
“Belediyenin Malları Batan Geminin Enkazı Gibi Parça Parça Satılıyor!” İddialar Çok Ağır, Sorular Net, Belediye Hâlâ Sessiz
Bursa’nın Gürsu ilçesinde başlayan taşınmaz satışları tartışması artık sıradan bir siyasi polemik değil; açık bir yönetim krizi, ciddi bir kamu malı tartışması ve ağır ithamlarla büyüyen bir siyasi hesaplaşma halini aldı.
Geçmiş dönem CHP Gürsu İlçe Başkanı Cavit Kaya, kamuoyuna yaptığı kapsamlı açıklamada mevcut belediye yönetimini adeta topa tuttu. Kullandığı ifadeler yalnızca sert değil; doğrudan kamu varlıklarının hoyratça elden çıkarıldığı, ilçenin geleceğinin ipotek altına alındığı ve yılların birikiminin tüketildiği iddialarını içeriyor.
Açıklamalar Gürsu’da siyasi tansiyonu zirveye taşırken, belediye cephesinden hâlâ net ve ayrıntılı bir yanıt gelmemesi dikkat çekiyor.
“Bu Satış Değil, Tasfiye!”
Kaya, belediyeye ait taşınmazların satış ilanlarını “batan geminin malları” benzetmesiyle eleştirerek, ilçenin değerlerinin sistemli biçimde elden çıkarıldığını öne sürdü.
Kurtuluş Mahallesi Şehit Cüneyt Yıldız Caddesi üzerindeki 200 metrekare asma katlı dükkânın 12 milyon 500 bin TL muhammen bedelle, 375 bin TL geçici teminatla satışa çıkarılmasını kamu yararıyla bağdaşmaz buldu.
Zafer Mahallesi’nde belediyeye ait Kültür ve Çok Amaçlı Hizmet Binası’nın zemin katındaki dükkânların da milyonluk bedellerle satış listesine konduğunu belirten Kaya, toplam satış hacminin yaklaşık 63 milyon TL’ye ulaştığını ifade etti.
İddia şu: Bu taşınmazlar atıl değil; geçmişte kamusal vizyonla üretilmiş, stratejik gelir ve hizmet alanları. Şimdi ise birer birer tasfiye ediliyor.
Kent Meydanı Krizi: “9.107 Metreyi Ödedik, 4.700 Metreye Düşürdüler”
En çarpıcı başlıklardan biri kent meydanı üzerinden geldi.
Kaya’nın iddiasına göre kendi dönemlerinde 9.107 metrekarelik alanın tamamı kamulaştırıldı, bedelleri ödendi ve kent meydanı için hazır hale getirildi.
Ancak mevcut yönetim projeyi 4.700 metrekareye düşürdü.
Yani yarıya yakın küçülttü.
Kaya’nın ağır ithamı şu:
“Bizim zamanımızda tamamı istimlak edilip bedeli ödenmiş alanı tekrar sattılar. Sonra da küçülttükleri projeye ‘kent meydanı yapıyoruz’ diye övünüyorlar.”
Bu sözler, yalnızca proje küçültme eleştirisi değil; kamulaştırılmış ve bedeli ödenmiş kamu arazisinin akıbetine dair ciddi bir hesap sorusu.
“İçim Kan Ağlıyor” Ama Ton Merhametli Değil
Kaya açıklamasında duygusal bir ifade kullansa da metnin bütünü sert, keskin ve uzlaşmaz.
Gürsu’nun geçmişte elde ettiği ekonomik ve kamusal kazanımların “basiretsiz yönetim” nedeniyle eridiğini savunuyor.
1978’de sanayi çarşısı olan alanın kültür merkezine dönüşmesi, iş hanları, pazar yerleri, hal, itfaiye yatırımları… Bunların ilçeye ekonomik omurga kazandırdığını hatırlatıyor.
Alt mesaj net: “Bir zamanlar üreten, planlayan belediye vardı; şimdi satan bir yönetim var.”
Benzin İstasyonu İddiası: Gelir Getiren Alan Atıl mı Bırakıldı?
Atatürk Caddesi üzerindeki benzin istasyonu hakkında da ağır bir iddia ortaya atıldı.
Kaya’ya göre:
Bu alan geçmişte belediyeye gelir sağlıyordu.
Mevcut yönetim kiracıyı çıkardı.
Alan atıl hale getirildi.
Şimdi satış planlanıyor.
İddia doğruysa, kamu gelirinden vazgeçip mülkü değersizleştirme ve ardından satışa hazırlama gibi ciddi bir yönetim sorgulaması gündeme geliyor.
“1994’ten Sonra Gürsu’ya İhanet Başladı”
En sert cümlelerden biri bu oldu.
Atatürk Caddesi üzerindeki 1.900 metrekarelik alanın 1993’te kamulaştırılıp park yapıldığını, ancak 1994 sonrası eski sahiplerine iade edildiğini iddia eden Kaya, alanın 32 yıldır metruk kaldığını söyledi.
Bu durumu hem kamu hem de mülk sahipleri açısından zarar olarak niteledi.
“İhanet” kelimesinin kullanılması, eleştirinin dozunu açıkça gösteriyor.
Kaçak Yapılaşma ve Göz Yumma İddiaları
Kaya, ilçede bazı yapıların:
Ruhsatsız olduğunu
Kullanım izni bulunmadığını
Buna rağmen faaliyet gösterdiğini
iddia ederek belediyenin denetim sorumluluğunu sorguladı.
Plansız büyüme, rant odaklı politikalar ve kontrolsüz yapılaşma suçlamaları, yerel yönetimin şehircilik anlayışına yönelik doğrudan bir meydan okuma niteliğinde.
Belediye Başkanı’na Açık Sorular
Tartışmanın en hassas başlığı ise şu iddia:
Belediyede işçi kadrosunda çalışan bir personelin, mesai saatleri içinde kendi özel aracıyla belediye başkanının eşini etkinliklere götürdüğü öne sürüldü.
Kaya şu soruları kamuoyu adına yöneltti:
Bu görevlendirme resmi miydi?
Araç kiralık mıydı?
Yakıt giderleri kim tarafından karşılandı?
Görevlendirme yazılı mıydı?
Bu sorular, kamu kaynaklarının kişisel kullanımına ilişkin ciddi bir şüphe içeriyor.
Yeni Dosyalar Yolda
Kaya açıklamasının sonunda bunun başlangıç olduğunu, Gürsu’nun geçmişten bugüne kaybettiği alanlar ve belediye uygulamalarına ilişkin yeni iddiaları paylaşmaya devam edeceğini duyurdu.
Bu mesaj, sürecin büyüyebileceğine işaret ediyor.
Belediye Neden Sessiz?
Bu kadar ağır suçlamalar, bu kadar net sorular ve bu kadar büyük rakamlar ortadayken belediyeden henüz kapsamlı bir yanıt gelmemiş olması kamuoyunda soru işaretlerini büyütüyor.
Gürsu’da artık mesele sadece taşınmaz satışı değil. Mesele yönetim anlayışı. Mesele kamu malının kaderi. Mesele geçmişin emeği ve geleceğin yönü.
İddialar çok sert. Suçlamalar çok ağır. Sorular açık.
Ve cevap hâlâ yok.