Hava Durumu

#Atatürk

Gürsu Haber - Atatürk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Atatürk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU: TUTARLI OLACAKSINIZ; BİR GÜN ÖYLE, BİR GÜN BÖYLE OLMAYACAKSINIZ! Haber

YAVUZ AĞIRALİOĞLU: TUTARLI OLACAKSINIZ; BİR GÜN ÖYLE, BİR GÜN BÖYLE OLMAYACAKSINIZ!

Kırıkkale’de düzenlenen Halk Buluşması programına katılan Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, “Alparslan Türkeş’i anıyorsanız, pazarlık kabul etmeyen bir devlet iradesi taşıyacaksınız. Muhsin Yazıcıoğlu diyorsanız, ahlaklı ve tutarlı olacaksınız; bir gün öyle, bir gün böyle olmayacaksınız” dedi. Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, partisinin Kırıkkale İl Başkanlığı açılışı öncesinde düzenlenen Halk Buluşması programına katıldı. Ağıralioğlu, “Atatürk’ün kabrine gidiyorsanız, devletin ve milletin düşmanlarıyla yol yürümeyeceksiniz. Erbakan Hoca’yı anıyorsanız, onun bölgeye dair uyarılarını duyacaksınız. Alparslan Türkeş’i anıyorsanız, pazarlık kabul etmeyen bir devlet iradesi taşıyacaksınız. Muhsin Yazıcıoğlu diyorsanız, ahlaklı ve tutarlı olacaksınız; bir gün öyle, bir gün böyle olmayacaksınız” diye konuştu. Yavuz Ağıralioğlu, konuşmasında özetle şunları söyledi: “Memleket zor zamanlara düştüğünde, arkamızda bulunan fotoğrafa bakar, talip olduğumuz mesuliyeti oradan alırız. Arkamda kalpaklı bir Mustafa Kemal Atatürk fotoğrafı var. Devlet zor durumdaysa, millet dara düşmüşse; bu millet başına kalpağını geçirir, iradesini milletine adar. 2026 yılında omuzlarımıza düşen sorumluluk da budur. Ay yıldızlı al bayrağın altında, kalpaklı Atatürk’ün önünde Türk milletinin istikbaline yürümeye söz verilir. Bugün aynı zamanda, ömrünü devleti güçlü, milleti kudretli kılmaya adamış, çileli bir mücadele vermiş Alparslan Türkeş’in vefat yıl dönümü. Zindanlarla, idam sehpalarıyla sınanmış bir iradenin sahibine rahmet olsun. MUHSİN YAZICIOĞLU HER EVDEN BİR FATİHA ALDI! Yakın zamanda kaybettiğimiz Muhsin Yazıcıoğlu… Her evden oy alamamış olabilir ama her evden bir Fatiha almış bir memleket evladıdır. Ona da rahmet olsun. Çünkü memleket zordadır, dardadır. Bu memleketin ufkuna bela düşmesin diye yıllar önce uyaran, ‘Suriye düşerse Irak gider, Irak yıkılırsa İran hedef olur, sıra Türkiye’ye gelir’ diyen Necmettin Erbakan’ı da bugün hatırlıyoruz. Siyaset bazen eskiyi anar, ‘eskiden böyleydi’ diye konuşur. Nezaketi, siyasi terbiyeyi hatırlar. Aynı kürsülerde rakip olup memleket meselelerini konuşabilen liderleri hatırlar. Bülent Ecevit’i, Süleyman Demirel’i bu yönleriyle anar. Ama ben bunları sadece rahmet dilemek için söylemiyorum. Ölenlerin büyük, kalanların küçük olduğu bir millet olamayız. Aksi halde bu topraklarda tutunamayız. Rahmet dilediğimiz insanların ahlakına, cesaretine, ikazlarına sırt dönerek siyaset yapamayız. Bugün kime rahmet diliyorsak, onun temsil ettiği iradeyi taşımak zorundayız. TERÖRİSTLERLE YAN YANA DURAMAYIZ! Dün ‘kibar’ dediklerimizi anıp bugün kaba olamayız. Dün ‘inançlı’ dediklerimizi anıp bugün inançsız davranamayız. Dün ‘cesur’ dediklerimizi anıp bugün korkak olamayız. Dün ‘ilkeli’ dediklerimizi anıp bugün ilkesiz olamayız. Dün devleti ve milleti korumak için terörle mücadele edenleri överken, bugün teröristlerle yan yana duramayız. Dün ‘aman ha’ diye uyaranları unutup Amerika’nın azgınlığına da, İsrail’in şımarıklığına da sessiz kalamayız. Eğer mezarlara gitmeye hakkımız olsun istiyorsak, o mezarların önünde hangi hakikatle durmamız gerektiğini unutmamalıyız. Atatürk’ün kabrine gidiyorsanız, devletin ve milletin düşmanlarıyla yol yürümeyeceksiniz. Erbakan Hoca’yı anıyorsanız, onun bölgeye dair uyarılarını duyacaksınız. Alparslan Türkeş’i anıyorsanız, pazarlık kabul etmeyen bir devlet iradesi taşıyacaksınız. Muhsin Yazıcıoğlu diyorsanız, ahlaklı ve tutarlı olacaksınız; bir gün öyle, bir gün böyle olmayacaksınız. YAŞADIĞIMIZ HİÇBİR SORUN FAİLİ MEÇHUL DEĞİL! Türkiye’nin ekonomik ve kurumsal sorunları ortadadır. İşsizlik var, enflasyon var, yüksek faiz var. Eğitimde kalite kaybı var, liyakat eksikliği var. Bugün yaşadığımız hiçbir sorun faili meçhul değildir. Yanlış ekonomi politikaları ve plansız yönetim bu memleketi bu hale getirmiştir. Ama bu milletin gücü vardır. Bu milletin toprağı var, suyu var, yetişmiş insanı var. Doğru planlama yapılırsa bu ülke yeniden ayağa kalkar. Millete umut olmanız için size yetki verildi. Ama siz millete umut olmak yerine kabus oldunuz. Millet size umut olun diye yetki verdi; bugün çıkıp terörle ilgili söylem değiştiriyorsunuz. Bu kabul edilemez. TÜRKİYE AYAĞA KALKMAK ZORUNDADIR! Biz bir parti hevesiyle yola çıkmadık. Biz millet iddiasıyla yola çıktık. Bu memlekette millete yük olan değil, millete omuz veren bir siyaset kuracağız. Bu ülkeye aidiyet hisseden, bu bayrağın altında kendini ait hisseden herkes bu yürüyüşün parçasıdır. Türkiye ayağa kalkmak zorundadır. İçinde bulunduğumuz şartlar bunu bir tercih olmaktan çıkarmıştır. Güçlü bir devlet ve planlı bir gelecek artık zorunluluktur. Biz bu yola şerefli bir mücadele için çıktık. Başarırsak da şeref, yolda kalırsak da şeref. Ama bu millet için yürümekten asla vazgeçmeyeceğiz.”

“Belediyeler Sarayın Değil, Halkın!” Haber

“Belediyeler Sarayın Değil, Halkın!”

Yaka, konuşmasına Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün devrimci vizyonunu hatırlatarak başladı. “Bugün, Türk kadınına belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkının tanındığı devrimsel kanunun yıldönümü. Bu, Cumhuriyetimizin kadın-erkek eşitliği yolunda attığı en radikal adımdır. Artvin Kılıçkaya’da Türkiye’nin ilk kadın belediye başkanı Sadiye Hanım’ı, ilk kadın muhtar Gül Esin’i ve eşitlik mücadelesine destek veren tüm kahramanlarımızı saygıyla anıyoruz” dedi. Kadın mücadelesinin CHP için ana omurga olduğunu vurgulayan Yaka, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ne yazık ki 96 yıl önce kazanılan bu haklar, gericiliğin, vesayet zihniyetinin ve kadını siyasetten dışlamaya çalışan anlayışların hedefi olmaya devam ediyor. Belediyeler, iktidarın keyfi kayyum uygulamalarıyla gasp ediliyor, kadın belediye başkanlarımız hedef alınıyor. Halkın iradesi yok sayılarak atanmış kişilerle yönetilmek isteniyor. Bu, Atatürk’ün halkın doğrudan temsil alanı olarak gördüğü yerel yönetim anlayışıyla tamamen çelişiyor.” Yaka, CHP’nin halk iradesinden asla taviz vermeyeceğini yüksek bir sesle duyurdu: “Belediyeler sarayların değil, halkındır! Biz Cumhuriyet Halk Partisi’li belediyeler olarak bunu gururla haykırıyoruz. Kadınları eve hapseden zihniyete inat, yalnızca 2 yıl içinde tam 801 kreş açtık; çocuklarımızın güvenliğini sağlıyor, kadınların iş gücüne katılımını destekliyoruz. ‘Eğitim, hiçbir gencin maddi durumuna kurban edilemez!’ anlayışıyla 77 öğrenci yurdumuzla gençlerimizin yanındayız. 172 Kent Lokantası ile yoksul vatandaşlarımızın ve öğrencilerimizin sofrasındayız. 173 Halk Market, Halk Mandıra ve Halk Ekmek noktalarımızla hem bütçeyi koruyor hem de yerel üreticiyi destekliyoruz. Ve bunu, tutuklu belediye başkanlarımıza rağmen, kayyuma inat, halkın iradesiyle yaptık.” Asuman Yaka, mesajını netleştirdi: “Oya Tekin’in tutuklandığı yerde biz kreş açarız. İktidarın vesayet hayalleri kurduğu her belediyede halkın sofrasını kurarız. Cumhuriyet kadınları olarak halk için çalışmaktan ve eşitliği savunmaktan asla vazgeçmeyeceğiz.” Yaka, açıklamasını CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in sözleriyle tamamladı: “Eşitlik olmadan tam demokrasi olmaz. Kadınlar siyasetin öznesidir, karar mekanizmalarının eşit ve vazgeçilmez ortağıdır.”

CHP Bursa: Milletten korkanlar kaybedecek Haber

CHP Bursa: Milletten korkanlar kaybedecek

CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, 19 Mart'ın 1. yıl dönümünde bir açıklama yaparak, yaşanan süreci “millet iradesini savunma mücadelesi” olarak nitelendirdi. ↵ İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, Cumhuriyet Halk Partisi’nin adil ve demokratik bir Türkiye hedefi doğrultusunda mücadele verdiğini belirterek, “Bu mücadele; adaletsizliğe karşı hukuku, yalana karşı gerçeği savunmanın ve seçimlerde yenilmekten korktukları için darbe yapmaya çalışanlara karşı millet iradesini korumanın mücadelesidir” dedi. ↵ Yeşiltaş'ın açıklaması şu şekilde: ↵ “Cumhuriyet Halk Partisi, umudun, azmin, adil ve demokratik bir Türkiye’ye olan inancının partisi olarak büyük bir mücadele vermeye devam etmektedir. ↵ Bu mücadele adaletsizliğe karşı hukuku, yalana karşı gerçeği ve seçimlerde yenilmekten korktukları için darbe yapmaya çalışanlara karşı millet iradesini savunmanın mücadelesidir. ↵ Cumhuriyet Halk Partisi, 2019 yılında Ankara ve İstanbul dahil olmak üzere ülkemizin birçok büyükşehir belediyesini yönetmeye hak kazanmış, 2024 yerel seçimlerinde bu başarısını katlamış, Türkiye’nin birinci partisi olmuştur. 6 Mayıs 2019’da yine yalan, iftira ve hukuk mühendisliğiyle İstanbul seçimlerini iptal edenler, Cumhuriyet Halk Partisi’nin yürüyüşünü durdurmak için bu tarihten itibaren sürekli yargı tacizleri ve siyasetin emriyle düzenlenen yargı süreçlerini uygulamaya koymuştur. ↵ Belediyelerimizin önüne idari ve mali engeller konulmuş, fakat halkçılığın kaleleri haline gelen belediyelerimiz bütün imkanlarıyla millete hizmete koşmuştur. Karalamalar, iftiralar ve kumpaslarla yıpratmaya çalıştıkları CHP belediyeciliği, kötü söze kulak asmamış, milletin gözündeki umuda layık olabilmek için var gücüyle çalışmıştır. ↵ Milletin teveccühüne layık olmak, Türkiye’yi içine düşürüldüğü ekonomik kriz, adaletsizlik ve siyasi istikrarsızlıktan kurtarmak için iktidara yürüyen partimiz, bu yolda çok önemli bir adım atmış ve “önce CHP’de, sonra Türkiye’de değişim” yolunu açmıştır. ↵ Değişim yolunun ilk zaferi olan 2024 yerel seçimlerinde milletimiz, Cumhuriyet Halk Partisi’ni Türkiye’nin birinci partisi mertebesine yükseltmiş ve iktidara güçlü bir uyarıda bulunmuştur. Fakat ne yazık ki bugün gelinen noktada, milletin uyarılarını dinleyen değil, onları susturmaya çalışan bir yapıyla karşı karşıyayız. ↵ Partimizin ön seçimlerinde 15,5 milyon insanımızın iradesiyle Cumhurbaşkanı adayımız olan Sayın Ekrem İmamoğlu ve beraberindeki birçok seçilmiş belediye başkanımız, partili yol arkadaşlarımız ve çalışma arkadaşlarımız hukuksuzca kurgulanan bir muhalefeti yok etme kumpası sebebiyle bugün cezaevlerindedir. ↵ Milletin yürüyüşünden, CHP’nin mücadelesinden, Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun halktaki karşılığından çekinenler; başlığı Ekrem İmamoğlu’nu hapse atmak, içeriği CHP’yi durdurmak, özü ise millete karşı baş kaldırmak olan operasyonlar silsilesi ile darbe girişimi niteliğinde bir garabeti Türkiye’ye yaşatmıştır. ↵ Aylar boyunca medyada asılsız iddialarla karalama kampanyaları yapılmış, dava kapsamında tutuklu olan bazı kişiler tehdit ve şantaj ile iftiracı olmaya zorlanmış, “görmüştüm, duymuştum”, şeklindeki ifadelerle delilden yoksun bir iddianame oluşturulmuştur. Bu kumpas, yalan ve iftira sürecini yürüten kişiye ödül olarak bu devletin Adalet Bakanlığı makamı verilmiş, adalet ve kamu düzeni yerle bir edilmiştir. ↵ Milletin ve muhalefetin bu hukuksuzluğa dair sorularına ve sorgulamalarına hiçbir iktidar mensubu cevap verememiş, “yaptım, oldu” zihniyetiyle Cumhuriyet’i kuran partiyi durdurabileceklerini zannetmişlerdir. ↵ 9 Mart’tan beri devam eden duruşmalarda ise asıl niyetin adil bir yargılama yapmak değil, milletin Cumhurbaşkanlığı görevini tevdi etmek için gün saydığı Sayın Ekrem İmamoğlu’nun gelişini geciktirmek, suyu bulandırmak ve algı oluşturmak olduğunu tüm Türkiye görmüştür. ↵ Türkiye için artık buradan geri dönüş yoktur. Milletten korkanlar kaybedecek, millete koşanlar kazanacaktır. Biz bugün geldiğimiz noktada, dünden bile daha cesur, daha çalışkan ve daha umutluyuz. ↵ Hukuka aykırı olarak düzenlenen CHP’yi durdurma, muhalefeti yok etme ve Sayın Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığını engelleme kumpasına karşı canla başla mücadele etmeye devam edeceğiz. ↵ İktidara hazırlığımızı hız kesmeden sürdürecek, milletin dertlerine, devletin ihtiyaçlarına ve geleceğimiz için yapmamız gerekenlere var gücümüzle odaklanarak milletin iktidarının yolunu açacağız. ↵ Durmayacağız, susmayacağız, bir an bile yorulmayacağız! Yalan ve iftirayla nice vatan evladını ailesinden uzak, özgürlüğünden mahrum bırakanların kumpasına karşı hukukun ve gerçeklerin yanında duracağız. Türkiye’ye sürekli olarak kaos, kriz ve istikrarsızlık yaşatanları durduracağız. ↵ Halkın iradesiyle belirlenen iktidarı kuracağız. ↵ Adaleti, demokrasiyi ve bizlere Atatürk’ün emaneti Cumhuriyeti son nefesimizi verene kadar koruyacağız! ↵

Karaduman’dan Sert Çıkış: “Gemlik’te Sivil Toplum Kimsenin Arka Bahçesi Değildir!” Haber

Karaduman’dan Sert Çıkış: “Gemlik’te Sivil Toplum Kimsenin Arka Bahçesi Değildir!”

Orhan Karaduman, Gemlik’te faaliyet gösteren hemşeri dernekleri ve son dönemde tartışmaların odağı haline gelen Dernekler Platformu hakkında sert ve dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Karaduman, sivil toplum kuruluşlarının asli görevlerinden uzaklaştırılmasına ve ayrıştırıcı bir anlayışın ortaya çıkmasına asla izin vermeyeceklerini belirterek, “Gemlik’te sivil toplum gücünü kullanarak kimse toplumu ayrıştıramaz” dedi. “Sivil Toplumun Amacı Festival Değil, Toplumsal Dayanışmadır” Gemlik’te faaliyet gösteren hemşeri derneklerinin bir araya gelerek oluşturduğu platformun başkanlığına kısa süre önce Bayram Bozdemir’in seçildiğini hatırlatan Karaduman, sivil toplum anlayışının yalnızca organizasyon ve festivallerle sınırlandırılmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı. Karaduman açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Dernekçilik; birkaç festival düzenleyip maddi desteklerle boy göstermek değildir. Hemşehri dernekleri bu şehrin sosyal dokusunun önemli bir parçasıdır. Bu kurumlar Gemlik’in ortak vicdanını temsil etmek zorundadır. Sadece etkinlik yapmakla yetinen, şehir hayatına gerçek anlamda katkı sunmayan bir anlayış sivil toplumun ruhuna aykırıdır.” “Gemlik’in Ortak Alanları Kimsenin Özel Alanı Değildir” Karaduman, şehir merkezinde yeşil alan içinde derneklere tahsis edilen yerlerle ilgili de önemli bir noktaya dikkat çekti. Bu alanların Gemlik halkına ait olduğunu hatırlatan Karaduman, dernek yöneticilerinin bu gerçeği unutmaması gerektiğini söyledi. “Gemlik’in merkezinde, halkın ortak kullanımına açık olan yeşil alanlarda tahsis edilen her metrekare aslında Gemlikli hemşehrilerimizin hakkıdır. Bu alanları kullanan herkes bu sorumluluğun bilincinde olmalıdır. Hiç kimse kendisine verilen bu imkânı ayrıcalık gibi görmemelidir.” “İYİ Parti’yi Yok Sayan Anlayış Kabul Edilemez” Son günlerde düzenlenen bir davet üzerinden yaşanan tartışmalara da değinen Karaduman, Türkiye’nin önemli siyasi güçlerinden biri olan İYİ Parti’nin dışlanmasını sert sözlerle eleştirdi. Karaduman, şu değerlendirmede bulundu: “Bugün Türkiye’nin üçüncü büyük siyasi partisi konumunda bulunan İYİ Parti’yi yok sayan, görmezden gelen ya da davet süreçlerinde dışlayan bir anlayışın sivil toplumla hiçbir ilgisi yoktur. Sivil toplum kapsayıcıdır. Ayrıştırıcı değil birleştirici olmak zorundadır. Eğer bir platform bu kapsayıcılığı sağlayamıyorsa, orada ciddi bir anlayış sorunu vardır.” “Milli Değerler Konusunda Taviz Verilemez” Karaduman açıklamasında kamuoyunun daha önce de gündeme getirdiği önemli bir rahatsızlığa dikkat çekti. Bazı sivil toplum yöneticilerinin milli bayramlardaki resmi törenlere ve Atatürk’e saygı programlarına yeterince katılım göstermemesi toplumda ciddi bir tepkiye neden olmuştu. Karaduman bu konuda oldukça net konuştu: “Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e saygı bu milletin ortak değeridir. Milli bayramlarımız da bu milletin birlik ve beraberliğinin en güçlü sembolleridir. Bu değerlere mesafeli duran ya da gereken hassasiyeti göstermeyen bir sivil toplum anlayışı kabul edilemez.” “Hiç Kimse Sivil Toplum Gücünü Ayrıştırmak İçin Kullanamaz” Gemlik’te sivil toplum kuruluşlarının siyasi kamplaşmanın aracı haline getirilmesine kesinlikle karşı olduklarını vurgulayan Karaduman, sert ifadelerle şu mesajı verdi: “Buradan açıkça ifade ediyoruz: Gemlik’te hiç kimse sivil toplum gücünü kullanarak ayrıştırıcı bir siyaset yapamaz. Hemşehri dernekleri hiçbir siyasi anlayışın arka bahçesi değildir. Bu kurumlar Gemlik’in ortak vicdanını temsil eder. Bu gerçeği unutan herkes karşısında Gemlik halkını bulacaktır.” “Hiçbir STK Bir Partinin Vagonu Olamaz” Karaduman, Dernekler Platformu ve sivil toplum kuruluşlarının siyasi tarafsızlığını koruması gerektiğini vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü: “İYİ Parti Gemlik İlçe Başkanlığı olarak beklentimiz nettir. Dernekler platformu ve tüm sivil toplum kuruluşları, Gemlik’te ayrışmaya değil birliğe katkı sunan bir anlayışla hareket etmelidir. Hiçbir kişi, hiçbir kuruluş ve hiçbir platform herhangi bir siyasi partinin vagonu olamaz.” “Gemlik’in Sokaklarında Büyüyen Sorunlara Bakın” Karaduman, açıklamasının son bölümünde sivil toplum kuruluşlarına toplumsal sorumluluk çağrısı da yaptı. Gemlik’in yalnızca etkinlik ve davetlerden ibaret olmadığını vurgulayan Karaduman, şehirde giderek büyüyen sosyal sorunlara dikkat çekti. “Gemlik’in sokaklarında büyüyen sorunlar var. Gençlerimizi tehdit eden uyuşturucu gerçeği var. Sosyal çöküntü yaşayan mahalleler var. Sivil toplumun görevi bu sorunlara çözüm üretmektir. Gerçek sorumluluk, şehrin sorunlarına sahip çıkmaktır.” “Gemlik Hepimizin” Açıklamasını güçlü bir mesajla tamamlayan Karaduman, Gemlik’in ortak değerler etrafında birleşmesi gerektiğini vurguladı: “Gemlik hepimizin şehridir. Eğer bu şehirde gerçek bir birlik kurulacaksa, bu birlik kimseyi dışlamadan ve ortak değerlerimize sahip çıkarak kurulacaktır. Herkes bulunduğu makamın sorumluluğunu bilmeli ve Gemlik için üzerine düşeni yapmalıdır. Bu konuda hassasiyetimiz ve takipçiliğimiz kararlılıkla sürecektir.”

“Bizim Duruşumuz Net!” Haber

“Bizim Duruşumuz Net!”

Hürriyetçi Eğitim Sen 2. Olağan Kongresi’nde Sert Mesajlar Verildi: “Bizim Duruşumuz Net!” Bursa – Hürriyetçi Eğitim Sen, Bursa 1 Nolu Şube Başkanı Abit Şenel’in güven tazelediği kongrede açılış konuşmasıyla 2. Olağan Kongresi’ne damgasını vurdu. Sert ve net ifadelerle yapılan konuşmada, eğitim çalışanlarının hakları savunuldu, sendikanın mücadelesine ve ülke genelindeki eğitim sistemine yönelik ciddi eleştirilerde bulunuldu. Şenel, Türkiye’nin zor bir dönemden geçtiğini belirterek, sendika olarak her zaman doğru bildiklerini savunmaya devam edeceklerini ve haksızlık karşısında geri adım atmayacaklarını vurguladı. Kongrede Divan Başkanı Erol Çınar katip Sedat Köroğlu Candan Topçuoğlu üstlenirken sendikanın şube başkanları da hazır bulundu. Hürriyetçi Tarım Orman Sen Genel Başkanı Muzaffer Genç, HÜRSEN İl Temsilcisi Selahattin Gürses ve BİPOLAR Derneği Başkanı Dilek Par selamlama konuşması yaptı. “Sendika, Emekçinin Yanında Durur!” Şenel, açılış konuşmasında, “Hürriyetçi Eğitim Sen, makam sendikacılığı yapmaz. Bizler, emekçinin yanındayız ve haksızlık karşısında her zaman haykıranlardanız. Bugüne kadar geri adım atmadık, bundan sonra da atmayacağız” diyerek sendikal mücadelenin devam edeceğini belirtti. Resen atamalar, özlük haklarındaki kayıplar, liyakatsizlik ve ekonomik adaletsizlikler karşısında Hürriyetçi Eğitim Sen’in en net duruşu sergileyen sendika olduğunu söyleyen Şenel, “Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet karşısında hep ayakta durduk, durmaya da devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. “Kimse Bizim Duruşumuzu Sorgulayamaz” Şenel, Türkiye’nin zor bir süreçten geçtiğini belirterek, “Bugün, ülkeyi yönetenler Anayasamızın temel ilkelerini yok saymaya çalışıyor. Laiklik ve Türklük gibi en temel değerleri silmeye çalışanlar var. Eğitim müfredatından Atatürk’ü silmeye çalışanlar var. Bizim buna göz yummamız mümkün değil!” dedi. “Türklük ile sorunu olanlar, laiklikle sorunu olanlar, Atatürk ile sorunu olanlar, eğitim çalışanlarına şiddet uygulayanlar… Bizim bunlarla hiçbir ortak yönümüz yok!” diyerek, bu kişilere karşı olan net tutumlarını bir kez daha gözler önüne serdi. “Atatürk ve Laik Cumhuriyetin Değerlerine Saldırı Kabul Edilemez” Şenel, özellikle son dönemdeki gelişmeleri eleştirerek, “İmralı’daki terörist başına destek verenler, Atatürk’ün mirasını silmeye çalışanlar, bu milletin iradesine karşı çıkanlar, tarih de affetmeyecek, Türk milleti de affetmeyecektir” diyerek sert bir uyarıda bulundu. Ayrıca, Atatürk’ün değerlerinin yok sayılmasına karşı Hürriyetçi Eğitim Sen’in her zaman mücadele edeceğini söyledi. “Bu Seçim Koltuk Yarışı Değil, Bir Mücadele” Kongre, yalnızca bir koltuk yarışına indirgenmedi. Şenel, “Bu seçim, daha güçlü bir teşkilat için, daha kararlı bir mücadele için ve daha gür bir ses için verilen bir karardır” diyerek, kongrenin önemine dikkat çekti. Başkanlık anlayışlarının sadece “yetki” değil, “sorumluluk” olduğunu belirten Şenel, “Bizim için güç değil, emanet var. Bu emaneti omuzlarımızda taşırken tek rehberimiz üyelerimizin iradesi olacak” dedi. “Birlik Olursak Güçlüyüz” Abit Şenel, son olarak, “Birlik olursak gücümüzü ortaya koyarız, inandığımız yolda yürürsek kazanırız. Eğitimin ve eğitimcilerin onurunu savunmak için burada ve kararlıyız” diyerek, tüm üyelerine çağrıda bulundu. “Bugün vereceğiniz destek yalnızca bir isme değil, bir mücadele anlayışına verilmiş olacaktır. Yolumuz açık, irademiz güçlü, mücadelemiz daimdir” diyerek, Hürriyetçi Eğitim Sen’in önümüzdeki yıllardaki kararlılığını ve mücadelesini bir kez daha teyit etti. Eğitim Çalışanlarının Hakları İçin Verilen Kararlı Mesaj Hürriyetçi Eğitim Sen’in 2. Olağan Kongresi’nde verilen mesajlar, eğitim çalışanlarının hakları ve sendikanın mücadele anlayışı açısından oldukça sert ve net bir tutum sergiledi. Hükümete ve eğitim sistemine yönelik eleştirilerde bulunan sendika yönetimi, eğitim çalışanlarının onurunu koruma ve haklarını savunma noktasında kararlı olduklarını bir kez daha vurguladı. Hürriyetçi Eğitim Sen, gelecekteki mücadelesinin her türlü engelleme girişimine karşı aynı kararlılıkla süreceğini belirtti.

Laiklikten Taviz, Cumhuriyetten Kopuştur Haber

Laiklikten Taviz, Cumhuriyetten Kopuştur

“Laiklikten Taviz, Cumhuriyetten Kopuştur” Bursa Kestel’de gerçekleştirilen genel kurul toplantısında yeniden yapılanan yönetim kadrosu ve yapılan açıklamalar, yalnızca bir dernek faaliyeti olmanın ötesine geçerek ideolojik ve tarihsel bir manifesto niteliği kazandı. Genel kurulda güven tazeleyen Atatürk Düşünce Derneği Kestel Şubesi Dernek Başkanı Ramazan Kestane, özellikle eğitim sistemi üzerinden yürüyen laiklik tartışmalarına sert ifadelerle müdahil oldu. Kestane, son dönemde okullarda yaşandığı ileri sürülen laiklik karşıtı uygulamaların yalnızca anayasal düzeni değil, dinin kendisini de yıprattığını vurguladı. “Dinin bu denli istismar edilmesi, ayaklar altına alınması ve siyasallaştırılması; insanları inançtan değil, istismardan soğutmaktadır” ifadeleri salonda güçlü bir karşılık buldu. “Cumhuriyet Yoktan Var Edildi” Konuşmasının önemli bölümünü Cumhuriyet’in kuruluş şartlarına ayıran Kestane, tarihsel verilerle Cumhuriyet öncesi tabloyu ortaya koydu. 40 bin köyün 37 bininde okul bulunmadığını, erkeklerin yalnızca yüzde 7’sinin, kadınların ise binde 4’ünün okuryazar olduğunu hatırlattı. Kadınların sosyal ve hukuki statüsünün yok hükmünde olduğunu, seçme-seçilme, miras, boşanma ve çalışma hakkının bulunmadığını belirtti. Sağlık alanındaki yetersizlikleri rakamlarla ortaya koyan Kestane; 12 milyonluk nüfusa karşılık yalnızca 337 doktor bulunduğunu, bebek ölüm oranlarının binde 400’ü aştığını, ortalama yaşam süresinin 40 yıl civarında olduğunu ifade etti. Salgın hastalıkların kırıp geçirdiği bir toplumdan modern bir devlete geçişin tesadüf değil, bilinçli bir devrim iradesinin sonucu olduğunu vurguladı. Emperyalizme ve Saray Rejimine Karşı Devrim Konuşmasında, Osmanlı’dan devralınan ağır dış borç yüküne ve yıkılmış altyapıya dikkat çeken Kestane; demiryollarının, limanların ve madenlerin yabancıların elinde olduğunu, kişi başına düşen gelirin 45 dolar seviyesinde bulunduğunu hatırlattı. Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde gerçekleştirilen devrimlerin yalnızca siyasal değil; ekonomik, kültürel ve toplumsal bağımsızlığı hedeflediğini vurgulayan Kestane, hilafetin kaldırılması, eğitim birliğinin sağlanması, üniversite reformu ve tekke-zaviye kapatmalarını “cehaletle topyekûn mücadele” olarak tanımladı. “Her fabrika bir kaledir” anlayışıyla kurulan 46 fabrikanın, üretim ekonomisinin temelini attığını belirten Kestane; devletin liyakat, akıl ve bilim temelinde yönetildiği bir dönemde az zamanda büyük işler başarıldığını söyledi. “Kemalist Devlet Anlayışı Terk Edildi” Günümüze ilişkin değerlendirmesinde ise ton daha da sertleşti. Laik, bilimsel ve kamusal eğitim modelinin aşındırıldığını; sağlık sisteminin ticarileştirildiğini; üretim ekonomisinin terk edilerek ithalata bağımlı bir yapıya geçildiğini dile getirdi. Yargı bağımsızlığı ve kuvvetler ayrılığı ilkelerinin zedelendiğini savunan Kestane, demografik yapıya ilişkin endişelerini de açık ifadelerle dile getirdi. “Cumhuriyet, kimsesizlerin kimsesi olarak yaratıldı. Bugün de aynı bilinçle görevimizin başındayız” diyen Kestane, Kemalizmin “namus sesi”ni yeniden yükseltme iddiasını ortaya koydu. ADD’nin Büyüyen Yapısı Toplantıda paylaşılan verilere göre, Atatürkçü Düşünce Derneği Türkiye genelinde 356 şube, 47 temsilcilik ve 86 bin üyeye ulaşmış durumda. Bu rakamlar, derneğin örgütsel kapasitesinin ve toplumsal tabanının genişlediğini gösteriyor. Genel kurulda yeni üyelere kartları takdim edilirken, divan başkanlığını Osman Fahri Ünal üstlendi. Katiplik görevlerini Doğan Müftüoğlu ve Ufuktan Dede yürüttü. Yeni Yönetim Listesi Açıklandı Yapılan seçim sonucunda Yönetim Kurulu Asil listesi şu isimlerden oluştu: Ramazan Kestane Burhan Gülsevdi Ahmet Genç Ramiz Kara Mediha Emer Gökhan Uyan Emel Nedir Denetleme Kurulu Asil üyeleri ise Ekrem Gürel, Mustafa Rodoplu ve Feyzullah Kılıç olarak belirlendi. Bursa’daki bu genel kurul, yalnızca bir yönetim değişimi değil; Cumhuriyet değerleri etrafında ideolojik bir saflaşmanın da açık beyanı niteliğinde kayda geçti. Dernek yönetimi, önümüzdeki dönemde laiklik, kamusal eğitim ve hukuk devleti başlıklarında daha görünür ve daha yüksek sesli bir mücadele hattı izleyeceklerinin sinyalini verdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.