Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Anahtar Parti

Gürsu Haber - Anahtar Parti haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Anahtar Parti haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Anahtar Parti Lideri Ağıralioğlu: Razı değiliz! Haber

Anahtar Parti Lideri Ağıralioğlu: Razı değiliz!

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, partisinin Niğde halk buluşmasına katıldı. Vatandaşın yaşadığı sorunlara ‘razı değiliz’ diyerek itiraz eden Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu, özetle şunları söyledi: “Bizler parti değil devlet, oy değil millet demeye karar vermiş bir hareketiz. O yüzden AK Parti’ye düşmana ya da hasıma bakar gibi bakmıyoruz; adeta aynaya bakar gibi bakıyoruz. O aynada neyin iyi, neyin kötü olduğunu; ne yapılınca memleketin abad, ne yapılınca berbat olduğunu görerek, bunun derin muhasebesini yaparak yürüyoruz. Anahtar Parti olarak, geride kalan 24 yılın muhasebesini yapıyor ve gür bir sesle haykırıyoruz: 2026 yılında biz bu emekli ücretine razı değiliz! Biz bu asgari ücrete razı değiliz! Çocuklarımıza reva görülen bu yarım yamalak eğitime, evlatlarımızın işsizliğine ve mesleksiz kalmasına razı değiliz! Tarımdaki bu plansızlığa, çiftçimizin omuzlarına yüklediğiniz ağır yüklere razı değiliz! Bu dağınıklık yüzünden ürünün tarlada çürümesine sebep olan savurganlığınıza, programsızlığınıza razı değiliz! Yüksek faize, bu ağır enflasyona razı değiliz! Adaletin bu denli siyasallaşmasına, mülakat adaletsizliklerine, torpile ve yoksulluğa asla razı değiliz! Bizler bir zamanlar emekli ikramiyemizle bir ev, bir araba alabiliyorduk; şimdi ise o ikramiyeyle bir koltuk takımı dahi alınamıyor. Biz bu düzene razı değiliz! Biz bu memleketi bu hale getiren sizin dağınıklığınızdan, plansızlığınızdan, israfınızdan ve hesapsız harcamalarınızdan bizim hissemize düşen bu fakirliğe razı değiliz! Size bu memleketi yönetin diye vekalet verdik. Biz sizin asiliniz, siz bizim vekilimiz olmanıza rağmen, elinizdeki devlet gücüyle bizleri korkutmaya çalışmanıza razı değiliz! Sizin artık bir patatesi bile yönetemeyecek durumda olduğunuzu görüyoruz ve size razı değiliz! Her gün bir dediğinizin ertesi gün tersini söylüyorsunuz, razı değiliz. Her yaptığınızın mutlak doğru olduğuna inanıyor, insanların dinini, imanını, vatan ve millet sevgisini sorgulama hakkını kendinizde görüyorsunuz; bu saygısızlığınıza razı değiliz! Bir gün Öcalan’a sövüp oy toplamanıza, ertesi gün Öcalan ile yol yürümeye kalkmanıza razı değiliz! Bu kadar varlığı, imkanı olan bir memleketi bu büyük darlığa düşürmenize razı değiliz! Biz bugün doğru soruları soruyoruz. Peki, bu gidişata sadece razı olmamakla mı kalacağız? Elbette hayır. Anahtar Parti, bu düzene razı olmayanların ve ‘tüm bu saydıklarımızı düzeltecek imkân da akıl da bu devlette var’ diyenlerin partisidir. Dolayısıyla biz; eksiklerin yerine halkı aşa ve işe kavuşturan, finansal istikrarı sağlamış, enflasyonsuz ve faizsiz bir ülkeyi inşa edecek olan iradeyiz. Liyakati kurumsallaştıracak, mülakatı tamamen kaldıracak, çocuklarımıza dünya standartlarında bir eğitim verip bu eğitimi istihdamla birleştirecek olan biziz. Tarımı ve tarladaki ürünü planlayacak; çiftçi ekerken maliyetine ortak olup, biçerken harmanda bereketi büyütecek olan kadroyuz. Biz bu memleketi ayağa kaldıracak olan tarafı temsil ediyoruz. Biz, sermayenin korkup kaçtığı değil, güven duyup gelebildiği bir ülkeyi organize edeceğiz. Paranın hangi ülkeye, neden gittiğini sizler de gayet iyi biliyorsunuz; çünkü bu memleketten kazandığınız paraları bizzat kendiniz nerelere götürüyorsanız, hukuk ve güven ortamı tam olarak oralarda yatıyor. Anahtar Parti olarak bizler, Türk siyasetinde nezaketin, mesuliyetin, terbiyenin ve devlet ciddiyetinin adresiyiz. Sayın Cumhurbaşkanı bugüne kadar karşısına çıkan pek çok rakibi kolayca yendi, hiçbirini dişine göre bulmadı ve bu kadar soruna rağmen o rakipleri yenmenin konforunu yaşadı. İşte Anahtar Parti, Reis Bey’in bu siyasi konforunu bozmak ve siyasete gerçek bir kalite getirmek için kurulmuştur. Tayyip Bey’in dilinden düşürmediği bir söz var: ‘Yahu bu yalan dünyada bir dişimize göre muhalefet bulamadık.’ Sayın Cumhurbaşkanım, biz tam dişinize göre bir hareketiz; siz şimdiden o dişlerinizi bir kontrol ettirin! Bizler sadece kuru bir iktidar koltuğu için değil, bu aziz milleti hak ettiği zenginlikle buluşturmak ve elinizde mağdur olmuş halkımızla kenetlenmek için geliyoruz. Bu yüzden bizim işimiz kolay. Neden mi kolay? Çünkü zor olanı bugüne kadar onlar yaptılar. Bu kadar yetişmiş insan gücü olan, bu kadar birikimi, imkânı ve potansiyeli bulunan muazzam bir memleketi bu darlığa, bu zorluğa düşürmek gerçekten büyük bir beceriksizlik isterdi; onlar işte bu zoru başardılar! Toprağınız olmasa, suyunuz olmasa, ekecek çiftçiniz, üretecek girişimciniz, satacak tüccarınız, projeyi yapacak mühendisiniz ya da dünyanın her yerine koşacak enerjiniz olmasa, dersiniz ki ‘ne yapalım, imkâanımız yok.’ Ama bu kadar varlığı olan bir memleketi siz yokluğa mahkum ettiniz. ANAHTAR PARTİ GELİNCE NE OLACAK? Biz gelince ne mi olacak? Biz gelince şu olacak: Bu partili cumhurbaşkanlığı işi devletimizi de milletimizi de çok yordu. Anahtar Parti iktidarında kesinlikle partili cumhurbaşkanlığı uygulaması olmayacak. Cumhurbaşkanı herkesin, 85 milyonun cumhurbaşkanı olacak. Kendi partisine yaslanıp diğer partilere öfke kusan bir figür yerine; her partiyi, her vatandaşı bu devletin öz evladı gibi gören kapsayıcı bir cumhurbaşkanlığı makamı tesis edilecek. Anahtar Parti iktidara geldiğinde, ilk ve en mühim adalet şemsiyesi bizzat cumhurbaşkanlığı makamından aşağıya doğru açılacak. Devletin başı, milletin de gerçek başı olacak; cumhurun başı, cumhurun tamamını kucaklayacak. Bizim iktidarımızda teröristler asla meclise giremeyecek. Anahtar Parti iş başına geldiğinde, kırk yıldır aziz milletimizin ümit şafaklarına kabus gibi çöken, yüreklere hüzün düşüren bu bölücü terör örgütlerini övenler, devletin tek bir kuruşuna dahi el süremeyecekler. Çocuklarımızın katiline meclis kürsülerinden övgüler dizip, bir de üstüne devletten maaş alma dönemi tamamen son bulacak. Bizim iktidarımızda teröriste terörist, terör örgütüne terör örgütü denir. Teröristlere ‘umut hakkı’ falan tanınmayacak, hainlerin adı dahi anılmayacak. Onların isimleri bir umutla değil, hak ettikleri en ağır cezalarla tarihin kara sayfalarına gömülecek. Kendilerine infaz edilmesi için verilen o cezaları son gününe kadar çekecek ve kirlettikleri bu dünyadan defolup gidecekler. Bizim, teröristlerin isimleriyle kirletilecek bir meclisimiz yoktur. Teröristler bizim devlet iktidarımızda asla ‘kurucu önder’ olarak kabul edilemez, edilmeyecektir. Hainler muhatap alınmayacak, önlerine mikrofonlar konulmayacak, prompter cihazları gönderilmeyecek ve onlarla asla kirli pazarlıklar, hediyeleşmeler yapılmayacaktır. Siyaset her şeyden önce ilkeli ve öngörülebilir olacak; milletimiz nihayet terbiyeli, seviyeli bir siyasete şahitlik edecek. Millet siyasetçilerden korkmayacak; aksine siyasetçiler milletten, milletin sandıktaki iradesinden korkacak. Bizim iktidarımızla birlikte; ‘Milletime verdiğim sözü tutamazsam, ben bir daha halkımın huzuruna çıkamam’ diyen edep sahibi siyasetçilerin dönemi başlayacak. Bugün seçip meclise gönderdiğimiz vekillerin, yarın bize ne yapacaklarını düşünmekten ödümüz patlıyor. Oysa onlar bizim vekilimiz, onları seçen asıl biziz. Bizler kadrolarımızı kurarken asla partili atamayacağız, partili kartviziti aramayacağız; sadece bileni arayacak, işin uzmanını bulacağız. O liyakatli isim bizim partimizden olmasa bile gözümüzü kırpmadan göreve getireceğiz. Çünkü bizim tek şiarımız liyakattir; biz liyakatin yanında, liyakat de bizim yanımızda olacak. Biz bu memleketi gençlerle ve kadınlarla birlikte omuz omuza vererek ayağa kaldıracağız. Bu ülkenin bütün yükünü şimdiye kadar hep birlikte çekmiş olduğumuz için önümüzde duran kalan yük, geçmişte göğüslediklerimizden asla daha fazla değildir. O yüzden inancınız tam olsun, memleketi ayağa kaldırmak çok kolaydır. TOPYEKÛN BİR SEFERBERLİK İLAN EDİLDİ Bugünden itibaren artık net bir şekilde seçim sathına girmiş bulunuyoruz. Anahtar Parti’yi önümüzdeki dönemde iktidar yapacaksak, bugünden tezi yok topyekûn bir seferberlik ilan ediyoruz. Biz sadece kürsülerden konuşan bir hareket değiliz. Türkiye’nin her bir köşesinde açtığımız bu teşkilatları; herkesin kendi helal alın terinden, zamanından, eşinden, işinden ve sevdiklerinden fedakarlık ede ede, gece gündüz emek vererek kurduk. Halısını omuzunda taşıyan, boyasını kendi elleriyle yapan, kirasını cebinden veren, evinde eşine yemeğini yaptırıp kermesine koşan, anasının hayır duasını alıp, babasını o kalabalığa omuz versin diye faaliyetlere çağıran, evlatlarına ‘Biz sizlerin geleceği için çalışıyoruz’ diyerek onları bu kutlu organizasyonlara katan koca bir neferiz biz. Bir milletin omuzlarına yeni bir yük düşmesin diye bunca meşakkati omuzlayıp, sadece bir yıl içinde 800 teşkilatı birden açan bu tertemiz partiye ve kadrolara hiçbir mecrada hakaret ettirmem, nezaketsizlik yapılmasına asla müsaade etmem; bunu herkes böyle bilsin!”

Anahtar Parti Osmangazi İlçe Yönetiminden DEKAV Ziyareti: Yörük Halkının Sorunlarına Odaklanan Kapsamlı İstişare Haber

Anahtar Parti Osmangazi İlçe Yönetiminden DEKAV Ziyareti: Yörük Halkının Sorunlarına Odaklanan Kapsamlı İstişare

Anahtar Parti Osmangazi İlçe Başkanı İsmail Demir ve ilçe yönetimi, Bursa Dağ ilçelerini temsilen önceki dönem Dağder Genel Başkanlarından ve Dağ Yöresi Eğitim Araştırma ve Kalkınma Vakfı (DEKAV) Genel Başkanı Yüksel Yaşar’ı ziyaret etti. Ziyaret, sadece nezaket ziyareti olmanın ötesinde, Osmangazi’de yaşayan yaklaşık 300 bin Yörük nüfusunun Orhaneli, Harmancık, Büyükorhan ve Keles bölgelerinde yaşadığı ekonomik, sosyal ve kültürel sıkıntılara ışık tutan kapsamlı bir istişareye dönüştü. Görüşmelerde, bölge halkının en büyük sorunlarından biri olarak ekonomik sıkıntılar ön plana çıktı. Tarım ve hayvancılıkla geçimini sağlayan Yörük vatandaşlar, artan maliyetler ve düşük üretim geliri nedeniyle adeta hayat mücadelesi veriyor. Eğitim ve sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan sıkıntılar, genç nüfusun şehir merkezlerine göç etmesine neden oluyor; bu da yöresel kültürün ve yaşamın sürdürülmesini tehdit ediyor. Anahtar Parti Osmangazi İlçe Teşkilatı, bu sorunları yerinde tespit ederek çözüm odaklı yaklaşımını ortaya koydu. Başkan İsmail Demir, “Sadece sorunları dinlemekle kalmıyoruz; Osmangazi’de yaşayan Dağ Yöresi halkının ekonomik ve sosyal sorunlarını çözmek için kararlıyız. 300 bine yakın Yörük vatandaşımızın hak ettiği yaşam standardına ulaşması için çalışıyoruz” dedi. Ziyaret sırasında ayrıca, DEKAV ve Anahtar Parti Osmangazi İlçe Yönetimi arasında iş birliği fırsatları değerlendirildi. Başkan Yüksel Yaşar, misafirperverliği ve sıcak karşılamasıyla dikkat çekerken, Yörük halkının kalkınması ve kültürel değerlerin korunması noktasında ortak adımlar atılmasının önemine vurgu yaptı. İsmail Demir, “Sayın Başkanımızın kabulleri ve misafirperverliği için teşekkür ediyoruz. Başarılarının devamını diliyor, Dağ Yöresi’nin hak ettiği ekonomik ve sosyal refaha ulaşması için her zaman yanlarında olacağımızı ifade ediyoruz” diyerek sözlerini tamamladı. Anahtar Parti Osmangazi İlçe Teşkilatı’nın bu ziyaret ve istişareleri, sadece protokol ziyareti değil; bölge halkının sorunlarının çözümü için ciddi bir saha çalışmasının işareti olarak yorumlanıyor.

Anahtar Parti Gürsu: Avukatlar hedef değil, adaletin teminatıdır Haber

Anahtar Parti Gürsu: Avukatlar hedef değil, adaletin teminatıdır

İki genç kadının güpegündüz silahlı kişilerce ateş altına alınması sonucu iki genç kadından Avukat Hatice Kocaefe hayatını kaybetti, kardeşi ise yaralandı.Talihsiz avukat dün son yolculuğuna uğurlandı. Anahtar Parti Gürsu İlçe Başkanı Süleyman Ağırman, saldırının sadece bireysel bir suç olmadığını vurgulayarak, “Bu alçak saldırı yalnızca bir insanın hayatını hedef almamış, aynı zamanda savunma makamına, hukuk devletine ve adalet için emek veren tüm hukukçulara yöneltilmiş açık bir tehdittir” ifadelerini kullandı. “Avukatlar Hedef Değil, Adaletin Teminatıdır” Açıklamada, avukatların davaların tarafı olmadığına dikkat çekilerek, “Bir davadaki husumetin avukata yöneltilmesi asla kabul edilemez. Avukatlar adaletin teminatı ve hukukun temsilcileridir” denildi. Avukatlara yönelik şiddetin, toplumsal barışı ve hukuk düzenini doğrudan hedef aldığı ifade edildi. “Gürsu Karrdeşlik ve Huzur Kentidir” Süleyman Ağırman, Gürsu’nun kardeşlik ve huzur kenti olduğuna vurgu yaparak, “Şiddetin her türlüsüne karşı durmaya devam edeceğiz. Bu menfur saldırıyı şiddetle kınıyor, sorumluların hukuk önünde en ağır şekilde cezalandırılmasını bekliyoruz” dedi. Açıklamada ayrıca, hayatını kaybeden Hatice Kocaefe için rahmet, yaralı vatandaş için ise acil şifa dilekleri iletilirken, ailesine ve hukuk camiasına başsağlığı mesajı verildi.

Anahtar Parti Bursa : Önce arsalarımızı , şimdi hastanelerimizi satıyorlar Haber

Anahtar Parti Bursa : Önce arsalarımızı , şimdi hastanelerimizi satıyorlar

Aslan, sürecin seyrine dikkat çekerek şu çarpıcı tespiti yaptı: “Önce hastane yapılacak arsalar satışa çıkarıldı, itiraz ettik. Şimdi ise üzerinde hastane bulunan taşınmazlar, üstelik SİT alanı olan tarihi binalar satılıyor. Bir ay içinde arsadan binaya evrilen bu vahim süreç, planlı bir hamle olduğunu gösteriyor. Yarın neyi satacaklarını sormak hakkımız: Yoğun bakım ünitelerini mi? Ameliyathaneleri mi?” “MEMLEKET DE ELDEN GİDİYOR” Listede yer alan ve Bursalıların “Memleket Hastanesi” olarak bildiği, 1946’da temeli atılan, halkın imece usulüyle çalışarak 1952’de hizmete açtığı tarihi hastane binasına ilişkin konuşan Aslan, şunları söyledi: “Memleket Hastanesi, Bursa’nın ortak vicdanıdır, emeğidir, alın teridir. Bu şehirde doğup büyüyen herkesin bir anısı vardır o hastanede. Şimdi kalkıp bu binayı satış listesine koymak, Bursa’nın hafızasına saygısızlıktır. AK Parti’li kardeşlerimiz bile yıllardır restorasyonu bitsin yeniden açılsın diye uğraşırken, bir bakanlık bu binanın otel bile yapılmasına göz yumuyorsa, burada bir akıl tutulması var. Memleket satılmaz, satılsa da alınmaz!” “DİŞ HASTANESİ’Nİ SATMAK, HALKIN AĞRISINI SATMAKTIR” Yıldırım’daki Diş Hastanesi’nin satışını da sert sözlerle eleştiren Aslan, kamu hastanelerinde diş tedavisi bekleyen hasta sayısının her geçen gün arttığını vurguladı: “Keşke diş hastanesi fazlalığından satsak da rahatlasak. Ama gerçek tam tersi. İnsanlar aylarca randevu bekliyor. Bu şartlarda mevcut bir diş hastanesini satmak, halkın sağlık hakkına doğrudan müdahaledir. Diş ağrısıyla kıvranan vatandaşımıza ‘hastanen satıldı, özele git’ mi diyeceğiz? Bu satışa diyecek tek bir kelimemiz var: HAYIR.” “KANSER HASTASININ UMUDU TİCARİLEŞİYOR” Uludağ Yolu üzerinde, Bayraktepe eteklerinde bulunan ve bir dönem Onkoloji Hastanesi’ne ek bina olarak hizmet veren yapının da satış listesinde olduğunu hatırlatan Aslan, konuyu şöyle değerlendirdi: “Bu bina, Bursa manzarasıyla yatırımcıların gözünü dikeceği bir konumda olabilir, ama bizim için orası kanser hastalarının tedavi gördüğü, umutlandığı bir yerdi. Kimse kusura bakmasın, bir şehrin en güzel manzarası hastaların yüzündeki tebessümdür. O binayı otel ya da AVM yapmak için satmak, insanlık suçudur. Onkoloji hastalarımızın emanetine sahip çıkacağız.” “SAĞLIK OCAĞI SATILIR MI? BU NASIL BİR VİZYONSUZLUK?” Mustafakemalpaşa Tepecik Mahallesi’ndeki sağlık ocağının da satış listesine dahil edilmesine ayrıca tepki gösteren Aslan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir mahallede sağlık ocağını satıyorsanız, o mahallede yaşayan insanlara ‘sizin sağlığınız bizim için önemli değil’ diyorsunuz demektir. Çoluk çocuk, yaşlı genç herkesin uğradığı, en temel sağlık hizmetini aldığı bir yapıdan bahsediyoruz. Bunu satış listesine koymak, vizyonsuzluğun daniskasıdır. Ocağın közü sönmez, bu kararı söndüreceğiz.” “YENİSİNİ YAPMAYIP ÜSTÜNE SATIYORSUNUZ” Aslan, “Geçen ay FSM Hastane alanı, yıkılan İhtisas Hastanesi alanı, Samanlı, Yenişehir gibi şehrin dört bir yanındaki arsaları satışa çıkardılar. Bunlara da itiraz ettik ve etmeye devam edeceğiz. Sağlık olmazsa hiçbir şey olmaz. Yenisini yapmayıp üstüne satıyorsunuz! Biz insanımızın haklarını sonuna kadar koruyacağız” ifadelerini kullandı. “HAZİNE AÇIĞI MİLLETİN SAĞLIK YUVALARIYLA KAPANMAZ” Aslan, ekonomik gerekçelerle bu satışları savunmanın mümkün olmadığını belirterek, şu çarpıcı ifadeleri kullandı: “Hazine açığı var diye milletin hastanelerini, sağlık ocaklarını, diş hastanelerini, onkoloji ek binalarını satamazsınız. Bu ülkenin varlıkları bu milletindir. Yanlış ekonomi politikalarının faturasını yine halka, yine Bursalıya ödetmeye kimsenin hakkı yok. Önce arsalar satıldı, şimdi hastaneler. Sıradaki ne? Bize sorarlar mı hiç? “ALTERNATİF MODELİMİZ HAZIR” Anahtar Parti olarak sadece itiraz etmekle kalmayıp çözüm de sunduklarını hatırlatan Aslan, önerilerini şöyle sıraladı: - Kamu yararını koruyan işlev güvenceli sözleşmeler yapılmalı, - Gelir paylaşımı modeliyle elde edilen kazançlar, Bursa’ya yatırım olarak dönmeli. - Süreç şeffaf ve katılımcı olmalı; Bursa halkı, STK’lar, meslek odaları ve siyasi partiler karar sürecine dahil edilmeli. “BURSA SAHİPSİZ DEĞİLDİR” Açıklamasının sonunda Bursa halkını ve kentin tüm dinamiklerini itiraza çağıran Fikret Aslan, şu çağrıyı yaptı: “Bursa sahipsiz değildir. Gerekirse hep birlikte ayağa kalkar, bu satışları durdururuz. Memleket Hastanesi’nin satılmasına, Diş Hastanesi’nin, Onkoloji ek binasının, sağlık ocağının, hastane arsalarının elden çıkarılmasına izin vermeyeceğiz. Önce arsalar derken şimdi hastaneler satılıyor. Bu korkunç hızı durduracağız. Bu şehrin evlatları olarak hep birlikte ‘dur’ diyeceğiz.”

“Bursa Ayağa Kalk, Hastanelerine Sahip Çık!” Haber

“Bursa Ayağa Kalk, Hastanelerine Sahip Çık!”

Anahtar Parti Osmangazi İlçe Başkanı İsmail Demir’den Sert Tepki 24 Nisan 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararıyla, mülkiyeti Maliye Hazinesi’ne ait 71 taşınmaz ve üzerlerindeki yapıların özelleştirme kapsamına alınması kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, kararın Bursa ayağı özellikle sert tepkilere neden oldu. Özelleştirme listesine Bursa’da bulunan 4 önemli sağlık tesisinin dahil edilmesi, siyasi ve toplumsal çevrelerde “kabul edilemez bir adım” olarak değerlendirildi. Karara göre satış, kiralama, gelir ortaklığı modeli ve işletme hakkı devri gibi yöntemlerle değerlendirilebilecek taşınmazlar arasında; Osmangazi ilçesindeki eski Bursa Devlet Hastanesi ve Ali Osman Sönmez Onkoloji Hastanesi arazisi, Çekirge’deki Ümran Sönmez Medikal Onkoloji Kliniği, Yıldırım’daki Bursa Diş Hastanesi ve Mustafakemalpaşa’daki 7 Nolu Aile Sağlığı Merkezi yer aldı. Kararın ardından en sert çıkışlardan biri Anahtar Parti Osmangazi İlçe Başkanı İsmail Demir’den geldi. “Bu Bir Özelleştirme Değil, Kamusal Sağlık Hafızasının Tasfiyesidir” Demir, yaptığı açıklamada özellikle Osmangazi’de yer alan ve Bursalılar için sembolik bir değer taşıyan eski Bursa Devlet Hastanesi üzerinden sert ifadeler kullandı. Kamuoyuna “Muradiye Devlet Hastanesi” olarak bilinen, eski adıyla Bursa Memleket Hastanesi’nin özelleştirme kapsamına alınmasını “kabul edilemez bir ihanet planı” olarak nitelendirdi. Demir, hastanenin yalnızca bir sağlık tesisi olmadığını, Bursa’nın tarihsel ve toplumsal hafızasının bir parçası olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Bu hastane 1950’li yıllarda Bursalıların bağışlarıyla, halkın imek emeğiyle inşa edildi. Bu bir bina değil; bu şehrin ruhudur, hafızasıdır. Şimdi bu miras masa başı kararlarla satılmak isteniyor. Buna sessiz kalamayız.” “Şehir Hastanesi Uğruna Kamu Hastaneleri Feda Edildi” Demir, sağlık politikalarına yönelik eleştirilerini de sertleştirerek, şehir hastaneleri modelinin kamu sağlık sistemini zayıflattığını savundu. Bursa’da şehir hastanesi açıldıktan sonra birçok devlet hastanesinin kapatıldığını hatırlatan Demir, vatandaşların ulaşımı zor olan tek bir merkeze mecbur bırakıldığını ifade etti. “Hasta garantili şehir hastaneleri sistemiyle kamu kaynakları belirli şirketlere aktarılıyor. Köprüde geçiş garantisi, havalimanında yolcu garantisi neyse, sağlıkta da hasta garantisi sistemi kurulmuş durumda. Bu kabul edilebilir bir düzen değildir” dedi. “Deprem Riski Bahane Edildi, Hastane Yıllarca Kaderine Terk Edildi” Eski Bursa Devlet Hastanesi’nin kapatılma gerekçesi olarak “deprem riski”nin gösterildiğini hatırlatan Demir, bu sürecin şeffaf yürütülmediğini öne sürdü. Hastanenin güçlendirilmesi ya da yeniden hizmete açılması yönünde verilen sözlerin tutulmadığını ifade ederek, yapının yıllardır atıl bırakıldığını söyledi. “Eğer gerçekten risk varsa, bunu ortadan kaldırmak devletin görevidir. Güçlendirme yapılmadı, yatırım yapılmadı, yıllarca oyalama politikası izlendi. Şimdi ise bu alan özel sektöre devredilmek isteniyor. Buna planlı bir tasfiye dememek mümkün değil.” “Bursa’nın Bağışıyla Yapılan Hastane Birilerine Rant Aracı Yapılamaz” Demir, hastanenin bulunduğu arazinin değerine dikkat çekerek, alanın rant odaklı projelere açılmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı. Bursa’nın geçmişte kendi imkânlarıyla inşa ettiği bir sağlık kurumunun bugün “ticari kazanç alanına” dönüştürülmek istendiğini söyledi. “Kimdir bu çok özel ve hatırlı kişiler? Bursalıların bağışlarıyla yapılan bu hastane nasıl olur da birkaç imza ile el değiştirir? Bu şehir buna izin vermez” ifadelerini kullandı. “Bu Karar Bursalılara Açık Bir Haksızlıktır” Anahtar Parti Osmangazi İlçe Başkanı İsmail Demir, açıklamasının sonunda sert bir çağrıda bulunarak Bursalıları tepki göstermeye davet etti: “Bu sadece bir taşınmaz satışı değildir. Bu, bir şehrin hafızasına, geçmişine ve hakkına müdahaledir. Bursa bunu kabul edemez. Bu karar Bursalılara açık bir haksızlıktır.” Demir, sözlerini “Bursa ayağa kalk, hastanesine sahip çık” çağrısıyla tamamladı. Özelleştirme kararının nasıl uygulanacağı ve Bursa’daki sağlık tesislerinin geleceğine ilişkin süreç kamuoyunda tartışılmaya devam ederken, tepkilerin önümüzdeki günlerde daha da artması bekleniyor.

Kaçmaz Emlak Nilüfer Merkez Temsilciliği yeni yeri Özlüce'de hizmete açıldı Haber

Kaçmaz Emlak Nilüfer Merkez Temsilciliği yeni yeri Özlüce'de hizmete açıldı

Açılış törenine bölgenin önde gelen iş insanları, sektör temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı. Katılımcılar, yeni ofisin modern yapısını ve sunduğu hizmet vizyonunu yerinde inceleme fırsatı buldu. Yoğun katılım dikkat çekti Samimi atmosferin hâkim olduğu etkinlikte, gayrimenkul sektörüne dair önemli temaslar da kurulurken ikramlıkla katılımcılara sunuldu.Açılışa katılanlar arasında Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan, Osmangazi İlçe Başkanı İsmail Demir, Nilüfer İlçe Başkanı Öner Sevinç, Gürsu İlçe Başkanı Sülleyman Ağırman, Orhaneli İlçe Başkanı Ekrem Şahin, AK Parti Bursa İl Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Faruk Özdemir de yer aldı. Bölgede gayrimenkul hareketliliği oluşturacak bir nitelik taşıyor Kaçmaz Emlak Nilüfer Merkez Temsilciliği Firma Yetkililerinden Ömer Bilgin, katılımın yoğunluğundan duyduğu memnuniyeti dile getirirken gerçekleşen açılışın sektörde önemli bir markayla gelişen ve ihtiyaca cevap verebilecek bir lokasyonda sürdürecekleri çalışmaların şimdiden hayırlı olmasını diledi. Bilgin, Özlüce gibi hızla gelişen bir bölgede hizmet vermenin önemine vurgu yaparak, müşterilere daha kaliteli ve güvenilir hizmet sunmayı hedeflediklerini ifade etti. Yeni temsilciliğin, bölgedeki gayrimenkul hareketliliğine katkı sağlaması bekleniyor. Frima Yetkilileri Fatma Bilgin ve Gülsevin Özkan Derebaşı da davetlilere teşekkür ederken, gayrimenkulle alakalı her türlü öneri ve fikre açık olduklarını, kurumsal ve güvenilir bir marka çatısı aldında daha modern bir ofiste tüm ihtiyaca kolaylıkla cevap verecek alanında uzman isimlerle çalıştıklarını ifade ettiler. Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan, kadın girişimcilerin böylesi zor bir dönemde kurumsal bir şube açıyor olmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Firma yetkililer Fatma ve Ömer Bilgin ile Gülsevin Özkan Derebaşı'na bol berketli kazançlar temennisini iletti. Açılışın Bursa'ya hayırlı olmasını diledi. AK Parti Bursa İl Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Faruk Özdemir ve Anahtar Parti İlçe Başkanları da temsilcilik açılışının hayırlı ve bereketli olması dileklerini paylaştılar. Öte yandan aynı ofisde iki odanın ise Serbest Muhasebeci Mali Müşavir Nilüfer Önal Okur'a ait ofis olarak kullanılacağı belirtildi. Emlak sektörü ile mali müşavirlik hizmetinin aynı lokasyonda bulunmasının, verilen hizmetin daha pratik ve güvenilir kıldığını ifade ettiler.

Anahtar Parti Sözcüsü Fuat Geçen'den Basın Açıklaması Haber

Anahtar Parti Sözcüsü Fuat Geçen'den Basın Açıklaması

Anahtar Parti Sözcüsü Fuat Geçen, ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın Antalya Diplomasi Forumu’nda yaptığı açıklamalarla ilgili, “Sayın Barrack haddini bilecek! Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir çadır devleti değil, mazisinde imparatorluk olan bir devlettir. Fakat hiçbir zaman emperyal duygularla bulundukları ülkeleri rahatsız etmediler, yönetimlerine müdahil olmadılar. Kurulalı iki yüz küsur sene olan kural tanımaz bir devletin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ve mazisine ayar verme hakkı, haddi yoktur.” diye konuştu. Anahtar Parti Sözcüsü Fuat Geçen, parti genel merkezinde düzenlediği basın açıklamasına Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’daki okul saldırılarında hayatını kaybedenleri anarak başladı. Yaralılara acil şifa dileyen Geçen, yaptığı değerlendirmelerde özetle şunları söyledi: “Geçen haftayı uzun süre acısını yüreğimizden çıkaramayacağımız bir sızıyla geçirdik. Kahramanmaraş ve Şanlıurfa Siverek'te eğitim kurumlarımızda yapılan saldırılarla sarsıldık. Bugüne kadar çeşitli okullarda öğretmenlerin öldürüldüğünü, öğrencilerin akran zorbalığına uğradığı haberlerini birçok kişi duymuştu ve siyasal iktidar bunları münferit olaylar gibi tanımlamıştı. 25 yıldır kesintisiz, tek başına bir siyasal iktidarla ülkemiz yönetiliyor. AK Parti hükümetinin milli eğitim politikalarını çeşitli vesilelerle, çeşitli siyasi kadrolar eleştirdi. Anahtar Parti olarak biz de eleştirdik. Daha çok eğitim-öğretimle alakalı sık sistem değişikliklerinin milli eğitime fayda sağlamadığıyla sınırlı olmayan birçok eleştiriye maalesef siyasal iktidar kayıtsız kaldı. Kahramanmaraş’ta 9 evladımız, gencecik, henüz çocuk yaşında, ilköğretim çağında vefat ettiler bu saldırıda. Ayla öğretmenimiz, bir öğretmen için öğrencilerinin ne anlama geldiğini rahmete yürürken en baskın ve en güçlü şekilde bize hissettirdi. Ayla öğretmenimize ve saldırılarda şehit olan evlatlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum. Kederli ailelerine başsağlığı diliyorum. Şu anda yaralı, durumları kritik olan evlatlarımız var. Geçmiş olsun, acil şifa diliyorum. OKUL SALDIRILARI BİR KATLİAMDIR! Bu katliamdır, bu münferit bir olay gibi de görülse; bunun bütün sebep ve sonuçlarıyla sakin bir şekilde, bu işi siyasete bulaştırmayalım yaftalamasının da dışında, hızlıca gecikmiş her ne var ise tedbir olarak alınması konusunda siyasal iktidarın muhalefet ile el birliğiyle bu sorunun üzerine gitme zamanının gelip geçtiğini de hatırlatmak isterim. Siyasal iktidar kendisine yöneltilen her türlü eleştiriyi maalesef düşmanca karşılıyor. Ve bu durumda açıkçası şunu söylemek gerekiyor: Siyasal iktidarın bu eleştirileri düşmanca görüp daha sonra da tümünü reddetme psikolojisi sadece bu hadisede değil, ülkenin icra ile ilgili her alanında maalesef tavrı bu oldu. Ve şöyle bir metodu benimsedi AK Parti iktidarı: Acıyı yönetmeyi, olumsuzluğu yönetmeyi çok daha önemsiyor. Halbuki sorun var olan acıyı yönetmek değil, o acıların ortaya çıkmasını engellemektir; siyasal iktidarların görevi oluşan acıları yönetmek olmamalı. Elbette bu acıyı hepimiz yüreğimizde hissediyoruz. Sadece iktidar hissetmiyor. Ve bu hususta olumsuzluğun ortaya çıkarılması, tedbirde hatası olanların, mesul olanların bu konuda hesap vermelerini teklif etmek, siyasete acıyı malzeme etmek anlamına gelmez. Oluşan bu tür durumlarda sürekli olarak ‘acı üzerinden siyaset mi yapmak istiyorsunuz’ yaftalaması aslında acıya en büyük saygısızlıktır. Şu çok iyi bilinmelidir ki bir siyaset kurumunun ana görevi, ister muhalefet ister iktidar olsun, bir olumsuzluk var ise bununla ilgili sorumluluk sahiplerinin hesap vermeleri ve bununla ilgili siyasi bir eksiklik var ise de iktidarın bu eksikliği kamuoyu önünde kabul etmesidir. Selametin yolu buradan geçer fakat bugüne kadar maalesef biz mevcut siyasi iktidardan bu tür bir tavır görmedik. BİR EKSİKLİK OLDUĞUNU SİZ SÖYLÜYORSUNUZ, O HALDE NEDEN ÖNLEM ALMADINIZ? Okullardaki bu noktaya evrilen süreçle ilgili şu anda bir haftada şöyle bir şey yaşıyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı, yaptığı açıklamalarla, ‘Şok eylem planına geçiyoruz. Acil eylem planına geçiyoruz’ diyor. Demek ki siz bu eylem planlarına şu an ihtiyaç duyduğunuza göre bir eksiklik vardı. Peki bu eksikliği bu kadar insanımız, bu kadar evladımız ölmeden önce neden düşünmediniz? Neden bir sene önce bu eylem planını yapmadınız? Neden iki sene önce yapmadınız? Neden beş sene önce yapmadınız? Neden on sene önce yapmadınız? Bir eksiklik olduğunu siz söylüyorsunuz. Eğer bir acil eylem planı şu anda var deniliyor ise demek ki bir eksikliğe yöneliktir. OKULLARDAKİ PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK AÇIĞININ SÜRATLE GİDERİLMESİ GEREKİYOR Anahtar Parti olarak biz okullardaki sorunu genel manada tarif ettik ve spesifik olarak da akran zorbalığıyla başlayan, öğretmenlerin öldürülmesine varan sürecin, güvenlik tedbirleri dahil psikolojik danışmanlık ve rehberlik öğretmenliği açıklarının süratle giderilmesinden bahsettik. Bugün itibarıyla 60 bine yakın bir açıktan bahsediliyor. 60 bin güvenlik görevlisi teklif etmenin yanı sıra bir takım muhalefet partilerimiz güvenlik ağırlıklı açıklamalar yaptı. 60 bin güvenlik görevlisi alınsın, okulların fiziki güvenliği sağlansın. Bunu anlamsız bulmamakla birlikte aslında öncelik sırasının, okullarda öğrencilerle öğretmenler, öğrencilerle veliler arasındaki sağlıklı diyaloğun sağlanması adına psikolojik danışmanlık ve rehberlik kadrolarının süratle doldurulmasının çok önemli olduğunu ve sorunun çözümü açısından oldukça ciddi mesafeler aldırılacağını açıkça belirtmek isterim. Bu yeter mi? Yetmez. Sosyal mecraların dünyada egemen olduğu, sadece bizim ülkemizde olan bir durum olmadığı belirtiliyor. Bunu fikir olarak kabul edebiliriz. Ancak bunun filtre edilmesi, kontrol altına alınması konusunda geciktiğimiz de apaçık ortadadır. RTÜK NEDEN VAR? Sayın Cumhurbaşkanı, ‘Yakında çok iyi bir muhalefet oluşacak’ temennisinde bulunmuştu geçen hafta. Anlıyorum ki Sayın Cumhurbaşkanımızın buna yüklediği anlam, kendi siyasal iktidarını en az eleştirecek veya hiç eleştirmeyecek bir yapının özlemi içerisinde, böyle bir muhalefet anlayışını arzu ediyor. Fakat bunun hiç kimseye hayrı olmaz, iktidara da hayrı olmaz. Bizim bir RTÜK’ümüz var. Radyo ve Televizyon Üst Kurulumuz. Anayasal bir kuruluşumuz. Ne için kuruldu? Kuruluş felsefesi nedir? Ülkemizde milletimizin, evlatlarımızın kültür değerlerine aykırı, inanç değerlerine aykırı, çocuklarımızın hür ve müstakil düşünmelerine aykırı birtakım odakların yayın yoluyla, basım yoluyla veya dijital medyanın kullanılarak tahribatının önlenmesi adına kontrol görevini gören bir müessesemiz. BAZI SİYASİLER MAFYATİK DİZİ OYUNCULARINI KAMUOYU ÖNÜNDE TEBRİK EDİYOR! Bugün dizilerimize baktığımız zaman neredeyse yarısına yakını mafyatik diziler. Hatta buradan şunu da söylemeden geçemeyeceğim. Siyasilerimizin, tırnak içinde, bu mafyatik dizilerde oynayan kişileri kamuoyu önünde tebrik etme cüretkârlığına bile teşebbüs ettiklerine zaman zaman şahitlik ediyoruz. Bu yeraltı dünyasının güzel gösterilmesi, mafyanın 15-17 yaşındaki çocuklara sevdirilmesi ve teşvik edilmesi gibi algılanacak bu dizileri RTÜK bugüne kadar neden yayından kaldırmadı acaba? Şimdi biz bunu demeyecek miyiz? Burada RTÜK'ün mesuliyeti var. Burada sorumluluğu var. RTÜK'ün de hesap vermesi gerekir dediğimiz zaman biz bu son olaylarla ilgili acıyı istismar mı etmiş olacağız? Böyle bir şey düşünülebilir mi? Siz bu şekilde davranırsanız siyasal iktidar olarak iki tane kötü şey yaparsınız. Bir, mevcut anayasal kurumları ve onların görev anlayışlarını var olandan çıkarır, hükümetin kontrolünde tutarsınız. Bu, siz gittikten sonra da kalıcı bir tahribattır. Siyasal iktidarlar gidicidir. Gitmeyen hiçbir siyasal iktidar yoktur. Sadece bizde değil, dünyada yoktur. İkincisi, mücadele diye ortaya koyduğumuz şeyin içi boşaltılırsa ve boş hale gelirse, bundan sonra yapılacak her türlü ülkemizin dirliği, birliği ve bekası adına olan mücadelelerin çoğu kadük kalır. Yani maksada ermez. Çözüm önerilerimizi, ihtisas olarak ilgili politika başkanlıklarımızca geniş şekilde kamuoyuna duyurduk. Duyurulmaya da devam edecek. Bu hususta bütün çözüm önerilerinin şeffaf bir şekilde tartışıldığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bir sürecin başlatıldığı; bunun sosyolojik, psikolojik, güvenlik ve aile boyutuyla topluca ve koordineli bir şekilde ele alınmasının bu sorunun çözümü adına mesafe aldıracağına yürekten inanıyoruz. Anahtar Parti olarak bu konudaki her türlü çalışmaya amasız fakatsız destek vereceğimizin bilinmesini arz etmek isterim. TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEMOKRASİYLE YÖNETİLİR! Antalya’da düzenlenen forumda Amerika'nın Türkiye Büyükelçisi, aynı zamanda da Suriye Özel Danışmanı Tom Barrack’ın yaptığı, bir büyükelçi konseptini aşan; devamlı şekilde ülkemize, bölgemize idari koordinat belirlemeye çalışan, had sınırını aşan ve birliğimizi, dirliğimizi, yönetim şeklimizi sabote etmeye yönelik açıklamalarına geçen hafta şahitlik ettik. Sayın Büyükelçi, bölgenin yönetim şeklinin ne olması gerektiğini açıkladı. Sınırlarını, had sınırlarını ve edep sınırlarını aşarak. Demokrasinin bu bölgeye fazla olduğunu; aslında münasip bir yönetim şeklinin daha verimli ve daha faydalı olabileceğini, dolayısıyla bu konuda Arap Baharı’nın tam maksadına eremediğini; bir sınıfın, bir zümrenin yönetmesinin, vicdani yönetmesinin demokrasiden daha iyi geleceğini söyledi. Anladığımız bu! Şimdi buradan şunu hatırlatmak isterim: Amerika'nın tırnak içinde büyükelçisi olduğunu, fakat görevinin gereğinden çok had sınırlarını aşan şahsına şunu hatırlatmak isterim. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir cumhuriyettir. Demokrasiyle yönetilir. TOM BARRACK’IN ÇIKIŞINA SERT TEPKİ Bu demokrasiye erişim sırasında bu topraklar, kendi gibi düşünenlerin istilasından kurtarılarak kurulmuş bir cumhuriyettir. Eğer bir emperyalizm tanımı yapılacak olsa Sayın Tom Barrack’ın yaptığı açıklama gibi yapardım ben. Eğer bir emperyalist devletin başka bir devletle ilgili tasarımı ne olur deseydim, tam da onun gibi yapardım. ‘Benim emellerime’ diyor Tom Barrack; yani ülkesinin emellerine en iyi hizmet etmenin yolunun bu bölgede monarşik yönetimler olduğunu belirtiyor. Buradan şunu anlıyoruz: Amerika Birleşik Devletleri ve benzeri emperyalist güçler, ulusların insani yönetilmelerinden çok, kendi hizmetlerine, kendi emellerine ne kadar çok yardım ederlerse o yönetim şekli onlar için iyidir, olumludur. Bir sınıfın, bir ailenin vicdanına terk edilmiş bir yönetim şeklinden bahsediyor. Bizim için Orta Çağ; ama işlerine geldiği zaman, başka ülkelere ‘niye demokrasiye geçmediniz, siz demokratik sistemle yönetilmiyorsunuz’ diyerek oralarda ihtilaller yaptılar, ülkemiz dahil. Demek ki istenilen şey şu: Benim emellerime hizmet şu anda bu coğrafyada monarşik yönetimlerden geçiyor. Sayın Barrack haddini bilecek; Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir çadır devleti değil, mazisinde imparatorluk olan bir devlettir. Ve ecdadımızı hayırla yad etmemize vesile oldu bu açıklaması. Ecdadımızın dünyada onlardan daha çok egemen olduğu dönemler oldu. Fakat hiçbir zaman emperyal duygularla bulundukları ülkeleri rahatsız etmediler, yönetimlerine müdahil olmadılar. Kurulalı iki yüz küsur sene olan kural tanımaz bir devletin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ve mazisine ayar verme hakkı, haddi yoktur. TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ SAVAŞIN DIŞINDA KALMA TAVRINI ISRARLA SÜRDÜRMELİ Sonuç olarak şunu arz edeceğim. Hemen yanı başımızda bir savaş var. Bu savaşın ritmi, şekli, tarzı sıra dışı. Belki de son yılların hepimizin aklını zorladığı bir formda gelişiyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu savaşın dışında kalmayı bugüne kadar başarılı bir şekilde yürüttü. NATO dahil, bundan böyle gelişecek her türlü hadisede bu tavrını ısrarla sürdürebilmelidir. Bu tavrını sürdürebilmesi adına biz, Anahtar Parti olarak, bütün imkânlarımızla siyasal iktidarın, devletin bu tarzı ve tavrının yanında olacağımızın da açıkça altını çizmek isterim. ORTA VADELİ PROGRAM ÇÖKTÜ, EKONOMİK BUHRAN VAR Bizler bugün Yeni Şafak gazetesinde manşet olan haberi; sadece biz de değil, muhalefet uzun süredir Türk ekonomisinin bir türbülansta olduğunu, daha ileri bir tanımla bir buhranda olduğunu, açlık sınırının emekliler için ve asgari ücretliler için sorun haline geldiğini belirtiyoruz. 39 bin lira açlık sınırı tanımlayacaksınız, insanlara 20 bin lira emekli aylığı vereceksiniz. Neredeyse kamu çalışanlarının yüzde 90'ına yakını geçim sınırının altında kaldı. 90 bin liraya çıktı geçinme endeksi. Yani siz yıllık orta vadeli programınızda enflasyonu yüzde 16 olarak öngörüyorsunuz. Üç ay içerisinde yüzde 8 enflasyon yaşamışsınız. Baştan çökmüş orta vadeli planınız; sonra yeniden yüzde 26’ya revize edeceksiniz, son çeyrekte de yüzde 38’e çıkaracaksınız. Her ne kadar Yeni Şafak'ın manşeti belki parti içi bir iç hesaplaşmaya dayalı da olsa, söylenen şey bizim daha önce söylediğimiz, uyardığımız şey olduğu için doğrudur. CHP’Lİ BELEDİYELERLE İLGİLİ OPERASYONLAR!.. CHP belediyelerine yönelik sürdürülen ‘operasyonlarla’ ilgili de yolsuzlukla mücadelede kamu refleksi usul ve esaslarla yönetilir. Yani bir kamu kuruluşunda, denetim sırasında veya ihbarla elde edilen bir duyum icra edilirken bunun usulü vardır, esası vardır. Usulle esası yer değiştirdiğiniz zaman sorun yaşayabilirsiniz. Eğer kamuoyu buna bir “operasyon” diyor ise, yaygın bir şekilde, doğru bir şey yapmıyor siyasal iktidar. Çünkü yapılan yolsuzlukla ilgili mücadeleye de zarar verir bu tarz. Bunun yolu bellidir. Eğer bir kurum, şunu açıkça belirtmek istiyorum, hiçbir kurum denetim dışı kalmamalıdır. Hiçbir kurumun imtiyazı olmamalıdır. Dolayısıyla bu süreç yürütülürken toplum vicdanının da taraf edilmesi, mücadeleden yana çok lazımdır; başarılı olması için. Eğer siz bir duyum aldığınız zaman bu duyumu direkt inzibati tedbirlerle sabaha karşı kişileri evinden alarak yapıyor iseniz, o şartları, onu yapmanızın şartları bellidir. Bir suçüstü var ise, bu suçlu ortamı ortadan kalkması için müdahaleniz gerekiyorsa bu doğru bir harekettir; ama bir belediye ile ilgili bir ihbarı değerlendirirken sabaha karşı insanları evlerinden alıp ve bunu da kişilerin özlük haklarını, yani kişilik haklarını yok saydıracak şekilde, zannı sonuçmuş gibi topluma sunacak şekilde yapamazsınız. Sayın İçişleri Bakanımızın geçenlerde bir açıklaması oldu. İçişleri Bakanlığı olarak aşağı yukarı iktidara ne kadar, muhalefete ne kadar soruşturma izni verdiysek buna yakın ölçüde iktidarın da soruşturma izni var demişti. Doğrudur. Ama bir fark var. Soruşturma izni verildikten sonra yürütülen tarzla ilgili, siyasal iktidarın hiçbir belediyesinin muhalefet belediyelerinin belediye başkanlarına yapılan tarzda bir gözaltı süreci, bir hukuki süreç işletilmediği konusunda kamuoyu epey kanaat sahibi oldu. Eğer burada kamuoyu kanaati ‘ya bu siyasi gibi duruyor’, ‘bu yolsuzlukla mücadele sanki muhalefeti olumsuzlama, onu küçük düşürme’, ‘ona siyasi avantaj kaybettirmek gibi duruyor’ dediği anda sizin mücadeleniz biter. Sonuç alamazsınız. Siyasal iktidara uyarımız: Yolsuzlukla mücadele çok ehemmiyetlidir. Bu mücadele bir ülke için olmazsa olmazdır. Buraya siyasallaşmış bir görüntü vermek hem yolsuzlukla mücadeleye hem de kamuoyunun birliğine, dirliğine halel getirir. Bilinsin ki bu, siyaset iklimini kirletir; o da yetmez, yapanlara uzun süre bir avantaj sağlamaz.” İletişim: Anahtar Parti Stratejik İletişim ve Medya Ofisi Telefon: 0505 161 87 73

Osmangazi’den yükselen bu ses, yarınların Türkiye’sine yön verecek Haber

Osmangazi’den yükselen bu ses, yarınların Türkiye’sine yön verecek

OSMANGAZİ’DEN SERT MESAJ: “BU ŞEHRİ MASA BAŞINDA DEĞİL, MİLLETLE YÖNETECEKSİNİZ!” İsmail Demir, Anahtar Parti Osmangazi İlçe Başkanlığı’nın geniş katılımlı toplantısında yaptığı açıklamalarla hem teşkilata güç verdi hem de yerel yönetime çok sert mesajlar gönderdi. Demir, özellikle büyükşehirde yaşanan değişim sürecine dikkat çekerek, “Bu değişim Osmangazili vatandaşın sırtına yük olursa, bunun karşısında en sert şekilde dururuz” dedi. “BU SADECE BİR TOPLANTI DEĞİL, BİR İRADE BEYANIDIR” Anahtar Parti Osmangazi İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen buluşmada, teşkilat mensuplarıyla bir araya gelen İlçe Başkanı İsmail Demir, toplantının sıradan bir istişare olmadığını vurguladı: “Biz burada sadece konuşmadık; milletimizin beklentilerini, şehrimizin geleceğini ve bu davanın yükünü omuzlayan kadroların kararlılığını yeniden ortaya koyduk. Bu, açık bir irade beyanıdır.” Toplantıda Osmangazi’nin geleceği, Bursa’nın dönüşüm süreci ve sahadan gelen talepler masaya yatırıldı. Demir, teşkilatın sahadan kopuk değil, doğrudan milletin nabzını tutan bir yapı olduğunu ifade etti. “BİZ TEŞKİLAT DEĞİL, HEDEFE YÜRÜYEN BİR GÜÇÜZ” Konuşmasında teşkilatın birlik ve motivasyonuna da dikkat çeken Demir, iddialı ifadeler kullandı: “Bizler sadece bir siyasi yapı değiliz. Aynı hedefe yürüyen, aynı yükü taşıyan ve aynı hayali kuran güçlü bir iradeyiz. Osmangazi’den yükselen bu ses, yarınların Türkiye’sine yön verecek kadar güçlüdür.” Demir, mücadele vurgusunu da sertleştirerek: “Durmadan, yorulmadan, hiçbir baskıya boyun eğmeden yürümeye devam edeceğiz” dedi. BÜYÜKŞEHİR’E AÇIK UYARI: “VATANDAŞI MAĞDUR EDERSENİZ KARŞINIZDA BİZİ BULURSUNUZ!” Demir’in açıklamalarının en dikkat çeken bölümü ise büyükşehirde yaşanan yönetim değişimi ve bunun sahaya yansımaları oldu. Özellikle Osmangazi ilçesinde yaşayan vatandaşların olası mağduriyetlerine dikkat çeken Demir, sert bir dille uyardı: “Büyükşehirde yaşanan değişim, eğer plansızlıkla, hazırlıksızlıkla ve sahayı yok sayarak yürütülürse bunun bedelini vatandaş öder. Buna asla izin vermeyiz.” “HASSAS PROJELERİ DURDURMAK, ŞEHRE ZARAR VERMEKTİR” Devam eden projelerin akıbetine de değinen Demir, özellikle kritik yatırımların sekteye uğraması ihtimaline karşı net konuştu: “Bu şehirde hassasiyet gerektiren projeler vardır. Bu projeleri durdurmak, yavaşlatmak ya da siyasi hesaplara kurban etmek; doğrudan Osmangazi’ye zarar vermektir. Kimse bu şehri deneme tahtası gibi kullanamaz.” “OSMANGAZİ SAHİPSİZ DEĞİL” Demir, Osmangazi halkının haklarını sonuna kadar savunacaklarını belirterek açıklamasını daha da sertleştirdi: “Buradan açıkça söylüyoruz: Osmangazili vatandaşın hakkı gasp edilirse, projeler bilinçli şekilde dumura uğratılırsa, bunun siyasi ve toplumsal karşılığı olur. Osmangazi sahipsiz değildir.” “BU SES YÜKSELMEYE DEVAM EDECEK” Toplantının sonunda teşkilatın kararlılığına bir kez daha vurgu yapan Demir, önümüzdeki süreçte daha aktif, daha görünür ve daha etkili olacaklarını ifade etti: “Bugün burada yaktığımız bu ateş, sadece bir başlangıçtır. Bu ses büyüyecek, güçlenecek ve Türkiye’nin geleceğinde söz sahibi olacaktır.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.