Hava Durumu

#Adaletsizlik

Gürsu Haber - Adaletsizlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Adaletsizlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa’da “Kademeli Emeklilik” çağrısı: “Bir gün farkla 20 yıl kaybediyoruz” Haber

Bursa’da “Kademeli Emeklilik” çağrısı: “Bir gün farkla 20 yıl kaybediyoruz”

Fomara Meydanı’nda gerçekleştirilen açıklamaya EMADDER Genel Başkanı Mihriban Uğurlu, Emekli ve Emekçiler Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı ve EYT Dernekleri Federasyonu Kurucu Başkanı Gönül Boran Özüpak, EMEDFED Örgütten Teşkilattan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Alper Özüpak, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Mehmet Aydın Saldız, CHP Osmangazi İlçe Başkanı Raşit Gürbüz, Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan ile çok sayıda emekli ve emekçi vatandaş katıldı. “Bir gün farkla 17-20 yıl daha fazla çalışıyoruz” Basın açıklamasında konuşan EMADDER Genel Başkanı Mihriban Uğurlu, emeklilik sisteminde ciddi bir adaletsizlik yaşandığını belirterek özellikle 8 Eylül 1999 sonrası işe başlayanların büyük mağduriyet yaşadığını söyledi. Uğurlu, yalnızca bir gün fark nedeniyle milyonlarca kişinin yıllarca daha fazla çalışmak zorunda kaldığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Bir gün farkla 17-20 yıl daha fazla çalışmak zorunda bırakılıyoruz. Bizler emekli değiliz, EYT’li de değiliz. Emekliliğe hak kazandığı hâlde adaletsiz yasalar nedeniyle emekli olamayan milyonlarız.” “EYT düzenlemesi yeni mağduriyet doğurdu” 7438 sayılı EYT düzenlemesine de değinen Uğurlu, yapılan düzenlemenin bir kesimi kapsarken milyonlarca kişiyi kapsam dışında bıraktığını söyledi. Uğurlu, “50-55 yaşında primini doldurmuş insanlar çalışmaya zorlanırken, 38-43 yaşında emeklilik mümkün olabiliyorsa burada ciddi bir adaletsizlik vardır” diyerek sistemdeki dengesizliğe dikkat çekti. Son dönemde dile getirilen “nimet-külfet dengesi” söylemine de tepki gösteren Uğurlu, 9-10 bin gün prim ödeyen çalışanların “külfet” olarak görülmesinin kabul edilemez olduğunu ifade etti. “Bir gün farkla insanlardan 20 yıl alınamaz” Yetkililere çağrıda bulunan Uğurlu, emeklilikte yaşanan eşitsizliğin giderilmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi: “8 Eylül bu ülkenin evladıysa, 9 Eylül neden üvey evladı olsun? Bir gün fark yüzünden bir insandan 20 yıl alınabilir mi? Bu bir maaş talebi değil, adalet arayışıdır.” Uğurlu, kademeli emeklilik düzenlemesinin çıkarılması ve EYT düzenlemesinde eksik kalan kısmın tamamlanması gerektiğini vurgulayarak mücadelelerini sürdüreceklerini söyledi. Anahtar Parti’den destek Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan da açıklamasında, toplumda adalet duygusunun zedelenmesinin ciddi sonuçlar doğuracağını belirtti. Aslan, “Bugün burada dile getirilen adaletsizlik karşısında verilen mücadeleyi son derece haklı buluyoruz. Bir toplum adalet duygusunu kaybettiğinde kalkınmasını ve ahlaki değerlerini de kaybeder. Bir gün ile 17 yıl arasında değişen mağduriyetlerin yaşanması kabul edilemez” dedi. “Sistem kademeli emekliliği kaldırabilir” Sosyal Güvenlik Uzmanı Özgür Erdursun ise kademeli emeklilik talebinin sosyal ve ekonomik açıdan karşılığı olan bir düzenleme olduğunu söyledi. Türkiye’de sosyal güvenlik sisteminin gelir-gider dengesinde son yıllarda iyileşme yaşandığını belirten Erdursun, kademeli emekliliğin uygulanabilir bir model olduğunu ifade etti. Erdursun, düzenleme hayata geçirilse bile herkesin aynı anda emekli olmayacağını, sürecin yıllara yayılarak ilerleyeceğini belirterek EYT sürecinde de benzer bir durum yaşandığını hatırlattı. Bursa’daki açıklamada, emeklilikte yaşanan eşitsizliklerin giderilmesi ve kademeli emeklilik düzenlemesinin bir an önce yasalaşması çağrısı yapılırken, hak arama mücadelesinin süreceği mesajı verildi.

Milyonlar Görmezden Geliniyor Haber

Milyonlar Görmezden Geliniyor

Milyonlar Görmezden Geliniyor Yapı Kayıt Belgesi Talebi Patlama Noktasında İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu, milyonlarca vatandaşı ilgilendiren yapı kayıt ve mülkiyet krizine ilişkin çok sert açıklamalarda bulundu. Hacıoğlu, 31.12.2025 tarihinden önce yapılmış yapılar için acil şekilde Yapı Kayıt Belgesi düzenlemesi yapılmasını talep ederken, mevcut uygulamaların açık bir adaletsizlik yarattığını vurguladı. “Bu artık bir imar meselesi değil, doğrudan bir hayat meselesidir” diyen Hacıoğlu, devletin yıllardır görmezden geldiği sorunun artık sürdürülemez bir noktaya geldiğini ifade etti. “Biz Kaçakçı Değil, Kendi Toprağında Yaşayan İnsanlarız” Açıklamada en dikkat çeken vurgu, vatandaşların durumuna ilişkin oldu: “Bizler köylüyüz, çiftçiyiz. Kendi tapulu arazimize ev yaptık, ahır yaptık, barınak yaptık. Tarlamızda, kendi mülkümüzde yaşamak için yapı inşa ettik. Amaç belliydi: barınmak ve üretmek.” Bu sözlerle milyonlarca insanın “kaçak yapı sahibi” gibi gösterilmesine sert tepki gösterildi. “Aynı Durum, Farklı Muamele: Bu Açık Bir Adaletsizliktir” Türkiye genelinde milyonlarca vatandaşın aynı sorunu yaşadığına dikkat çekilen açıklamada, çözüm üretimindeki çifte standart sert şekilde eleştirildi: Bir kesime çözüm sunulurken diğerine “bekleyin” denilmesi Aynı şartlarda yapılaşan vatandaşlar arasında ayrım yapılması Fiili yerleşim alanlarının görmezden gelinmesi “Bu kabul edilemez. Bu adil değildir. Bu sürdürülemez.” Devlete Güvenen Vatandaş Cezalandırılıyor 2018 yılında verilen Yapı Kayıt Belgelerine güvenerek hareket eden vatandaşların bugün büyük bir belirsizlik içinde bırakıldığına dikkat çekildi. “Devlete güvenerek belge aldık. Şimdi yıkım tehdidi altındayız. Bu, yalnızca bir idari sorun değil; doğrudan doğruya güven krizidir.” Hacıoğlu, bu durumun vatandaş-devlet ilişkisini zedelediğini açıkça ifade etti: “Bu güven boşa çıkarsa, bunun bedeli çok ağır olur.” 2B Var, Diğerleri Yok: Sorunun Kalbi Burada Açıklamada en sert eleştirilerden biri de 2B kapsamındaki düzenlemelere yönelik oldu: 2B arazilerine çözüm üretilirken Aynı şekilde fiilen yerleşime dönüşmüş alanların kapsam dışı bırakılması “Bu nasıl bir hukuk anlayışıdır?” sorusunu gündeme getirdi. “Aynı ihtiyaç, aynı yapılaşma, aynı gerçeklik… Ama farklı muamele. İşte sorun tam olarak burada.” “Bu Bir Kaçak Yapı Meselesi Değil” Hacıoğlu’nun en net mesajlarından biri ise şu oldu: “Bu mesele kaçak yapı meselesi değildir.” Bu durumun: Barınma hakkı Mülkiyet hakkı Yaşam güvenliği ile doğrudan ilgili olduğu vurgulandı. “Devlet Bedel Ödetemez, Çözüm Üretmek Zorundadır” Açıklamada devletin sorumluluğuna da dikkat çekildi: “Geçmişteki planlama eksikliklerinin bedeli vatandaşa yüklenemez. Devletin görevi cezalandırmak değil, çözüm üretmektir.” Bu sözler, mevcut politikalara yönelik en sert eleştirilerden biri olarak öne çıktı. TBMM’ye Açık Çağrı: “Artık Oyalamayın” İmar Yasasına Takılanlar Derneği, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne net ve sert bir çağrıda bulundu: 31.12.2025 öncesi yapılar için Yapı Kayıt Belgesi verilmelidir Mevcut yapıların hukuki statüsü acilen netleştirilmelidir Mülkiyet hakkını güvence altına alan kalıcı yasal düzenleme yapılmalıdır Aynı durumdaki vatandaşlar arasında ayrımcılık derhal sona erdirilmelidir “Bu Öfke Büyüyor” Açıklamanın en çarpıcı bölümü ise uyarı niteliğindeki ifadeler oldu: “Milyonlarca insan görmezden geliniyor” “Sorun büyüyor, sabır tükeniyor” “Toplumsal vicdan bu adaletsizliği kabul etmiyor” “Bugün çözülmeyen bu sorun, yarın çok daha büyük bir sosyal krize dönüşecektir.” “Bu Siyasi Değil, Milli Bir Meseledir” Son olarak tüm siyasi partilere çağrı yapıldı: “Bu mesele siyasi değil; insani, toplumsal ve milli bir meseledir. Herkes sorumluluk almak zorundadır.” “Görün Bizi!” İbrahim Hacıoğlu; “Görün bizi! Çözüm var ama herkese yok. İşte itirazımız tam da buna. Ya adalet herkese olacak, ya da bu sorun büyüyerek devam edecek.”

Memur Emeklisine Bir Darbe Daha: Verilen Sözler Tutulmadı, Sabır Taştı Haber

Memur Emeklisine Bir Darbe Daha: Verilen Sözler Tutulmadı, Sabır Taştı

Kamuoyunda uzun süredir tartışma konusu olan memur emeklilerinin ekonomik durumu, yeni gelişmelerle birlikte yeniden gündemin en üst sıralarına taşındı. Bayram öncesi verilen sözlerin tutulmaması, zaten derin bir geçim sıkıntısı yaşayan milyonlarca emekli için adeta bardağı taşıran son damla oldu. Söz Var, İcraat Yok Hükümet tarafından daha önce dile getirilen seyyanen zam vaadi, memur emeklileri açısından bir kez daha hayal kırıklığıyla sonuçlandı. Çalışan memurlara yönelik düzenlemeler yapılırken, yıllarca kamuya hizmet etmiş emeklilerin bu artıştan yararlandırılmaması büyük tepki çekti. Uzmanlar, bu durumun sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmadığını vurgularken, emekliler kendilerine verilen sözlerin sistematik şekilde ertelendiğini düşünüyor. Üstelik yalnızca seyyanen zam değil; bayram öncesinde hesaplara yatırılması beklenen maaşlar ve ek ödemeler konusunda da ciddi bir belirsizlik yaşandı. “Bayram müjdesi” olarak sunulan açıklamaların pratiğe yansımaması, kamuoyunda güven erozyonuna yol açtı. “Emekli Neden Cezalandırılıyor?” En çok sorulan soru ise şu: Yıllarca devlete hizmet etmiş memur emeklileri neden kapsam dışı bırakılıyor? Ekonomistler, artan enflasyon karşısında sabit gelirli kesimlerin hızla yoksullaştığına dikkat çekerken, özellikle memur emeklilerinin gelir artışlarının piyasa gerçeklerinin çok gerisinde kaldığını belirtiyor. Sosyal güvenlik politikalarındaki dengesizlikler, çalışan ile emekli arasındaki makasın her geçen gün daha da açılmasına neden oluyor. Bu tablo, emekliler tarafından açık bir “adaletsizlik” olarak yorumlanıyor. Bayram Öncesi Büyük Hayal Kırıklığı Bayram gibi toplumsal dayanışmanın zirveye çıktığı bir dönemde yaşanan bu gelişmeler, emeklilerin psikolojik olarak da yıpranmasına neden oldu. Birçok emekli, temel ihtiyaçlarını karşılamakta dahi zorlandığını ifade ederken; bayram hazırlıklarının yerini derin bir ekonomik kaygı aldı. Maaşların zamanında yatmaması ya da beklentilerin altında kalması, özellikle dar gelirli kesimde ciddi mağduriyet yarattı. Emekliler, “bayram sevincinin yerini geçim derdi aldı” diyerek tepkilerini dile getiriyor. Pazar Ateş Pahası, Emekli Çaresiz Öte yandan çarşı ve pazardaki fiyat artışları da tabloyu daha ağır hale getiriyor. Gıda başta olmak üzere temel tüketim ürünlerinde yaşanan sert yükseliş, sabit gelirli vatandaşların alım gücünü neredeyse yok etmiş durumda. Pazara çıkan emekliler, filelerini dolduramadan geri dönmek zorunda kaldıklarını ifade ediyor. Ekonomik veriler de bu tabloyu doğrular nitelikte. Enflasyonun yüksek seyri, maaş artışlarının reel etkisini kısa sürede eritiyor. Bu durum, emeklilerin her geçen gün daha fazla borçlanmasına ve yaşam standartlarının gerilemesine yol açıyor. Tepkiler Büyüyor Sivil toplum kuruluşları ve emekli dernekleri, yaşanan gelişmelere sert tepki göstererek yetkililere acil çağrıda bulunuyor. Talepler net: Seyyanen zam uygulamasının emeklileri de kapsaması Maaşların enflasyon karşısında korunması Verilen sözlerin gecikmeden hayata geçirilmesi Aksi halde, toplumsal huzursuzluğun artabileceği uyarısı yapılıyor. Güven Krizi Derinleşiyor Gelinen noktada en dikkat çekici unsur ise oluşan güven krizi. Art arda verilen ancak karşılığı görülmeyen sözler, kamuoyunda ciddi bir inandırıcılık sorunu yaratmış durumda. Emekliler, artık açıklamalardan çok somut adımlar görmek istediklerini açıkça dile getiriyor. Sonuç olarak, memur emeklilerinin yaşadığı bu tablo yalnızca ekonomik değil; aynı zamanda sosyal ve psikolojik bir krize işaret ediyor. Bayram öncesi umutlanan milyonlarca insanın hayal kırıklığına uğraması, meselenin ciddiyetini bir kez daha gözler önüne seriyor. Gözler şimdi atılacak adımlarda. Ancak emeklilerin sabrının giderek tükendiği de açıkça görülüyor.

Emeklilikte Adalet Mücadelesi: Gürkan Şimşek'ten Sert Çıkış! "Adaletsizlik Karşısında Duruşumuzu Değiştirmeyeceğiz" Haber

Emeklilikte Adalet Mücadelesi: Gürkan Şimşek'ten Sert Çıkış! "Adaletsizlik Karşısında Duruşumuzu Değiştirmeyeceğiz"

Bursa - Emeklilikte Adalet Arayanlar Derneği Bursa İl Başkanı Gürkan Şimşek, adalet talebinde bulunan milyonlara seslenerek, kademeli emeklilik düzenlemesi yapılmadan EYT sorununu çözülmüş saymanın mümkün olmadığını ve bu adaletsizliğin sürmesinin kabul edilemez olduğunu vurguladı. Gürkan Şimşek, 08 Eylül 1999 sonrası emeklilik hakkı kazanan, ancak sonradan değişen düzenlemelerle mağdur edilen milyonlarca çalışanın haklarını savunmaya devam ettiklerini belirterek, "Adaletsizliğin karşısında duruşumuzu değiştirmeyeceğiz, ne olursa olsun sonuna kadar bu mücadelenin peşinden gideceğiz!" dedi. Şimşek, "Emeklilikte Adalet mücadelesi, birkaç kişinin dile getirdiği bir mesele olmaktan çok daha fazlasıdır. Bugün milyonlar konuşuyor ve sesleri günden güne daha da büyüyor. Bu tesadüf değil, bu sabrın, emeğin ve kararlılığın sonucudur" diye sözlerine devam etti. "Bu Adaletsizlik Tolerans Kabul Etmiyor" 1999 sonrasında yaşanan mağduriyetlerin devletin çeşitli platformlarında dile getirildiğini belirten Şimşek, "Emeklilikte Adalet talebimiz, yıllardır her platformda dile getirildi. Bu ses, yalnızca birkaç kişinin başlattığı bir çığlık değildi. Dosyalar hazırlandı, raporlar sunuldu, milletvekilleriyle görüşmeler yapıldı, genel başkanlarla toplantılar gerçekleştirildi. Ama sonuç değişmedi. Bugün milyonlarca kişi aynı çığlığı haykırıyor" dedi. Şimşek, bu mücadelenin başından itibaren tek bir hedeflerinin olduğunu vurgulayarak, "Emeklilikte adalet istiyoruz! Bu sadece bir talep değil, bu bir adalet meselesidir! Bizler, 1999 öncesi işe girenlere tanınan hakların, 2000 sonrası sigortalı olarak çalışan emekçilere de verilmesi gerektiğini savunuyoruz" şeklinde konuştu. "Haklı Mücadelemiz Asla Durmaz" Son yıllarda, EYT (Emeklilikte Yaş Tespiti) düzenlemesinin hayata geçirilmesinin ardından, Şimşek, "2000 sonrası SGK girişli emekçilerin kademeli emeklilik sorunu çözülmeden EYT meselesi tamamlanmış sayılmaz. Bir günle 17–20 yıl kayba uğrayan milyonların sorunları, göz ardı edilemez. Kademeli emeklilik sağlanmadan sosyal güvenlikte adalet tam anlamıyla tesis edilmiş olmaz" ifadeleriyle tepki gösterdi. "Adaletin Tesis Edilmesi İçin Mücadeleye Devam Ediyoruz" Şimşek, "Bu meselenin çözümü, bir günde yapılacak bir düzenleme değil. Ancak artık hedef görünüyor. Milyonlarca insan bu adaletsizliğin giderilmesini bekliyor ve biz bu süreci her adımda büyüterek sürdüreceğiz. Emeklilikte adalet sağlanana kadar, durmak yok!" diyerek, mücadelenin devam edeceğini ve geri adım atılmayacağını yineledi. "Duruşumuzu Asla Değiştirmeyeceğiz" Gürkan Şimşek, son olarak şu sert ifadeleri kullandı: "Bir günle 17-20 yıl kayba uğrayan emekçilerin mağduriyetini görmezden gelmek, devletin adalet anlayışına ve insan haklarına tamamen aykırıdır. Bizim duruşumuz, bu adaletsizliğin ortadan kaldırılması yönündedir. Kademeli emeklilik düzenlemesi yapılana kadar bu mücadele sona ermeyecek. Bunu herkes bilsin!" Mücadele Her Geçen Gün Daha Büyüyor Bursa'da yapılan basın açıklamaları ve mitinglerle seslerini duyurmaya devam eden Emeklilikte Adalet Arayanlar Derneği üyeleri, bu adaletsizliğin son bulması için kararlılıklarını yineledi. Her geçen gün sayılarının arttığını belirten Şimşek, "Bu mesele sadece bir grup insanın sorunu değil, Türkiye'nin sorunudur. Emeklilikte Adalet Derneği çatısı altında, bu yolun sonuna kadar peşinden gitmeye kararlıyız" dedi. Adalet Zamanı Geldi Bugün artık Türkiye’de her köşeden, her platformdan ve her sokaktan sesler yükseliyor. Kademeli emeklilik düzenlemesi, Türkiye'nin en önemli sosyal adalet meselelerinden birine dönüşmüş durumda. Bu sorunun çözülmesi, sadece bir hak talebi değil, aynı zamanda Türkiye'nin adalet anlayışının test edilmesidir. Ve unutmamalıyız: Haklı mücadeleler er ya da geç kazanır!

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde banka promosyonu krizi! Haber

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde banka promosyonu krizi!

31 Mart’ta sona erecek olan Bursa Büyükşehir Belediyesi ile Yapı Kredi Bankası arasındaki mevcut maaş promosyon sözleşmesinin yenilenmesi için 26 Şubat’ta ihale süreci başlatıldı. Edinilen bilgilere göre süreçte 6 banka teklif verdi ve üç tur görüşme gerçekleştirildi. SENDİKALARDAN AYRI SÖZLEŞME TALEBİ Memurları temsil eden yetkili sendika ve diğer sendika temsilcileri, ihale süreci başlamadan önce belediye yönetimine ortak bir dilekçe sundu. Dilekçede, belediye bünyesinde görev yapan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi memurlar ve sözleşmeli personel ile belediye iştiraklerinde çalışan işçilerin maaşlarının farklı seviyelerde olduğu ifade edildi. Bu nedenle tüm çalışanların tek sözleşme kapsamında değerlendirilmemesi gerektiği belirtilerek ayrı promosyon sözleşmeleri yapılması talep edildi. Sendika temsilcileri, tek sözleşme ile ihaleye çıkılması halinde farklı maaş gruplarında çalışan personelin aynı promosyon tutarını alacağını, bunun da gelir dağılımı açısından adaletsizlik doğurabileceğini dile getirdi. TEK SÖZLEŞME TERCİH EDİLDİĞİ ÖNE SÜRÜLDÜ İddialara göre Belediye yönetimi, tüm personelin tek sözleşme kapsamında yer alacağı bir ihale yöntemi üzerinde durdu. Bu tercih doğrultusunda yürütülen görüşmelerde bankaların tekliflerinin maaş ortalamasına göre şekillendiği ve bunun promosyon miktarını etkilediği ifade edildi. EŞİTLİK DEĞİL ADALETSİZLİK Başkan Bozbey’in görünüşte iyi niyetli bir tercih sunduğu izlenimi alınsa da mevcut tablo hatalı bir tercih olduğuna işaret ediyor. Belediye bünyesinde yaklaşık 3 bin memur ile 12 bin civarında belediye iştirak çalışanı ve kamu işçisi bulunduğu belirtiliyor. Çalışanlar arasında maaş seviyelerinin önemli ölçüde farklı olduğu da dile getiriliyor. Örneğin belediye iştiraklerinde çalışan bazı personelin maaşının yaklaşık 45 bin TL seviyesinde, bazı memurların maaşının ise 100 bin TL’ye yakın olduğu ifade ediliyor. Bu haliyle promosyonun eşit dağıtılması durumunda; Daha düşük maaşlı çalışanlar için promosyon ödemesi bir buçuk maaşa yaklaşan bir gelir anlamına gelebilirken, daha yüksek maaşlı çalışanlar için bir maaşın altında kalan bir ödeme seviyesinde kalabileceği belirtiliyor. ÖNCEKİ DÖNEM UYGULAMASI DA TARTIŞILIYOR Belediyede geçmiş yıllarda bazı dönemlerde Kamu iştirakleri ile memur sözleşmeli personeli kapsayan promosyon sözleşmelerinin, ayrı sözleşmeler olarak yapıldığı, ancak son yıllarda tek sözleşme uygulamasına geçildiği ifade ediliyor. Bu değişikliğin promosyon hesaplamasında farklı sonuçlar doğurduğu belirtiliyor. AK Partili eski Belediye Başkanı Alinur Aktaş döneminde, kamu iştirakleri yöneticilerinin çalışan temsilcilerinin talebi doğrultusunda Yapı kredi ile tüm personeli kapsayan bir ihale yapıldığı öğrenildi. Aktaş’ın hükümet partisinin belediye başkanı olduğu hatırlandığında, birleştirilen sözleşme döneminde maaşların 2-3 katı promosyon alındığı ve bunun bir kazanım olarak sunularak personelin memnuniyetinin sağlandığı belirtildi. Ancak bugün son seçim öncesinde Büyükşehir personelinin toplu bir şekilde ihaleye girdiği bu durumun, memur sendikaları tarafından adaletsizliğe neden olacağı ön görülerek tek sözleşme usulünden vazgeçilmesi talep edilse de Mustafa Bozbey’in aynı hatayı devam ettirmekte ısrarcı olduğu dile getirildi. Bozbey’in CHP’li bir belediye başkanı olduğu için güncel promosyon görüşmelerinin, iktidar ile olan anlaşmazlıklar nedeniyle bir maaşa dahi yaklaşmayan tutarlarda tekliflerin geldiği görüldü. Bu da memurların doğrudan kazanç kaybı yaşamasına neden oldu. EN YÜKSEK TEKLİF 80 BİN TL’YE ÇIKTI Edinilen bilgilere göre ihale sürecinde bankalar üç tur teklif verdi. İlk görüşmelerde en yüksek teklifin 68 bin TL seviyesinde olduğundan ihale iptal edildi, daha sonra yönetim ile bankalar arasında yapılan görüşmeler sonucunda bu rakamın 80 bin TL’ye yükseltildiği öğrenildi. Promosyon sözleşmesine ilişkin nihai imzanın henüz atılmadığı, sürecin tamamlanmadığı belirtiliyor. Ancak son teklifin değerlendirileceği de gelen bilgiler arasında. OSMANGAZİ BELEDİYESİ AYRI SÖZLEŞMEYLE İHALEYE GİTTİ Öte yandan Osmangazi Belediyesi’nin farklı bir yöntem izlediği de belirtildi. Belediye, memur, sözleşmeli personel ve kadrolu işçilerden oluşan yaklaşık 600 çalışanı kapsayan ayrı bir promosyon ihalesi düzenledi ve 2025 yılı Ekim ayında 98 bin TL’lik bir promosyon sözleşmesine imza atıldı. Bu uygulama emsal niteliği taşımakla birlikte, Osmangazi Belediyesi idaresi ve çalışanlar arasında “daha dengeli bir model” olarak değerlendirildi. PROMOSYON SÜRECİNDE SON RAKAM NE OLDU? En yüksek teklifi veren banka ile belediye idarecileri tarafından yapılan görüşmede promosyon tutarının 80 bin TL (75 Bin + 5 Bin Bonus) olarak güncellendiği bilgisine ulaşıldı. İhale Teknik Şartnamesinde 90 Bin TL alt limit olduğu iddia edilirken gelen düşük tekliflerin değerlendirmeye dahi alınmaması gerekiyor. Fakat bankalarca verilen en yüksek teklifin 80 bin TL olması ve belediye idaresince kabul edilmesi de olası itirazların güçleneceği şeklinde yorumlanıyor. BAŞKAN BOZBEY İMZALAYACAK MI? Başkan Bozbey’in tek sözleşme ile gidilen ihale sürecinde gelen en yüksek teklif olan 80 bin TL’ye imzayı henüz atmadığı öğrenilirken memur sendikalarınca protokolün bu şekli ile imzalanacağı kanaati paylaşılıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.