Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Basın Açıklaması

Gürsu Haber - Basın Açıklaması haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Basın Açıklaması haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İYİ Parti'den Gürsu'da Sert Çıkış: "Beş Dönemdir Aynı İktidar, Aynı Sorunlar... Gürsu Hizmet Değil, İhmal Görüyor" Haber

İYİ Parti'den Gürsu'da Sert Çıkış: "Beş Dönemdir Aynı İktidar, Aynı Sorunlar... Gürsu Hizmet Değil, İhmal Görüyor"

İYİ Parti Gürsu İlçe Başkanlığı, ilçenin yıllardır çözülemeyen kronik sorunlarını kamuoyunun gündemine taşımak amacıyla geniş katılımlı ve dikkat çeken bir basın açıklaması düzenledi. Açıklamada, ulaşım krizinden terminal sorununa, plansız kentleşmeden mevsimlik tarım işçilerinin yaşam koşullarına, altyapı eksikliklerinden belediyecilik anlayışına kadar birçok başlıkta mevcut yönetim sert ifadelerle eleştirildi. İYİ Parti Gürsu İlçe Başkanı Orhan Sevinç, yaptığı kapsamlı açıklamada Gürsu'nun uzun yıllardır aynı siyasi anlayış tarafından yönetildiğini, ancak ilçenin temel sorunlarının çözüme kavuşmadığını savunarak, "Gürsu artık gözlenmeyi değil, gerçek hizmeti bekliyor" mesajını verdi. Basın açıklamasına İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, Bursa İl Başkanı İsmail Kaya, Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis, Kestel İlçe Başkanı Hamza Gözüküçük, il ve ilçe yöneticileri ile çok sayıda partili katıldı. Açıklamanın ardından heyet ilçe merkezinde vatandaşlarla bir araya gelerek sorunları yerinde dinledi, talepleri not aldı ve çözüm önerilerini paylaştı. "Beş Dönemdir Aynı İktidar Var, Ama Gürsu'nun Sorunları Yerinde Sayıyor" Basın açıklamasında konuşan İlçe Başkanı Orhan Sevinç, Gürsu'nun yıllardır iktidar partisine güçlü destek verdiğini hatırlatarak, buna rağmen ilçenin hak ettiği yatırımları alamadığını öne sürdü. Sevinç, seçim dönemlerinde büyük vaatlerin sıralandığını ancak sandıklar kapandıktan sonra verilen sözlerin unutulduğunu savunarak şu ifadeleri kullandı: "Bilindiği üzere Gürsu'muz beş dönemdir iktidara oy vermektedir. Her seçim döneminde büyük vaatlerle vatandaşımızın karşısına çıkılıyor. Devletin ve iktidarın tüm imkânları kullanılarak güven isteniyor. Ancak seçimler bittiğinde Gürsu halkı adeta unutuluyor. Bugün ilçemizde yapılan çalışmaların büyük bölümü rutin belediyecilik hizmetlerinden ibarettir. Oysa vatandaş artık yol süpürülmesini değil, yıllardır çözülemeyen temel sorunlarının ortadan kaldırılmasını bekliyor." Belediyeciliğin yalnızca asfalt dökmek, park temizlemek ya da rutin hizmetleri yerine getirmek olmadığını belirten Sevinç, gerçek belediyeciliğin vatandaşın yaşam kalitesini yükseltecek kalıcı projeler üretmek olduğunu söyledi. Hızla Büyüyen Gürsu'nun Altyapısı Aynı Hızla Gelişmedi Açıklamada Gürsu'nun son yıllarda Bursa'nın en hızlı büyüyen ilçelerinden biri haline geldiğine dikkat çekildi. Yaklaşık 100 bin nüfusa ulaşan ilçenin özellikle Karadeniz, Doğu Anadolu ve Ahıska Türklerinin yoğun olarak yaşadığı önemli bir yerleşim merkezi olduğu belirtilirken, artan nüfusa rağmen ulaşım, sosyal donatı alanları ve altyapı yatırımlarının aynı ölçüde gelişmediği ifade edildi. İYİ Parti heyeti, nüfusun sürekli arttığını ancak vatandaşın günlük yaşamını kolaylaştıracak projelerin hayata geçirilmediğini savundu. Terminal Sorunu Yıllardır Çözülmüyor: "Vatandaş Çifte Masraf Yapıyor" Basın açıklamasının en dikkat çeken başlıklarından biri şehirlerarası ulaşım ve terminal sorunu oldu. İYİ Parti yöneticileri, Gürsu'da yaşayan binlerce vatandaşın memleketlerine gidip gelirken ciddi mağduriyet yaşadığını belirterek, şehirlerarası otobüslerin ilçeye uğramaması nedeniyle vatandaşların önce Bursa Şehirlerarası Otobüs Terminali'ne gitmek zorunda kaldığını, ardından Gürsu'ya ulaşmak için ikinci kez ulaşım ücreti ödediğini dile getirdi. Sevinç, özellikle yaşlı vatandaşların, çocuklu ailelerin, engellilerin ve yanında fazla yük taşıyan kişilerin büyük zorluk yaşadığını belirterek şunları söyledi: "İnsanlarımız zaten ekonomik kriz altında yaşam mücadelesi veriyor. Uzun saatler süren yolculukların ardından bir de terminalden Gürsu'ya ulaşabilmek için yeniden araç parası ödemek zorunda kalıyorlar. Bu durum vatandaşımıza hem maddi hem de manevi yük oluşturuyor." Açıklamada geçmiş yıllarda Kestel'de şehirlerarası otobüslerin yolcu indirip bindirdiği noktaların kaldırıldığı ancak bunun yerine yeni bir sistem oluşturulmadığı da hatırlatıldı. İYİ Parti, Bursa Büyükşehir Belediyesi, Ulaştırma Bakanlığı ve ilgili kurumların ortak çalışma yaparak Gürsu, Kestel ve doğu ilçelerini kapsayan yeni bir ulaşım planlamasını hayata geçirmesi gerektiğini savundu. Sorun Sadece Gürsu'nun Değil: Yıldırım'ın Doğusu ve Kestel de Aynı Mağduriyeti Yaşıyor Orhan Sevinç, terminal ve ulaşım probleminin yalnızca Gürsu ile sınırlı olmadığını ifade ederek, Yıldırım'ın doğu mahalleleri ile Kestel'de yaşayan vatandaşların da benzer sıkıntılarla karşı karşıya olduğunu söyledi. Bölgede yüz binlerce kişinin aynı ulaşım sorununu yaşadığını belirten Sevinç, konunun bireysel değil bölgesel bir planlama eksikliği olduğunu dile getirdi. İYİ Parti heyeti, doğu aksındaki ulaşım yükünün artık sürdürülemez hale geldiğini ve kalıcı çözüm üretilmesi gerektiğini ifade etti. Mevsimlik Tarım İşçileri İçin İnsan Onuruna Yakışır Yaşam Alanları İstendi Basın açıklamasında sosyal belediyecilik anlayışı kapsamında mevsimlik tarım işçilerinin yaşadığı sorunlar da gündeme getirildi. Gürsu'nun önemli bir tarım üretim merkezi olduğuna dikkat çeken Orhan Sevinç, her yıl yüzlerce mevsimlik işçinin ilçeye çalışmak için geldiğini ancak bu insanların sağlıklı barınma koşullarından yoksun bırakıldığını söyledi. Sevinç, yaşanan durumun yalnızca işçileri değil ilçe halkını da etkileyen sosyal sorunlara dönüştüğünü belirterek şu ifadeleri kullandı: "Bu insanlar da bu ülkenin insanıdır. İnsan onuruna yakışır şartlarda yaşayabilecekleri güvenli ve sağlıklı yaşam alanlarının oluşturulması artık zorunluluktur." İYİ Parti, geçici çözümler yerine sosyal konut niteliğinde kalıcı projelerin geliştirilmesi gerektiğini savunurken, plansız çadır alanlarının hem sağlık hem güvenlik hem de sosyal yaşam açısından önemli riskler oluşturduğunu dile getirdi. "Gürsu Gözlenmeyi Değil, Gerçek Hizmeti Bekliyor" Açıklamanın en sert bölümlerinden biri ise belediyenin son dönemde yürüttüğü tanıtım faaliyetlerine yönelik eleştiriler oldu. Orhan Sevinç, belediyenin düzenlediği "Gürsu'yu Gözlüyoruz" programlarına göndermede bulunarak, kamu kaynaklarının öncelikle vatandaşın sorunlarını çözmek için kullanılması gerektiğini söyledi. Sevinç açıklamasında şu değerlendirmeyi yaptı: "Belediye 'Gürsu'yu gözlüyoruz' diyerek çeşitli organizasyonlar düzenliyor. Biz de soruyoruz; bu faaliyetler belediye adına mı yapılıyor, yoksa bir siyasi partinin organizasyonu mu yürütülüyor? Belediye tüm vatandaşların kurumudur. Hiçbir siyasi partinin seçim ofisi değildir." Kamu kaynaklarının tarafsız kullanılmasının önemine dikkat çeken Sevinç, belediyelerin tüm vatandaşlara eşit hizmet götürmekle yükümlü olduğunu ifade etti. İYİ Parti: "Gürsu'nun Sorunlarının Takipçisi Olacağız" Basın açıklamasının ardından değerlendirmelerde bulunan Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu ile Bursa İl Başkanı İsmail Kaya, Gürsu'da dile getirilen sorunların yalnızca yerel siyasetin değil, Bursa'nın genel kalkınmasının da önemli bir parçası olduğunu ifade etti. Parti yöneticileri; ulaşım, altyapı, şehir planlaması, tarım politikaları, sosyal yaşam, belediye hizmetleri ve kamu yatırımlarıyla ilgili eksikliklerin takipçisi olacaklarını belirterek konuyu hem yerel yönetimler hem de Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşımaya devam edeceklerini açıkladı. Vatandaşlarla gerçekleştirilen saha ziyaretlerinin ardından program toplu hatıra fotoğrafıyla sona ererken, İYİ Parti teşkilatı Gürsu'nun yıllardır çözülemeyen kronik sorunlarının takipçisi olacaklarını ve ilçe halkının taleplerini her platformda dile getirmeyi sürdüreceklerini vurguladı. İYİ Parti'nin açıklaması, özellikle ulaşım, terminal, sosyal belediyecilik ve kamu hizmetleri konularındaki sert eleştirileriyle Gürsu siyasetinde yeni bir tartışmanın fitilini ateşlerken, gözler şimdi yerel yönetimlerden gelecek olası açıklamalara çevrildi.

Bursa'da Staj ve Çıraklık Mağdurlarından Güçlü Ses: "Sigorta Başlangıcımız Hak Ettiğimiz Tarih Olsun" Haber

Bursa'da Staj ve Çıraklık Mağdurlarından Güçlü Ses: "Sigorta Başlangıcımız Hak Ettiğimiz Tarih Olsun"

Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Federasyonu, staj ve çıraklık dönemindeki ilk işe giriş tarihlerinin sigorta başlangıcı olarak kabul edilmesi talebiyle Bursa'da bir kez daha meydanlara çıktı. Fomara Meydanı'nda gerçekleştirilen geniş katılımlı basın açıklamasında, binlerce mağdur emeklilikte yaşadıkları mağduriyetin giderilmesini isterken, muhalefet partileri de eyleme destek verdi. Programa, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Mehmet Atmaca ile İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu katıldı. Ayrıca çok sayıda siyasi parti il başkanı, parti yöneticisi, sivil toplum kuruluşu temsilcisi ve vatandaş da mağdurlara destek verdi. "Bize Sigortalısınız Dediler" Basın açıklamasında konuşan Bursa Staj Mağdurları Derneği Başkanı Ahmet Orhan, yıllardır süren mağduriyetin temelinde devletin verdiği sözlerin bulunduğunu söyledi. Meslek liselerinde eğitim gördükleri dönemde kendilerine sigorta kartlarının teslim edildiğini belirten Orhan, öğretmenlerinin kendilerine "Devlet olarak sigorta primlerinizi biz ödüyoruz. Sizler çalışma hayatına sigortalı başlayan şanslı kişilersiniz. 25 yıl sonra priminizi tamamladığınızda emekli olacaksınız." denildiğini ifade etti. Aradan geçen yılların ardından bunun tam tersinin yaşandığını belirten Orhan, şunları söyledi: "35 yıl sonra bizden beş yıl daha geç SGK'lı olan, yaşı bizden küçük kişiler daha az primle emekli oldu. Biz ise onları izlemek zorunda kaldık." "Sigorta Kartıyla Kandırıldık" Mücadelelerinin erken emeklilik talebi olmadığını vurgulayan Orhan, esas taleplerinin verilen sigorta kartının hukuki karşılığının kabul edilmesi olduğunu söyledi. "Hiç kimse meslek lisesi diplomasıyla emeklilik istemiyor." diyen Orhan, şu ifadeleri kullandı: "Bu mücadele sigorta kartıyla kandırılan insanların mücadelesidir. Yıl olarak da hak ettik, prim olarak da hak ettik, yaş olarak da hak ettik. Tek hak etmediğimiz şey sigorta kartıyla kandırılmaktır." SGK sistemindeki çelişkilere dikkat çeken Orhan, sanayide yıllarca çalışan çırakların emeğinin görmezden gelindiğini belirterek, sistemin adalet duygusunu zedelediğini ifade etti. Mahmut Arıkan: "Bu Haklı Mücadelenin Yanındayız" Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan da yaptığı konuşmada staj ve çıraklık mağdurlarının taleplerinin haklı olduğunu belirterek destek mesajı verdi. Arıkan, şu değerlendirmede bulundu: "Şuna yürekten inanıyorum. Vermiş olduğunuz bu kutlu mücadele çok yakın bir zamanda karşılık bulacak. Bugün insanlar aileleriyle vakit geçirmek yerine meydanlarda hak aramak zorunda kalıyorsa bu mevcut düzenin sonucudur. Saadet Partisi ve diğer muhalefet partileri olarak bu haklı mücadelenin sonuna kadar yanındayız. Elimizden geleni değil, gerekeni yapacağız." Selçuk Türkoğlu: "Bu Bir Nitelikli Dolandırıcılık Hadisesidir" İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu ise konuşmasında sert ifadeler kullandı. Staj ve çıraklık mağduriyetini "nitelikli dolandırıcılık" olarak nitelendiren Türkoğlu, devletin verdiği sigorta kartının bugün yok sayılmasının kabul edilemeyeceğini söyledi. Türkoğlu, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: "13-16 yaşındaki çocuklara devlet sigorta kartı verdi. O çocuklar kısa vadeli, uzun vadeli sigorta kolunu nereden bilecekti? Devlet vatandaşını kandırmaz. Yapılması gereken çok basit; staj başlangıç tarihi sigorta başlangıcı olarak kabul edilecek. Bu konuyu defalarca Meclis'e taşıdık ancak AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi." Talepler Tek Cümlede Özetlendi Fomara Meydanı'nda toplanan staj ve çıraklık mağdurları, yıllardır dile getirdikleri temel taleplerini bir kez daha yineledi: "Staj ve çıraklıkta yapılan ilk sigorta girişimizin emeklilikte sigorta başlangıç tarihi olarak kabul edilmesini istiyoruz." Basın açıklaması, katılımcıların sloganları ve alkışları eşliğinde sona ererken, federasyon yetkilileri mücadelelerini Türkiye genelinde sürdürmeye devam edeceklerini belirtti.

DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler'den Sert Tepki: "Kurtuluş Savaşı'nı Müfredattan Silemezsiniz, Bu Milletin Hafızasına Yapılmış Açık Bir Saldırıdır" Haber

DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler'den Sert Tepki: "Kurtuluş Savaşı'nı Müfredattan Silemezsiniz, Bu Milletin Hafızasına Yapılmış Açık Bir Saldırıdır"

BURSA / İZNİK – DEVA Partisi İznik İlçe Başkanı Recep Genişler, Milli Eğitim Bakanlığı'nın yeni müfredat çalışmaları kapsamında "Kurtuluş Savaşı" ifadesinin müfredattan çıkarılacağı yönündeki açıklamalara ilişkin sert bir basın açıklaması yayımladı. Genişler, söz konusu düzenlemenin yalnızca bir ders kitabındaki ifade değişikliği olmadığını belirterek, bunun Türk milletinin tarihine, milli hafızasına ve bağımsızlık mücadelesine yönelik ciddi bir müdahale olduğunu savundu. "Kurtuluş Savaşı ifadesini müfredattan kaldırıyoruz. Neden kurtulmuşuz?" sorusunu kamuoyuna yönelten Genişler, alınmak istenen kararın tarihsel gerçekleri gölgelemeye yönelik olduğunu ileri sürdü. "Bu Karar Bir Kelimeyi Değil, Bir Milletin Hafızasını Hedef Alıyor" Basın açıklamasında Milli Eğitim Bakanlığı'nın yaklaşımına sert eleştiriler yönelten Recep Genişler, Kurtuluş Savaşı'nın Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuna giden yolun temel taşı olduğunu ifade etti. Genişler açıklamasında, "Kurtuluş Savaşı ifadesinin müfredattan çıkarılacağı yönündeki açıklamayı büyük bir şaşkınlık ve derin bir üzüntüyle karşılıyoruz. Bu yalnızca bir kavram değişikliği değildir. Bu karar, milletimizin hafızasına, tarihine, kimliğine ve bağımsızlık mücadelesine yapılmış açık bir saldırıdır." ifadelerine yer verdi. "Kurtuluş Savaşı Bir Milletin Yeniden Ayağa Kalkış Hikâyesidir" DEVA Partisi İznik İlçe Başkanlığı'nın açıklamasında Kurtuluş Savaşı'nın yalnızca askeri bir mücadele olmadığı vurgulandı. Açıklamada, 1919-1923 yılları arasında verilen mücadelenin; İşgale karşı verilen bağımsızlık savaşı, Sevr Anlaşması ile planlanan parçalanmaya karşı direniş, Mandaya ve yabancı devletlerin kontrolüne karşı milli iradenin savunulması, Esarete karşı özgürlüğün kazanılması, Cehalete ve geri kalmışlığa karşı çağdaş bir devlet inşa etme mücadelesi olduğu ifade edildi. Recep Genişler, Kurtuluş Savaşı'nın yokluk içerisinde verilen büyük bir bağımsızlık destanı olduğunu belirterek, bu mücadelenin yalnızca cephede değil; eğitimde, hukukta, ekonomide ve toplumsal dönüşümde de kazanıldığını dile getirdi. "Neden Kurtulduk?" Basın açıklamasında dikkat çeken bölümlerden biri de "Neden Kurtulmuşuz?" başlığı oldu. Bu bölümde Türkiye'nin; İşgal kuvvetlerinden kurtulduğu, Anadolu'nun parçalanmasının önüne geçildiği, Milletin kendi kaderini tayin ettiği, Esaret zincirlerini kırdığı, Bağımsız ve egemen bir devlet kurduğu vurgulandı. Açıklamada ayrıca Kurtuluş Savaşı sonunda Cumhuriyet'in ilan edildiği, millet egemenliğine dayanan yeni bir devletin kurulduğu, kadın haklarından eğitim reformlarına kadar birçok alanda köklü dönüşümlerin gerçekleştirildiği ifade edildi. "Tarihinden Koparılan Millet Geleceğini İnşa Edemez" Recep Genişler, tarih bilincinin gelecek nesiller açısından vazgeçilmez olduğunu belirterek, Kurtuluş Savaşı kavramının müfredattan çıkarılmasının çocukların milli tarih şuurlarını zayıflatacağını savundu. Açıklamada şu değerlendirmeye yer verildi: "Bir toplum, geçmişini hatırladığı sürece güçlüdür. Tarihini unutan toplumlar ise başkalarının gölgesinde yaşamaya mahkûm olur. Kurtuluş Savaşı ifadesinin müfredattan çıkarılması, gelecek nesillerin tarihsel gerçeklerden uzak yetişmesine neden olacaktır." "Cumhuriyetin Temelini Oluşturan Mücadeleyi Yok Sayamazsınız" DEVA Partisi İznik İlçe Başkanlığı açıklamasında, Kurtuluş Savaşı'nın yalnızca askeri bir zafer olmadığı; Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesinin ve bağımsızlık iradesinin temelini oluşturduğu ifade edildi. Genişler, bu kavramın eğitim müfredatından çıkarılmasının tarihsel gerçekleri değiştirmeyeceğini belirterek, hiçbir idari düzenlemenin milletin ortak hafızasını silemeyeceğini savundu. "Bu Kararın Geri Çekilmesini Talep Ediyoruz" DEVA Partisi İznik İlçe Başkanlığı, açıklamanın sonunda Milli Eğitim Bakanlığı'na çağrıda bulunarak söz konusu düzenlemenin geri çekilmesini istedi. Açıklamada; Tarihe yönelik bu yaklaşımın kabul edilemez olduğu, Kurtuluş Savaşı'nın eğitim müfredatından çıkarılamayacağı, Çocukların milli mücadele bilinciyle yetişmesinin önem taşıdığı, Kararın derhal geri alınması gerektiği, Gerekmesi halinde hukuki, siyasi ve toplumsal zeminde mücadelenin sürdürüleceği ifade edildi. Recep Genişler, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Bu vatan kolay kazanılmadı. 1071'de Malazgirt'te başlayan yürüyüş, 1453'te İstanbul'un fethiyle devam etti, 1919'da Samsun'da yeniden dirilişe dönüştü ve 1923'te Cumhuriyet ile taçlandı. Bu millet, Kurtuluş Savaşı'nı tarihinden de hafızasından da sildirmeyecektir."

“İlk İşe Giriş Tarihimiz Sigorta Başlangıcı Sayılsın” Haber

“İlk İşe Giriş Tarihimiz Sigorta Başlangıcı Sayılsın”

Yıllardır emeklilik sisteminde yaşadıkları hak kaybının giderilmesi için mücadele eden staj ve çıraklık sigortası mağdurları, seslerini bir kez daha güçlü şekilde duyurmak amacıyla Bursa’da geniş katılımlı bir basın açıklaması düzenlemeye hazırlanıyor. Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Federasyonu ile Bursa Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Derneği öncülüğünde gerçekleştirilecek organizasyon, 12 Temmuz 2026 Pazar günü saat 12.00’de Bursa 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda (Fomara Meydanı) yapılacak. “Büyük Bursa Buluşması” adıyla gerçekleştirilecek etkinlikte, staj ve çıraklık dönemlerinde fiilen çalışan ancak ilk işe giriş tarihleri emeklilik hesabında sigorta başlangıcı olarak kabul edilmeyen milyonlarca vatandaşın yaşadığı mağduriyet kamuoyunun gündemine taşınacak. “Çalıştık, Ürettik Ama Emeklilikte Yok Sayıldık” Federasyon tarafından yapılan çağrıda, stajyer ve çırakların yalnızca kısa vadeli sigorta kolları kapsamında değerlendirilmesinin sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmadığı ifade edildi. Açıklamada, staj ve çıraklık dönemlerinde işletmelerde fiilen çalışan gençlerin üretime katkı sunduğu, iş kazası riski altında çalıştığı ve çalışma hayatının bir parçası olduğu halde, emeklilik hesabında bu sürelerin yok sayılmasının büyük bir adaletsizlik oluşturduğu vurgulandı. Mağdurların en temel talebi ise açık ve net: “İlk işe giriş tarihimiz sigorta başlangıcı olarak kabul edilsin.” Anayasal Haklara Dikkat Çekilecek Basın açıklamasında, mevcut uygulamanın Anayasa’nın; eşitlik ilkesini düzenleyen 10. maddesine, çalışma hakkını güvence altına alan 49. maddesine, sosyal güvenlik hakkını düzenleyen 60. maddesine aykırılık oluşturduğu yönündeki değerlendirmeler kamuoyuyla paylaşılacak. Federasyon ayrıca, 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında stajyer ve çırakların “çalışan” olarak kabul edilmesine rağmen sosyal güvenlik mevzuatında aynı statünün tanınmamasının önemli bir hukuki çelişki oluşturduğunu savunuyor. Sadece Emeklilik Değil, Sosyal Güvenlik Hakları da Eksik Staj ve çıraklık mağdurları yalnızca emeklilik başlangıcında değil, sosyal güvenlik alanında da önemli hak kayıpları yaşadıklarını dile getiriyor. Mevcut sistem nedeniyle birçok stajyer ve çırak; İş kazası sonrası çeşitli sosyal güvenlik haklarından, Meslek hastalıkları kapsamında sağlanan bazı güvencelerden, Sürekli iş göremezlik gelirinden, İş kazası sonucu hayatını kaybedenlerin yakınlarına bağlanan bazı haklardan istenilen ölçüde yararlanamadıklarını ifade ediyor. Dernek yetkilileri, yıllardır devam eden bu mağduriyetin artık kalıcı bir yasal düzenleme ile sona erdirilmesini istiyor. Bursa’da Siyasetin Geniş Katılımı Bekleniyor Organizasyonun yalnızca mağdurların değil, siyaset dünyasının da dikkatini çekmesi bekleniyor. Edinilen bilgilere göre basın açıklamasına katılım sağlaması beklenen isimler arasında; İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Türkoğlu, Saadet Partisi Genel Başkanı’nın katılımı yönünde girişimler, CHP Bursa İl Başkanı Turgut Özkan, Yeniden Refah Partisi il yöneticileri, Zafer Partisi Bursa İl Başkanı, çeşitli siyasi partilerin milletvekilleri, CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, Hayat Hanım olarak bilinen milletvekili, Saadet Partisi milletvekilleri ve farklı siyasi partilerin temsilcileri yer alıyor. Organizasyon komitesi, siyasi görüş ayrımı gözetmeksizin tüm milletvekillerini, belediye başkanlarını, il başkanlarını, sendikaları, meslek odalarını, sivil toplum kuruluşlarını ve vatandaşları bu hak mücadelesine destek vermeye davet ediyor. “Bu Mücadele Sadece Staj Mağdurlarının Değil” Federasyonun hazırladığı basın metninde dikkat çeken ifadelerden biri ise şu oldu: “Bu mücadele yalnızca staj ve çıraklık mağdurlarının değil; hukuk, eşitlik ve sosyal adalet talep eden herkesin ortak mücadelesidir.” Bu mesajla birlikte mücadelenin yalnızca belirli bir grubun sorunu olmadığı, sosyal güvenlik sisteminde adalet arayan milyonlarca vatandaşın ortak talebi olduğu vurgulanıyor. Bursa’dan Türkiye’ye Güçlü Mesaj Verilecek Bursa’da düzenlenecek buluşmanın, Türkiye’nin birçok ilinden gelecek staj ve çıraklık mağdurlarını bir araya getirmesi bekleniyor. Katılımcılar, yıllardır çözüm bekleyen sorunun artık ertelenmemesi gerektiğini belirterek hükümete ve TBMM’ye çağrıda bulunacak. Etkinlikte yapılacak basın açıklamasında şu talepler öne çıkacak: Stajyer ve çırakların sosyal güvenlik mevzuatında çalışan statüsünün açık şekilde tanınması, Staj ve çıraklık dönemindeki ilk işe giriş tarihlerinin sigorta başlangıcı olarak kabul edilmesi, İş sağlığı ve güvenliği ile sosyal güvenlik haklarının eksiksiz uygulanması, Yıllardır süren mağduriyetin kalıcı yasal düzenlemeyle sona erdirilmesi. “Herkesi Bursa’daki Büyük Buluşmaya Bekliyoruz” Bursa Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Derneği Başkanı Taner Tuncay, tüm mağdurlara ve duyarlı vatandaşlara çağrıda bulunarak şu mesajı verdi: “12 Temmuz Pazar günü saat 12.00’de Bursa 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda gerçekleştireceğimiz Büyük Bursa Buluşması’nda sesimizi daha güçlü duyurmak istiyoruz. Yıllardır süren mağduriyetimizin çözümü için tüm staj ve çıraklık mağdurlarını, ailelerini, sendikaları, sivil toplum kuruluşlarını, siyasi parti temsilcilerini ve adalet duygusunu taşıyan herkesi basın açıklamamıza destek vermeye davet ediyoruz.” Yıllardır çözüm bekleyen staj ve çıraklık sigortası sorununun Bursa’dan yükselecek ortak sesle yeniden Türkiye gündemine taşınması hedeflenirken, organizasyonun yoğun katılımla gerçekleşmesi ve sosyal güvenlik sisteminde yapılması talep edilen düzenlemelere ilişkin kamuoyu farkındalığını artırması bekleniyor.

“İznik Gölü Kuruyor, Halk ve Çiftçi Tehlike Altında!” Haber

“İznik Gölü Kuruyor, Halk ve Çiftçi Tehlike Altında!”

İYİ Parti İznik İlçe Başkanlığı öncülüğünde düzenlenen kapsamlı bir basın açıklaması ve saha programında, İznik Gölü’nün içinde bulunduğu kritik durum ve bölgedeki ekonomik sıkıntılar gündeme taşındı. İznik İlçe Başkanı Ekrem Yıldız tarafından düzenlenen etkinliğe, Bursa İl Başkanı İsmail Kaya, Orhangazi İlçe Başkanı Bülent Bakış, MDP üyesi Mustafa Küçük, geçmiş dönem GİK üyesi Müberra Çakır ve il ile ilçe yöneticilerinin katılımıyla gerçekleştirilen açıklamada, gölün yıllardır devam eden kuruma tehlikesine dikkat çekildi. İznik Gölü’nün Alarm Veren Durumu İYİ Parti yetkilileri, İznik Gölü’nden yapılan yıllık su çekimi ile göle doğal olarak gelen su miktarı arasındaki dramatik farkı kamuoyuna duyurdu. Açıklamada öne çıkan veriler şöyle: Gemlik Gübre (Azot Sanayi) tesisi , gölden tek başına, 16 kilometrelik boru hattı üzerinden yıllık 10 milyon metreküp su çekiyor. Gölden yapılan toplam yıllık su çekimi 79,51 milyon metreküp , buna karşılık göle yıllık doğal su girişi yalnızca 23,28 milyon metreküp . İznik İlçe Başkanı Ekrem Yıldız, gölün bu hızla kurumasının, bölgedeki tarım, hayvancılık ve zeytin üretimi için ciddi bir tehdit oluşturduğunu vurguladı. Yıldız, sert bir tonla şu soruyu yöneltti: “Her yıl 56 milyon metreküplük devasa bir su açığı varsa, bu göl kurumaz mı?” Bu uyarı, İznik Gölü’nün ve çevresindeki tarım arazilerinin sürdürülebilirliği konusunda ciddi endişeleri gündeme taşıdı. Esnaf ve Tarım Çalışmaları İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Bursa Milletvekili Yüksel Selçuk Türkoğlu, İznik Teşkilatı’nın ilçedeki programları kapsamında esnaf ziyaretlerinde bulundu. Türkoğlu, küçük işletmelerin yaşadığı ekonomik sıkıntıları dinleyerek, ticaret hayatının can damarı olan esnafın sorunlarını kamuoyuna aktardı. Program kapsamında ayrıca, İl Başkanı İsmail Kaya, İlçe Başkanı Ekrem Yıldız, Orhangazi İlçe Başkanı Bülent Bakış, MDK Üyesi Av. Mustafa Küçük ve geçmiş dönem GİK üyesi Müberra Çakır ile birlikte İznik Ziraat Odası ziyaret edildi. Ziyarette, çiftçilerin, hayvancıların ve özellikle zeytin üreticilerinin karşılaştığı sorunlar ele alındı. İznik Gölü’nün tarımdaki rolü ve mevcut su yönetimi ile ilgili sorunlar detaylı bir şekilde değerlendirildi. Oda Başkanı Vedat Çakar ve yönetimi, İYİ Parti heyetini nazikçe ağırlarken, programda artan maliyetler, düşen alım gücü ve ekonomik belirsizlikler gibi konular da gündeme geldi. Ekrem Yıldız, esnafın sıkıntılarını ve taleplerini kamuoyuna aktarmaya devam edeceklerini vurguladı. Ekonomik Kriz ve Tarım Uyarısı İl Başkanı İsmail Kaya, İlçe Başkanı Ekrem Yıldız ve beraberindeki heyet, program boyunca ekonomik kriz ve İznik Gölü’nün kurumasının birbirine bağlı olduğuna dikkat çekti. Açıklamada, esnafın nefes alamadığı bir ekonomide ülke genelinde refahın sürdürülemeyeceği uyarısı yapıldı: “Esnafın nefes alamadığı yerde, ülke ekonomisi ayakta kalamaz.” İYİ Parti’nin İznik programı, sadece bir basın açıklaması değil, aynı zamanda bölgede saha çalışmalarıyla ekonomik ve çevresel sorunların yerinde tespit edildiği bir platform olarak öne çıktı. İYİ Parti’nin İznik Vurgusu Ekrem Yıldız ve İYİ Parti heyeti, hem gölün korunması hem de ekonomik istikrarın sağlanması için bölge yetkililerine çözüm çağrısı yaptı. Yıldız, İznik Gölü’nün kurumasına izin verilmemesi gerektiğini ve bölge halkının çıkarlarının her zaman öncelikli olduğunu belirtti. Program, halkın ve üreticinin sesi olma misyonunu bir kez daha pekiştiren kapsamlı bir etkinlik olarak tamamlandı.

İYİ Parti’nde Bursa Depremi Derinleşiyor: Hüseyin Bozkurt Kaplan’dan Sert İstifa ve İhraç Tepkisi Haber

İYİ Parti’nde Bursa Depremi Derinleşiyor: Hüseyin Bozkurt Kaplan’dan Sert İstifa ve İhraç Tepkisi

İYİ Parti Bursa teşkilatlarında son günlerde yaşanan kriz giderek büyürken, Osmangazi’de başlayan istifa ve ihraç tartışmaları parti içinde yeni bir kırılmayı daha beraberinde getirdi. İYİ Parti Osmangazi’nin seçilmiş son ilçe başkanı Avukat Hüseyin Bozkurt Kaplan, hakkında başlatılan ihraç talebinin ardından partisinden istifa ettiğini açıkladı. Kaplan’ın kamuoyuyla paylaştığı açıklama, parti yönetimine yönelik sert eleştiriler ve dikkat çeken ifadeler içerdi. Özellikle “Şeref Nişanem” sözleriyle tanımladığı ihraç talebi, Bursa siyasetinde geniş yankı uyandırdı. Kaplan, açıklamasında, İl Başkanlığı önünde gerçekleştirilen basın açıklamasının gerekçe gösterilerek ihracının talep edildiğini belirterek, bunun yalnızca şahsına değil, parti içi demokrasiye ve muhalif iradeye yönelik bir hamle olduğunu savundu. Açıklamasında, “Zulme karşı mukavemet gösterdiğim, Cumhuriyet değerlerimizi, parti değerlerimizi, davamızı ve dava arkadaşlarımızı satmadığım için; İl Başkanlığı önünde yaptığımız basın açıklaması gerekçe gösterilerek ihracımın talep edildiği ‘Şeref Nişanem’ tarafıma ulaştırılmıştır” ifadelerine yer veren Kaplan, süreç boyunca yaşananların hukuka uygun olmadığını ileri sürdü. Kaplan, daha önce gerçekleşen İl Başkanlığı seçimleri ile görevden alınma sürecinin de hukuki zeminden uzak olduğunu savunarak, tüm bu gelişmelere rağmen yargı yoluna başvurmayacağını açıkladı. Bu kararının gerekçesini ise Türkiye’de muhalefet partileri üzerinde oluşabilecek yeni siyasi kriz ihtimallerine bağladı. Açıklamasında dikkat çeken “mutlak butlan” göndermesiyle Kaplan, başka muhalif partilerde yaşanan siyasi ve hukuki tartışmaların benzerinin İYİ Parti’de yaşanmasının ülkeye zarar vereceğini düşündüğünü ifade etti. Kaplan, “Sırf başka muhalif partilere uygulanan siyasi ‘mutlak butlan’ tarifesinin bir muhalefet partisine daha uygulanması ve bunun ülkemize zarar vermesi ihtimaline dair taşıdığım endişe sebebiyle; bu talebe karşı hukuki yollara başvurmuyor, kurulduğu ilk günden beri emek sarf ettiğim İYİ Parti üyeliğimden istifa ediyorum” dedi. İstifasının siyasi mücadeleden geri çekileceği anlamına gelmediğini özellikle vurgulayan Kaplan, Cumhuriyet değerleri ve meşru siyaset anlayışına bağlılığının süreceğini ifade etti. Kaplan açıklamasının sonunda, “Bu kararım, vatanımızı müdafaa etme aşkımı söndürmeyecek ve tarafımda meşru siyaset yoluna karşı herhangi bir küskünlük oluşturmayacaktır. Tüm gerçek dava arkadaşlarımdan haklarını helal etmelerini diliyorum. Allah’a emanet olun” ifadelerini kullandı. “Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet!” sözleriyle açıklamasını tamamlayan Kaplan’ın istifası, Bursa teşkilatlarında süregelen iç tartışmaların daha da derinleştiği yorumlarına neden oldu. Özellikle Osmangazi ve Mudanya’da peş peşe gelen istifalar sonrası gözler şimdi İYİ Parti Bursa İl Teşkilatı’na çevrilirken, parti yönetiminin yaşanan gelişmelere ilişkin nasıl bir yol haritası izleyeceği merak konusu oldu.

“SAĞLIK HAKKI SATIŞA ÇIKARILAMAZ” Haber

“SAĞLIK HAKKI SATIŞA ÇIKARILAMAZ”

Halkın Kurtuluş Partisi (HKP) Bursa İl Başkanı Halil Ağırgöl, özelleştirme kapsamına alınan kamu hastaneleriyle ilgili son gelişmelere yönelik son derece sert ifadeler içeren kapsamlı bir basın açıklaması yayımladı. Açıklamada, iktidarın sağlık alanındaki politikaları ağır sözlerle eleştirilirken, söz konusu satış girişimleri “halkın en temel hakkına doğrudan müdahale” olarak nitelendirildi. Ağırgöl, açıklamasında iktidarı “kamu varlıklarını sistematik biçimde tasfiye etmekle” suçlayarak, Türkiye’de yıllardır sürdürülen özelleştirme politikalarının ülkenin ekonomik ve sosyal yapısında derin tahribat yarattığını savundu. “Halk düşmanı, talancı ve vurguncu anlayış; halkımızın alın teriyle kurulan Cumhuriyet değerlerini bir bir elden çıkarmaktadır” ifadeleriyle tepkisini dile getiren Ağırgöl, sağlık kurumlarının satışa çıkarılmasını ise “kabul edilemez bir kırılma noktası” olarak tanımladı. “KAMU VARLIKLARI TEK TEK ELDEN ÇIKARILIYOR” Açıklamada, bugüne kadar gerçekleştirilen özelleştirmelere de değinilerek, doğal kaynaklardan altyapı yatırımlarına kadar pek çok stratejik alanın özel sermayeye devredildiği belirtildi. Ağırgöl, “Derelerden ormanlara, madenlerden köprülere kadar her şey satıldı. Şimdi sıra halkın en temel hakkı olan sağlığa gelmiştir” diyerek sürecin geldiği noktaya dikkat çekti. Cumhurbaşkanlığı kararıyla Bursa’da bazı taşınmazların satışa çıkarıldığını hatırlatan Ağırgöl, özellikle sağlık alanındaki bu adımların toplum açısından ağır sonuçlar doğuracağını ifade etti. BURSA’DA SATIŞ LİSTESİNE GİREN SAĞLIK KURUMLARI HKP’nin açıklamasında, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından satış planına dahil edildiği belirtilen sağlık kuruluşları da tek tek sıralandı: Eski Bursa Devlet Hastanesi Bursa Ağız ve Diş Hastanesi Ali Osman Sönmez Onkoloji Hastanesi Ümran Sönmez Medikal Onkoloji Kliniği Mustafakemalpaşa Tepecik 7 Nolu Aile Sağlığı Merkezi Ağırgöl, bu kurumların yalnızca birer bina değil, halkın sağlık güvencesinin somut karşılığı olduğunu vurgulayarak, “Bu kurumlar satılamaz; çünkü bunlar ticari meta değil, kamusal haktır” dedi. “HALKIN SAĞLIK HAKKI HEDEFTE” Basın açıklamasında, mevcut ekonomik koşullarda vatandaşların zaten ciddi bir geçim krizi yaşadığına dikkat çekilerek, sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesinin yoksulluğu daha da derinleştireceği ifade edildi. Ağırgöl, “İşsizlik, pahalılık ve yoksullukla mücadele eden halkımızın şimdi de sağlık hakkı elinden alınmak istenmektedir. Bu, sosyal devlet ilkesinin açıkça yok sayılmasıdır” değerlendirmesinde bulundu. “ÇÖZÜM ÖRGÜTLÜ MÜCADELEDİR” Ağırgöl, açıklamasının devamında bu sürecin ancak toplumsal örgütlenme ve ortak mücadeleyle durdurulabileceğini savundu. Halkı mücadeleye çağıran HKP Bursa İl Başkanı, “Bu karanlık tabloyu değiştirecek olan güç, örgütlü halkın kendisidir” dedi. HKP’NİN SAĞLIK VİZYONU: PARASIZ VE KAMUSAL SİSTEM Açıklamada ayrıca Halkın Kurtuluş Partisi’nin programında yer alan sağlık politikalarına da geniş yer verildi. Buna göre; Sağlık hizmetlerinin tamamen kamusal bir hak olarak yeniden yapılandırılacağı, Tüm sağlık hizmetlerinin parasız olacağı, Sağlıktan kâr elde edilmesinin yasaklanacağı, Koruyucu hekimliğin esas alınacağı ve aile hekimliği sisteminin yaygınlaştırılacağı, Hastanelerin halkın ve sağlık emekçilerinin söz sahibi olduğu demokratik bir yapıyla yönetileceği vurgulandı. “HASTANELER HALKINDIR” Ağırgöl, açıklamasını güçlü sloganlarla tamamladı: “Sağlık haktır, satılamaz! Hastaneler halkındır, satılamaz!” HKP Bursa İl Örgütü tarafından yapılan bu açıklama, Bursa’da sağlık alanındaki özelleştirme tartışmalarını yeniden alevlendirirken, konunun önümüzdeki günlerde siyasi gündemin üst sıralarında yer alacağını gösteriyor.

İYİ Parti Bursa’da Kriz Derinleşiyor: Peş Peşe Görevden Almalar Sonrası İstifa Depremi Haber

İYİ Parti Bursa’da Kriz Derinleşiyor: Peş Peşe Görevden Almalar Sonrası İstifa Depremi

İYİ Parti Bursa teşkilatında son günlerde yaşanan görevden almalar, parti içinde ciddi bir krize dönüştü. Peş peşe gelen kararların ardından çok sayıda ilçe yönetimi istifa hazırlığına girerken, parti tabanında da büyük rahatsızlık yaşandığı belirtiliyor. Gözler şimdi cumartesi günü yapılması beklenen toplu açıklamaya çevrildi. Görevden Almalar Tartışma Yarattı Parti kulislerinde tansiyonu yükselten süreç, il yönetimine muhalefetiyle bilinen Mudanya İlçe Başkanı Erdönmez’in görevden alınmasıyla başladı. Ardından Osmangazi İlçe Başkanı Hüseyin Bozkurt Kaplan’ın da genel merkez kararıyla görevden uzaklaştırılması, teşkilatlarda adeta deprem etkisi yarattı. Seçimle göreve gelen ilçe başkanlarının görevden alınmasına birçok teşkilat sert tepki gösterdi. Altı İlçeden İstifa Kararı Bugün gerçekleştirilen toplantının ardından çok sayıda ilçe yönetiminin ortak tavır aldığı öğrenildi. Edinilen bilgilere göre; Orhaneli Nilüfer Mustafakemalpaşa Keles Büyükorhan Harmancık ilçe yönetimleri, alınan görevden alma kararlarını protesto etmek amacıyla istifa kararı aldı. Bu ilçelerdeki yöneticilerin, demokratik iradeyle seçilmiş kadrolara yönelik müdahaleleri kabul etmedikleri ve parti içi işleyişe zarar verildiğini düşündükleri ifade ediliyor. “Operasyonun Arkasında Kim Var?” İddiaları Bursa siyaset kulislerinde en çok konuşulan başlıklardan biri ise görevden alma sürecinin arkasında kimlerin olduğu iddiası oldu. Parti içerisinde yürütülen operasyonun arkasında İYİ Parti Bursa Milletvekilleri Hasan Toktaş ve Selçuk Türkoğlu’nun bulunduğu öne sürülüyor. Söz konusu iddialar henüz resmî olarak doğrulanmazken, yaşanan gelişmeler teşkilat içinde kutuplaşmayı daha da artırmış durumda. Kurucu Kadrolarda Büyük Kopuş Beklentisi İstifa sürecinin yalnızca ilçe yönetimleriyle sınırlı kalmayacağı da konuşuluyor. Partiye kuruluş döneminde emek veren çok sayıda ismin de ayrılık hazırlığında olduğu belirtilirken, istifa edecek kurucu kadroların sayısının binleri aşabileceği iddia ediliyor. Bu gelişme gerçekleşirse, Bursa teşkilatında bugüne kadar yaşanan en büyük kopuşlardan biri olarak kayıtlara geçebilir. Cumartesi Günü Kritik Açıklama İstifa eden veya etmeye hazırlanan ilçe yönetimlerinin cumartesi günü ortak bir basın açıklaması yapması bekleniyor. Açıklamada hem görevden almalara tepki gösterilmesi hem de teşkilatların bundan sonraki yol haritasının paylaşılması öngörülüyor. Bursa’da Siyasi Dengeler Değişebilir İYİ Parti Bursa teşkilatında yaşanan bu sarsıntının yerel siyasete de yansımaları olabileceği değerlendiriliyor. Özellikle yerel seçimler sonrası teşkilat yapısını korumaya çalışan partide, yaşanacak kitlesel istifaların hem saha çalışmalarını hem de seçmen motivasyonunu etkilemesi bekleniyor. Parti yönetiminin kriz karşısında nasıl bir adım atacağı ve cumartesi günü yapılacak açıklamanın ardından sürecin nasıl şekilleneceği merakla bekleniyor.

A Parti Bursa’dan okullarda şiddete karşı sert çıkış: “Artık yeter!” Haber

A Parti Bursa’dan okullarda şiddete karşı sert çıkış: “Artık yeter!”

Anahtar Parti Genel Merkez Eğitim Politikaları Başkanlığı tarafından 81 ilde organize edilen basın açıklaması, Bursa Milli Eğitim Müdürlüğü önünde gerçekleşti. Açıklamaya Eğitim Politikalarından Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Kemal Karakaya, ilçe başkanları ve il-ilçe yöneticileri ile parti mensupları katıldı. “Her Çocuk Devlete Emanet” Toplumun derin bir endişe içinde olduğunu vurgulayan Aslan, velilerin çocuklarını okula gönderirken artık tedirginlik yaşadığını ifade etti. Okulların güvenli alanlar olması gerektiğinin altını çizen Aslan, “Okul kapısından giren her çocuk bizlere emanettir. Ancak bugün bu emaneti korumakta ciddi zafiyetler yaşandığı ortadadır” diye konuştu. “Sadece Kınamak Yetmez” Yaşanan olayların ardından yalnızca kınama mesajlarıyla ilerlemenin yetersiz olduğunu dile getiren Aslan, somut ve profesyonel adımlar atılması gerektiğini belirtti. Güvenlik meselesinin temennilerle değil, sistemli çözümlerle ele alınması gerektiğini vurguladı. 3 Maddelik Güvenlik Çağrısı Aslan, eğitim kurumlarında uygulanması gereken üç temel öneriyi kamuoyuyla paylaştı: 1-Özel eğitimli güvenlik personeli: Çocuk psikolojisi, kriz yönetimi ve öfke kontrolü alanlarında eğitim almış uzmanların okullarda görev yapması 2-Akıllı kartlı giriş sistemleri: Okullara giriş-çıkışların kontrol altına alınması *3-Yapay zekâ destekli güvenlik: Şüpheli hareketlerin önceden tespit edilerek emniyet birimlerine anlık bildirilmesi “Güvenli Okul, Güvenli Gelecek” Eğitimde şiddetin sadece kınanarak sona ermeyeceğini vurgulayan Aslan, “Çocuklarımızın korkmadan teneffüse çıkabildiği, öğretmenlerimizin can güvenliği endişesi taşımadığı bir eğitim ortamı istiyoruz” dedi. Açıklamasında hayatını kaybeden öğretmen ve öğrenciler için rahmet dileyen Aslan, yetkililere çağrıda bulunarak okulların birer “güven adasına” dönüştürülmesi için önerilerinin hızla hayata geçirilmesini istedi. Basın açıklaması, “Çocuklarını koruyamayanların koruyacak başka hiçbir şeyi kalmaz. Çocuklarımızı korumak, geleceğimizi korumaktır” sözleriyle sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.