Hava Durumu

#Ahlak

Gürsu Haber - Ahlak haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ahlak haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı hakkında; yolsuzluk, rüşvet ve imar usulsüzlüğü iddiaları kapsamında yürütülen soruşturma neticesinde verilen tutuklama kararı, kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştır. Haber

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı hakkında; yolsuzluk, rüşvet ve imar usulsüzlüğü iddiaları kapsamında yürütülen soruşturma neticesinde verilen tutuklama kararı, kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştır.

Yeniden Refah Partisi Osmangazi İlçe Başkanlığı olarak açıkça ifade ediyoruz ki, bu süreçte herhangi bir kişi ya da kurumu koruyan ya da hedef alan bir yerde değiliz. Bizim durduğumuz yer nettir: adalet, ahlak ve hakkaniyet. Ortada sıradan iddialar değil, kamu kaynaklarını ve milletin hakkını doğrudan ilgilendiren son derece ciddi yolsuzluk, rüşvet ve imar usulsüzlüğü iddiaları bulunmaktadır. Bu tür iddiaların görmezden gelinmesi ya da hafife alınması asla kabul edilemez. Bununla birlikte, kamuoyuna uzun süredir yansıyan bu iddiaların ancak bugün bu noktaya gelmiş olması da ayrı bir soru işaretidir. Adaletin gecikmesi, toplum vicdanında güven zedelenmesine yol açmaktadır. Bizim anlayışımızda belediyecilik; sadece hizmet üretmek değil, aynı zamanda ahlaklı, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışını hâkim kılmaktır. Kamu malı, milletin emanetidir ve bu emanete uzanan her elin karşısında durmak, bizim için bir sorumluluktur. Bu nedenle sürecin bağımsız, tarafsız ve şeffaf bir şekilde yürütülmesi; ortaya atılan tüm iddiaların eksiksiz biçimde aydınlatılması gerekmektedir. Bizler, ne haksızlığın üzerini örten, ne de adaletsizliğe sessiz kalan bir anlayışın parçasıyız. Yolsuzluğa karşı duruşumuz nettir. Yeniden Refah Partisi Osmangazi İlçe Başkanlığı Osmangazi İlçe Başkanı Yunus KOÇAK

Muhsin Yazıcıoğlu’nun Bursa Vasiyetini Gerçekleştireceğiz! Haber

Muhsin Yazıcıoğlu’nun Bursa Vasiyetini Gerçekleştireceğiz!

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Alfatlı, merhum BBP Kurucu Genel Başkanı Şehit Muhsin Yazıcıoğlu’nun fikir dünyasını, siyasi mücadelesini ve özellikle Bursa’ya atfettiği anlamı detaylı şekilde anlattı. Alfatlı, “Onun kutlu davasını yaşatmaya, emanetine sahip çıkmaya kararlılıkla devam edeceğiz” diyerek, Yazıcıoğlu’nun bıraktığı mirasın yalnızca bir siyasi çizgi değil, aynı zamanda bir duruş ve ahlak meselesi olduğunu vurguladı. Ekrem Alfatlı, Muhsin Yazıcıoğlu’nun Türk siyasetinde “ilkeli duruşun, tavizsiz mücadelenin ve millet merkezli anlayışın sembol isimlerinden biri” olduğunu belirterek, onun hayatı boyunca hiçbir şartta inandığı değerlerden geri adım atmadığını ifade etti. Yazıcıoğlu’nun siyaset anlayışının makam, mevki ya da güç odaklı değil; doğrudan milletin inancı, kültürü ve geleceği üzerine kurulu olduğunu dile getiren Alfatlı, “O, siyaseti bir kariyer alanı değil, bir dava ve adanmışlık meselesi olarak görüyordu” dedi. Açıklamasında Yazıcıoğlu’nun şehirler üzerinden kurduğu stratejik ve kültürel bakış açısına da değinen Alfatlı, Bursa’nın bu perspektifte özel bir yere sahip olduğunu söyledi. Muhsin Yazıcıoğlu’nun Bursa’yı yalnızca bir sanayi kenti olarak değil, aynı zamanda Osmanlı’nın kuruluş ruhunu taşıyan, Türk-İslam medeniyetinin temel taşlarından biri olarak değerlendirdiğini belirten Alfatlı, “Bursa, onun nazarında sıradan bir şehir değil; milli kimliğin güçlendiği, tarihi ve manevi mirasın canlı tutulduğu bir merkezdi” ifadelerini kullandı. Yazıcıoğlu’nun Bursa’ya bakışını üç temel başlık altında değerlendiren Alfatlı, ilk olarak şehrin tarihi ve manevi kimliğine dikkat çekti. “Merhum liderimiz, Bursa’yı Osmanlı’nın mayalandığı, bir cihan devletinin temellerinin atıldığı kutlu bir şehir olarak görürdü. Bu yüzden Bursa’nın her sokağında, her eserinde bir medeniyet idrakinin yaşatılması gerektiğine inanırdı” dedi. İkinci olarak “milli duruş” vurgusuna değinen Alfatlı, Yazıcıoğlu’nun Bursa’daki milliyetçi-ülkücü hareketi son derece önemsediğini belirtti. “Onun için Bursa, yalnızca geçmişin hatıralarını taşıyan bir şehir değil, aynı zamanda geleceğin inşa edileceği stratejik bir merkezdi. Türk-İslam dünyası açısından güçlü bir duruşun sergilendiği bir kale olarak görürdü” şeklinde konuştu. Üçüncü olarak ise Bursa’nın kültürel ve sosyal yapısına dikkat çeken Alfatlı, Yazıcıoğlu’nun şehirdeki hemşehri dayanışmasına ve sivil toplum yapılanmalarına özel önem verdiğini ifade etti. “Bursa’daki Sivaslılar başta olmak üzere farklı şehirlerden gelen vatandaşlarımızın oluşturduğu dernekler, onun gözünde birlik ve beraberliğin en somut örnekleriydi. Bu yapıların korunması ve güçlendirilmesi gerektiğini her fırsatta dile getirirdi” dedi. Alfatlı, Muhsin Yazıcıoğlu’nun “koca reis” olarak anılmasının da yalnızca bir hitap biçimi olmadığını, bunun onun liderlik anlayışının ve millet nezdindeki karşılığının bir göstergesi olduğunu vurguladı. “O, milletin içinden çıkan, milletle yürüyen ve millet için mücadele eden bir liderdi. Bu yüzden bıraktığı iz hâlâ silinmemiştir ve silinmeyecektir” ifadelerini kullandı. Açıklamasının sonunda güçlü bir mesaj veren Alfatlı, BBP kadrolarının Yazıcıoğlu’nun emanetine sahip çıkmaya devam edeceğini belirterek şunları söyledi: “Bizler, Muhsin Yazıcıoğlu’nun yol arkadaşları olarak onun bize bıraktığı kutlu davayı sadece hatırlamakla yetinmeyeceğiz; yaşayacak ve yaşatacağız. Onun ilkelerini, onun duruşunu, onun ahlakını siyasetimizin merkezinde tutmaya devam edeceğiz. Bursa başta olmak üzere ülkemizin her köşesinde bu anlayışı diri tutacak, milli ve manevi değerlerimizi aynı kararlılıkla savunmayı sürdüreceğiz.”

Davutoğlu Bursa’da Konuştu: “Dünya Yeni Bir Kırılmanın Eşiğinde, Üçüncü Dünya Savaşı Fiilen Başlamıştır” Haber

Davutoğlu Bursa’da Konuştu: “Dünya Yeni Bir Kırılmanın Eşiğinde, Üçüncü Dünya Savaşı Fiilen Başlamıştır”

Eski Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı ve Ahmet Davutoğlu, Gelecek Partisi Bursa İl Başkanlığı tarafından düzenlenen iftar programında gündeme ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Bursa’daki Podyum Park’ta gerçekleştirilen programda konuşan Davutoğlu, hem küresel gelişmeler hem de Türkiye’nin iç politikası ve ekonomik durumu hakkında kapsamlı değerlendirmeler yaptı. Davutoğlu’nun konuşmasında özellikle küresel güvenlik dengeleri, Ortadoğu’daki gelişmeler, Türkiye’nin dış politika pozisyonu, savunma stratejileri ve ekonomide yaşanan sıkıntılar öne çıktı. “Dünya düzeni sarsılıyor” diyen Davutoğlu, küresel sistemin ciddi bir kırılma sürecine girdiğini savunarak “Üçüncü Dünya Savaşı fiilen başlamıştır” ifadelerini kullandı. Bursa’nın Tarihi Mirasına Vurgu: “Bu Şehir Bir Medeniyet Projesidir” Programda konuşmasına Bursa’nın tarihsel ve kültürel kimliğine değinerek başlayan Davutoğlu, şehrin yalnızca bir yerleşim alanı olarak değil, aynı zamanda bir medeniyet tasavvurunun önemli merkezlerinden biri olarak görülmesi gerektiğini ifade etti. Bursa’nın Osmanlı’dan günümüze uzanan köklü geçmişine dikkat çeken Davutoğlu, özellikle genç kuşakların bu tarihsel birikimi tanımasının büyük önem taşıdığını belirtti. Davutoğlu konuşmasında şu değerlendirmeyi yaptı: “Bursa sadece yaşanılan bir şehir değildir. Bursa, yaşamın nasıl olması gerektiğini gösteren bir projedir. Bu şehirde tarih, kültür, mimari ve insan ilişkileri bir medeniyet anlayışının izlerini taşır.” Bir devletin ve medeniyetin güçlü olabilmesi için üç temel unsurun hayati olduğunu söyleyen Davutoğlu, bunları ahlak, hukuk ve gelenek olarak sıraladı. Bu üç unsurun bir araya gelmediği toplumlarda kalıcı devlet düzeninin kurulamayacağını vurguladı. Gazze Tepkisi: “İnsanlık Dramı Canlı Yayın Gibi İzleniyor” Konuşmasının önemli bir bölümünü Ortadoğu’daki gelişmelere ayıran Davutoğlu, özellikle Gazze’de yaşanan insani krize dikkat çekti. Gazze’de yaşananların dünya kamuoyu tarafından adeta bir ekran başından izlenen trajediye dönüştüğünü belirten Davutoğlu, uluslararası toplumun ve özellikle İslam dünyasının yeterli sorumluluk almadığını söyledi. Gazze’ye insani yardımın girişinin engellendiğini savunan Davutoğlu, Refah Sınır Kapısı’nın kapalı tutulmasını eleştirerek şöyle konuştu: “Orada yaşanan dram karşısında dünya sadece izliyor. İnsani yardımların girişinin engellendiği bir ortamda insanlar çaresiz bırakılıyor.” “Türkiye’nin İsrail’le Aynı Fotoğrafta Olmasını Kabul Edemem” Davutoğlu, ABD’de eski başkan Donald Trump döneminde gündeme gelen bazı diplomatik girişimlere de değinerek Türkiye’nin İsrail ile aynı siyasi pozisyonda gösterilmesine sert tepki gösterdi. Türkiye’nin bölgesel politikalarda bağımsız ve onurlu bir duruş sergilemesi gerektiğini vurgulayan Davutoğlu şu ifadeleri kullandı: “Trump’ın sözde barış kurulunun içinde İsrail’in yanında Türkiye’nin bulunmasını ne midem kaldırır ne de yüreğim kaldırır. Böyle bir şey kabul edilemez.” Filistin meselesinde Türkiye’nin yalnızca söylemde değil, diplomatik ve siyasi düzeyde de güçlü bir tavır ortaya koyması gerektiğini belirten Davutoğlu, Filistin’e destek politikalarının onur ve ilke temelinde yürütülmesi gerektiğini dile getirdi. “Üçüncü Dünya Savaşı Başladı” Konuşmasının en dikkat çekici bölümü ise küresel güvenlik dengelerine ilişkin değerlendirmeleri oldu. Davutoğlu, mevcut uluslararası sistemin büyük bir çözülme sürecinden geçtiğini savundu. Bugünkü çatışmaların klasik anlamdaki dünya savaşlarından farklı bir yapıya sahip olduğunu ifade eden Davutoğlu, dünyada birbirinden kopuk gibi görünen çatışmaların aslında aynı büyük krizin parçaları olduğunu söyledi. Davutoğlu bu durumu şöyle özetledi: “Bugün Ukrayna’da, Ortadoğu’da ve farklı bölgelerde gördüğümüz çatışmalar aslında büyük bir kırılmanın fragmanlarıdır. Üçüncü Dünya Savaşı fiilen başlamıştır. Herkes kendini buna göre hazırlamalıdır.” Davutoğlu’na göre küresel düzenin temel kurumları da ciddi bir sarsıntı geçiriyor. Özellikle uluslararası sistemin önemli aktörlerinden olan Birleşmiş Milletler başta olmak üzere küresel kurumların etkinliği zayıflamış durumda. Uluslararası ticaret düzeninin ve küresel sağlık sisteminin de aynı kırılganlığın etkisi altında olduğunu belirten Davutoğlu, dünyada yeni bir güç dengesi arayışının başladığını ifade etti. “İncirlik ve Kürecik Üsleri İsrail İçin Kullanılamaz” Türkiye’nin savunma kapasitesinin güçlendirilmesi gerektiğini söyleyen Davutoğlu, askeri caydırıcılığın önemine dikkat çekti. Türkiye’nin savunma sanayisinde üretim kapasitesini artırması gerektiğini belirten Davutoğlu, özellikle modern silah sistemleri ve insansız hava araçlarının önemine değindi. Ancak Türkiye topraklarının başka ülkelerin askeri operasyonları için kullanılmasına kesinlikle izin verilmemesi gerektiğini vurguladı. Davutoğlu bu konuda açık bir uyarıda bulunarak şu ifadeleri kullandı: “İncirlik Üssü’nün ya da Kürecik Üssü’nün Amerikalılar tarafından İsrail adına İran’a karşı kullanılmasına izin vermeyiz.” Türkiye’nin komşu ülkelere karşı gerçekleştirilecek askeri operasyonlarda bir üs konumuna düşmemesi gerektiğini belirten Davutoğlu, bunun hem diplomatik hem de ahlaki açıdan kabul edilemez olduğunu söyledi. Türkiye-İran Gerilimi İddialarına Tepki Son günlerde Türkiye’ye yönelik füze iddialarına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Davutoğlu, bazı uluslararası medya organlarının bu olayı Türkiye ile İran arasında gerilim yaratacak şekilde sunduğunu öne sürdü. Davutoğlu, konuyla ilgili olarak Türkiye’nin resmi açıklamalarına dikkat çekerek söz konusu füzenin doğrudan Türkiye’yi hedef aldığına dair kesin bir bulgu bulunmadığını belirtti. Olası hedefin Irak-Suriye hattı üzerinden Güney Kıbrıs’taki İngiliz üsleri olabileceği değerlendirmesini paylaşan Davutoğlu, İran Genelkurmayı’nın da Türkiye ile herhangi bir sorun bulunmadığını açıkladığını hatırlattı. Davutoğlu özellikle ABD medyasındaki yayınlara dikkat çekerek şöyle konuştu: “Dün Amerikan kanallarını izledim. Hepsi ağız birliği etmişçesine ‘İran Türkiye’ye saldırdı’ diyor. Niye söylüyorlar? Türkiye ile İran’ı çatıştırmak için.” Davutoğlu, Türkiye’nin mezhep temelli bir çatışmanın parçası olmayacağını da vurgulayarak Sünni-Şii geriliminin bölgeyi daha büyük bir kaosa sürükleyeceği uyarısında bulundu. “Türkiye’yi Savaşın Parçası Yapmak İstiyorlar” Davutoğlu, Türkiye’nin bölgesel çatışmaların içine çekilmek istendiğini savunarak hem siyasi hem de askeri karar alıcıların dikkatli davranması gerektiğini ifade etti. Türkiye ile İran arasında yüzyıllardır doğrudan bir savaş yaşanmadığını hatırlatan Davutoğlu, iki ülkenin rekabet edebileceğini ancak doğrudan çatışma içine girmesinin bölge için yıkıcı sonuçlar doğuracağını söyledi. Davutoğlu, Türkiye’nin bağımsız bir dış politika çizgisini koruması gerektiğini belirterek şu çağrıda bulundu: “Türkiye’yi savaşın parçası haline getirecek adımlara izin verilmemelidir.” Ekonomi Eleştirisi: “Faizci-Rantiyeci Kazanıyor” Davutoğlu konuşmasında Türkiye ekonomisine de geniş yer ayırdı. Mevcut ekonomik düzenin üretimden ziyade rant ve finans kazançlarını öne çıkardığını savunan Davutoğlu, sanayicilerin ciddi sıkıntılar yaşadığını dile getirdi. Türkiye’de enflasyonun çok yüksek seviyelerde olduğunu belirten Davutoğlu, özellikle akaryakıt fiyatlarının üretim maliyetlerini artırdığını söyledi. “Dünyanın en yüksek enflasyon oranlarından birine sahibiz. Mazot fiyatı en pahalı ülkelerden biri haline geldik. Zam üstüne zam geliyor.” Davutoğlu’na göre bu tablo sanayi üretimini doğrudan etkiliyor ve üretim kapasitesinin daralmasına neden oluyor. Hasanağa OSB Eleştirisi: “Yolu Görünce Utandım” Davutoğlu’nun Bursa programı kapsamında gün içinde sanayi bölgelerinde de temaslarda bulunduğu öğrenildi. Hasanağa Organize Sanayi Bölgesi’ni ziyaret ettiğini belirten Davutoğlu, bölgenin altyapı sorunlarına dikkat çekti. Otobandan sanayi bölgesine uzanan yolun durumunu eleştiren Davutoğlu, bu tablo karşısında utanç duyduğunu söyledi. “Otobandan Hasanağa OSB’ye giden yolu gördüm ve utandım. Burası 30 yıllık bir organize sanayi bölgesi.” Bölgede Japon ve Alman firmaları gibi çok uluslu şirketlerin faaliyet gösterdiğini hatırlatan Davutoğlu, böylesi bir sanayi merkezinin altyapı sorunlarıyla anılmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti. Davutoğlu, Bursa’daki sanayicilerin ve vatandaşların bu sorunların çözümü için yerel yöneticiler üzerinde daha fazla baskı kurması gerektiğini de sözlerine ekledi. Program Yoğun Katılımla Gerçekleşti Gelecek Partisi Bursa İl Başkanlığı’nın düzenlediği iftar programına parti yöneticileri, sivil toplum temsilcileri, iş insanları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Program, Ramazan ayının birlik ve dayanışma mesajlarıyla tamamlanırken Davutoğlu’nun küresel gelişmelere ilişkin yaptığı “Üçüncü Dünya Savaşı başladı” değerlendirmesi geceye damga vuran açıklama olarak öne çıktı.

Davutoğlu: 3. Dünya Savaşı başladı Haber

Davutoğlu: 3. Dünya Savaşı başladı

Eski Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Gelecek Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, Gelecek Partisi Bursa İl Başkanlığı tarafından Podyum Park'ta düzenlenen buluşmada gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Davutoğlu, Bursa'daki buluşmada kentin tarihsel birikimine ve şehir kültürüne vurgu yaptı. Bursa'nın sadece bir yaşam alanı değil, yaşam için bir proje olarak görülmesi gerektiğini dile getiren Davutoğlu, özellikle gençlere kentin kültürünü tanımaları çağrısında bulundu. Devlet olmanın ve bir medeniyet kurmanın "ahlak, hukuk ve gelenekle" mümkün olabileceğini ifade eden Davutoğlu, Bursa'nın tarihsel dokusunun bu anlamda güçlü bir örnek taşıdığını belirtti. Davutoğlu, İslam dünyası liderleri başta olmak üzere uluslararası toplumun Gazze'de yaşananlara karşı yeterli sorumluluk almadığını savundu. Refah kapısının kapalı tutulduğunu, insani yardımın girişinin engellendiğini ve bunun uzun süredir canlı yayın izlenir gibi sürdüğünü belirtti. Türkiye'nin uluslararası platformlarda İsrail'le aynı çizgide görünmesine yönelik sert bir itiraz dile getirdi. Davutoğlu, "Trump'ın sözde barış kurulunun içinde İsrail'in yanında Türkiye'nin olmasını ne midem kaldırıyor ne yüreğim kaldırır. Olmaz. Olmaz" ifadelerini kullandı. Davutoğlu, Filistin'e yardım söyleminin ancak onur ve ile ile anlam kazanabileceğini vurguladı. "ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI FİİLEN BAŞLAMIŞTIR" Davutoğlu, küresel düzenin kırılganlığına ilişkin değerlendirmelerinde ise, dünyanın bir düzen yıkımı sürecinden geçtiğine dikkat çekti. Bu sürecin tek bir cephede başlayıp biten klasik savaşlara benzemeyeceğini dile getiren Davutoğlu, Ukrayna-Rusya savaşı, ABD-İsrail-İran gerilimi ve farklı bölgelerdeki çatışmaları "fragmanlar" olarak niteledi. Bu noktada, küresel ölçekte daha geniş bir kırılmanın başladığını ifade eden Davutoğlu, "Üçüncü Dünya Savaşı fiilen başlamıştır. Herkes kendini alıştırsın" ifadelerini kullandı. Birleşmiş Milletler sistemi, uluslararası ticaret ve sağlık düzeni gibi yapıların sarsıldığını savunan Davutoğlu, Trump dönemindeki politikaların "var olan düzeni yıkan" etkiler ürettiğini söyledi. "İNCİRLİK VE KÜRECİK'İN İSRAİL ADINA KULLANILMASINA İZİN VERMEYİZ" Davutoğlu, Türkiye'nin savunmasını güçlendirmesi gerektiğini belirterek, "Toplarınızı, dronelarınızın sayısını artıracaksınız; stokta yeteri kadar olacak” değerlendirmesinde bulundu. Ancak bunun, Türkiye topraklarının başka bir ülkenin komşu ülkeye saldırısı için üs gibi kullanılmasını meşrulaştırmayacağını vurgulayan Davutoğlu, "İncirlik Üssü'nün ya da Kürecik Üssü'nün Amerikalılar tarafından İsrail adına İran'a karşı kullanılmasına izin vermeyiz" sözleriyle tepki gösterdi. Türkiye'nin "komşu ülkeye saldırı için kullanılan üs mantığına" kapı açmaması gerektiğini söyleyen Davutoğlu, bu yaklaşımın şehitlerin hatırasına da aykırı olduğunu dile getirdi. "TÜRKİYE-İRAN'I ÇATIŞTIRMAK İÇİN ‘TÜRKİYE'YE SALDIRDI" DİYORLAR" Davutoğlu, Türkiye atıldığı öne sürülen bir füze haberinin ardından yapılan değerlendirmelere dikkat çekerek, Türkiye'nin doğrudan hedef alındığı yönündeki yorumların kasıtlı biçimde dolaşıma sokulabileceğini ifade etti. Milli Savunma Bakanlığı'nın açıklamasının da bu yönde olduğunu hatırlatan Davutoğlu, olayın Türkiye'ye yönelmiş bir saldırıdan ziyade Irak-Suriye hattı üzerinden Güney Kıbrıs'taki İngiliz üslerine dönük bir hedefleme ihtimali taşıdığı değerlendirmesini aktardı. İran Genelkurmayı'nın da "Türkiye'yle herhangi bir sorun yok" yönünde açıklama yaptığını söyleyen Davutoğlu, ABD medyasındaki bazı yayınlara işaret ederek, "Dün CNN dahil Amerikan kanallarını izledim; hepsi ağız birliği etmişçesine 'İran Türkiye'ye saldırdı' diyor. Niye söylüyorlar? Türkiye'yle İran'ı çatıştırmak için" ifadelerini kullandı. Davutoğlu, Türkiye'nin bölgesel bir çatışmanın içine çekilmek istendiğini belirterek, tarihsel bir hatırlatmada bulundu ve Türkiye ile İran arasında yüzyıllardır savaş yaşanmadığını söyledi. Türkiye'nin İran'la rekabet edebileceğini ancak mezhep ekseninde bir gerilimin parçası olmayacağını vurgulayan Davutoğlu, "El ele Sünni-Şii çatışmasının parçası olmayız" değerlendirmesinde bulundu. Davutoğlu, "Türkiye'yi savaşın parçası kılacak şekilde Amerikalıların ya da İsraillilerin bir adım atmasına izin vermeyin" çağrısını dile getirdi. "FAİZCİ-RANTİYECİ KAZANIYOR, SANAYİ DURMA NOKTASINDA" Davutoğlu, "faizci-rantiyeci" olarak tanımladığı bir kesimin güçlendiğini savunarak, sahada sanayicilerin ciddi sıkıntı yaşadığını söyledi. Enflasyon, yakıt fiyatları ve vergi yüküne dikkat çeken Davutoğlu, "Dünyanın en yüksek enflasyonlarından biri… En pahalı mazot bizde. Zam geldi" değerlendirmesinde bulundu. Davutoğlu, vatandaşın yükünün hafiflemediğini savunarak, gelir uçurumunun büyüdüğü bir tabloda sanayinin durma noktasına geldiğini dile getirdi. "HASANAĞA OSB'NİN YOLUNU GÖRÜNCE UTANDIM" Davutoğlu, gün içinde Hasanağa Organize Sanayi Bölgesi'ni ziyaret ettiğini belirterek, altyapı sorunlarını örnek gösterdi. Otobandan OSB'ye uzanan güzergaha ilişkin gözlemini paylaşan Davutoğlu, "Yolu gördüm, utandım" sözleriyle tepki gösterdi. Bölgede Japon ve Alman gibi çok uluslu şirketlerin de bulunduğunu aktaran Davutoğlu, "30 yıllık bir organize sanayi sitesinden bahsediyoruz" diyerek altyapı ve kamu hizmetlerinin geldiği noktayı eleştirdi; Bursalıların da mevcut yöneticiler üzerinde baskı kurması gerektiğini söyledi

Saadet Partisi Bursa İl Kadın Kolları’ndan Çarpıcı Uyarı: “Toplumsal Çürüme Derinleşiyor, Ahlak ve Adalet Yeniden İnşa Edilmeli” Haber

Saadet Partisi Bursa İl Kadın Kolları’ndan Çarpıcı Uyarı: “Toplumsal Çürüme Derinleşiyor, Ahlak ve Adalet Yeniden İnşa Edilmeli”

Bursa’da Saadet Partisi İl Kadın Kolları, toplumsal ve siyasal yapıya ilişkin dikkat çeken bir değerlendirme yaparak ahlak, adalet ve maneviyat ekseninde güçlü bir uyarıda bulundu. İl Kadın Kolları Başkan Yardımcısı Betül Arakız, yaptığı kapsamlı açıklamada Türkiye’nin karşı karşıya olduğu sorunların yalnızca ekonomik ya da siyasi krizlerle açıklanamayacağını belirterek, asıl meselenin insan, toplum, siyaset ve kurumların birlikte aşındığı derin bir çürüme süreci olduğunu vurguladı. “Sorunlar Yapısal Bir Çözülmenin Sonucu” Arakız, yaptığı açıklamada bugün Türkiye’de ekonomiden güvenliğe, siyasetten sosyal hayata kadar pek çok başlığın tartışıldığını ancak sorunların kalıcı hâle gelmesinin temel nedeninin daha derin bir yapısal çözülme olduğunu ifade etti. Bu sürecin ani ortaya çıkan bir kriz olmadığını belirten Arakız, uzun yıllar içinde biriken ve hayatın her alanına yayılan bir çözülmeden söz ettiklerini dile getirdi. Açıklamada, bireyden başlayarak topluma ve kurumlara uzanan bu aşınmanın giderek daha görünür hâle geldiği kaydedildi. “Çözülme Önce Bireyin İçinde Başlıyor” Arakız’a göre toplumsal çürümenin ilk halkası bireyin iç dünyasında başlıyor. İnsan hayatını anlamla ilişkilendiremediğinde sorumluluk duygusunun zayıfladığını ifade eden Arakız, yaşamın emanet bilinci yerine kazanç ve tüketim odaklı bir anlayışla şekillenmeye başladığını söyledi. Günümüzde birçok alanda “Doğru mu?” sorusunun geri planda kaldığını belirten Arakız, “Bana ne kazandırır?” yaklaşımının öne çıktığını ifade ederek bunun iş hayatında hak ihlallerini, kamuda torpilin normalleşmesini ve günlük hayatta yalanın sıradanlaşmasını beraberinde getirdiğini dile getirdi. Toplumsal Bağlar Zayıflıyor, Aile Kurumu Baskı Altında Bireysel düzeyde başlayan çözülmenin kısa sürede toplumsal bağları zayıflattığını belirten Arakız, bunun en somut sonucunun aile kurumunda görüldüğünü ifade etti. Ailenin değerlerin öğrenildiği ilk ve en temel yapı olduğuna dikkat çeken Arakız, bugün ailelerin ekonomik baskılar, iletişimsizlik ve güvensizlik gibi çok yönlü sorunlarla ayakta kalmaya çalıştığını söyledi. “Aile Yılı İlanı Beklentileri Karşılamadı” Hükümetin 2025 yılını “Aile Yılı” ilan ettiğini hatırlatan Arakız, buna rağmen toplumun temel taşı olarak görülen ailelerin ekonomik ve sosyal haklar açısından ciddi kayıplar yaşadığı bir dönemin ortaya çıktığını savundu. Açıklamada, aile kurumunun desteklenmesi gerekirken toplumun kendi başının çaresine bakmak zorunda bırakıldığı yönünde eleştiriler yer aldı. Ahlak, Adalet ve Maneviyat Vurgusu Saadet Partisi Bursa İl Kadın Kolları’nın açıklamasında çözümün yalnızca ekonomik tedbirlerle sınırlı kalamayacağı, toplumsal iyileşmenin ahlak, adalet ve maneviyat ekseninde mümkün olacağı ifade edildi. Arakız, toplumun yeniden güçlü bir değer zemini üzerinde yükselmesi gerektiğini belirterek, bireyden başlayarak kurumlara kadar uzanan kapsamlı bir zihniyet değişimine ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Saadet’ten İktidara Sert Yükleniş: “Adalet Çöküyorsa Devlet Alarm Veriyor!” Haber

Saadet’ten İktidara Sert Yükleniş: “Adalet Çöküyorsa Devlet Alarm Veriyor!”

Türkiye’de hukuk devleti tartışmaları giderek büyürken, Saadet Partisi Bursa İl Başkan Yardımcısı Ensari Altınışık’tan iktidara yönelik çok sert ve dikkat çeken açıklamalar geldi. Altınışık, adalet sisteminde yaşanan sorunların artık toplumsal güven krizine dönüştüğünü belirterek, “Adalet, devletin varlık sebebi ve medeniyetimizin temelidir” sözleriyle mevcut tabloya ağır eleştiriler yöneltti. Altınışık’ın açıklamaları, yalnızca bir siyasi değerlendirme değil, Türkiye’de hukuk düzeninin geldiği noktaya ilişkin kapsamlı bir uyarı ve sert bir sistem eleştirisi olarak değerlendiriliyor. “Adalet Zayıflıyorsa Devletin Temelleri Sarsılıyor” Altınışık, hukukun üstünlüğünün sadece teorik bir kavram değil, devletin meşruiyetinin ana dayanağı olduğunu vurgulayarak, adaletin zedelendiği bir ortamda toplumsal huzurun sürdürülemeyeceğini ifade etti. Açıklamasında, adaletin yalnızca mahkeme salonlarında değil, hayatın tüm alanlarında hissedilmesi gereken bir temel değer olduğunu belirtti. Toplumda adalet duygusunun zayıflamasının devlet ile millet arasındaki güven bağını koparma noktasına getirdiğini savunan Altınışık, son yıllarda hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı ve temel haklar alanında yaşanan sorunların ciddi bir güven erozyonuna yol açtığını söyledi. “Hukuk Devleti İlkesi Alarm Veriyor” Altınışık, mevcut yönetim anlayışına yönelik eleştirilerinde hukukun sınırlandırıcı rolünün zayıfladığını ima ederek, devlet gücünün hukukla dengelenmesi gerektiğini vurguladı. Adaletin olmadığı bir ortamda ne gerçek kalkınmanın mümkün olacağını ne de toplumsal barışın sağlanabileceğini belirtti. “Güçlünün değil haklının üstün olduğu bir düzen kurmak siyaset anlayışımızın özüdür” ifadelerini kullanan Altınışık, Türkiye’nin acilen hukuk devleti standartlarını güçlendirmesi gerektiğini söyledi. Yargı Bağımsızlığı ve Kurumsal Güven Vurgusu Açıklamada en dikkat çeken başlıklardan biri de yargı bağımsızlığı oldu. Altınışık, yargının tam bağımsız ve tarafsız işlemesinin demokratik sistemin vazgeçilmez şartı olduğunu belirterek kuvvetler ayrılığı ilkesinin sağlıklı şekilde korunması gerektiğini dile getirdi. Temel hak ve özgürlüklerin güçlü bir hukuki güvence altında olması gerektiğini ifade eden Altınışık, adalet sisteminin hızlı, erişilebilir ve güven veren bir yapıya kavuşmasının hem toplumsal huzur hem de ekonomik istikrar açısından kritik olduğunu söyledi. “Keyfî Değil Şeffaf Yönetim” Çağrısı Altınışık, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu yönetim modelinin ayrıştırıcı değil birleştirici olması gerektiğini belirterek, baskıcı değil hak temelli bir yönetim anlayışına geçilmesi gerektiğini savundu. Açıklamada şeffaflık, hesap verebilirlik ve liyakat vurgusu öne çıktı. Kamu yönetiminde güçlü denetim mekanizmalarının kurulmasının devlet-millet ilişkisini güçlendireceğini ifade eden Altınışık, yolsuzlukla etkin mücadele ve adil gelir dağılımının hem hukuki hem ahlaki bir zorunluluk olduğunu söyledi. Saadet’in Net Mesajı: “Adalet Yeniden Devletin Temeli Olmalı” Saadet Partisi’nin yaklaşımını açık ve net ifadelerle ortaya koyan Altınışık, adaletin yeniden devlet yönetiminin merkezine yerleştirilmesi gerektiğini belirtti. Açıklamasında şu başlıklar öne çıktı: Adalet yeniden devletin temeli yapılmalı Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı tam anlamıyla sağlanmalı Temel hak ve özgürlükler yüksek hukuk standartlarında korunmalı Kamu yönetiminde şeffaflık, liyakat ve hesap verebilirlik esas olmalı Toplumsal barışı güçlendiren adil bir düzen kurulmalı “Adalet Olmadan Kalkınma da Barış da Olmaz” Altınışık, “Önce ahlak ve maneviyat” anlayışının ancak adaletle anlam kazanacağını belirterek adaletin olmadığı bir sistemde ekonomik büyümenin de sürdürülebilir olmayacağını ifade etti. Açıklamada, güçlü kurumlar ve sağlam hukuk düzeni olmadan kalıcı refahın mümkün olmadığı vurgulandı. Saadet’in Türkiye Vizyonu Altınışık, Saadet iktidarı hedefi doğrultusunda Türkiye’nin adaletin hâkim olduğu, hukukun üstünlüğünün eksiksiz uygulandığı bir ülke haline geleceğini belirtti. Güçlü ekonomi, sağlam kurumlar ve huzurlu toplum hedefinin ancak adil bir yönetim anlayışıyla mümkün olacağını ifade etti. Siyasi Atmosferde Yeni Tartışma Başlığı Altınışık’ın açıklamaları, Türkiye’de son dönemde yoğunlaşan hukuk devleti ve yargı bağımsızlığı tartışmalarına yeni bir boyut kazandırdı. Siyasi kulislerde bu çıkışın önümüzdeki süreçte muhalefet söylemlerinde daha sert bir tonun habercisi olabileceği değerlendiriliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.