Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Asgari Ücret

Gürsu Haber - Asgari Ücret haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Asgari Ücret haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

''Her üç emekliden biri taban aylığa bağımlı" Haber

''Her üç emekliden biri taban aylığa bağımlı"

Yenişehir Emek ve Demokrasi Platformu Sözcüsü Erkan Erdem, Temmuz ayında yürürlüğe girmesi beklenen en düşük emekli aylığı düzenlemesine ilişkin yazılı bir açıklama yaparak, milyonlarca emekliyi ilgilendiren düzenlemenin mevcut sorunları çözmekten uzak olduğunu savundu. Meclis'e sunulan torba kanun teklifinde en düşük emekli aylığının 20 bin liradan 23 bin 552 liraya yükseltilmesinin öngörüldüğünü hatırlatan Erdem, emeklilik sisteminde kalıcı ve adil bir reform yapılması gerektiğini söyledi. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunulan torba kanun teklifine göre Temmuz ayından itibaren en düşük emekli aylığının 20 bin liradan 23 bin 552 liraya çıkarılması planlanıyor. Düzenlemeden yaklaşık 5 milyon 100 bin emeklinin yararlanması beklenirken, Yenişehir Emek ve Demokrasi Platformu Sözcüsü Erkan Erdem, söz konusu artışın emeklilerin yaşadığı ekonomik sorunlara kalıcı çözüm getirmeyeceğini belirtti. Erdem, açıklamasında en düşük emekli aylığı uygulamasının yıllar içerisinde giderek daha geniş bir kesimi kapsadığına dikkat çekerek, bu durumun emeklilik sistemindeki bozulmanın en önemli göstergelerinden biri olduğunu ifade etti. "Taban aylık uygulaması giderek yaygınlaşıyor" En düşük emekli aylığı uygulamasının 2019 yılında bin lira olarak hayata geçirildiğini hatırlatan Erdem, o dönemde yaklaşık 800 bin emeklinin bu uygulamadan yararlandığını belirtti. Aradan geçen yıllarda tablonun önemli ölçüde değiştiğini kaydeden Erdem, şu değerlendirmeyi yaptı: "2019 yılında emeklilerin yalnızca yüzde 7'si en düşük emekli aylığı alıyordu. Bugün ise bu oran yüzde 31'e yükseldi. Başka bir ifadeyle artık her üç emekliden biri taban aylığa bağımlı hale geldi. Bu tablo, emeklilik sistemindeki bozulmanın ve emekli gelirlerindeki erimenin en somut göstergesidir." Ortalama emekli aylığı ile taban aylık arasındaki fark kapanıyor Erdem, Temmuz 2026 itibarıyla oluşacak maaş tablosuna ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Buna göre en düşük emekli aylığının 23 bin 552 liraya yükselmesi beklenirken, ortalama emekli aylığının ise bunun yalnızca yaklaşık yüzde 17 üzerinde, yani 27 bin 700 lira seviyesinde olacağı öngörülüyor. Bu verilerin, prim ödeme esasına dayalı emeklilik sisteminin giderek zayıfladığını gösterdiğini belirten Erdem, ortalama maaş ile taban maaş arasındaki farkın her geçen yıl daraldığını ifade etti. "Emekli aylıkları asgari ücret karşısında değer kaybetti" Açıklamada emekli maaşlarının yıllar içindeki alım gücüne de dikkat çekildi. DİSK-AR'ın Temmuz 2025 tarihli araştırmasına atıfta bulunan Erdem, emekli aylıklarının asgari ücret karşısında ciddi oranda gerilediğini belirterek, Mart 2025 itibarıyla ortalama emekli aylığının asgari ücretin yalnızca yüzde 78'i seviyesinde kaldığını ifade etti. Erdem, 2016 yılına kadar emekli aylıklarının asgari ücretin üzerinde seyrettiğini, ancak sonraki yıllarda yüksek enflasyon, yetersiz maaş artışları ve uygulanan sosyal güvenlik politikaları nedeniyle emeklilerin satın alma gücünün önemli ölçüde düştüğünü savundu. Açıklamada, artan gıda fiyatları, kira giderleri, enerji maliyetleri ve sağlık harcamalarının emeklilerin bütçesini her geçen gün daha fazla zorladığına da dikkat çekildi. "En düşük emekli aylığı bir sisteme bağlı değil" Erkan Erdem, mevcut uygulamanın belirli ve kalıcı bir hesaplama yöntemine dayanmadığını belirterek, en düşük emekli aylığının her zam döneminde çıkarılan torba kanunlarla yeniden belirlendiğini söyledi. Bu durumun sosyal güvenlik sisteminde belirsizlik yarattığını ifade eden Erdem, şu değerlendirmede bulundu: "AKP, 2008 yılında kaldırdığı bu uygulamaya emekli maaşlarının çok düşmesi nedeniyle 2019 yılında yeniden dönmek zorunda kaldı. Ancak bunu herhangi bir sisteme ya da objektif kurala bağlamadı. Her maaş artışında yeni bir torba kanun çıkarılıyor ve taban aylık yeniden belirleniyor. Bu yöntem sosyal güvenlik sisteminin temel ilkeleriyle bağdaşmıyor." "Uzun yıllar prim ödeyen ile kısa süre çalışan aynı seviyeye geliyor" Erdem, mevcut sistemin prim ödeme esasını da zedelediğini savunarak, uzun yıllar boyunca yüksek prim ödeyen emekliler ile daha kısa süre çalışan kişilerin benzer maaş seviyelerine gelmesinin sosyal güvenlik sistemindeki adalet duygusunu zayıflattığını söyledi. "Bugünkü uygulama otuz yıl boyunca prim ödeyen emekliyle daha kısa süre çalışmış emekliyi dipte eşitliyor. Prim ödeme gün sayısı ve ödenen prim miktarı arasındaki fark giderek anlamsız hale geliyor. Bu durum hem çalışma hayatındaki motivasyonu hem de sosyal güvenlik sistemine duyulan güveni olumsuz etkiliyor." ifadelerini kullandı. Kalıcı reform çağrısı Yenişehir Emek ve Demokrasi Platformu, açıklamasının sonunda emeklilik sisteminde geçici maaş artışları yerine kalıcı düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Platform adına konuşan Erkan Erdem, kök emekli aylıklarının prim esasına göre yeniden ve kalıcı biçimde güncellenmesini, en düşük emekli aylığı uygulamasının ise her zam döneminde çıkarılan torba kanunlarla değil, önceden belirlenmiş objektif kriterlere dayanan kalıcı bir yasal sisteme bağlanmasını talep etti. Erdem, emeklilerin yıllarca çalışarak ülke ekonomisine katkı sunduğunu belirterek, insanca yaşam koşullarını sağlayacak bir gelir düzeyinin sosyal devlet anlayışının gereği olduğunu ifade etti. Emeklilerin geçim sıkıntısının giderek ağırlaştığını dile getiren Erdem, hükümete ve TBMM'ye sosyal güvenlik sisteminde adaletin yeniden tesis edilmesi, emekli maaşlarının gerçek yaşam maliyetleri dikkate alınarak belirlenmesi ve emeklilerin alım gücünü kalıcı olarak artıracak düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.

Yeşil Sol Parti Bursa İl Örgütü’nden 1 Mayıs Çağrısı: “Emek, Barış ve Demokrasi Mücadelesi Ortaklaştırılmalı” Haber

Yeşil Sol Parti Bursa İl Örgütü’nden 1 Mayıs Çağrısı: “Emek, Barış ve Demokrasi Mücadelesi Ortaklaştırılmalı”

Yeşil Sol Parti Bursa İl Örgütü, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla kapsamlı bir yazılı açıklama yayımladı. İl eş sözcüleri İlminur Yiğitoğlu ve Sayım Gültekin imzasını taşıyan açıklamada, 2026 yılı 1 Mayıs’ının yalnızca bir anma günü değil, aynı zamanda emek, demokrasi, barış ve ekoloji mücadelesinin güçlendirileceği tarihsel bir dönemeç olması gerektiği vurgulandı. Açıklamada, toplumsal muhalefetin ortak bir zeminde buluşmasının önemine dikkat çekilerek, tüm yurttaşlara birlikte mücadele çağrısı yapıldı. “Dünya ve Türkiye derin bir krizden geçiyor” Açıklamada, küresel ölçekte artan eşitsizlikler, yaygınlaşan savaşlar ve güçlenen otoriter yönetimlerin emekçiler üzerindeki etkilerine değinildi. Bu sürecin, işçi sınıfı açısından daha fazla yoksulluk, güvencesizlik ve hak kaybı anlamına geldiği ifade edildi. Türkiye’de de benzer bir tablonun yaşandığı belirtilerek, geniş halk kesimlerinin ağır bir geçim kriziyle karşı karşıya bırakıldığı kaydedildi. 2026 1 Mayıs’ının, bu koşullar altında emekçilerin taleplerini daha güçlü dile getirdiği ve ortak mücadele iradesini pekiştirdiği kritik bir eşik olduğu ifade edildi. “Asgari ücret açlık sınırının altında, emekliler yoksullukla karşı karşıya” Metinde, Türkiye’de emek sömürüsünün yapısal bir nitelik kazandığına dikkat çekildi. Asgari ücretin milyonlarca çalışan için ortalama ücret haline geldiği ve bu ücretin açlık sınırının altında kaldığı belirtilirken, emeklilerin de insanca yaşam koşullarından uzaklaştığı ifade edildi. Kayıt dışı çalışan işçilerin ise denetimsizlik, güvencesizlik ve düşük ücret sarmalında ağır bir sömürüye maruz kaldığı vurgulandı. Ayrıca esnek çalışma modelleri, taşeronlaşma ve dijital platformlar üzerinden yürüyen “platform ekonomisi”nin emek yapısını parçaladığı ve ortak hak mücadelesini zayıflattığı değerlendirmesi yapıldı. “Yeni örgütlenme modelleri şart” İşçi sınıfının yapısal dönüşüm geçirdiği belirtilen açıklamada, geçmişte daha örgütlü ve kolektif olan yapının yerini bugün daha dağınık ve güvencesiz çalışma biçimlerinin aldığı ifade edildi. Bu durumun sınıf dayanışmasını zayıflattığı ve sermaye lehine bir tablo yarattığı belirtildi. Bu nedenle mevcut örgütlenme biçimlerinin yetersiz kaldığına dikkat çekilen açıklamada, kayıt dışı çalışanlar, platform işçileri, göçmen emekçiler ve güvencesiz tüm kesimleri kapsayan yeni bir sendikal yaklaşımın geliştirilmesi gerektiği vurgulandı. “Savaş politikaları emekçileri doğrudan etkiliyor” Açıklamada küresel ölçekte artan savaş riskine de geniş yer verildi. Savaşların, enerji kaynakları ve doğal varlıklar üzerindeki emperyalist rekabetten beslendiği belirtilerek, bu politikaların emekçiler için daha fazla yoksulluk, baskı ve sömürü anlamına geldiği ifade edildi. Emperyalist politikalara karşı mücadelenin, barış ve demokrasi talepleriyle birlikte ele alınması gerektiği kaydedildi. “Emek, demokrasi ve barış birbirinden ayrı düşünülemez” Yeşil Sol Parti, demokratik hakların güvence altına alınmadığı bir ortamda emekçilerin kazanımlarını koruyamayacağını vurguladı. Aynı şekilde savaş politikalarının sürdüğü bir düzende toplumsal refahın ve adaletin sağlanamayacağı ifade edildi. Bu nedenle mücadelenin hem emek sömürüsüne hem de otoriterleşme ve savaş politikalarına karşı bütünlüklü bir hat üzerinden yürütülmesi gerektiği belirtildi. “1 Mayıs ortak mücadelenin büyütülmesi için fırsat” Açıklamanın sonunda, 2026 1 Mayıs’ının emekçilerin birliğini güçlendiren, toplumsal muhalefetin ortaklaştığı bir zemin haline getirilmesi gerektiği ifade edildi. Yeşil Sol Parti, tüm emekçileri, emeklileri, gençleri ve halk kesimlerini; emeğin haklarını, demokratik bir toplumsal düzeni ve kalıcı barışı birlikte savunmaya çağırdı. “Emek, demokrasi, barış ve ekolojik bir yaşam için mücadeleyi birlikte büyüteceğiz” denilen açıklama, “Yaşasın 1 Mayıs” sloganıyla son buldu.

İŞÇİDER’den İftar Programında İşçi Hakları Vurgusu: “Emekçinin Alım Gücü Yaşam Mücadelesinin Gerisinde” Haber

İŞÇİDER’den İftar Programında İşçi Hakları Vurgusu: “Emekçinin Alım Gücü Yaşam Mücadelesinin Gerisinde”

İşçi haklarının korunması ve geliştirilmesi amacıyla faaliyet gösteren İŞÇİDER (İşçi Haklarını Koruma Derneği), anlamlı bir iftar programına ev sahipliği yaptı. Dernek üyeleri ile birlikte şehit işçilerin ailelerinin de katıldığı programda, çalışma hayatında yaşanan sorunlar, işçi güvenliği, asgari ücret ve emekli aylıklarının yetersizliği gibi konular kapsamlı şekilde ele alındı. İŞÇİDER Genel Başkanı İsmail Doru, programda yaptığı konuşmada Türkiye’de emekçilerin karşı karşıya kaldığı ekonomik ve sosyal sorunlara dikkat çekerek, özellikle son yıllarda artan hayat pahalılığı karşısında işçilerin alım gücünün ciddi şekilde zayıfladığını vurguladı. Doru, mevcut asgari ücret ve emekli maaşlarının çalışanların ve emeklilerin temel yaşam ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kaldığını ifade etti. “Emekçinin Geliri Hayata Tutunmaya Yetmiyor” Konuşmasında işçilerin günlük yaşamda karşılaştığı ekonomik zorlukları detaylandıran Doru, ücret politikalarının yeniden ele alınması gerektiğini belirtti. Asgari ücretin yalnızca bir geçim ücreti değil, aynı zamanda insan onuruna yakışır bir yaşam standardını garanti altına alması gerektiğini dile getiren Doru, mevcut şartlarda çalışanların büyük bölümünün geçim mücadelesi verdiğini söyledi. Doru, “Bugün birçok emekçi, aldığı ücretle ay sonunu getirebilmenin mücadelesini veriyor. Asgari ücret ve emekli aylıkları, artan yaşam maliyetleri karşısında ne yazık ki hayata tutunmaya yetmiyor. Bu durum, yalnızca ekonomik bir mesele değil; aynı zamanda sosyal adalet ve insan onuru meselesidir” ifadelerini kullandı. İş Kazalarına ve İşçi Güvenliğine Dikkat Çekildi İftar programının önemli başlıklarından biri de iş kazaları ve iş güvenliği konusu oldu. Türkiye’de her yıl çok sayıda işçinin iş kazaları nedeniyle hayatını kaybettiğine dikkat çeken Doru, bu kayıpların yalnızca istatistiklerden ibaret olmadığını, her birinin geride acı ve sorumluluk bırakan insan hikâyeleri olduğunu söyledi. “Her Kaybın Ardında Bir Emanet Var” Şehit işçilerin ailelerinin programa katılımının, iş kazalarının toplum üzerindeki derin etkisini bir kez daha hatırlattığını belirten Doru, işçi ölümlerinin önlenmesi için daha güçlü denetim mekanizmaları ve etkin iş güvenliği politikalarının hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Doru, konuşmasında şu değerlendirmelerde bulundu: “İş kazalarında hayatını kaybeden her bir emekçi, geride bir aile, bir umut ve bir emanet bırakıyor. Bizler, o emanetlere sahip çıkmayı yalnızca bir sorumluluk değil, aynı zamanda vicdani bir görev olarak görüyoruz. İşçi sağlığı ve iş güvenliği alanında atılacak her adım, aslında bir hayatın kurtarılması anlamına gelir.” Dayanışma ve Sosyal Adalet Mesajı İŞÇİDER’in düzenlediği iftar programı, yalnızca bir buluşma değil aynı zamanda dayanışma ve farkındalık platformu olarak da dikkat çekti. Katılımcılar, çalışma hayatında daha adil koşulların sağlanması, işçi haklarının güçlendirilmesi ve iş güvenliği standartlarının yükseltilmesi gerektiği konusunda ortak görüş bildirdi. Program, şehit işçilerin aileleriyle yapılan sohbetler ve dayanışma mesajlarıyla sona ererken, İŞÇİDER yönetimi işçi hakları mücadelesinin kararlılıkla sürdürüleceğini ve emekçilerin sesi olmaya devam edeceklerini vurguladı.

Yeniden Refah'tan 'emekli ikramiyesi 20 bin lira olsun' diye yasa teklifi! Haber

Yeniden Refah'tan 'emekli ikramiyesi 20 bin lira olsun' diye yasa teklifi!

Ramazan Bayramı’nın yaklaşmasıyla milyonlarca emeklinin gözü verilecek bayram ikramiyesinde. Özellikle en düşük maaş alan emekliler rakamın ne olacağını merakla beklerken Meclis’e kanun teklifi sunuldu. TBMM Başkanlığı'na sunulan kanun teklifinde, bayram ikramiyesinin emekliler, sosyal güvenlik sisteminden gelir ve aylık alan hak sahiplerinin yanı sıra, engelli, 65 yaş üstü ve evde bakıma muhtaç vatandaşların da yararlandırılmasını sağlayacak şekilde en düşük SSK ve BAĞ-KUR emekli aylığı olan 20 bin TL'ye çıkarılması öngörülüyor. "ALIM GÜCÜNÜ KAYBETTİ" "Emeklilere bayram ikramiyesi verilmeye başlandığı zaman asgari ücret bin 603 TL sınırında ve emeklilere verilen bayram ikramiyesi ise bin TL olarak belirlenmiştir. O gün için emeklilerimize verilen bayram ikramiyesi asgari ücretin yüzde 62’sine karşılık gelirken bugün verilen ikramiye asgari ücretin sadece yüzde 14’üne karşılık gelmektedir. Geçmiş yıllarda bayram ikramiyesinde yapılan artışlar emeklimizin talebini karşılamadığı gibi artan enflasyon karşısında alım gücünü kaybetmiş olduğu çok açık ortadadır.” “PAHALILIK KARŞISINDA YETERSİZ KALDI” “Ülkemizde günümüz ekonomik koşulları, enflasyon oranları ve yaşam maliyetindeki artışlar, emeklilerimizin alım gücünü olumsuz etkilemektedir. Özellikle bayram dönemlerinde verilen bayram ikramiyeleri, emeklilerimiz için önemli bir destek unsuru oluşturuyordu. Fakat bayram ikramiyesi miktarı, yıllar içerisinde artan hayat pahalılığı karşısında yetersiz kalmış ve emeklilerin bayram dönemlerinde ekonomik olarak daha rahat bir süreç geçirmeleri için miktarın güncellenmesi ihtiyacı oluşmaktadır.” Yeniden Refah Partisi tarafından kanun teklifinde “Bu kapsamda bayram ikramiyesinin 2025 yılında en düşük SSK ve BAĞ-KUR emekli maaşı olan 20 bin TL’ye çıkarılması gerekmektedir" ifadeleri kullanıldı.

İŞÇİDER Toplantısında Sert Çıkış Haber

İŞÇİDER Toplantısında Sert Çıkış

İşçi Haklarını Koruma ve Dayanışma Derneği (İŞÇİDER), haftalık olağan toplantısını Bursa’nın Osmangazi ilçesi Soğanlı Mahallesi’nde, Yönetim Kurulu Üyesi Besim Özdemir’in ev sahipliğinde gerçekleştirdi. Toplantıya Bursa’nın tanınmış esnaflarından Ahmet Kırcıman da konuk olarak katıldı. Ekonomik kriz, emekli maaşları, asgari ücretteki erime, küçük esnafın içinde bulunduğu çıkmaz ve kıdem tazminatı tartışmalarının masaya yatırıldığı toplantıda, İŞÇİDER Genel Başkanı İsmail Doru’nun açıklamaları dikkat çekti. Doru, ekonomik tabloya ilişkin değerlendirmesinde sert ifadeler kullanarak, “Sorun işçide değil, patronlar doymuyor” dedi. “Emeklinin 12 Bin Lirası Buhar Oldu” Toplantıda söz alan yöneticiler, emeklilerin bayram ikramiyelerinin yıllar içinde ciddi değer kaybına uğradığını vurguladı. 2018 yılında 1000 TL olarak verilen bayram ikramiyesinin alım gücü üzerinden değerlendirme yapan İsmail Doru, çarpıcı bir hesaplama ortaya koydu: “2018’de 1000 TL alan emekli, bugünün ekonomik şartlarında en az 17 bin TL almalıydı. Ancak bugün 5 bin TL verileceği konuşuluyor. Aradaki 12 bin TL emeklinin cebinden buhar olup uçtu. Bu açık bir hak kaybıdır.” Doru, emeklilerin yıllarca çalışarak ülke ekonomisine katkı sunduğunu, ancak bugün yaşam mücadelesi vermek zorunda bırakıldığını belirterek, “Emekli sadaka değil, hakkını istiyor” ifadelerini kullandı. “Asgari Ücret Daha Şubat’ta Yüzde 30 Eriydi” Toplantıda en çok üzerinde durulan başlıklardan biri de asgari ücretteki alım gücü kaybı oldu. Yıl başında yapılan artışın daha Şubat ayına gelmeden büyük ölçüde eridiğini söyleyen Doru, yüksek enflasyon karşısında maaşların hızla değer kaybettiğini ifade etti. “Henüz yılın ikinci ayındayız. Asgari ücret yüzde 30 değer kaybetti. Maaşlar eridi. İşçi daha cebine girmeden kaybediyor. Bu tablo sürdürülebilir değil.” Doru, asgari ücretlinin temel gıda ve barınma giderlerini karşılamakta zorlandığını belirterek, “Asgari ücretli açlıkla imtihan ediliyor” dedi. Küçük Esnaf Alarm Veriyor: “Batıyoruz, Kimse Duymuyor” Toplantıya katılan Bursa’nın sevilen esnaflarından Ahmet Kırcıman da küçük esnafın yaşadığı sıkıntılara dikkat çekti. Artan maliyetler, düşen alım gücü ve kredi yükü nedeniyle esnafın ayakta kalmakta zorlandığını belirten Kırcıman, şu ifadeleri kullandı: “Küçük esnaf olarak batıyoruz. Tek tek yok oluyoruz. Yöneticiler batmamızı izliyor. Hiçbir şekilde çözümle ilgili adım atılmıyor.” Esnafın artan kira, enerji ve vergi yükü altında ezildiğini ifade eden Kırcıman, piyasanın daraldığını ve ticaretin ciddi biçimde yavaşladığını söyledi. İsmail Doru ise küçük esnafın sistem içinde “yok hükmünde” görüldüğünü savunarak, “Esnaf da işçi de aynı girdabın içinde” dedi. “Bu Kriz Değil, Tercih” Bursa özelinde değerlendirmelerde bulunan Doru, özellikle tekstil ve inşaat sektörlerinde yaşanan daralmaya dikkat çekti. “Tekstil Bursa’da bilerek çökertildi. İnşaat sektörü kontrollü biçimde daraltıldı. Bunun adı kriz değil, tercihtir. Sonuç: işsizlik, güvencesizlik ve ucuz iş gücü cenneti.” Doru, üretim merkezlerinin zayıflatılmasının binlerce kişiyi işsizliğe ittiğini ve kayıt dışı, düşük ücretli çalışma koşullarının yaygınlaştığını savundu. “Kıdem Tazminatı İşçinin Son Kalesidir” Toplantının en sert başlıklarından biri kıdem tazminatı oldu. Son dönemde yeniden gündeme gelen “kıdem tazminatının fona devredilmesi” tartışmalarına net bir şekilde karşı çıkan Doru, geri adım atmayacaklarını söyledi. “Kıdem tazminatı işçinin son güvencesidir, son kalesidir. Fonlara devredilemez. Bu konu tartışmaya bile kapalıdır.” Doru, kıdem tazminatının işçinin yıllar süren emeğinin teminatı olduğunu belirterek, “Bu hak zayıflatılırsa işçinin elinde hiçbir güvence kalmaz” dedi. “Sorun Fakirde Değil, Azgın Kapitalistlerde” Toplantının sonunda ekonomik düzeni sert sözlerle eleştiren Doru, gelir dağılımındaki adaletsizliğe dikkat çekti. “Sorunlar çözümsüz değil. Fakirlerde bir sıkıntı yok. Zenginler doymak bilmeyen azgın kapitalistler gibi vahşice saldırıyor. İşçinin, emeklinin, esnafın sırtından daha ne kadar yük bindirilecek?” Doru, işçilerin ve emeklilerin tarihin hiçbir döneminde bu denli ağır bir ekonomik baskı altında kalmadığını savunarak, mücadele mesajı verdi. “Mücadele Sürecek” Toplantı, emekli, işçi ve küçük esnafın ortak sorunlarına karşı dayanışmanın artırılması ve hak arama mücadelesinin sürdürülmesi yönünde kararlılık mesajıyla sona erdi. İŞÇİDER yönetimi, ekonomik adaletsizliğe karşı seslerini yükseltmeye devam edeceklerini belirtirken, özellikle kıdem tazminatı ve ücret politikaları konusunda geri adım atılmayacağını vurguladı. Bursa’da yapılan bu toplantı, yalnızca yerel bir buluşma değil; artan geçim sıkıntısına karşı yükselen toplumsal itirazın bir yansıması olarak değerlendiriliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.