Hava Durumu

#Altyapı

Gürsu Haber - Altyapı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Altyapı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

DEVA PARTİSİ NİLÜFER İLÇE BAŞKANI Fatih Kayıkçı’DAN SERT ÇIKIŞ: “BURSA KÜÇÜK SANAYİ SİTESİ GÖZ GÖRE GÖRE ÇÜRÜTÜLÜYOR!” Haber

DEVA PARTİSİ NİLÜFER İLÇE BAŞKANI Fatih Kayıkçı’DAN SERT ÇIKIŞ: “BURSA KÜÇÜK SANAYİ SİTESİ GÖZ GÖRE GÖRE ÇÜRÜTÜLÜYOR!”

Bursa’nın üretim damarlarından biri olan Bursa Küçük Sanayi Sitesi için uzun süredir dile getirilen sorunlar, artık görmezden gelinemez bir noktaya ulaştı. Fatih Kayıkçı, Nilüfer ilçesinin Çalı Yolu üzerinde, Ataevler ve Üçevler mahalleleri arasında konumlanan bu kritik üretim merkezinin adeta kaderine terk edildiğini belirterek, hem Nilüfer Belediyesi’ni hem de Bursa Büyükşehir Belediyesi’ni sert sözlerle hedef aldı. Yaklaşık 40 yıllık geçmişe sahip olan sanayi sitesinin bugün “sahipsizlik ve ilgisizlik yüzünden döküldüğünü” vurgulayan Kayıkçı, bölgedeki çarpıcı dönüşüme dikkat çekti. Bir yanda altyapısı çökmüş, yolları parçalanmış, bakım yüzü görmemiş bir sanayi alanı; diğer yanda ise hızla yükselen çok katlı lüks rezidanslar… Bu çelişkinin kabul edilemez olduğunu belirten Kayıkçı, “Üreten kesim çürümeye terk edilirken, rant odaklı yapılaşma teşvik ediliyor” ifadelerini kullandı. Bölgedeki nüfus yoğunluğunun şimdiden 200 bine yaklaştığını hatırlatan Kayıkçı, bu büyümenin plansız ve dengesiz ilerlediğini söyledi. “Bu kadar yoğunluğun olduğu bir alanda, ekonomiye can suyu veren küçük sanayinin altyapı ihtiyaçlarını görmezden gelmek, yalnızca ihmalkârlık değil, aynı zamanda ekonomik akla ihanettir” diyerek tepkisini yükseltti. Sanayi sitesinin ulaşım açısından da önemli bir noktada bulunduğunu belirten Kayıkçı, Çalı Yolu üzerindeki bu alanın, metro erişimi açısından Ataevler Metro İstasyonu gibi kritik bir durağa yakınlığına rağmen gerekli ulaşım ve yol iyileştirmelerinden mahrum bırakıldığını dile getirdi. “Yollar, yılların yorgunluğunu iliklerine kadar hissediyor. Çukurlar, bozulmuş asfalt, altyapı eksiklikleri üretimi sekteye uğratıyor” dedi. Ayrıca sanayi sitesinin, Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi (NOSAB) ile komşu konumda olmasına rağmen aynı ilgi ve planlamadan yararlanamadığını belirten Kayıkçı, bölgedeki potansiyelin heba edildiğini ifade etti. 1.243 dekar alana kurulu ve 1.563 işyerine ev sahipliği yapan Beşevler Küçük Sanayi Sitesi’nde 10 bini aşkın kişinin istihdam edildiğini hatırlatan Kayıkçı, bu büyüklükte bir ekonomik gücün bu denli ihmal edilmesini “akıl dışı” olarak nitelendirdi. Kayıkçı açıklamasını sert bir çağrıyla noktaladı: “Buradan açıkça uyarıyorum; bu ilgisizlik sürdürülebilir değildir. Küçük sanayi esnafı bu kentin omurgasıdır. Eğer bugün bu çürümeye göz yumulursa, yarın bunun bedelini tüm Bursa öder. Nilüfer Belediyesi ve Bursa Büyükşehir Belediyesi derhal harekete geçmeli, altyapıdan ulaşıma, planlamadan bakım çalışmalarına kadar kapsamlı bir iyileştirme programını acilen devreye almalıdır.” Bursa Küçük Sanayi Sitesi’nde yükselen bu tepki, yalnızca bir bölgenin değil, üretimle ayakta duran tüm kesimlerin sesi olarak yankılanmaya devam ediyor.

Yıkmayı Değil İmar’ı Düşünün! Haber

Yıkmayı Değil İmar’ı Düşünün!

Yıkmayı Değil İmar’ı Düşünün! İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu’ndan Çarpıcı Açıklamalar.. Devlet Hepimizin, Ama Yöneticiler Geçici… Son yıllarda sıkça tartışılan hobi bahçeleri ve imar barışı konusu, Türkiye’deki binlerce vatandaşı mağdur etmeye devam ederken, İbrahim Hacıoğlu da bu duruma sert tepki gösterdi. İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı olarak açıklama yapan Hacıoğlu, devletin uzun yıllardır göz yumduğu sorunları çözmek yerine, yapıcı bir yaklaşım sergilememesini eleştirdi. Devlet Hepimizin, Yöneticiler Geçici Hacıoğlu, devletin “hepimizin” olduğunu, ancak yöneticilerin geçici olduğunu belirterek, yöneticilere yönelik tepkisini dile getirdi. “Devlet hepimizin… Paidardır… Ama yöneticiler… İşte onlar gelip geçici… onların evi başına yıkılsın!” diyerek, sorunları çözme sorumluluğunun devletin üstünde olduğunu vurguladı. Hacıoğlu’nun bu sözleri, devletin sürekli ve kalıcı sorumluluğunun altını çizerken, yöneticilerin dönemsel olarak sorumluluk taşıdığını, dolayısıyla onların yaptıkları hataların daha uzun süreli etkiler yaratmaması gerektiğini dile getirdi. Tarım Arazilerinin Korunması ve Hobi Bahçelerindeki Çelişki Hacıoğlu, devletin tarım arazilerini koruma çabalarını desteklese de, geçmişte verdiği izinler ve göz yummalar nedeniyle ciddi çelişkiler oluşturduğunu belirtti. Tarım arazilerinin korunması gerektiğini söyleyen Hacıoğlu, “Ama bugüne kadar kooperatif adı altında tarım arazilerini bölüp ranta çevirenlere tapuda zorluk çıkarmayan yine bu devlet…” diyerek eleştirilerde bulundu. Devletin verdiği İmar Barışı ile hobi bahçesi sahiplerinin yıllardır para ödeyerek bu alanları edindiklerini ve altyapı hizmetlerinden faydalandıklarını ifade etti. İmar Barışı ve Hobi Bahçelerine Yapılan Yatırımın Göz Ardı Edilmesi Hacıoğlu, 2018’deki İmar Barışı ile hobi bahçesi sahiplerinin “yapılaşma izni” alarak yatırımlar yaptıklarını ancak şimdi devletin “evini yıkacağım” demesinin büyük bir haksızlık olduğunu vurguladı. “Hobi bahçelerini kimse bedavaya almadı. Üstüne bir de tonla para ödedi” diyerek, vatandaşların bu süreçte mağdur olduğunu belirtti. Hacıoğlu, “Parası olsa, Bodrum’dan, Marmaris’ten, Çeşme’den bahçeli ev alır” diyerek hobi bahçesi sahiplerinin ekonomik durumlarını daha iyi bir şekilde ortaya koydu. Yıkım Değil, Yapıcı Çözüm İstedi Hacıoğlu, “Yıkmak kolay, ama sorunu yapıcı bir şekilde çözmek zor” diyerek, devletin önceki hatalarına dikkat çekti. “Hobi bahçeleri standartlarının ötesine geçmiş yapılara, tek su ve elektrik aboneliğiyle 30-40 parçaya bölünmüş kooperatiflere izin verilmesin” diyen Hacıoğlu, İmar Barışı’ndan faydalanmış, altyapı hizmetlerine sahip hobi bahçelerinin sahiplerinin haklarının korunması gerektiğini ifade etti. Yeni Yönetmelikteki İhbar Düzenlemesi ve Tehditler Yeni düzenlemelerle birlikte hobi bahçelerinin ihbar edilebileceğini belirten Hacıoğlu, “Hobi bahçenize ihbar yağabilir” diyerek vatandaşları uyardı. Valiliklere yapılan her ihbarın ciddiye alınacağını ve denetimlerin başlatılacağını belirterek, bu durumun vatandaşı daha da mağdur edeceğini ifade etti. Hacıoğlu, insanların yıllarca yatırım yaptıkları bahçeleri, “evini yıkacağım” diyen bir devlet yaklaşımı ile kaybetmelerinin büyük bir yanlış olduğunu belirtti. Devletin Sorumsuzluğu ve Çözüm Önerisi Hacıoğlu, devletin hobi bahçeleri ve imar barışı konusunda geçmişteki sorumsuzluğunu sorgularken, bundan sonraki süreçte bu tür sorunların çözülmesi için adım atılmasını talep etti. “Vatandaş ağacını dikmiş, bahçesini ekmiş, yıllar sonra gelip ‘evini yıkacağım’ demek büyük yanlış!” diyerek, devletin yapması gereken şeyin yıkım değil, yapıcı bir çözüm bulmak olduğunu belirtti. Sonuç Olarak: “Evin Başına Yıkılsın!” Hacıoğlu’nun sert açıklamaları, devletin geçmişteki hatalarının ve yöneticilerin geçici sorumluluklarıyla ilişkilendirilen güncel mağduriyetlerin çözülmesi gerektiğini vurguladı. “Evin başına yıkılsın” diyerek, yöneticilerin hatalarını doğrudan yüklenmesini isteyen Hacıoğlu, devletin yapması gerekenin vatandaşları mağdur etmemek olduğunu söyledi. “Devlet hepimizin… Paidardır… Ama yöneticiler… İşte onlar gelip geçicidir… onların evi başına yıkılsın!” diyerek, vatandaşın haklarını korumanın devletin asli sorumluluğu olduğunu bir kez daha dile getirdi. İbrahim Hacıoğlu, İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı olarak, devletin son yıllarda izlediği tarım arazileri koruma politikasını eleştirerek önemli açıklamalarda bulundu. Hacıoğlu, devletin bu sorunu çözme çabalarını “haksız” ve “adilsiz” bulduğunu ifade ederek, bu durumu “Evin başına yıkılsındır” şeklinde nitelendirdi. Tarım Arazilerinin Korunması Amaçlanırken Yapılan Hatalar Hacıoğlu, devletin tarım arazilerini korumak adına doğru bir adım attığını, ancak yıllardır göz yumduğu ve ses çıkarmadığı konularda sorun yaratmış olduğuna dikkat çekti. “Kooperatif adı altında tarım arazilerini bölüp ranta çevirenlere tapuda zorluk çıkarmayan yine bu devlet…” diyen Hacıoğlu, devletin geçmişte yaptığı bu hatalar yüzünden bugün mağduriyet yaşandığını ifade etti. İmar Barışı ve Hobi Bahçeleri Üzerindeki Eleştiriler 2018’de çıkarılan “İmar Barışı” düzenlemesiyle hobi bahçesi sahiplerinden para alınıp, “yapılaşma izni” verildiğini belirten Hacıoğlu, devletin bu sürecin sonunda bugün, yıllardır bedel ödeyen vatandaşlara “evini yıkacağım” diyerek sorun çıkardığını söyledi. “Hobi bahçeleri kimse bedavaya almadı. Üstüne bir de tonla para ödedi” diyerek, hobi bahçesi alan insanların çoğunun zengin olmadığını belirtti. Hacıoğlu, “Parası olsa gider Bodrum’dan, Marmaris’ten, Çeşme’den bahçeli ev alır” diyerek hobi bahçeleri sahiplerinin durumunu daha iyi bir şekilde açıkladı. Çözüm Önerileri: Yapıcı Bir Adım Hacıoğlu, yıkmanın kolay, sorunu yapıcı bir şekilde çözmenin ise daha adil olacağını belirterek, “Bir kere hobi bahçesi standartlarının ötesine geçmiş yapılara, tek su ve elektrik aboneliğiyle 30-40 parçaya bölünmüş kooperatiflere izin verilmesin” diye konuştu. İmar Barışı çerçevesinde devletin kendi çıkardığı kanunu uygulayarak, hobi bahçelerinin altyapı hizmetlerinin sağlandığı yerlerde özel düzenlemeler yapılması gerektiğini savundu. Hacıoğlu, “Vatandaş mağdur edilmesin. Devlet yine bir bedel alarak bu insanlara bir hak tanısın” şeklinde konuştu. Devletin Sorumluluğu ve Geçmişteki Hatalar Hacıoğlu, devletin bugüne kadar bu duruma göz yummasının, “işin bu noktaya gelmesine sessiz kalmasının” ve hatta teşvik etmesinin büyük bir hata olduğunu belirtti. “İnsanların evi başına yıkılmasın. APP plaka meselesinde olduğu gibi milletle-devlet karşı karşıya gelmesin” diyerek devletin önceki hatalarına dikkat çekti. Yeni Yönetmelik ve İhbar Düzenlemesi Son olarak, yeni yönetmelikte yapılan düzenleme ile birlikte hobi bahçelerinin ihbar yoluyla yıkılabileceği duyuruldu. Bu düzenleme, “toprak koruma kurulu üyeleri ve sivil toplum kuruluşlarının ihbar yapabileceği” bir sistem getirdi. Hacıoğlu, bu durumun vatandaşlar için daha da büyük bir tehdit oluşturduğunu belirterek, “Hobi bahçenize ‘ihbar’ yağabilir” şeklinde uyarıda bulundu. Yeni yönetmeliğe göre, ihbar edilen hobi bahçeleri valilikler tarafından denetlenecek ve ihbar edilen yerler için ceza kesilip, yıkım işlemi başlatılacak. Hacıoğlu, “Vatandaş ağacını dikmiş, bahçesini ekmiş; yıllar sonra gelip ‘evini yıkacağım’ demek büyük yanlış!” diyerek, uygulamanın vatandaşlar için büyük bir mağduriyet yaratacağına işaret etti. İbrahim Hacıoğlu, devletin hobi bahçeleri ve imar barışı konusunda yaptığı hataları bir an önce düzeltmesi gerektiğini ve vatandaşların mağduriyetinin giderilmesi için adım atılması gerektiğini belirtti. “Evin başına yıkılsındır” diyerek devletin yaklaşımını eleştiren Hacıoğlu, “Çözüm, bundan sonra kesinlikle izin vermemek” diyerek, gelecekte benzer sorunların yaşanmaması için daha dikkatli ve yapıcı adımlar atılması gerektiğini vurguladı.

İran vurdu, İsrail karanlığa gömüldü... Haber

İran vurdu, İsrail karanlığa gömüldü...

İran'ın İsrail'e yönelik son hava saldırılarının ardından ülkede hayatı felç eden gelişmeler yaşandı. Saldırıların hemen sonrasında İsrail genelinde geniş çaplı elektrik kesintileri meydana geldi. Orta Doğu'da tırmanan gerilim yeni bir boyuta ulaşırken, İran'ın gerçekleştirdiği füze ve hava saldırıları İsrail'in birçok bölgesinde altyapıyı olumsuz etkiledi. Ülke genelinde yaşanan elektrik kesintileri nedeniyle bazı şehirlerde günlük yaşam durma noktasına geldi. Uzmanlar, saldırıların yalnızca askeri hedeflerle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda kritik enerji altyapısını da hedef almış olabileceğini değerlendiriyor. Nitekim savaş sürecinde siber saldırıların ve altyapı hedefli operasyonların da yoğun şekilde kullanıldığı belirtiliyor. ÇATIŞMALAR KESİNTİSİZ SÜRÜYOR... Bölgede son haftalarda karşılıklı saldırılar hız kesmeden devam ederken, İran'ın füze ve insansız hava araçlarıyla İsrail'i hedef aldığı, İsrail'in ise buna karşılık İran'daki askeri ve stratejik noktalara saldırılar düzenlediği biliniyor. Yetkililerden elektrik kesintilerinin ne kadar süreceğine dair net bir açıklama yapılmazken, güvenlik önlemleri en üst seviyeye çıkarıldı. Halkın ise olası yeni saldırılara karşı sığınaklara yönlendirildiği bildirildi. Bölgede tansiyon her geçen saat daha da yükselirken, yaşanan gelişmeler küresel çapta endişe yaratmaya devam ediyor.

“Bursa Nereye Sürükleniyor? Saadet Partisi’nden Sert Uyarılar!” Haber

“Bursa Nereye Sürükleniyor? Saadet Partisi’nden Sert Uyarılar!”

İl Divan Toplantısında Ekonomi, Şehirleşme ve Sosyal Yapı Masaya Yatırıldı Saadet Partisi Bursa İl Başkanlığı’nın Mart Ayı İl Divan Toplantısı, kentin geleceğine dair çarpıcı tespitler ve sert eleştirilerle gündeme damga vurdu. İl Başkanı Hamza Gürsel’in ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıya; Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Mehmet Atmaca, Genel Merkez Yüksek Disiplin Kurulu Üyesi Selim Sait Terzioğlu ve İl Müfettişi Salih Kocatepe katıldı. Toplantıda yapılan konuşmalar ve sunumlar, Bursa’nın içinde bulunduğu gidişata ilişkin kapsamlı bir analiz ortaya koydu. “Plansız Büyüme Bursa’yı Nefessiz Bırakıyor” İl Başkanı Hamza Gürsel, konuşmasında Bursa’nın hızla büyüyen ancak aynı oranda planlanamayan bir şehir haline geldiğini vurguladı. Gürsel’e göre; sanayi, nüfus artışı ve göç baskısı, kentin altyapısını zorlamakla kalmıyor, aynı zamanda yaşam kalitesini de ciddi şekilde düşürüyor. “Bursa büyüyor ama sağlıklı büyümüyor. Plansızlık, sadece betonlaşmayı değil; trafik, çevre ve sosyal sorunları da beraberinde getiriyor” diyen Gürsel, özellikle tarım alanlarının kontrolsüz şekilde yapılaşmaya açılmasının geri dönülmez sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. Ekonomik Baskı: “Vatandaş Geçinemiyor” Toplantının en dikkat çeken başlıklarından biri ise ekonomik tablo oldu. Bursa’da hem sanayici hem de dar gelirli vatandaşın ciddi bir darboğazda olduğu ifade edildi. Milletvekili Mehmet Atmaca, artan maliyetler, yüksek enflasyon ve alım gücündeki düşüşe işaret ederek şu değerlendirmede bulundu: “Bursa üretimin kalbi ama üretici ayakta kalmakta zorlanıyor. İşçi geçinemiyor, esnaf ayakta duramıyor. Bu tablo sürdürülebilir değil.” Şehirleşme ve İmar Eleştirisi: “Betonlaşma Öncelik Oldu” Toplantıda yapılan değerlendirmelerde, Bursa’daki imar politikaları da sert şekilde eleştirildi. Kentin doğal yapısının ve yeşil alanlarının hızla yok edildiği vurgulanırken, plansız yapılaşmanın uzun vadede büyük riskler taşıdığı ifade edildi. Selim Sait Terzioğlu, şehirleşme politikalarının insan odaklı olmaktan uzaklaştığını belirterek: “Bursa artık nefes almakta zorlanan bir şehir haline geliyor. Yeşil Bursa söylemi, yerini beton Bursa gerçeğine bırakıyor” dedi. İlçe Raporları: Sorunlar Sahadan Taşındı Toplantının önemli bölümlerinden birini de ilçe başkanlarının sunduğu aylık raporlar oluşturdu. İlçelerden gelen veriler, Bursa genelinde benzer sorunların yaygınlaştığını ortaya koydu: Altyapı yetersizlikleri Trafik yoğunluğu Kentsel dönüşümde yaşanan aksaklıklar Tarım alanlarının daralması Genç işsizlik oranındaki artış Bu başlıklar, Bursa’nın sadece merkezde değil, tüm ilçelerinde yapısal sorunlarla karşı karşıya olduğunu gözler önüne serdi. Teşkilat Sunumları: “Sahadayız” Mesajı İl Başkan Yardımcılarının yaptığı sunumlarda ise teşkilat çalışmalarına yer verildi. Vatandaşla birebir temasın artırıldığı, saha çalışmalarının yoğunlaştırıldığı ve Bursa’nın her noktasında sorunların yerinde tespit edildiği ifade edildi. “Bursa İçin Acil Eylem Planı Şart” İl Müfettişi Salih Kocatepe, yaptığı değerlendirmede Bursa’nın geleceği için acil ve kapsamlı bir planlamaya ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Kocatepe, özellikle yerel yönetimlerin uzun vadeli stratejiler üretmesi gerektiğini vurguladı. GENEL DEĞERLENDİRME: “Yön Arayışı Devam Ediyor” Toplantının genelinde ortaya çıkan tablo, Bursa’nın kritik bir eşikte olduğu yönünde. Hızlı büyüme, ekonomik baskılar ve plansız şehirleşme; kenti hem sosyal hem de ekonomik açıdan zor bir sürece sürüklüyor. Saadet Partisi kurmayları, Bursa’nın mevcut gidişatının sürdürülebilir olmadığını savunurken, çözüm için daha adil, planlı ve insan odaklı politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. “Bursa Sahipsiz Değil Ama Yönsüz” Toplantıdan çıkan en net mesaj ise şu oldu: Bursa büyük bir potansiyele sahip, ancak doğru yönetilmediği takdirde bu potansiyel bir krize dönüşebilir. Saadet Partisi’nin Mart ayı İl Divan Toplantısı, sadece bir siyasi buluşma değil; aynı zamanda Bursa’nın geleceğine dair güçlü bir uyarı niteliği taşıdı.

İYİ Parti Gemlik İlçe Başkanlığı’ndan esnaf ve ekonomi çıkışı: “Esnaf yalnız değildir” Haber

İYİ Parti Gemlik İlçe Başkanlığı’ndan esnaf ve ekonomi çıkışı: “Esnaf yalnız değildir”

Gemlik’te saha çalışmaları gerçekleştiren İYİ Parti Gemlik İlçe Başkanlığı, esnafın yaşadığı ekonomik sorunlara dikkat çekerek kapsamlı bir açıklama yaptı. İlçe Başkanı Orhan Karaduman, esnafın artan mali yükler karşısında ayakta kalmakta zorlandığını belirtti. “Esnaf ağır ekonomik baskı altında” Saha ziyaretlerinde esnafın en çok dile getirdiği sorunların başında yüksek vergi yükü, kredi faizlerindeki artış ve genel maliyet baskısının geldiğini ifade eden Karaduman, “Zaten zor şartlarda ayakta kalmaya çalışan esnafımız, son dönemde uygulanan politikalarla adeta nefes alamaz hale gelmiştir” dedi. Özellikle kredi kullanmış esnafa sonradan uygulanan faiz güncellemelerinin ciddi mağduriyet yarattığını vurgulayan Karaduman, bu durumun ticari güveni sarstığını ve planlama yapmayı zorlaştırdığını belirtti. Aydınlatma sorunu da gündemde Ekonomik sorunların yanı sıra altyapı eksikliklerine de dikkat çeken Karaduman, birçok mahallede sokak aydınlatmalarının yetersiz olduğunu ifade etti. Bu durumun hem güvenliği riske attığını hem de esnafın iş yapma saatlerini olumsuz etkilediğini belirterek, “Güvenliğin olmadığı yerde ticaret de huzur da olmaz” dedi. Yetkililere çağrı İYİ Parti Gemlik İlçe Başkanlığı, yetkililere şu başlıklarda çağrıda bulundu: Esnaf üzerindeki vergi yükünün hafifletilmesi Kredi faiz güncellemelerinin geri çekilmesi ve mağduriyetlerin giderilmesi İlçe genelinde aydınlatma sorunlarının acilen çözülmesi Karaduman, “Esnaf bu şehrin bel kemiğidir. Esnaf ayakta kalırsa Gemlik ayakta kalır” ifadelerini kullandı. “Değişim talebi sahada açıkça görülüyor” Açıklamasında siyasi değerlendirmelere de yer veren Karaduman, saha çalışmalarında vatandaşların değişim talebini açık şekilde dile getirdiğini söyledi. Ekonomik koşulların ağırlaştığını belirten vatandaşların mevcut yönetimi yetersiz bulduğunu ifade eden Karaduman, bu talebin sandıkta karşılık bulacağını dile getirdi. “Artık günü kurtaran değil, geleceği inşa eden bir anlayışa ihtiyaç var” diyen Karaduman, Türkiye genelinde daha adil ve şeffaf bir yönetim beklentisinin arttığını savundu. “Değişim bir zorunluluk” İYİ Parti olarak bu sürecin sorumluluğunu taşıdıklarını belirten Karaduman, değişimin kaçınılmaz olduğunu ifade ederek, “Milletimizin iradesiyle sandıkta başlayacak değişimin güçlü bir parçası olmaya hazırız” dedi. İYİ Parti Gemlik İlçe Başkanlığı, esnafın sorunlarını gündemde tutmaya ve çözüm önerilerini takip etmeye devam edeceklerini vurguladı.

Tarımda Türkiye Yüzyılı Zirvesi gerçekleşti Haber

Tarımda Türkiye Yüzyılı Zirvesi gerçekleşti

Albayrak Medya, 2023 yılından bu yana “Türkiye Yüzyılı Zirveleri” ana başlığı altında, Bakanlıklarla geliştirdiği iş birlikleriyle; enerji, ihracat, ulaşım, altyapı, tarım, ticaret ve finans gibi stratejik alanlarda düzenlediği zirvelerle Türkiye Yüzyılı vizyonunun şekillenmesine yön veren başlıca platformlardan biri haline geldi. 2026 yılında da yeni zirvelerle bu etki alanını genişleterek sürdürüyor. 27 Mart Cuma günü İstanbul Finans Merkezi’nde gerçekleşen son zirvede ise Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın katılımıyla özel bir oturum düzenlendi. Yeni Şafak Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Likoğlu, Z Raporu Genel Yayın Yönetmeni Semra Karabaş ve TVNET Genel Yayın Yönetmeni Serhat İbrahimoğlu’nun moderasyonunda gerçekleşen oturumda; tarım verimliliği, gıda arz güvenliği, sürdürülebilirlik politikaları ve sektörün geleceğine ilişkin stratejik başlıklar ele alındı. Tarım ve Orman Bakanlığı ve Albayrak Medya iş birliğiyle düzenlenen zirvede, birbirinden deneyimli konuşmacılar Türkiye’nin tarım alanında hayata geçirdiği projeleri değerlendirdi. Modern ve sürdürülebilir projelerin, gıda arz güvenliğinin ve uluslararası gelişmelerin merkeze alındığı zirveye; Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Albayrak Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Albayrak, Albayrak Grubu Yönetim Kurulu Başkan Vekili Nuri Albayrak, Albayrak Grubu Yönetim Kurulu Üyeleri, Albayrak Grubu Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Nurettin Canikli, Ziraat Bankası Genel Müdürü ve Türkiye Bankalar Birliği Başkanı Alpaslan Çakar ve Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mehmet Tütüncü başta olmak üzere çok sayıda davetli katıldı. Tarsim, Trendyol, Türk Hava Yolları, Türk Telekom, VakıfBank ve Ziraat Bankası’nın sponsorluğunda gerçekleşen zirvede, tarım sektörünün kritik başlıkları kapsamlı şekilde ele alındı.

Yaşamın en kaliteli olduğu şehirler açıklandı! Bursa'dan sürpriz Haber

Yaşamın en kaliteli olduğu şehirler açıklandı! Bursa'dan sürpriz

Endekste özellikle konut fiyatlarının gelire oranı, yaşam maliyeti ve trafik yoğunluğu belirleyici oldu. Metropoller geride kaldı, Bursa zirveye yerleşti Uzmanlara göre yüksek kira bedelleri ve kronik trafik sorunu, İstanbul başta olmak üzere büyükşehirlerin puanını aşağı çeken başlıca unsurlar arasında yer aldı. Sanayi ile yeşil alan dengesini koruyan Bursa ise bu tabloyu tersine çevirerek Türkiye’nin en yaşanabilir şehri unvanını kazandı. Küresel sıralamada 16. basamakta yer alan Bursa, hem yurtiçindeki büyük şehirleri hem de birçok uluslararası metropolü geride bıraktı. Dünya sıralamasında Hollanda rüzgarı Küresel ölçekte yapılan sıralamada ise dikkat çeken bir tablo ortaya çıktı. Yaşam kalitesi en yüksek ilk 5 şehrin tamamı Hollanda’dan seçildi. Lahey ilk sırada yer alırken, onu Utrecht, Eindhoven, Groningen ve Rotterdam takip etti. Hollanda’nın listedeki ağırlığı, ülkenin kentsel planlama, altyapı ve yaşam koşullarındaki başarısını bir kez daha gözler önüne serdi. 5 Türk şehri ilk 20’de Türkiye’den Bursa’nın yanı sıra dört şehir daha küresel listede ilk 20’ye girmeyi başardı. Endekse göre Türkiye’nin en yaşanabilir şehirleri sıralamasında Bursa’yı Antalya, İzmir, Ankara ve İstanbul izledi. 2026 Yaşam Kalitesi Endeksi’ne Göre Dünyanın En Yaşanabilir 20 Şehri: Sıra Şehir Ülke 1 Lahey Hollanda 2 Utrecht Hollanda 3 Eindhoven Hollanda 4 Groningen Hollanda 5 Rotterdam Hollanda 6 Lüksemburg Lüksemburg 7 Viyana Avusturya 8 Amsterdam Hollanda 9 Gent Belçika 10 Nürnberg Almanya 11 Kopenhag Danimarka 12 Münih Almanya 13 Valencia İspanya 14 Göteborg İsveç 15 Basel İsviçre 16 Bursa Türkiye 17 Antalya Türkiye 18 İzmir Türkiye 19 Ankara Türkiye 20 İstanbul Türkiye Bursa’nın sırrı: Sanayi ve yeşilin dengesi Bursa’nın bu başarısında, kentin sanayi kimliğini doğal güzellikleriyle dengeli bir şekilde bir arada yürütebilmesi etkili oldu. Son yıllarda yapılan altyapı yatırımları, çevre düzenlemeleri ve ulaşım projelerinin yanı sıra, görece düşük suç oranları ve sağlık hizmetlerine erişim kolaylığı da Bursa’nın puanını yükselten faktörler arasında gösterildi. Sonuçlar, sosyal medyada ve yerel yönetim çevrelerinde geniş yankı uyandırırken, Bursa’nın Türkiye sıralamasında zirvede yer alması kentte yaşayanlar tarafından gururla karşılandı.

Otomotiv devi küçülme kararı aldı, yatırım Bursa'ya kaydı Haber

Otomotiv devi küçülme kararı aldı, yatırım Bursa'ya kaydı

Fransız Renault bünyesinde faaliyet gösteren ve uzun yıllardır Romanya'nın Mioveni kentindeki fabrikasında üretim yapan Dacia, personel sayısını azaltma kararı aldı. Plan kapsamında, 2026 sonuna kadar 1200 kişinin işten ayrılması öngörülüyor. Şirket yetkilileri, küçülmenin büyük ölçüde gönüllü ayrılık paketleri ve geçici sözleşmeli personelin kontratlarının yenilenmemesi yoluyla gerçekleşeceğini açıkladı. Çalışan Sayısı 8 Yılda 5 Bin Azaldı Alınan bu karar, Dacia'nın istihdamında uzun süredir devam eden düşüş trendini gözler önüne serdi. 2018-2019 döneminde 14 bin 700'ü aşan çalışan sayısı, 2025 sonu itibarıyla yaklaşık 10 bin seviyesine kadar gerilemiş durumda. Tepkilerin Odağında Bursa'daki Üretim Kararı Var Sendikaların asıl tepkisi ise istihdam kaybından ziyade, yeni yatırımların Romanya dışına kaymasına yönelik. Dacia'nın bu yıl tanıttığı yeni hibrit crossover modeli Striker'ın Bursa'da, yeni elektrikli A segmenti modelinin ise Slovenya'da üretileceğinin açıklanması bardağı taşıran son damla oldu. Markanın en çok satan modellerinden Sandero Stepway halihazırda Fas'ta, tek elektrikli modeli Spring ise Çin'de üretiliyor. Bu tablo, Romanya'daki fabrikaların geleceği konusunda endişeleri artırırken, ülkenin üretim üssü olma statüsünün zayıfladığı yorumlarına yol açtı. Sendikalardan Hükümete Sert Suçlama: "Yatırım Ortamını Kaybettik" Dacia'daki sendika temsilcileri, yatırımların başka ülkelere kaymasının temel nedeninin Romanya'nın yatırım cazibesini yitirmesi olduğunu savunuyor. Sendika tarafından yapılan açıklamada, hükümetin ekonomi politikalarına yönelik şu eleştiriler sıralandı: Yıllardır tamamlanamayan Piteşti-Sibiu otoyolu başta olmak üzere altyapı projelerindeki kronik gecikmeler Sanayi üretimini zorlayan yüksek enerji maliyetleri Maliye politikalarındaki istikrarsızlık ve öngörülemez ekonomik düzenlemeler Sendikalara göre bu etkenler, uluslararası şirketlerin yeni yatırımlarını Romanya yerine Türkiye, Slovenya, Fas veya Çin gibi alternatif üretim merkezlerine yönlendirmesine neden oluyor. Dacia Yönetiminden "Rekabet Gücü" Vurgusu Dacia yönetimi ise sürecin sektörün rekabet koşullarının bir gereği olduğunu savunuyor. Şirket yetkilileri, küçülme planının "yasalara uygun, geçmişte de uygulanan sorumlu bir yeniden yapılanma" olduğunu belirterek, değişen üretim hacimlerine uyum sağlamak ve rekabet gücünü korumak amacıyla yıl başında gönüllü ayrılık programı başlatıldığını hatırlattı. Dacia CEO'su Katrin Adt ise Striker modelinin Bursa'da üretilecek olmasıyla ilgili tartışmalara açıklık getirdi. Adt, bu kararın Romanya'ya karşı alınmadığını, aksine Renault grubunun farklı ülkelerdeki mevcut üretim kapasitesini en verimli şekilde kullanma hedefinin bir parçası olduğunu ifade etti.

Anahtar Parti Osmangazi İlçe Başkanı İsmail Demir’den Sert Çıkış: Haber

Anahtar Parti Osmangazi İlçe Başkanı İsmail Demir’den Sert Çıkış:

“Tahtakale Köylü Pazarı Sözleri Havada Kaldı, Osmangazi Üreticisi İki Buçuk Yıldır Çile Çekiyor” Bursa’nın en köklü yerleşim alanlarından biri olan Tahtakale Mahallesi, yalnızca bir semt değil, aynı zamanda Bursa’nın ticari ve kültürel hafızasının önemli bir parçası olarak kabul edilmektedir. Mahallede bulunan ve yapımı 15. yüzyılın başlarına kadar uzanan, anıtsal yapı olarak tescillenmiş Tahtakale – Yoğurt Hanı ya da Bayezid Paşa Hanı, yüzyıllar boyunca Bursa’nın ticari hayatına yön veren önemli merkezlerden biri olmuştur. Bugün ise bu tarihi mirasın çok küçük bir bölümü ayakta kalabilmiş durumdadır. Buna rağmen hanın iç avlusu ve çevresi, yaklaşık 150 yıldır çevre köylerden gelen üreticilerin ürünlerini sattığı “Tahtakale Köylü Pazarı” geleneğini yaşatan önemli bir merkez olarak varlığını sürdürmüştür. Ancak son iki buçuk yıldır bu köklü geleneğin fiilen ortadan kalktığını vurgulayan Anahtar Parti Osmangazi İlçe Başkanı İsmail Demir, konuyla ilgili yaptığı kapsamlı açıklamada Osmangazi Belediyesi ve Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne sert uyarılarda bulundu. Demir, Tahtakale Köylü Pazarı’nın sadece bir pazar yeri olmadığını, Bursa kırsalının emeğinin şehirle buluştuğu tarihi bir ekonomik ve sosyal merkez olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Tahtakale Köylü Pazarı, yalnızca alışveriş yapılan bir alan değildir. Bu pazar, Uludağ’ın arka yüzündeki köylerde üretim yapan çiftçilerimizin emeğinin, alın terinin ve üretim kültürünün Bursa halkıyla buluştuğu tarihi bir köprüdür. Yaklaşık 150 yıllık bir üretim geleneği, bugün maalesef plansızlık ve ilgisizlik nedeniyle kesintiye uğramıştır.” “Söz Verildi Ama Hâlâ Çivi Çakılmadı” İsmail Demir, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın Cuma ziyaretleri kapsamında Tahtakale Mahallesi’nde yaptığı açıklamada Köylü Pazarı’nın yeniden eski haline getirileceği yönünde söz verdiğini, ancak aradan geçen zamana rağmen sahada somut hiçbir adım atılmadığını söyledi. Demir, sözlerini şu sert ifadelerle sürdürdü: “Sayın Belediye Başkanı mahalle ziyaretinde Tahtakale Köylü Pazarı’nın yeniden düzenleneceğini ve çalışmaların kısa sürede başlayacağını kamuoyuna duyurdu. Ancak aradan geçen süreye rağmen ortada ne bir proje, ne bir temel, ne de çakılmış tek bir çivi vardır. Bu durum, hem Tahtakale halkını hem de kırsaldaki üreticileri büyük bir hayal kırıklığına uğratmıştır.” “Osmangazi’nin Kırsal Üreticisi Sokakta Kaldı” Demir’e göre yaşanan sorun yalnızca Tahtakale ile sınırlı değil. Osmangazi’nin kırsal mahallelerinde üretim yapan çiftçiler, ürünlerini satabilecekleri düzenli ve yasal bir pazar alanı bulamadıkları için ciddi sıkıntılar yaşıyor. “Uludağ’ın arka yamaçlarındaki köylerde yaşayan üreticilerimiz, yıllardır yetiştirdikleri sebzeyi, meyveyi, süt ürünlerini Bursa halkına ulaştırmak için büyük emek veriyor. Ancak bugün geldiğimiz noktada Osmangazi’de üreticinin ürününü doğrudan satabileceği büyük ve düzenli bir köylü pazarı bulunmamaktadır.” Demir, üreticilerin çaresizlik içinde sokak aralarında, cami önlerinde veya pazar yerlerinin çevresinde satış yapmaya çalıştığını, ancak bu durumun da zabıta müdahaleleriyle sonuçlandığını ifade etti. “Üretici malını satacak yer bulamayınca mecburen sokak aralarında satış yapmaya çalışıyor. Ancak Osmangazi Zabıtası bu satışlara izin vermiyor. Tespit edildiğinde üreticinin mallarına el konuluyor ve ağır cezalar kesiliyor. Bu tablo kabul edilebilir değildir.” “Sorun Ceza Kesmekle Değil, Çözüm Üretmekle Biter” Anahtar Parti Osmangazi İlçe Başkanı İsmail Demir, üreticilere yönelik bu yaklaşımın sorunu çözmek yerine daha da büyüttüğünü belirterek şu ifadeleri kullandı: “Üreticinin malına el koymak, ceza yazmak, zabıta baskısı uygulamak çözüm değildir. Çözüm; üreticiye yer göstermek, altyapı sağlamak ve üreticinin emeğini tüketiciyle buluşturacak sistemleri kurmaktır. Üretici kaçak satış yapmak istemiyor. Tam tersine belediyenin gösterdiği, izin verdiği, kayıtlı ve düzenli alanlarda satış yapmak istiyor.” “Osmangazi’ye Büyük Bir Üretici Pazarı Şart” Demir, Osmangazi gibi Bursa’nın en büyük ilçelerinden birinde modern ve büyük bir üretici pazarının olmamasının büyük bir eksiklik olduğunu vurguladı. “Osmangazi gibi köklü bir ilçeye büyük bir köylü pazarı yakışır. Bu yalnızca ticari bir alan değil, aynı zamanda yerel üretimin desteklenmesi, kırsal kalkınmanın güçlendirilmesi ve vatandaşın sağlıklı gıdaya aracısız ulaşması açısından stratejik bir projedir.” “STK’larla Ortak Proje Yapılabilir” Demir, bu konuda sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği yapılabileceğini belirterek başarılı örnekleri hatırlattı. “Bursa’da bunun başarılı örnekleri vardır. Yıllar önce Nilüfer Belediyesi ile DAĞDER Nilüfer Şubesi iş birliğiyle Çamlıca Mahallesi’nde kurulan köylü pazarı hâlâ aktif şekilde faaliyet göstermektedir. Benzer bir model Osmangazi’de de uygulanabilir. DAĞDER, OVADER gibi kırsal temsil gücü olan STK’larla birlikte çok güçlü bir üretici pazarı kurulabilir.” “Tahtakale İçin 2 Yıldır Somut Bir Adım Yok” Demir, Tahtakale Muhtarlığı’nın da köylü pazarının yeniden kurulması için uzun süredir girişimlerde bulunduğunu, ancak iki yıldır somut bir gelişme yaşanmadığını ifade etti. “Tahtakale Muhtarlığı’nın talep ettiği proje yaklaşık iki yıldır gündemde olmasına rağmen ilerleme kaydedilememiştir. Oysa bu süreçte bölgedeki alan kamulaştırılarak genişletilebilir, tarihi dokuyla uyumlu modern bir üretici pazarı oluşturulabilir.” “Büyükşehir ve Osmangazi Belediyesi Artık Harekete Geçmeli” Demir açıklamasında Bursa Büyükşehir Belediyesi’ni de sorumluluk almaya çağırdı. “Bu mesele yalnızca Osmangazi Belediyesi’nin değil, aynı zamanda Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin de sorumluluk alanındadır. Bursa’nın üretim kültürünü yaşatacak projeler için iki belediyenin birlikte hareket etmesi gerekmektedir.” “Yer Bulun, Proje Yapın, Bursa Üreticisini Ayağa Kaldırın” Demir’e göre çözüm için farklı alternatifler değerlendirilebilir: Tahtakale’deki eski köylü pazarı alanının kamulaştırma ile genişletilmesi Dikkaldırım bölgesinde büyük bir üretici pazarı kurulması Ulaşımı kolay ve geniş alanı olan başka bir bölgede modern bir köylü pazarı kompleksi oluşturulması “Bu Şehir Üreticisini Cezalandıran Değil, Destekleyen Bir Yönetim Görmek İstiyor” Anahtar Parti Osmangazi İlçe Başkanı İsmail Demir açıklamasını şu güçlü sözlerle tamamladı: “Bursa üretimin şehridir. Bu şehirde çiftçinin emeği cezalandırılmamalıdır. Osmangazi’nin kırsalında yaşayan üretici, malını aracısız şekilde Bursa halkına ulaştırmak istiyor. Talep çok açık ve nettir: Baskı değil çözüm, ceza değil pazar yeri. Osmangazi Belediyesi ve Bursa Büyükşehir Belediyesi artık bu sesi duymalıdır. Çünkü bu mesele sadece bir pazar yeri meselesi değil; Bursa’nın üretim kültürünü koruma meselesidir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.