Hava Durumu

#Bağ Evi

Gürsu Haber - Bağ Evi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bağ Evi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İmar Yasasına Takılanlar Derneği’nden Mudanya’daki Yıkım Kararına Sert Tepki Haber

İmar Yasasına Takılanlar Derneği’nden Mudanya’daki Yıkım Kararına Sert Tepki

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu, Bursa’nın Mudanya ilçesinde 10 Mart – 15 Nisan tarihleri arasında onlarca yapının yıkılacağına ilişkin belediye açıklamasına sert sözlerle tepki gösterdi. Hacıoğlu, barınma hakkının anayasal ve evrensel bir hak olduğunu vurgulayarak, “Devletin görevi yurttaşın evini başına yıkmak değil, güvenli hale getirmektir” dedi. “Barınma Temel Haktır, İdari Tasarrufla Ortadan Kaldırılamaz” Hacıoğlu açıklamasında, imar mevzuatının amacının cezalandırmak değil, düzenlemek ve güvenliği sağlamak olduğunu belirtti. Özellikle “bağ evi” niteliğindeki yapıların hedef alınmasına tepki gösteren Hacıoğlu, şu ifadeleri kullandı: “Kendi arazisi üzerinde, deprem riski taşımayan, az katlı ve yaklaşık 15 yıllık yapılarda yaşayan vatandaşın kapısına yıkım ekipleri gönderilmesi hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. O kapıya önce teknik denetim uzmanları gelmelidir.” Hacıoğlu, kamu otoritelerinin planlama ve ruhsat süreçlerindeki ihmallerinin faturasının tek taraflı biçimde vatandaşa kesilemeyeceğini belirterek, “Elektriği, suyu, kanalizasyonu, asfalt yolu kamu eliyle yapılmış; altyapısı getirilmiş bu yapılar yıllarca görmezden gelinirken bugün hangi kamu yararı gerekçesiyle toplu yıkım gündeme getiriliyor?” diye sordu. Mudanya’da Toplu Yıkım İddiası: “Bu Bir Planlama Krizi” Mudanya Belediyesi tarafından 10 Mart–15 Nisan tarihleri arasında ilçedeki çok sayıda yapının yıkılacağı yönündeki bilgilendirme, bölge sakinleri arasında ciddi bir tedirginlik yarattı. İlçede özellikle bağ evi statüsündeki, düşük yoğunluklu ve müstakil yapıların hedef alındığı ifade ediliyor. Hacıoğlu’na göre mesele yalnızca ruhsat teknikliği değil; doğrudan planlama politikalarının yarattığı yapısal bir sorun: Uzun yıllar boyunca fiilen yerleşime açılan alanlar, Kamu hizmeti götürülerek yerleşim teşvik edilen bölgeler, Denetim mekanizması işletilmeden oluşan yapılaşma pratiği, Ardından gelen ani ve toplu yıkım kararları… “Bu tablo bir ‘kaçak yapılaşma krizi’ değil, bir ‘planlama ve denetim zaafı’ krizidir” diyen Hacıoğlu, belediyeye sert çağrıda bulundu: “Sorunun kökeninde idarenin ihmali varsa, çözüm de idarenin sorumluluk üstlenmesiyle başlar.” “Kayıt Dışılık Değil, Denetim İstiyoruz” İmar Yasasına Takılanlar Derneği’nin talebi net: Af değil, keyfiyet değil; sistematik ve teknik bir denetim süreci. Hacıoğlu, önerilerini maddeler halinde sıraladı: Yapı stokunun envanteri çıkarılsın. İlçe genelinde tüm yapıların mühendislik esaslarına göre teknik incelemesi yapılsın. Deprem güvenliği esas alınsın. Risk taşımayan az katlı yapılar tescil edilerek hukuki statü kazansın. Zayıf yapılar güçlendirilsin. Yıkım son çare olmalı; güçlendirme ve iyileştirme öncelikli çözüm olarak benimsenmeli. Kademeli ve şeffaf bir geçiş süreci tanımlansın. Vatandaş mağdur edilmeden, makul süreler ve teknik rehberlik sağlanarak düzenleme yapılsın. “Biz kayıt dışılık istemiyoruz. Biz denetim istiyoruz” diyen Hacıoğlu, imar hukukunun cezalandırma aracı değil, kamu güvenliğini sağlayan bir düzenleme mekanizması olduğunu vurguladı. “Altyapıyı Getirip Sonra Yıkmak Hukuki Çelişkidir” Mudanya’daki yapıların önemli bölümünün elektrik, su, kanalizasyon ve yol gibi temel altyapı hizmetlerinden yararlandığını hatırlatan Hacıoğlu, şu soruyu yöneltti: “Altyapı hizmetini götüren kamu, fiilen yerleşimi kabul etmiş olmuyor mu? Yıllarca bu yapılar vergilendirilirken, abonelik işlemleri yapılırken, kamu hizmeti sunulurken hukuki sakınca görülmeyen yapılar bugün neden topluca hedef haline getiriliyor?” Hacıoğlu’na göre bu durum, idarenin çelişkili uygulamalarına işaret ediyor ve hukuki güvenlik ilkesini zedeliyor. Mudanya Sakinlerinden Başkan’a Açık Çağrı: “YIKMA!” Mudanya’daki çok sayıda vatandaş, belediye yönetimine “YIKMA” çağrısında bulunarak kararın yeniden gözden geçirilmesini talep ediyor. İlçe sakinleri, söz konusu yapıların büyük bölümünün: Az katlı, Müstakil, Ortalama 15 yıllık, Deprem riski açısından yüksek risk grubunda olmayan yapılar olduğunu ifade ediyor. Vatandaşlar, “Kentsel dönüşüm adı altında değil, teknik inceleme ve güçlendirme modeliyle çözüm istiyoruz” diyerek belediyeden diyalog ve çözüm masası kurulmasını talep ediyor. “Hukuk Devleti Yıkımla Değil, Çözümle Güçlenir” İbrahim Hacıoğlu açıklamasını sert bir uyarıyla tamamladı: “Hukuk devleti, vatandaşıyla kavga eden değil; sorunları teknik, bilimsel ve adil yöntemlerle çözen devlettir. Deprem kuşağında bulunan bir ülkede önceliğimiz güvenliktir; ama güvenlik bahanesiyle sosyal yıkım üretilemez. Yıkım bir çözüm değil, en son başvurulacak idari tasarruftur.” İmar Yasasına Takılanlar Derneği, Mudanya’daki yıkım kararlarının askıya alınması, kapsamlı bir teknik envanter çalışması başlatılması ve vatandaş temsilcilerinin de dahil edileceği bir istişare süreci yürütülmesi çağrısında bulundu. Mudanya’da gözler şimdi belediye yönetiminin atacağı adımlara çevrildi. İlçede önümüzdeki haftalar, imar hukuku, yerel yönetim sorumluluğu ve barınma hakkı ekseninde sert bir tartışmaya sahne olacak gibi görünüyor.

Mudanya’da Yıkım Fırtınası… Haber

Mudanya’da Yıkım Fırtınası…

İmar Yasasına Takılanlar Genel Başkan İbrahim Hacıoğlu adına yapılan sert açıklamada, Mudanya genelinde bağ evleri ve köy yerleşim alanlarını hedef alan yıkım kararlarına adeta ateş püskürüldü. Genel Başkan İbrahim Hacıoğlu, alınan kararların “hukuki değil, vicdani bir çöküş” olduğunu belirterek, “Bu kararlar halkın vicdanında hükümsüzdür” dedi. “Bu Bir İmar Meselesi Değil, Adalet Meselesidir” Açıklamada, son günlerde art arda gündeme gelen yıkım kararlarının toplumda büyük bir huzursuzluk yarattığı vurgulandı. Yıllarca emek verilerek yapılan evlerin bir gecede yıkım tehdidiyle karşı karşıya bırakılmasının kabul edilemez olduğu ifade edilirken, sorunun teknik değil doğrudan bir barınma hakkı ve adalet meselesi olduğu belirtildi. Hacıoğlu, “Bu mesele bağ evi ya da köy içi tartışması değildir. Bu mesele insanların alın terinin, yuvasının ve yaşam hakkının korunması meselesidir” diyerek uygulamalara sert tepki gösterdi. “Yıkımlar Ayrımsız Takip Edilecek” Açıklamada hiçbir mahalle ya da köyün hedef gösterilmediği özellikle vurgulanırken, Mudanya’da alınan tüm yıkım kararlarının ayrım gözetmeksizin takip edileceği belirtildi. Bağ evi, köy yerleşimi veya mücavir alan fark etmeksizin yapılan her uygulamanın eşitlik ve hukuk ilkelerine uygun olup olmadığının izleneceği ifade edildi. “Eğer bir mücadele verilecekse bu mücadele adalet için verilecektir. Eğer bir takip yapılacaksa herkes için yapılacaktır” denildi. Ramazan Ayında Yıkım Tepkisi: “Vicdani Körlük” Açıklamanın en sert bölümlerinden biri ise yıkım kararlarının Ramazan ayına denk getirilmesi oldu. Ramazan’ın sabır, merhamet ve dayanışma ayı olduğuna dikkat çekilerek bu dönemde yapılacak yıkımların: Aileleri psikolojik olarak yıpratacağı Toplumsal tepkiyi büyüteceği Kurumlara olan güveni zedeleyeceği ifade edildi. Hacıoğlu, bu durumu “idari değil vicdani körlük” olarak nitelendirdi. Belediyeye ve Siyasi Partilere Açık Soru Açıklamada doğrudan Mudanya Belediyesi yönetimine ve belediye meclisinde sessiz kalan partilere sert sorular yöneltildi: “Bugün evler yıkılırken hangi taraftasınız?” “Yarın seçim çalışmasına köylere gittiğinizde ne diyeceksiniz?” “Evlerinizi yıktık yine bizi seçin mi diyeceksiniz?” Sessiz kalan siyasi aktörlerin bu suskunluğu halka nasıl açıklayacağı soruldu. “Bu Bir Tehdit Değil Demokratik Hatırlatma” Açıklamada yaklaşan seçimlere de gönderme yapılarak, Mudanya halkının hem yıkanları hem de susanları not ettiği ifade edildi. “Bu bir tehdit değil; demokratik bir hatırlatmadır. Siyaset zor zamanda belli olur” denildi. Yapı Kayıt Belgeleri Tartışması Metinde ayrıca Yapı Kayıt Belgesi sahibi vatandaşların belge iptalleri, para cezaları ve yıkım kararlarıyla karşı karşıya bırakılmasının hukuki güvenlik ilkesine aykırı olduğu savunuldu. Belediyelerin yıllarca plan hazırlamaması, kırsal alanların plansız bırakılması ve idarenin planlama sorumluluğunu yerine getirmemesinin mağduriyetlerin temel nedeni olduğu ifade edildi. İmar Barışı düzenlemesinin bir af olmadığı, fiili durumun tespiti amacı taşıdığı hatırlatılarak geçerli belgelerin iptal edilmesinin kazanılmış haklara açık müdahale olduğu vurgulandı. “Toplumsal Bir Güven Krizi” Deprem gerçeği de hatırlatılan açıklamada, yapıların kayıt altına alınmasının kamu yararı açısından zorunlu olduğu belirtildi. Yapı kayıt mağduriyetinin bireysel değil toplumsal bir sorun olduğu ifade edilerek, vatandaşın devlete güveninin yeniden tesis edilmesi için kapsamlı bir yasal düzenleme çağrısı yapıldı. Sonuç olarak açıklama, Mudanya’da yaşanan yıkım sürecinin sadece bir imar uygulaması değil; siyasi, sosyal ve vicdani boyutları olan derin bir kriz haline geldiğini ortaya koyarken, önümüzdeki süreçte tartışmanın daha da büyüyeceğinin sinyalini verdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.