Hava Durumu

#Baskı

Gürsu Haber - Baskı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Baskı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Saadet Partili Ensari Altınışık: “Türkiye’de Basın Özgürlüğü Ciddi Gerileme Yaşıyor” Haber

Saadet Partili Ensari Altınışık: “Türkiye’de Basın Özgürlüğü Ciddi Gerileme Yaşıyor”

Saadet Partisi İl Başkan Yardımcısı Ensari Altınışık, Türkiye’de basın özgürlüğüne ilişkin yazılı bir açıklama yayımlayarak son yıllarda yaşanan gelişmelere dikkat çekti. Altınışık, basının çok yönlü baskılar altında olduğunu belirterek, özgürlük alanlarının giderek daraldığını ifade etti. Altınışık açıklamasında, demokratik toplumların temel unsurlarından biri olan özgür basının; hukuki, ekonomik ve idari müdahalelerle kuşatıldığını vurguladı. Gazetecilerin kamuoyunu bilgilendirme görevlerini yerine getirdikleri için soruşturmalara maruz kaldığını, tutuklandığını veya adli kontrol tedbirleriyle sınırlandırıldığını belirten Altınışık, bu durumun ifade özgürlüğü açısından ciddi bir sorun teşkil ettiğini dile getirdi. “Haber yapmak giderek cezalandırılan bir faaliyet haline geliyor” ifadelerini kullanan Altınışık, basın mensuplarının üzerindeki baskının yalnızca hukuki süreçlerle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda ekonomik koşulların da ağırlaştığını kaydetti. Ekonomik Baskı ve Oto-Sansür Vurgusu Gazetecilerin düşük ücretler ve iş güvencesi eksikliği nedeniyle mesleki bağımsızlıklarını korumakta zorlandığını ifade eden Altınışık, bu durumun oto-sansürü yaygınlaştırdığına dikkat çekti. Medya kuruluşlarına uygulanan para cezaları, ilan kesme yaptırımları ve erişim engellerinin de bağımsız basının sürdürülebilirliğini tehdit ettiğini belirtti. Uluslararası Raporlara Atıf Altınışık, uluslararası raporların da Türkiye’de basın özgürlüğüne ilişkin olumsuz tabloyu ortaya koyduğunu ifade ederek, ülkenin basın özgürlüğü sıralamalarında alt sıralarda yer almasının dikkat çekici olduğunu söyledi. “Basın Özgürlüğü Toplumun Tamamının Hakkıdır” Basın özgürlüğünün yalnızca gazetecilere ait bir hak olmadığını vurgulayan Altınışık, halkın doğru ve tarafsız bilgiye erişiminin demokratik bir toplumun vazgeçilmez unsuru olduğunu belirtti. Açıklamasında taleplerini de sıralayan Altınışık şu çağrılarda bulundu: Gazetecilere yönelik baskı ve yargı süreçlerine son verilmesi Basın ve ifade özgürlüğünün güvence altına alınması Gazetecilerin ekonomik ve sosyal haklarının iyileştirilmesi Bağımsız ve çoğulcu medya ortamının desteklenmesi “Demokrasinin Teminatı Özgür Basındır” Altınışık, açıklamasını “Demokratik bir toplumun geleceği, özgür basının varlığı ile mümkündür” sözleriyle tamamlayarak, kamuoyuna saygıyla duyuruda bulundu.

Vatandaş İnim İnim İnlerken! Haber

Vatandaş İnim İnim İnlerken!

İYİ PARTİ’DEN SERT ÇIKIŞ: SELÇUK TÜRKOĞLU’NDAN HÜKÜMETE AĞIR ELEŞTİRİ “VATANDAŞINA TUZAK KURAN BİR ANLAYIŞLA KARŞI KARŞIYAYIZ!” İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Türkoğlu, modifiye araç tutkunlarının gerçekleştirdiği yürüyüş ve protestolara katılarak hükümete yönelik sert ve kapsamlı açıklamalarda bulundu. Sahada binlerce vatandaşın tepkisine tanıklık ettiklerini belirten Türkoğlu, ortaya çıkan tablonun “yok sayılan, sesi bastırılmak istenen ve haksız uygulamalarla karşı karşıya bırakılan bir toplum kesimi” olduğunu söyledi. Türkoğlu, protestolarda yalnızca modifiye araç kullanıcılarının değil, aynı zamanda adalet ve eşitlik talep eden geniş bir kitlenin bulunduğunu vurgulayarak, “Orada gördüğümüz şey çok netti: Hakkını arayan, sesini duyurmaya çalışan ama sürekli baskılanan bir vatandaş profili” dedi. Hükümetin ekonomi ve denetim politikalarını sert sözlerle eleştiren Türkoğlu, mevcut yönetim anlayışının üretim ve kalkınma odaklı olmaktan uzaklaştığını ifade etti. “Bugün gelinen noktada, bütçesini üretimle, yatırımla, istihdamla değil; doğrudan vatandaşın cebine yüklenerek kapatmaya çalışan bir anlayışla karşı karşıyayız” diyen Türkoğlu, sözlerini daha da sertleştirdi: “Bir hükümet düşünün; ayakta kalmak için ceza ve vergilere sarılıyor. Bir hükümet düşünün; kendi vatandaşına adeta tuzak kuruyor. Bu, devlet yönetimi değil, çaresizliğin itirafıdır.” Trafik denetimlerine yönelik uygulamaları da hedef alan Türkoğlu, mevcut sistemin güvenlikten ziyade cezaya odaklandığını belirtti. “Yollarda önleyici tedbir almak yerine, vatandaşın karşısına pusu kurar gibi çıkan bir anlayış var. Uyarı yok, rehberlik yok; doğrudan ceza var. Bu yaklaşım devlet ciddiyetiyle bağdaşmaz, vatandaş-devlet ilişkisini zedeler” ifadelerini kullandı. Gençlerin ve modifiye araç tutkunlarının hedef haline getirildiğini dile getiren Türkoğlu, bu kesimin bilinçli olarak kriminalize edildiğini savundu. “Gençlerin emeği, tutkusu ve hobisi suç gibi gösteriliyor. Bu insanlar kolay hedef haline getirilerek, sistematik şekilde cezalar üzerinden bir gelir kapısı oluşturulmak isteniyor” dedi. Yasal düzenlemelere de tepki gösteren Türkoğlu, kararların bilimsel ve katılımcı süreçlerden uzak şekilde alındığını belirtti. “Bilimsel, adil ve katılımcı düzenlemeler yapmak yerine masa başında hazırlanan kararnamelerle toplum dizayn edilmeye çalışılıyor. Bu, sorun çözmez; tam tersine yeni sorunlar üretir” diye konuştu. İYİ Parti olarak bu anlayışı kesin bir dille reddettiklerini belirten Türkoğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Vatandaşı potansiyel suçlu gibi gören bu zihniyeti kabul etmiyoruz! Hakkını arayan gençleri susturmaya çalışan bu baskıcı yaklaşımın karşısındayız! Devlet, vatandaşına tuzak kurmaz; yol gösterir, adil düzen kurar.” Sorunların çözümüne dair net mesajlar da veren Türkoğlu, yasak ve cezaların çözüm olmadığını vurguladı. “Eğer bir sorun varsa çözüm baskı kurmak değildir. Çözüm; akılcı, bilimsel ve adil kurallar koymak, vatandaşla birlikte hareket etmektir” dedi. Açıklamasını sert bir uyarıyla tamamlayan Türkoğlu, “Hiç kimse bu milleti cezalarla susturabileceğini sanmasın. Bu baskıcı düzen sürdürülemez. İYİ Parti olarak vatandaşın yanında olmaya, bu adaletsiz uygulamaların karşısında dimdik durmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Anahtar Parti Osmangazi İlçe Başkanı İsmail Demir’den Sert Çıkış: Haber

Anahtar Parti Osmangazi İlçe Başkanı İsmail Demir’den Sert Çıkış:

“Tahtakale Köylü Pazarı Sözleri Havada Kaldı, Osmangazi Üreticisi İki Buçuk Yıldır Çile Çekiyor” Bursa’nın en köklü yerleşim alanlarından biri olan Tahtakale Mahallesi, yalnızca bir semt değil, aynı zamanda Bursa’nın ticari ve kültürel hafızasının önemli bir parçası olarak kabul edilmektedir. Mahallede bulunan ve yapımı 15. yüzyılın başlarına kadar uzanan, anıtsal yapı olarak tescillenmiş Tahtakale – Yoğurt Hanı ya da Bayezid Paşa Hanı, yüzyıllar boyunca Bursa’nın ticari hayatına yön veren önemli merkezlerden biri olmuştur. Bugün ise bu tarihi mirasın çok küçük bir bölümü ayakta kalabilmiş durumdadır. Buna rağmen hanın iç avlusu ve çevresi, yaklaşık 150 yıldır çevre köylerden gelen üreticilerin ürünlerini sattığı “Tahtakale Köylü Pazarı” geleneğini yaşatan önemli bir merkez olarak varlığını sürdürmüştür. Ancak son iki buçuk yıldır bu köklü geleneğin fiilen ortadan kalktığını vurgulayan Anahtar Parti Osmangazi İlçe Başkanı İsmail Demir, konuyla ilgili yaptığı kapsamlı açıklamada Osmangazi Belediyesi ve Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne sert uyarılarda bulundu. Demir, Tahtakale Köylü Pazarı’nın sadece bir pazar yeri olmadığını, Bursa kırsalının emeğinin şehirle buluştuğu tarihi bir ekonomik ve sosyal merkez olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Tahtakale Köylü Pazarı, yalnızca alışveriş yapılan bir alan değildir. Bu pazar, Uludağ’ın arka yüzündeki köylerde üretim yapan çiftçilerimizin emeğinin, alın terinin ve üretim kültürünün Bursa halkıyla buluştuğu tarihi bir köprüdür. Yaklaşık 150 yıllık bir üretim geleneği, bugün maalesef plansızlık ve ilgisizlik nedeniyle kesintiye uğramıştır.” “Söz Verildi Ama Hâlâ Çivi Çakılmadı” İsmail Demir, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın Cuma ziyaretleri kapsamında Tahtakale Mahallesi’nde yaptığı açıklamada Köylü Pazarı’nın yeniden eski haline getirileceği yönünde söz verdiğini, ancak aradan geçen zamana rağmen sahada somut hiçbir adım atılmadığını söyledi. Demir, sözlerini şu sert ifadelerle sürdürdü: “Sayın Belediye Başkanı mahalle ziyaretinde Tahtakale Köylü Pazarı’nın yeniden düzenleneceğini ve çalışmaların kısa sürede başlayacağını kamuoyuna duyurdu. Ancak aradan geçen süreye rağmen ortada ne bir proje, ne bir temel, ne de çakılmış tek bir çivi vardır. Bu durum, hem Tahtakale halkını hem de kırsaldaki üreticileri büyük bir hayal kırıklığına uğratmıştır.” “Osmangazi’nin Kırsal Üreticisi Sokakta Kaldı” Demir’e göre yaşanan sorun yalnızca Tahtakale ile sınırlı değil. Osmangazi’nin kırsal mahallelerinde üretim yapan çiftçiler, ürünlerini satabilecekleri düzenli ve yasal bir pazar alanı bulamadıkları için ciddi sıkıntılar yaşıyor. “Uludağ’ın arka yamaçlarındaki köylerde yaşayan üreticilerimiz, yıllardır yetiştirdikleri sebzeyi, meyveyi, süt ürünlerini Bursa halkına ulaştırmak için büyük emek veriyor. Ancak bugün geldiğimiz noktada Osmangazi’de üreticinin ürününü doğrudan satabileceği büyük ve düzenli bir köylü pazarı bulunmamaktadır.” Demir, üreticilerin çaresizlik içinde sokak aralarında, cami önlerinde veya pazar yerlerinin çevresinde satış yapmaya çalıştığını, ancak bu durumun da zabıta müdahaleleriyle sonuçlandığını ifade etti. “Üretici malını satacak yer bulamayınca mecburen sokak aralarında satış yapmaya çalışıyor. Ancak Osmangazi Zabıtası bu satışlara izin vermiyor. Tespit edildiğinde üreticinin mallarına el konuluyor ve ağır cezalar kesiliyor. Bu tablo kabul edilebilir değildir.” “Sorun Ceza Kesmekle Değil, Çözüm Üretmekle Biter” Anahtar Parti Osmangazi İlçe Başkanı İsmail Demir, üreticilere yönelik bu yaklaşımın sorunu çözmek yerine daha da büyüttüğünü belirterek şu ifadeleri kullandı: “Üreticinin malına el koymak, ceza yazmak, zabıta baskısı uygulamak çözüm değildir. Çözüm; üreticiye yer göstermek, altyapı sağlamak ve üreticinin emeğini tüketiciyle buluşturacak sistemleri kurmaktır. Üretici kaçak satış yapmak istemiyor. Tam tersine belediyenin gösterdiği, izin verdiği, kayıtlı ve düzenli alanlarda satış yapmak istiyor.” “Osmangazi’ye Büyük Bir Üretici Pazarı Şart” Demir, Osmangazi gibi Bursa’nın en büyük ilçelerinden birinde modern ve büyük bir üretici pazarının olmamasının büyük bir eksiklik olduğunu vurguladı. “Osmangazi gibi köklü bir ilçeye büyük bir köylü pazarı yakışır. Bu yalnızca ticari bir alan değil, aynı zamanda yerel üretimin desteklenmesi, kırsal kalkınmanın güçlendirilmesi ve vatandaşın sağlıklı gıdaya aracısız ulaşması açısından stratejik bir projedir.” “STK’larla Ortak Proje Yapılabilir” Demir, bu konuda sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği yapılabileceğini belirterek başarılı örnekleri hatırlattı. “Bursa’da bunun başarılı örnekleri vardır. Yıllar önce Nilüfer Belediyesi ile DAĞDER Nilüfer Şubesi iş birliğiyle Çamlıca Mahallesi’nde kurulan köylü pazarı hâlâ aktif şekilde faaliyet göstermektedir. Benzer bir model Osmangazi’de de uygulanabilir. DAĞDER, OVADER gibi kırsal temsil gücü olan STK’larla birlikte çok güçlü bir üretici pazarı kurulabilir.” “Tahtakale İçin 2 Yıldır Somut Bir Adım Yok” Demir, Tahtakale Muhtarlığı’nın da köylü pazarının yeniden kurulması için uzun süredir girişimlerde bulunduğunu, ancak iki yıldır somut bir gelişme yaşanmadığını ifade etti. “Tahtakale Muhtarlığı’nın talep ettiği proje yaklaşık iki yıldır gündemde olmasına rağmen ilerleme kaydedilememiştir. Oysa bu süreçte bölgedeki alan kamulaştırılarak genişletilebilir, tarihi dokuyla uyumlu modern bir üretici pazarı oluşturulabilir.” “Büyükşehir ve Osmangazi Belediyesi Artık Harekete Geçmeli” Demir açıklamasında Bursa Büyükşehir Belediyesi’ni de sorumluluk almaya çağırdı. “Bu mesele yalnızca Osmangazi Belediyesi’nin değil, aynı zamanda Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin de sorumluluk alanındadır. Bursa’nın üretim kültürünü yaşatacak projeler için iki belediyenin birlikte hareket etmesi gerekmektedir.” “Yer Bulun, Proje Yapın, Bursa Üreticisini Ayağa Kaldırın” Demir’e göre çözüm için farklı alternatifler değerlendirilebilir: Tahtakale’deki eski köylü pazarı alanının kamulaştırma ile genişletilmesi Dikkaldırım bölgesinde büyük bir üretici pazarı kurulması Ulaşımı kolay ve geniş alanı olan başka bir bölgede modern bir köylü pazarı kompleksi oluşturulması “Bu Şehir Üreticisini Cezalandıran Değil, Destekleyen Bir Yönetim Görmek İstiyor” Anahtar Parti Osmangazi İlçe Başkanı İsmail Demir açıklamasını şu güçlü sözlerle tamamladı: “Bursa üretimin şehridir. Bu şehirde çiftçinin emeği cezalandırılmamalıdır. Osmangazi’nin kırsalında yaşayan üretici, malını aracısız şekilde Bursa halkına ulaştırmak istiyor. Talep çok açık ve nettir: Baskı değil çözüm, ceza değil pazar yeri. Osmangazi Belediyesi ve Bursa Büyükşehir Belediyesi artık bu sesi duymalıdır. Çünkü bu mesele sadece bir pazar yeri meselesi değil; Bursa’nın üretim kültürünü koruma meselesidir.”

“Vesayete Karşı Onurlu Duruşumuz Tarihe Not Düştü” Haber

“Vesayete Karşı Onurlu Duruşumuz Tarihe Not Düştü”

Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Sekreteri Hilmi Şanlı, 28 Şubat sürecinin yıl dönümünde yaptığı kapsamlı açıklamada, 1997’de yaşanan müdahalenin demokrasi tarihine “kara bir vesayet dönemi” olarak geçtiğini belirterek, o gün sergilenen sendikal direnişin milli iradeye sahip çıkma iradesi olduğunu vurguladı. “Postmodern” Denilerek Hafifletilemez 28 Şubat 1997’de toplanan Millî Güvenlik Kurulu kararlarıyla başlayan sürecin, seçilmiş hükümeti baskı altına alan sistematik bir müdahale olduğunu ifade eden Şanlı, kamuoyunda “postmodern darbe” olarak anılan bu dönemin özünde demokrasiye vurulmuş ağır bir darbe niteliği taşıdığını söyledi. Tankların yürütüldüğü, medya manşetleriyle kamuoyu algısının şekillendirildiği, yargı ve bürokrasinin brifinglerle yönlendirildiği bir iklim oluşturulduğunu belirten Şanlı, “Bu süreç, yalnızca bir siyasi müdahale değil; millet iradesini tahkim etmeye çalışan bir vesayet düzeninin açık tezahürüydü” dedi. “Kesintisiz Eğitim”e Karşı “Kesintisiz Demokrasi” Şanlı, o dönemde kamuoyuna sunulan “kesintisiz eğitim” söyleminin, toplumu tek tip bir anlayışa yönlendirme çabasının parçası olduğunu savunarak, Türkiye Kamu-Sen’in bu dayatmaya karşı “kesintisiz demokrasi” ilkesini savunduğunu ifade etti. “Bizim için mesele pedagojik bir tartışma değildi; mesele doğrudan doğruya millet iradesinin tasfiyesine karşı durmaktı” diyen Şanlı, sendikal mücadelenin sınırlarını aşan bir tavır ortaya koyduklarını kaydetti. Demokrasi Nöbeti: Kokartlı Direniş Başta Türkiye Kamu-Sen olmak üzere bağlı sendikaların süreç boyunca geri adım atmadığını belirten Şanlı, bir hafta süren kitlesel eylemleri hatırlattı: İş yerlerinde kokart takılarak sembolik ve görünür bir duruş sergilendi. Kitlesel basın açıklamalarıyla kamuoyu bilgilendirildi. Meydanlarda açıklamalar yapıldı. Bildiriler dağıtılarak taban mobilize edildi. Şanlı, “O gün adeta demokrasi nöbeti tutuldu. Bu, sendikal tarihimize düşülmüş şerefli bir kayıttır” ifadelerini kullandı. “Susmak Vesayeti Kabullenmekti” Süreçte geri çekilmenin ve sessiz kalmanın daha güvenli bir tercih olabileceğini, ancak bunun vesayeti meşrulaştırmak anlamına geleceğini vurgulayan Şanlı, şu değerlendirmede bulundu: “Susmak kolaydı; ancak susmak vesayeti kabullenmek demekti. Biz milletin emanetine sahip çıkmayı sorumluluk bildik. Sergilenen tavır, yalnızca sendikal değil, milli bir duruştu.” 28 Şubat döneminin; fişlemelerin, yasakların, ayrımcılığın ve inanç temelli baskıların sıradanlaştırıldığı bir süreç olarak hafızalarda yer ettiğini belirten Şanlı, buna rağmen demokrasiye inananların cesaretinin karanlığı dağıtan bir ışık olduğunu söyledi. “Haklı Olan Kazandı, Vesayet Çöktü” Aradan geçen yıllar içinde vesayet düzenlerinin çöktüğünü ve darbe heveslilerinin tarihin karanlık sayfalarına mahkûm edildiğini dile getiren Şanlı, millet iradesinin nihayetinde galip geldiğini ifade etti. Ancak hafızanın diri tutulması gerektiğini vurgulayan Şanlı, “Unutulan darbeler, yeniden cesaret bulabilir. Bu nedenle 28 Şubat yalnızca bir anma değil, bir bilinç muhasebesidir” dedi. “Hangi Ad Altında Gelirse Gelsin…” Hilmi Şanlı açıklamasının sonunda, dün olduğu gibi bugün de hukukun üstünlüğünü, milli iradeyi ve demokrasiyi savunmaya devam edeceklerini belirterek şu mesajı verdi: “Hangi ad altında gelirse gelsin, millet iradesine yönelik her türlü müdahalenin karşısında duracağız. 28 Şubat’ı unutmadık, unutturmayacağız. Demokrasiye sahip çıkmak bizim için bir tercih değil, bir şeref meselesidir.” Türk sendikal hareketinin yakın tarihindeki kritik dönemeçlerden biri olarak değerlendirilen 28 Şubat süreci, yapılan bu açıklamayla bir kez daha hatırlatılırken; vesayet tartışmaları ve demokratik kazanımların korunması meselesi yeniden kamuoyu gündemine taşınmış oldu.

Karesi Tekstil'de mobbinge ve işten çıkarmalara karşı, işçiler eylem yaptı. Haber

Karesi Tekstil'de mobbinge ve işten çıkarmalara karşı, işçiler eylem yaptı.

Karesi Tekstil’de zorlu çalışma koşulları ve ücret baskısı nedeniyle işçiler Öz İplik İş Sendikasında örgütlenmeye başladı. Bunun üzerine Karesi patronu, işten çıkarma kararlarıyla karşılık verdi. Öz İplik İş Sendikası, Karesi Tekstil'deki mobbing ve işten çıkarmaları protesto etmek için Fomara Meydanı’nda basın açıklaması düzenledi. Bursa’da faaliyet gösteren ve 5 bin 400 işçinin çalıştığı Karesi Tekstil’de emekçi kardeşlerimizin, özgür iradeleriyle sendikamıza üye olmasıyla yeni bir süreç başlamıştır diyen Öz İplik İş Sendikası Bursa Şube Başkanı Ekrem Saraçoğlu, “İşçiler anayasal haklarını kullanmış, örgütlenme iradelerini göstermiştir. Ancak Karesi Tekstil yönetimi ve işveren temsilcileri bu iradeye saygı duymak yerine baskı, yıldırma ve hukuksuz uygulamalara başvurmuştur. Sendikaya üye olan, sendikalaşmak için öncülük eden işçiler, hiçbir geçerli gerekçe gösterilmeden işten çıkarılmıştır. Bu, açık bir sendikal ayrımcılıktır. Bu, anayasal hakkın ihlalidir. İşçilerin kişisel veri güvenliği ihlal edilmiş, cep telefonları ve e-Devlet şifreleri haksız yere talep edilmiştir. Baskı altında sendika üyelikleri sonlandırılmaya çalışılmıştır. “Tazminat ödeyelim ancak sendikadan vazgeçin” teklifleriyle, farklı şirketler üzerinden aynı birimde çalıştırma gibi manipülatif yöntemler uygulanmıştır” ifadelerini kullandı.

Galatasaray'ın tarihi zaferi dünyayı salladı! "Juventus aşağılandı" Haber

Galatasaray'ın tarihi zaferi dünyayı salladı! "Juventus aşağılandı"

Galatasaray, Şampiyonlar Ligi Son 16 Play-Off Turu ilk maçında İtalyan devi Juventus'u RAMS Park'ta 5-2 mağlup ederek tarihi bir zafere imza attı. Sarı-kırmızılılar 25 Şubat'ta deplasmanda oynanacak rövanş öncesi büyük avantaj elde ederken, Avrupa basını karşılaşmayı manşetlerine taşıdı. Galatasaray'ın gollerini 15. dakikada Gabriel Sara, 49 ve 75. dakikalarda Noa Lang, 60. dakikada Davinson Sanchez ve 86. dakikada Sacha Boey kaydetti. Juventus'ta Cabal'ın gördüğü kırmızı kart sonrası oyun tamamen sarı-kırmızılıların kontrolüne geçti. KICKER: TÜRKLER HİÇ DURMADILAR Alman Kicker, Gabriel Sara'nın golünü ikinci yarıdaki fırtınanın başlangıcı olarak yorumladı. Haberde, "Türkler bundan sonra hiç durmadılar ve Serie A'nın rekor şampiyonunu etkisiz hale getirdiler" ifadeleri kullanıldı. GAZZETTA: TARİHİ BİR REZALET La Gazzetta dello Sport karşılaşmayı "tarihi bir rezalet" olarak nitelendirdi. Juventus'un büyük oyuncularının hayal kırıklığı yarattığı belirtilirken, Osimhen'in performansının transfer dönemine dair tartışmaları yeniden alevlendirdiği vurgulandı. Gazete ayrıca, Galatasaray'ın maçın başında Juventus'u sindirmeye çalıştığını, tribün atmosferi ve Osimhen'in hırsıyla İtalyan ekibini baskı altına aldığını yazdı. "JUVENTUS AŞAĞILANDI" İtalyan basınında yer alan yorumlarda, ikinci yarıda sahaya dönmeyen tarafın Juventus olduğu belirtildi. Okan Buruk'un ekibinin oyunu domine ettiği, Lang'ın iki golü ve Sanchez'in kafa vuruşunun galibiyeti perçinlediği, Boey'in golüyle ise Juventus'un adeta "aşağılandığı" ifade edildi. SKY SPORTS: JUVE İÇİN KABUS Sky Sports, Juventus için gecenin kabusa dönüştüğünü yazdı ve rövanş için Torino'da mucize gerektiğini belirtti. CORRIERE DELLO SPORT: "Lang'ın iki golüyle Juve darmadağın oldu. Türkiye'de felaket bir yenilgi." TUTTO MERCATO: "İstanbul, Juventus için zorlu şehir olmaya devam ediyor. Şimdi bir mucize gerekiyor." THE GUARDIAN: "Galatasaray, Juventus'u bozguna uğrattı. 10 kişi kalan rakibini ezdi." AS: "Juventus tam bir felaket. Rams Park'ın ateşi Torino devini yaktı." L'EQUIPE: "Galatasaray, son 16'ya doğru güçlü bir adım attı." PUNCH: "Osimhen, zekası ve baskısıyla dramatik gecede belirleyici oldu." BARIŞ ALPER İÇİN 50 MİLYON EURO YORUMU Sosyal medyada İtalyan taraftarların yorumları da dikkat çekti. Bir İtalyan futbolsever, "Barış Alper'i en az 50 milyon Euro'ya satarsınız" ifadelerini kullanırken, Noa Lang'in takıma derinlik kattığını ve Şampiyonlar Ligi seviyesinde fark yarattığını yazdı. Galatasaray, tarihi galibiyetle Avrupa'ya mesaj verirken gözler şimdi İtalya'daki rövanşa çevrildi. Alper Kızıltepe

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.