Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Alım Gücü

Gürsu Haber - Alım Gücü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Alım Gücü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

"Servet belirli kesimlerde toplanırken milyonlar geçim savaşı veriyor" Haber

"Servet belirli kesimlerde toplanırken milyonlar geçim savaşı veriyor"

Saadet Partisi Bursa İl Başkan Yardımcısı Nebi Yurtsever, gelir dağılımındaki bozulma ve artan hayat pahalılığına ilişkin yaptığı kapsamlı basın açıklamasında iktidarın ekonomi politikalarını sert sözlerle eleştirdi. Türkiye'de ekonomik büyümenin toplumun geniş kesimlerine yansımadığını savunan Yurtsever, "Bir tarafta servet ve gelir belirli kesimlerde yoğunlaşırken, diğer tarafta milyonlarca vatandaş temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çekiyor. Bu tablo sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmıyor." ifadelerini kullandı. Saadet Partisi Bursa İl Başkan Yardımcısı Nebi Yurtsever, kamuoyuyla paylaştığı yazılı açıklamada Türkiye ekonomisinde yaşanan gelir adaletsizliğinin her geçen gün daha da derinleştiğini öne sürdü. Yurtsever, yüksek enflasyon, hayat pahalılığı ve alım gücündeki gerilemenin toplumun geniş kesimlerini yoksullaştırdığını savunarak, mevcut ekonomi yönetimini sert sözlerle eleştirdi. Ekonomik büyümenin yalnızca makro ekonomik verilerle değerlendirilemeyeceğini ifade eden Yurtsever, büyümenin anlamlı olabilmesi için toplumun tamamının refah seviyesinin yükselmesi gerektiğini söyledi. "Rakamlar büyüyor, vatandaş fakirleşiyor" Türkiye'de açıklanan büyüme verilerinin vatandaşın günlük yaşamına olumlu yansımadığını ileri süren Yurtsever, üretilen zenginliğin adil paylaşılmadığını savundu. "Eğer ekonomik büyüme milyonlarca insanın mutfağına, sofrasına ve cebine yansımıyorsa, bu büyümenin toplum açısından bir anlamı kalmaz." diyen Yurtsever, emeğin karşılığının alınamadığı bir ekonomik düzende gerçek kalkınmadan söz edilemeyeceğini ifade etti. Yurtsever'e göre bugün Türkiye'nin en önemli ekonomik sorunlarının başında gelir dağılımındaki bozulma geliyor. Özellikle son yıllarda yaşanan yüksek enflasyonun ve artan yaşam maliyetlerinin en büyük yükünü dar ve sabit gelirli vatandaşların taşıdığını belirten Yurtsever, çalışanların, emeklilerin, çiftçilerin, küçük esnafın ve gençlerin her geçen gün daha ağır ekonomik koşullarla karşı karşıya kaldığını dile getirdi. "Servet belirli kesimlerde toplanıyor" Açıklamasında gelir dağılımındaki bozulmanın yalnızca ekonomik değil aynı zamanda sosyal bir kriz haline geldiğini savunan Yurtsever, mevcut tablonun toplumsal dengeleri de olumsuz etkilediğini ifade etti. "Bir tarafta servet ve gelir belirli kesimlerde yoğunlaşırken, diğer tarafta milyonlarca vatandaşımız temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çekmektedir." diyen Yurtsever, bu durumun sosyal adaleti, fırsat eşitliğini ve toplumsal huzuru zedelediğini öne sürdü. Gelir adaletsizliğinin aile yapısından eğitime kadar birçok alanda olumsuz sonuçlar doğurduğunu ifade eden Yurtsever, yoksulluğun yaygınlaşmasının çocukların eğitim imkânlarını sınırladığını, gençlerin ise gelecek kaygısıyla yaşamaya mecbur bırakıldığını savundu. "Hayat pahalılığı milyonları yoksullaştırıyor" Yurtsever, artan kira fiyatları, gıda maliyetleri, enerji giderleri ve temel tüketim harcamalarının vatandaşın bütçesini her geçen gün daha fazla zorladığını belirtti. Dar gelirli ailelerin ay sonunu getirebilmek için borçlanmak zorunda kaldığını ifade eden Yurtsever, emeklilerin maaşlarının temel ihtiyaçları karşılamakta yetersiz kaldığını, çalışanların ücretlerinin ise yüksek enflasyon karşısında hızla eridiğini ileri sürdü. Çiftçilerin artan üretim maliyetleri nedeniyle üretmekte zorlandığını, küçük esnafın ise düşen alım gücü nedeniyle ayakta kalma mücadelesi verdiğini dile getiren Yurtsever, ekonomik sorunların artık toplumun her kesimini etkileyen yapısal bir krize dönüştüğünü savundu. "Ekonominin merkezinde insan olmalı" Saadet Partisi olarak ekonomik kalkınmanın yalnızca büyüme rakamlarıyla değil, vatandaşın yaşam kalitesiyle ölçülmesi gerektiğini belirten Yurtsever, ekonominin merkezinde insanın yer aldığı bir model önerdiklerini ifade etti. Üretimin desteklendiği, emeğin karşılığını aldığı ve herkesin insanca yaşayabileceği bir ekonomik düzenin mümkün olduğunu savunan Yurtsever, ekonomik politikaların belirli kesimlerin değil toplumun tamamının refahını artırmayı hedeflemesi gerektiğini söyledi. "Faiz ve rant ekonomisi yerine üretim ekonomisi" Milli Görüş hareketinin yıllardır "Adil Düzen" anlayışını savunduğunu hatırlatan Yurtsever, mevcut ekonomik sistemin üretim yerine rantı teşvik ettiğini öne sürdü. Yurtsever, "Ekonomi belirli bir kesimin daha fazla zenginleşmesine değil, milletin tamamının refahına hizmet etmelidir. Üretimin, istihdamın ve paylaşımın esas alındığı; faiz, rant ve spekülasyon yerine yatırımın, sanayinin, tarımın ve emeğin desteklendiği bir ekonomik model Türkiye'nin ihtiyacıdır." ifadelerini kullandı. "Türkiye'nin günü kurtaran değil kalıcı politikalara ihtiyacı var" Ekonomik sorunların geçici tedbirlerle çözülemeyeceğini savunan Yurtsever, üretimi artıracak, istihdamı güçlendirecek ve vergi sisteminde adaleti sağlayacak yapısal reformların hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti. Çiftçinin üretmeye, sanayicinin yatırım yapmaya, esnafın ayakta kalmaya ve gençlerin umutla geleceğe bakmaya ihtiyaç duyduğunu söyleyen Yurtsever, sosyal devlet anlayışının güçlendirilmesi gerektiğini dile getirdi. "Güçlü devlet ancak güçlü milletle mümkündür" Açıklamasının sonunda sosyal adalet vurgusu yapan Yurtsever, güçlü bir devletin ancak ekonomik olarak güçlü bir toplumla mümkün olacağını ifade etti. Gelir adaletinin sağlandığı, emeğin değer gördüğü ve herkesin alın terinin karşılığını alabildiği bir Türkiye'nin mümkün olduğunu belirten Yurtsever, Milli Görüş'ün "Adil Düzen" vizyonunu savunmaya devam edeceklerini söyledi. Yurtsever, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Biz, Milli Görüş'ün Adil Düzen vizyonuyla; üreten, paylaşan ve adaleti esas alan bir ekonomik anlayışın ülkemizi daha güçlü yarınlara taşıyacağına inanıyoruz. Gelirde adaletin sağlandığı, yoksulluğun değil refahın paylaşıldığı bir Türkiye için çalışmaya ve çözüm üretmeye kararlılıkla devam edeceğiz."

Türk Sağlık-Sen Bursa Şube Başkanı Sabit Karabayır: “Kamu Çalışanlarının Alım Gücü Bir Kez Daha Geriledi” Haber

Türk Sağlık-Sen Bursa Şube Başkanı Sabit Karabayır: “Kamu Çalışanlarının Alım Gücü Bir Kez Daha Geriledi”

Türk Sağlık-Sen Bursa Şube Başkanı Sabit Karabayır, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Haziran ayı enflasyon verilerine ilişkin değerlendirmede bulundu. Karabayır, kamu görevlileri ve emeklilerin yılın ilk altı ayında bir kez daha ciddi oranda alım gücü kaybı yaşadığını belirtti. Haziran ayında enflasyonun %0,99, yılın ilk altı ayındaki toplam enflasyonun ise %17,76 olarak gerçekleştiğini hatırlatan Karabayır, kamu çalışanlarına Ocak ayında verilen %11’lik maaş artışının bu süreçte yetersiz kaldığını ifade etti. Bu tabloya göre maaşların enflasyon karşısında %6,09 oranında eridiğini söyledi. “Maaş artışları kaybı telafi etmiyor” Karabayır, Temmuz ayında yapılacak %7 oranındaki ikinci dönem artışıyla birlikte maaşlarda kısmi bir yükseliş yaşanacağını belirterek, buna rağmen alım gücündeki kaybın telafi edilemediğini vurguladı. Açıklamasında memur maaşlarına ilişkin hesaplamalara da yer veren Karabayır, en düşük dereceli bekâr memur maaşının 56 bin 731 liradan 64 bin 367 liraya, ortalama memur maaşının ise 68 bin 460 liradan 77 bin 715 liraya yükseleceğini ifade etti. Bu artışların sırasıyla 7 bin 636 lira ve 9 bin 255 lira seviyesinde olduğunu belirtti. Evli ve eşi çalışmayan kamu çalışanlarına verilen 3 bin 581 TL eş yardımı ile çocuk yardımlarının da dikkate alınması gerektiğini söyleyen Karabayır, bu kalemlerin de mevcut ekonomik tabloyu değiştirmeye yetmediğini dile getirdi. “Refah değil, erime yaşanıyor” Kamu görevlilerinin gelir artışlarının refah düzeyini yükseltmekten uzak olduğunu ifade eden Karabayır, mevcut sistemin çalışanların alım gücünü koruyamadığını söyledi. “Bu rakamlar refah seviyesinin yükseldiğini değil, alım gücünün eridiğini göstermektedir. Kamu çalışanlarımızın altı ay boyunca geçimini sağlaması bu şartlarda mümkün değildir.” Karabayır, enflasyona endeksli maaş artış sisteminin yapısal bir sorun oluşturduğunu belirterek, “önce eriyen maaşların sonra zam olarak geri verilmesi” anlayışının sürdürülemez olduğunu ifade etti. “Gerçek hayat pahalılığı ile resmi enflasyon arasında fark var” Açıklamasında resmi enflasyon verileri ile vatandaşın günlük yaşamda karşılaştığı fiyat artışları arasındaki farka da dikkat çeken Karabayır, özellikle kira, gıda, enerji, eğitim ve ulaşım giderlerindeki artışların kamu çalışanlarının bütçesini ciddi şekilde zorladığını söyledi. Türkiye ekonomisinin büyüdüğünü, milli gelirin arttığını ve ihracatın yükseldiğini hatırlatan Karabayır, buna rağmen kamu çalışanları ve emeklilerin bu büyümeden yeterli payı alamadığını ifade etti. Talepler: “İlave zam ve yapısal düzenleme şart” Türk Sağlık-Sen Bursa Şube Başkanı Sabit Karabayır, kamu çalışanları ve emekliler adına şu talepleri dile getirdi: Temmuz ayında maaşlara ilave zam yapılması Refah payı uygulamasının hayata geçirilmesi Eşel mobil sistemine geçilmesi Toplu sözleşme sisteminin enflasyonu öngören yapıya kavuşturulması Emekli maaşları ile görev maaşları arasındaki farkın giderilmesi Emeklilikte gelir kaybına yol açan düzenlemelerin revize edilmesi Karabayır, mevcut sistemin kamu çalışanlarını her altı ayda bir aynı ekonomik döngüye mahkûm ettiğini belirterek, kalıcı bir çözüm çağrısında bulundu. “Mücadele kararlılıkla sürecek” Kamu çalışanlarının sadece enflasyon oranında değil, refah artışıyla birlikte gelir elde etmesi gerektiğini vurgulayan Karabayır, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Kamu görevlileri enflasyonun gerisinden gelen maaş artışlarını değil, enflasyonun önünde giden bir ücret politikası istemektedir. Mücadelemiz, bu adaletsiz ücret yapısı değişene kadar kararlılıkla sürecektir.”

Demokratik Sol Parti Bursa İl Başkanlığı'nda Ekonomi ve Esnafın Geleceği Masaya Yatırıldı Haber

Demokratik Sol Parti Bursa İl Başkanlığı'nda Ekonomi ve Esnafın Geleceği Masaya Yatırıldı

Demokratik Sol Parti Bursa İl Başkanlığı, Türkiye ekonomisinin temel dinamiklerinden biri olan esnaf ve sanatkârların karşı karşıya bulunduğu ekonomik koşulların değerlendirildiği anlamlı bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri Birlikleri Genel Başkan Vekili Sayın Bahri Şarlı'nın gerçekleştirdiği hayırlı olsun ziyareti, yalnızca nezaket çerçevesinde gerçekleşen bir buluşma olmanın ötesinde; üretim, istihdam, finansmana erişim ve yerel kalkınma başlıklarının ele alındığı önemli bir istişare ortamına dönüştü. Demokratik Sol Parti Bursa İl Başkanı Mehmet Seskır, Sayın Bahri Şarlı'yı il başkanlığında ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduklarını ifade ederek, gerçekleştirilen ziyaretin toplumsal dayanışmayı güçlendiren önemli bir adım olduğunu belirtti. İl Başkanı Mehmet Seskır yaptığı değerlendirmede, Türkiye'nin ekonomik kalkınmasının yalnızca büyük yatırımlarla değil, mahalle aralarındaki küçük işletmelerden organize sanayi bölgelerine kadar üretim zincirinin her halkasını oluşturan esnaf ve sanatkârların ayakta kalmasıyla mümkün olacağını vurguladı. Seskır, esnafın yalnızca ticaret yapan bir kesim olmadığını; aynı zamanda sosyal hayatın düzenleyicisi, istihdamın önemli bir kaynağı, üretimin sürdürülebilirliğini sağlayan temel aktörlerden biri olduğunu ifade ederek şunları söyledi: "Ekonomik istikrarın en önemli göstergelerinden biri güçlü bir esnaf yapısıdır. Çarşıların canlı olduğu, üretimin sürdüğü, küçük işletmelerin güven içinde faaliyet gösterdiği bir ekonomi; aynı zamanda güçlü bir toplumsal yapının da temelini oluşturur. Esnafımızın yaşadığı her sorun doğrudan piyasalara, üretime, tüketiciye ve istihdama yansımaktadır. Bu nedenle esnafın desteklenmesi yalnızca belirli bir meslek grubunun değil, ülke ekonomisinin tamamının geleceğini ilgilendiren stratejik bir meseledir." Görüşmede özellikle son dönemde işletmelerin karşı karşıya kaldığı finansman maliyetleri, krediye erişim güçlükleri, yükselen girdi fiyatları, enflasyonun ticaret hayatına etkileri, kira ve enerji maliyetlerindeki artışlar ile küçük ve orta ölçekli işletmelerin sürdürülebilirliği üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulunuldu. Ekonomik büyümenin tabana yayılması için üretimin desteklenmesi gerektiğine dikkat çekilen görüşmede, kredi ve kefalet kooperatiflerinin esnafın finansmana erişiminde üstlendiği kritik rolün daha da güçlendirilmesinin önemine işaret edildi. Esnafın uygun koşullarda kredi kullanabilmesinin, işletmelerini büyütebilmesinin ve yeni istihdam alanları oluşturabilmesinin ülke ekonomisine doğrudan katkı sağlayacağı vurgulandı. İl Başkanı Mehmet Seskır, ekonomik kalkınmanın yalnızca makro ekonomik verilerle değerlendirilemeyeceğini belirterek, vatandaşın alım gücü, işletmelerin sürdürülebilirliği, gençlerin istihdamı ve üretim kapasitesinin birlikte ele alınmasının zorunlu olduğunu ifade etti. Seskır açıklamasında şu değerlendirmelere yer verdi: "Ekonomi; yalnızca rakamlardan ibaret değildir. Gerçek ekonomik başarı, esnafın kepengini güvenle açabildiği, üreticinin emeğinin karşılığını alabildiği, gençlerin umutla iş bulabildiği ve vatandaşın refah seviyesinin yükseldiği bir düzenin kurulmasıyla mümkündür. Demokratik Sol Parti olarak sosyal adalet ilkesi doğrultusunda üretimi önceleyen, emeği koruyan, esnafı destekleyen ve gelir dağılımında adaleti esas alan ekonomik politikaların her zaman savunucusu olmaya devam edeceğiz." Ziyarette ayrıca yerel yönetimlerin ekonomik kalkınmadaki rolü, kooperatifçilik anlayışının geliştirilmesi, üretim odaklı ekonomi politikalarının yaygınlaştırılması ve yerel ticaretin güçlendirilmesine yönelik fikir alışverişinde bulunuldu. Katılımcılar, güçlü bir ekonomik yapının ancak kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, siyasi partiler ve meslek kuruluşlarının ortak akıl ve iş birliği içerisinde hareket etmesiyle mümkün olabileceği konusunda görüş birliğine vardı. Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri Birlikleri Genel Başkan Vekili Sayın Bahri Şarlı'nın nazik hayırlı olsun ziyareti, karşılıklı iyi niyet temennileri ve ülkenin ekonomik geleceğine yönelik yapıcı değerlendirmeler eşliğinde sona erdi. Demokratik Sol Parti Bursa İl Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, Sayın Bahri Şarlı'ya nazik ziyaretleri ve samimi temennileri dolayısıyla teşekkür edilerek şu ifadelere yer verildi: "Toplumsal dayanışmanın, ortak aklın ve karşılıklı istişarenin her geçen gün daha fazla önem kazandığı bir dönemde gerçekleştirilen bu anlamlı buluşmanın; birlik ve beraberliğimizin güçlenmesine, esnafımızın sorunlarının çözümüne katkı sağlayacak ortak çalışmaların gelişmesine ve ülkemizin ekonomik kalkınma hedeflerine olumlu katkılar sunmasını temenni ediyoruz. Üreten, istihdam sağlayan ve ülke ekonomisinin bel kemiğini oluşturan esnaf ve sanatkârlarımızın yanında olmaya, onların sesi olmaya ve ekonomik refahın toplumun tüm kesimlerine yayılması için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz."

İYİ Parti’den Karacabey çıkarması: Esnafın ve vatandaşın sorunları sahada sert dille gündeme taşındı Haber

İYİ Parti’den Karacabey çıkarması: Esnafın ve vatandaşın sorunları sahada sert dille gündeme taşındı

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, beraberindeki il ve ilçe teşkilatıyla birlikte Bursa’nın Karacabey ilçesinde kapsamlı bir saha programı gerçekleştirdi. Ziyaretlerde ilçe ekonomisinden yerel hizmetlere, altyapı eksikliklerinden üretici sorunlarına kadar birçok başlık doğrudan vatandaşın ağzından dinlendi. Heyete, İl Başkanı İsmail Kaya, İlçe Başkanı Cem Tiryakioğlu ve parti yöneticileri eşlik etti. Karacabey merkezinde gün boyu süren temaslarda esnafla birebir görüşmeler yapılırken, vatandaşların ekonomik sıkıntılar, artan maliyetler ve yerel yönetim hizmetlerine dair şikayetleri dikkat çekti. “Karacabey’de tablo ağır, sorunlar görmezden gelinemez” Saha ziyaretlerinde konuşulan başlıkların başında ekonomik daralma ve esnafın giderek artan mali yükü yer aldı. İlçe merkezinde dükkanlarını ziyaret eden heyet, özellikle küçük esnafın “ayakta kalma mücadelesi verdiği” yönündeki serzenişleri not aldı. Vatandaşlar; artan kira bedelleri, düşen alım gücü, tarım ve hayvancılıkla geçinen kesimin girdi maliyetleri ve pazar dengesizlikleri nedeniyle ciddi sıkıntı yaşandığını dile getirdi. İlçede özellikle üretici kesimin borç yükü ve satış kanallarındaki daralma en kritik sorunlar arasında gösterildi. Altyapı ve yerel hizmet eleştirileri öne çıktı Ziyaretlerde yalnızca ekonomik değil, yerel hizmetlere ilişkin eleştiriler de gündeme geldi. Yol, altyapı, kırsal mahallelerin hizmete erişimi ve belediye hizmetlerinin dağılımında yaşanan dengesizlikler vatandaşların en çok şikayet ettiği konular arasında yer aldı. Bazı vatandaşlar, sorunların uzun süredir çözülmediğini belirterek, yerel yönetimlere yönelik “daha hızlı ve etkili müdahale” çağrısında bulundu. Heyet ise bu sorunları not ederek ilgili birimlere iletileceğini ifade etti. “Sadece dinlemeye değil, hesap sormaya da geldik” Program sırasında yapılan değerlendirmelerde, saha ziyaretlerinin yalnızca nezaket ziyareti olmadığı, aynı zamanda ilçenin birikmiş sorunlarının siyasi düzlemde takip edileceği vurgulandı. Selçuk Türkoğlu, vatandaşlarla yapılan görüşmelerde sorunların açık ve net biçimde ortaya konduğunu belirterek, “Karacabey’de tabloyu yerinde görüyoruz; bu sadece dinleme değil, aynı zamanda çözüm için siyasi sorumluluk alma meselesidir” mesajını verdi. “Vatandaşın yükü artıyor, sabır sınırı zorlanıyor” İlçe esnafı ve vatandaşlar, ekonomik koşulların her geçen gün ağırlaştığını ifade ederek, özellikle küçük işletmelerin sürdürülebilirlik açısından zorlandığını dile getirdi. Tarım ve hayvancılıkla geçinen kesim ise girdi maliyetlerindeki artışın üretimi doğrudan tehdit ettiğini vurguladı. Heyet, bu tabloyu “yerel değil, yapısal bir sorunlar zinciri” olarak değerlendirerek, Karacabey’in ülke genelindeki ekonomik sıkışmanın yereldeki yansıması olduğuna dikkat çekti. “Sahadan kopuk siyaset olmaz” vurgusu Programın genelinde en çok öne çıkan mesajlardan biri, siyasetin merkezden değil sahadan beslenmesi gerektiği oldu. İlçe ziyaretlerinin düzenli hale getirileceği belirtilirken, vatandaşla temasın kesilmemesi gerektiği vurgulandı. İYİ Parti heyeti, Karacabey’deki ziyaretlerini “yerel sorunların doğrudan tespiti ve siyasi raporlamaya dönüştürülmesi” açısından önemli bir çalışma olarak değerlendirirken, benzer saha programlarının devam edeceğini açıkladı. “Daha güçlü bir Karacabey için takip sürecek” Ziyaret sonunda yapılan değerlendirmede, ilçedeki sorunların yalnızca tespit edilmekle kalmayacağı, Meclis ve parti mekanizmaları üzerinden takip edileceği ifade edildi. Heyet, “daha güçlü bir Karacabey ve daha yaşanabilir bir ekonomik düzen için mücadeleye devam” mesajı verdi. Program, Karacabey’deki ekonomik sıkışma, yerel hizmet beklentileri ve vatandaşın artan şikayetlerinin siyasi gündeme taşındığı sert ve kapsamlı bir saha çalışması olarak değerlendirildi.

Kentte Esnaf Can Çekişiyor! Haber

Kentte Esnaf Can Çekişiyor!

Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Örgütü’nün gerçekleştirdiği Bursa Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği ziyareti, kent ekonomisinin bel kemiğini oluşturan esnaf ve sanatkarların yaşadığı derin ekonomik sorunların masaya yatırıldığı önemli bir buluşmaya dönüştü. CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, Ankara Milletvekili ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı kurulunda görev yapan Gamze Taşcıer ile İstanbul Milletvekili Yunus Emre’nin katıldığı ziyaret, Bursa’daki esnaf temsilcilerinin ekonomik darboğaza ilişkin çarpıcı değerlendirmelerine sahne oldu. Heyet, BESOB Başkanı Fahrettin Bilgit ve oda başkanlarıyla bir araya gelerek esnafın giderek ağırlaşan ekonomik şartlar altında verdiği ayakta kalma mücadelesini dinledi. Toplantıda özellikle küçük esnafın artan maliyetler, yüksek kira giderleri, enerji fiyatlarındaki sert yükseliş, krediye erişim sorunları ve düşen alım gücü nedeniyle tarihinin en zorlu dönemlerinden birini yaşadığı vurgulandı. Gerçekleştirilen görüşmede Bursa’daki birçok sektörde faaliyet gösteren esnaf temsilcileri, son dönemde yaşanan ekonomik dalgalanmaların işletmeler üzerindeki baskıyı her geçen gün artırdığını ifade etti. Artan akaryakıt fiyatlarının lojistik maliyetlerini yükselttiği, elektrik ve doğalgaz faturalarının işletmelerin sürdürülebilirliğini tehdit ettiği, yüksek faiz politikalarının ise esnafın finansmana ulaşmasını neredeyse imkânsız hale getirdiği dile getirildi. Özellikle küçük işletmelerin zincir marketler ve büyük sermaye karşısında korunmasız bırakıldığına dikkat çekilen toplantıda, mahalle esnafının birer birer kepenk kapattığı yönündeki kaygılar öne çıktı. Esnaf temsilcileri, geçmişte aile geçindirebilen ve istihdam sağlayabilen işletmelerin bugün yalnızca ayakta kalabilmek için mücadele verdiğini ifade ederek, ekonomik sistemin üretenden ve emekçiden uzaklaştığını savundu. CHP heyeti ise esnafın yalnız bırakılmaması gerektiğini belirterek, üretimi, emeği ve küçük işletmeleri önceleyen bir ekonomik anlayışın zorunlu hale geldiğini ifade etti. Görüşmede, gençlerin artık iş kurmaya cesaret edemediği, sanatkarların mesleklerini sürdürebilmek için ciddi fedakârlıklar yapmak zorunda kaldığı ve ekonomik belirsizliğin toplumun tüm kesimlerine yayıldığı vurgulandı. CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, esnafın yalnızca ekonomik değil aynı zamanda sosyal anlamda da ciddi bir baskı altında olduğunu belirterek, “Esnafın nefes alabildiği, gençlerin umutla iş kurabildiği, sanatkarın emeğinin karşılığını alabildiği adil bir ekonomik düzen için mücadelemizi sürdürüyoruz” mesajını verdi. Türkiye ekonomisinin temel taşı olan küçük işletmelerin güçlendirilmeden ekonomik kalkınmanın mümkün olmayacağını ifade eden Yeşiltaş, esnafın yaşadığı sorunların siyasi polemiklerin ötesinde milli bir mesele olarak görülmesi gerektiğini söyledi. Toplantıda ayrıca sosyal güvenlik yükleri, Bağ-Kur primleri, vergi sistemi ve kayıt dışı ekonomiyle mücadele konuları da ele alındı. Oda başkanları, özellikle prim ve vergi yüklerinin küçük esnaf üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu, birçok işletmenin yalnızca ayakta kalabilmek adına borçlanmak zorunda kaldığını belirtti. Genç girişimcilerin ise yüksek maliyetler ve ekonomik belirsizlik nedeniyle yatırım yapmaktan çekindiği ifade edildi. BESOB Başkanı Fahrettin Bilgit ve oda temsilcileri, esnafın yaşadığı sorunların çözümü için siyasi partilerle diyalog içinde olunmasının önemine dikkat çekerken, yerel ekonominin korunmasının toplumsal istikrar açısından kritik önemde olduğunu vurguladı. Ziyaret sonunda CHP heyeti, Bursa esnafının taleplerini ve çözüm önerilerini ilgili platformlarda gündeme taşımaya devam edeceklerini belirtirken, nazik ev sahipliği dolayısıyla BESOB yönetimine ve oda başkanlarına teşekkür etti. Gerçekleşen buluşma, yalnızca bir nezaket ziyareti değil; ekonomik krizin derinleştiği bir dönemde esnafın yaşadığı sorunların doğrudan sahadan dinlendiği önemli bir temas olarak değerlendirildi.

Çarşı Pazarı Enflasyon Ateşinden Koruyun! Haber

Çarşı Pazarı Enflasyon Ateşinden Koruyun!

Günlük hayatın ayrılmaz bir parçası olan çarşı, pazar ve özellikle giyim pazarında yaşanan ekonomik daralmanın artık görmezden gelinemeyecek boyutlara ulaştığını vurgulayan Seyis, saha ziyaretlerini kapsamlı bir heyetle gerçekleştirdiklerini belirtti. İl Başkanı İsmail Kaya, İl Kadın Politikaları Başkanı Sevilay Önder, il yöneticileri, Yıldırım Kadın Politikaları Başkanı Ebru Kol ve ilçe yöneticileriyle birlikte sahaya indiklerini ifade eden Seyis, yapılan ziyaretlerin bir “rutin” değil, zorunluluk haline geldiğini söyledi. “Yıldırım’da çalışmak artık sadece bir görev değil, yaşanan gerçekleri yerinde görmek açısından bir mecburiyettir” diyen Seyis, esnafın içinde bulunduğu tabloyu şu sözlerle özetledi: “Tezgâhların arkasında umut değil, kaygı var. Esnafımız dertli, esnafımız ciddi anlamda sıkıntılı. Artan maliyetler, düşen alım gücü ve belirsizlik ortamı küçük esnafı adeta nefessiz bırakmış durumda.” Ziyaretlerde özellikle giyim pazarında yaşanan durgunluğun dikkat çekici olduğunu belirten Seyis, vatandaşın temel ihtiyaçlarını dahi karşılamakta zorlandığını, bu durumun doğrudan esnafa yansıdığını dile getirdi. “Eskiden bayram öncesi hareketlilik olurdu, şimdi tezgâhlar boş, müşteri yok. Bu tabloyu kimse ‘geçici’ diyerek geçiştiremez” ifadelerini kullandı. İYİ Parti olarak sahadan gelen hiçbir sesi görmezden gelmeyeceklerini vurgulayan Seyis, mevcut ekonomik politikaların Yıldırım’daki esnafı ciddi bir çıkmaza sürüklediğini savundu. “Bu sessiz çığlık duyulmak zorunda. Esnaf ayakta kalamazsa, şehir de ayakta kalamaz” diyerek yetkililere açık çağrıda bulundu. Açıklamasının sonunda, saha çalışmalarının artarak devam edeceğini belirten Seyis, “Biz vitrin değil, gerçeklerle ilgileniyoruz. Yıldırım’da esnafın sesi olmaya devam edeceğiz” dedi.

Memur Emeklilerinin Ekonomik Mağduriyetini Gidermeye Yönelik Yasa Teklifi TBMM Başkanlığı’nda Haber

Memur Emeklilerinin Ekonomik Mağduriyetini Gidermeye Yönelik Yasa Teklifi TBMM Başkanlığı’nda

Memur emeklilerinin uzun süredir gündemde olan maaş kaybı ve gelir adaletsizliği sorununu gidermeye yönelik yasa teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na sunuldu. Teklif, aktif görevdeki memurlar ile emekli memurlar arasında giderek açılan maaş farkının kapatılmasını ve özellikle 2023 Temmuz ayında yapılan seyyanen zammın emeklilere de yansıtılmasını öngörüyor. Teklifte, memur emeklilerine 22 bin 157 TL tutarında seyyanen zam hakkı verilmesi gerektiği vurgulanarak mevcut uygulamanın sosyal devlet ilkesi ve hakkaniyet anlayışıyla bağdaşmadığı ifade edildi. 2023 Temmuz Seyyanen Zammı ve Ortaya Çıkan Sorun 2023 yılı Temmuz ayında, kamu görevlilerine enflasyon farkı ve toplu sözleşme zammına ek olarak 8.077 TL seyyanen artış yapılmış, bu tutar sonraki katsayı artışlarıyla birlikte 22 bin TL seviyesine kadar yükselmişti. Ancak söz konusu artış, maaş kalemlerine ek ödeme şeklinde düzenlendiği için emekli memurların aylıklarına yansıtılmadı. Bu durum, aktif memurlar ile emekliler arasındaki gelir makasının hızla açılmasına neden oldu. Aynı unvan ve dereceden emekli olmuş bir memur ile halen görev yapan meslektaşı arasındaki maaş farkı bazı kadrolarda 20 bin TL’nin üzerine çıktı. Yasa teklifinin gerekçesinde, yaklaşık 2 milyon 540 bin memur emeklisinin bu uygulama nedeniyle mağdur olduğu belirtiliyor. Gelir Farkının Derinleşmesi Teklif sahibi milletvekili, aktif çalışan memurlar ile emekliler arasındaki gelir farkının her geçen gün daha da arttığını vurguladı. Özellikle yüksek enflasyon ortamında emekli maaşlarının reel alım gücünün ciddi şekilde gerilediğine dikkat çekildi. Ekonomik veriler incelendiğinde: 2021–2024 döneminde yüksek enflasyon nedeniyle sabit gelirli kesimlerin alım gücü önemli ölçüde azaldı. Aktif memurlar, ek ödeme ve tazminat artışlarıyla görece korunurken, emekli memurlar bu artışlardan sınırlı ölçüde faydalandı. Seyyanen zam emeklilere yansıtılmadığı için maaş sisteminde yapısal bir dengesizlik oluştu. Uzmanlara göre, emekli maaşlarının görev maaşına oranı geçmişte yüzde 75-80 seviyelerindeyken, son düzenlemeler sonrası bu oran bazı meslek gruplarında yüzde 55-60 seviyelerine kadar geriledi. Teklifin Hukuki Dayanakları: 5510 Sayılı Kanun ve 375 Sayılı KHK Teklif, iki temel mevzuatta değişiklik öngörüyor: 1. 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Bu kanun, Türkiye’de sosyal güvenlik sisteminin temel çerçevesini belirliyor. Memur emeklilerinin aylık bağlama sistemi de bu kanun kapsamında düzenleniyor. Yapılması planlanan değişiklikle, seyyanen artışın emekli aylıklarına da yansıtılmasının önü açılmak isteniyor. 2. 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) 375 sayılı KHK, kamu personeline yapılan ek ödeme ve mali hak düzenlemelerini içeriyor. 2023’te yapılan seyyanen artış bu KHK kapsamında düzenlenmişti. Ancak düzenleme aktif personeli kapsadığı için emekliler kapsam dışında kaldı. Teklif, bu ayrımı ortadan kaldırmayı hedefliyor. Sosyal Devlet İlkesi ve Anayasal Boyut Teklifin gerekçesinde, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesinde yer alan “sosyal devlet” ilkesine atıf yapılıyor. Sosyal devlet anlayışı; gelir dağılımında adaleti sağlama, dezavantajlı kesimleri koruma ve sosyal güvenlik hakkını güvence altına alma yükümlülüğünü içeriyor. Memur emeklilerinin aktif çalışanlarla aynı sistemi paylaşmalarına rağmen benzer mali iyileştirmelerden yararlanamaması, teklif sahiplerine göre anayasal eşitlik ve hakkaniyet ilkeleriyle çelişiyor. Bütçe Etkisi ve Ekonomik Tartışmalar Yaklaşık 2 milyon 540 bin memur emeklisine 22 bin 157 TL tutarında ek artış verilmesi halinde kamu bütçesine aylık milyarlarca liralık ek yük getireceği hesaplanıyor. Ekonomistler bu konuda iki farklı görüş ortaya koyuyor: Destekleyen görüşler: Emeklilerin alım gücünün artırılması iç talebi canlandırabilir. Sosyal adalet ve gelir dengesi açısından gereklidir. Enflasyon karşısında korunma sağlanmalıdır. Temkinli yaklaşan görüşler: Bütçe açığı ve kamu harcamaları üzerindeki baskı artabilir. Enflasyonist etki yaratma riski bulunabilir. Uzun vadede sosyal güvenlik sisteminin aktüeryal dengesi etkilenebilir. Siyasi ve Toplumsal Yansımalar Memur emeklileri, son dönemde sendikalar ve emekli dernekleri aracılığıyla eşit zam taleplerini sık sık dile getiriyor. Özellikle seçim dönemlerinde gündeme gelen “zam eşitliği” konusu, kamuoyunda geniş yankı bulmuş durumda. Teklifin yasalaşması halinde: Emekli maaş sisteminde yapısal bir değişiklik yapılmış olacak. Aktif-emekli gelir dengesi kısmen yeniden sağlanacak. Benzer düzenlemelerin diğer emekli grupları için de gündeme gelmesi olası olacak. Sonuç TBMM’ye sunulan yasa teklifi, memur emeklilerinin ekonomik kayıplarını telafi etmeyi ve aktif memurlarla aralarındaki gelir farkını kapatmayı amaçlıyor. 2023 Temmuz ayında yapılan seyyanen zammın emeklilere yansıtılmamasıyla ortaya çıkan mağduriyetin giderilmesi, teklifin temel dayanağını oluşturuyor. Yaklaşık 2 milyon 540 bin memur emeklisini doğrudan ilgilendiren düzenleme, hem sosyal devlet ilkesi hem de kamu maliyesi dengeleri açısından Meclis’te kapsamlı tartışmalara sahne olmaya aday görünüyor. İlerleyen süreçte teklifin komisyon aşamasında nasıl şekilleneceği ve hükümetin bu konudaki tutumu belirleyici olacak.

Yıldırım’da Kritik Çalışma! Haber

Yıldırım’da Kritik Çalışma!

İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis: “Yıldırım’ın 71 Mahallesinde 15 Bin Esnafımızı Dinledik, Sorunları Raporlaştırıyoruz” İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanı İsmail Seyis, ilçede yürüttükleri kapsamlı saha çalışmasına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. 71 mahallede yaklaşık 15 bin esnafı ziyaret ettiklerini belirten Seyis, Yıldırım’ın ekonomik, sosyal ve yapısal sorunlarını yerinde tespit ettiklerini ve hazırladıkları detaylı raporu kamuoyuyla paylaşacaklarını açıkladı. Seyis, “Siyaseti masa başında değil, sahada yapıyoruz. Esnafımızın kapısını çaldık, çayını içtik, halini hatırını sorduk. Dertlerini dinledik, taleplerini not aldık. Yıldırım’ın gerçek gündemi neyse onu yerinde gördük” dedi. 71 Mahallede Ortak Sorun: Ekonomik Daralma ve Güven Kaybı Yapılan ziyaretlerde en çok dile getirilen konuların başında ekonomik sıkıntılar geldiğini belirten Seyis, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin ciddi bir daralma yaşadığını ifade etti. Esnafın temel sorunları arasında şunların öne çıktığını belirtti: Artan kira ve enerji maliyetleri Vergi ve SGK prim yükü Düşen alım gücü nedeniyle azalan müşteri sayısı Finansmana erişim zorluğu Kayıt dışı ve haksız rekabet “Esnafımız ayakta kalma mücadelesi veriyor” diyen Seyis, birçok işletmenin ya kepenk kapatma noktasına geldiğini ya da borç sarmalı içinde faaliyet göstermeye çalıştığını vurguladı. Kentsel Dönüşüm, Altyapı ve Ulaşım Sorunları Yıldırım’ın yapısal sorunlarına da dikkat çeken Seyis, özellikle plansız yapılaşma, riskli binalar ve yetersiz altyapının vatandaşları tedirgin ettiğini belirtti. Kentsel dönüşüm sürecinin şeffaf, adil ve hızlandırılmış bir şekilde yürütülmesi gerektiğini ifade eden Seyis, şu değerlendirmede bulundu: “Yıldırım, deprem gerçeğiyle yüzleşmek zorunda. Ancak dönüşüm vatandaşın mağdur edildiği değil, güven içinde yaşadığı bir modele dönüştürülmeli. Hak sahiplerinin rızası ve şeffaf süreç esas alınmalı.” Ayrıca ulaşım ve trafik yoğunluğu, otopark yetersizliği ve bazı mahallelerdeki altyapı eksikliklerinin de sıkça dile getirildiğini belirtti. Genç İşsizliği ve Sosyal Alan Eksikliği İlçe genelinde genç nüfusun önemli bir potansiyele sahip olduğunu ancak yeterli istihdam ve sosyal imkânlara erişimde sorun yaşandığını söyleyen Seyis, özellikle meslek edindirme ve girişimcilik desteklerinin artırılması gerektiğini ifade etti. “Gençlerimiz iş bulamıyor, umutsuzluğa sürükleniyor. Oysa Yıldırım üretim, ticaret ve hizmet sektöründe büyük bir potansiyele sahip. Doğru planlama ve teşviklerle bu potansiyel harekete geçirilebilir” dedi. Mahallelerde sosyal yaşam alanlarının yetersizliğine de değinen Seyis, kadınlar ve çocuklar için daha fazla kültürel ve sportif alan oluşturulması gerektiğini belirtti. Çözüm Önerileri: Yerel Kalkınma ve Esnaf Destek Modeli İYİ Parti Yıldırım İlçe Başkanlığı olarak hazırladıkları raporda yalnızca tespitlerin değil, somut çözüm önerilerinin de yer alacağını belirten Seyis, öne çıkan başlıkları şu şekilde sıraladı: Yerel Esnaf Destek Fonu Belediye ve ilgili kurumlar aracılığıyla düşük faizli, erişilebilir finansman modeli oluşturulması. Mahalle Bazlı Ekonomik Envanter Her mahallenin ekonomik profilinin çıkarılarak ihtiyaçlara göre özel destek programlarının geliştirilmesi. Şeffaf ve Hızlı Kentsel Dönüşüm Planı Deprem riskine karşı öncelikli alanların belirlenmesi ve hak kaybı yaşanmadan dönüşüm sürecinin yürütülmesi. Gençlere ve Kadınlara Girişimcilik Desteği Kooperatifleşme ve yerel üretim ağlarının güçlendirilmesi. Altyapı ve Trafik Master Planı Uzun vadeli, bilimsel ve katılımcı bir planlama süreci. “Bu Rapor Yıldırım’ın Yol Haritası Olacak” Seyis, saha çalışmasının ardından hazırlanacak kapsamlı raporun yalnızca bir siyasi değerlendirme değil, aynı zamanda Yıldırım’ın geleceğine ilişkin bir yol haritası olacağını ifade etti. “Biz eleştirmek için değil, çözüm üretmek için sahadayız. Yıldırım’ın sorunlarını biliyoruz, çözüm iradesini de ortaya koyuyoruz. Bu raporu kamuoyuyla şeffaf şekilde paylaşacağız” dedi. Teşekkür Mesajı İlçe Başkanı İsmail Seyis, saha çalışmaları sürecinde kendilerine ilgi ve destek gösteren mahalle muhtarlarına, esnafa ve Yıldırımlı vatandaşlara teşekkür ederek sözlerini şöyle tamamladı: “71 mahallemizde bizleri samimiyetle karşılayan muhtarlarımıza, esnafımıza ve tüm hemşehrilerimize gönülden teşekkür ediyorum. Yıldırım’ı birlikte yönetecek, birlikte büyüteceğiz.”

“EMEKLİ MEMURLAR 2002’NİN GERİSİNDE” Haber

“EMEKLİ MEMURLAR 2002’NİN GERİSİNDE”

Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) emekli memur maaşlarına ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili olan Altaca Kayışoğlu, TBMM Dilekçe Komisyonu’nda yapılan görüşmelerde emekli memurların ekonomik durumuna dikkat çekti. Kayışoğlu, emekli memur maaşlarının yıllar içinde ciddi şekilde eridiğini belirterek, 2002 yılıyla yapılan karşılaştırmanın tabloyu net biçimde ortaya koyduğunu söyledi. 2002 Vurgusu: “O Günün İki Katı, Bugünün Altında” Altaca Kayışoğlu, 2002 yılında en düşük emekli memur maaşının asgari ücretin yaklaşık iki katı seviyesinde olduğunu hatırlattı. Bugün ise birçok emekli memurun asgari ücretin altında gelirle yaşam mücadelesi verdiğini ifade etti. “Bir dönem asgari ücretin iki katı maaş alan memur emeklisi, bugün asgari ücretin altında gelirle geçinmeye çalışıyor” diyen Kayışoğlu, bu gerilemenin sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyal bir sorun haline geldiğini vurguladı. “22 Bin Lira Seyyanen Zam Gerekiyor” Bütçe görüşmeleri sırasında yapılan hesaplamalara değinen Kayışoğlu, Plan ve Bütçe Komisyonu üyelerinin verilerine göre emekli memurların 2002 yılındaki alım gücü seviyesine ulaşabilmesi için dahi ciddi bir artış gerektiğini belirtti. Kayışoğlu’nun açıklamalarına göre: Emekli memurların 2002 seviyesine gelebilmesi için yaklaşık 22 bin lira seyyanen zam yapılması gerekiyor. Kişi başına düşen millî gelirin 2 bin 500 dolardan 13 bin dolara çıktığı ifade edilse de, emekli memurların bu artıştan pay alamadığı savunuluyor. Mevcut maaş seviyelerinin iyileştirilmesi bir yana, geçmiş alım gücüne ulaşmak için dahi yüksek oranlı artış şart görülüyor. Kayışoğlu, “Bırakın iyileştirmeyi, 2002 seviyesine gelebilmek için bile en az 22 bin liralık artış gerekiyor” ifadelerini kullandı. “Emekli Olmak İstemiyorlar” Ekonomik koşulların memurlar üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirten Kayışoğlu, birçok memurun geçim kaygısı nedeniyle emekli olmak istemediğini söyledi. “Memurlar yaş haddini doldurana kadar emekli olmamaya çalışıyor. Emekli olmak zorunda kalanlar ise yeniden çalışmak zorunda kalıyor ya da kıt kanaat geçiniyor” diyen Kayışoğlu, emekliliğin dinlenme dönemi olmaktan çıkıp yeni bir mücadele sürecine dönüştüğünü savundu. “Millî Gelirden Hak Ettikleri Payı Almalılar” Altaca Kayışoğlu, emekli memur maaşlarının iyileştirilmesi gerektiğini belirterek, millî gelir artışının toplumun tüm kesimlerine adil biçimde yansıması gerektiğini ifade etti. Emekli memurların yaşam standartlarının korunmasının sosyal devlet ilkesinin gereği olduğunu vurgulayan Kayışoğlu, konunun yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal adalet meselesi olduğunu söyledi. Gözler Olası Düzenlemelerde TBMM’de emekli memur maaşlarına ilişkin dilekçeler ve talepler gündemdeki yerini korurken, kamuoyu olası düzenlemelere odaklanmış durumda. Emekli memurların alım gücünün artırılmasına yönelik atılacak adımların, önümüzdeki süreçte bütçe dengeleri ve ekonomik politikalar çerçevesinde şekillenmesi bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.