sorumluluğu vatandaşa yüklemektir. Peki yıllarca imar planı yapılmayan, ruhsat verilmeyen alanlarda vatandaş nasıl yasal yapı yapacaktı? İnsanları önce plansız bırakıp sonra suçlu ilan etmek adil bir yaklaşım değildir.” Anayasa Mahkemesi Kararı Hatırlatıldı İmar Yasasına Takılanlar Derneği Başkanı İbrahim Hacıoğlu, Anayasa Mahkemesi’nin 23 Temmuz 2024 tarihli kararına da dikkat çekerek yapı güvenliği konusunda sorumluluğun yalnızca mülk sahibine yüklenemeyeceğini vurguladı. Hacıoğlu, “Anayasa Mahkemesi açık bir şekilde ortaya koymuştur ki yapı güvenliği sadece malikin sorumluluğu değildir. Devlet ve kamu otoritesi de bu sorumluluğu paylaşmak zorundadır. Dolayısıyla çözüm yıkım değil, düzenleme üretmektir” ifadelerini kullandı. “Yapılar Yıkılmasın, Çözüm Üretilsin” Dernek olarak Türkiye genelinde benzer mağduriyetlerin yaşandığını dile getiren Hacıoğlu, TBMM’ye çağrıda bulunarak kapsamlı bir yasal düzenleme yapılmasını istedi. “Bu sorun bireysel değil, ülke genelinde planlama eksikliğinden kaynaklanan yapısal bir sorundur. Kırsal alanlarda az katlı, tarımsal faaliyet ve barınma amaçlı kullanılan yapıların hukuki statüsünün netleştirilmesi gerekiyor. Afete dayanıklı yapıların korunması milli servetin korunmasıdır. Bu nedenle Meclis’te adil ve kapsayıcı bir düzenleme yapılmasını bekliyoruz.” “Yapı Kayıt Meclise” Çağrısı İbrahim Hacıoğlu açıklamasının sonunda, imar sorunlarının çözümü için yeni bir yapı kayıt düzenlemesinin hayata geçirilmesi gerektiğini belirterek şu çağrıda bulundu: “Yıllardır imar planı yapılmayan alanlarda yaşayan vatandaş bugün ‘kaçak yapı’ suçlamasıyla karşı karşıya bırakılıyor. Bu mağduriyetin çözümü yıkım değil, Meclis’te yapılacak adil bir düzenlemedir. Yapılar yıkılmasın, çözüm üretilsin. Bu nedenle çağrımız nettir:

Hürriyet Pazarı’nda “Facia Geliyorum Diyor” Haber

Hürriyet Pazarı’nda “Facia Geliyorum Diyor”

Bursa’da Hürriyet Pazarı ile ilgili dile getirilen ciddi güvenlik iddiaları kamuoyunda endişe yarattı. Yağışlı havalarda oluşabilecek elektrik kaçağı riskine dikkat çeken açıklamalarda, gerekli önlemlerin alınmaması halinde olası bir facianın yaşanabileceği uyarısı yapılırken, eleştirilerin odağında Osmangazi Belediyesi ve Belediye Başkanı Erkan Aydın yer aldı. “İhmal Devam Ediyor” İddiası Kamuoyuna yansıyan değerlendirmelerde, pazarda uzun süredir dile getirilen sorunların çözüme kavuşturulmadığı öne sürüldü. Özellikle yağmurlu havalarda oluşabilecek elektrik kaçağı riskinin ciddi bir can güvenliği tehdidi oluşturduğu belirtilerek, ilgisizlik ve duyarsızlık nedeniyle istenmeyen sonuçların yaşanabileceği ifade edildi. Açıklamalarda, olası bir ölümlü olay yaşanması durumunda sorumluluğun kimde olacağı sorusu gündeme getirilirken, yetkililerin derhal harekete geçmesi gerektiği vurgulandı. Türkiye’de geçmişte yaşanan benzer elektrik kaçağı kaynaklı ölümlü olaylar hatırlatılarak riskin küçümsenmemesi gerektiği dile getirildi. “Öncelik Reklam mı, Can Güvenliği mi?” Tartışması Yapılan değerlendirmelerde belediyenin güvenlik önlemleri konusunda yetersiz kaldığı iddia edilirken, sosyal etkinlik ve tanıtım faaliyetlerinin ön planda tutulduğu eleştirisi yöneltildi. Can güvenliği riskinin bulunduğu bir ortamda gerekli tedbirlerin alınmamasının kabul edilemez olduğu belirtilerek önceliklerin yeniden gözden geçirilmesi çağrısı yapıldı. Etkinlikler Sürerken Eleştiriler Artıyor Öte yandan Osmangazi Belediyesi’nin kültür ve sanat etkinliklerini yoğun şekilde sürdürdüğü görülüyor. Belediye duyurularında Şubat ayı boyunca çeşitli programların düzenlendiği belirtilirken, “Birlikte Söylenen Ayrılık Türküleri” temalı etkinlik kapsamında sanatçı Nida Ateş konserinin Osmangazi Gösteri Merkezi’nde gerçekleştirildiği ifade edildi. Ramazan ayı dolayısıyla kent genelinde hazırlanan etkinlik ve mesajlar kamuoyuna duyurulurken, altyapı ve güvenlik iddialarıyla ilgili tartışmaların gölgesinde belediyeden yapılacak olası açıklama merak konusu oldu. Kamuoyunda Endişe Hakim Yerel gündemde geniş yankı uyandıran iddialar sonrası vatandaşlar, özellikle açık alan pazar yerlerinde elektrik ve altyapı denetimlerinin artırılması gerektiğini dile getiriyor. Uzmanlar ise yağışlı havalarda elektrik tesisatının düzenli kontrol edilmesinin hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor. Tartışmanın önümüzdeki günlerde daha da büyümesi beklenirken, kamuoyu olası risklere karşı somut adım atılıp atılmayacağını yakından takip ediyor.

Harmancık’ta Yol İsyanı Haber

Harmancık’ta Yol İsyanı

Ahmet Kaya’dan Sert Tepki — “Harmancık’ta Yaşamak Yüz Kızartıcı Bir Suç mu?” Bursa’da Harmancık ile şehir merkezi arasındaki ulaşımı sağlayan Harmancık–Orhaneli yolu, devam eden yol yenileme çalışmaları ve etkili sağanak yağışların ardından adeta balçık tarlasına döndü. Yolun çamurla kaplanması ve trafik güvenliğinin ciddi risk oluşturması üzerine vatandaşlar kilometrelerce uzaklıktaki alternatif güzergâhlara yönelmek zorunda kalırken, bölgedeki mağduriyet kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Harmancık’ta siyaset ve iş dünyasının tanınan isimlerinden Ahmet Kaya da yaşananlara sert sözlerle tepki gösterdi. Yol Balçıkla Kaplandı, Tabelalar Görünmez Hale Geldi Bölgede süren yol yenileme çalışmaları sırasında etkili olan sağanak yağış, altyapısı henüz tamamlanmamış kesimlerde zemini çamura buladı. Araçların ilerlemekte güçlük çektiği yolda, yol kenarındaki trafik tabelalarının dahi çamur sıçraması nedeniyle görünmez hale geldiği gözlendi. Sürücüler, kaygan ve düzensiz zemin nedeniyle kaza riskinin arttığını belirterek, özellikle gece saatlerinde yolun daha da tehlikeli bir hal aldığını ifade etti. Trafik güvenliğinin tehlikeye girdiğini düşünen birçok vatandaş, Harmancık–Orhaneli yolunu kullanmak yerine kilometrelerce daha uzun olan alternatif güzergâhlara yönelmek zorunda kaldı. Bu durum hem zaman kaybına hem de ekonomik maliyet artışına neden oldu. Ahmet Kaya’dan Sert Çıkış Yaşanan tabloya tepki gösteren Ahmet Kaya, Harmancık halkının sahipsiz bırakıldığını savunarak yetkililere çağrıda bulundu. Kaya, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “2026 yılında Bursa gibi büyük bir şehre bağlı bir ilçenin ana ulaşım yolunun bu halde olması kabul edilemez. İnsanlar çamur deryasında araç kullanmak zorunda kalıyor. Bu sadece bir konfor meselesi değil, doğrudan can güvenliği meselesidir.” Kaya, çalışmaların planlama ve denetim eksikliğiyle yürütüldüğünü iddia ederek, yağışlı hava koşulları hesaba katılmadan yapılan uygulamaların vatandaşları mağdur ettiğini söyledi. “Harmancık’ta yaşamak yüz kızartıcı bir suç mu? Neden her yağmurda aynı manzarayı görmek zorundayız? Bu insanlar vergisini ödüyor, bu ülkenin eşit vatandaşları. Hizmet söz konusu olduğunda neden hep en sona bırakılıyoruz?” Vatandaş Tepkili Bölgede yaşayan vatandaşlar da yolun durumuna tepkili. Özellikle sabah ve akşam saatlerinde işe gidiş-gelişlerde büyük sıkıntı yaşandığını belirten sürücüler, araçlarında maddi hasar oluştuğunu, lastik ve alt takım arızalarının arttığını dile getiriyor. Bazı vatandaşlar ise ambulans ve acil durum araçlarının bu yolu kullanmakta zorlanmasının ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiyor. Yetkililere Çağrı Ahmet Kaya, açıklamasının sonunda yetkililere acil önlem çağrısında bulunarak, yol çalışmalarının hızlandırılmasını ve geçici de olsa güvenli bir ulaşım altyapısının sağlanmasını istedi. “Harmancık halkı hizmet bekliyor, mazeret değil. Bu sorunun derhal çözülmesi gerekiyor. İnsan onuruna yakışır bir ulaşım hakkımızı talep ediyoruz.” Yaşanan gelişmeler sonrası gözler, ilgili kurumların atacağı adımlara çevrildi. Harmancık–Orhaneli yolundaki çalışmaların ne zaman tamamlanacağı ve güvenli ulaşımın ne zaman sağlanacağı ise merak konusu olmaya devam ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.