Hava Durumu

#Belirterek

Gürsu Haber - Belirterek haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Belirterek haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bülent Bakış’tan Sert Tepki: “Orhangazi’nin Sorunları Üzerinden Algı Üretilmesine İzin Vermeyiz” Haber

Bülent Bakış’tan Sert Tepki: “Orhangazi’nin Sorunları Üzerinden Algı Üretilmesine İzin Vermeyiz”

Bakış, köşe yazısında yer alan ifadelerin gerçeği yansıtmadığını belirterek, söz konusu yazıda anlatılan şekilde bir görüşme ya da röportaj gerçekleştirilmediğini açık bir dille ifade etti. İlçe siyaseti ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi konusunda hassasiyet gösterdiklerini vurgulayan Bakış, Orhangazi’nin gerçek sorunlarının tartışılmasının önemine dikkat çekti. “Böyle Bir Röportaj Gerçekleşmemiştir” Bülent Bakış, yerel basında kaleme alınan yazının ardından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Son günlerde yerel basında yayımlanan ‘Başkanlarla El Ele’ başlıklı köşe yazısında, İYİ Parti Orhangazi İlçe Başkanı olarak şahsımla yapılmış gibi gösterilen bir sohbetten bahsedildiğini gördüm. Öncelikle şunu açıkça ifade etmek isterim ki; Sayın Erkan Sezgin ile böyle bir röportaj ya da söyleşi gerçekleştirmedim. Dolayısıyla yazıda yer alan değerlendirmelerin bana ait bir röportajın sonucuymuş gibi sunulması doğru değildir.” Bakış, kamuoyuna sunulan bilgilerin doğru ve şeffaf olması gerektiğini belirterek, siyaset ile basın arasındaki ilişkinin karşılıklı güven ve gerçeklik üzerine kurulması gerektiğini söyledi. “Orhangazi’nin Sorunlarını Gölgeleyecek Tartışmalara İzin Vermeyiz” Bülent Bakış, açıklamasında özellikle ilçenin temel sorunlarının gündemde tutulmasının önemine vurgu yaptı. Orhangazi’nin yıllardır çözüm bekleyen birçok yapısal problemle karşı karşıya olduğunu ifade eden Bakış, siyasi tartışmaların bu sorunların önüne geçmemesi gerektiğini dile getirdi. Bakış, Orhangazi’de yaşayan vatandaşların artık yalnızca eleştirileri değil, somut çözüm önerilerini görmek istediğini belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Bizler Orhangazi’nin sorunlarını her platformda açıkça dile getiriyoruz. Ama bununla yetinmiyoruz; aynı zamanda çözüm önerilerimizi de kamuoyuyla paylaşıyoruz. Çünkü vatandaş artık sadece eleştiri duymak istemiyor. İnsanlar çözüm görmek, somut projeler duymak istiyor.” “İlçenin Temel Sorunları Masaya Yatırılmalı” Bakış, Orhangazi’nin kronikleşmiş sorunlarının siyaset üstü bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini vurguladı. İlçede özellikle altyapı, ulaşım, çevre, ekonomik kalkınma ve gençlere yönelik sosyal alanlar gibi birçok başlığın çözüm beklediğini ifade eden Bakış, şu sözleri kullandı: “Orhangazi’nin geleceğini ilgilendiren meseleler günü kurtaran tartışmalarla değil, ciddi planlama ve projelerle çözülür. İlçemizin altyapısından sanayisine, tarımından gençlerin geleceğine kadar birçok alanda kapsamlı bir yol haritasına ihtiyaç var. Biz bu noktada sorumluluk almaya hazırız.” “Siyaset Samimiyetle Yapılmalı” Yerel siyasette en büyük sorunlardan birinin samimiyet eksikliği olduğunu belirten Bakış, siyasetin sadece eleştirmekten ibaret olmaması gerektiğini dile getirdi. İlçe siyasetinde herkesin ortak amacının Orhangazi’nin gelişimi olması gerektiğini ifade eden Bakış şöyle konuştu: “Eleştirmek elbette demokrasinin bir parçasıdır. Ancak eleştirinin yanında çözüm üretmek de gerekir. Bizim siyaset anlayışımızda sadece konuşmak değil, çalışmak ve üretmek vardır. Orhangazi’nin daha güçlü bir geleceğe kavuşması için samimi bir şekilde mücadele ediyoruz.” “Kamuoyu Doğru Bilgilendirilmeli” Basın ve siyaset ilişkisinin toplum açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Bakış, özellikle yerel basında yayımlanan içeriklerin doğru ve teyit edilmiş bilgiler içermesi gerektiğini ifade etti. “Gazetecilik toplum adına soru sormaktır. Ama aynı zamanda doğru bilgi vermektir. Kamuoyunun yanlış yönlendirilmemesi hepimizin ortak sorumluluğudur. Bu nedenle şahsımla yapılmamış bir sohbetin yapılmış gibi gösterilmesini doğru bulmuyoruz.” “Ortak Amaç Orhangazi’nin Geleceğidir” Bülent Bakış, açıklamasının sonunda tüm siyasi aktörlere çağrıda bulunarak ilçenin geleceği için ortak aklın önemine dikkat çekti. “Orhangazi için çalışan herkesin ortak amacı ilçemizin daha yaşanabilir, daha güçlü ve daha gelişmiş bir geleceğe kavuşması olmalıdır. Biz bu hedef doğrultusunda çalışmaya, sorunları dile getirmeye ve çözüm üretmeye devam edeceğiz.” Bakış, Orhangazi’nin geleceğini ilgilendiren konularda her türlü yapıcı tartışmaya açık olduklarını ancak kamuoyunun doğru bilgilendirilmesinin de en az bunun kadar önemli olduğunu vurgulayarak açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Orhangazi’nin gerçek gündemi ilçenin sorunlarıdır. Biz bu sorunları konuşmaya, çözüm üretmeye ve halkımızın sesi olmaya devam edeceğiz.”

Kadın Hakları İçin Güçlü Mesaj: Dayanışma Atölyesi’nin Konuğu Hukukçu Gülender Adıgüzel Özcan Oldu Haber

Kadın Hakları İçin Güçlü Mesaj: Dayanışma Atölyesi’nin Konuğu Hukukçu Gülender Adıgüzel Özcan Oldu

Kadınların hukuki haklarını bilmesinin ve bu hakları savunacak örgütlü bir dayanışma ağı kurmasının hayati önem taşıdığı vurgulanan etkinlikte, katılımcılar hem güncel hukuki sorunları hem de Türkiye’de kadınların karşı karşıya kaldığı yapısal eşitsizlikleri kapsamlı şekilde tartışma fırsatı buldu. Etkinliğe ilişkin açıklamalarda bulunan Şebnem Köroğlu, kadın hakları mücadelesinin bugün her zamankinden daha güçlü bir dayanışmaya ihtiyaç duyduğunu vurgulayarak dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. “Kadın Hakları Tartışma Değil, Temel Bir İnsan Hakkıdır” Şebnem Köroğlu, kadın haklarının siyasi tartışmaların konusu haline getirilemeyecek kadar temel bir insan hakkı olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Kadınların yaşam hakkı, eşit yurttaşlık hakkı ve adalet talebi pazarlık konusu yapılamaz. Kadın hakları bir lütuf değil, anayasal ve evrensel bir haktır. Bugün hâlâ kadınların şiddete, ayrımcılığa ve eşitsizliğe maruz kaldığı bir ülkede yaşıyorsak, bu hepimizin sorumluluğunu büyüten bir gerçektir. Bu nedenle kadınların yalnız olmadığını göstermek, haklarını öğrenmelerini sağlamak ve dayanışmayı büyütmek zorundayız.” Köroğlu, kadınların haklarını bilmesinin sadece bireysel değil toplumsal bir dönüşümün de anahtarı olduğunu belirterek, kadınların hukuki bilgiye erişiminin güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Hukukçu Gülender Adıgüzel Özcan’dan Çarpıcı Değerlendirmeler Dayanışma Atölyesi’nin konuğu olan hukukçu Gülender Adıgüzel Özcan, kadın hakları alanındaki hukuki düzenlemeler, uygulamada yaşanan sorunlar ve kadınların adalet arayışında karşılaştığı engeller üzerine kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi. Özcan konuşmasında özellikle şu başlıklara dikkat çekti: Kadına yönelik şiddet davalarında hukuki süreçler Kadınların çalışma hayatında karşılaştığı hak ihlalleri Boşanma ve nafaka süreçlerinde yaşanan hukuki sorunlar Kadınların hukuki haklarını savunurken karşılaştıkları toplumsal baskılar Özcan, kadınların hukuki haklarını öğrenmesinin ve bu hakları savunacak dayanışma ağlarının güçlendirilmesinin hayati önem taşıdığını vurgulayarak, “Hak bilinmeden savunulamaz. Kadınların hukuk bilgisini artırmak aynı zamanda toplumun adalet bilincini güçlendirmektir” dedi. “Kadınların Sessiz Kalması Bekleniyor Ama Biz Susmayacağız” Şebnem Köroğlu ise konuşmasında kadınların toplumda sıklıkla sessiz kalmaya zorlandığını belirterek çok net mesajlar verdi. Köroğlu, şu değerlendirmelerde bulundu: “Kadınlardan çoğu zaman susmaları, kabullenmeleri ve geri çekilmeleri bekleniyor. Ama biz bu anlayışı kabul etmiyoruz. Kadınlar hayatın her alanında var ve var olmaya devam edecek. Eşitlik, adalet ve özgürlük taleplerinden geri adım atmayacağız.” Kadınların yalnız olmadığını göstermek için dayanışma ağlarını büyütmeye devam edeceklerini belirten Köroğlu, kadınların örgütlü mücadelesinin toplumsal dönüşümün en güçlü motoru olduğunu söyledi. “Kadınların Güçlenmesi Toplumun Güçlenmesidir” Kadın hakları mücadelesinin yalnızca kadınların değil tüm toplumun meselesi olduğunu ifade eden Köroğlu, şu sözlerle açıklamasını sürdürdü: “Kadınların güçlendiği bir toplum aynı zamanda daha adil, daha demokratik ve daha özgür bir toplumdur. Kadınların eşit yurttaşlık talebini bastırmaya çalışan anlayışlara karşı dayanışmayı büyütmek zorundayız. Çünkü biliyoruz ki kadınlar susturuldukça toplum zayıflar, kadınlar güçlendikçe toplum güçlenir.” “Dayanışma Büyüyecek” CHP Nilüfer İlçe Kadın Kolları tarafından düzenlenen Kadın Hakları Dayanışma Atölyesi, katılımcıların soru ve görüşleriyle interaktif bir şekilde devam etti. Kadınların günlük yaşamda karşılaştıkları hukuki sorunlar üzerine yapılan değerlendirmeler, etkinliğin en dikkat çeken bölümlerinden biri oldu. Şebnem Köroğlu, bu tür etkinliklerin devam edeceğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “Kadınların yalnız olmadığını, haklarını öğrenebileceğini ve dayanışma içinde güçlenebileceğini göstermek için çalışmalarımızı büyüterek sürdüreceğiz. Çünkü biliyoruz ki kadınların eşitlik mücadelesi yalnızca bugünün değil, geleceğin de meselesidir.” Etkinlik, kadınların hak mücadelesinde dayanışmanın ve bilginin en güçlü araçlar olduğunun bir kez daha altını çizdi.

Türk Sağlık-Sen Bursa Şube Başkanı Sabit Karabayır’dan 14 Mart Mesajı: Haber

Türk Sağlık-Sen Bursa Şube Başkanı Sabit Karabayır’dan 14 Mart Mesajı:

Türk milletinin evlatları, tarih boyunca söz konusu vatan olduğunda hiçbir tereddüt göstermeden gövdelerini siper etmiş, canlarını ortaya koymuş ve gerektiğinde en ön safta yer alarak destan yazmıştır. Bu milletin mayasında bulunan fedakârlık, cesaret ve vatan sevgisi; tarihimizin her döneminde olduğu gibi sağlık camiasında da en güçlü şekilde kendisini göstermiştir. Bu asil ve sarsılmaz ruhun en önemli temsilcilerinden biri hiç şüphesiz tıbbiyelilerdir. Bugün 14 Mart Tıp Bayramı’nı anarken, yalnızca bir meslek grubunun gününü değil; aynı zamanda vatan sevgisinin, bağımsızlık iradesinin ve fedakârlığın tarihsel bir sembolünü hatırlıyoruz. “14 Mart, Bir Meslek Gününden Çok Daha Fazlasıdır” Türk Sağlık-Sen Bursa Şube Başkanı Sabit Karabayır, 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla yaptığı açıklamada sert ve dikkat çeken ifadeler kullanarak sağlık çalışanlarının içinde bulunduğu tabloya tepki gösterdi. Karabayır, 14 Mart’ın sıradan bir kutlama günü olmadığını vurgulayarak şu değerlendirmelerde bulundu: 1919 yılında İstanbul işgal altındayken, işgal güçlerinin gölgesi altında eğitim gören Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane öğrencileri, yani tıbbiyeliler, tarihe geçen bir direnişe imza attılar. İşgalin baskısına rağmen okulun iki kulesi arasına dev bir Türk bayrağı asarak milletin bağımsızlık iradesini dünyaya ilan ettiler. Bu hareket, sadece bir protesto değil; bağımsızlık meşalesini ateşleyen tarihi bir meydan okumaydı. İşgal kuvvetlerinin tehditlerine rağmen geri adım atmayan tıbbiyeliler, “Bu vatan sahipsiz değildir” diyerek milli mücadelenin öncüleri arasında yer aldı. Karabayır, bu tarihi ruhun bugün de sağlık çalışanlarının damarlarında dolaştığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Tıbbiyelilerin o gün ortaya koyduğu irade, Türk milletinin bağımsızlık karakterinin en güçlü sembollerinden biridir. O bayrak yalnızca iki kule arasına asılmamış; milletin kalbine, hafızasına ve tarihine kazınmıştır.” Cepheden Hastanelere Uzanan Fedakârlık Zinciri Türk Sağlık-Sen Bursa Şube Başkanı Sabit Karabayır, sağlık çalışanlarının fedakârlığının sadece tarihin sayfalarında kalmadığını, günümüzde de aynı kararlılıkla sürdüğünü vurguladı. Cephelerde yaralı askerleri tedavi ederken şehit düşen hekimlerden, imkânsızlıklar içinde insanlara şifa dağıtan sağlık emekçilerine kadar uzanan bu büyük fedakârlık hikâyesi, Türk sağlık camiasının karakterini ortaya koymaktadır. Karabayır, özellikle son yıllarda yaşanan büyük krizlerde sağlık çalışanlarının gösterdiği mücadeleye dikkat çekerek şunları söyledi: “Yakın tarihimizde bu fedakârlığın sayısız örneğine şahit olduk. Covid-19 salgını gibi insanlık tarihinin en zor dönemlerinden birinde sağlık çalışanlarımız günlerce evlerine gitmeden görev yaptı. Ardından asrın felaketi olarak nitelendirilen depremde yine ilk koşanlar sağlık emekçileri oldu. Milletimizin nerede bir feryadı yükseldiyse sağlık çalışanları orada vardı.” Sağlık çalışanlarının bu süreçlerde canlarını ortaya koyarak görev yaptığını vurgulayan Karabayır, buna rağmen sağlık camiasının yıllardır görmezden gelinen sorunlarının artık dayanılmaz bir noktaya geldiğini ifade etti. “Alkış Değil, Hakkımızı İstiyoruz” Sabit Karabayır açıklamasında sağlık çalışanlarının artık söz değil, somut adım beklediğini belirterek şu sert ifadeleri kullandı: “Sağlık çalışanları pandemi döneminde alkışlandı. Depremde kahraman ilan edildi. Ancak alkışlar bittiğinde geriye çözümsüz bırakılan sorunlar kaldı. Bugün sağlık çalışanları kahramanlık payesi değil, emeğinin karşılığını ve hakkını istemektedir.” Karabayır, özellikle ekonomik haklar konusunda sağlık çalışanlarının büyük bir mağduriyet yaşadığını vurgulayarak şu talepleri sıraladı: Ekonomik Talepler Sağlık çalışanlarının maaş sisteminin tek kalem ve adil bir yapıya kavuşturulması, Taban ve teşvik ödemelerinin acilen artırılması, Komik seviyelerde kalan nöbet ücretlerinin emeğin gerçek karşılığı olacak şekilde düzenlenmesi, Yapılan tüm ödemelerin emekliliğe yansıtılması. Karabayır, mevcut ödeme sisteminin sağlık çalışanlarını ciddi ekonomik sıkıntılar içine ittiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Bugün sağlık çalışanları ağır iş yükü altında görev yaparken aldığı ücretle ay sonunu getirmekte zorlanıyorsa ortada ciddi bir adaletsizlik vardır. Bu durum sürdürülebilir değildir.” Özlük Haklarında Büyük Sorunlar Türk Sağlık-Sen Bursa Şube Başkanı Karabayır, sağlık çalışanlarının yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda özlük hakları açısından da ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirtti. Bu kapsamda acilen çözülmesi gereken başlıca konuları şöyle sıraladı: Sağlık çalışanlarının aşırı iş yükünün azaltılması, Sağlık sistemindeki personel açığını kapatmak için istihdamın artırılması, Özellikle eş durumu tayinlerinin kolaylaştırılması, Üniversite hastanelerinde çalışan sağlık personeline tayin hakkı verilmesi, Aile hekimliği sisteminde uygulanan haksız ve keyfi cezaların kaldırılması, Sağlık çalışanlarına yönelik şiddete karşı çok daha ağır ve caydırıcı yaptırımlar getirilmesi, Sağlık yönetiminde ehliyet ve liyakatin esas alınması. Karabayır, özellikle sağlıkta şiddet konusunun artık tahammül sınırlarını aştığını belirterek şu sözleri kullandı: “Bir ülkede insan hayatını kurtarmaya çalışan sağlık çalışanı şiddet görüyorsa orada ciddi bir sorun vardır. Sağlık çalışanları artık can güvenliği endişesiyle görev yapmak istemiyor.” Sosyal Haklar Artık Lüks Değil Karabayır, sağlık çalışanlarının sosyal haklarının da yıllardır ihmal edildiğini ifade ederek şu talepleri dile getirdi: Her hastaneye kreş açılması, Sağlık çalışanlarının dinlenme alanlarının insani koşullara kavuşturulması, Yemek ve benzeri hizmetlerin kalite ve yeterlilik açısından çalışanları memnun edecek seviyeye çıkarılması. Bu düzenlemelerin artık bir talep değil zorunluluk olduğunu vurgulayan Karabayır, sağlık çalışanlarının insanüstü şartlarda çalıştırılmasının kabul edilemez olduğunu söyledi. “Mücadeleden Asla Vazgeçmeyeceğiz” Türk Sağlık-Sen Bursa Şube Başkanı Sabit Karabayır açıklamasının sonunda mücadele mesajı vererek şunları kaydetti: “Fedakâr sağlık camiasının bu taleplerinin karşılanması; çalışanların tükenmişlik sendromundan kurtulmasının, hak ettikleri çalışma hayatına kavuşmalarının ve milletimize daha nitelikli sağlık hizmeti sunulmasının tek yoludur. Bu nedenle gerekli adımların atılmasını istiyoruz. Dün olduğu gibi bugün de mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Sağlık çalışanları hak ettikleri değeri alana kadar bu mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz.” Karabayır, Türk Sağlık-Sen’in sağlık çalışanlarının hak mücadelesinde kararlı bir duruş sergilediğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Biz Türk Sağlık-Sen olarak yapılması gerekenleri açık ve net şekilde söylüyoruz. Çalışanın yanında duran, hak arama mücadelesini kararlılıkla sürdüren tek ve güvenilir adres olmaya devam edeceğiz.” “Sorunların Çözülmesini İstiyoruz” Karabayır, temennilerinin sağlık çalışanlarının sorunlarla boğuştuğu son Tıp Bayramı’nı yaşamaları olduğunu belirterek açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Dileğimiz; sağlık çalışanlarının sorunlarının çözüme kavuştuğu, emeğin değer gördüğü, adaletli bir çalışma düzeninin kurulduğu günleri görmektir. Sağlık çalışanlarının hak ettiği saygıyı gördüğü bir sistem artık ertelenemez bir zorunluluktur.” Türk Sağlık-Sen Bursa Şube Başkanı Sabit Karabayır, insan hayatını her şeyin üzerinde tutarak fedakârca görev yapan tüm sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladı ve sağlık camiasının hak ettiği değere kavuşması için mücadelenin süreceğini vurguladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.