Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ak Parti

Gürsu Haber - Ak Parti haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ak Parti haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İYİ Parti Bursa İl Başkanı İsmail Kaya'dan Yenişehir Belediyesi'ne Çok Sert Çıkış: "Kapalı Kapılar Ardında Kimlerle, Hangi Yetkiyle Bu Sözleşmeler İmzalandı?" Haber

İYİ Parti Bursa İl Başkanı İsmail Kaya'dan Yenişehir Belediyesi'ne Çok Sert Çıkış: "Kapalı Kapılar Ardında Kimlerle, Hangi Yetkiyle Bu Sözleşmeler İmzalandı?"

Bursa siyasetinde gündemi sarsacak açıklama İYİ Parti Bursa İl Başkanı İsmail Kaya'dan geldi. Yenişehir Belediyesi'nin yürüttüğü imar planı çalışmalarıyla ilgili kamuoyuna yansıyan belge ve sözleşmeler üzerinden çok sert eleştiriler yönelten Kaya, belediye yönetimini şeffaf davranmamakla suçladı ve kamuoyunda oluşan soru işaretlerinin derhal giderilmesini istedi. Yenişehir Belediye Başkanı'nın belediye meclisini devre dışı bırakarak ve ilçe halkını bilgilendirmeden ilçenin geleceğini doğrudan etkileyecek planlama süreçlerine ilişkin özel şirketlerle sözleşmeler imzaladığını öne süren Kaya, "Yenişehir'in geleceği birkaç kişinin inisiyatifine bırakılamaz" ifadelerini kullandı. "ÖNCE İNKÂR, SONRA 'DANIŞMANLIK SÖZLEŞMESİ' SAVUNMASI" İsmail Kaya, kamuoyuna yansıyan belgeler sonrası yapılan açıklamaların çelişkili olduğunu ileri sürerek sert ifadeler kullandı. İlk etapta söz konusu sözleşmenin varlığının inkâr edildiğini, ancak belgelerin ortaya çıkmasının ardından bu kez "danışmanlık sözleşmesi" savunmasının yapıldığını belirten Kaya, bunun kamuoyunu tatmin etmekten uzak olduğunu söyledi. Kaya, belediye meclisinin bilgisi dışında hazırlandığı iddia edilen ve ilgili teknik personelin imzasını taşımadığı belirtilen sözleşmenin yalnızca belediye başkanının imzasıyla yürürlüğe konulmasının ciddi hukuki tartışmalara yol açtığını savundu. "PLANLAMA YETKİSİ BÜYÜKŞEHİR'DEYKEN NEDEN BAKANLIK ÜZERİNDEN İŞLEM YAPILDI?" İYİ Parti İl Başkanı'nın gündeme taşıdığı en dikkat çekici başlıklardan biri ise planlama yetkisi oldu. Kaya, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın resmi görüşünde planlama yetkisinin Bursa Büyükşehir Belediyesi'nde bulunduğunun ifade edildiğini belirterek şu soruyu yöneltti: "Planlama yetkisi Büyükşehir Belediyesi'nde olduğu açıkça belirtilmişken Yenişehir Belediyesi neden süreci Bakanlık üzerinden yürütmeye çalışmıştır?" 1,6 MİLYON LİRALIK DOĞRUDAN TEMİN TARTIŞMASI Açıklamada yaklaşık 800 hektarlık imar planı ile 1.600 hektarlık Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi çalışmalarının Ankara merkezli Form Planlama İnşaat Taahhüt Limited Şirketi'ne iki ayrı doğrudan temin sözleşmesiyle verildiği iddiası da gündeme taşındı. Her biri 800 bin lira bedelli olduğu belirtilen sözleşmelerin neden ayrı ayrı düzenlendiğini sorgulayan Kaya, işin doğrudan temin limitlerinin aşılmaması amacıyla bölünüp bölünmediğinin kamuoyuna açıklanmasını istedi. Ayrıca sözleşme bedellerinin TMMOB Şehir Plancıları Odası'nın asgari ücret tarifesinin altında kaldığını öne süren Kaya, bunun gerekçesinin açıklanması gerektiğini ifade etti. "NYC GLOBAL YAPI KİMİN ADINA HAREKET EDİYOR?" İYİ Parti'nin gündeme getirdiği bir diğer iddia ise vatandaşlarla görüşmeler yaptığı belirtilen NYC Global Yapı İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi oldu. Kaya, belediyenin resmi sözleşmesinin Form Planlama ile olduğu belirtilirken, farklı bir şirketin vatandaşlara çeşitli sözleşme teklifleri sunduğu yönündeki iddiaların kamu vicdanını rahatsız ettiğini söyledi. Belediyenin bu faaliyetlerden haberdar olup olmadığını soran Kaya, eğer belediyenin bilgisi varsa bu şirketin hangi hukuki yetkiyle hareket ettiğinin, bilgisi yoksa neden bugüne kadar herhangi bir idari veya hukuki işlem başlatılmadığının açıklanmasını istedi. "%50 KESİNTİ İDDİASI CİDDİ ŞÜPHELER DOĞURUYOR" Kaya, kamuoyuna yansıyan iddialar arasında vatandaşlara yüzde 50 oranında kesinti öngören teklifler sunulduğu yönündeki bilgilerin de bulunduğunu dile getirdi. 3194 sayılı İmar Kanunu uyarınca Düzenleme Ortaklık Payı'nın en fazla yüzde 45 olabileceğini hatırlatan Kaya, yüzde 50'lik kesinti iddiasının doğru olması halinde bunun hukuki dayanağının ne olduğunu sordu. Ortaya çıkacak farktan kimlerin yararlanacağı sorusunun da cevap beklediğini belirten Kaya, bu konuda kamuoyunun tatmin edici açıklamalar beklediğini ifade etti. DAVUT GÜRKAN'A AÇIK ÇAĞRI İsmail Kaya açıklamasında yalnızca Yenişehir Belediye Başkanı'nı değil, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan'ı da doğrudan açıklama yapmaya davet etti. Kaya, Bursa'yı ve Yenişehir'in geleceğini ilgilendiren böylesine önemli bir planlama sürecinden AK Parti İl Başkanı'nın haberdar olup olmadığını sordu. Bakanlığa yapılan başvurular, Form Planlama ile imzalandığı belirtilen sözleşmeler ve vatandaşlara sunulduğu öne sürülen tekliflerle ilgili Gürkan'ın bilgilendirilip bilgilendirilmediğinin açıklanmasını isteyen Kaya, AK Parti İl Başkanlığı'nın konuya ilişkin sessizliğini eleştirdi. "BÜYÜKŞEHİR'E GELİNCE SERT ELEŞTİRİ, KENDİ BELEDİYELERİNE GELİNCE SESSİZLİK Mİ?" Açıklamanın en dikkat çeken bölümlerinden biri ise siyasi eleştiriler oldu. İsmail Kaya, Bursa Büyükşehir Belediyesi hakkında ortaya atılan en küçük iddialarda dahi sert açıklamalar yapanların, konu kendi belediyelerine geldiğinde sessiz kalmayı tercih edip etmeyeceklerini kamuoyunun merak ettiğini söyledi. Kaya, aynı hassasiyetin Yenişehir Belediyesi için de gösterilmesi gerektiğini ifade etti. "MÜFETTİŞLER VE SAVCILIK HAREKETE GEÇECEK Mİ?" İYİ Parti Bursa İl Başkanı, kamuoyuna yansıyan belgeler ve iddialar doğrultusunda İçişleri Bakanlığı müfettişleri ile Cumhuriyet savcılıklarının herhangi bir inceleme veya soruşturma başlatıp başlatmayacağı sorusunun da artık yanıt beklediğini dile getirdi. Bu süreçte tüm iddiaların hukuki yollarla araştırılması gerektiğini belirten Kaya, kamu vicdanının ancak şeffaf bir inceleme ile rahatlatılabileceğini savundu. "YENİŞEHİR'İN GELECEĞİ KAPALI KAPILAR ARDINDA BELİRLENEMEZ" Açıklamasının sonunda Yenişehir'in geleceğinin kişisel tasarruflarla değil hukuk, şeffaflık ve millet iradesiyle şekillenmesi gerektiğini vurgulayan Kaya, şu değerlendirmede bulundu: "Bursa'nın ve Yenişehir'in geleceğini ilgilendiren hiçbir planlama süreci kapalı kapılar ardında, denetimden uzak ve kamu vicdanını yaralayacak yöntemlerle yürütülemez. Kamuoyunda oluşan haklı soru işaretlerinin giderilmesi için Yenişehir Belediye Başkanı ile AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan'ı açık, net ve şeffaf açıklama yapmaya davet ediyoruz." İYİ Parti Bursa İl Başkanlığı, açıklamasının sonunda söz konusu süreçte dile getirdiği iddiaların ve planlama çalışmalarının sonuna kadar takipçisi olacaklarını belirterek, gelişmelerin kamuoyu adına yakından izleneceğini duyurdu.

BURKON’dan Ankara’da Güçlü Bursa Çıkatması: Siyasetin Zirvesinde Bursa İçin Ortak Akıl Buluşması Haber

BURKON’dan Ankara’da Güçlü Bursa Çıkatması: Siyasetin Zirvesinde Bursa İçin Ortak Akıl Buluşması

Bursa Dernekler Konfederasyonu (BURKON), Bursa’nın geleceği, kentin sorunları ve vatandaşların beklentilerini dile getirmek amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) ve siyasi partilerin genel merkezlerine çıkarma yaptı. BURKON çatısı altındaki federasyon ve dernek başkanlarının katılımıyla gerçekleşen geniş kapsamlı Ankara programında, farklı siyasi partilerden Bursa milletvekilleri ve genel başkan yardımcıları ile bir araya gelinerek tam bir birlik ve beraberlik mesajı verildi.Siyasetin Farklı Renkleri Bursa Ortak Paydasında Buluştu BURKON heyeti, Ankara temasları kapsamında ilk olarak AK Parti Bursa milletvekilleri Emine Yavuz Gözgeç, Ahmet Kılıç, Mustafa Yavuz, Refik Özen, Muhammet Müfit Aydın ve Osman Mesten ile Gazi Meclis çatısı altında bir araya geldi. Heyet ardından Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Merkezini ziyaret ederek CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal ile görüştü. Ankara’daki temaslar, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Bursa Milletvekili Fevzi Zırhlıoğlu ile İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu ve İYİ Parti TBMM Grup Başkanvekili Turhan Çömez ziyaretleriyle devam etti. BURKON yönetimi ayrıca, bir önceki dönem bakanlarından AK Parti Artvin Milletvekili Faruk Çelik’i de makamında ziyaret ederek istişarelerde bulundu.Gündem: Kentin Geleceği ve Toplumsal Dayanışma Ziyaretlerde kentin sosyo-ekonomik yapısı, hemşerilerin talepleri ve Türkiye'nin içinden geçtiği güncel süreçler masaya yatırıldı. Ortak akıl, toplumsal dayanışma ve millet iradesinin önemine vurgu yapılan görüşmelerde, BURKON’un Bursa’nın hak ettiği değeri görmesi adına yürütülecek her türlü projede köprü görevi üstlenmeye kararlı olduğu ifade edildi. 24 Temmuz'daki Büyük Geceye Davet BURKON heyeti, gerçekleştirdiği ziyaretler vesilesiyle görüştüğü tüm milletvekillerine ve parti yöneticilerine, 24 Temmuz’da düzenlenecek olan "BURKON Tanıtım ve Birlik Gecesi" davetiyelerini takdim etti. Konfederasyon yönetiminden ziyaretler sonrası yapılan ortak açıklamada şu ifadelere yer verildi:"Bursa’mızın sorunlarını ve hemşerilerimizin beklentilerini aktardığımız bu anlamlı buluşmalarda, bizleri son derece samimi ve sıcak bir şekilde misafir eden, Bursa’mız için her zaman elini taşın altına koyan kıymetli milletvekillerimize kalbi teşekkürlerimizi sunarız. Birlikte daha güçlüyüz." Burkon Konfederasyonu yönetimi

Saadet Partisi Nilüfer İlçe Teşkilatı, "Nilüfer'e Çöplük İstemiyoruz" Gündemiyle Gerçekleşen Belediye Meclis Toplantısını Takip Etti Haber

Saadet Partisi Nilüfer İlçe Teşkilatı, "Nilüfer'e Çöplük İstemiyoruz" Gündemiyle Gerçekleşen Belediye Meclis Toplantısını Takip Etti

Saadet Partisi Nilüfer İlçe Başkanlığı, Nilüfer Belediye Meclisi'nin Temmuz ayı ilk birleşimine teşkilatı temsilen katılım sağlayarak kamuoyunun yakından takip ettiği "Nilüfer'e Çöplük İstemiyoruz" ana gündemli oturumda yerini aldı. Çok sayıda mahalle muhtarının ve vatandaşın da katılım gösterdiği toplantıda, çevre, halk sağlığı, şehir planlaması ve gelecek nesillere bırakılacak yaşam alanlarının korunması konuları ön plana çıktı. Saadet Partisi Nilüfer İlçe Başkanlığı adına Yerel Yönetimler ve Mahalli İdareler Başkanı Mehmet Kumdereli ile Sivil Toplum Kuruluşları ve Halkla İlişkiler Başkanı Hakan Bulut'un hazır bulunduğu toplantıda, vatandaşların ve muhtarların dile getirdiği çevresel kaygılar dikkatle takip edildi. Meclis oturumunda özellikle ilçede oluşturulması planlanan atık ve depolama alanlarına ilişkin tartışmalar yoğun şekilde gündeme gelirken, mahalle muhtarları ve toplantıyı izleyen vatandaşlar "Nilüfer'e Çöplük İstemiyoruz" çağrısıyla çevresel hassasiyetlerini ortaya koydu. Katılımcılar, çevrenin korunmasının yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin yaşam hakkını da ilgilendiren temel bir sorumluluk olduğuna dikkat çekti. Toplantı süresince zaman zaman Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) meclis üyeleri arasında görüş ayrılıkları nedeniyle gergin anlar yaşandı. Farklı değerlendirmelerin sert tartışmalara dönüştüğü oturumda, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Öztürk'ün devreye girerek sağduyulu yaklaşımıyla meclis düzenini yeniden sağlaması ve oturumu sükûnet içerisinde devam ettirmesi dikkat çekti. Saadet Partisi Nilüfer İlçe Teşkilatı tarafından yapılan değerlendirmede, çevreyi ilgilendiren kararların yalnızca siyasi bakış açılarıyla değil; bilimsel veriler, şehircilik ilkeleri, çevresel sürdürülebilirlik, kamu yararı ve halkın ortak iradesi doğrultusunda ele alınmasının büyük önem taşıdığı ifade edildi. Açıklamada, yerel yönetimlerin temel görevinin vatandaşların yaşam kalitesini yükseltmek, doğal çevreyi korumak ve şehirlerin sağlıklı gelişimini güvence altına almak olduğu belirtilerek şu değerlendirmelere yer verildi: "Çevre meselesi hiçbir siyasi partinin tek başına sahiplenebileceği bir konu değildir. Temiz hava, sağlıklı su kaynakları, verimli tarım alanları ve yaşanabilir şehirler toplumun ortak değeridir. Yerel yönetimlerin alacağı her karar; yalnızca bugünü değil, çocuklarımızın ve gelecek kuşakların yaşayacağı çevreyi de doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle çevreyle ilgili tüm projelerde şeffaflık, katılımcılık ve ortak akıl esas alınmalıdır." Saadet Partisi Nilüfer İlçe Teşkilatı, mahalle muhtarlarının ve vatandaşların toplantıya yoğun katılım göstermesini yerel demokrasinin önemli bir göstergesi olarak değerlendirdi. Halkın doğrudan sürece dâhil olmasının, yerel yönetim anlayışının güçlenmesine ve alınacak kararların toplumsal meşruiyet kazanmasına katkı sağlayacağı ifade edildi. Yerel Yönetimler ve Mahalli İdareler Başkanı Mehmet Kumdereli ile Sivil Toplum Kuruluşları ve Halkla İlişkiler Başkanı Hakan Bulut, çevreyi ve halk sağlığını ilgilendiren tüm gelişmeleri yakından takip etmeye devam edeceklerini belirterek, Saadet Partisi'nin insan odaklı belediyecilik anlayışı doğrultusunda şehirlerin doğal dokusunun korunmasını, çevreye duyarlı yatırımların desteklenmesini ve vatandaşların taleplerinin karar alma süreçlerine etkin şekilde yansıtılmasını önemsediklerini ifade ettiler. Saadet Partisi Nilüfer İlçe Başkanlığı, çevreye, insan sağlığına ve şehirlerin sürdürülebilir gelişimine ilişkin her konuda yapıcı bir anlayışla çalışmalarını sürdüreceğini, kamu yararını önceleyen tüm girişimlerin yanında olmaya devam edeceğini ve Nilüfer'in doğal yapısını koruyacak politikaların takipçisi olacağını kamuoyuna saygıyla duyurdu. Toplantıya, Beşevler Mahallesi Muhtarı ve Bursa Muhtarlar Derneği Başkanı Erol Yılmazer ile Karacaoba Mahallesi Muhtarı ve Nilüfer İlçe Muhtarlar Derneği Başkanı Recep Bayraktar da katılım sağladı. Bölgedeki çok sayıda mahalle muhtarının da hazır bulunduğu oturumda, muhtarlar çevre ve halk sağlığı konusundaki hassasiyetlerini dile getiren kısa konuşmalar gerçekleştirdi. Muhtarlar, "Nilüfer'e Çöplük İstemiyoruz" yazılı pankartlarla tepkilerini demokratik ve barışçıl bir şekilde ortaya koyarken, çevreyi ilgilendiren kararların mahalle sakinlerinin görüşleri alınarak, şeffaf ve katılımcı bir anlayışla yürütülmesi gerektiğini vurguladılar. Yapılan açıklamalarda, doğal yaşam alanlarının korunmasının, tarım arazilerinin, su kaynaklarının ve yaşam kalitesinin gelecek nesillere sağlıklı biçimde aktarılmasının yerel yönetimlerin öncelikli sorumlulukları arasında yer aldığı ifade edildi. Toplantıda sergilenen bu ortak duruş, çevre konusunda siyasi görüşlerden bağımsız olarak toplumun farklı kesimlerinin aynı hassasiyet etrafında buluşabildiğini gösterirken, muhtarların ve vatandaşların katılımı da yerel demokrasinin güçlendirilmesi açısından önemli bir örnek olarak değerlendirildi.

Anahtar Parti’den Seçimlerde Sürpriz Çıkış! Haber

Anahtar Parti’den Seçimlerde Sürpriz Çıkış!

Yavuz Ağıralioğlu’nun liderliğindeki Anahtar Parti, ilk kez girdiği seçimde Tokat’ın Reşadiye ilçesine bağlı Yolüstü Beldesi’nde beklenmedik bir başarı yakaladı. Resmi olmayan sonuçlara göre yüzde 20 oy oranıyla ikinci parti olan Anahtar Parti, yeni bir siyasi hareketin yerel düzeyde nasıl etki yaratabileceğini gösterdi.Yaklaşık 1.600 seçmenin katılımıyla gerçekleşen seçimde AK Parti adayı Mustafa Altın 911 oyla başkan seçilirken, Anahtar Parti adayı Mehmet Can Coşkun 208 oy aldı. Genel Başkan Ağıralioğlu’nun bizzat destek verdiği Coşkun’un performansı, partinin kısa sürede taban oluşturabildiğinin işareti olarak yorumlanıyor. Siyasi analistler, Anahtar Parti’nin bu sonucunu “yeni parti etkisi” olarak değerlendiriyor. Özellikle belde statüsünü yeniden kazanan yerleşim yerlerinde altyapı, hizmet ve kalkınma beklentisinin yüksek olduğu bir dönemde, klasik partilerin dışında bir alternatife verilen %20’lik destek dikkat çekici bulunuyor.Bu seçim, sadece Yolüstü için değil, Türkiye genelindeki yerel siyaset dinamikleri açısından da önemli bir gösterge oldu. Anahtar Parti’nin elde ettiği başarı, önümüzdeki dönemde yeni partilerin yerel seçimlerde daha fazla rol oynayabileceğinin ilk sinyali olarak görülüyor.Yolüstü Beldesi’nde yeni yönetim şimdi beldenin geleceğini şekillendirecek projeleri devralırken, Anahtar Parti’nin bu çıkışının siyasi dengeleri nasıl etkileyeceği merak konusu.

Anahtar Parti Lideri Ağıralioğlu: Razı değiliz! Haber

Anahtar Parti Lideri Ağıralioğlu: Razı değiliz!

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, partisinin Niğde halk buluşmasına katıldı. Vatandaşın yaşadığı sorunlara ‘razı değiliz’ diyerek itiraz eden Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu, özetle şunları söyledi: “Bizler parti değil devlet, oy değil millet demeye karar vermiş bir hareketiz. O yüzden AK Parti’ye düşmana ya da hasıma bakar gibi bakmıyoruz; adeta aynaya bakar gibi bakıyoruz. O aynada neyin iyi, neyin kötü olduğunu; ne yapılınca memleketin abad, ne yapılınca berbat olduğunu görerek, bunun derin muhasebesini yaparak yürüyoruz. Anahtar Parti olarak, geride kalan 24 yılın muhasebesini yapıyor ve gür bir sesle haykırıyoruz: 2026 yılında biz bu emekli ücretine razı değiliz! Biz bu asgari ücrete razı değiliz! Çocuklarımıza reva görülen bu yarım yamalak eğitime, evlatlarımızın işsizliğine ve mesleksiz kalmasına razı değiliz! Tarımdaki bu plansızlığa, çiftçimizin omuzlarına yüklediğiniz ağır yüklere razı değiliz! Bu dağınıklık yüzünden ürünün tarlada çürümesine sebep olan savurganlığınıza, programsızlığınıza razı değiliz! Yüksek faize, bu ağır enflasyona razı değiliz! Adaletin bu denli siyasallaşmasına, mülakat adaletsizliklerine, torpile ve yoksulluğa asla razı değiliz! Bizler bir zamanlar emekli ikramiyemizle bir ev, bir araba alabiliyorduk; şimdi ise o ikramiyeyle bir koltuk takımı dahi alınamıyor. Biz bu düzene razı değiliz! Biz bu memleketi bu hale getiren sizin dağınıklığınızdan, plansızlığınızdan, israfınızdan ve hesapsız harcamalarınızdan bizim hissemize düşen bu fakirliğe razı değiliz! Size bu memleketi yönetin diye vekalet verdik. Biz sizin asiliniz, siz bizim vekilimiz olmanıza rağmen, elinizdeki devlet gücüyle bizleri korkutmaya çalışmanıza razı değiliz! Sizin artık bir patatesi bile yönetemeyecek durumda olduğunuzu görüyoruz ve size razı değiliz! Her gün bir dediğinizin ertesi gün tersini söylüyorsunuz, razı değiliz. Her yaptığınızın mutlak doğru olduğuna inanıyor, insanların dinini, imanını, vatan ve millet sevgisini sorgulama hakkını kendinizde görüyorsunuz; bu saygısızlığınıza razı değiliz! Bir gün Öcalan’a sövüp oy toplamanıza, ertesi gün Öcalan ile yol yürümeye kalkmanıza razı değiliz! Bu kadar varlığı, imkanı olan bir memleketi bu büyük darlığa düşürmenize razı değiliz! Biz bugün doğru soruları soruyoruz. Peki, bu gidişata sadece razı olmamakla mı kalacağız? Elbette hayır. Anahtar Parti, bu düzene razı olmayanların ve ‘tüm bu saydıklarımızı düzeltecek imkân da akıl da bu devlette var’ diyenlerin partisidir. Dolayısıyla biz; eksiklerin yerine halkı aşa ve işe kavuşturan, finansal istikrarı sağlamış, enflasyonsuz ve faizsiz bir ülkeyi inşa edecek olan iradeyiz. Liyakati kurumsallaştıracak, mülakatı tamamen kaldıracak, çocuklarımıza dünya standartlarında bir eğitim verip bu eğitimi istihdamla birleştirecek olan biziz. Tarımı ve tarladaki ürünü planlayacak; çiftçi ekerken maliyetine ortak olup, biçerken harmanda bereketi büyütecek olan kadroyuz. Biz bu memleketi ayağa kaldıracak olan tarafı temsil ediyoruz. Biz, sermayenin korkup kaçtığı değil, güven duyup gelebildiği bir ülkeyi organize edeceğiz. Paranın hangi ülkeye, neden gittiğini sizler de gayet iyi biliyorsunuz; çünkü bu memleketten kazandığınız paraları bizzat kendiniz nerelere götürüyorsanız, hukuk ve güven ortamı tam olarak oralarda yatıyor. Anahtar Parti olarak bizler, Türk siyasetinde nezaketin, mesuliyetin, terbiyenin ve devlet ciddiyetinin adresiyiz. Sayın Cumhurbaşkanı bugüne kadar karşısına çıkan pek çok rakibi kolayca yendi, hiçbirini dişine göre bulmadı ve bu kadar soruna rağmen o rakipleri yenmenin konforunu yaşadı. İşte Anahtar Parti, Reis Bey’in bu siyasi konforunu bozmak ve siyasete gerçek bir kalite getirmek için kurulmuştur. Tayyip Bey’in dilinden düşürmediği bir söz var: ‘Yahu bu yalan dünyada bir dişimize göre muhalefet bulamadık.’ Sayın Cumhurbaşkanım, biz tam dişinize göre bir hareketiz; siz şimdiden o dişlerinizi bir kontrol ettirin! Bizler sadece kuru bir iktidar koltuğu için değil, bu aziz milleti hak ettiği zenginlikle buluşturmak ve elinizde mağdur olmuş halkımızla kenetlenmek için geliyoruz. Bu yüzden bizim işimiz kolay. Neden mi kolay? Çünkü zor olanı bugüne kadar onlar yaptılar. Bu kadar yetişmiş insan gücü olan, bu kadar birikimi, imkânı ve potansiyeli bulunan muazzam bir memleketi bu darlığa, bu zorluğa düşürmek gerçekten büyük bir beceriksizlik isterdi; onlar işte bu zoru başardılar! Toprağınız olmasa, suyunuz olmasa, ekecek çiftçiniz, üretecek girişimciniz, satacak tüccarınız, projeyi yapacak mühendisiniz ya da dünyanın her yerine koşacak enerjiniz olmasa, dersiniz ki ‘ne yapalım, imkâanımız yok.’ Ama bu kadar varlığı olan bir memleketi siz yokluğa mahkum ettiniz. ANAHTAR PARTİ GELİNCE NE OLACAK? Biz gelince ne mi olacak? Biz gelince şu olacak: Bu partili cumhurbaşkanlığı işi devletimizi de milletimizi de çok yordu. Anahtar Parti iktidarında kesinlikle partili cumhurbaşkanlığı uygulaması olmayacak. Cumhurbaşkanı herkesin, 85 milyonun cumhurbaşkanı olacak. Kendi partisine yaslanıp diğer partilere öfke kusan bir figür yerine; her partiyi, her vatandaşı bu devletin öz evladı gibi gören kapsayıcı bir cumhurbaşkanlığı makamı tesis edilecek. Anahtar Parti iktidara geldiğinde, ilk ve en mühim adalet şemsiyesi bizzat cumhurbaşkanlığı makamından aşağıya doğru açılacak. Devletin başı, milletin de gerçek başı olacak; cumhurun başı, cumhurun tamamını kucaklayacak. Bizim iktidarımızda teröristler asla meclise giremeyecek. Anahtar Parti iş başına geldiğinde, kırk yıldır aziz milletimizin ümit şafaklarına kabus gibi çöken, yüreklere hüzün düşüren bu bölücü terör örgütlerini övenler, devletin tek bir kuruşuna dahi el süremeyecekler. Çocuklarımızın katiline meclis kürsülerinden övgüler dizip, bir de üstüne devletten maaş alma dönemi tamamen son bulacak. Bizim iktidarımızda teröriste terörist, terör örgütüne terör örgütü denir. Teröristlere ‘umut hakkı’ falan tanınmayacak, hainlerin adı dahi anılmayacak. Onların isimleri bir umutla değil, hak ettikleri en ağır cezalarla tarihin kara sayfalarına gömülecek. Kendilerine infaz edilmesi için verilen o cezaları son gününe kadar çekecek ve kirlettikleri bu dünyadan defolup gidecekler. Bizim, teröristlerin isimleriyle kirletilecek bir meclisimiz yoktur. Teröristler bizim devlet iktidarımızda asla ‘kurucu önder’ olarak kabul edilemez, edilmeyecektir. Hainler muhatap alınmayacak, önlerine mikrofonlar konulmayacak, prompter cihazları gönderilmeyecek ve onlarla asla kirli pazarlıklar, hediyeleşmeler yapılmayacaktır. Siyaset her şeyden önce ilkeli ve öngörülebilir olacak; milletimiz nihayet terbiyeli, seviyeli bir siyasete şahitlik edecek. Millet siyasetçilerden korkmayacak; aksine siyasetçiler milletten, milletin sandıktaki iradesinden korkacak. Bizim iktidarımızla birlikte; ‘Milletime verdiğim sözü tutamazsam, ben bir daha halkımın huzuruna çıkamam’ diyen edep sahibi siyasetçilerin dönemi başlayacak. Bugün seçip meclise gönderdiğimiz vekillerin, yarın bize ne yapacaklarını düşünmekten ödümüz patlıyor. Oysa onlar bizim vekilimiz, onları seçen asıl biziz. Bizler kadrolarımızı kurarken asla partili atamayacağız, partili kartviziti aramayacağız; sadece bileni arayacak, işin uzmanını bulacağız. O liyakatli isim bizim partimizden olmasa bile gözümüzü kırpmadan göreve getireceğiz. Çünkü bizim tek şiarımız liyakattir; biz liyakatin yanında, liyakat de bizim yanımızda olacak. Biz bu memleketi gençlerle ve kadınlarla birlikte omuz omuza vererek ayağa kaldıracağız. Bu ülkenin bütün yükünü şimdiye kadar hep birlikte çekmiş olduğumuz için önümüzde duran kalan yük, geçmişte göğüslediklerimizden asla daha fazla değildir. O yüzden inancınız tam olsun, memleketi ayağa kaldırmak çok kolaydır. TOPYEKÛN BİR SEFERBERLİK İLAN EDİLDİ Bugünden itibaren artık net bir şekilde seçim sathına girmiş bulunuyoruz. Anahtar Parti’yi önümüzdeki dönemde iktidar yapacaksak, bugünden tezi yok topyekûn bir seferberlik ilan ediyoruz. Biz sadece kürsülerden konuşan bir hareket değiliz. Türkiye’nin her bir köşesinde açtığımız bu teşkilatları; herkesin kendi helal alın terinden, zamanından, eşinden, işinden ve sevdiklerinden fedakarlık ede ede, gece gündüz emek vererek kurduk. Halısını omuzunda taşıyan, boyasını kendi elleriyle yapan, kirasını cebinden veren, evinde eşine yemeğini yaptırıp kermesine koşan, anasının hayır duasını alıp, babasını o kalabalığa omuz versin diye faaliyetlere çağıran, evlatlarına ‘Biz sizlerin geleceği için çalışıyoruz’ diyerek onları bu kutlu organizasyonlara katan koca bir neferiz biz. Bir milletin omuzlarına yeni bir yük düşmesin diye bunca meşakkati omuzlayıp, sadece bir yıl içinde 800 teşkilatı birden açan bu tertemiz partiye ve kadrolara hiçbir mecrada hakaret ettirmem, nezaketsizlik yapılmasına asla müsaade etmem; bunu herkes böyle bilsin!”

AK Partili Ömer Aykan: “Kurucu Kadrolarla Aynı Çatı Altında Buluşmak Büyük Bir Vefa Örneğidir” Haber

AK Partili Ömer Aykan: “Kurucu Kadrolarla Aynı Çatı Altında Buluşmak Büyük Bir Vefa Örneğidir”

AK Parti Bursa siyasetinin önemli isimlerinden Ömer Aykan, partinin kuruluş sürecinde görev almış isimlerle gerçekleştirilen buluşmaya ilişkin dikkat çeken bir değerlendirmede bulundu. Aykan, İTÜ Evi’nde düzenlenen programın sadece bir toplantı değil, aynı zamanda “siyasi hafızanın ve teşkilat ruhunun yeniden tazelenmesi” anlamı taşıdığını ifade etti. 2001 yılında AK Parti Bursa İl Teşkilatı’nın kuruluşunda yer alan isimlerle bir araya gelmenin kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını vurgulayan Aykan, bu tür buluşmaların teşkilat içindeki birlik ve dayanışmayı güçlendirdiğini söyledi. “Siyaset sadece bugünü yönetmek değil, geçmişin tecrübesini geleceğe taşımaktır” diyen Aykan, kurucu kadroların birikiminin yeni nesil siyasetçiler için yol gösterici olduğunu dile getirdi. Toplantıya katılan isimlerin Türkiye siyasetinde ve Bursa yerel yönetimlerinde önemli izler bıraktığını belirten Aykan, önceki dönem Bakanı ve Artvin Milletvekili Faruk Çelik’in, AK Parti’nin farklı dönemlerinde üstlendiği görevlerle önemli katkılar sunduğunu ifade etti. Aynı şekilde, önceki Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı ve AK Parti Genel Merkez Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı Recep Altepe ile önceki Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar’ın da yerel yönetim tecrübeleriyle toplantıya değer kattığını söyledi. Programda ayrıca önceki dönem milletvekillerinin de yer almasının, siyasi tecrübenin paylaşımı açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirten Aykan, bu tür buluşmaların teşkilat kültürünü canlı tuttuğunu ve ortak hedefler etrafında kenetlenmeyi sağladığını kaydetti. Gecenin ev sahipliğini üstlenen Hasan Tuğcu’ya da özel olarak teşekkür eden Aykan, organizasyonun samimi ve verimli bir atmosferde gerçekleştiğini ifade etti. Katılımcılar arasında güçlü bir dayanışma ve kardeşlik duygusunun hâkim olduğunu dile getiren Aykan, “Bu birliktelik, sadece geçmişe duyulan saygının değil, geleceğe olan inancın da bir göstergesidir” dedi. Açıklamasının sonunda birlik ve beraberlik vurgusu yapan Aykan, “AK Parti’nin gücü, teşkilatlarının sağlam yapısından ve dava bilincinden gelmektedir. Bu birlik ve beraberliğimiz daim olduğu sürece, ülkemiz ve milletimiz için hizmet üretmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Kaçmaz Emlak Nilüfer Merkez Temsilciliği yeni yeri Özlüce'de hizmete açıldı Haber

Kaçmaz Emlak Nilüfer Merkez Temsilciliği yeni yeri Özlüce'de hizmete açıldı

Açılış törenine bölgenin önde gelen iş insanları, sektör temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı. Katılımcılar, yeni ofisin modern yapısını ve sunduğu hizmet vizyonunu yerinde inceleme fırsatı buldu. Yoğun katılım dikkat çekti Samimi atmosferin hâkim olduğu etkinlikte, gayrimenkul sektörüne dair önemli temaslar da kurulurken ikramlıkla katılımcılara sunuldu.Açılışa katılanlar arasında Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan, Osmangazi İlçe Başkanı İsmail Demir, Nilüfer İlçe Başkanı Öner Sevinç, Gürsu İlçe Başkanı Sülleyman Ağırman, Orhaneli İlçe Başkanı Ekrem Şahin, AK Parti Bursa İl Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Faruk Özdemir de yer aldı. Bölgede gayrimenkul hareketliliği oluşturacak bir nitelik taşıyor Kaçmaz Emlak Nilüfer Merkez Temsilciliği Firma Yetkililerinden Ömer Bilgin, katılımın yoğunluğundan duyduğu memnuniyeti dile getirirken gerçekleşen açılışın sektörde önemli bir markayla gelişen ve ihtiyaca cevap verebilecek bir lokasyonda sürdürecekleri çalışmaların şimdiden hayırlı olmasını diledi. Bilgin, Özlüce gibi hızla gelişen bir bölgede hizmet vermenin önemine vurgu yaparak, müşterilere daha kaliteli ve güvenilir hizmet sunmayı hedeflediklerini ifade etti. Yeni temsilciliğin, bölgedeki gayrimenkul hareketliliğine katkı sağlaması bekleniyor. Frima Yetkilileri Fatma Bilgin ve Gülsevin Özkan Derebaşı da davetlilere teşekkür ederken, gayrimenkulle alakalı her türlü öneri ve fikre açık olduklarını, kurumsal ve güvenilir bir marka çatısı aldında daha modern bir ofiste tüm ihtiyaca kolaylıkla cevap verecek alanında uzman isimlerle çalıştıklarını ifade ettiler. Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan, kadın girişimcilerin böylesi zor bir dönemde kurumsal bir şube açıyor olmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Firma yetkililer Fatma ve Ömer Bilgin ile Gülsevin Özkan Derebaşı'na bol berketli kazançlar temennisini iletti. Açılışın Bursa'ya hayırlı olmasını diledi. AK Parti Bursa İl Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Faruk Özdemir ve Anahtar Parti İlçe Başkanları da temsilcilik açılışının hayırlı ve bereketli olması dileklerini paylaştılar. Öte yandan aynı ofisde iki odanın ise Serbest Muhasebeci Mali Müşavir Nilüfer Önal Okur'a ait ofis olarak kullanılacağı belirtildi. Emlak sektörü ile mali müşavirlik hizmetinin aynı lokasyonda bulunmasının, verilen hizmetin daha pratik ve güvenilir kıldığını ifade ettiler.

Anahtar Parti Sözcüsü Fuat Geçen'den Basın Açıklaması Haber

Anahtar Parti Sözcüsü Fuat Geçen'den Basın Açıklaması

Anahtar Parti Sözcüsü Fuat Geçen, ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın Antalya Diplomasi Forumu’nda yaptığı açıklamalarla ilgili, “Sayın Barrack haddini bilecek! Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir çadır devleti değil, mazisinde imparatorluk olan bir devlettir. Fakat hiçbir zaman emperyal duygularla bulundukları ülkeleri rahatsız etmediler, yönetimlerine müdahil olmadılar. Kurulalı iki yüz küsur sene olan kural tanımaz bir devletin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ve mazisine ayar verme hakkı, haddi yoktur.” diye konuştu. Anahtar Parti Sözcüsü Fuat Geçen, parti genel merkezinde düzenlediği basın açıklamasına Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’daki okul saldırılarında hayatını kaybedenleri anarak başladı. Yaralılara acil şifa dileyen Geçen, yaptığı değerlendirmelerde özetle şunları söyledi: “Geçen haftayı uzun süre acısını yüreğimizden çıkaramayacağımız bir sızıyla geçirdik. Kahramanmaraş ve Şanlıurfa Siverek'te eğitim kurumlarımızda yapılan saldırılarla sarsıldık. Bugüne kadar çeşitli okullarda öğretmenlerin öldürüldüğünü, öğrencilerin akran zorbalığına uğradığı haberlerini birçok kişi duymuştu ve siyasal iktidar bunları münferit olaylar gibi tanımlamıştı. 25 yıldır kesintisiz, tek başına bir siyasal iktidarla ülkemiz yönetiliyor. AK Parti hükümetinin milli eğitim politikalarını çeşitli vesilelerle, çeşitli siyasi kadrolar eleştirdi. Anahtar Parti olarak biz de eleştirdik. Daha çok eğitim-öğretimle alakalı sık sistem değişikliklerinin milli eğitime fayda sağlamadığıyla sınırlı olmayan birçok eleştiriye maalesef siyasal iktidar kayıtsız kaldı. Kahramanmaraş’ta 9 evladımız, gencecik, henüz çocuk yaşında, ilköğretim çağında vefat ettiler bu saldırıda. Ayla öğretmenimiz, bir öğretmen için öğrencilerinin ne anlama geldiğini rahmete yürürken en baskın ve en güçlü şekilde bize hissettirdi. Ayla öğretmenimize ve saldırılarda şehit olan evlatlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum. Kederli ailelerine başsağlığı diliyorum. Şu anda yaralı, durumları kritik olan evlatlarımız var. Geçmiş olsun, acil şifa diliyorum. OKUL SALDIRILARI BİR KATLİAMDIR! Bu katliamdır, bu münferit bir olay gibi de görülse; bunun bütün sebep ve sonuçlarıyla sakin bir şekilde, bu işi siyasete bulaştırmayalım yaftalamasının da dışında, hızlıca gecikmiş her ne var ise tedbir olarak alınması konusunda siyasal iktidarın muhalefet ile el birliğiyle bu sorunun üzerine gitme zamanının gelip geçtiğini de hatırlatmak isterim. Siyasal iktidar kendisine yöneltilen her türlü eleştiriyi maalesef düşmanca karşılıyor. Ve bu durumda açıkçası şunu söylemek gerekiyor: Siyasal iktidarın bu eleştirileri düşmanca görüp daha sonra da tümünü reddetme psikolojisi sadece bu hadisede değil, ülkenin icra ile ilgili her alanında maalesef tavrı bu oldu. Ve şöyle bir metodu benimsedi AK Parti iktidarı: Acıyı yönetmeyi, olumsuzluğu yönetmeyi çok daha önemsiyor. Halbuki sorun var olan acıyı yönetmek değil, o acıların ortaya çıkmasını engellemektir; siyasal iktidarların görevi oluşan acıları yönetmek olmamalı. Elbette bu acıyı hepimiz yüreğimizde hissediyoruz. Sadece iktidar hissetmiyor. Ve bu hususta olumsuzluğun ortaya çıkarılması, tedbirde hatası olanların, mesul olanların bu konuda hesap vermelerini teklif etmek, siyasete acıyı malzeme etmek anlamına gelmez. Oluşan bu tür durumlarda sürekli olarak ‘acı üzerinden siyaset mi yapmak istiyorsunuz’ yaftalaması aslında acıya en büyük saygısızlıktır. Şu çok iyi bilinmelidir ki bir siyaset kurumunun ana görevi, ister muhalefet ister iktidar olsun, bir olumsuzluk var ise bununla ilgili sorumluluk sahiplerinin hesap vermeleri ve bununla ilgili siyasi bir eksiklik var ise de iktidarın bu eksikliği kamuoyu önünde kabul etmesidir. Selametin yolu buradan geçer fakat bugüne kadar maalesef biz mevcut siyasi iktidardan bu tür bir tavır görmedik. BİR EKSİKLİK OLDUĞUNU SİZ SÖYLÜYORSUNUZ, O HALDE NEDEN ÖNLEM ALMADINIZ? Okullardaki bu noktaya evrilen süreçle ilgili şu anda bir haftada şöyle bir şey yaşıyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı, yaptığı açıklamalarla, ‘Şok eylem planına geçiyoruz. Acil eylem planına geçiyoruz’ diyor. Demek ki siz bu eylem planlarına şu an ihtiyaç duyduğunuza göre bir eksiklik vardı. Peki bu eksikliği bu kadar insanımız, bu kadar evladımız ölmeden önce neden düşünmediniz? Neden bir sene önce bu eylem planını yapmadınız? Neden iki sene önce yapmadınız? Neden beş sene önce yapmadınız? Neden on sene önce yapmadınız? Bir eksiklik olduğunu siz söylüyorsunuz. Eğer bir acil eylem planı şu anda var deniliyor ise demek ki bir eksikliğe yöneliktir. OKULLARDAKİ PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK AÇIĞININ SÜRATLE GİDERİLMESİ GEREKİYOR Anahtar Parti olarak biz okullardaki sorunu genel manada tarif ettik ve spesifik olarak da akran zorbalığıyla başlayan, öğretmenlerin öldürülmesine varan sürecin, güvenlik tedbirleri dahil psikolojik danışmanlık ve rehberlik öğretmenliği açıklarının süratle giderilmesinden bahsettik. Bugün itibarıyla 60 bine yakın bir açıktan bahsediliyor. 60 bin güvenlik görevlisi teklif etmenin yanı sıra bir takım muhalefet partilerimiz güvenlik ağırlıklı açıklamalar yaptı. 60 bin güvenlik görevlisi alınsın, okulların fiziki güvenliği sağlansın. Bunu anlamsız bulmamakla birlikte aslında öncelik sırasının, okullarda öğrencilerle öğretmenler, öğrencilerle veliler arasındaki sağlıklı diyaloğun sağlanması adına psikolojik danışmanlık ve rehberlik kadrolarının süratle doldurulmasının çok önemli olduğunu ve sorunun çözümü açısından oldukça ciddi mesafeler aldırılacağını açıkça belirtmek isterim. Bu yeter mi? Yetmez. Sosyal mecraların dünyada egemen olduğu, sadece bizim ülkemizde olan bir durum olmadığı belirtiliyor. Bunu fikir olarak kabul edebiliriz. Ancak bunun filtre edilmesi, kontrol altına alınması konusunda geciktiğimiz de apaçık ortadadır. RTÜK NEDEN VAR? Sayın Cumhurbaşkanı, ‘Yakında çok iyi bir muhalefet oluşacak’ temennisinde bulunmuştu geçen hafta. Anlıyorum ki Sayın Cumhurbaşkanımızın buna yüklediği anlam, kendi siyasal iktidarını en az eleştirecek veya hiç eleştirmeyecek bir yapının özlemi içerisinde, böyle bir muhalefet anlayışını arzu ediyor. Fakat bunun hiç kimseye hayrı olmaz, iktidara da hayrı olmaz. Bizim bir RTÜK’ümüz var. Radyo ve Televizyon Üst Kurulumuz. Anayasal bir kuruluşumuz. Ne için kuruldu? Kuruluş felsefesi nedir? Ülkemizde milletimizin, evlatlarımızın kültür değerlerine aykırı, inanç değerlerine aykırı, çocuklarımızın hür ve müstakil düşünmelerine aykırı birtakım odakların yayın yoluyla, basım yoluyla veya dijital medyanın kullanılarak tahribatının önlenmesi adına kontrol görevini gören bir müessesemiz. BAZI SİYASİLER MAFYATİK DİZİ OYUNCULARINI KAMUOYU ÖNÜNDE TEBRİK EDİYOR! Bugün dizilerimize baktığımız zaman neredeyse yarısına yakını mafyatik diziler. Hatta buradan şunu da söylemeden geçemeyeceğim. Siyasilerimizin, tırnak içinde, bu mafyatik dizilerde oynayan kişileri kamuoyu önünde tebrik etme cüretkârlığına bile teşebbüs ettiklerine zaman zaman şahitlik ediyoruz. Bu yeraltı dünyasının güzel gösterilmesi, mafyanın 15-17 yaşındaki çocuklara sevdirilmesi ve teşvik edilmesi gibi algılanacak bu dizileri RTÜK bugüne kadar neden yayından kaldırmadı acaba? Şimdi biz bunu demeyecek miyiz? Burada RTÜK'ün mesuliyeti var. Burada sorumluluğu var. RTÜK'ün de hesap vermesi gerekir dediğimiz zaman biz bu son olaylarla ilgili acıyı istismar mı etmiş olacağız? Böyle bir şey düşünülebilir mi? Siz bu şekilde davranırsanız siyasal iktidar olarak iki tane kötü şey yaparsınız. Bir, mevcut anayasal kurumları ve onların görev anlayışlarını var olandan çıkarır, hükümetin kontrolünde tutarsınız. Bu, siz gittikten sonra da kalıcı bir tahribattır. Siyasal iktidarlar gidicidir. Gitmeyen hiçbir siyasal iktidar yoktur. Sadece bizde değil, dünyada yoktur. İkincisi, mücadele diye ortaya koyduğumuz şeyin içi boşaltılırsa ve boş hale gelirse, bundan sonra yapılacak her türlü ülkemizin dirliği, birliği ve bekası adına olan mücadelelerin çoğu kadük kalır. Yani maksada ermez. Çözüm önerilerimizi, ihtisas olarak ilgili politika başkanlıklarımızca geniş şekilde kamuoyuna duyurduk. Duyurulmaya da devam edecek. Bu hususta bütün çözüm önerilerinin şeffaf bir şekilde tartışıldığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bir sürecin başlatıldığı; bunun sosyolojik, psikolojik, güvenlik ve aile boyutuyla topluca ve koordineli bir şekilde ele alınmasının bu sorunun çözümü adına mesafe aldıracağına yürekten inanıyoruz. Anahtar Parti olarak bu konudaki her türlü çalışmaya amasız fakatsız destek vereceğimizin bilinmesini arz etmek isterim. TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEMOKRASİYLE YÖNETİLİR! Antalya’da düzenlenen forumda Amerika'nın Türkiye Büyükelçisi, aynı zamanda da Suriye Özel Danışmanı Tom Barrack’ın yaptığı, bir büyükelçi konseptini aşan; devamlı şekilde ülkemize, bölgemize idari koordinat belirlemeye çalışan, had sınırını aşan ve birliğimizi, dirliğimizi, yönetim şeklimizi sabote etmeye yönelik açıklamalarına geçen hafta şahitlik ettik. Sayın Büyükelçi, bölgenin yönetim şeklinin ne olması gerektiğini açıkladı. Sınırlarını, had sınırlarını ve edep sınırlarını aşarak. Demokrasinin bu bölgeye fazla olduğunu; aslında münasip bir yönetim şeklinin daha verimli ve daha faydalı olabileceğini, dolayısıyla bu konuda Arap Baharı’nın tam maksadına eremediğini; bir sınıfın, bir zümrenin yönetmesinin, vicdani yönetmesinin demokrasiden daha iyi geleceğini söyledi. Anladığımız bu! Şimdi buradan şunu hatırlatmak isterim: Amerika'nın tırnak içinde büyükelçisi olduğunu, fakat görevinin gereğinden çok had sınırlarını aşan şahsına şunu hatırlatmak isterim. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir cumhuriyettir. Demokrasiyle yönetilir. TOM BARRACK’IN ÇIKIŞINA SERT TEPKİ Bu demokrasiye erişim sırasında bu topraklar, kendi gibi düşünenlerin istilasından kurtarılarak kurulmuş bir cumhuriyettir. Eğer bir emperyalizm tanımı yapılacak olsa Sayın Tom Barrack’ın yaptığı açıklama gibi yapardım ben. Eğer bir emperyalist devletin başka bir devletle ilgili tasarımı ne olur deseydim, tam da onun gibi yapardım. ‘Benim emellerime’ diyor Tom Barrack; yani ülkesinin emellerine en iyi hizmet etmenin yolunun bu bölgede monarşik yönetimler olduğunu belirtiyor. Buradan şunu anlıyoruz: Amerika Birleşik Devletleri ve benzeri emperyalist güçler, ulusların insani yönetilmelerinden çok, kendi hizmetlerine, kendi emellerine ne kadar çok yardım ederlerse o yönetim şekli onlar için iyidir, olumludur. Bir sınıfın, bir ailenin vicdanına terk edilmiş bir yönetim şeklinden bahsediyor. Bizim için Orta Çağ; ama işlerine geldiği zaman, başka ülkelere ‘niye demokrasiye geçmediniz, siz demokratik sistemle yönetilmiyorsunuz’ diyerek oralarda ihtilaller yaptılar, ülkemiz dahil. Demek ki istenilen şey şu: Benim emellerime hizmet şu anda bu coğrafyada monarşik yönetimlerden geçiyor. Sayın Barrack haddini bilecek; Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir çadır devleti değil, mazisinde imparatorluk olan bir devlettir. Ve ecdadımızı hayırla yad etmemize vesile oldu bu açıklaması. Ecdadımızın dünyada onlardan daha çok egemen olduğu dönemler oldu. Fakat hiçbir zaman emperyal duygularla bulundukları ülkeleri rahatsız etmediler, yönetimlerine müdahil olmadılar. Kurulalı iki yüz küsur sene olan kural tanımaz bir devletin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ve mazisine ayar verme hakkı, haddi yoktur. TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ SAVAŞIN DIŞINDA KALMA TAVRINI ISRARLA SÜRDÜRMELİ Sonuç olarak şunu arz edeceğim. Hemen yanı başımızda bir savaş var. Bu savaşın ritmi, şekli, tarzı sıra dışı. Belki de son yılların hepimizin aklını zorladığı bir formda gelişiyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu savaşın dışında kalmayı bugüne kadar başarılı bir şekilde yürüttü. NATO dahil, bundan böyle gelişecek her türlü hadisede bu tavrını ısrarla sürdürebilmelidir. Bu tavrını sürdürebilmesi adına biz, Anahtar Parti olarak, bütün imkânlarımızla siyasal iktidarın, devletin bu tarzı ve tavrının yanında olacağımızın da açıkça altını çizmek isterim. ORTA VADELİ PROGRAM ÇÖKTÜ, EKONOMİK BUHRAN VAR Bizler bugün Yeni Şafak gazetesinde manşet olan haberi; sadece biz de değil, muhalefet uzun süredir Türk ekonomisinin bir türbülansta olduğunu, daha ileri bir tanımla bir buhranda olduğunu, açlık sınırının emekliler için ve asgari ücretliler için sorun haline geldiğini belirtiyoruz. 39 bin lira açlık sınırı tanımlayacaksınız, insanlara 20 bin lira emekli aylığı vereceksiniz. Neredeyse kamu çalışanlarının yüzde 90'ına yakını geçim sınırının altında kaldı. 90 bin liraya çıktı geçinme endeksi. Yani siz yıllık orta vadeli programınızda enflasyonu yüzde 16 olarak öngörüyorsunuz. Üç ay içerisinde yüzde 8 enflasyon yaşamışsınız. Baştan çökmüş orta vadeli planınız; sonra yeniden yüzde 26’ya revize edeceksiniz, son çeyrekte de yüzde 38’e çıkaracaksınız. Her ne kadar Yeni Şafak'ın manşeti belki parti içi bir iç hesaplaşmaya dayalı da olsa, söylenen şey bizim daha önce söylediğimiz, uyardığımız şey olduğu için doğrudur. CHP’Lİ BELEDİYELERLE İLGİLİ OPERASYONLAR!.. CHP belediyelerine yönelik sürdürülen ‘operasyonlarla’ ilgili de yolsuzlukla mücadelede kamu refleksi usul ve esaslarla yönetilir. Yani bir kamu kuruluşunda, denetim sırasında veya ihbarla elde edilen bir duyum icra edilirken bunun usulü vardır, esası vardır. Usulle esası yer değiştirdiğiniz zaman sorun yaşayabilirsiniz. Eğer kamuoyu buna bir “operasyon” diyor ise, yaygın bir şekilde, doğru bir şey yapmıyor siyasal iktidar. Çünkü yapılan yolsuzlukla ilgili mücadeleye de zarar verir bu tarz. Bunun yolu bellidir. Eğer bir kurum, şunu açıkça belirtmek istiyorum, hiçbir kurum denetim dışı kalmamalıdır. Hiçbir kurumun imtiyazı olmamalıdır. Dolayısıyla bu süreç yürütülürken toplum vicdanının da taraf edilmesi, mücadeleden yana çok lazımdır; başarılı olması için. Eğer siz bir duyum aldığınız zaman bu duyumu direkt inzibati tedbirlerle sabaha karşı kişileri evinden alarak yapıyor iseniz, o şartları, onu yapmanızın şartları bellidir. Bir suçüstü var ise, bu suçlu ortamı ortadan kalkması için müdahaleniz gerekiyorsa bu doğru bir harekettir; ama bir belediye ile ilgili bir ihbarı değerlendirirken sabaha karşı insanları evlerinden alıp ve bunu da kişilerin özlük haklarını, yani kişilik haklarını yok saydıracak şekilde, zannı sonuçmuş gibi topluma sunacak şekilde yapamazsınız. Sayın İçişleri Bakanımızın geçenlerde bir açıklaması oldu. İçişleri Bakanlığı olarak aşağı yukarı iktidara ne kadar, muhalefete ne kadar soruşturma izni verdiysek buna yakın ölçüde iktidarın da soruşturma izni var demişti. Doğrudur. Ama bir fark var. Soruşturma izni verildikten sonra yürütülen tarzla ilgili, siyasal iktidarın hiçbir belediyesinin muhalefet belediyelerinin belediye başkanlarına yapılan tarzda bir gözaltı süreci, bir hukuki süreç işletilmediği konusunda kamuoyu epey kanaat sahibi oldu. Eğer burada kamuoyu kanaati ‘ya bu siyasi gibi duruyor’, ‘bu yolsuzlukla mücadele sanki muhalefeti olumsuzlama, onu küçük düşürme’, ‘ona siyasi avantaj kaybettirmek gibi duruyor’ dediği anda sizin mücadeleniz biter. Sonuç alamazsınız. Siyasal iktidara uyarımız: Yolsuzlukla mücadele çok ehemmiyetlidir. Bu mücadele bir ülke için olmazsa olmazdır. Buraya siyasallaşmış bir görüntü vermek hem yolsuzlukla mücadeleye hem de kamuoyunun birliğine, dirliğine halel getirir. Bilinsin ki bu, siyaset iklimini kirletir; o da yetmez, yapanlara uzun süre bir avantaj sağlamaz.” İletişim: Anahtar Parti Stratejik İletişim ve Medya Ofisi Telefon: 0505 161 87 73

Mehmet Hasanoğlu’ndan Bursa’da Su Krizi Üzerinden Sert Çıkış: “Gerçekleri Çarpıtmayın, Halkın Hafızasıyla Oynamayın” Haber

Mehmet Hasanoğlu’ndan Bursa’da Su Krizi Üzerinden Sert Çıkış: “Gerçekleri Çarpıtmayın, Halkın Hafızasıyla Oynamayın”

Geçmiş dönem İYİ Parti Bursa İl Başkanı Mehmet Hasanoğlu, Bursa’da yaz aylarında yeniden gündeme gelmesi beklenen su tartışmaları üzerinden çok sert açıklamalarda bulundu. Kamuoyunda oluşabilecek algılara karşı “şimdiden gerçekleri konuşmak gerekiyor” diyen Hasanoğlu, özellikle su kesintileri ve baraj yatırımları üzerinden yürütülebilecek siyasi söylemlere sert sözlerle yüklendi. Hasanoğlu, Bursa’da önümüzdeki süreçte sıkça duyulacağını öne sürdüğü “AKP geldi, Bursa’da su kesintileri bitti” şeklindeki söylemlerin gerçeği yansıtmadığını savunarak, susuzluk riskinin ortadan kalkmasının nedeninin siyasi değişim değil, doğa koşulları ve yıllardır geciktirilen altyapı projeleri olduğunu ifade etti. “Bursa Bu Yıl Yağıştan Nasibini Aldı” Açıklamasında kış ve bahar aylarında yaşanan yağışlara dikkat çeken Hasanoğlu, Bursa’nın bu yıl su kaynakları açısından avantajlı bir dönem geçirdiğini belirtti. Kentin kar ve yağmur bakımından yeterli seviyede beslenmiş durumda olduğunu vurgulayan Hasanoğlu, baraj doluluk oranlarının da kritik seviyelerin üzerine çıktığını söyledi. Basına yansıyan görüntülerde bazı baraj kapaklarının açılarak kontrollü tahliye yapıldığını hatırlatan Hasanoğlu, bunun mevcut su rezervlerinin yüksek seviyelere ulaştığının göstergesi olduğunu kaydetti. “Bursa halkı bu yıl büyük olasılıkla susuzluk çekmeyecek” diyen Hasanoğlu, ancak bunun siyasi propagandaya malzeme yapılmaması gerektiğini dile getirdi. “Asıl Neden Çınarcık Suyunun Bursa’ya Ulaşacak Olmasıdır” Hasanoğlu, su krizinin önüne geçilmesindeki en temel etkenin Çınarcık Barajı kaynaklı suyun Bursa’ya ulaştırılacak olması olduğunu belirtti. Yıllardır konuşulan ancak tamamlanamayan projelerin nihayet devreye alınmasının etkili olacağını savunan Hasanoğlu, kamuoyuna şu mesajı verdi: “Eğer bu yaz Bursa’da musluklardan su akacaksa, bunun sebebi sloganlar değil, gecikmiş yatırımların sonunda tamamlanmasıdır.” “20 Yıllık Yerel İktidarda Yapılmayanlar Şimdi Bitiriliyor” Açıklamasının en sert bölümünde geçmiş yerel yönetimleri hedef alan Hasanoğlu, 20 yıllık AK Parti belediyeciliği döneminde Bursa’nın en temel altyapı sorunlarından birinin çözümsüz bırakıldığını ileri sürdü. Eski Bursa Büyükşehir Belediye Başkanları Recep Altepe ve Alinur Aktaş dönemlerinde, Çınarcık Barajı’ndan Bursa’ya su taşıyacak izale hatlarının döşenmediğini ve Batı Arıtma Tesisi’nin tamamlanmadığını savunan Hasanoğlu, bugün gelinen noktada bu projelerin bitirilerek 2026 Haziran ayında devreye alınmasının konuşulduğunu söyledi. “Yıllarca yapılmayan işlerin bugün tamamlanıyor olması, geçmiş ihmalleri ortadan kaldırmaz” ifadelerini kullanan Hasanoğlu, Bursa halkının yaşadığı mağduriyetin unutulmaması gerektiğini belirtti. “Kredi 2022’de Bulunduysa Neden Hemen Başlanmadı?” Projelerin finansmanı konusunda da dikkat çeken sorular yönelten Hasanoğlu, sıkça dile getirilen “dış kaynaklı kredi Alinur Aktaş döneminde bulundu” savunmasına karşı çıktı. Bu bilginin doğru olabileceğini ifade eden Hasanoğlu, asıl sorulması gereken meselenin finansman değil, uygulama süreci olduğunu belirterek şu soruları gündeme taşıdı: Kredi 2022 yılında bulunduysa neden projeye hemen başlanmadı? Neden iki yıl içinde çalışmalar tamamlanmadı? Neden Bursa halkının geçen yıl yaşadığı su sıkıntısının önüne geçilmedi? Neden çalışmaların startı 2023 Kasım ayında, seçim sürecine girilirken verildi? Hasanoğlu, tüm bu gelişmelerin kamuoyunda “seçim yatırımı” tartışmalarını beraberinde getirdiğini savundu. “Geçen Yıl Yaşanan Çile Unutulmasın” Bursa’da geçtiğimiz dönem yaşanan su kesintilerini hatırlatan Hasanoğlu, zamanında harekete geçilmiş olsaydı vatandaşların ciddi mağduriyet yaşamayacağını söyledi. Kuraklıkla birleşen plansızlık ve gecikmiş yatırımlar nedeniyle binlerce hanenin zor günler geçirdiğini vurgulayan Hasanoğlu, “Bursa halkı geçen yıl büyük bir sınav verdi. Bu yaşananlar hafızalardan silinmemeli” dedi. “Algı Operasyonuna Karşı Şimdiden Uyarıyorum” Açıklamasının sonunda kullandığı ifadelerle dikkat çeken Hasanoğlu, kendisini “şeytanın avukatı” olarak tanımlayarak, kamuoyunu önceden uyarmak istediğini belirtti. Nasreddin Hoca’nın “testi kırılmadan verilen ders” hikâyesine atıfta bulunan Hasanoğlu, yaz aylarında ortaya çıkabilecek siyasi propaganda diline karşı vatandaşların dikkatli olması gerektiğini söyledi. “Bugün uyarıyorum ki yarın gerçekler çarpıtılmasın. Su meselesi propaganda konusu değil, Bursa’nın hayati meselesidir” diyen Hasanoğlu, su yönetiminde kalıcı çözümler, bilimsel planlama ve zamanında yatırım çağrısında bulundu. Bursa’da Su Tartışması Yeniden Alevlenebilir Hasanoğlu’nun açıklamaları, yaz ayları yaklaşırken Bursa’da su yönetimi, altyapı yatırımları ve geçmiş dönem belediyeciliği tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Kentte baraj doluluk oranları yüksek seyretse de, suyun sürdürülebilir yönetimi ve yatırımların zamanlaması konusundaki siyasi polemiklerin önümüzdeki günlerde daha da artması bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.